Bilge Ata  
Site içi arama :
 
      Ana Sayfa   |   Din   |   Köken Bilimi   |   Güncel Makaleler   |   Araştırmalar   |   Belgeler   |   Hakkımızda   |   İletişim
 
 
 

 
Anket
Amerikalıların Kızılderililere yaptığı soykırım hakkında ne düşünüyorsunuz?
 Evet Soykırım yapmıştır
 Hayır Yapmamıştır
 Kısmi olarak soykırım yapmıştır

 
 
Ziyaretçi İstatistikleri
Aktif: 41
Bugün: 360
Toplam: 1.110.464
 

AMİD

ÇALINAN TÜRK TARİHİ

 

      A M İ D; {A M E D}

 

        Diyarbakır İlimizin eski adı AMİD idi. Bazı kaynaklarda AMİDİ, şeklinde kayıtlıdır. Bu bölgede en eski yöneticiler ise Hurri-Mitanniler olarak söyleniyor. AMİD adı hakkında epeyce yorumlar yapılmıştır. Hatta bazı söylencelere göre Hz. Yunus {sav} Efendimiz, burada hüküm süren bir KIRALİÇE’YE; BİKR, yani BEKÂR, el değmemiş anlamına gelen bir ad koyduğu şeklinde bir de söylence vardır. Diyarbakır bölgesine, bir süre Asurlular, daha sonraları da URARTULAR egemen oldular. AMİD veya AMİDİ adı ise Ön Türklerden kalma öz Türkçe bir sözdür. AMİD sözünü HAMİD şeklinde söylemek, doğru değildir.

        Hz. Yunus {sav}ile ilgi söylence, Arapları ana soy sayan Arap hayranlarınca söylemiş bir sözdür. Bu söz ile Peygamberlerin güya Arap oldukları şeklinde koyu bir Arapçılık propagandası yapıldığı görülüyor. Peygamberlerin soy kütüklerini hazırladım. {Şimdilik Hz. Süleyman {sav} Efendimiz www.bilgeata.com yayındadır. Tıklayınız.}

        Türklerin bölgedeki varlıklarını Selçuklu ve Osmanlı çağlarına bağlama çabaları, Türk Milletinin kadim; {eskiden eski} tarihini bilmeyenlerce yapılmış sığ çalışmalardan başka bir şey değildir. M.Ö. 7. Yüzyıldan itibaren Diyarbakır ve Güneydoğu Anadolu Bölgesine Türk İskitlerin egemen olduklarını biliyoruz. Büyük Türk KANI=HANI, KA’ANI ALPERTONGA’NIN Büyük Oğlu BARSKAN=BARS-KAN=BARS-HAN- BARSHAN =BARZAN’IN yaklaşık üç bin yıl önce Bölgeye egemen olduğunu eski tarihçiler açıklıyorlar. Anadolu’nun Doğu ve Güney’indeki, Türk varlığını, M.Ö. üç bin yıl ile sınırlandırmak, tarih hırsızlığıdır.{BARSHAN, BARZAN için www.bilgeata.com Barzaniler, Asenat Barzan TIKLAYINIZ.}

        KAYA ve MAĞARA DAMGALARI okundukça, Türklerin Doğu ve Güneydoğu Anadolu, Asya, Avrupa, Ortadoğu’ Mısır’daki varlıkları, gün yüzüne çıkmaktadır. Avrupa’daki ön Türklerin varlıkları da KAYA ve MAĞARA DAMGALARI okundukça binlerce yıl önce buralar, Türklerin yurtları olduğu kesinleşmektedir. İrlanda, İskoçya, İskandinavya, İngiltere, İsveç, Almanya, Fransa, Balkanlar, İstanbul, Diyarbakır, Van, Çölemerik, Şemdinli, Urfa, Tunceli, Attika, Kafkasya ve daha nice bölgelerdeki Ön Türk varlığının başlangıcı, M.Ö. 15 binli yıllara, Milat ile birlikte 17 bin yıl öncelere dayandığını, bu Ön Türk DAMGALARINDAN öğreniyoruz. Bu uğurda çalışmalar yapan değerli Üstadımız Kâzım Mirşan Hocamıza nice hayır ve bereket dolu yıllar dilerim. Muhterem Hocamızın eserlerini bizlere ulaştıran sayın Haluk Tarcan’a da aynı dileklerimi sunarım.   

