Bilge Ata  
Site içi arama :
 
      Ana Sayfa   |   Din   |   Köken Bilimi   |   Güncel Makaleler   |   Araştırmalar   |   Belgeler   |   Hakkımızda   |   İletişim
 
 
 

 
Anket
Amerikalıların Kızılderililere yaptığı soykırım hakkında ne düşünüyorsunuz?
 Evet Soykırım yapmıştır
 Hayır Yapmamıştır
 Kısmi olarak soykırım yapmıştır

 
 
Ziyaretçi İstatistikleri
Aktif: 98
Bugün: 226
Toplam: 1.109.922
 

4+4+4

                 Rüstem KOCADURMUŞOĞLU Bilge Ata Ξ̲̅ TÜRKİYE Ξ̲̅

                                                                                                               

“TÜRKİYE’NİN EĞİTİM VE KALKINMA PROJESİ”

 

KOMİSYON KAÇKINI TASLAK

 

AKP İKTİDARI, DEMOKRATİK GEREKLİLİK OLDUĞU HALDE, “EĞİTİM REFORMU YASA TASLAĞININ” KOMİSYONDA GÖRÜŞÜLMESİNİ BAYPAS ETMİŞTİR. AKP’NİN KOMİSYONDAN KAÇIRTTIĞI YASA TASARISI, EĞER BU HALİYLE YASALAŞIRSA, SUİ İSTİMALE AÇIK BİR YASA OLACAĞI HALKIMIZ ARASINDA ŞİDMİDEN KONUŞULUR HALE GELMİŞTİR.

HALKIMIZIN BAŞKA BİR ENDİŞESİ DE BAĞIMLI ELEMANLARI OLAN CEMATÇİLER, BAZI TARİKATLER, AZINLIK IRKÇILARI BU YASAYI DELEREK YANDAŞLARINI HAKLARI OLMADIĞI OKULLARA YÖNLENDİRMEYİ ELE GEÇİREMELERİ İHTİMALİNİN YÜKSEK OLACAĞI YÖNÜNDEDİR.

        GERÇEKTE İSE, {BÖMER}; BEYİN ÖLÇÜMLEME MERKEZİ, {BÖSİS}, BEYİN ÖLÇÜMLEME SİSTEMİ, {ZÖTEK}; ZEK ÖLÇÜMLEME TEKNİKLERİ, BİLİMSE VE TEKNOLOJİK BİR SİSTEM OLARAK KURULMADIKÇA, BU SİSTEMİN BİLİMSEL VERİLERE DAYALI OLARAK ÖLÇÜMLERİ, ANALİZLERİ TESPİT EDİLMEDİKÇE, SIRF ÖĞRETMENLERE YAPTIRILACAK ÖĞRENCİ YÖNLENDİRME İŞLEMLERİ, TÜRK ÇOCUKLARINI İKİYE AYRACAK GİBİ GÖRÜNÜYOR. İLERİDE CEMATÇİ, BAZI TARİKATÇİ, VE AZINLIK IRKÇILARININ, VARLIKLI HATIRLI KİŞİLERİN KAYRILMALARINA YOL AÇABİLECEK, BİR TEHDİT OLUŞTURACAĞI DÜŞÜNCESİ HALKIMIZI CİDDİ BİR TEDİRGİNLİĞE SÜRÜKLEMİŞTİR. SUİ İSTMALE AÇIK KAPI BIRAKILMAMASINI İSTEYEN HALKIMIZ, BU TASARININ İLERİDE TELAFİSİ ZOR YARALAR AÇABİLECEĞİNDEN KAYGI DUYUYOR. BİR KISIM ÇOCUKLAR KAYRILMA SONUCU, EN İYİ OKULLARA, EN SEÇKİN ÜNİVERSİTELERE YÖNLENDİRİLECEKLERİ BİR ORTAMI TETİKLEYECEK NİTELİKTEKİ BÖYLE BİR YASA, NASIL OLUYOR DA CİDDİ TARTIŞMALAR, YAPICI ELEŞTİRLER YAPILMADAN KOMİSYONDAN KAÇIRTILMIŞ OLUYOR? BU TASLAK BU HALİYLE YASALAŞMADAN GERİ ÇEKİLMELİDİR. ZENGİN, VARLIKLI, HATIRLI, ÖRGÜTLÜ, AZINLIK IRKÇILARININ BORULARININ ÖTMESİNE YATKIN OLACAK OLAN BÖYLE BİR TASLAK, DERHAL GERİ ÇEKİLMELİ, “YÜZLEŞME DOKTRİNİ” VE BAŞKACA CİDDİ ÇALIŞMALAR DİKKATE ALINARAK GERÇEK BİR TASLAK HAZIRLANMALIDIR. MİLLETİMİZ BUNU İSTİYOR.

BU TASLAK KOMİSYONDAN KAÇIRILDIĞI GİBİ, MECLİSTE DE BİR OLDU-BİTTİYE GETİRİLİRSE, FAKİR-FUKARANIN SAHİPSİZ ÇOCUKLARI YASA UYGULANMAYA BAŞLADIĞINDA GERİYE DÜŞME İHTİMALİ BULUNDUĞUNU HALKIMIZ SAVUNMAYA BAŞLAMIŞTIR. KAYIRANI OLMAYAN ZAVALLILARIN ÇOCUKLARI, NE KADAR ÜSTÜN ZEKÂLI, NE DERECE ÇALIŞKAN, NE DENLİ AKLLI OLURLARSA OLSUNLAR, ONLARIN KAYIRICILARI OLMADIKÇA, SUİ İSTİMALE AÇIK OLAN BU TASLAK BU HALİYLE YASALAŞIRSA, ZIPKIN GİBİ BU ÇOCUKLAR, YA EN ALT DÜZEYDEKİ OKULLARA YÖNLENDİRİLECEKLER YAHUT HİÇ OKUYAMAYACAKLARDIR. BÖYLECE AKP HÜKÜMETİNİN DEMOKRATİK SİSTEMLERİ ÇİĞNEYEREK KOMİSYONDAN KAÇIRTTIĞI EĞİTİM YASA TASARISI, BEKLENİLEN HEDEFİ TUTTURAMAYACAKTIR. KOMİSYON KAÇKINI TASLAK, BU HALİYLE YASALAŞIP BU HALİYLE YÜRÜRLÜĞE GİRDİKTEN SONRA, EĞİTİM REFORMU DEĞİL, AKSİNE EĞİTİM KARGAŞASI ÇIKARTACAKTIR. BÜYÜK TÜRK MİLLETİNE DUYURULUR.

% 50 LİKLER, 11 MART 2012 PAZAR GÜNÜ KOMİSYANDAN YASAYI KAÇIRTAN AKP LİLERİ ALKIŞLIYORDUNUZ. BUGÜN ÇOK İŞTAHLIYDINIZ. KAZANDIĞINIZI SANARAK BİRAZ DAHA AVUNUN. TASLAK BU ŞEKLİYLE YÜRÜRLÜĞE GİRERSE İŞTE O ZAMAN YUKARIDA AÇIKLADIĞIMIZ GİBİ KİMİN, NEYİ VARSA ORTAYA DÖKÜLECEK. O ZAMAN DA ÇOĞUNUZ ÇOCUKLARINIZA İYİ BİR OKUL VERİRLER Mİ DİYEREK ÇALMADIK KAPI,   BIRAKMIYACAKSINIZ.

AKP’ NİN DÜNKÜ KOZU TURBAN İDİ. ŞİMDİ TURBANDAN SÖZ EDEN VAR MI? O ESKİDE KALDI. ŞİMDİ EN BÜYÜK İKİ KOZ VAR. “BİRİSİ İMAM-HATİP LİSELERİ, ÖBÜRÜ, DİNDAR GENÇLİK YETİŞTİRME” TEORİLERİDİR. SAYIN BAŞBAKAN RECEP ERDOĞAN İMAM-HATİPLİ OLDUĞUNU, DIŞLANDIĞINI İKİ DE BİR GÜNDEME GERİRİYOR. BOYUNA DA İMAM-HAİTPLİLERİ ÖNE SÜRÜYOR. OYSA BU KARDEŞİNİZ ADANA İMAM-HATİP LİSESİNİ, İSTANBUL YÜKSEK İSLAM ENSTİTÜSÜNÜ BİTİRDİM. DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIK İLK MÜFETİŞLERİNDENİM. BAĞDAT ÜNİVERSİTESİNDE YÜKSEK LİSANS YAPTIM. İMAM-HATİP LİSESİNDE ÖĞRETMENLİK YAPTIM. İMAM-HATİP LİSESİNDE, İLAHİYAT EĞİTİMİ ALDIĞIM İÇİN İFTİHAR EDİYORUM. “YÜZLEŞME DOKTRİNİ” ADLI ESERİMDE, YÖNLENDİRMEYİ EN İNCE AYRINTISINA KADAR İNCELEYEREK ORTAYA KOYDUM. İMAM-HATİP LİSELİLER İÇİN YÖNLENDİRMEYİ BU ARAŞTIRMAMDA BULACAKSINIZ.

BUGÜN: “EĞİTİM REFORMU YASA TASARISI” ADINI VERDİKLERİ TASARIYI HAZIRLAYANLAR, 1990 LI YILLARDA ARAŞTIRMAISNA BAŞLADIĞIM, 2000 YILINDA  12 YIL ÖNCE, {BÖMÖER}, {BÖSİS}, {ZÖTEK} YASA TASARILARINI, HİÇ KİMSENİN HAYALİNDEN, AKLININ UCUNDAN BİLE GEÇİREMEDİKLERİ DEVİRLERDE, BU KARDEŞİNİZ YÖNLENDİRMEYİ SİSTEMLEŞTİRMİŞ,  İMAM-HATİP LİSELRİNİ BU SİSTEMİN İÇİNE YERLEŞTİRMİŞTİR. 12 YIL ÖNCE KONFERANSLAR VEREREK, 10 YIL ÖNCE DE KİTAP HALİNDE YAYINLADIM. BU MİLLETİN OKUMUŞ, KENDİSİNİ YETİŞTİRMİŞ VATANPERVER DİN BİLGİNLERİNE OLAN İHTİYACI APAÇIK ORTADA DURUYOR. YAPTIĞIM YÖNLENDİRME ÇALIŞMALARINDA BÜTÜN BUNLAR ELE ALINMIŞ, GEREĞİ YAPLMIŞTIR. BUNLARI AŞAĞIDA DİKKATLE OKUYACAĞINIZI UMUYORUM.

SAYIN RECEP ERDOĞAN: “DİNDAR GENÇLİK YETİŞTİRMEK” VURGUSU YAPIYOR. DİNDAR GENÇLİK YETİŞTİRMEK İSTEYEN BAŞBAKAN, BUNU İKTİDARA GELDİKTEN 10 YIL SINRA MI HATIRLAMIŞ. DÜN TEPE TEPE TURBANI KULLANAN BAŞBAKAN, ŞİMDİ NE HİKMETSE TURBAN MURBAN LAFINI AĞZINA BİLE ALMIYOR. ÇÜNKÜ TURBAN ESKİDİ, GÜNDEMDEN DÜŞTÜ.  ŞİMDİ İMAM-HATİPLERLE DİNDAR GENÇLİK MODALANDI.

SAYIN BAŞBAKAN DİNDAR GENÇLİK YETİŞTİRECEKTİNİZ DE ELİNİZDEN Mİ ALDILAR? BİR YANDAN BU ÜLKEDE MUHALFET YOK DİYORSUNUZ. ÖBÜR YANDAN MUHALFET BİZİ ENGELLİYOR DİYROSUNUZ. DOĞRUDUR. GERÇEK MUHALFET YOK. MADEM MUHALFET YOKSA BİR YANDAN DA MUHALFETİN SİZİ ÇALIŞTIRMADIĞINI İMA ETMENİZ NEYİN NESİDİR? 10 YILDIR MUHALFETSİZ YÖNETTİĞİNİZ ÜLKEDE SİZİ HANGİ MUHALFET ENGELLEDİ? DİNDAR GENÇLİK YETİŞTİRMEK İCARAATLA OLUR. İCARANIN BAŞI DA SİZSİNİZ. 10 YILDIR BU ÜLKEYİ SİZ YÖNETİYROSUNUZ. KAYBETTİĞİMİZ BU ON YIL ZARFINDA DİNDAR GENÇLİK YETİŞTİRSEYDİNİZ, ORTAOKULLARLA LİSELERE HAFTALIK 3-4 SAATLİK DİN KÜLTÜRÜ AHLAK DERSİ KOYDURURDUNUZ. SİZİN BUGÜN 30 YILDAN SONRA YARGILADIĞINIZ KENAN EVREN, DİNKÜLTÜRÜ DERSİNİ ZORUNLU DERS OLARAK ANAYASAYA KOYDURTMUŞTU. SAYIN BAŞBAKAN, DİNDAR GENÇLİK SÖZÜNDEN KASTINIZ, İAMAM-HTİP LİSELERİYSE BU ÇOK VAHİM BİR İDDİADIR. O TAKDİRDE LİSELERDE, ÖTEKİ MESLEK LİSELRİNDE OKUYANLARI NASIL BİR KONUMDA NİTEYECEĞİZ?  ORTAOKUL VE LİSELERDE OKUYAN GENÇLİK, DİNDAR YETİŞTİRİLMEYECEK Mİ? 12 MİLYON DOLAYINDAKİ BU GENÇLİĞİN DİN İHTİYACI YOKMU? 10 YILLIK İKTİDARINIZ DÖNEMİNDE ORTAOKUL VE LİSELRDE OKUTULAN DİN KÜLTÜRÜ DERSLERİNİN HAFTALIK DERS SAATLERİNE NEDEN 3-4 SAAT DAHA EKLEMEDİĞİNİZİ ÇÖZEBİLMİŞ DEĞİLİZ.

        SAYIN BAŞBAKAN, İMAM-HATİP LİSELİLER BU OKULLARDA OKUMAYI GÖNÜLDEN İSTEMİŞLERSE ONLARI, BİRER EVLADIM OLARAK   KUTLUYORUM. BU ÖĞRETMENELERİ ONLARIN GÖZLERİNDEN ÖPERİM. 12 YIL ÖNCE İMAM-HATİPLERİN YÖNLENDİRİLMELERİNİ SİSTEMLEŞTİRMİŞ BİR KİŞİYİM. 10 YIL ÖNCE DE BU SİSTEMİ KİTAPLAŞTIRDIM. BU SİSTEME GÖRE İMAM-HATİP LİSESİ, MESLEK LİSESİDİR. İLKOKULDAN SONRA YÖNLENDİRİLECEKLER. BUNLARI HİÇ KİMSEDEN KORKMADAN, ÜRKMEDEN ORTAYA KOYDUM. SİZLER İMAM-HATİPLERİ BİTİRİNCE BAŞKA ÜNİVERSİTELERE KOŞTUNUZ. O SİZİN TERCİHİNİZDİ. BİZLER ORADA KALDIK. BUNDAN DOLAYI DA NE ÜZÜLDÜK, NE YIPRANDIK SİZLER İMAM-HATİPLERİ BİTİRİR BİTİRMEZ KAPAĞI BAŞKA OKULLARA ATMAK İÇİN YARIŞA GİRDİNİZ. İMAM-HATİPLERİN YÜKSEK KISMINA NEDEN GİTMEDİĞİNİZ SİZİ İLGİLENDİRİR. AMA, BİZ GİTTİK.

        SAYIN BAŞBAKAN, ŞİMDİ DE ELİNİZE İMKÂN GEÇMİŞ İKEN BU OKULLARIN DÜNYA ÇAPINDA 4+4 LÜK BİRER AKADEMİ OLMALARI İÇİN VAR GÜCÜNÜZLE ÇALIŞACAK YERDE SİZ, İMAM-HATİPLİ GENÇLERİN BURADAN AYRILARK BAŞKA MESLEKLERE YÖNELMESİNİ İSTİYORSUNUZ. SAHİ BUNU NİÇİN İSTEĞİNİZİ DE ANLAMIŞ DEĞİLİM. BUNUN İÇİN DE YASA TEKLİFLERİ HAZIRLATYORSUNUZ. İMAM-HATİPLİ GENÇLER DE BUNU KENDİLERİNİN YARARINA SANIYORLAR. OYSA BU YASA, MECLİSTE YASALAŞIRSA, YAKIN BİR GELECEKTE AKILLI, YETENEKLİ, ZEKİ GENÇLER İMAM-HATİPLERDEN KAÇARAK BAŞKA FAKÜLTELERE GİDECEKLER.  OYSA İMAM-HATİP SAHASINI SEÇEN BU MÜSLÜMAN TÜRK GENÇLERİ, KUR-AN’I KERİM İLE HADİS-İ ŞERİFLERİN MUKADDES İKLİMİNE DALMAK EMELİYLE BU KUTSAL ALANI SEÇMİŞLERDİ. SİZİN AÇTIĞINIZ KAPILAR BU MANEVİ ALANI DARALTIP YERİNE, DÜNYEVİ BİR ALAN AÇMAKTA DEĞİL MİDİR? TBMM SUNDUĞUNUZ BU TASLAK YASALAŞIRSA İMAM-HATİP LİSELERİNİ BİTİREN GENÇLER, ÖSYM DE TUTTURDUKLARI HERHANGİ BİR ÜNİVERSİTEYE KOŞAR ADIM KAPAĞI ATMAK İÇİN YARIŞACAKLAR. ELİNE FIRSAT GEÇEN BU ÇOCUKLARIN AKILLI, ZEKİLERİ BÖYLECE BU MANEVİ İKLİMİ TERK EDECEKLER. SAYIN BAŞBAKAN BUNU MU HEDEFLEMEKTESİNİZ?

        KUTSAL KUR-AN’I KERİM VE MÜBAREK HADİS-İ ŞERİFLERİN MANEVİ İKLİMİNİ TERK EDEREK, MALİ MÜŞAVİRLİKLERİN MÜKELLEF DEFTERLERİNİN HESAP BİLANÇOLARI ARASINA SOKULKACAK O MUHTEŞEM BEYİNLERDEN BİRÇOĞU, İŞSLAMI, KUR-ANI, HADİSLERİ İNCELEYEREK TEBLİĞ GÖREVLERİ YAPACAKLARDI. BU YASAYLA ONLARI BU KUTLU HİZMETLERDEN SOYUTLAMANIN MANEVİ SORUMLULUĞUNU KİMLER TAŞIYACAK? SİZLER- AKP’LİLER, BUNUN İÇİN Mİ YASAL DAYANAKLAR HAZIRLIYOR, BU TASLAĞI KAVGA, DÖVÜŞ ORTAMINDA OYLATARAK KAPTIKAÇTI YAPIYORSUNUZ? İMAM-HATİTİP LİSELERİNDE BİR SÜRE İLAHİYAT EĞİTİMİ ALARAK BU KOSKOCA İLÂHİ KİTAP OLAN KUR-AN’I KERİM VE MÜBAREK HADİS-İ ŞERİFLERİN DERYASINA DALACAK OLAN BU GENCECİK DELİKANLILARIN EĞİTİMLERİNİ YARIM BIRAKTIRDIĞINIZ, KUR-AN EĞİTİMİNDEN SOYUTLADIĞINIZ BU GENÇLER, ARTIK YENİ MESLEKLERİNDE YÜKSELMEK İÇİN BÜTÜN GÜÇLERİNİ O YÖNE VERMEYECEKELR Mİ? YARIN BU YASA TASLAĞI YÜCE MECLSİÇE KABUL EDİLDİKTEN SONRA İMAM-HATİP LİSLERİNİ BİTİREN GENÇLER, KATSAYI, vs KALDIRILDIKTAN SONRA ÖNLERİ AÇILINCA, GÜRREDEK, İMAM-HATİP LİSELERİNİ BOŞALTIRLARSA NE YAPACAĞIZ? BUNUN VEBALİNİ KİM ÜSTLENECEK? İMAM-HATİP LİSELRİNDE O ALANI TERK EDN GENÇLER, YARIM BIRAKTIKLARI MANEVİ İKLİMİN TAM EĞİTİMİNİ NEREDEN ALACAKLAR? ONLAR ARTIK YENİ MESLEKLERİNDE AT KOŞTURACAKLAR. ESKİ ÖĞRENDİKERLİNİ AZAR AZAR UNUTACAKLAR. BU YASA, GERÇEKTE NEYİ HEDEFLEMEKTEDİR? SAYIN BAŞBAKAN, KAŞ YAPAYIM DERKEN GÖZ ÇIKMIŞ OLMASIN.

        “SİZİN EN HAYILRINIZ KUR-AN ÖĞRENEN VE KUR-AN ÖĞRETENİNİZDİR.” MESAJINI, GÖZARDI EDEBİLİR MİYİZ? KUR-AN’I KERİMİN VE HADİS-İ ŞERİFLERİN MANEVİ İKLİMİNE DALAN VE FAKAT BU YASA İLE O İLAHİ İKLİMDEN SOYUTLANAN GENÇ BEYİNLERDEN KİM BİLİR KAÇ TA KAÇININ DÜNYA ÇAPINDA BİRER İSLAM BİLGİNİ OLACAKLARINI NASIL HESABA KATMIYORUZ? ONLARIN İÇİNDE KUR-AN, HADİS, TEFSiR, KELAM GİBİ KONULARIN HER BİRİSİ BİR DENİZ-DERYA OLABİLECeK BU GENÇ BEYİNLERİ ORALARDAN SÖKERCESİNE SOYUTLAYANLARIN VEBALİNİ KİMLER ÜSTLENECEK? ÖNEMLİ BİR AYRINTI DA İMAM-HATİP LİSESİNDE OKUYAN ZIMBA GİBİ GENÇ BEYİNLERİ BU MANEVİ İKLİMDEN KOPARTMAK DEĞİL, AKSİNE BİZİM ORTAYA KOYDUĞUMUZ SİSTEM GİBİ SİSTEMELRLE ONLARI İSLAMIN EN GÜÇLÜ TEBLİĞCİLERİ HALİNE GETİRECEK YASAL DÜZENLEMELERİ YAPMAKTIR.  VATİKAN’A BAĞLI KATOLİK PAPAZLARIN PEK ÇOĞU, EN AZ ÜÇ-DÖRT DİL BİLDİKLERİ GİBİ, BİRÇOK ÜNİVERSİTENİN DE KÜRSÜ BAŞKANLARIDIR. BUNLARDAN BAZILARI OXFORD ÜNİVERSİTESİNDEN TEFSİR, HADİS, KELAM DERSLERİ OKUTTUKLARINI MÜSLÜMAN TÜRKLER BİLİYORLAR MIYDI? TÜRK İSLAM MEDENİYETİNE ALTIN ELMASLAR GİBİ TAKILAN MATÜRİDİ, EBU HANİFE, HARİZMİ, BUHARİ, FARABİ GİBİ NİCE TÜRK İSLAM BİLGİNLERİNİ NASIL GÖRMEZLİKTEN GEEBİLRİZ? BUNLARI NEDEN BİZİM İAM-HATİPLİ GENÇLERİMİZE ANLATMIYORUZ DA ONLARI BİR KAÇ YIL OKUTUP, EĞİTİMLERİNİ YARIDA KESTİREREK ÖSYM SINAVLARINA SOKARAK, RAST GELE MANTIĞIYLA PUANI HANGİ FAKÜLTEYİ TUTARSA OARAYA YOLLAMAK İÇİN YASALAR ÇIKARTIYORUZ. SAYIN BAŞBAKAN: “BEN FARK DERSLERİ VERDİM” DİYOR. BİZLER DE FARK DERSLERİ VERDİK. AMA YÜKSEK İSLAM ENSTİTÜSÜNE GİREREK BU MANEVİ İKLİMDE KARAR KILDIK. BAŞKACA BİR YERİ DE İSTEMEDİK. ORAYI BİTİREREK KUR-AN VE HADİS İKLİMİNİ BİR AN BİLE İNCELEMEKTEN BIKIP USANMADIK. İMAM-HATİP LİSELERİNDE VE ÖTEKİ EĞİTİM KURUMNLARINDA EĞİTİM GÖREVİMİZİ YÜRÜTTÜK. ÖNEMLİ OLAN, İMAM-HATİPLİ GENÇLERİN BU OKULLARDA CİDDİ OLARAK İLAHİYAT EĞİTİMİ ALMALRIDIR. SİZLER İCRA OLARAK BU ALANI ORAYA-BURAYA DAĞITACAĞINIZ YERDE, KEŞKE DAHA DA BOLARTA BİLSEYDİNİZ.

        

        “YÜZLEŞME DOKTRİNİ”

 

 TÜRK MİLLİ EĞTİMİYLE İLGİLİ OLARAK 12 YIL ÖNCE 29 EKİM 2000 TARİHİNDE BİR KONFERANSLA TÜRKİYE VE DÜNYA KAMUOYUNUN BİLGİSİNE SUNDUĞUM, TEMMUZ 2002 TARİHİNDE DE KİTAPLAŞTIRARAK “YÜZLEŞME DOKTRİNİ” ADINI VERDİĞİM BU ÇALIŞMAMI LUTFEN DİKKATLE İNCELEMENİZİ ÖNEMLE İSTRİHAM EDECEĞİM.

BUGÜN HÜKÜMETÇE 4+4+4 ŞEKLİNDE YASALAŞTIRILMAYA ÇALIŞILAN VE REFORM ADIYLA KAMUOYUNA SUNULAN EĞİTİM REFORMU YASA TEKLİFİNİN “YÜZLEŞME DOKTRİNİ”YLE BENZEŞEN YANLARININ BULUNMASI ŞAŞIRTICIDIR. BİZİM 12 YIL ÖNCE AÇIKLADIĞIMIZ, 10 YIL ÖNCE DE KİTAPLAŞTIRDIĞIMIZ ÇALIŞMALARIMIZ HANGİ TEKLİFLERİ İÇERİYOR? TÜRK MİLLİ EĞİTİMİNİN BİLİMSEL METOTLARLA UYGULANMASINI, TÜRK ÇOCUKLARININ BEYİN ÖLÇÜMLE SİSTEMLERİYLE ÇAĞIN EN GÜÇLÜ EĞİTİM SİSTEMİNE KAVUŞTURULMASI İÇİN YILLARCA EMEK HARCAYARAK YAPTIĞIM ÇALIŞMALRIN, KISIRLAŞTILMASI, BU TASLAKTAN BEKLENEN YARARI AZALTIR.

YÜZLEŞME DOKTRİNİNDE İLKOKULLAR 6 YILA, ORTAOKULLAR 4, LİSELER DE 4 YILA ÇIKARILMAKTAYDI. HÜKÜMET, BİR SÜRE ÖNCE LİSELERİ 4 YILA ÇIKARTARAK BU TEKLİFİMİZ, BÖLÜK PÖRÇÜK UYGULANDI. BİZ ZORUNLU EĞİTİMİ 6+4=10 YIL OLARAK BELİRLEMİŞTİK. BİZİM SİSTEMİMİZDE LİSELER ZORUNLU DEĞİLDİR. BİZ TÜRKİYE’NİN GENÇ KUŞAKLARININ BEYİN CEVHERLERİNİN ÖLÇÜMLERİNİ SIRF ÖĞRETMENLERİN YÖNLENDRİMELERİNE BIRAKMAMIŞTIK. BU GÖREVİN YÜRÜTÜLMESİ SIRASINDA UZMAN ÖĞRETMENLERİN MÜDAHİL OLMALARIIYLA BİRLİKTE KONUYU, BİLİMSEL VE TEKNOLOJİK ESASLARA BAĞLAMIŞTIK. ŞİMDİKİ HÜKÜMET TEKLİFİNDE ÖĞRETMENLERİN YÖNLENDİRMELERİ ŞARTI YETERLİ GÖRÜNÜYOR. BAŞKACA TEKLİFLER VARMI ONU BİLMİYORUM.

EĞER HÜKÜMET, ESASLARINI 12 YIL ÖNCE TESPİT ETTİĞİMİZ VE YASALAŞTIRILMASINI TEKLİF ETTİĞİMİZ: {BÖMER=BEYİN ÖLÇÜMLEME MERKEZİ}, {BÖSİS=BEYİN ÖLÇÜMLEME SİSTEMİ,}{ZÖTEK=ZEK ÖLÇÜMLEME TEKNİKLERİ } ADI ALTINDA KURULMASINI TEKLİF ETTTİĞİMİZ BİLİMSEL VE TEKNOLOJİK SİSTEMLERİ KURMAYACAKSA, “AYNI HAMAM AYNI TAS” OLACAĞI BELLİDİR. BİZİM TEKLİFLERİMİZ DİKKATE ALINMADAN KOMİSYONDAN TARTIŞILIP OLGUNLAŞTIRILMADAN BİR OLDU BİTTİ İLE GEÇİRİLEN TASLAK, GENEL KURULDA DA BÖYLE OLURSA, İSTENİLEN HEDEFLERİ YAKALAMAKTAN OLDUKÇA UZAK DÜŞMÜŞ DEMEKTİR.. EĞER TBMM SUNULAN YASA TEKLİFİNDE {BÖMER}, {BÖSİS} {ZÖTEK} KURULMAYACAKSA, İLERİDE ÇIKACAK SIKINTILARIN SORUMLUSU BU TEKLİFE EVET OYU VERENLERDE OLACAKTIR.  12 YIL ÖNCE, AŞAĞIDA ESASLARINI AÇIKLADIĞIM TÜRK MİLLİ EĞİTİM SİSTEMİ, BÖYLE BİR YOLA GİRİLİRSE ÇOCUKLARIMIZIN HAKLARI YENECEKTİR. KULLUK KUSURLARINDAN DOLAYI, HAK ETMEDİĞİ BİR ALANA KAYRILARAK YÖNLENDİRİLEN BİR ÖĞRENCİ, O ALANLA İLGİLİ YETENEK SAHİBİ DEĞİLSE, O ALANDA BAŞARISIZ OLACAKTIR. BU VAHİM BİR DURUMDUR. SİSTEMİ BİLİMSEL VE TEKNOLOJİK VERİLERLE KURMADIKÇA BU İŞ, İSTENİLEN SONUCU VERMEK ŞÖYLE DURSUN, AKSİNE MİLLETİMİZDE GÜVEN ZAFİYETİ DOĞURACAKTIR.

 

DÜNYA ÖLÇEKLERİNDE BİLİMSEL BİLGİLERE NE KADAR YAKINIZ?

 

BUGÜNE DEK KULLANMAKTA OLDUĞUMUZ, ADINA DA REFORM DEDĞİMİZ METOTLARLA, BİLİMSEL BİLGİLERİ YAKALAMIŞ SAYILDIK MI?

 

BİLİMSEL BİLGİYE ULAŞMAK İÇİN BUGÜNE DEK KULLANMAKTA OLDUĞUMUZ YOLLARIN, DÜNYANIN EN İYİ METOTLARI OLDUĞUNU SAVUNACAKLARA BİR ÇİFT SÖZÜMÜZ VAR: “O HALDE, AKP HÜKÜMETİ 4+4+4’Ü REFORM ADI ALTINDA NİÇİN YASALAŞTIRMAYA ÇABALIYOR?”

 

OYSA KESİNTİSİZ, 8 YILLIK İLKÖĞRETİM YASASI ÇIKTIĞINDA DA: “BU UYGULAMA DÜNYANIN EN SEÇKİN Bİ REFORMU” OLDUĞU İDDİA EDİLİYORDU.

 

SİYASETÇİLERİMİZ, TÜRK MİLLİ EĞİTİMİNDE HER VURDUKLARI YERDE YARA, BERE BIRAKAN NEŞTERLERİNİ, DÜNYANIN EN HARİKA BİLİM NEŞTERİ OLARAK YANDAŞLARINA KABUL ETTİRMEKTEYDİLER. BU DA SİYASETÇİLERİN PROPAGANDA KERAMETLERİ MİDİR? ŞİMDİ AKP HÜKÜMETİ, DEVLETİ YÖNETİYOR. ÇOĞUNLUĞU DA VAR. İSTEDİĞİ YASALARI DA KAÇIRTIP ÇIKARTIYOR. YANDAŞLARI DA YAPILANLARI ALKIŞLIYOR. PEKİ, AKP YARIN BİR GÜN GİDERSE Kİ, ÇOĞUNLUK BUNUN OLAMAYACAĞI YÖNÜNDE BİR SANIYA KAPILMIŞ BULUNUYOR. OYSA: “KAYSERİ KADIYA MÜLK DEĞİL” ATASÖZÜNÜ HİÇ AKIL ETMEDİNİZ Mİ? YARIN AKP İKTİDARDAN DÜŞTÜĞÜNDE, O ZMAN YERİNE GEÇECEK BAŞKA BİR SİYASAL PARTİ, AKP’NİN, ADINA REFORM” DEDİĞİ BU İŞLEMLERİ ALABORA EDEREK: “AKP NİN YAPTIKLARI REFORM DEĞİL, DEFORME ETMEKTİR. BEN DAHA İYİ BİR REFORM YAPACAĞIM” DERSE Kİ, HEP BÖYLE OLMUŞTUR. EĞİTİM HAYATIMIZLA BİR DE ONLAR OYNAR, SONRA GELENLER DE ONLARIN YAPTIKARLINI ALT ÜST EDER VE BU İŞ BÖYEL SÜRER GİDERSE, BU İŞİN SONU NEREYE VARACAK? BU İŞİN BÖYLE SÜRMEMESİ İÇİN BİR SİSTEM KURMAYA ÇALIŞTIK.

KONUYU 2000 YILI 29 Ekim CUMHURİYET BAYRAMIMIZDA ADANA İL’İMİZDE SEÇKİN BİR TOPLULUĞA: “YÜZLEŞME TEORİSİ, BİLGİ TOPLUMUNA DOĞRU” ADI ALTINDA TARTIŞMAYA AÇTIK. İKİ YIL SONRA KONUYU OLGUNLAŞTIRIP KİTAPLAŞTIRDIK. ŞİMDİ DE {www.bilgeata.com adlı web Sitemde Türk ve dünya kamuoyunun dikkatine sunuyorum.}  

                                 Rüstem KOCADURMUŞOĞLU Bilge AtaΞ̲̅ TÜRKİYE Ξ̲̅

GELİŞMİŞ ULUSLARI HALÂ 150 YIL GERİDEN İZLİYORUZ

 

Türkiye'deki eğitim ve öğretimin bilimsel yöntemlerle yürütüldüğü hakkında, yeterli açıklık var mıdır? Türkiye'deki eğitim sistemi bilimsel yöntemlerle yapılıyor mu? Buna evet diyenlere karşı biz de deriz ki “öyle ise neden halâ çağın gerisinde bocalıyoruz?” Avrupalılarla aynı yöntemleri kullanıyoruz diyenlere, biz de deriz ki; “onlarla aynı yöntemi kullanıyorsak, neden onları 100-150 yıl geriden takip etmekteyiz?”

Bu soruları soranlara karşı ne gibi cevaplar verebilirler? Bunları soranları, geri kafalı, geri zekâlı, çağdışı, gerici, cahiller olarak niteleyerek susturmaya yönelik çabalara mı girişirler? Yoksa gerçeğe teslim mi olurlar? Çağın gerisinde yürüdüğümüzü ekonomik darboğaza bağlayan veya teknolojimiz henüz gelişmemiş diyenlere de Avrupalıların ekonomileri de nice fırtınalardan geçmemiş miydi? Deriz. Onlar, elde ettikleri teknolojik gelişmeleri birden bire mi buluverdiler? Bir kısım üniversite mensubunu takdirle karşılarız. Ancak, onlar bugünkü bilimlere uzaklığımızın veya yakınlığımızın ölçüsünü nasıl açıklayacaklar? Bir takım mazeretlerin arkasına mı sığınaraklar? Yoksa gerçekleri bütün çıplaklığıyla ortaya koyabilecekler mi? Türkiye'nin Eğitim Düzeni, bilimlerin hakikatine ulaştıracak ve bizi çağın “BİLGİ TOPLUMU” haline getirebilecek mi? Bilimsellikten uzakta yürütülen kesintisiz 8 yıllık eğitim ile bırakın 8 yıllığı, 88 yıl bile uygulansa yine de bugünkü bilim dışı uygulamalarıyla bizi bir arpa boyu bilimlerin hakikatine ulaştıramayacaktır. Öyle ise, bilim adamlarımız bu hakikati neden erkekçe söylemiyorlar? Çağın gerisine düşürülmüş bu Milletin evlatları olarak onların boyunlarına yükletilmiş bu Milli borçtan kurtulabileceklerini mi sanıyorlar? Tarihin bütün devirlerine altın elmaslar gibi takılan bu Milletin irfan önderliğinin önündeki engelleri kaldırmanın, yetkili makamlara yanlış yönlendirilen eğitim hayatının doğrularını neden göstermiyorlar? İnsanlar için, hele hele bilginler için en büyük aşkın, hakikat aşkı, yoksa göklere mi kaçtı?

Burada önemli bir farkın farkını tespit ederek, şu soruların cevaplarını da beklediğimizi pek muhterem üstatlarımıza hatırlatmalıyım.

Avrupalılarla aynı bilimsel yöntemleri kullandığımızı iddia ettiğiniz halde, neden onlar gibi bilginler, düşünürler, edebiyatçılar, ilahiyatçılar, felsefeciler, astronomlar, astro fizikçiler, matematikçiler, kimyacılar yetiştiremiyoruz? Neden halâ dünya çapında bir pedagog, bir ilahiyatçı, bir sosyolog, bir edebiyatçı, bir fizikçi, bir matematikçi, yetiştiremediğimizi nasıl açıklayacakınız?

Şu gerçeği erkekçe haykırmanın zamanı 150-200 yıl önce geçti. Biz, onlarla aynı bilimsel yöntemleri kullanmıyoruz. Onların kullandıkları yöntemler bizimkilerden farklıdır. Onlar bilimlerin özüne inmenin ve uzman kadrolar yetiştirmenin metotlarını ne yazık ki, bize anlatmadılar, ama sanki öyle bir şeyi anlatmış göründüler. O anlatmış göründükleri şeyler sizin de anladığınızı sandıklarınız bilimsel bilgiye götürecek gerçek yol değildi. Sözün Türkçesi şudur ki; bizler kandırıldık. Halâ da kandırılmaktayız. Bizler, bilimsel yöntemlerin kendisini değil, görüntüsünü almışız.

Hangi veli çocuğunun ne tür bir zekâ taşıdığını, ne zamandan beri bilir hale gelmiştir? Bu güne kadar hangi çocuğumuza bilimsel ve teknolojik yöntemler kullanılarak zekâ ölçümleri uygulanıp, bu çocuk şöyle- bir beyne sahiptir diye, Devletimizin bir Eğitim Politikası olmuş mudur? Hangi çocuk kendi zekâsıyla eş değerde bir eğitim programına yerleştirilmiştir? HANGİ ÇOCUĞUMUZUN TOPUK KANI VE BENZİERİ İŞLEMLER YAPILARAK ZEK ÖLÇÜMLERİ YAPLIMIŞTIR?  AKP’nin Komisyondan kaçırdığı yasada da bunlar yer almıyor. AKP. Müslüman Türk Milletine komisyondan kaçırtığı yasa ile: “biz İmam-hatipler için, din için çalışıyoruz. Karşımızdakiler bunu engelledikleri için bu ysayı ellerinden zorla kurtardık. Bizi desteklemeye devam edin” mesajı vermektedir.

                   Rüstem KOCADURMUŞOĞLU Bilge Ata Ξ̲̅ TÜRKİYE Ξ̲̅

“TÜRKIYE'NİN EĞİTİM DÜZENİ, KARANLIKTA KÖREBE OYNAYAN KÖRLERİN HALİNDEN DE BETERDİR.

 

BAKARKÖR BAKTIĞINI GÖREMEYEN DEĞİL, GÖRÜLMESİ GEREKENİ GÖREMEYENDİR.”

                      Rüstem KOCADURMUŞOĞLU Bilge AtaΞ̲̅ TÜRKİYE Ξ̲̅                                  

Türkiye böyle bir Eğitim Düzeni ile daha nice yıllar kendisinden beklenen asıl görevi ele geçirmeyi umabilir. {21. Yüzyıl Türk asrı olacaktır} sözü, bu Eğitim Düzeni böyle devam ederse, insanlarımızı uyutmak için söylenmiş hayal tacirliğinden öteye hiçbir kıymet ifade etmeyen CAVLAK sözler olmaya mahkûm olacaktır. 21. Yüzyılın Türk asrı olmasına yürekten inanıyorsak, ilk önce, her şeyden önce, Türkiye'nin önündeki dağ gibi duran bu yanlış Eğitim Sistemini doğruya çevirmeliyiz.

HANGİ GÜCÜ TAŞIDIĞINI BİLİMSEL OLARAK ANALİZLERİNİ BİLMEDİĞİNİZ BEYİNLERE, NEYİ NEYE GÖRE EKMEYE ÇALIŞIYORSUNUZ?

 

       İYİ BİR ÇİFTÇİ, TARLASININ TOPRAK YAPISINI BİLMEDEN GELİŞİ GÜZEL EKİM YAPARSA, BU TARLADAN DA İSTEDİĞİ VERİMİ ALAMAZSA, BU ÇİFTÇİNİN HAYATA KAHRETMESİNİN HAKLI BİR DAYANAĞI VAR MIDIR?

       

        Tevekkül demek, bütün maddi ve manevi sebeplere yapıştıktan sonra gerisini Allah Zülcelâl’e havale etmek değil midir? Bu çiftçi eksik ürün aldığı için hangi hakla böyle bir düşünceye kapılabilir? Kendi kusurunu başkalarına yüklemenin ucuz hesaplarını yapan çiftçi ile Türkiye’yi yönetenlerin adam gibi adam yetiştiremek istemelerinin benzerlikleri şaşırtıcı değil midir?

Türkiye'nin Eğitim Düzenine hükmedenlerle bu çiftçi ne kadar da benzeşmektedir. Bu çiftçi, tarlasının taşıdığı hiçbir değeri tanımamaktadır. Tarlasına hangi ürünün ekilmeye uygun olduğunu, toprağı nasıl süreceği, nasıl sulayacağı, nasıl gübreleyeceği gibi teknik şartlardan haberi olmayan bu çiftçinin perişan halini varın siz kıyas edin. Dünkü yönetimler Türk çocuklarının beyinlerini nasıl çoraklaştırmışlarsa aynı çoraklaştırmayı şimid AKP’nin  sürdürmeye çalıştığını görmekteyiz.

                         Rüstem KOCADURMUŞOĞLU Bilge AtaΞ̲̅ TÜRKİYE Ξ̲̅        

       AVRUPALILARIN, ABD’LİLERİN, JAPONLARIN BEYİN YAPILARININ HİÇ BİR {NÖRONU}, HİÇBİR HÜCRESİ, TÜRK MİLLETİNİN BEYİN YAPILARINDAN DAHA ÜSTÜN DEĞİLDİR.

      

       ÖNEMLİ OLAN BEYİN GÜCÜMÜZÜ, BİLİMSEL BİLGİLERİN VE TEKNOLOJİLERİN ELDE EDİLMESİ YÖNÜNE, DOĞRU METOTLARLA YÖNLENDİREBİLMEMİZDİR.

 

JAPONLAR, AVRUPA KÖKENLİ OLMADIKLARI HALDE AVRUPALILARDAN DAHA İLERİ DÜZEYDE {ARGE} ÇALIŞMALARI YAPMAKTADIRLAR.

 

       200 YILDAN BU YANA KURMAYA ÇALIŞTIĞIMIZ YÜCE TÜRK MEDENİYETİNİ ENGELLEMEK İÇİN, EMPERYALİSTLERİN MİSYONER AJANLARIYLA ONLARIN YERLİ İŞBİRLİKÇİLERİ BEYİNLERİMİZİ, ZİHİNLERİMİZİ, ALGILAMA YETENEKLERİMİZİ, ELE GEÇİRMİŞLER, BİLİMLERİN HAKİTINA GİDECEK YOLLARI ELBİRLİĞİYLE ÜSTÜMÜZE KAPATMIŞLAR.

 

EMPERYALİST AJANLARIN VE YERLİ EMPERUŞKALARIN ÜSTÜMÜZE KAPATTIKLARI, BU KİRLİ KİLİTLERİ KIRIYOR, TÜRK MİLLETİNİN KARARTILAN TALİHİNİN KUTSAL AÇKISINI, ALLAH ZÜLCELÂL’E SIĞINARAK BESMELELRELE AÇIYORUM.

        

             Rüstem KOCADURMUŞOĞLU Bilge AtaΞ̲̅ TÜRKİYE Ξ̲̅

{BÖSİS}= BEYİN ÖLÇÜMLEME SİSTEMİ

 

TÜRK İSTİKBALİNİN EVLATLARINA, TÜRK’ÜN İSTİKBALİNİ HİÇ BİR GÜÇ KAPATAMAYACAKTIR.

 

ÇOCUKLARIMIZIN BEYİN IQ’U LARININ ÖLÇÜLMESİ, BİR HAKTIR.

         

ÇOCUKLARIMIZIN BEYİNLERİNİN TEŞHİS EDİLME HAKKI, TANINMALIDIR.

 

ÇOCUKLARIMIZIN ÖLÇÜLEN IQ’U-LARINA GÖRE EĞİTİM ALAMALARI, EN DOĞAL HAKTIR.

 

ÇOCUKLARIMIZIN BEYİN ÖLÇÜMLEMESİ HAKKINI DEVLETİN TANIMASI, ÇOCUKLARIMIZIN VAZ GEÇİLMEZ, DEVREDİLMEZ, ULU BİR HAKKIDIR.

 

TÜRK DEVLETİ, SEÇME-SEÇİLME HAKKINI TANIDIĞI GİBİ, ÇOCUKLARIMIZIN BEYİN IQ’U LARININ ÖLÇÜLMESİNİ, BU ÖLÇÜMLERE GÖRE EĞİTİM ALMA HAKLARINI TANIMASI, ANAYASAL BİR HAKTIR.

 

TÜRK DEVLETİNİN EĞİTİMDE BİRİNCİ ÖNCELİĞİ, TÜRK ÇOCUKLARININ BEYİN YAPILARINI ÖLÇECEK HUKUKİ ŞARTLARI, YASAL DÜZENLEMELERİ KURUMSALLAŞTIRMASI BİR HAKTIR.

 

TÜRK ÇOCUKLARININ BEYİN YAPILARININ BİLİMSEL OLARAK TAYİN VE TESPİTİNİN YAPILMASI HAKKININ VERİLMESİ, AB’ YE UYUM İÇİN YAPILAMAZ.

 

TÜRK ÇOCUKLARININ BEYİNLERİNİN TEŞHİSİ, TANINMASI MİLLİ BİR HAK OLDUĞU VE KENDİ ÖZÜMÜZ İÇİN VERİLMESİ BİR HAKTIR.

 

TÜRK ÇOCUKLARININ BEYİNLERİNİ İSRAF EDEN YÖNETİMLER, YAVRULARIMIZIN BEYİN IQU’LARINA GÖRE ALMALARI GEREKEN EĞİTİMİ VERMEDİKLERİ İÇİN YARGILANMALARI DA EN BÜYÜK BİR HAKTIR.

 

TÜRK ÇOCUKLARININ BEYİN İSRAFINI SÜRDÜREN YÖNETİMLER, YARGILANMALIDIRLAR.

 

BU HAKLARI SAVSAKLAYAN, MİLLETİMİZİ GÜNÜBİRLİK EĞİTİM REFORMLARI ADI ALTINDA OYALAYANLAR, GERÇEK EĞİTİM REFORMU OLAN BEYİN IQ’U ÖLÇÜMLEME TEKNİKLERİNİ VE SİSTEMLERİNİ KURMADIKÇA EĞİTİM DÜZENİMİZ YERİNE OTURMAZ.

 

hayatlarını bilimlerin öz cevherine adamış bilginlerimizi tenzih ederiz. Onların ölenlerine rahmet, kalanlarına bilgi yolunda başarılar dileriz. Türkiye, bu eğitim kargaşasıyla bilgi toplumu olma yarışını Kaybetmiştir.

Mübarek Vatanımızın siyasi rantlarını ellerine geçirenlerin gerçek sorumluluklarını nasıl idrak ettireceksiniz? Bu ülkenin yönetimlerini ellerine geçiren bu bağnaz, cahil fakat birbirleriyle çıkar ilişkisinde birleşmiş kişilere neyi, nasıl anlatacaksınız? Bu gibiler kendilerinin sığ düşüncelerinden başka düşünce, kendilerinin bildiklerinden başka bilgi tanımayanlara neyi, nasıl, hangi kıvamda anlatacaksınız? Böylesi kişilerin yönetim erkini ele geçirmeleri, Ülkemiz ve Milletimiz adına ne büyük talihsizlik olmuştur. Bunları düşündükçe havsalamın ölçülerini zorladığımı anlıyorum. Aziz Milletimin, böyle bir kâbusla yüz yüze olmasından ötürü utancımdan kahroluyorum. Türkiye'nin en büyük açmazı, bu ikircikli çıkmazdan kaynaklanmaktadır. Bir yanda bilimsel bilginin metotlarını ortaya koyanlar, öbür yanda okuyanı-yazanı devre dışı bırakanlar, beri yanda da okumadan-yazmadan bu soylu Milletin nünüğünü sıkanlar, soyup soğana çevirenler. Onlar, bir yandan lüks otellerin süper lüks aşevlerinde/ restaurantlarında ete çatalı batırıp viskiyi yudumlarken sömürülmüşlük hakkında nutuk atanlar, işte bu gibilerin bu ülkenin kurtuluşu için hangi projeleri üreteceklerinin hesabını yapmaya ne gerek var? Mal meydanda. İşte onların yönettikleri sefil edilmiş, perişanlığın içine sürüklenmiş koskoca bir Türkiye...