 

       “TÜRK İSKİTLER {SAKALAR}”

 

        “İSKİTLERİN {SAKALARIN} ÇİN SEDDİNDEN TUNA IRMAĞINA KADAR YAYILMALARININ YANINDA, ÖN ASAYA’YA YÖNELMELERİNİN SEBEBİ, KİMMERLERİ TAKİP ETME DÜŞÜNCESİDİR.

        KİMMERLERİ yurtlarından çıkartan İSKİTLER, {Sakalar}, bunların ardından, Kafkasları doğudan dolaşarak Hazar Denizi kıyısını takiben Derbent-Demirkapı-geçitleri üzerinden Azerbaycan’a ve daha güneye {Heredots lV:12} -Ön Asya’ya dalgalar halinde akmaya başladılar. Urartu Kıralı 2. RUSA’NIN, KİMMERLERLE olduğu gibi akıllıca bir siyaset izleyerek, İSKİTLERLE anlaşma yaptığı görülür. İskit {Saka} akınları Asur’a yöneldi. {Tarhan1983:113} Kimmerleri kovalayarak gelen Türk İskitler, {Sakalar}, MEDLERİN EGEMENLİKLERİNE SON VERDİLER. BÜTÜN KÜÇÜK ASYA’YA YAYILDILAR. {Heredots  IV:1}

        İskitlerin çok istekli bir şekilde güneyde bulunan Ülkelere gittikleri, birçok tarihî vesikalardan anlaşılmaktadır. Akamenit döneminde İskitleri Arkosya ve Drangiana {Dırangiyana} olarak söylenen yerlerde buluyoruz. Onlar, Anadolu’nun içlerine kadar da yayılmış ve orada hâkimiyetlerinin izlerini bırakmışlardı. Aynı İskitler, Dicle Irmağı çevrelerinde hüküm sürmüş ve dillerine ait ipuçları bırakmışlardı. {Mordt Man: 1877-49, 50} M.Ö. 4. yüzyıl başlarında dahi Doğu Anadolu’ya hâkim olduklarını bize Ksenofon {Ksenophon} bildirmektedir. Ksenophon on binlerin dört plethorn Harpasos {Çoruh} Irmağına kadar ilerleyerek, buradan da İskitlerin Memleketlerine girdiklerini ve bir arada dört günde yirmi parasang {bir fersah yaklaşık olarak 5.5 km} gittiklerini {Ksenophon} lV: 7: 18} bildiriyor. İskitlerin Suriye’ye girdikleri zaman Mısır Kıralı Psammadikos karşılarına çıkmış, İskitlere armağanlar vermiş ve daha ileri yürümekten onları alıkoymuştur. {Heredots 1: 105} İskitlerin bir kısmı Anadolu’ya dönmüş, bir kısmı, Suriye ve Mısır yörelerinde kalmıştır. Tevrat’taki  {BET-SEAN, adındaki Kent daha sonra- SKYTHE POLİS; İSKİT KENTİ, olarak anılmaktadır.} {Kretschemmer 1921: 940.}

        “İskitlerin ÖN ASYA’YA; {ANADOLU, DOĞU VE GÜNEYDOĞU ANADOLU’YA} yayılmaları sırasında Filistin’e kadar ilerlemelerine rağmen onların asıl izleri Doğu Anadolu’dadır. Artık yazılı kaynaklar yanında son kazılarda “çıkartılmış olan arkeolojik malzemeler de bu görüşü kuvvetlendirmektedir. 1

………………………………………………..

            1} İskitler / Sakalar Dr. İlhami Durmuş Türk Kültürünü Araş. Ens. 141. Seri 3. Say 13-8. S=35, 37. 1993 Ankara

 

        Fanatik Kürtçüler, internet sitelerinde Ksenofon’un 2.400 yıl önce Güneydoğu’da; “Kürtleri gördüğünü, hatta Yunanlılarla tarihte ilk kez Kürtlerin antlaşma yaptıklarını” yazmaktadırlar. Bunu da Ksenofon’un KARDUKLARI gördüğünü söylemesine bağlamaya çalışmaktadırlar. Oysa Ksenofon’un, on binlerin Ric’ati, Kaçışı {Anabasis} adlı eserinde bir tek cümlecik Kürt sözü geçmediği halde, fanatik Kürtçüler, KARDUK sözünü KÜRT sözü olarak, yaymaya çalışıyorlar. KARDUKLAR hakkında etimologi, soyoloji ve askeri alandaki araştırmamız inşallah yakın bir gelecekte www.bilgeata.com web sitemizde yayına sunulacaktır.}       