                       Rüstem KOCADURMUŞOĞLU Bilge AtaΞ̲̅ TÜRKİYE Ξ̲̅

{BÖSİS} BEYİN ÖLÇÜMLEME SİSTEMİ: KURULUŞ

 

        1} TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ, {BÖSİS} BEYİN ÖLÇÜMLEME SİSTEMİ ADI ALTINDA BİR SİSTEM KURAR.

        2- BU SİSTEMİN KURULMASIYLA BİRLİKTE 5 YAŞINA GİRMİŞ HER TÜRK ÇOCUĞUNUN BEYİN ÖLÇÜMLEMESİ BAŞLATILIR. {Not: 5 yaş bir örneklemedir. Yaş konusunda kararı uzmanlar vereceklerdir.}

3- BU SİSTEM, BAKANLAR KURULU KARARIYLA VEYA KANUN GÜCÜNDE KARARNAMELERLE KURULAMAZ.

4-  BEYİN ÖLÇÜMLEME SİSTEMİ, MİLLETİMİZİN VAZ GEÇİLMEZ HAKKIDIR..

5- BEYİN ÖLÇÜMLEME SİSTEMİ, BİLİMSEL METOTLAR KULLANMAK SURETİYLE TESPİT EDİLECEĞİ İÇİN, KAPSAMLI BİR ÇALIŞMA İLE KURULABİLİR. BU İŞ NE ACELEYE GETİRİLİR, NE DE SAVSAKLANIR.

6- BU SİSTEMİN KURULMASINI TEKLİF EDERKEN, GELİŞMİŞ MİLLETLERİN GELİŞMELERİNDEKİ ANA SEBEBİN, BEYİN ÖLÇÜMLEME SİSTEMİ OLDUĞUNU UNUTMAMALIYIZ.

 

7- BÖSİS YASASI HAZIRLANIRKEN, TÜRKİYE ÜNİVERSİTELERİNİN “VARSA” KONU İLE İLGİLİ UZMAN KADROLARINDAN OLUŞAN BİR UZMANLAR HEYETİ KURULMALIDIR.

8- TÜRK ÜNİVERSİTELERİYLE, ECNEBİ UZMANLARIN KURACAKLARI {BÖSİS} PROJESİ EN GEÇ 1 YILDA KURULMALIDIR.

9- AVRUPALI ULUSLAR, BEYİN ÖLÇÜMLEME ANALİZLERİ YAPARLARKEN ÇOCUKLARININ HEVESLERİNİ, DOĞAL, FITRİ YÖNELİŞLERİNİ, FİZİKİ VE RUHSAL, PSİKOLOJİK DURUMLARINI, BEYİNLERİNDE TAŞIDIKLARI CEVHERLERİ, HANGİ USULLERLE, AÇIĞA ÇIKARTMIŞLARSA, BİZ DE BU USULLERİ, KULLANARAK ÇOCUKLARIMIZIN BEYİN CEVHERLERİYLE, DOĞAL, FITRİ YÖNELİŞLERİNİ TESPİT ETMELİYİZ.        

{Not: AB. ABD. ve Japonya bu anlamda Avrupalı sayılmıştır.}

10- TÜRKİYE {BÖSİS} ÇALIŞMASINDA “ABD.’Lİ, AB.’Lİ VE JAPON  UZMANLARDAN YARARLANMAK İSTİYORSA, ŞU HUSUSU GÖZ ARDI ETMEMELDİR; {ABD.’Lİ VE AB. ‘Lİ BİLGİNLERİN TÜRK MİLLETİNE KARŞI TARİHİ HUSUMETLERİNDEN DOLAYI, BİZE YAMUK YAPACAKLARINI, HESABA KATMALIYIZ. BU YÜZDEN {BÖSİS} BEYİN ÖLÇÜMLEME SİSTEMİNİ ÇARPITARAK AKTARACAKLARINI DÜŞÜNEREK, JAPONLAR VE DAHA BAŞKACA BİLGİNLERDEN YARARLANMA YOLUNA GİTMELİYİZ. BU KONUDA DIŞİŞLERİ VE İSTİHBARAT BİRMLERİNDEN GÖRÜŞ ALMALIYIZ.

11- İÇERİDE İSE {BÖSİS} SİSTEMİ ÜZERİNDE ÇALIŞIRKEN, UZMAN OLMAYAN KİŞİLERİN EŞ-DOST KAYIRMASI YOLUYLA GÖREVLENDİRLECEK KİŞİLERİN ELİMİZE GEÇMİŞ, BİLGİ ÇAĞINI YAKALAMA PROJESİNİN SULANDIRILMASININ ÖNÜNE GEÇMELİYİZ.

12-SİSTEMİN KURULMASIYLA İLGİLİ ÇALIŞMALAR BAŞLATILDIKTAN SONRA, BU İŞLE GÖREVLENDİRİLMİŞ BİLGİNLER, ÖZEL ÖNEM KAPSAMINA ALINARAK ÖZEL KORUMA ALTINA ALINMALIDIR.

{ŞNOT: SU OLAYLARI DİKKATE ALMALIYIZ: BİR KISIM BİLGİNİMİZ, ISPAARTA UÇAĞINDA HAYATINI KAYBETTİ. BİR KISMI, İNTİHAR ETTİ. BİLL GATES’İN ŞİFRELERİNİ ÇÖZEN DELİKANLI NE OLDU? BUNLARI DÜŞÜNEREK, BU İŞİ CİDDİYE ALMALIYIZ. ÖSYM SINAVLARINA ŞAİBE BULAŞMASIN DİYEREK ÇALIŞANLARI, ÇALIŞTIKLARI YERDEN ÇIKARMIYOR, KORUMA ALTINDA TUTUYOR VE CİDDİ BİR KORUMA SAĞLIYORSAK, {BÖSİS} ÇALIŞANLAINA DA KORUMA SAĞLAMALIYIZ.}

13- BU SİSTEM UYGULANMAYA BAŞLADIKTAN SONRA ÖSYM, ÖSS, GİBİ UYGULAMALAR TARİHTEN SİLİNECEKTİR. YÖNLENDİRİLMİŞ EĞİTİMDE OKULLARINI BAŞARIYLA BİTİREN ÖĞRENCİLER, BAŞKA BİR SINAVA GİRMEDEN, ÜNİVERSŞTELERE KAYITLARINI YAPTIRCAKLARDIR.

14- OKULLARINI BİTİREN HER ÖĞRENCİ, KAYDOLACAĞI YÜKSEK ÖĞRENİM OKULLARINDA YERLERİ AYRILMIŞ, KAYIT GÜNLERİ, DİPLOMALRININ ARKASINA NOT OLARAK YAZILMIŞTIR. BELİRTİLEN GÜNDE VARIP KAYIT YAPTIRACAKLAR. HARÇ PARASI KALDIRLIMŞTIR.  

TÜRKİYE CUMHURİETİ DEVLETİNDE ÖĞRENİM PARASIZDIR.

                     Rüstem KOCADURMUŞOĞLU Bilge AtaΞ̲̅ TÜRKİYE Ξ̲̅  

 

{BÖMER}= BEYİN ÖLÇÜMLEME MERKEZİ

 

Milli Eğitim Bakanlığı’nın yönlendirme ile ilgili çalışmalarını basından öğrenmiş bulunuyorum. Kutlu bir tesadüf olarak, 29 Ekim 2000 tarihinde seçkin topluluğa (Yüzleşme Teorisi Bilgi Toplumuna Doğru) adı altında bir konferansla Yüzleşme Doktrini Yüce Milletimizin bilgisine sunuldu. Yıllardan beri üzerinde çalıştığım ve bir ömür harcadığım projelerimi, böylece Yüce Milletimin dikkatine sunmuş oldum. Bunları yaparken, bütün halinde bir proje üretmek ve Milletimizin geri kalmışlık çemberini kırmak istiyordum. Bakanlığımızın da böyle bir çalışmaya başladığını günlük olarak yayınlanan 8 Şubat 2002 tarihli Posta Gazetesi’nden öğrendim. Bakanlığımızın bu teşebbüsü beni yüreklendirdi.

Yüce Halkımızın çoğunluğu, bizim bu çalışmamızın dikkate alınmamasından endişeliydiler. Şükürler olsun ki ben, Kitabımı disketlere yüklemeye başladığımda Bakanlığımızın konu ile ilgili çalışmalarının sevindirici haberini aldım.

İlkokuldan beri açığa çıkartılmış beyin fırtınasını, bir takım gereksiz bilgilerle doldurmak kabul edilebilir bir iş değildir. Çocuklarımızın en verimli çağlarını anabilim dallarında eğiterek, onları yaşayacakları çağın dâhi beyinleri yapacak yerde 3 yıllarını kaybettirmek uygun değildir.

Türkiye, kendisine yükletilmiş tarihi görevinin gereği bilimsel bilgiye ulaşmak zorundadır. Bilgi toplumu olamamış bir Türkiye, daha uzun yıllar eloğlunun kapılarında sürünmeye mahkûm olur. Böyle bir durum ise bizim Milli gururumuzu incitmektedir. Bilimsel bilgiye giden yolun önü açılmalıdır. Bunu hiçbir bahane ve sebep engelleyememelidir. Kesintisiz 8 Yıllık Eğitimin 8. yılından sonra yönlenecek beyinlerin kayıp yıllarını, nasıl telafi edeceğiz? 200 yıldan beri beklediğimiz çağı yakalama savaşının bir takım kısır kaygıların ve karmaşık duyguların elinde kör kötürüm yapılması, cidden üzüntü ve kahırla karşılanacak bir durumdur.

                 Rüstem KOCADURMUŞOĞLU Bilge AtaΞ̲̅ TÜRKİYE Ξ̲̅

 

{BÖMER}= BEYİN ÖLÇÜMLEME MERKEZİ: KURULUŞ

 

1-Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Özerk BÖMER Beyin Ölçümleme Merkezi,  {Müsteşarlık} kurulur.

2-BÖMER Müsteşarlığını, Beyin Ölçümleme konusunda uzman profesör unvanlı bir kişi yürütür.

3-BÖMER Müsteşarının Gen Müdürü, Genel müdür yardımcıları görev üstlenir. Bunlar Beyin Ölçümleme Sisteminde uzmanlardan seçilir.

4-Türkiye 12 BÖMER bölge müdürlüklerine bölünür.

5-BÖMER Bölge Müdürleri en az Doçent Dr. Unvanında olur.

6-İll ve ilçelerde nüfusa göre BÖMER kurulur.

7-BÖMER’in kuruluş yasaları, en geç 6 ay içerisinde çıkartılır.

8-BÖMER ile ilgili çalışmalar, araştırmalar ve bilimsel bulgular yapıldıktan ve öğrencilerin beyin analizlerini yapacak sistem kurulduktan sonra uygulama, okullarda başlatır.

9-BÖMER’ in il ve ilçelerde yeteri kadar uzman görev yapar. Uzman ekip zaman zaman geliştirilen ve halâ geliştirilmiş bulunan  {ZÖTEK} Zeka Ölçümleme Teknikleri’nin uygulamasını yapar.

10-İlkokullarda 1-2-3. sınıf öğretmenlerince, 4-5-6. sınıflarda ders öğretmenince {ÖGTUT} ,Öğrenci Gözlem Tutanağı tutulur. Bundan sonra bu tutanağın adı ÖGTUT olarak anılacaktır.

11-ÖGTUT’ un bir nüshası okulda bir nüshası, öğretmende kalmak üzere bir nüshası BÖMER’ e ve bir nüshası da velilere verilir.

12-BÖMER, ÖGTUT’ tan gelen belgeyi düzenli olarak okul ve öğrenci ad ve soyadı sırasına göre bilgisayar ortamına yükler.

13-BÖMER, ÖGTUT kapsamında elde ettiği bulguları, yönlendirme raporu olarak BÖMER Bölge Müdürlüğüne bildirilir.

14-Okulda tutulan {ÖGTUT} Öğrenci Gözlem Tutanağı, yapılacak veli bilgilendirme toplantılarında öğrenci velilerine aktarılır.

15-BÖMER, öğrencilerin tutulan ÖGTUT’u periyodik olarak inceler, yıl içinde ve yılsonunda aldıkları başarı derecelerini tespit eder.

16-BÖMER öğrencinin AÇIĞA ÇIKARTILMIŞ ZEKÂ DÜZEYLERİNİ, bu veriler doğrultusunda bir sisteme oturtur.

17-Sınıf ve ders öğretmenleri, öğrencilerin hangi alanlara karşı istek duyduklarını da bu dosyalara periyodik olarak işler.

18-Matematiğe istek duyan bir öğrencinin, bu dalında ilerlemesi kadar doğal bir istek olamaz. Öğrencinin bu alana istek duyması, takdir edilecek bir husus iken bu kere aynı öğrencinin yüksek matematik zekasının olmaması o öğrencinin bu alanda üstün başarı göstermesini engeller. Bu itibarla bütün çalışmalar, ZEKÂ DÜZEY ÖLÇÜMLERİNİN bilimsel yöntemlerle yapılmasına ne art niyet ne de önyargılı olmaksızın bu işe girişilmemesinin gerektiğine bağlıdır. Resim yapmaya heves etmek başka şey, resim yeteneğin olması daha başka bir şeydir. Bunları birbirine karıştırdığımızda bugünkü durumla aynı yanılgıya sürüklenmiş oluruz.

19- ZEK DÜZEY TUTANAKLARINI tespit ederken, ZÖTEK’ ZEK ÖLÇÜMLEME TEKNİKLERİNDEN yararlanacağız. Öğretmenlerin omuzlarına yükleyeceğimiz sorumluluğu, yarının dâhi beyinleri ile zekâ düzeyleri az olanları ayırma işlemlerini, bu öğretmenlerimize hangi projeler doğrultusunda yükleyeceğimizi tespit etmeliyiz. Öğretmenleri bilimsel bilgilere, kalıcı projelere ulaştırmadan onlara yükleyeceğimiz sorumluluk, güç yetirilemeyen sorumluluklardan olmuş olur.

20-ZÖTEK, ZEKÂ ÖLÇÜMLEME TEKNİKLERİNİ kurup bilimsel bir programa, teknolojik bir sisteme bağlamadan kara-düzen yöntemlerle yapılacak gözlemlerden bilimsel sonuçlar çıkamaz.

21- ÖRNEKLEME: Veliler çocuklarını tıp fakültelerine yöneltecek bir çabanın içine girerlerse, bilimsel olmayan metotlarla yönlendirmeler yapılırsa, ortalıkta tozdan-dumandan eser kalır mı? Böyle bir sonucu başından görmemek için nasıl bir bakış açısı gereklidir? Bir öok veli, çocuğunu üstün zekâlı, dâhi olarak görebilir. Bilimsel bir esasa ve kalıcı bir sisteme bağlanmayan yönlendirmenin, ileride doğuracağı sıkıntıların önünü almak, oldukça zordur.

       22- Böyle bir olay çıkarsa, birçok veli çocuğunun hakkının yenildiğini iddia ederek Bakanlığımız hakkında yürütmeyi durdurma kararları almak için başvuracaktır. Bu karışıklıkları önlemek için:

 

a) Kurulacak Sistem, bilimsel bir Sistem olmalıdır.

b) Öğrencileri gözleyen öğretmenler, bu Sistemin bir uzmanı haline gelmelidir.

c) BÖSİS yasası çıkartılmalıdır.        ZEDÜS

d) ZÖTEK yasası çıkartılmalıdır.

e) BÖMER yasası çıkartılmalıdır.

f) Bu yasalar en geç 1 yıl içinde tamamlanmalıdır.

g) Öğrenciler ve veliler yönlendirme hakkında kesin bilgilere ulaştırılmalıdır.

h) Haklarının yenildiğini iddia eden öğrenciler olursa, {ZEDÜS} ZEKÂ DÜZEY SINAVINA alınarak sağlamaları yapılmalıdır. ZEKÂ DÜZEY SINAVININ bundan böyle kısaltılmış adı: {ZEDÜS} olarak anılacaktır.

I) Öğretmenler ve sistemi uygulayan diğer yetkililerin kusurlarına karşı, caydırıcı yasal düzenlemeler getirilmelidir. Bu hususta yapılabilecek sistemlerden bazıları şöyle özetlenebilir:

Bir öğrenci kendisinde bulunmayan bir yöne kaydırılarak yönlendirilmiş ise, bu öğrencinin ZEK DÜZEY TUTANAKLARI da kayrılmalarda şişirilmiş ise, bu işi yapan öğretmenler, BÖMER yetkilileri ve okul yöneticileri hakkında yasalarla düzenlenen cezalar uygulanır. Bu hususlardaki sorumluluk müteselsilendir. Hiç kimse böyle bir işi savsaklayamaz ve kayırma yapamaz. Bu haklar milletin istikbalinin haklarıdır. Tıbbiyeye karşı üstün zekâlı bir öğrencinin hakkını, daha aşağı düzeyde bir başkasına vermek, affedilir bir davranış olamaz. Hakkı yenilerek başka bir alana kaydırılan ve hakkı olmadan onun yerine geçirilmek istenen öğrencinin durumu şöyle açıklanabilir: Hakkı yenen öğrenci, belki de ileride bu ülkenin {ve dünyanın} en büyük mucitlerinden biri olacaktı. Onun yerine geçirilmek istenen çocuk ise belki kendi beyin IQ’ U su doğrultusunda yönlendirilseydi, o da kendi alanında büyük bir başarıya imza atabilecekti. Bu durumlar göz önüne alındığında herkes kendi yerinde ve liyakati {yeteneği} ile değerlendirilmelidir. İyi matematik yapan bir öğrenciyi ağaç işleri bölümüne göndermek, iyi resim yapmayan bir öğrenciyi resim bölümüne göndermek yanlıştır. {eğitim zulmüdür.}

İ} Yönlendirme aşamalarında gelişme evreleri dikkate alınmalıdır. Küçük yaşlarda {bir alanda} üstün yetenek gösteren bir öğrenci, ergenlik çağına yaklaşıldığında duraksayabilir. Türkiye’mizde ergenlik çağı kızlarda 9- 12, erkelerde 12- 15 yaş arasındadır. Bu itibarla ilkokulları 6 sınıfa çıkardığımızda yönlendirmenin ilkokul 6. sınıftan sonra yapılması Türkiye şartlarına uygundur. 15 yaşından sonra yapılacak yönlendirmeler eğitimin temel ilkelerine aykırıdır. Biz bu sistemle ilkokulu 6, ortaokulları 4, liseleri 4 yıl olarak kabul ettik. Zorunlu eğitim ortaokullarda sona erecektir. Böylece, zorunlu eğitim 10 yıla çıkartılmıştır. İlkokul 4-5 ve 6. sınıflarda, ortaokul ve liselerde yıl içinde bir kez yılsonunda bir kez olmak üzere iki kez sınav yapılır.

          j) Yıl içi sınavları 21-31 Ocak arasında yıl sonu sınavları 21-31 mayıs tarihleri arasında yapılır ve yaz tatiline girilir. Öğrenciler yıl içerisinde bütün sınavlardan yüksek puanlarla geçmiş olsalar bile yılsonunda mutlaka bitirme sınavlarına alınırlar. Anabilim, anameslek, anayetenek, anaileriteknoloji,dallarında 10 üzerinden 8’ den aşağı not alınamaz. Öbür kültür derslerinden 10 üzerinden 5 almak yeterlidir. Anabilim dalından, meslek ve beceri dalından 10 üzerinden 8’ den aşağı not alan öğrenciler, sınıfta kalır. Bu öğrencilere yılsonunda bir hak tanınır. Bu sistem tıp fakültelerinde uygulanan sınıf geçme sistemleri ile eşlenik hale getirilir. Bu hususta Milli Eğitim Bakanlığı geniş kapsamlı bir araştırma yaptırarak uygulamayı bu yönde geliştirir. Şimdiye kadar yapılan uygulamalarda not ortalamalarına bakılmaksızın yeniden bir kurul hakkı verilmek gibi bir acayiplik, Türkiye’nin eğitim sisteminden tamamen silinir. Okuyabilen adam gibi okur. Okuyamayan okuyamaz.

k) Bunlar ortaokullar içindir. Liselerde sınıf tekrarı yoktur. Çünkü liseler zorunlu eğitim değildir. Okuyabilen yükselir, okuyamayan işine gücüne bakar.

            Rüstem KOCADURMUŞOĞLU Bilge AtaΞ̲̅ TÜRKİYE Ξ̲̅  

{EĞEVAN} EĞİTİM ENVANTERİ

 

Yüzleşme Doktrini’nin kabulü ile {DPT} Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı’nca, Türkiye’nin eğitim envanteri çıkarılır.

İlk 10 yıl ve arkasından 20 yıl için Türkiye’de ne kadar avukata, hakime, savcıya, doktora, iktisatçıya, mali müşavire, kaymakama, fizikçiye, mühendise, kimyacıya, ilahiyatçıya, edebiyatçıya ihtiyaç varsa bütün alanlarda üç yıllık bir çalışmayla Türkiye’nin: {EĞEVAN}  EĞİTİM ENVANTERİ çıkartılır. Bundan böyle SİSTEMİN KISALTILMIŞ ADI: {EĞEVAN} olarak kabul edilir. Böylece okutulacak öğrencilerin sayıları, nitelikleri, görevleri tespit edilir. Bunlar, yalnız Devlet dairelerinde çalışmak üzere değil, özel sektörü de kapsayacak şekilde geniş boyutlu bir proje olarak yürütülür. Kaç adet ziraat fakültesi mezunu, peyzaj mimarı, tapu kadastro mezunu, deniz okulu mezunu gerekli ise teker teker taranarak bir raporla Devlet Planlama müsteşarlığının bağlı bulunduğu, İLERİ TEKNOLOJİ BAKANLAIĞI’NA SUNULUR. İleri Teknoloji Bakanlığı Envanter Raporunu, üç ay içinde TBMM Başkanlığına sunar.

            Rüstem KOCADURMUŞOĞLU Bilge AtaΞ̲̅ TÜRKİYE Ξ̲̅

EĞİTİM-ÖĞRETİM KADROLARININ YETİŞTİRİLMESİ

 

Bu araştırma, kamuoyumuza duyurulmaya başladığında vatandaşlarımızdan şu öneriler almaktayız:

Efendim! Bunların hepsi iyi güzelde bu değirmenin suyu nereden gelecek?

Bu soruyu soranların sordukları sorular, gerçekten dikkat çekiciydi. Öyle ya, sahi; bu değirmenin suyu nereden gelecekti? Biz, önce insan unsurunu ele alalım ve inceleyelim. İleride bize sorulacak sorulardan bazıları da şöyle olabilir:

Bu üstün beyinli, üstün zekâlı ve yönlendirilmiş çocukları hangi kadrolarla okutacağız? Denilebilir.

Tabii, önce eğitim kadrosu meselesini halletmeliyiz. Gerçekten bu çocukları kim okutacak? Biz, bu güne kadar alışılmış düzenimizle, bu işin üstesinden gelemeyiz. Yeni gaileler, yeni kaygılar, yeni problemler çıkarmak, Ülkemizin başına yeni çoraplar örmek olur. Türkiye, öteden beri alıştığı rehavetten silkinmeyi istemezse, bu işler böylece sürer gider. Geri kalmışlık, sömürülme, krizler de bizi yer bitirir. Türkiye namerde-merde , 3-5 dolar için avuç açar durur. Yüksek teknolojileri ele geçirmiş yani, Bilgi Toplumu olmuş devletçiklerin cakasından geçilmez olur. Türkiye, geri kalmışlık çemberini kırmak zorundadır. Aşağıda teklif edilen insan unsuru ile ilgili bölümleri yerli yerince uyguladığımızda Türkiye”ye ek bir külfet getirmeden yeni bilginler yetiştirerek, ilk orta ve lise eğitim ve öğretimlerini üstlenebilecek nitelikli elemanlar yetiştirebiliriz.

         Rüstem KOCADURMUŞOĞLU Bilge AtaΞ̲̅ TÜRKİYE Ξ̲̅

EĞİTİM KADROLARINDA İNSAN UNSURU

 

Yüzleşme Doktrini kabul edildiği gün, ilk, orta ve lise öğretmenleri, bir yasa ile DOKTORA kapsamına alınırlar.

1} Doktora yapmak üzere yönlendirilen öğretmenlerden doktora harcı alınmaz. Dışarıdan doktora yapmak üzere bağlı bulundukları ilde veya en yakın üniversitede doktora kapsamına alınırlar. Bu öğretmenlere doktora ödeneği ödenmez.