        Yukarıya aldığımız Heredot ve Ksenophon’a ait belgeleri dikkatle inceleyenler, gerçekleri en yalın halde göreceklerdir. “Türkler, Anadolu’ya 1071 yılında Malazgirt Savaşı ile geldiler” diyenlere, Malazgirt ile gelenlerin, OĞUZ TÜRKLERİ olduklarını belletmemiz gerekir. OĞUZ TÜRKLERİ Alparslan’ın komutasında 24 Ağustos 1071 Çarşamba günü Malazgirt’e intikal ettiklerinde, bütün Ovanın Romanos Diogenes’in ordusunca kaplanmış olduğunu gördüler. Askerler, atlar yorgundu. Dinlenecek zamanları yoktu. Alparslan, zaman kazanmak için bir elçi tertip etti. Elçi Diogenes’e ulaştığında, Diogenes Barış teklifini reddetti. Bunun üzerine toplantıdaki komutanlardan bazıları hoşnut olmadılar. Bunlar 24 Ağustos’u 25 Ağustosa bağlayan gece yarısı Alparslan’a bir heyet gönderdiler. Heyet Alaparslan’a şu notu götürdü. “SULTANIMIZ HUZURUNU BOZMASIN, BİZ GEREĞİNİ YAPACAĞIZ.” Perşembe sabahı Diyogenes’in ordusundan kitleler halinde kopmalar başladı. Bunlar Hıristiyan Türkler, Becenler, “Peçenekler”, Uzlar, Kumanlar idi. Dinleri Hıristiyan, dilleri Türkçe idi. Ülkemizde her önüne gelen 1071 de şu oldu bu oldu diyor. 1071 de bunlar oldu. Diyogenes’in ordusunun bel kemiğini Türkler oluşturuyordu. Ötekiler paralı askerlerdi. Türkler Anadolu, Rumeli, Balkanlardaydı. Doğu Roma’nın kurucularının en kalabalık hanedanları da Türk Kommenoslar Hanedanlığı idi..

{Doğu Roma’nın askeri terimleri Türkçedir. SUMELA MANASTIRINI da Kommenos Türkleri kurdular.www.bilgeata.com Barak, SUMELA Tıklayınız.}

Gerçekte Anadolu, Balkanlar, Avrupa o devirlerde Türklerle dolup taşıyordu. Türkler ön devirlerden beri Anadolu’daydılar. Heredots; Türk İskitlerin, {Sakaların}, M.Ö. 7. Yüzyılda Doğu, Güneydoğu Anadolu, Irak’ın Kuzey’i, Suriye, Filistin, Mısır’a kitleler halinde aktıklarını, buralarda Milat’ın başlangıcına kadar egemenliklerini sürdürdüklerini açıklıyor. Türk İskitlerin, {Sakaların}, “MEDLER'İN EGEMENLİKLERİNE SON VERDİKLERİNİ” {Heredots lV:1} bildiriyor. Medlerin egemenliğine son veren Türk İskitler, {Sakalar}, Güneydoğu Anadolu’ya, Anadolu’nun içlerine ve Irak’ın Kuzey’ine kadar olan bölgelere yerleştiklerini Heredot’tan öğreniyoruz. Ayrıca İskitlerin sürüp çıkardıkları KİMMERLER de MEDLER de Türk soylulardır. VAN Bölgesinde kurulmuş olan URARTU Devletinin konuştukları dil; {SONDAN EKLEMELİ} bir dil olduğu, elde edilen çivi yazılı tabletlerden öğrenilmiştir. Urartuların başkenti VAN İLİMİZ idi. VAN sözü de, URARTU sözleri de öz be öz Türkçedir. İnşallah yakında URARTU yayına sunulacaktır.

        

ASYA, AVRUPA ve GÜNEYDOĞU’DA TÜRK DAMGALARI

 


GÜNEYDOĞU’NUN DAĞLARINA, TAŞLARINA, 17 BİN YIL ÖNCE DAMGALARINI KAZIYAN TÜRKLERİN ANADOLU’DAKİ VARLIĞINI, 1071 İLE SINIRLANDIRMAK, EN BÜYÜK TARİH HIRSIZLIĞIDIR.

 

DAĞ KEÇİSİ:

       

“Boynu tasmalı, başının üstü doğrultusunda kolları birbirine eşit, Batıda Malta HAÇ'I denen şekilde bir HAÇ yani PQ damgası var. Bu damga, açık-seçik bir şekilde OQ damgasıdır. Kamalı HAÇ ta Türk Damgasıdır.