2} Doktora yapmayı savsaklayan öğretmenlerin meslekle ilişikleri kesilir, emekli edilirler.

3} Tezlerini zamanında vermeyen öğretmenlerin meslekle ilişikleri kesilir, emekli edilirler

4} İlk, orta ve lise öğretmenleri, kendi dallarında veya başka bir dalda istedikleri doktorayı yaparlar.

5} Doktora yasasının kabul edildiği yıl itibariyle 45 yaşından gün almamış öğretmenler, doktora kapsamına alınırlar. 45 yaşından gün alanlar, isterlerse doktora yaparlar.

6} İlkokul 1,2,3. sınıfların sınıf öğretmenliği doktorası yaparlar. Buna yönlendirme doktorası eklenir.

7} İlkokul 4,5,6. sınıfların ders öğretmenleri ders doktorası yaparlar. Buna yönlendirme doktorası eklenir.

8} İlk okul öğretmenleri isterlerse, ortaokul, lise ve üniversite doktorası da yapabilirler.

9} Bilim okulları bilim dalları dersi öğretmenliği, ileri teknoloji okulları ders öğretmenliği, meslek ortaokulları meslek dalları dersi öğretmenliği, beceri ve yetenek ortaokulları beceri ve yetenek dersi öğretmenliği, doktorası yaparlar.

10} Bu ana bilim dallarının dışında kalan bütün kültür derslerinden de doktoralara verilir.

11} Bilim Liseleri, ileri teknoloji liseleri, meslek liseleri, Beceri ve yetenek liselerinde anabilim, anateknoloji, ana meslek ve ana yetenek dallarında doktoralar verilir. Bu ana dalların dışında kalan bütün kültür derslerinden doktoralar verilir.

12} Bir lise öğretmeni, isterse ortaokul müfredatına göre, kendi dalında doktora yapabileceği gibi, bir ortaokul öğretmeni kendi dalında veya istediği bir alanda lise ve üniversite doktorası da yapabilir. Bilimlere ve bilginlere sınırlamalar kaldırılmıştır. İlkokul öğretmeni lise doktorası yaparsa, liseye geçer.

13} Doktoralar başlamadan önce müfredat programları hakkında ayrıntılı bilgi verilerek öğretmenin hangi müfredatta doktora yapacağı konusunda bilgilendirmeler yapılır.

14} Yukarıdaki hususların eksiksiz uygulanabilmesi için, TBMM tarafından, bu husus yasalaştırılarak yasal dayanak hazırlanır.

15} Dışarıdan, harçsız olarak doktora yapma süresi 5 yıldır. Tezlerini bitiremeyenlere 1 yıllık ek süre tanınır. Öğretmenler, zaten Devletten aylık aldıkları için kendilerine ayrıca doktora parası ödenmez.

       Rüstem KOCADURMUŞOĞLU Bilge AtaΞ̲̅ TÜRKİYE Ξ̲̅  

DOKTORA ÜNVANLARI

 

1-Doktoraları kabul edilen öğretmenlerin kimliklerine doktora unvanları yazılır. Ayrıca öğretmen kimliği, geçerli hale getirilerek bu kimliğe doktora unvanları ve kimlik bilgileri yazılır. Vatandaşlık kimliği ve EVHÖS kimliği de bu kapsama alınarak yasalaştırılır.

2-Doktoralarını bitirmiş öğretmenlerin girdikleri sınıfların kapısına kutucuklar yapılarak, öğretmenin kimlik bilgileri buraya asılır ve doktora unvanı konulur. Böylece doktora hem teşvik edilmiş olur ve hem de çalışmanın meyvesi sunulmuş olur. Aşağıdaki doktora unvanları birer örnektir.

 

Unvan                                              Kısaltılmışı

 

a-Edebiyat doktoru                             Ed. Dr.

b-Fizik Doktoru                                   Fiz. Dr.

c-Uzay Tasarım Doktoru                      Uz. Tas. Dr.

d-Felsefe Doktoru                               Fel. Dr.

e-İlahiyat Doktoru                              İlah. Dr.

f-Genetik Teknoloji Doktoru                 Gen. Tek. Dr.

g-Kimya Doktoru                                Kim. Dr.

h-Yapay Zeka Doktoru                        Yap. Zek. Dr

I-Füze Doktoru                                   Füz. Dr.

 

Bu gibi unvanlar öğretmen kimliklerine yazılır. Ülkenin akıllı gençlerine, yeni bir çığır açılır. Yükselmenin mesajları verilir. İlk, orta ve lise öğretmenlerinin çalışarak böyle bir başarıyı elde etmeleri, ülke çapında büyük yankılara yol açar. Bu tezlerin kabulü, gösterişli toplantılarla bir bayram havasında Ülkeye yayılır. Televizyon, basın canlı haberlerle konuyu gündeme taşırlar. Spor kulüpleri için neredeyse canlarını verecek gençler böylece bilimsel bilgiye koşmak için bu alana yönlendirilirler. Türkiye’nin gündemlerinden pimpirik ve gevşek senaryolar atılarak, asıl olması gereken bilimsel bilgi, gündemlere oturtulur.

         3-Doktorasını tamamlayan öğretmenlere bulundukları dereceden üç derece yükseğine kadar terfileri yaptırılır. Ayrıca o günün şartlarına göre yasalarla düzenlenen ödüller verilir. Bu konuda Ülkenin iş adamları, fabrikatörleri, zenginleri, sanatçıları devreye sokularak, ödül toplama teşvik yarışları başlatılır. Bir öğretmenin bulunduğu kıdem derecesi, yüksek olabilir. Emekliliğinde dahi hak ettiği 3 derecenin tutarı kadar kıdem tazminatı alır.

                           Rüstem KOCADURMUŞOĞLU Bilge Ata Ξ̲̅ TÜRKİYE Ξ̲̅

         İLKOKULLARIN ÖĞRETİM DURUMLARI

 

         1-İlkokulların 1-2-3. sınıfları, sınıf öğretmenlerince okutulur.

         2-İlkokulların 4-5 ve 6. sınıfları, ders öğretmenlerince okutulur.

3-İlkokul 6. sınıflardan mezun olan öğrencilerin ölçümleme

Sistemine göre zekâ seviye ölçümleri bitirilir.

4-Bu sisteme göre öğrenciler, bundan böyle okuyacakları programlara yerleştirilmek üzere yönlendirilir.

5-Zekâ ölçümleri yapılmış ilkokul mezunu öğrenciler, yönlendirilmiş ortaokula geçerler.

        6-Ortaokula geçen öğrenciler hangi dala ayrılmışlarsa, o dalda eğitim görürler.

        7-Türkiye’ de bütün okullar 4 ANADAL’ a ayrılır.

        a)Bilim okulları

b)İleri teknoloji okulları

        c)Meslek okulları

d)Özel yetenek ve beceri okulları

       

8-Özel yetenek sahası kapsamlı bir dal olarak düzenlenir.

        Örnek: Resim, çizim, grafik, müzik bunlar gibi sahalar özel yetenek kurumu adı ile anılır. Bu okullara Özel Yetenek Okulları adı verilir.

        9-İlkokulların 4-5. ve 6. Sınıflarında, orta okullarda, liselerde sabah 4 öğleden sonra 3 saat olmak üzere toplam 7 saat ders icra ettirilir.

        10-Bu sınıfların sınıf mevcudu 20 öğrenciden az 30 öğrenciden fazla olamaz.

        11-Sınıf geçme uygulamaları bütün okullarda aynıdır.

         

YÖNLENDİRİLMİŞ ORTAOKULLARA GEÇİŞ METODLARI

       

          Yukarıda açıkladığımız Beyin Ölçümleme Sistemi ile beyin analizleri yapılmış öğrenciler, beyinlerinin ve heveslerinin gösterdiği hedeflere doğru, yönlendirilir. Bu öğrencilerin, {BÖMER} Beyin Ölçümleme Merkezleri tarafından beyin analizleri yapılır. BÖMER, Türkiye’nin bütün il ve ilçelerinde kurulur. Bütün okulların veri tabloları, bu merkezde toplanır. Yönlendirilen öğrenciler, bilimsel olarak tespit edilerek ortaokullara yönlendirilir. Açığa çıkartılmış zekâ Düzeyi, özel yeteneği veya bir mesleğe özel ilgi duyma istekleri, belirleyici etken olarak kabul edilir.

          2-Yönlendirilmiş ilkokul 6. sınıflarından bilim ortaokulları, ileri teknoloji ortaokulları, meslek ortaokulları, yetenek ve beceri ortaokullarına geçişler ÖZEL ÖNEM STATÜSÜ ile belirlenir.

          3-Bu belirlemeyi BÖMER’ in gözetiminde il, ilçe, Milli Eğitim Müdürlükleri ile o bölgede bulunan üniversiteler ortaklaşa yürütürler.

          4-Yönlendirildiği ana bilim dalından gerekli notu alamayan öğrenciler, açığa     çıkartılmış ikinci zekâ ve heves programı için o ay içerisinde yeni bir programa alınırlar. Bu programda da başarı sağlamayanlar, açığa çıkartılmış üçüncü zekâ düzeyine göre üçüncü programa tabi tutulurlar. Bu programdan da başarı sağlayamayanlar, ya beceri yada bir meslek grubuna dahil edilirler.

          5-Bu durumda başarısız olan öğrenci sayısı, aritmetik olarak 1/4 ‘ ü bulursa o öğrencinin mezun olduğu okul idarecileri, o öğrencileri okutan öğretmenler uzak bir bölgeye atılırlar. Maaş ve kıdem indirimi yapılır. Bunlar yasalarla düzenlenir.

          6-Öğrencilerin ayrışma sınavları sırasında anabilim dallarından 10 üzerinden 8 not almak şarttır. Diğer kültür derslerinden 10 üzerinden 5 geçerli not almak yeterlidir.

          7-Zekâ düzey ölçümleme sınavlarında üstün başarı sağlamış olan öğrenciler bir düzey dizgesi teşkil ederler. Bu öğrenciler birleştirilerek, aynı sınıflarda okutulurlar.

          8-İlerleyen sınıflarda başarıları artan öğrencilere düzey yükseltme sınavı yapılır. Benzer başarıyı gösterenler bir araya derlenir. Bu tür öğrencilerin birçoğu belirli sınavları vererek bir üst sınıfa geçebilecek hem eğitim hem de yasal düzenlemeler yapılır. Bu tür öğrenciler ÖZEL ÖNEM KAPSAMINA alınırlar. 7 ve 8. maddedeki öğrenciler {YAŞITAT } YAŞIT ATLAMA SINAVI Kapsamına alınırlar.

                          Rüstem KOCADURMUŞOĞLU Bilge Ata Ξ̲̅ TÜRKİYE Ξ̲̅

 

       ÖRNEKLEME:

 

        1-Matematik ortaokuluna gidecek bir öğrencinin diplomasına matematik ortaokulunda okur.

        2-Astrofizik ileri teknoloji ortaokuluna gidecek bir öğrencinin diplomasına astrofizik ortaokulunda okur.

        3-İlahiyat ortaokuluna gidecek bir öğrencinin diploması ilahiyat ortaokulunda okur.

        4-İmam-Hatip meslek ortaokuluna gidecek bir öğrencinin diplomasına İmam-Hatip meslek lisesinde okur.

        5-Edebiyat ortaokuluna gidecek bir öğrencinin diploması edebiyat ortaokulunda okur.

        6-Tıp ortaokuluna gidecek bir öğrencinin diplomasına tıp ortaokulunda okur.

        7-Hukuk ortaokuluna gidecek bir öğrencinin diplomasına hukuk ortaokulunda okur.

        8-motor meslek lisesine gidecek bir öğrencin diplomasına motor meslek lisesinde okur.

        9-akıllı beyin ve yapay zekâ ileri teknoloji ortaokuluna gidecek bir öğrencinin diplomasına, akıllı beyin ve yapay zekâ ileri teknoloji ortaokulunda okur diye yazılır.

        10-Öğrencilerin birinciden üçüncüye kadar açığa çıkartılmış öncelikli zekâ bulguları, diplomalarına işlenir.

        11-Aynı öğrencinin açığa çıkmış beceri ve yetenek ağırlıklı zekâ seviyeleri ile heves ve meyilleri de diplomasına işlenir.

        12-Öğrencinin baskın zekâsı matematik yönünde ölçülürken matematiğin hangi alt birimlerine karşı bir meyli varsa o yönü de açığa çıkartılır.

        13-Bir öğrencinin matematiğe karşı baskın zekâsının tespit edilmesi o öğrencinin ikinci ve üçüncü alanlarda baskın zekâsının olmaması anlamına gelmez.

 

                      Rüstem KOCADURMUŞOĞLU Bilge Ata Ξ̲̅ TÜRKİYE Ξ̲̅

{YAŞITAT} YAŞIT ATLAMA SINAVI

 

        Çocuklarımızın içinde ana yaşıtları ile yani beden yaşları ile zekâ yaşları arasında farklılık olabilir. Bir çocuğun beden yaşı 8, zekâ yaşı 12 olabilir. Bunun için bu çocukların YAŞITAT kapsamına alınması Türkiye’nin geleceği için önemli öncelikler arasında olmalıdır.

        1-Bazı öğrencilerin zekâ düzeyleri yaşıtlarının üzerinde olabilir. Bu öğrenciler {YAŞITAT} YAŞIT ATLAMA SINAVINA alınırlar. Zekâ düzeyleri kendi yaşıtlarından yüksek çıkan, yaşıtlarından ayrılarak, yeni bir küme oluştururlar. Bu öğrenciler zekâ yönünden hangi alanlarda üstünlük göstermişlerse o alanda kümeleştirilirler.

2-Zekâ düzeyleri yaşıtlarından veya kümelerinden birkaç yıl daha ileri düzeylerde ölçümlenen öğrenciler, zeka ölçümleme düzeylerine göre daha ileri boyutlarda kümelere alınırlar. Böylece birinci ve ikinci şıktaki öğrenciler ÜSTÜN ZEKÂLILAR kategorilerine ayrılırlar.

        3-Bu öğrenciler kendi aralarında üçer aylık zekâ düzey ölçümleri yapılarak daha yukarı tırmandırılırlar. Böylece; ZEKÂ AYIKLAMA PROGRAMLARI gereğince hem yaşıtlarından hem de kümelerinden ayıklanan üstün zekâlı bu beyinler için özel kurulacak olan okullarda ve ayrı programlarda yetiştirilirler. ZEKÂ AYIKLAMA PROGRAMININ kısaltılmış adı, bundan böyle: {ZAPOR} olarak anılacaktır.

        Beceri ve yetenek alanlarında zekâdüzeyleri tespit edilen öğrenciler, ortaokullara giderken diplomalarına bu alanlar mutlaka yazılır. Beceri alanlarında özel yeteneği olan öğrencilerin başka alanda da beyin ölçümleri yapılmalıdır. Mesela, halk sanatına ilgi duyan ve özel yeteneği olan bir öğrencinin edebiyata karşı da bir yeteneği açığa çıkarılmış olabilir. Hatta bu öğrencinin fizik yönü de çok ağır bulgularla bulunmuş olabilir. Böyle öğrencilerin ağırlıklı zekâ ve yetenek bulguları, hem kartekslere hem bilgisayar ortamına işlenmelidir.

 

ÖRNEKLEME:

 

        1-Resim beceri ve yetenek ortaokuluna gidecek bir öğrencinin diplomasına resim beceri ve yetenek ortaokulunda okur diye yazılır.

        2-Süsleme/tezhip beceri ve yetenek ortaokuluna gidecek bir öğrencinin diplomasına resim beceri ve yetenek ortaokulunda okur diye yazılır.

        3-İmam-Hatip meslek ortaokuluna gidecek bir öğrencinin diplomasına imam-hatip meslek ortaokulunda okur diye yazılır.

        4-Ticaret meslek ortaokuluna gidecek bir öğrencinin diplomasına ticaret meslek ortaokulunda okur diye yazılır.

        5-Koruma/güvenlik ortaokuluna gidecek bir öğrencinin diplomasına koruma/güvenlik ortaokulunda okur diye yazılır.

6-Elektronik meslek ortaokuluna gidecek bir öğrencinin diplomasına elektronik meslek ortaokulunda okur diye yazılır.

Bilim ortaokulları, ileri teknoloji ortaokulları, meslek okulları, beceri ortaokullarında ikinci, üçüncü ve dördüncü sınıflarda seçilen anabilim, anameslek, anabeceri dalları, ağırlıklı olarak okutulur. Bu okullarda kültür dersleri de okutulur.

1-Bütün ortaokullarda sınıf mevcudu 20’ den az 30’dan çok olamaz.

2-Bu okullarda isteğe bağlı olarak akşamları 45’ er dakikadan 90 dakika ana dallarda etüt yaptırılır.

3-Bundan böyle not baremi 10’ luk not baremi olarak düzenlenir.

4-Yüzleşme Doktrini nin kabulü ile eğitim ve öğretim sistemi, 3 karne olarak kabul edilir. Birinci karne aralık ayında, ikinci karne mart ayında, üçüncü karne 19 mayıstan önce verilir.

5-Yıl sonu sınavları 21-31 Mayıs tarihleri arasında icra edilir.

6-Bütün öğrenciler ara sınıflar ve son sınıflar dahil yıl sonu sınavlarına alınır. Yıl sonu sınavlarından sonra okullar tatil edilir.

7-Yıl içinde öğrenciler, bütün derslerden 10 üzerinden 10’da alsalar, yılsonu sınavları, yine yapılır. Yıl içi ve yılsonu sınavları mecburidir. Ortaokullar ve liselerin tamamı, bu sınavlara katılırlar. Yıl içi sınavları Ocak ayı sonunda yapılır.

8-Her bir öğrenci, anabilim dalı, anateknoloji, anabeceri ve meslek dallarından 10 üzerinden 8 almak zorundadır. Bu notu alamayanlar, yıl sonunda 24-30 Eylül tarihleri arasında bütünleme sınavlarına alınırlar. Bütünleme sınavında ana dallardan 10 üzerinden 8 alamayan öğrenciler ortaokullarda sınıf tekrarı yapılır. Liselerde sınıf tekrarı yoktur. Okuyan okur, okumayan işine gücüne bakar.

9-Yıl içi ve yılsonu zorunlu/mecburi sınavlar, yazılı olarak yaptırılır. Test usulü sınavlar kaldırılmıştır. Plan, proje, akıl yürütme, muhakeme, beceri, sebep, sonuç ilişkileri kurma, hüküm koyma gibi pek çok alanlarda imtihanlar yapılır. Bunlar, uzman kadrolarca belirlenerek sorulur.

10-Ortaokul ve liselerde yıl içi ve yılsonu mecburi/zorunlu imtihanlarından ana dallardan alınan notların birleşkesinin ortalaması 8 olanlar başarılı sayılır.

11-Yılsonu sınavları bitiminde, Haziran ayının birinden itibaren yaz tatili başlar.

12- Ortaokullarda sabah 4, öğleden sonra 3 saatlik ders icra edilir.

13-Bütün okulların birinci sınıfları hazırlık sınıfıdır. Hazırlık sınıflarında o anadalın dersleri okutulur. Bundan böyle hazırlık sınıflarında yabancı dil okutulmaz.

14-Yabancı dil, öbür sınıflarda müfredat programlarında okutulur.

          Rüstem KOCADURMUŞOĞLU Bilge Ata Ξ̲̅ TÜRKİYE Ξ̲̅

SINAV KOMİSYONLARI

 

Yıl içi ve yılsonu sınavlarında aşağıdaki usuller uygulanır.

1-Bilim liselerinin öğretmenleri, meslek liselerinde, bilim orta okullarının öğretmenleri, ileri teknoloji liselerinde, meslek liselerinin öğretmenleri bilim okullarında, ilkokul sınıf öğretmenleri bilim liselerinde, ileri teknoloji liselerinin öğretmenleri meslek okullarında, imtihan komisyonlarında görev yaparlar. Böylece çaprazlama yöntemiyle birbirleriyle eşleştirerek ve dönerli bir sistemle öğrencilere yardım yapılamayacak bir imtihan usulü geliştirilir.

2- Bu sınavların uygulanmasında il ve ilçe Milli Eğitim Müdürleri birinci dereceden sorumludur.

3- Her okulun müdür ve müdür yardımcıları ile öğretmenleri de, müteselsilen sorumlu tutulur.

4- Sınavlarda kopya çektikleri belgelerle tespit edilen öğrenciler, okul yönetimince hukuk eğitim mahkemesine verilirler. Suçu sabit görülenler, başka okula uzaklaştırılır. Bunlar yasalarla düzenlenir.

              Rüstem KOCADURMUŞOĞLU Bilge Ata Ξ̲̅ TÜRKİYE Ξ̲̅

LİSELERDE ZORUNLU EĞİTİM

 

a} Milli Eğitim Bakanlığımızın liseleri, zorunlu eğitim kapsamına alması, böylece zorunlu eğitimin 12 yıla çıkarılması çalışmalarını, hayretle izlemekteyiz. Böyle bir uygulama ile eğitim hayatımız içinden çıkılamaz hale gelebilir.

b} Okuma sorumluluğunu kendi üstüne alması gereken gençlerin zorla okutularak birer diploma sahibi yapılması uygulaması, cidden hayretle karşılanacak bir anlayıştır. Daha önceki hükümetler zamanında ‘’NOT ORTALAMASINA BAKILMAKSIZIN YENİDEN BİR KURUL HAKKI’’ diye diye, sınıf geçirtilerek ellerine de alın size bir adet lise diploması denilen bir ülkede uzman kadroların yetiştirilmesi nasıl mümkün olacaktır.

c} Öğrencilere tarih derslerinde:’’OSMANLILARIN YIKILIŞLARININ SEBEPLERİ ARASINDA İLMİYE/BİLGİNLER SINIFININ BOZULMASI’’ öğretilmekte iken, Milli Eğitim Bakanlığımızın:’’NOT ORTALAMASINA BAKILMAKSIZIN BİR KURUL HAKKI‘’ daha vere vere, diploma dağıtması arasında ne gibi farklar vardır.

e} Gelişmiş milletler yetiştirdikleri adamları adam gibi yetiştirerek dünya çapında projeler üretirlerken, bizlerde bol keseden diplomalar dağıtmanın ucuz yollarını arıyoruz. Bu diplomaları dağıtsak ne yazar, dağıtmasak ne yazar? Bomboş beyinlere, yarının Türkiye’sinde hangi bilimsel ve teknolojik yüksek görevleri yüklemeyi düşünüyorsunuz? Bu uygulama zaten temelden bozuk düzen olan eğitim sistemimizi, daha da içinden çıkılamaz hale getirebilir.

f} Bu ülkenin lise çağına gelmiş gençleri, artık kendi sorumluluklarını idrak ederek ve biraz da mübarek bedenlerini yorarak okumalıdırlar. Hazırcı, beleşçi, lüpçü nesiller yetiştirmek ise, bizim için hem lüks ve hem de okumayı hak edenlerin önünü tıkamaktır. Böyle bir durum ise, eğitim özgürlüğüne ve fırsat eşitliğine aykırıdır.

g} Lise seviyesine kadar gelmiş bir genç adam ve genç bir hanımefendi, kendi arzusu ile ve kendi nefsini yora yora, bilimsel hayata yönelmiyorsa, ona zorunlu eğitimle diplomalar dağıtmak, devletin ve dolayısıyla Milletin alın terlerini, bu kişilere yatırmak büyük bir vebal olur.

h} Gerçekten okumak için çırpınanları desteklemek, Türk Devletinin öncelikleri arasında birinci sırada olmalı.

k} Okumayı yüksünen, okumaya beyni yatmayan, hevesi olmayan, kendisini okuyanlar grubundan saymayanları, zorla okullara göndermek bu işi isteyerek, bilerek yapanların fırsatını boşa harcamak değil midir?

m} Bir öğrenci bütün zamanını, sevdasını, aşkını bilimsel hayata adamış, bu uğurda ömrünü heder edercesine yerlere sermiş ise, buna karşılık öbür yanda okul turizmini canlandırmak için ya anayı ya babayı sıkıştırarak aldığı harçlıkları götürüp kafeler de, diskoteklerde eriten bıçkın ve uçkun gençleri zorunlu lise eğitimine tabi tutarak onlara diploma dağıtmakta böylece zorunlu hale gelecektir.

n} İlköğretim okulları, eğitimcilerimizin başına büyük sıkıntılar yüklemişken, bir de bu koca adamlarla uğraşılacaktır. Okumak isteyeni okutunuz. Bu bir borçtur. Okumak isteyeni asalaklığa sürükleyecek uygulamalardan vazgeçiniz. Bizim yoksullaştırılmış ve fukaralaştırılmış Milletimizin boşa harcanacak tek kuruş parası yoktur. Hak edenlerle hak ettiklerini paylaşmasını ve onları desteklemeyi bir Milli vicdan borcu saymalıyız. Bir şeyi yapmak istemeyene de o işi zorla yaptırmaya çalışmak eşyanın doğasına aykırıdır.