        LATİN ALFABESİNDE {Kİ; bu alfabe Ön-Türk Etrüsk alfabesidir.} siteril harf halinde B ve K. ÖK TAMGASIDIR. QARA-TAU da, {Orta Asya’da KARADAĞ}da, dağ keçisinin gelişmesinden doğmuştur.

        Anadolu’da ilk kez M.Ö: 8 binlerde Milat ile 10 binlerde Doğu Anadolu’da SAT dağında ortaya çıkar. QUTYAK’ ta: {Avrupa’nın Ön-Türkçe adı QUTYAK-TIR. KUTLU YAKA ANLAMINADIR. Avusturya Alplerinde, Kârnten’de Glozel yazıtlarında görülür. İsviçre’de ise, bu keçi MARAL adıyla aynen Orta Asya’da olduğu gibi MARAL adıyla anılır.”

{AVRUPA ADI TÜRKÇEDİR.www.bilgeata.com  Kıta adları: Avrupa TIKLAYINIZ.}  

       

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yukarıda Avrupa, Asya, Anadolu’daki UÇ TAMGALARI görülüyor.

       

“YILAN”

 

        “Doğu Anadolu’da, VAN’DA BAŞET YAZITINDA, Yılan somut şekliyle görülmektedir. Gövdesinin kıvrımlarıyla UW- BU OZ TAMGASINI oluşturmaktadır.=YÜCE, KUTSAL DEĞERLERE GEÇİŞ.” Anlamınadır.

         TİR-İ ŞİN YAYLASINDA M.Ö 7 BİN, MİLAT İLE BİRLİKTE 9 BİN YIL ÖNCE TÜRKLERİN KAYALARA, DAĞLARA, MAĞARALARA ÇİZDİKLERİ OĞ ALTI DAMGALARI GÖRÜLMEKTEDİR. OĞ ALTI DAMAGALARI SADECE TİR-İ ŞİN YAYLASINDA DEĞİL, SÜMER TÜRKLERİNDE VE BABİL TÜRKLERİNDE DE AYNI ŞEKİLDE ÇİZİLMEKTEYDİ. DAMGALARI SAYARSANIZ 6 ADET ÇİZİLMİŞ DAMGA GÖRÜLMEKTEDİR.       BU BELGEDE ADI GEÇEN TİR-İ ŞİN SÖZÜ İLE BABİL SÖZLERİNİ, TÜRKÇE OKUYABİLİYORUZ. TİR-İ ŞİN SÖZÜNDEKİ ŞİN SÖZÜ HAKKINDA {www.bilgeata.com WEB SİTEMDE NORŞİN DOSYASINDA GENİŞ AÇIKLAMA YAPILDI. TIKLAYINIZ.}


 

 

 

 

 

 

VAN KİLİMLERİ AYNI TAMGALARI TAŞIYOR..

 

        M.Ö: 13 binlerde M.S. da 2 bin eklendiğinde 15 bin yıl önce, Doğu Anadolu’ya yerleşmiş olan Ön-Türklerin getirdikleri UÇ-UÇU damgasını Doğu Anadolu’da VAN kiliminde gördüğümüz gibi, gene göçlerle Alplere yerleşmiş olan Qamunlarda da görmekteyiz. “ 2

......................................

            2}  Kökeninde Ön-Türk Kültürü olan Batı. Haluk TARCAN 2. Baskı 2006 İstanbul Baskı Ebru Grafik Basım San: A.Ş: 17, 44, 54, 63, 64, 68, 105     

 

 

 

 

        “Doğu Anadolu’da, M.Ö: 15 binden itibaren kaya resimleri, Milat ile 17 bin yıl önce kaya resimleri, 7 bin yıl öncelerde, Milat ile 9 bin yıl önce yazılar görülür. Güneybatı Anadolu’da, Antalya Beldibi’nde de yazıtlar aynı tarihi verirler. İstanbul’da, Fikirtepe kazılarında çıkmış olan, 6. bin tarihini gösteren toprak kaplardan ikisinin üzerinde: Oq ve Oz Tamgaları ile cisimlenmişler- betimlenmişlerdir.  

        “Bir-Oy Bil’in kuruluş tarihi için M.Ö: 9000’ lerin öncesine inilmektedir. Milat ile birlikte 11 bin yıl eder. Türkistan’da ilk tarihi araştırmaları yapmış olan R. Pumpelly “Explaration in Türkistan” adlı 1908 de yayınladığı makalesinde, Aşkabat’ta M.Ö: 9000’ lerde, Milat ile birlikte 11 bin yıl önce yerleşik bir kültürün varlığını kabul etmiştir. Bu yerleşik kültürün adı ANAU>ANAV’DIR.” “Buzul döneminin sonunda buz kütlelerinin erimesiyle milyonlarca hektar araziyi su altında bırakan su baskınları sonucunda dağlara ve vadilere sığınmışlardır. Örneğin: MÖ: 13 binlerde, Milat ile birlikte 15 bin yıl önce, Doğu Anadolu Yüksek Yaylasına göç ve oradan Anadolu ve Mezopotamya’ya yayılma.

        VAL CAMONİCA {QAMUNLAR VADİSİ}’nde M.Ö: 5 bin, Milat ile 7 bin yıl önce görülen bu DAMGAYI, pek çok bin yıl önceleri ULUKEM’DE YUKARI ASYA’DA buluruz. {KM} 3

.............................................

           3}  Ön-Türk Tarihi Haluk TARCAN Kaynak yay. 1998 İstanbul 2. Baskı S: 56    

        

Aşağıda Türk Milletinin M.Ö. 15 bin, Milat ile 17 bin yıl önceden başlayarak kayalara, mağaralara çizmiş oldukları kaya resimleri, DAMGALAR görülmektedir. Tarihte Türkler at sırtında savaşmış başka hiçbir şey yapmamış, sadece yoğurdu uyutmuşlar, diyen şom ağızlı densiz Türk düşmanları görsünler de ibret alsınlar. Atı evcilleştiren, boğayı burup öküz elde eden, tekerleği, arabayı bulan, öküzün müthiş gücünü tekerleğe, tekerleği arabaya, uygulayan, dört tekerlekli yük arabasıyla iki tekerli savaş arabasını bulan, atların hızını arabalara uygulayan, karasabanı icat ederek tarımı kuran bu Milletin hakkını ebediyen ödeyemezler.

        Doğu ve Güneydoğu Anadolu dağlarında, mağaralarında 17 bin yıldan daha önceki bin yıllarda varlıklarının belgelerini DAMGALAR ve YAZI karakterleriyle bu dağlara ve mağaralara kazımış olan Türkleri, Anadolu’ya 1071 yılında gelerek işgal etmiş sayan zihniyet, gerçekten ilim ve irfandan nasip almamış çürük bir zihniyettir. M.Ö. 15 bin yıl, Milat ile birlikte 17 bin yıl önce bu Medeniyet eserlerini kayalara kazıyan Türklerin, böyle bir medeniyet düzeyine ulaşabilmeleri için beş-altı bin yıllık birikimlerinin olması gerekirdi. Bu da 20 ila 30 bin yıldan aşağı etmez. Kamunlar Vadisi Avrupa'dadır. Kamunlar Vadisindeki yazıtlar ile İsveç, İsviçre, Hollanda, İngiltere İskandinavya, Almanya, Fransa, İtalya, İspanya, Van, Hakkari, Erzurum, Orta Asya Damgalı Say yazıtlarının aynı cinsten yazıtlar olması, bu yazıtların aynı soyun eseri olduğunun en açık belgesidir. Bu yazıtlar Üstat Kâzım Mirşan Hocamız tarafından okunmuştur. Sümer Türk yazıtlarını Avrupalılar okudukları için hiç kimse gıkını çıkaramadı. Bizden olan Kâzım Mirşan, Damgaları okuyunca Avrupalılarla bizdeki işbirlikçilerin yüzleri gerildi. Her şeyin Avrupalıdan geleceğine inandırılmış, köküne köksüz bakan kimseler ne yüzsüz kimslerdir.