Bu sistemde liseye başlama yaşı: 17 didir.

              Rüstem KOCADURMUŞOĞLU Bilge Ata Ξ̲̅ TÜRKİYE Ξ̲̅

YÖNLENDİRME GRUPLARI

 

Yönlendirme 4 ana grupta toplanmalıdır. Bu ana gruplara belki daha başka eklemeler de yapılabilir. Biz Türkiye’nin eğitim sistemini, bu 4 ana grupta topladık. Aşağıda bu gruplarla ve bunların meydana getirdiği dallarla ilgili örnekler sunuldu. Daha önce ana grupları sıralamış ve gerekli bilgileri vermiştik. Aşağıda bu konuda örneklemeler yapılacaktır.

 

1-BİLİM EĞİTİMİ BÖLÜMÜ:

     

Bu bölüm 2 ana grupta toplanır.

Fen Bilimi Eğitimi Bölümü

Matematik

Fizik

Kimya

Tıp

Biyoloji bilimleri gibi

Toplum bilimi eğitimi bölümü

Edebiyat

Felsefe

İlahiyat

Tarih

Coğrafya

Sosyoloji/ Toplum bilimi

Pedagoji/ Eğitim bilimi gibi

 

Yukarıda adı geçen bilim dallarına eklemeler yapılabilirse de biz, bu örneklerle yetindik.

             Rüstem KOCADURMUŞOĞLU Bilge Ata Ξ̲̅ TÜRKİYE Ξ̲̅

2-YÜKSEK TEKNOLOJİ EĞİTİMİ BÖLÜMÜ:

            

Teknoloji ve İleri teknoloji Eğitimi Bölümünde eğitim yapan kurumların ayrımı 3 ana grupta toplanabilir.

Hem bilim, hem de yüksek teknoloji gerektiren bilim dallarından birisi Fizik’tir. Fizik, bir bilim dalı olmakla birlikte ileri teknoloji bölümüne de girer. ÖRNEK: Çekirdek fiziği gibi.

 

Motor ve benzeri sahalar ileri teknolojiyi de kullandıkları için motor eğitimi ve benzeri eğitim kurumları da, ileri teknoloji alanına girebilir. Burada bir farkın tespitini yapmalıyız. Motor Meslek Okulları, yapılmış motoru onarmak, çalıştırmak ve işletmek gibi bir görev üstlendikleri için bu alan meslek alanına girer. Az sonra açıklayacağımız gibi ileri teknoloji gerektiren bir alan olması bakımından makine, motor, ileri teknoloji okulları ise motor meslek lisesi alanından ayrılarak, ileri teknoloji alanına girer. Birisi yapılmış bir motorun onarımını, yenilenmesini yaparken, diğeri projeler üreterek ileri teknoloji alanlarını kullanılır. Bu anlamda bir kısım alanlar bir kısım alanlarla karışmış gibi görünebilir. Tıp bilimi böyle bir karmaşıklık gösterir. Tıp bilimi hem yüksek teknolojiyi kullanır, hem de bir meslek dalıdır. Biz bu bakımdan tıp bilimini bilim dalı bölümüne kaydettik.

Bir motor ustasının yanında çalışan bir çırağın zekâsı, ne denli üstün, algılaması ne denli güçlü, aklı ne denli yüksek olursa olsun bu çırak, belli bir bilimsel formasyonu almadan ne bir proje çizebilir ne de çizilmiş projeyi çözebilir. Böyle bir programı bilimsel olarak bilmeyen ve böyle bir eğitimi görmeyenlerin yapabilecekleri bir şey yoktur. Bu işler çıraklık eğitimi ile oluvermiş olsaydı, bütün geri kalmış milletler şimdiye kadar yüksek teknolojileri ele geçirirlerdi. Bizim de yıllardan beri sistem kuracağız diye göbeklerimiz çatlamazdı. Bu alanları anlamak için üstün bir beyne, yerleşmiş bilimsel bir sisteme, alışılmadık bir çalışmaya, kılı kırk yaran bir eğitim düzenine ihtiyaç olduğunu artık kavramalıyız. Veliler, yüksek teknolojileri başaramayacak olan çocuklarına onları bu alanlara zorla yöneltme heveslerinden uzak durmalıdırlar. Bir velinin çocuğu elbette çok değerlidir. Ama o çocuğun başarabileceği bir iş, yapamayacağı bir yumuş vardır. Artık veliler, bu Doktrinle bileceklerdir ki, eğitim alanında pabuçlar pahalanacaktır. Herkes her ayağa olan pabuç yerine, kendi yorganına göre ayağını uzatacaktır. ‘’Hele oğlum-kızım liseyi bir bitirsin de bir yolunu, bir adamını bulur Devlet kapısına yerleştiririm’’ zihniyeti bu Doktrinle artık tarihe karışacaktır. Bundan sonra herkes kendi taşıdığı değerle bir yerlere varacaktır. {İstisnalar kaideyi bozmaz.}

BU ÜLKEDE ÇOBAN DA LÂZIM, İNEK TE LÂZIM, SÜTÜ SAĞAN DA LÂZIM, SÜTÜ SATAN DA LÂZIM, SÜTÜ TÜKETEN DE LÂZIMDIR.

 

17-18 YAŞINA GELGLMİŞ, REŞİT OLMUŞ, OKUMAK İSTEMEYEN BİR GENÇ ADAM’A VEYA GENÇ HANIMA ZORLA LİSE DİPLOMASI VERMEYECEĞİZ. BU ÜLKEYE ÇOBAN DA LÂZIMDIR. LİSEYİ TERK EDEN KİŞİ, KENDİ GELECEĞİNİ KENDİSİ SEÇMİŞTİR.

 

Bu KURALI hiçbir suretle hatırdan uzak tutmayacağız. Senin kızın veya oğlun neyi, hangi programı başaracaksa, o program onun için biçilmiş kaftandır. Hiç kimse, çizmeden yukarı çıkamayacak, çizmede kalacaktır. Bir öğrenci yapamayacağı bir eğitim bölümünü hem seçmeyecek ve hem de böyle bir durum doğarsa o öğrenciye kayırma yapan öğretmen ve yöneticiler, mesleklerinden olacaklar. Hiçbir kimse de böyle bir çılgınlığı göze alamayacaktır. Çocuklarımızın başarabilecekleri bir program, onların en büyük kazançları sayılacaktır. Veliler ve öğrenciler de bütün sorumlular, bunu böylece bilmelidirler. Aşağıda ileri teknoloji eğitimi bölümüne örnekler verildi. Bu eğitim kurumlarından bir kısmı ülkemizde eğitim faaliyetlerini sürdürmekte ise de bir kısmı bu Doktrinle teklif edilmiştir. Daha başka eğitim kurumları varsa da biz birkaçıyla yetindik. Burada olmayanları Milli Eğitim Bakanlığı ile üniversiteler ortaklaşa bir çalışmayla kuracaklardır.

                       Rüstem KOCADURMUŞOĞLU Bilge Ata Ξ̲̅ TÜRKİYE Ξ̲̅      

YÜKSEK TEKNOLOJİ EĞİTİM KURUMLARI’NA ÖRNEKLER:

 

Akıllı Beyin ve Yapay Zekâ Yüksek Teknoloji Orta Okulu

Akıllı Beyin ve Yapay Zekâ Yüksek Teknoloji Lisesi

Akıllı Beyin ve Yapay Zekâ Yüksek Teknoloji Mühendisliği Fakültesi

 

Komuta Kontrol Sistemleri Yüksek Teknoloji Orta Okulu

Komuta Kontrol Sistemleri Yüksek Teknoloji Lisesi,

Komuta  Kontrol Sistemleri Yüksek Teknoloji Mühendisliği Fakültesi

 

Uzay Gemileri Tasarım Yüksek Teknoloji Orta Okulu

Uzay Gemileri Tasarım Yüksek Teknoloji Lisesi

Uzay Gemileri Tasarım Yüksek Teknoloji Mühendisliği Fakültesi

     

Uzay Gemileri Yapım Yüksek Teknoloji Orta Okulu

Uzay Gemileri Yapım Yüksek Teknoloji Lisesi

Uzay Gemileri Yapım Yüksek Teknoloji Mühendisliği Fakültesi

 

Uçak ve Uydu Yüksek Teknoloji Orta Okulu

Uçak ve Uydu Yüksek Teknoloji Lisesi

Uçak ve Uydu Yüksek Teknoloji Mühendisliği Fakültesi

 

Yer Kontrol Sistemleri Yüksek Teknoloji Orta Okulu

Yer Kontrol Sistemleri Yüksek Teknoloji Lisesi

Yer Kontrol Sistemleri Yüksek Teknoloji Mühendisliği Fakültesi

 

İletişim Teknolojileri Yüksek Teknoloji Orta Okulu

İletişim Teknolojileri Yüksek Teknoloji Lisesi

İletişim Teknolojileri Yüksek Teknoloji Mühendisliği Fakültesi

 

Yazılım ve İletişim Yüksek Teknoloji Orta Okulu

Yazılım ve İletişim Yüksek Teknoloji Lisesi

Yazılım ve İletişim Yüksek Teknoloji Mühendisliği Fakültesi

 

Elektronik Bilgi Sistemleri Yüksek Teknoloji Orta Okulu

Elektronik Bilgi Sistemleri Yüksek Teknoloji Lisesi

Elektronik Bilgi Sistemleri  Yüksek Teknoloji Mühendisliği Fakültesi

 

Mikro Dalga Sistemleri Yüksek Teknoloji Orta Okulu

Mikro Dalga Sistemleri Yüksek Teknoloji Lisesi

Mikro Dalga Sistemleri Yüksek Teknoloji Mühendisliği Fakültesi

 

Mikro Yonga {Mikroçip} Yüksek Teknoloji Orta Okulu

Mikro Yonga {Mikroçip} Yüksek Teknoloji lisesi

Mikro Yonga {Mikroçip} Yüksek Teknoloji Mühendisliği Fakültesi

 

Sibernetik {Adamsı} Yüksek Teknoloji Orta Okulu

Sibernetik {Adamsı} Yüksek Teknoloji Lisesi

Sibernetik {Adamsı} Yüksek Teknoloji Mühendisliği Fakültesi

 

Biyo Kimya Yüksek Teknoloji Orta Okulu

Biyo Kimya Yüksek Teknoloji Lisesi

Biyo Kimya Yüksek Teknoloji Mühendisliği Fakültesi

 

Gen ve Genetik Bilimleri İleri teknoloji Orta Okulu

Gen ve Genetik Bilimleri İleri teknoloji Lisesi

Gen ve Genetik Bilimleri İleri teknoloji Mühendisliği Fakültesi

 

Moleküler Biyoloji İleri teknoloji Orta Okulu

Moleküler Biyoloji İleri teknoloji Lisesi

Moleküler Biyoloji İleri teknoloji Mühendisliği Fakültesi

 

Robot ve Prototip İleri teknoloji Orta Okulu

Robot ve Prototip İleri teknoloji Lisesi

Robot ve Prototip İleri teknoloji Mühendisliği Fakültesi

 

Makine ve Motor İleri teknoloji Orta Okulu

Makine ve Motor İleri teknoloji Lisesi

Makine ve Motor İleri teknoloji Mühendisliği Fakültesi

 

Bilgisayar Tasarım İleri teknoloji Orta Okulu

Bilgisayar Tasarım İleri teknoloji Lisesi

Bilgisayar Tasarım İleri teknoloji Mühendisliği Fakültesi

                  
        Seramik ve Cam ileri teknoloji Orta Okulu

Seramik ve Cam İleri teknoloji Lisesi

Seramik ve Cam İleri teknoloji Mühendisliği Fakültesi

 

Endüstri Tasarım İleri teknoloji Orta Okulu

Endüstri Tasarım İleri teknoloji Lisesi

Endüstri Tasarım İleri teknoloji Mühendisliği Fakültesi

 

Uzay Bilimleri İleri teknoloji Orta Okulu

Uzay Bilimleri İleri teknoloji Lisesi

Uzay Bilimleri İleri teknoloji Mühendisliği Fakültesi

 

Astrofizik İleri teknoloji Orta Okulu

Astrofizik İleri teknoloji Lisesi

Astrofizik İleri teknoloji Mühendisliği Fakültesi

 

Roket ve Füze Sanayi İleri teknoloji Orta Okulu

Roket ve Füze Sanayi İleri teknoloji Lisesi

Roket ve Füze Sanayi İleri teknoloji Mühendisliği Fakültesi

 

İleri Teknoloji Okullarının bazı fakülteleri birçok üniversitelerimizde eğitim-öğretim faaliyetlerini sürdürüyorlar. Yüzleşme Doktrininin kabul edilmesiyle bu fakülteler bu üniversitelerden ayrılarak {İERİ TEKNOLOJİ ÜNİVERSİTELERİ} şeklinde yeniden yapılandırılacaktır. Türkiye’nin bütün üniversite ve yüksek okulları bu sistem üzerine yeniden yapılandırılmalıdır. 4 yıllık ortaokulda, birinci sınıf ana bilim, anameslek, anayetenek anateknoloji dersinin hazırlık sınıfını okumuş. 3 yıl da yoğun olarak anabilim dersleri okumuş. 4 yıllık lisede birinci sınıfta ana bilim, ana teknoloji, ana yetenek, ana meslek derslerinin hazırlığını okumuş. Lisede ayrıca 3 yıl da yoğun olarak ana dalları okumuş bir örenci, 4+4=8 yıl ana dallarda eğitim görmüş, konusunda deniz derya olmuş seçilmiş bir beyin, seçilmiş bir yetenek, üniversiteye girerken sırf uzmanlaşmak için gidiyor. Eğer şu çalışmalarımız kabul görürse Türkiye 15 -20 yıla kalmaz dünyanın derinlemesine ciddi bir eğitimden geçmiş en seçkin bilginlerini yetiştirmiş olacaktır  

        Yukarıya özet olarak listesini çıkardığımız İleri teknoloji okullarında, her önüne gelen öğrencinin okuyabileceğini sanmak, {Teklifini Sunduğumuz Eğitim Reformunun} ciddiyetini kavramamış olmaktır. Bu okulların Türkiye’nin gündemlerine sokulması bile büyük bir hadise ve büyük bir atılımdır. Türkiye’nin çağı yakalaması için önce bu ipi göğüslemesi gerekir. Hayal dünyasından bilimlerin nurlu ufkuna konmak için bu şartın yerine getirilmesi gerekir. Bunların hiç birisi bizi yıldırmamalıdır. Bu işleri yapan milletler nasıl başarmışlarsa, Türkiye’de öyle başarmak zorundadır. Yukarıda sıraladığımız eğitim kurumlarının bazıları Ülkemizin eğitim hayatının içinde yer almış, halen faaliyet göstermektedir. Biz bu işin iyi anlaşılması için belirgin örnekler vererek konuyu gündeme taşıdık.

Yüksek bir idrak/algılama, anlayış ve kavrayış gerektiren bu tür okullarda okumak, ÖSS-ÖSYM gibi sistemlerle mümkün olamaz. ÖSS-ÖSYM gibi sistemler, Avrupalıların dışındaki milletlerin çağdaş bilimleri yakalamalarını engellemek için onlar tarafından kurulmuş tuzaklardır.

40-50 kişilik sınıflara yığma doldurulan ilköğretim okulları ve lise seviyesindeki öğrencilerin, bir süre sonra, bu okullarda bilimsel eğitim görerek, çağın gerekleri olan bilim hayatını şekillendirmelerini beklemek boşa beklemektir. 200 yıldan beri beklediğimiz halde beklentilerimize hala kavuşamadık. Yukarıdaki okullarda okuyabilecek beyinlerin hiçbirisini en ufak bir süzgeçten geçirememişseniz, onları bu yüksek vasıflı okullarda nasıl okutacaksınız? Bizdeki okulların sahicilerinin kurulduğu Avrupa ülkelerinin gençleri, AKIL ÇAĞINI, BİLİM VE ENFORMASYON/ BİLGİ TOPLUMU ÇAĞINI yakalamak için yarışıyorken, bizdeki okulların onlarla aynı adları taşımış olması sadece ve yalnızca adlarda bir benzeşmedir. Bu da hani bizde de yok denilmesin diyedir. Bir şeyin aslı başka, onun temsili resmi daha başkadır. Biz artık resimlerle değil asıllarla uğraşmalıyız.

{Not: Bazı kimselerin: “Efendim, bu sistemleri bizim kendi adamlarımız yaptılar” şeklindeki itirazlarını anlayışla karşılarım. Yalnız unutulmasın ki, bizim gibi ülkelerin ana örnekleri hep Avrupa’dır. Hatta onların içimize yerleştirmiş oldukları yandaşları da bizim bilimsel bilgiye ulaşmamızı engellemek için var güçleriyle çalışmakta olduklarını da hatırdan uzak tutmayalım. Burada ve her yerde Avrupa sözü, ABD ile Avrupalı ulusları ifade etmektedir. ABD’nin Türk Milli Eğitimindeki etkin gücünü yadırgayacaklar, önce açılarını düzeltmeliler. Onların ajanları, misyonerleri, yerli işbirlikçilerini nasıl unutabiliriz?}

           Rüstem KOCADURMUŞOĞLU Bilge Ata Ξ̲̅ TÜRKİYE Ξ̲̅

YÜKSEK TEKNOLOJİ VE KİŞİLİK ÇIKMAZLARI

 

{Yetişecek çocuklarımıza ve gençlerimize, görecekleri öğrenimin sınırı ne olursa olsun, en evvel her şeyden evvel, Türkiye’nin istiklaline ve Milli Törelerine aykırı unsurlarla mücadele lüzumu öğretilmelidir.}

                                                    M.KEMAL ATATÜRK

 

Türkiye, ileri teknoloji okullarını ve beyin ölçümleme sistemlerini kurarken bir şeyi akıldan uzak tutmamalıdır. Ya yoksa bunun ceremesini pek pahalı öderiz.

İnsanı makineler gibi duygusuz, duyarsız bir varlık saymak, bunun en tehlikeli örneğidir. Türkiye, yetişecek nesillerine bilimsel bilgileri verirken onun günahları, sevapları, hataları, yanılgıları ve başarıları ile yaşayan bir varlık olduğunu unutmamalıdır.

Yetişecek nesillerin ruh ve mana iklimlerini başıboşluk ve vurdumduymazlık mantığının içine hapsederek duygusuz, duyarsız, inançsız, aşksız, meşksiz, bir nesil yetiştirmek, böyle bir nesli yetiştirmemekten daha kötüdür.

İnsanı, insani değerler silsilesinden soyutlar onun inançlarına, törelerine milli kimlik bilgilerine aykırı bir eğitim verirsek, karşımızda teknolojileri kavramış ama kimliğini, kişiliğini ve inançlarını yitirmiş teknolojik makineler buluruz. Kimliksiz kişiliksiz ve inançsız bir topluluk, bizleri belki bir takım bilinmezlerin sırlı/gizemli dünyasına sokabilir. Ama kendi özünün kaybedilmesine, yok olmasına mal olacak bu tükenişi, sakın hedeflemeyelim.

 

{İntisabı ile bahtiyar bahdiyar olduğumuz İslam Dini, cihanın en büyük Dinidir. Benim Dinim şuura muhalif, terakkiye engel değildir.}

                                                    M:Kemal Atatürk

 

Yetişecek soylu nesilleri Atatürk’ün gösterdiği hedefte kimlikli, kişilikli, imanlı ve hoşgörü dünyasının birer mimarları olarak bu Vatanın, bu Milletin bir ferdi olmakla kıvanç duyan, duyarlı, sevgi dolu alperenler olarak yetiştirmeliyiz. Bu soylu ulu Milletin kutsal değerlerini tanıyan, seven ve yeri gelince o mukaddes değerler uğrunda kendini feda etmesini bilen soylu nesiller olarak yetiştirmeliyiz.

Ülkesinin haklarını, milletinin çıkarlarını hiçbir dünya çıkarına değişmeyecek olan üstün vasıflı insanlar olarak yetiştirmeliyiz. Dünyada tek kişi bile kalsa, milletinin mukaddes değerlerinden zırnık bile feda etmeyecek nesiller olarak yetiştirmeliyiz. Kutsal inançlarımızı, ahlaki ve moral değerlerimizi, Milli Törelerimizi sonuna kadar korumasını, canı pahasına da olsa savunacak nesiller olarak yetiştirmeliyiz. Kültür varlıklarımızın ve milli kimliklerimizin yılmaz savunucuları olarak yetişecek, bilimsel bilgiye ulaşmış, çağın yüksek teknolojilerinin bilgisini, sanatlarını, mesleklerini, beceri ve yeteneklerini öğrenmiş, sorumluluğunu bilen, kendisini Türk Milletinin bir ferdi ve mensubu olmaktan kıvanç duyan bir anlayışla yetiştirmeliyiz. İşte o zaman, bu ülkenin bahtı kara çocuklarının kara yazgıları, ak yazgıya dönüşebilir. Hidayet Yüce Rabbim’ dendir.

                   Rüstem KOCADURMUŞOĞLU Bilge Ata Ξ̲̅ TÜRKİYE Ξ̲̅

YABANCI DİL EĞİTİMİ

 

Yüzleşme Doktrini ile teklif edilen eğitim sisteminde yönlendirilmiş bütün ortaokullarla, yönlendirilmiş bütün liselerin birinci sınıfları, hazırlık sınıfları olarak kurulur. Bunun için gerekli çalışmalar şimdiden başlatılır. Yüce milletimizce şu gerçek artık iyice belli olmuştur ki; bilimsel hayatın özüne inilmedikçe çağı yakalamak mümkün değildir. Bunun yolu da, bilimsel bilgilere ulaşmada işi başından sıkı tutmaya ve yetişecek soylu nesilleri, çekirdekten yetiştirmeye bağlı olduğu apaçık ortadadır. Bilimsel hayatı yakalamak için uzman kadrolar yetiştirmedikçe bilgi toplumu olunamayacağı, artık gün gibi ortaya çıkmıştır. Eskiden fizik bilimi, bütün tabiatı/doğayı kapsayan bir bilim dalı iken, artık 20. ve 21. yüzyılın fizik dallarından bir tekini bile kavramaya değil bir kişinin, binlerce kişinin ne ömrü, ne havsalası ne de idraki/algısı yeterli görülmemektedir. Maddeyi küçülttükçe problemlerin de küçüleceği sanılırken, küçülen madde ile bilimsel çalışmaların da çapı o oranda büyümekte olduğu, gün yüzüne çıkmış bir hakikattir. Atomun parçalanmasıyla, bu konuda çalışmaların biteceğini sananların yanılgıları çok büyük olmuştur. Atomdan sonra atomaltı parçacıkların dünyasına dalan bilim adamları, bu alanların içinde kaybolup gitmişlerdir. İşte, yarının büyük Türkiye’sinde bu değerleri, akıldan uzak tutmayacak bir eğitim yöntemiyle yavrularımızı yetiştirmenin metotlarını geliştirmeliyiz. Çağı yakalama savaşı veren Türkiye’nin, denizi geçip çepelde boğulmasını istemiyoruz. Eğitim hayatımızı, uzmanlık hedeflerine, doğru biçimde yönlendirmeliyiz. Dün Atalarımızın taşımış olduğu tarihi görevi, yeniden ele geçirmek için, yarının Türkiye’sini, bu uzman kadroların omuzlarına yükleyerek, çağdaş dünyanın saygın bir üyesi olmak, en büyük emelimiz olmaya devam etmelidir. Yılgınlık, bıkkınlık ve güvensizlik anaforundan kurtulmanın yolu, sağlam bir iman, güçlü bir eğitim ve sabırla azmi, at başı yürütecek bir iradeyi baş tacı yapmalıyız. Bilimsel hayata çekirdekten başlayacak bir anlayışı egemen kılmalıyız. Yavrularımızın beyinlerini, israf etmeden, ilkokullardan sonra ana bilim dallarına yönlendirmeliyiz. Bu zorlu yürüyüşü hiç aksatmadan, sabırla yürüyebilecek bir alperenlik sevdasıyla yola çıkarak geleceğin Türkiye’sini BİLİMLERİN NURLU YÜZÜ ile aydınlatmalıyız.

1-Bir öğrenciye matematik, fizik, fizikokimya, mikrobiyoloji, moleküler biyoloji, edebiyat, ilahiyat, sosyoloji, ağaç işleri, elektrik, elektronik, genetik, sibernetik, kamu yönetimi, motor sanat, İmam-Hatip, resim, beden eğitimi gibi bölümlerden hangisinde eğitim görüyorsa görsün, bütün ortaokullarda bütün liselerin birinci sınıfları, o dalın hazırlık sınıfı olarak okutulur.

2- Bundan böyle Türkiye’de hiçbir yabancı dil, hazırlık sınıfı olarak okutulamaz. Yüzleşme Doktriniyle yabancı dil hazırlık sınıfı uygulaması kaldırılmış, yabancı dille eğitim yaptırma taklitçiliği de kaldırılmıştır.

3-Yönlendirilmiş ortaokullarla yönlendirilmiş liseler, 4+4 yıl olarak uygulanır.

        4-Bu Doktrinle ilkokullar 6 yıl olarak kabul edilmiştir. İlkokullar ve ortaokullar zorunlu eğitim kapsamına alınarak 10 yıl olarak teklif edilmiştir. Bu sistemde liseler, zorunlu eğitim sistemine alınmamıştır. Lise eğitimi çalışan, beceren kişiler içindir. Okumak istemeyene, zorla okul bitirterek, zorla diploma verme gayetleri çağdışı uygulamalar olarak kabul edilmiştir. Okuyan ya adam gibi okur, ya paşa-paşa işine gücüne bakar. Bu memleketin ne bir fazladan sınıfı, ne fazladan bir tek öğretmeni ne fazladan bir tek sırası vardır. Beleşçiliğe lüpçülüğe yönelik uygulamalar, gerçekten okumayı hak edenlere engel olmaktadır. Bu ise Anayasaya aykırıdır. Okumayı isteyen ve bunu çalışmalarıyla beyin açılarıyla hak edenlere her türlü destek sağlanmalıdır. Elin haytasına, haylazına, tembeline, bu Ülkenin fazladan harcayacak tek kuruşu yoktur. Herkes neyi hak ediyorsa, onu almasını öğrenmelidir. Hak etmediğini hak etmiş gibi ala ala Ülkemizin nünüğünü sıkanları Türkiye ibretle seyretmektedir.

5-Yabancı dil gerektirmeyen meslek gruplarına bu dil dersi konulmaz. Şimödiye dek 3 yıl ortaokulda 3 yıl liselerde Fransızca: (Kes Köse) yi, İngilizce (What İs This?) i öğrenmek için bunca öğretmene, bunca emeğe, bunca zamana ve bunca masrafa ne lüzum vardı? Bundan sonra bu dilleri öğreteceksek adam gibi öğretelim. Yahut hiç masraf yapmayalım.

6-Yabancı dil gerektiren okullara da bu dersleri adam gibi okutmak üzere koyalım ve öğretelim.

                    Rüstem KOCADURMUŞOĞLU Bilge Ata Ξ̲̅ TÜRKİYE Ξ̲̅

YAZ KURSLARI

 

Türkiye yabancı dil eğitimini, yaz kurslarında öğretecek metotları geliştirebilir. Bunun için gerekli alt yapı, yatırım, teknolojik donanım ve eğitim kadrolarını yerli yerince hazırlayarak hayata geçirmelidir. Aşağıda teklifi sunulan yaz kursları düşüncesine yönelik, yeni alternatif çözümler geliştirmeliyiz.

1-Yaz Kursları, 4.5.6. sınıflarından itibaren başlatılabilir.

2- Yaz Kursları, ortaokullar, liseler ve erişkinler için de açılmalıdır.

3- Yaz Kursları, zorunlu değildir.

4- Yaz Kursları, ezbere dayalı olarak verilmez. Bu kurslar, hem görsel ve hem de işitsel olarak laboratuar ortamında verilir.

5-Ezbere dayalı yabancı dil kursları, kaldırılmıştır.

6-Bu kurslar ecnebi ülkelerde nasıl veriliyorsa, Ülkemizde de o ölçeklerde verilir.

7-Bu teklifin yapılmasından itibaren Türkiye’de, yabancı dil öğretim müfredat programları, yeniden düzenlenir. Buna göre:

a-Yabancı dil gerektirmeyen okullara yabancı dil dersi konulmaz.

b-Okutulup ta öğretilemeyen bu ders, müfredat programından çıkartılır.

c-Yabancı dil dersleri, okulların müfredat programlarına konulacaksa; o okullardaki öğrencilerin bu dilleri öğrenmeleri gerekli ise, konulur. Bu derse ihtiyacı olmayan okullara, yabancı dil dersi konulmaz.

d-Yabancı dil dersine ihtiyacı olan öğrencilere bu dersler birim saat olarak öğrenilecek bir yoğunluk dikkate alınarak konulur. Yabancı dil dersi konulmuş olmak için, yabancı dil dersi konulmaz.

9- Yaz Kursları, Milli Eğitim Bakanlığına bağlı olarak açılır.

10- Yaz Kursları, yaz aylarında hem yaylalıklarda, hem de deniz sahillerinde yoğunlukla açılabilir.

11- Yaz Kursları, Bakanlığa bağlı okullarda, bütün Türkiye’ de açılır.

12- Yaz Kursları, özel kişilerce veya özel şirketlerce de verilebilir. Bu kursların eğitim kalitesini ve fiziki şartların denetimini Bakanlık yapar. Bu kursların bütün nitelikleri Bakanlık kursları ile eşlenik olur.

13- Yaz Kursları 15 Haziranda başlar, 15 Eylül de biter. Cumartesi günleri de hafta içi gibi sayılır.

14- Yaz Kursları, okul dışına yönelik çalışmalarda yapar.

15-İlkokulların 4, 5, 6. sınıflarına yabancı dil dersleri konulur.

16-Ortaokul ve liselerin birinci sınıflarına yabancı dil dersleri konulamaz. Bu okulların birinci sınıflarına başka dersler de konulamaz.

Bu okulların birinci sınıflarına, yalnızca yönlendirilmiş bölümlerin ana dersleri konulur.

17-Yabancı dil dersleri ile kurslarını ecnebi ülkeler nasıl başarmışlarsa, o yöntemler incelenerek bize göre bir modellemeye gidilir. Bu incelemeyi Milli Eğitim Bakanlığı ile üniversiteler yapar.

18-Bu inceleme bir yıldan fazla süremez. İnceleme bitirildikten sonra durum, TBMM Meclis Başkanlığına bir rapor ile sunulur.

19-Yabancı dil dersleri ile kurslarının müfredat hazırlıkları ve eğitim hizmetlerinin yürütülmesi, öğretilmesi gibi hususlar, Genel Kurmay Başkanlığımızın Dil Okulları incelenerek, benzer uygulamalara gidilir. Bu konuda Genel Kurmay Başkanlığımız ile istişareler yapılarak, en verimli öğretim tarzı ortaya çıkartılır.

20-Yüksek öğrenim gören gençlerimizden, kendi paralarını ödemek kaydı ile bir yabancı dili geliştirmek için, o ülkelerden birisinde yurt dışına çıkmak isteyen öğrenciler için aşağıdaki hükümler uygulanır.

a-Bu tür öğrenciler sınıflarını en geç güz döneminde geçmiş olmalıdırlar.

        b-Bu öğrenciler, yurt dışında kalmayacaklarına dair teminat vermelidirler.

Böyle öğrencilerin okuyacakları sınıflardaki eğitim süreleri dondurulur. Dönüşlerinde dondurdukları sınıflardan eğitime başlatılır.

                   Rüstem KOCADURMUŞOĞLU Bilge Ata Ξ̲̅ TÜRKİYE Ξ̲̅

EĞİTİM KADEMELERİ VE BAŞARI

     

1-Ortaokullardan, liselere gidecek öğrencilerin geçiş şartları, ilkokullardan ortaokullara geçen öğrencilerin geçiş şartları ile aynıdır. Her ortaokul, kendi anabilim, ana meslek, anateknoloji ve anayetenek dallarında kendi alanlarına geçişi temin edecektir. Bir anabilim dalından o dalla hiç ilgisi olmayan başka bir dala geçiş yapılamaz.

2-Ancak kendisini yetiştirmiş öğrenciler bir daldan başka bir dala geçeceklerse, o dalın sınavları yapılır. Başaran öğrenciler, yatay geçiş yapabilirler.

3-Liselerde ders geçme yönetmeliği, ortaokullardaki gibi aynen uygulanır.

4-Sınavlar, test çözme, ders ezberleme biçiminden kurtarılır. Yıl içinde öğrencinin elde ettikleri bilimsel birikimleri ve becerileri uygulamalı biçimde sorulur. Bunlar yasalarla düzenlenir.

5-Ders müfredat programları, bu esaslara göre yeniden düzenlenir. Bunlar yasalarla tespit edilir.

6-İlkokuldan ortaokula, ortaokuldan liseye, liseden üniversitelere geçişlerin tamamı, sınavsız yapılır.

7-Bu sistemde üniversite sınavları kaldırılmıştır.

8-Kendi dalından herhangi bir liseyi bitiren öğrenci, belli başarıyı tutturmuşsa, o dalın devamı olan yüksek öğrenime girmeye hak kazanmıştır. O öğrencinin lise diplomasına, kazandığı yüksek öğrenim programının adı ve yeri yazılır. Hangi günler kayıt yaptıracaksa o günün belirtilmesi okul tarafından kayıt kabul belgesinde kendisine bildirilir. Öğrenci herhangi bir sebeple gününde kayıt yaptıramamışsa hakkı ölmez. Başka bir gün kaydını yaptırır.

9-Meslek liselerinde üstün başarıyı gösteren öğrenciler 4 yıllık meslek yüksek okullarına, belirli başarıyı tutturamamış olanlar 3 yıllık yüksek okula kabul edilir.

             Rüstem KOCADURMUŞOĞLU Bilge Ata Ξ̲̅ TÜRKİYE Ξ̲̅

LİSELERDE SINIFLARIN KALİTESİ

 

1-Türkiye’de lise seviyesinde eğitim veren bütün eğitim kurumlarında sınıf tekrarı kaldırılmıştır.

2-Öğrenci, ya sınıfı geçer, ya programdan çıkartılır.

3-Liselerde okuyan öğrenciler, kendi beyin yapılarına, beceri alanlarına, doğuştan getirdikleri meyillerine göre, eğitim programlarına yerleştirildikleri için sınıf tekrarı yapılmaz.

4-Türkiye’nin ne fazladan öğretmeni, ne fazladan sınıfı, ne de çok parası vardır. Okuyan ya adam gibi okur, ya artık sınıflarda sürttüren, bıçkınlar, kaçkınlar, asalaklar ise okumak, gelişmek, Vatana Millete hayırlı birer yurttaş olmak isteyenlerin eğitim haklarını gasp etmelerine izin verilmeyecektir. Bütün veliler de, bu ana esasları bilerek davranışlarını ona göre ayarlamalıdırlar. Okumayacak bir çocuğu zorlayarak okutmaya çalışmak yanlış bir iştir. Herkesin okuması, doktor, mühendis, astronom, astronot, hakim, savcı, avukat, öğretmen olması imkânsızdır. Bu memlekette ineğe de, çobana da, süt sağana da, süt tüketene de ihtiyaç vardır. İnsanların yapamayacakları işlerle uğraştırılmalaeı ise insana zulümdür.

 

ÖRNEKLEME:

 

Resim, beceri ve yetenek okulunun birinci sınıfı hazırlık sınıfıdır.

        Edebiyat liselerinin birinci sınıfı, anabilim dalı hazırlık sınıfıdır.

İmam-Hatip meslek liselerinin birinci sınıfı ana meslek hazırlık sınıfıdır.

        Biyokimya ileri teknoloji liselerinin birinci sınıfı biyokimya hazırlık sınıfıdır.

        Motor meslek lisesinin birinci sınıfı motor meslek hazırlık sınıfıdır.

                Rüstem KOCADURMUŞOĞLU Bilge Ata Ξ̲̅ TÜRKİYE Ξ̲̅

        ÜNİVERSİTELER VE YÜKSEK OKULLARDA EĞİTİM KALİTESİ

 

1-Üniversiteler alttan gelecek olan üstün zekâlı ve yönlendirilmiş beyinlerin eğitimlerinin daha başarılı olması için, yeniden düzenlenir ve yeni müfredatlar hazırlanır. Bütün üniversiteler ve yüksek okullar yönlendirilmiş, seçkin ve üstün Türk beyinlerinin bilimsel bilgiye ulaşmaları için kendileri de, bu yürüyüşe öncülük ederler. Bunun için yeni müfredata göre yeni doktora tezleri hazırlayarak bu yürüyüşü bilimsel bazda desteklerler.

2-Üniversiteler ve yüksek okullar, yeni müfredata uyumlu hale gelmek için, uyum programları hazırlanır. Bunlar yasalarla düzenlenir.

3-Milli Eğitim Bakanlığı, Yurt içinde ve Yurt dışında çalışan bilim adamlarını toplayarak ilk, orta, lise ve üniversitelerle yüksek okulların müfredat programlarını hazırlatır. Böylece Türkiye’nin bilimsel bilgiye ulaşmasının temelleri atılmış olur.

4-Bu çalışmalar en geç 1 yıl içerisinde bitirilir. Bütün bu hususlar yasalarla düzenlenir.

                            Rüstem KOCADURMUŞOĞLU Bilge Ata Ξ̲̅ TÜRKİYE Ξ̲̅

ÜSTÜN ZEKÂLI ÖĞRENCİLER

 

Üstün zekalı öğrenciler aynı sınıflarda okurlarken, o sınıfın derslerinden kendi çağdaşlarına göre daha başarılı olurlarsa, bir üst sınıfın derslerini başaracak seviyeyi tuttururlarsa, o öğrenciler için düzey yükseltme sınavı yapılır. Bu sınavlarda başarı sağlayan öğrenciler üst sınıflara geçer. O sınıfın da üstündeki programı kendi çağdaşlarından üstün olarak yapabilen öğrenciler çıkarsa, üst sınıfların programlarına yerleştirilirler.

Üstün zekâlı öğrenciler özel eğitim ve koruma altına alınırlar.

                              Rüstem KOCADURMUŞOĞLU Bilge Ata Ξ̲̅ TÜRKİYE Ξ̲̅

{BAYEPOR} BİLİM ADAMI YETİŞTİRME PROGRAMI

                                     

1-Dünya bilim olimpiyatlarında, girmiş oldukları dallardan başarı sağlayan, birincilikten onunculuğa kadar dünya şampiyonluğunu kazanan öğrenciler, özel eğitime tabi tutulurlar.

2-Bu öğrenciler halen okumakta oldukları okullarda ve sınıflarda okutulmazlar. Bu öğrencilerle birlikte başka okullarda başarı sağlamış olan öğrenciler eşleştirilerek ayrı okullarda ayrı sınıflarda okutulurlar. Bunların içinde başarı oranları artanlar, kendi aralarında ortak bölenlerine bölünerek yeniden eşleştirilirler. Böylece liseyi ve üniversiteyi bitirinceye kadar bu eşleştirmeler devam eder. Daha sonra bu öğrenciler, üniversiteleri bitirince onlara Özel Önem Statüsü gereğince, Bilim Adamı Yetiştirme Programına ( BAYEPOR ) alınır.

3- Bu ve benzeri üstün zekâlı öğrenciler dünya standartlarında bilim adamı yetiştirmek üzere özel eğitime ve özel korumaya alınırlar. Bunlar yasalarla düzenlenir.

Dünya standartlarında yetiştirilecek bilim adamları ilkokul öncesi, ilkokul, ortaokul, liseler ve üniversitelerde üstün zekâları ile seçkinleşmiş öğrencilerden seçilir.

Kendi çabaları ile bilimsel bilgi alanında çağın gereklerini yerine getiren öğrenciler de bu programa alınarak değerlendirilirler.

Türkiye de bu projenin hayata geçirilmesiyle, bütün okullarda usta çırak ilişkisini temel olarak ele alan bir eğitim uygulaması başlatılır. Bire-bir ilgilenme, yetiştirme, geliştirme programları uygulanır.

        Bu durum aynen TUBİTAK ın dünya bilim olimpiyatlarına girecek öğrencileri seçerek yetiştirmesindeki prensipler doğrultusunda uygulama alanına konulur.

                  Rüstem KOCADURMUŞOĞLU Bilge Ata Ξ̲̅ TÜRKİYE Ξ̲̅         

ECNEBİ ÜNİVERSİTELER VE TÜRK ÖĞRENCİLERİ

 

Yüzleşme Doktrini’nin kabulü ile ecnebi üniversitelerde okuyan Türk öğrencilerinin durumu aşağıda tesbit edeceğimiz hususlara göre yeniden düzenlenmelidir.

1} Ecnebi üniversitelerde okuyan Türk öğrenciler, okudukları ülkelerin anılan okulları, dünya çapında birinci sınıf eğitim veriyorsa, bu okulların diplomaları Türkiye’de geçerli sayılır.

2} Ecnebi ülkelerde doktora ve master yapan öğrencilerin araştırma yaptıkları okullar, dünya çapında birinci sınıf eğitim veriyorsa, buralarda yapılan doktoralar ve masterler geçerli sayılır.

3} Dünya çapında belli bir akademik kariyere sahip olmayan ecnebi okullarının diplomaları Türkiye de geçmez.

4} Ancak daha önce okumuş doktora ve master yapmış olanların ve halen bu okullarda eğitim görevinde bulunanların hakları saklıdır.

5} Ecnebi ülkelerin teknoloji üniversitelerinde okuyan Türk öğrencileri ile bilim okullarında okuyan Türk öğrencileri, bu okulları bitirince, Türkiye de çalışmak kaydı ile kendilerine yurt dışında okuma izni verilir.

6} Yurt dışındaki bilim okulları ile ileri teknoloji okulları, hakkında Milli Eğitim Bakanlığı, İleri Teknoloji Bakanlığı ve Dışişleri Bakanlıkları, ortaklaşa bir proje hazırlarlar. Ecnebi okullarının kalite ayrımını yaparlar. Bu raporlar, en geç bir yıl içerisinde TBMM Başkanlığı’na sunulur. Bu okulların bilimsel kalitelerinin tesbiti yapılırken birinci sınıf okullar, bu gruba dahil edilir. Onun dışındaki okullar Türk öğrencilerine kapatılır. Bu Doktrinin kabulünden sonra ecnebi üniversitelerde okuyacak Türk öğrenciler bilimsel yönleri belgelenmiş okulların dışında bir ecnebi okulda okuyamazlar.

7} Bilimsel yönleri tesbit edilmiş, ecnebi okullarda okuyan Türk öğrencilerinin okudukları okulların en çok okul beşincisi olmaları halinde Türkiye ye kabul edilirler. Bunun dışındaki başarılar, değerlendirmeye alınmaz.

8} Ecnebi okullarda okuyan Türk öğrenciler derecelendirmede beşinci dereceden geriye düşmüşlerse, kendilerine ödenen bütün paralar, bunlara emekler dahildir, geri istenir. Gecikme zamları da üstüne eklenerek geri alınır. Emek katmanına öğretmenlerin emeklerinden, idarenin emeklerine, hizmetlinin eskittiği süpürgesine kadar bütün harcamalar eklenir.

9} Ecnebi okulları birincilikten beşinciliğe kadar bitirenlere derhal iş imkânı sağlanır. Yapılan masraflar, geri talep edilmez. 28 gün kısaltılmış askerlik yaptırılır. Bu kısaltılmış askerlikte kendilerinden istenilen para, Devletçe karşılanır..

10} Ecnebi okulları bu şartlarda bitiren Türk öğrenciler, Ülkeye döner dönmez doktora kapsamında üniversitelere asistan olarak alınırlar. Bunlar yasalarla düzenlenir.

12} Bu başarılı öğrenciler, dış ülkelerde doktora imkanı varsa oralarda bütün harcamaları Devletçe karşılanmak üzere, kendilerine burs verilir.

13} Dışişleri Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı, yurt dışında okuyan ve araştırma yapan Türk Yurttaşlarının ahlaki ve moral davranışlarını kontrolden, Vatan, Millet, Bayrak, Devlet sevgisinden, bu öğrencilerin inançlarına bağlılıklarından, törelerinin ve geleneklerinin korunmasından birinci derecede sorumludurlar

14} Milli Eğitim Bakanlığı ve Dışişleri Bakanlığı, dış ülkelerde okuyan Türk öğrencilerin bütün hal ve gidişlerini, maddi manevi ihtiyaçlarını, barınak, yiyecek, içecek ve dinlenecek yerlerini, okullarda kayıt kabulde ve başkaca zorluklarda destek olur.  O öğrenci veya araştırmacı, o ülkeye ayak basar basmaz karşısında kendisine rehber olacak yetkilileri bulur. Bu yetkililer, daha önceden bütün tedbirleri alırlar. Bu öğrencinin veya araştırmacının tuzaklara düşmemesi, kişiliğini kaybetmemesi ve kendisini mahvetmemesi, çalışmalarını savsaklaması için gerekli tedbirleri alır. Bu çalışmalar, bu Doktrinin kabulü ile birlikte başlatılır. Öğrencilerin boşluk içine düşerek bir kısım zararlı örgütlerin eline düşmeleri, daha baştan engellenir. Bunun için;

        15} Milli Eğitim Bakanlığı, Türk öğrencilerinin okuyacakları ülkelerde Bilim ataşelikleri açar.

16} Dışişleri Bakanlığı da aynı yönde Bilim Ataşelikleri açar.

Bu iki ataşelik birleşerek, öğrencilerin başarılarını ve kimliklerinin korumalarını üstlenir.

17} Okuduğu ecnebi üniversiteleri bitiremeyen yahut yukarıda bildirilen standardın altında kalan öğrenciler askerliklerini er olarak yaparlar. Taahhüt ettikleri paralar kuruşu, kuruşuna tahsil edilir.

             Rüstem KOCADURMUŞOĞLU Bilge Ata Ξ̲̅ TÜRKİYE Ξ̲̅  

ÖZEL EĞİTİM KURUMLARI

 

Özel eğitim kurumları, Yüzleşme Doktrini”nin kabulü ile yeniden düzenlenir. Özel eğitim kurumları, şu anda iki konuda eğitim vermektedir. Bunlardan birisi okullar, ikincisi de dershanelerdir. Bu iki özel eğitim kurumunun bugün varlığı, Türkiye gerçeklerinde bir ön şart olarak kabul edilmiştir. Yarının Türkiye’sinde bunlar Yüzleşme Doktrini”nin  kabulü ile yeniden değerlendirilmelidir.

 

ÖZEL OKULLAR

 

Özel eğitim kurumlarından özel okullar Yüzleşme Doktrini”ne göre seçeneklerden hangisini seçmişlerse, o seçenek üzerinde eğitim ve öğretim faaliyetlerini sürdürürler. Bu okullar doğrudan Bilim ve eğitim öğretim faaliyetlerini sürdürürler .Bu okullar doğrudan Milli Eğitim Bakanlığı”na bağlıdır.

                   Rüstem KOCADURMUŞOĞLU Bilge Ata Ξ̲̅ TÜRKİYE Ξ̲̅

YÜZLEŞME DOKTRİNİYLE EĞİTİM 4 PRGRAMA AYRILIR.

 

1} Bilim Okulları

2} İleri teknoloji Okulları

3} Meslek okulları

4} Beceri ve Yetenek Okulları

 

1-Özel Eğitim Okulları, bu seçeneklerden istedikleri bir veya bir başka seçeneği seçerek, bu eğitim programlarında eğitim verebilirler.

2-Bu seçeneklerden istedikleri programın müfredatına uygun eğitim yapacaklarına ait isteği Bilim Milli Eğitim Bakanlığına bildirirler.

3-Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okullardaki şartların yerine getirilmesi kaydı ile özel eğitim okullarının fiziki,sosyal, bilimsel ve parasal şartları yerine getirilmesi kaydı ile özel eğitim okullarının projeleri kabul edilebilir.

5-Özel eğitim okullarında çalıştırılacak eğitim kadroları, Milli Eğitim Bakanlığının bünyesinde çalışan kadrolar gibi, doktora yapmak ve doktoralarını tamamlamak kaydı ile eğitim faaliyetlerinde bulunabilirler.

6-Özel eğitim okullarındaki kadroların bilimsel niteliklerinin geliştirilmesi, yükseltilmesi ve korunması, Bakanlık ve özel eğitim okullarınca ortak proje olarak yürütülür.

7-Özel eğitim kurumlarındaki kadroların bilimsel proje alanlarındaki çalışmaları, master ve doktora gibi konularda uzmanlaşmalarını sağlamak, özel eğitim okullarının sorumluluğundadır. Bu kadroların yetiştirilmesi için gerekli parasal harcamayı, bu okullar üstlenirler. Kendi okullarında istihdam edecekleri kadroları Bakanlığın gözetiminde ve denetiminde kendileri yetiştirirler. Bakanlık bu işlemlerin sağlıklı ve bilimsel verilere uygun olarak yürütülüp yürütülmediğini denetler.