 

LACUX: M.Ö:                8 BİN        =10  BİN

        V. COMANİCA: M.Ö:      7 BİN        =9    BİN

        AÇIKTAŞ: M.Ö:             6 BİN        =8    BİN

CUNNİ MAĞARASI:M.Ö: 5 BİN         =7    BİN

BAŞET: M.Ö:                6 BİN        =8    BİN

 


 

        “Aynı şemayı içeren OĞ damgalarını, Doğu Anadolu’da VAN’DA, KIZLARIN MAĞARASI’NDA görürüz. {KM}

AYNI DAMGALARI, HİTİT KÜLTÜRÜNDE DE BULURUZ. ÖRNEK: EFLATUN PINAR’DA DAHA SONRALARI KARKAMIŞ VE KARATEPE’DE DE KARŞIMIZA ÇIKAR. {KM}”

         {DAMGALARLA ilgili daha geniş bilgi için:www.bilgeata.com SUMELA, AYASOFYA, AKDAMAR ADASI dosyalarını Tıklayınız.}

 

AMİD

 

AMİD sözü, Dede Korkut’ta HAMİD şeklinde yazılıdır. Hz. İbrahim {sav} Atamızın oğlu AMİD BİN BÜLENDİ den geldiği rivayeti de var. Hz. İbrahim {sav} Atamızın son eşi KANTURA’NIN oğlu MEDYA’NIN oğlu AMED’İN adından geldiğini söyleyenler de var.

        Ermeni tarihçi Moses, milattan bir süre önce bir ARİ topluluğundan AMET adlı bir bölük, Güneydoğu Anadolu’ya yerleşmiş, Bu topluluğun yerleştiği kentin adı AHMEDAN imiş. Bunlar AMADUNİ soyunu oluşturmuşlar. Şeklinde sözler de var.

        Ermeni tarihçi Moses’in, ARİ dediği topluluğa şimdi ARYANİ deniliyor. AHMED sözü ise Sami Arapçadır. MOSES sözü de MİS Türklerinden gelir bir sözdür. Adana’da MİSİS, Kızılderili Kıtasında MİSİS-İPİ Irmağı bu adı taşır. M:ö 6 bin, Milat ile 8 bin yıl önce Mis Türkleri Doğu ve Güney doğu Anadolu, Balkanlar, Çukurova ve Kızılderili Kıtasında idiler. ARİ saf, temiz, katışıksız anlamına Türkçedir.

        Rusya Ermeni diyasporası, Diyarbakır üzerinde hak iddia etmektedir.

 

        AMED, AMİD=AMA, AMA-İD=AMİD

 

AMİD sözü, iki sözden oluşmuş bileşik bir sözdür. Birinci söz A-M-e sözüdür. A-M-e sözü, kadının dişilik organın adıdır. Bu adlandırma kadına da ad olmuştur. Türkler, bu adlandırmayı perdelemek için, A-M-e sözünün ardına bir dişil eki getirmişler. İşte ilk insanın konuştuğu dil, sondan eklemeli bir dil olarak doğmuştur. Söz AM-A şekline sokulmuştur. AM-A AMA sözü bu haliyle de söylenmesinde utanıldığı için M harfi N harfine çevrilerek, ANA şeklinde perdeli olarak söylenmeye başlanmıştır. AM-A sözündeki A son eki, zamiri, dil gruplarında Türk dilinden kalma dişil ekidir. AM-İD sözünün ilk sözü bu ANA sözüdür. ANA KIRALİÇE anlamınadır. AM-İD teki ID, İD bölümü, Tanrı, İlâh, tapınılan Ma’bûd anlamına gelir bir sözdür. ID, İD, IT, İT, IS, İS sözlerinin anlamı, Tek, Tanrı, mabud, ilâh anlamınadır. Tek Tanrılı inançların bozulmasıyla, çok ilahlı inanç hareketleri de buna dâhil olmuştur. Totemler erkek-kadın ilâheler, kıral-kıraliçe ilâheler de buna eklenmiştir.

 

AMİD=REKTÖR

 

        Arap dilinde AMİD=DİREK, ANA DİREK, ANA KOLON, YÜKÜ TAŞIYAN, anlamına gelir bir sözdür. Arapça üniversite: CAMİA’DIR. Topluluk, toplam, bütün, gibi anlamlara gelir. CAMİA’NIN, yani üniversitenin asıl yöneticisine Araplar: “AMİD” derler ki, bizim Avrupalıdan alarak “REKTÖR” dediğimizdir. Bizler hem “ÜNİVERSİTE”, hem “REKTÖR”,  hem “DEKAN” sözlerini hep Avrupa’dan almaktayız. Bugün ÜNİVERSİTE, REKTÖR, DEKAN diyen ağızlar, dün Osmanlıların Araplardan aldıkları: “MEDRESE, MÜDERRİS,” sözlerine bütün hınçlarıyla yükleniyorlar; atalarımızın Türkçeyi katlettiğini söylüyorlardı. Oysa bu iddiada bulunan kimseler şimdi, Avrupa’dan devşirdiğimiz terimleri kullanmaksızın konuşamıyorlar. Dünkü atalarımız, güzel dilimizde terim yapmayı unutmuşlar, becerememişlerse, “Türkçe ile bilim yapılamaz, bilim dili Arapça, edebiyat dili Farsça olsun” demişlerse, şimdiki çağdaş Aydıncıklar-uytuncuklar- da Türkçe ile bilim yapılamaz, ilkokuldan son okula dek, eğitimi İngilizce yapalım demekteler. Sizi gidi uytunlar, uydunlar. Sizler aydın değil, ancak ellerin uytunları olabilirsiniz. Bir süre önce de bugünkü çağdaş kuşakların, bugünkü İngilizce uytunlarının fikir dedeleri, okulları baştan sona kadar Fransızca yapalım, Türkçe ile bilim yapılamaz demekteydiler. Bütün bunlara rağmen ön atalarımız bal gibi TERİMLER, DEYİMLER üretmişler, şimdi bizim koşa koşa TERİM, DEYİM kapma yarışına girdiğimiz Arap’ın da, Acem’in de, Avrupalının da pek çok TERİMLERİ, Ön Türklerden kalmadır. Arapların AMİD terimiyle, Avrupalıların kullandıkları, ID, İD, IS, İS TERİMLERİ Ön Türk atalarımızın ürettikleri Türkçe TERİMLERDİR.

 

        ID, İD, IT, İT, IS, İS

       

        ID, İD, IT, İT sözleri, TEK, BİR, YEGÂNE demektir. Bu sözlerin hepsi TEK TANRI’YI anlatmak için üretilmişlerdir. Yukarıda açıklandığı üzere bu terimler,  Avrupalı uluslar henüz uluslaşmadan önce, GENETİK ŞİFRELERİNİN değişmesinden önce inmekte oldukları ana soydan, Türk soyundan getirdikleri sözlerdendir.

        {Konu hakkında www.bilgeata.com –Y- Kromozomu TIKLAYINIZ.}

        ID ve İD terimleri halen Avrupalı dillerde capcanlı ve Türkçe olarak kullanılmaktadır. Şu anda Türk aydınları, Türk kızları, Türk gençleri, Avrupa’dan ithal ettikleri, kendi öz atalarının öz Türkçe ürünlerini, Avrupa malı sanarak vefasızca kullanmakta olduklarını esefle izliyorum.

        ID ile İD terimlerini Avrupa malı sanan Türk gençleri bu sözleri bakınız nasıl hararetle, çığlıklarla kullanıyorlar. Bu iki Türkçe terim, daha çok müzik, sinema, tiyatro ve benzeri alanlarda ünü artan kişiler için kullanılmaktadır. Ünü artan kişilere Türk gençleri bu sözlerle bağlanıyorlar. Onları İD-OL=İDOL, ID-OL=IDOL ve bir H harfi eklemesiyle HİT sayıyorlar. Yani Ön Türk atalarımızın Yüce Allah’a, Ulu Tanrıya tapınmak için ürettikleri bu terimleri, yeni kuşak Türk gençleri, ulus ayırımı yapmadan ünlenen her bir artist, topçu, ses sanatçısı farkı gözetmeden hepsini HİT ve İDOL yapıyor, ilâhlaştırıyor, putlaştırıyorlar.

 

        IS, İS

 

        Ön Türk atalarımız, IS ile İS terimlerini, Yüce Allah, Ulu Tanrı anlamında kullanmaktaydılar. IS ile İS sözleri= TANRI, İLÂH, SAHİP, SAHİP OLAN, SAHİP ÇIKAN, SAHİP ÇIKILAN anlamlarında kullanmaktaydılar. Bu terimler, ezoterik=İlâhi, Tanrısal terimlerdir. Hz. İsa {sav} Efendimizin adı da budur. O konuyu başlı başlına bir dosyada ele almaktayım. Allah Zülcelâl nasip ederse yayına sunulacaktır.