                        Rüstem KOCADURMUŞOĞLU Bilge Ata Ξ̲̅ TÜRKİYE Ξ̲̅  

ÖZEL EĞİTİM KURUMLARININ FİZİKİ DURUMLARI

 

1-Özel eğitim kurumları, anaokulu, ilk, orta, lise ve üniversite açabilirler. Bu okullar, her türlü donanımlarını kendileri sağlar.

2-Şirketler, vakıflar okul açabilirler.

3-Vakıf ve Şirket okullarının eğitim ve yönetim kadrolarını, kendileri seçerler. Bu kadroların işlerinin yürütülmesinden kendileri sorumludur.

4-Eğitimin denetlenmesi, niteliğinin arttırılması gibi durumları, Bakanlık yapar.

5-Bakanlık, kendi uhdesinde bulunan okullardaki bütün şartları bu okullara da aynen uygulatır.

6-Özel okullar, üstün zekâlı okulu açamazlar. Bu alan Devletin uhdesinde ve özel önem kapsamındadır. Şahıslara teslim edilemez. Özel okullardaki üstün zekâlı öğrencileri de Devlet özel önem kapsamına alır.

7-Özel okul ve kursların mali işlerini Maliye Bakanlığı denetler.

8-Özel okul ve dershanelerin yıllık ücret ayarlamalarını Milli Eğitim Bakanlığı tespit eder. Fahiş fiyat uygulamasına karşı tedbir alır.

                  Rüstem KOCADURMUŞOĞLU Bilge Ata Ξ̲̅ TÜRKİYE Ξ̲̅   

ÖZEL EĞİTİM KURUMLARI DERSHANELER

 

Bugüne kadar dershane uygulamaları, genellikle ÖSS ve ÖSYM ye dayalı olarak yürütülmekteydi. Yüzleşme Doktrini ile Türk Eğitim Sistemi, bir disiplin altına alınmakta, üstün zekâlılar, teşhis ve Tesbit edilerek daha ilkokuldan itibaren yönlendirme çalışmaları başlatılmaktadır. Üstün beceri ve üstün yetenekli çocuklarımızı, tesbit ederek bu öğrencileri de özel önem kapsamına alır ayrı okullarda ve özel önem ile eğitir. İleri teknoloji alanında üstün yetenek gösteren öğrencileri de ayrı eğitim ortamlarında eğitime tabi tutar. Bu Sistemde liseyi bitiren bir öğrenci, bugünkü lise senelerinden en az 3 yıl daha fazla eğitim görmektedir. Liseyi bitiren bir öğrenci, bu sistemde hangi dalda eğitim görmüşse o ana dal doğrultusunda ya bir yüksek okula ya bir fakülteye imtihansız gidebilmektedir. Bu sistemde ÖSYM vs. gibi faaliyetler kaldırılmıştır.

Dershaneler bu disiplini dikkate alarak eğitim hizmeti verebilirler. Bu hizmetler bu Doktrinle özel dallara ayrıldığı gibi çok ta çeşitlenmiştir. Bundan dolayı dershaneler kendilerini Yüzleşme Doktrini’nin gösterdiği hedefler doğrultusunda yönlendirilebilirse, Ülke hizmetine talip olabilirler. Bence özel okullarla, dershaneler bu sistemde zorlanacaklardır.

                         Rüstem KOCADURMUŞOĞLU Bilge Ata Ξ̲̅ TÜRKİYE Ξ̲̅   

HUKUK FAKÜLTELERİ VE İHTİSAS MAHKEMELERİ

 

Bu Doktrinin kabulü ile üniversiteler yönlendirilmiş liselere dayalı olarak eğitim veren ihtisas üniversiteleri haline getirilir. Hukuk fakülteleri, kendi hiyerarşileri içinde yeni düzenlemelere giderek, yaşayacağımız çağın gereğini yaparlar. Bugünkü uygulamada düz liseden mezun olanlar hukuk fakültelerine gitmektedirler. Bugünkü hukuk fakültelerinde, hukukun bütün dalları öğrencilere okutulmaktadır. Bu fakülteleri bitirenler, Adalet Bakanlığı‘nın açtığı sınavları kazanarak ya savcı, ya hakim olmaktalar. Veya doğrudan doğruya serbest avukatlık yapmaktadırlar. Bir avukat hem cezaya hem icraya hem aile hukukuna hem de arazi davalarına bakmaktadır. Hakimler ve savcılar da hemen hemen böyledir. Bu doktrinin kabulü ile bütün üniversiteler ihtisas üniversiteleri haline getirileceği için hukuk fakülteleri de, çeşitli bölümlere ayrılmalıdır. Hukuk fakültelerinde okuyan hukukçular, seçecekleri bir bölümde o bölümün uzmanı olarak yetiştirilir.

     

ÖRNEKLEME:

 

Hukuk fakültesi deniz hukuk bölümüne girmiş bir öğrenci bu bölümün hâkimlik, savcılık, avukatlık bölümlerinden birisini, daha baştan seçer. Bu bölümü bitirince istediği her alanda çalışamaz. Seçtiği alanda uzmanlaşır. Bir hukukçu hukukun hangi alanını seçmişse hukuk fakültesini bitirdiğinde o alanın uzmanı, mütehassısı olarak bitirmiş olur. Yani bugünkü gibi hukuk fakültelerini bitiren bir kişi istediği zaman hâkim, savcı veya avukat olamaz. Hangi alanı seçmişse o alanının derinlemesine bilgini uzmanı olarak yetiştirilir. Şimdiye kadar yetişmişler ve bu Doktrinin kabul edilmesinden önce bu okullara girmiş olanların hakları saklıdır.

Bu örneklemeyi üniversitelerimizin her bir fakültesine her fakültenin her bölümüne ayrı ayrı uygulayacağız. Fakültelere geçişte temel yönelme ve tercih seçimi üniversitelere giriş sırasında tespit edilir.

                   Rüstem KOCADURMUŞOĞLU Bilge Ata Ξ̲̅ TÜRKİYE Ξ̲̅

ÖĞRENCİLERİMİZ VE GEÇİNME YOLLARI

                                                                                             Türkiye’de öğrencilerimiz hem Devletimiz tarafından hem de Ülkemizin holding sahibi, varlıklı aileleri tarafından maddi ve manevi desteklenmelidir. Diyanet İşleri Başkanlığımız da bu konuda kendisine düşeni yaparak çözümler üretmelidir. Bu ülkenin gençleri okul sırasında binbir mahrumiyetle eğitim hayatını sürdürürlerken bir kısım zararlı örgütlerin kandırmalarına muhatap olabilirler. Biz onları sıcak bir yuvaya sağlıklı bir yaşamaya yemeye ve içmeye kavuşturursak onların bakımlarını, kitaplarını, giyecek ve yiyeceklerini temin edersek daha başı dik daha ruhu pak nesiller yetiştirebiliriz.

 

BU SİSTEMDE:

 

1-Öğrenci harçları kaldırılmıştır.

2-Şehir içi otobüslerde dolmuşlarda öğrenim dönemi içinde öğrencilere yüzde 75 indirim yapılmalıdır.

3-Trenlerde ve şehirlerarası otobüslerde, uçaklarda öğrencilere öğrenim döneminde % 50 indirim yapılmalıdır.

4-Şehir içi ulaşımındaki indirimler yasalarla düzenlenmelidir.

5-Devlet mazottaki vergi payını % 40 oranında kaldırmalıdır.

6-Şehir içlerinde ve üniversite kampüslerinde öğrencilerin temiz sağlıklı ve besleyici yemekler yiyebilecekleri imkânlar hazırlanmalıdır.

7.Öğrencilerimizin giyecek ihtiyaçlarını, belli bir indirimle alabilecekleri büyük mağazalar ve başka işyerleriyle anlaşmalar yapılmalıdır. Bunlar yasalarla düzenlenmelidir.

8-Ülkemizde sıcak para kazanan büyük mağazalar {hiper ve süper marketler kazançlarının cüz’i bir bölümünü eğitime aktarmalıdır. Öteki holdingler de buna eklenmelidir. Bunlar yasalarla düzenlenmelidir.

9-Öğrencilerimizin zati ihtiyaçlarını defter, kalem ve kitap gibi alışverişlerini yüzde 50’lere varan oranlarda ucuz almaları sağlanmalıdır.

10-Bazı profesörlerin astronomik rakamlarla sattıkları iddia edilen kitapların satışları gerçek değerini indirtilmelidir.

11-Bazı profesörlerin kitaplarının başına ortasına ve sonun birkaç sayfa ekleyerek yeni baskı yapıyormuş gibi kitap bastıkları, öğrencilere fahiş fiyatlarla sattıkları iddiaları incelenmeli ve varsa önlenmelidir.

12-Diyanet İşleri Başkanlığı yeni projeler üreterek zengin varlıklı yurttaşlarımızla, birebir görüşmeler yapmalı, varlıklı yurttaşlarımızın isterlerse mallarından ayıracakları zekatları, öğrencilerimizin yiyecek, giyecek, barınak, kitap ve diğer ihtiyaçları için bu öğrencilerimize ulaştırılması sağlamalıdır. Dinimizde zekat, öğrencilere verilir

13-Öğrencilerimizin şahsiyetlerini zedelemeden ayni ve nakdi olarak ödenmelidir.

14-Avrupa- Avrupa diye ağızları sulananlar, o Avrupa’nın nice sosyal dayanışma gruplarıyla, bizim şimdi unuttuğumuz, dün ise atalarımızın yürüttükleri işleri, şimdi onların, gerçekleştirdiklerini biliyorlar mıydı? Onlarda sosyal yardımlaşma gruplarının harıl harıl çalıştıklarını, kendi yoksullarını, öğrencilerini, öğretmenlerini, araştırmacılarını desteklediklerini, bunun için nice büyük firmaların büyük katkılarda bulunduklarını neden söylemiyorlar? Aslında bizim, Avrupa’da bulunmayan nice üstünlüklerimiz vardır. Zekât ta bu farklılıklarımızdan biridir. Diyanet İşleri Başkanlığı hayır sahibi varlıklı ailelerle holdinglere ve diğer şirketlere konuyu götürmeli onlarla görüşmeler yaparak öğrencilerimizin bakımı ile ilgili projeyi başlatmalıdır. Böylece yoksul öğrencilerimizin harçlıkları, yollukları, yiyecekleri, giyecekleri de bol bol karşılanır. Hatta bu paralarla, Araştırma-Geliştirme Projeleri desteklenir. Elimizde böyle bir güç varken, neden bunlardan yararlanmıyoruz. Türkiye, kendi içine kapanmış ve üstüne çökmüş sistemi  ile öğrencilerin harçlarına getirilecek en küçük zamlar bu ülke insanının belini bir kat daha büker.

15-Adana Merkez Sabancı Camii uzun süre yapılamadı. Sonra devreye Sabancılar girdi. Hatırladığıma göre 350 milyon TL harcayarak bu Camii yaptı. Başkaca da kültür evleri kütüphaneler yurtlar yapıyor. Bazı fırsatçılar gibi, yurtları kendi çıkarları için de kullanmıyor. Milli Eğitim Bakanlığı’na devrediyor. İşittiğime göre bu işleri yaptıktan sonra bunlara yaptığı harcamaları vergiden düşüyormuş. Eğer böyle bir uygulama varsa bu uygulamayı işletelim. Yoksa derhal yasasını çıkartarak ilk önce her şeyden önce TOKİ için kullanalım. Varlıklı zenginlerimiz, öğrencilerimize yurt yaptırsın vergiden düşelim. Bunu TOKİ üstlensin. Artık TOKİ 10 yıllığına kişilere ev yapmak yerine Devlet Millet işbirliği ile yurtlar kursun. Yurt kuranların yurtları huzur ve mutlulukla dolsun.

              Rüstem KOCADURMUŞOĞLU Bilge Ata Ξ̲̅ TÜRKİYE Ξ̲̅

 

TARGEK=TÜRKİYE ARAŞTIRMA GELİŞTİRME KURUMU

        TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ, TARGEK=TÜRKİYE ARAŞTIRMA GELİŞTİRME KURUMU, TÜBUK-TÜRKİYE=BULUŞ KURUMU EŞLENİK SİSTEMLER ZİNCİRİNİN VAZ DEÇİLMEZ PARÇALARIDIR. TÜRKİYE’NİN BİLGİ, ARGE, BULUŞ TOPLUMU OLMASI İÇİN BU EŞLENİK SİSTEMLERİN TBMM. TARAFINDAN ELE ALINARAK YASAL DYANAKLARA KAVUŞTURULMALARI, ARDINDAN DA UYGULAMAYA KONULMALRI HALİNDE TÜRKİYE; EN ÇOK 15-20 YIL GİBİ ÇOK KISA BİR SÜRE İÇİNDE BİLGİ TOPLUMU OLACAK İRADEYİ GÖSTERECEKTİR.

 

Türkiye, her alanda yatırım yaparak, özellikle ARGE yatırımlarına ciddi bir kaynak aktararak Ülkemizin hem yatırım alanlarını genişletmek, hem işgücüne çalışma imkân ve fırsatı vermek, hem de teknolojik gelişmesini sağlamakla yükümlüdür. Bunun için kendi öz gücünü seferber etmek zorundadır. Bunları yabancı uluslardan bekleyemez. Yüce Milletimizin işsizine iş, aşsızına aş bulmak başta Kutlu Devletimizi yöneten siyasetçilerin sorumluluğunda, ondan sonra da sermaye sahiplerinin ve Aziz Milletimizin bizzat kendi omuzlarındadır. Yatırım, sermaye birikimiyle olacak bir iştir. Küçük-küçük derelerin Ceyhan, Seyhan, Fırat, Dicle ve Tuna’yı coşkun Irmaklara dönüştürdüklerini görüyoruz. Bizim de küçük-küçük birikimlerimizi birleştirerek coşkun sermayelere dönüştürmemiz neden mümkün olmasın? Böyle bir iradeyi ortaya koyma gücünü Ulu Tanrı insanlara vermiştir. Bizim Yüce gönüllü Ulu Milletimiz, yöneticilerine, Devlet adamlarına güvendiği zaman nice yapılmaz işleri başarmış bir Büyük Millettir. Tarih bunların çarpıcı örnekleriyle doludur. Bu böyle olmakla birlikte, önce iyi niyetle ve iyi niyetlilerin girişimleriyle başlatılan nice hayırlı girişimler, bir süre sonra sulandırılarak büyük ayal kırıklarına yol açtığını görüyoruz. Bunları neden başarıya ulaştırmıyoruz? Bu girişimlerin yasal dayanaklara bağlanmış olması bile kötü sonuçları engelleyemiyor. Bence bu girişimlerin sonuçsuz kalması, iki önemli etkene bağlanabilir. Aşağıda kısaca açıklayacağım hususları komplo teorilerine bağlamamanızı önemle istirham ederim. Bir kere biz Türkler, bağımsız olmaya, kendi mülkümüzü kendimizin kullanmamıza büyük önem veririz. İkincisi öteden beri içimizde bulunan unsurlar, bizim sanatları, teknikleri öğrenmemizi engellemek için çok uğraşmışlar. Saldırı araçları da şunlardır:

 

          “SU AKAR, TÜRK BAKAR”, “ONU YAPMA GÂVUR İCADI, BUNU ELLEME GAVUR İCADI”, “BİZ ADAM OLMAYIZ.” “ORTAKLI İŞE YANAŞMA” “ORTAĞIN VAR MI, HIRSIZI BAŞKA YERDE ARAMA.” “BİZ TEMBEL BİR MİLLETİZ.” “TÜRK İŞİ Mİ, YANAŞMA”

 

Diye diye, Milletimizi ortaklıktan, ortaklaşarak daha güçlü işler yapmaktan, ekonomimizi, teknolojimizi, hayat standartlarımızı geliştirmemizi engellemek için ellerinden geleni yapmışlar. Biz bu çalışmalarımızla Aziz Milletimize kurulmuş ve kurulmakta olan bu tuzakları kırmak istiyoruz.  

          Ortaya koymaya çalıştığımız konu, Ulu Milletimizin bir kesimini değil bütününü ilgilendirmesi bakımından oldukça önemli ve hayati bir konu mahiyetindedir. Açıklamaya çalıştığımız konuya Yüce Milletimizin uyum sağlaması için her şeyden önce bu konunun yasal dayanaklarının muhkem bir şekilde ele alınması ve Yüce Meclisimizden geçirilmesi gerekir. Bu konuda ciddi bir Milli Mutabakat ortamının oluşturulması, en önemli önceliklerimiz arasındadır. Konu, önce kamuoyumuzda enine-boyuna tartışılmalı, arkasından da bütün sivil toplum kuruluşlarıyla bire-bir görüşmeler yaparak onların konuya katılımını sağlamalıyız. Tük üniversitelerinin, Hukuk otoritelerinin, Baroların, Genel Kurmay’ın, siyasal partilerin Odaların, Borsaların görüş ve bakışlarının da alınması katılımın topyekûn olması açısından yararlı olur. Dünya doludizgin koşarken bizim bunları oldukça gerilerden izlememiz, çağın gereklerini kaçırmamız demek olacağını unutmamalıyız.

        ANAP. Yönetimi sırasında Türkiye Borsa ile tanıştı. Önceleri Borsa nedir bilmezdik. Şimdi o Borsa Türk Yatırımcılara açık bulunuyor. Yatırımcı borsadan korkmuyor. Birçok insanımız sermayesini Tahtakale’ye bağlamış, kimisi altına, kimisi avroya koşuyor. Bunlar iyi de bu tür işler ne yatırımcısına ve ne de Yüce Milletimizin geleceğine teknoloji olarak geri dönmüyor. Yatırımcılar, o alanlarda da faaliyet gösterebilirler. Kimsenin elini-kolunu tutacak değiliz. Ama bir şeyin altını çizmeliyiz, o da gerçek ve kalıcı yatırım alanlarına, sanayi, teknoloji, buluş/icat yani ARGE alanlarına yönelmemizin zamanını epeyce eskitmiş olsak ta, bu alanlara olanca isteğimizle yüklenmemizin şart olduğunu artık anlamaya başlamalıyız. Bu alanlara şimdiye dek aklını, fikrini, beynini, emeğini, sermayesini yatıranlara minnet borcumuz eksilmeden sürecektir. Sanayi ve teknoloji alanlarına yapılacak yatırımların ocaktaki çorba gibi yarım saat sonra sofraya gelmesini beklersek bu bekleyiş bizi aldata bilir. Bir çocuğun doğması bile dokuz ay sürüyor. Çocuk doğduktan sonra bütün zahmetler unutuluyor, yerini engellenemez sevgiye bırakıyor. Sanayi ve teknoloji yatırımları da işte böyledir. Yabancı uluslar uzay teknolojisine milyarlarca dolar yatırdılar. Uzay’ın boşluğuna yatırılan bu paralar havaya uçmuş gibiydi. Şimdi o çalışmalarını meyvelerini güçlü teknolojilere dönüştürdüklerine tanık oluyoruz. ARGE çalışmaları ürün vermeye dönüştü mü, artık sizi kim tutar? Gelişmiş uluslar, mesela Japonya böyle yaparak dev oldu. Şimdi borsada oynayan yatırımcı, borsanın zikzaklarına rağmen orada kalmayı sürdürüyorsa, bunun açılımında yasal güvencelerin oluşturulmuş olmasının payı büyüktür. Yatırımcı, üç-beş kuruşunu yasaların güçlü ellerine teslim ettiği için ne bu üç-beş kurşundan ve ne de kendi geleceğinden umutsuzluğa düşmüyor. İşte biz de TARGEK yasalarını Yüce Milletimize sunarken konuyu yasal güvencelere bağlamayı istiyoruz.

Bizim Ulu Milletimizin en büyük kaybı, siyasetin yöneticilerce hor kullanılmasıdır. Siyaset erbabının örnek insan, köşe taşı mertebesinde birer toplum önderleri olmalarının gerekliliğinden dolayı, işgal ettikleri mevkiler oldukça önemlidir. Bu itibar ile Milletimiz kendisini yöneten kişileri birer kahraman, bulunmaz insan, ardına düşülecek toplum önderleri olarak gördükleri için, onlardan hiçbir kötü niyet, kötü düşünce, aykırı fikir, eğri hareket, gelebileceğini ne akıllarının ucundan geçirirler ve ne de onlara böyle bir şeyi lâyık görürler. Bazı siyaset erbabının arasından yamuk yapanlar çıktığı zaman işte bu yüzden apışıp kalırlar. Yere-göğe sığdırmadıkları bu toplum kahramanlarını bu kere yüreklerinin içine hapseder ve bir daha da bunların adlarını anmamaya özen gösterirler. Yüce Milletimiz varını-yoğunu sebil ettiği, uğrunda kendi öz oğullarını Hz. İsmail gibi kurban etmek isteyen nice meczuplar gördük. İşte toplumun nabzını tutan bu toplum önderlerinin insani davranışlarından, kulluk kusurlarından dolayı yapabilecekleri kusurlarının, var olabileceğini artık kavramamızın zamanının geldiğini Yüce Milletimiz vakit nakit iken anlamaya, daha doğrusu kabullenmeye başlamalıdır. İnsanı, insanüstü, doğaüstü bir mertebeye yükseltme inancı, gerçekten çok aykırı bir inancın kalıntılarıdır. Kulları kul olarak algılama prensiplerini göz ardı eden insanlar ne yazık ki, bu ikircikli anlayış farkını bir tülü ezberlerinden atamadılar. Kullar yerler, içerler, yatarlar, uyurlar, hastalanırlar, günah işlerler, hayır yapar bir gün gelir ölürler.

Şu sunuş yazısının kaleme alındığı 13/Şubat/2010 tarihinde Türkiye’nin birbirine girmiş gündemleri, siyasetçilerimizin öfkeli iştahlarını kabartıyorken gelişmeymiş, sanayi yatırımlarıymış bunlar, dördüncü-beşinci sıralara kadar düşmüş bulunuyor.  Üzerinde durmakta olduğum TARGEK konusunu inşallah, bu gece yarısı bitirmek istiyorum. 26/Şubat/2010 saat şu anda 0.1.45 dolayındadır.  Türkiye gündemi Erzincan Baş Savcısı ile çalkalanırken bu kez Balyoz planı ile allak bullak oldu. Türkiye nereye götürülüyor başlığıyla düşüncelerimi yayınladım. Şu toz-duman içinde ortaya koymaya çalıştığım TARGEK’MİŞ, TÜBUK’MUŞ, TUĞSAN’MIŞ bunları kim anlar, kim dinler? Olsun. Hiç kimse anlamasa-dinlemese de ben görevimi yapacağım.

        Aşağıda sunacağım konu 2002 yılı Temmuz Ay’ında Zirve Basımevince yayınladığım “Yüzleşme Doktrini” adlı eserimden alıntılanarak güncelleştirildi.

        Türkiye, uzunca bir süredir, AB’nin tercüme ettirerek bize yolladığı: “İvedi olarak yasalaştırmamızı” istedikleri tercüme yasalarla yatıyor, o yasalarla kalkıyor. O tercüme yasalarda Türkiye’nin kalkınması, gelişmesi, sanayi sektörünü kurması, ARGE çalışmalarını yapması, eğitim sistemini, siyasi partiler yasalarıyla seçim yasalarını gerçek demokratik bir hayatın gereklerine göre yapılmasını sağlayacak bölümler var mıdır bilmiyorum? Türkiye’nin aşsızına aş, işsizine iş bulacaksak, bunu biz kendimiz yapacağız. Avrupalı, gerçekten korumak isteseydi Yunanistan’ı korurdu. AB’ ye girersek derhal zenginleşir, dünyanın bir numaralı teknolojik ve bilimsel devi oluruz sananlar, Yunanistan’ın şu son haline baksınlar. Yunanistan şimdi şu 2010 yılının Şubat ay’ında iflasın eşiğine düşmüş bulunuyor AB’ ise Yunanistan’ı kurtarmak için yardım yapmak şöyle dursun, Angela Merkel Yunanistan’a zırnık koklatmayacağını açıkladı.

        Şükürler olsun, bu Mübarek Ülkemizde aklını bilimsel çalışmalar için kullanacak yetişkin insan sayısı gittikçe çoğalıyor. Sayılamayacak kadar çok akademisyenimiz, okuyan zıpkın gibi gençlerimiz var. Hiç kimseye kahretmeye de hakkımız yoktur. Bize düşen ilk görev, neyi, neye göre yapmak istemekte olduğumuzu bilmektir. Ne istediğimizi, niçin istediğimizi bilirsek, işte o zaman o şeyi veya o şeyleri öne çıkarır, zihin karmaşasından arınırız. Bilimsel bilgiye, teknolojik bilgilere ulaşmanın yolu, gayret, okuma, araştırma, konuları saflaştırma, sağlam bir bilimsel metot üzerinde çalışmakla yakından ilintilidir.