        “Udjat veya “Horus'un gözü”. Eski Mısırlılar için özellikle etkin bir semboldü. Bu motifin örnekleri tapınakların duvarlarında, Pramitlerin yazıtlarında bulunsalar da, daha çok yaşayanların üzerlerinde taşıdıkları, ölülerin ise, mumyalarının sargılarına iliştirilen muskalar olarak kullanılmış. İlginç mitolojik kökenleri var. İlah Horus'un, babası OSİRİS'İN katili rakip ilah Seth ile {ilginç bir şekilde bu durum Horus'u “dul kadının oğlu” yapıyor, böylece sorudaki dul da, {İLÂHE İSİS oluyor} savaşı sırasında bir gözünü kaybettiği söylenir.” 4

……………………………………………………………

            4} Dan Brown Süleyman'ın anahtarı ve Şifresi Greg Taylor. Mia Bas.Yay..Tan. Hiz. Tic. Ltd. Şti. İstanbul Çeviren Zeynep Dinçerler. 2005 S=9

 

        Yukarıdaki alıntıda tespit ettiğimiz ISİS sözü hakkında kısa bir not düşeceğim: Bu ISİS sözü, Tanrı demektir. Türkçe de IS, ID sözleri Tanrı anlamınadır. ID, TEK anlamınadır. Bu TEK, hem SAYIDA TEK, hem de VARLIKTA TEK, yani sayılamayan, sıraya gelmeyen ASAL SAYI demektir. IS, ID, IT sözleri, Sami Arapçada korunup kalırken başına bir H harfi alarak EHAD şekline dönüşmüştür ki, Allah {c.c} hakkında söylendiği zaman, ALLAH EHAD denilir ki, İhlas Suresinin ilk ayeti:

 

                                               بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

                                            قُلْ هُوَ اللَّهُ   أَحَدٌ

        ” De ki: O ALLAH’TIR, BİR-DİR, TEK-DİR.” İhlas 112/1

 

        Bu Sûredeki: EHAD sözü, Bir demektir. Bir ise asal sayıdır. Bölünme, kısımlara ayrılma kabul etmez.

 

        ”EDU TEK”  5

 ………………………………………………..

            5} Sümer Dili ve Grameri Prof. Dr. Mebrure Tosun, Prof Dr. Kadriye yalvaç 1. Cilt 1981. Ankara TTK Bas. S=67

 

        Sümer Türk'leri “EDU” sözünü hem sayılarda TEK anlamında ve hem de TANRI, TENRİ, TENGRİ=DİNGİR, yani TEK TANRI, TEK ALLAH olarak kullanmakta idiler. Bu söz Sami Arapların uluslaşmalarından sonra onlarda eski ataları olan uluslaştıkları soydan kalmadır. Bu konularda yaptığımız çalışmalar zaman içinde ömrümüz olursa, bir de Yüce ve Tek Olan “EDU, ID, = EHAD “ olan Tanrım izin verirse, bunları ve daha nicelerini ortaya koyacağız.

        AMİD sözü, apaçık Türkçedir. Ön Türkçe: ANA KIRALİÇE, ANA İLÂHE anlamına Türkçedir. Arapçadaki AMİD, Rektör, Avrupalıdaki, İD-İDOL, HİT, Mısırdaki İSİS, Hz. İSA {sav} Efendimizin kutlu adındaki İS, IS sözlerinin hepsi Ön Türkçedir.

 

        KARA AMİD= DİYARBAKIR KALASININ ADI}

       

Türklerin, Diyarbakır kalasının taşlarının karalığından dolayı bu kalaya; “KARA AMİD “ demeleri de oldukça uygun olmuştur. Türkler, AMİD sözünü uzun yüz yıllar boyunca kullanmışlardır. Binlerce yıl önce Ön Türk atalarım, şimdiki Diyarbakır’ın yerinde kurdukları Kent’e AMİD, yani ANA KIRLAİÇE, ANA İLÂHE anlamına AMİD dediler. ANA KIRALİÇEYE, ANA İLÂHEYE UNVAN  olan AMİD adını koyarak yöreye on binlerce yıl önce TÜRKLÜĞÜN SİLİNMEZ İMZASINIİ, DAMAGASINI KAZIMIŞLARDIR.

Yüce Türk Milletine, AMİD ile ilgili bu araştırmamı 22-07-2012 Ramazan Bayramı hediyesi olarak sunuyorum.

 

“KADİM TÜRK YURDU AMİD, TÜRK KALACAKTIR.”

 

25 MART 1995

                                Rüstem KOCADURMUŞOĞLU

Eğitimci-Yazar-Teolog-Kökenbilimci

Bilge Ata- Ξ̲̅ TÜRKİYE Ξ̲̅

 

 


 
  2017 © Bilge Ata. Tüm Hakları Saklıdır.   Son Güncelleme Tarihi: 05.07.2017Tasarım & Kodlama: ER-AY Bilgisayar