        Türkiye’de ARGE çalışmaları uzunca bir süreden beri yürütülmektedir. Bunların yeterli olduğunu savunmak mümkün değildir. Türklerde çok cevval, çok kıvrak, oldukça yetkin, bilimsel, teknolojik ve üstün bir girişimcilik zekâsı, atağı, hevesi bulunduğunu keşke siyasetçilerimiz de hakkıyla görebilselerdi. Bizim kendi Halkımız da kendisinde bulunan bu üstün yeteneklerimizi keşke algılayabilselerdi. İçimize öyle bir kurt düşürmüşler ki: “Biz adam olmayız, bizim Milletimizin % 60’ı ahmaktır, her şeyi gâvurlar yapar, biz hiç bir şey yapamayız.” diye-diye Türklerin zihnine bu alçakça iftiraları kazımışlardır. Bu kancık tuzaklardan Önce Ulu Tanrının Kutlu Yardımıyla, sonra bizim azim ve kararlılığımızla Ulu Milletimize karşı kurulmuş ve kurulmakta devam eden bu kalleş tuzaklardan İnşallah kurtulacağız. Hiçbir kimsenin unvanı, makamı, derecesi, sıfatı ne olursa olsun Bizim Ulu Milletimize: “Ahmak, geri zekâlı, adam olmaz “demeye ne hakkı, ne yetkisi ve ne de haddi vardır. Bir Milletin içinde zekiler de olur, gabiler de olur. Koskoca bir Milletin tamamına bu hakaretleri yapanlar için gerekli yasal düzenlemeler ivedi olarak yapılmalıdır. Yasal dayanaklar var ise gereği yapmalıdır. Gereğini yapacak yetkililer yapmıyorlarsa onların gereği yapılacak yasal düzenlemeler yapılmalıdır. Yüce Milletimize bu hakareti yapanların yanına kâr kaldıkça bu fikir kamuoyunda yayılmaya başlıyor. Demek ki bu oyun bir fitne çıkarma tezgâhıdır.

Bilimsel bilgilerde, teknolojik gelişmelerde tarihin eşini-benzerini az gördüğü bilginler, Türklerin arasından çıkmıştır. 1960 lı yılların başında Avrupa’ya başımızdan savarcasına tren vagonlarına doldurarak gönderdiğimiz işçilerimiz, dün onların sokaklarını temizlerken şimdi pek çok Türk, Avrupalının patronları oldular. Bu, Türk Milletinin girişimci, ileri atılan, durağanlığı kabul etmeyen öz cevherinin en sağlam kanıtıdır. Şu hale göre ARGE çalışmalarını sağlam bir temele oturtmak, siyasetin dışında, güçlü bir KURUM haline getirmek, Türkiye’nin bu günkü çocuklarının gelecek kuşaklara en değerli bir armağanı olacaktır.  

       

“Ne yanar kimse mene âteş-i dilden özge,

Ne açar kimse kapım bâd-ı saba’dan gayri.” 

                                                    Fuzuli.

                     Rüstem KOCADURMUŞOĞLU Bilge Ata Ξ̲̅ TÜRKİYE Ξ̲̅

        Türk Ulus’unun artık şu gerçeğin farkına varmış olduğunu sevinerek görebiliyoruz. Bizim kendi öz sermayemizi bir araya getirerek, bunu da esaslı yasal dayanaklara bağlayarak yapacağımız çalışmalar sayesinde Ülkemiz ve insanımız, kısa zamanda bu yolun açılacağının bilincine erdiğini de görüyoruz. Holdinglerin, şirketlerin ARGE için yasal olarak ayıracakları yıllık kazançlarının küçük bir {% sini, yasa koyucu toplumsal mutabakatla belirleyecektir.} meblağların birleştirilmesi halinde inşallah, yeni buluşların/icatların gizli kapılarını ardına kadar aralayacağı günleri görür gibiyim. Bu Ülkede kazanan her kazanç sahibinin ARGE hizmetlerine yönelmeleri, yatırıma öncelik vermeleri Milli bir vecibe mahiyetindedir. Holdingler, Şirketler, bankalar, yabancı ülkelerde ihale kazanmış şirketler, Spor kulüpleri, sporcular, artistler, ses sanatçıları, dizi film artistleri elde ettikleri yıllık kazançlarının belli bir bölümünü, hem kendi çocuklarının geleceği için, hem de varlığı sebebiyle kazanç sağladıkları Aziz Milletimizin geleceği için yatırıma yöneltmeleri onların da görevi değil midir? Şu sayılan grupların Türkiye’nin geleceğine yatırım yapacaklarına inanıyorum. Bir zamanlar Toyota otomobilinin Türkiye’de üretilmesi için temel atma töreninde Toyota Genel Müdürü Japon: ”Biz bu yatırımı, Türkiye’nin geleceğine yatırıyoruz” demişti. Yukarıda saydığımız gruplar, {Allah daha çok versin,} yatırıma yönelmedikçe Ülkemizin büyük çoğunluğunu oluşturan dar gelirlilerin yatırım yapacak ne imkânları ver, ne de Türkiye’nin onlara böyle bir teklifi götürme imkânı var. Bu âtıl gücü kendi haline bırakarak uzun yıllar kaybedildi. Onların yapacakları ARGE çalışmaları bir süre sonra meyvelerini vermeye başladığında bu, onların kendi kazançları olacaktır. Siyasetçinin bu alana müdahalesi, teklifini sunduğumuz TARGEK yasalarıyla engellenmiştir. Hatta bu ve benzeri konuları -ki bunları ilerleyen süre içinde İnşallah yayına sokmayı planlıyorum.- Anayasal bir zemine oturtmalıyız. Bu gün 26 Şubat 2010 Perşembe, akşam 19 haberlerinde, birkaç Türk girişimci birleşerek Türk mühendis ve teknisyenlerin çabalarıyla dizel, ama oto gazla çalışan dünyada ilk traktörü yapmışlar. Bu kişileri candan kutluyorum. Demek ki sermaye, akıl, yetenek, plan, proje, bilgi ve çalışma bir araya gelince böyle muhteşem eserler doğuyor. Bu traktör seri imalata geçtiğinde bütün dünya’da kullanılacak, sahiplerine hesapsız kazanç sağlayacaktır.

        ABD, AB ve Japonya gibi ülkeler eğer teknolojik devler olmuşlarsa; onların gelişmelerinin temelinde ARGE çalışmaları vardır. Bazı holdinglerin, şirketlerin veya TUBİTAK ve benzeri kuruluşların kendi hallerinde ARGE çalışmaları yapmaları, alkışla karşılanacak bir davranış örneğidir. Buna rağmen bu Büyük Ülkenin ve Büyük Milletin makûs talihini yenmeye ve bizi Bilgi Toplumuna ulaştırmaya yetmediği de ortadadır. Gelişmiş ülkelerin sihirli değnekleri yoksa da ARGE denilen Araştırma Geliştirme metotları vardır. Gelişmeye giden yolun açılmasını şirketlerin, holdinglerin kendi çabalarından beklersek daha çok bekleriz. Bu konu savsaklanamayacak mahiyette hayati bir konudur. TBMM’NİN bu konuyu vakit geçirtmeden en akılcı, en sağlıklı, en tutarlı bir mahiyette ortaya çıkartacağına olan inancımı sizlerle paylaşmak istiyorum.

Gündemlerimizi allak-bullak eden çekişmelerin gerçekte utanç verici yansımalarını hep birlikte görmekte ve bire-bir yaşamaktayız. Siyasi partilerin görevleri arasında Milletimizin, Devletimizin ve Kutsal Vatanımızın kara talihini yenmek olduğu apaçık ortada duruyorken, bütün bunlara rağmen siyasetçilerin bunalımdan, kargaşadan medet umarak Yurttaşlarımızı kamplara bölmeye yönelik söylem ve eylemlerini vakit geçirtmeden düzeltmelerini bekliyoruz. Ülkemizin kısır çekişmelerin içine sürüklendiği şu talihsiz ortamdan nasıl sıyrılacağımızı kim söyleyecek? Seçimlerde Milletimizden yetki isterken aşsızına aş-işsizine iş bulacaklarını vaat ederek oy toplayan siyasiler, şimdi o sözlerini unutmuşlar, kargaşadan medet umar hale gelmişlerdir.

        !970 ila 1980 li yılların sağ-sol kavgalarını körükleyen servislerin şimdi başka bir körükleme düzenekleri kurdurmakta olduklarını göremeyen gözlere ben ne demeliyim? 30 yılı aşkın PKK terörüyle cebelleştirilen Mübarek Ülkemiz ve Mağdur insanımız, 100 milyarlarca TL’lik bir servetin eritilmesine, nice bin Vatan evladının hayatını kaybetmesine sebep olmuşken, şimdi PKK terörünün yerine yeni vuruşturma düzeneklerinin kurdurulmakta olduğunu göremeyen gözlere ben daha ne diyeyim? ABD’ ile AB’liler: “unlarını elemişler, eleklerini asmışlar” ise bize ne? Biz kendi tarlamızdaki buğdayı ekip biçmeli, unumuzu ekmek yaparak yemeli değil miyiz?  Kim kime ne veriyor? Ne Avrupalıdan ne ABD’liden bize hayır yoktur. Herkes kendi Türküsünü kendisi çığırıyor. Biz de kendi kalkınmamızı, kendi gelişmemizi kendimiz yapmak zorundayız. Üç yüz yıldan beri kalkınmayı, gelişmeyi, bilimlerin nurlu yüzü ile aydınlatmayı ellerden bekledik. Üç yüz yıl değil, iki bin üç yüz yıl daha beklesek hiçbir ulus bize alın şu-şu bilimleri size verelim demez. Bu Kutlu Ülkenin işsizine iş, aşsızına aş bulamadıkça, yöneticilerimiz ne denli çok bağırır, gırtlaklarını ne denli çok yırtarlarsa yırtsınlar, işsizlere iş, aşsızlara aş bulacaklarını sanmayın.

                                Rüstem KOCADURMUŞOĞLU Bilge Ata Ξ̲̅ TÜRKİYE Ξ̲̅

        EVİNDE EKMEĞİ, SOBASINDA ODUNU, CEBİNDE HARÇLIĞI OLMAYAN BİR BABANIN, ÇEKMEKTE OLDUĞU YÜREK SANCISINI, HAVALARDA UÇUŞAN KURUSIKI BOŞ LAFLARINIZ MI DİNDİRECEK?

 

        SİYATASETÇİLER, YA FUKARALIĞI, İŞSİZLİĞİ, AŞSIZLIĞI YENECEKLER, YA BU MİLLET SİYASETÇİLERİ YENECEKTİR.

 

        SİYASETÇİLERİN, HER SALI GÜNÜ, BİRBİRLERİNİ KARALAMA KAMPANYALARI KAÇ AŞSIZA AŞ, KAÇ İŞSİZE İŞ SAĞLIYOR?

 

MUKADDES VATANIMIZDA BAHTI KARARTILMIŞ İNSANIMIZIN BÜYÜK ÇOĞUNLUĞUNUN, YOKSULLUĞUN ALT SINIRLARINDA ÇİLE ÇİÇEKLERİ GİBİ İNLEMELRİNİN, SOSYAL DEVLET, ADALET, HAKKANİYET İLKELERİNE UYDUĞUNU SÖYLEYECEK BİR TEK VİCDAN SAHİBİ GÖSTEREBİLENE AŞK OLSUN.

       

        MÜHENDİSLİK ÜNİVERSİTESİNİ BİTİRMİŞ, ZIMBA GİBİ BEYİNLERİN, İTFAİYE ERİ OLMAK İÇİN HORTUM TAŞIMA YARIŞINA SOKULMASI, SİYASETÇİNİN UTANCIDIR.

        2009 YILI İTİBARİYLE İŞBUL TARAFINDAN AÇIKLANAN 3.200.000 İŞSİZİN, ÇEKTİĞİ IZDIRABIN YANGININI, HİÇ BİR FIRAT IRMAĞI SÖZDÜREMEZ.            

                        Rüstem KOCADURMUŞOĞLU Bilge Ata Ξ̲̅ TÜRKİYE Ξ̲̅    

TARGEK:TÜRKİYE ARAŞTIRMA GELİŞTİRME KURUMU    

 

KURULUŞ

 

1} TÜRKİYE ARAŞTIRMA GELİŞTİRME KURUMU ADLI BİR KURUM KURULUR.

2} ARAŞTIRMA GELİŞTİRME KURUMU ÖZERK OLARK KURULUR.

3} BU KURUMUN KISALTILMIŞ ADI: TARGEK OLARAK TESCİL EDİLİR.

4} TÜRKİYE ARAŞTIRMA GELİŞTİRME KURUMUNUN MERKEZİ ANKARA’DIR.

 

KURULUŞ AMACI VE GÖREVLERİ        

 

1} TARGEK TÜRKİYE ARAŞTIRMA GELİŞTİRME KURUMU, Türkiye Cumhuriyeti Devlet’inin araştırma ve geliştirme alanındaki bütün varidatını yönetir, yürütür, koordine eder/eşleştirir.

2} TARGEK bu işleri yaparken, sadece bilimsel verilerden hareket eder. ARGE çalışmalarında yatırımların yapılabilmesi için projeler üretir.

         3} Üretilmiş projelerin uygulanabilirliğini bilimsel olarak denetler.

4} Proje üretimi için seçenekler belirler. Belirlenmiş seçeneklerin veri haline dönüşmesi için müşavirlik/danışmanlık yapar.

5} Asık surat, benden başka bilen yok, buraya bir ben yakışırım zihniyeti ile hareket edemez.

6} TARGEK, siyasi iradeden bağımsız olarak kurulduğu gibi, bağımsız olarak çalışır.

7} Türkiye’deki ARGE, Araştırma, Geliştirme alanındaki bütün çalışmaları düzene koyar, eşleştirir, yönlendirir, bilimlere uygunluk ve uygulanabilirlik açısından denetler.

8} Araştırma ve geliştirme Projeleri üretir.

9} Projelere göre yakın ve uzak hedefler belirler.

10} Uygulanabilir projelerin tasnifini ve ayrıntılarını yaparak, bunları; Araştırma Geliştirme birimlerine yönlendirir.

11} Araştırma Geliştirme Gruplarını belirler. Gerekirse yakın konumdaki grupları birleştirir.

        12} ARGE, Araştırma Geliştirmede çalışacak uzmanların, sağlıklı ve bilimsel ortamlarda çalışabilecekleri yasal, sosyal, bilimsel ve fiziki alt yapıyı hazırlayarak çalışmaları kolaylaştırır.

        13} Yetişmiş Türk ve yabancı araştırmacıların bilgi birikimlerini ölçerek uzman araştırmacıları, çalışacakları alanlara yönlendirir.                                                                                             

        14} Araştırma bölümlerinin kurulması için yasa taslaklarının hazırlanmasında danışmanlık yapar.

        15} Türk mühendis, usta ve sade vatandaşların daha önce ürettikleri projeleri buldurur, onlara bilimsel proje çalışmalarıyla katkıda bulunarak buluş belgesi verir.

                              Rüstem KOCADURMUŞOĞLU Bilge Ata Ξ̲̅ TÜRKİYE Ξ̲̅

HUKÛKÎ YÜKÜMLÜLÜKLER VE SORUMLULUKLAR

 

1} TARGEK, kuruluş gayesine uygun olarak ilgili yasalara bağlı olan işleri yapar. Yetkisini yasalardan alır.

2} TARGEK, çalışanları yasalara karşı sorumluluk yüklenir.

3} TARGEK, Çalışanlarını Hükümetler denetleyemez.

4} TARGEK, Mali harcamalarda Sayıştay denetimine tabidir.

5} TARGEK, hukuki işlemlerinde Yargıtay denetimine tabidir.

6} TARGEK, mensuplarının yasal dokunulmazlıkları yoktur.

7}TARGEK, mensupları herhangi bir Türk vatandaşı gibi Türk mahkemelerinin yargılamalarına tabidir.

8} TARGEK mensuplarını yargılamak için herhangi bir makamdan izin alınmaz.

9} Özerk Kurumlarda şikâyetler/suç duyuruları, sağlam delillere bağlı olarak yürütülür.

10} TARGEK mahkemelerinde belgeden sanığa gidilir, ilk önce belgeler elde edilir, ardından tutuklama yapılır.

11} TARGEK sanıkları yargı huzuruna çıkması 24 saati geçemez.

12} Önce tutuklama, sonra belge arama yapan savcılar, 3 yıldan az olmamak üzere 6 yıla kadar hapis cezası ile tecziye edilir.

13} Böylesi savcılar savcılık, yargıçlık yapamayacakları gibi avukatlık dahi yapamazlar. Görevden men edilirler.

14} TARGEK sanıklarını kolluk güçleri sorgulayamaz.

15} TARGEK sanıklarını savcılar sorgular.  

16} TARGEK sanıklarının kovuşturmaları maddi deliller önceden hazırlanmadan yapılamaz.

        17} TARGEK mensuplarına belgesiz, delilsiz suç isnat edenler, iddialarını isbat edemedikleri takdirde 3 yıldan0 az olmamak üzere 6 yıla kadar hapis, iki bin TL’den az olmamak üzere beş bin TL ye kadar para cezası ile cezalandırılırlar.

18} Yukarıdaki hükümler basın yolu ile yapıldığında da geçerlidir.

19} TARGEK’İN ürettiği projelerini, planlarını Kurumun yazılı izni olmadan basına sızdıranlar, bunları yayınlayanlar, endüstri casusluğu kapsamında yargılanır, yasalarda ön görülen cezalar uygulanır.

20} Yargıtay Genel Merkezi Anakara olmak kaydı ile Türkiye’nin aşağıda adları yazılı on iki il’inde Bölge Yargıtay Mahkemeleri kurulur.

1} Adana, 2} Bursa, 3} Erzurum 4} Gaziantep5} İstanbul,   6} İzmir, 

7} Kayseri 8} Konya 9} Malatya 10} Samsun 11} Trabzon 12} Van             

                         Rüstem KOCADURMUŞOĞLU Bilge Ata Ξ̲̅ TÜRKİYE Ξ̲̅

TARGEK’İN KURLUŞ GAYESİ VE SORUMLULUK ALANLARI

 

Türkiye Araştırma Geliştirme Kurumu nasıl hizmet verecek?

        1} Türkiye’de faaliyet gösteren bütün holdingler, Anonim şirketler TARGEK’İN doğal üyesi sayılacaklardır.

2} Bir holding veya şirket hangi alanda hizmet üretiyorsa o şirket veya holding, kendi bünyesinde bağımsız olarak ARGE çalışmaları yürütebilmesi için TARGEK’TEN destek alır ve bilgi verir.

3} Bir holding veya şirket kendi alanında ARGE çalışmaları yaparken, başka bir alanda elde ettiği bir veriyi de kullanabilir.

        3} Şirket ve holdingler, yıllık kârlarının amortismanlar düştükten sonra belli bir meblağını {% şu kadarını} ARGE’ye ayıracaklar. Bu meblağı geniş katılımlı görüşmelerden, danışmalardan sonra şirket ve holdinglerle varılan mutabakattan sonra yasa koyucu belirleyecektir.

        4} Şirketlerin ayıracakları meblağ, ARGE için yeterli düzeyde değilse, aynı iş ve üretim kolunda çalışan birkaç şirkete ARGE Ortaklığı kurdurulur. Bunlar yasalarla düzenlenir.

        5} ARGE plan, proje, danışmanlık, yönlendirme, uygulama alanları tesbit eder. TARGEK ve siyasi erk Holdinglerin, şirketlerin paralarına, gelirlerine karışamaz. O paralar, mallar, gelirler holdinglerin, şirketlerin kendi sermayeleridir. Bunlar yasalarla güvence altına alınır.

        6} Hükümetler ARGE çalışmaları sırasında holding ve şirketlerin yapacakları araştırma ve geliştirme projelerini, insan sağlığı, milli çıkarlar, genel ahlâka uygunluk yönünden denetler. Bunlar yasalarla düzenlenir.

        7} Projelerin yukarıdaki esaslara uygun olması halinde TARGEK Üst Kurulu o projenin hayata geçirilmesine onay verir.                                                                                      

        8} Dış ülkelerle yapılacak bağlantılarda dış yatırımın içerde sanayi sektörüne dönüşebilmesi veya bir buluşun dış ülkede sanayi sektörü haline gelmesi için TBMM’ inden onay alınır. Onay süresi 60 günü geçemez.

        9} Milli Güvenlikle ilgili bir proje ortaya çıkarsa konu Genel Kurmay Başkanlığına intikal ettirilir. Herhangi bir sakınca yoksa Genel Kurmay Başkanlığı 50 gün içinde bir Rapor ile konuyu TBMM ne sunar. Sakıncalı durum varsa onu da 60 gün içinde bildirir.

                              Rüstem KOCADURMUŞOĞLU Bilge Ata Ξ̲̅ TÜRKİYE Ξ̲̅

ÖRNEKLEME

 

1} İlaç sanayinde faaliyet gösteren firmalar tek işkolu sayılır.                   2} Tekstilde faaliyet gösteren firmalar tek iş kolları sayılır.

        3} Boya sanayinde faaliyet gösteren firmalar tek işkolu sayılır.                          

        4} Aynı işkollarında faaliyet gösteren firmaların ARGE çalışmaları yapmaları için birleştirmelere yönlendirilir.

        5} Bu durum tek başına ARGE çalışmaları yapmaya gücü yetmeyenler için yapılır. Bunlar yasalarla düzenlenir.

        6} Türkiye topraklarında faaliyet gösteren bütün bankalar tek işkolu sayılır. Bankalar % 0.45 faizlerle tüketici kredileri verebiliyorlarsa aynı şartlarda da üretici kredileri vereceklerdir.

        7} Bankalar ARGE çalışmaları yapan firmalara % 0.50 faizlerle kredi açmakla yükümlü hale getirilir.

        8}Türkiye’de faaliyet gösteren bankalar, yıllık kârlarının belli bir bölümünü {% kaçını ARGE kredilerine, % kaçını sanayi yatırım kredilerine ayırmak ve yıllık olarak bunları kullandırmakla yükümlüdür. Bu % delerin oranını, geniş katılımlı mutabakat ile yasa koyucu belirler. Bankaların ARGE ve yatırım kredi faizleri % 0.50 yi geçemez}

        9} Bir üretim faaliyeti yapacak firmaya bankalar kredi açarlar. O firmanın kuracağı sanayi sektörünün bütün planlama, proje, inşa ve öteki çalışma alanlarında bankalar kendi eksperleri aracılığı ile kurulmaya çalışılan kuruluşun her kademesinde kredilerin yerinde harcanıp-harcanmadığı ile ilgili denetimlerini sürdürürler. Kullandırdıkları kredilerin çarçur edilip-edilmediğinden sorumlu tutulurlar.

        10} Devlet ve banka kredileri TARGEK kanalıyla verilir. Krediler TARGEK’İN göstereceği proje alanlarına verilir.

        11} Bu sanayi kuruluşları beş yıl vergiden muaf tutulur.

        12} TARGEK’İN kredi dağıtması ile ilgili adam kayırma, rüşvet alma, haksız yere kredi kullandırma ve benzeri konularda şikâyet olursa, TARGEK ihtisas mahkemesi derhal olay’a el koyar. Kredi dağıtımında kayırma, rüşvet ve benzeri bir durum tespit edilirse, sanık veya sanıklar yargı önüne çıkartılır.  Şikâyetlerin değerlendirilmesi için sağlam delillerin gösterilmesi ve tespiti şarttır. Sanıklar yargılama sonunda suçlu bulunurlarsa hem hapis cezası, hem para cezasıyla cezalandırılacakları gibi, görevden de men edilirler. Bunlar yasalarla düzenlenir.

        13} Yargılama sonunda bu görevliye veya görevlilere tuzak kurularak, tertip ve düzen yapılarak bu şikâyetin yapıldığı anlaşılırsa, şikâyet edilene verilecek cezalar tertipçilere verilir. Bununla da yetinilmez, manevi yıkım davası ikame edilir. Para ve ikamet cezası da verilir.

        14} TARGEK, kullanılan her tür kredinin projeye göre harcanıp-harcanmadığını da denetler. TARGEK bu denetimden de sorumludur.

        15} Bankaların açtıkları kredilerin geri ödenme süresi, ARGE araştırmasının üretime geçmesinden 5 yıl sonra taksitlendirilerek geri ödenmeye başlanır.

        16} ARGE kapsamında eşleştirilen firmalar, yeni oluşturulan ARGE şirketlerinin yönetimlerini kendileri seçerler. Bunlar yasalarla düzenlenir.

        17} Devlet Vergileri, ÖTV. % 74’ den % 35 oranına geri çekilir.

        17} ARGE harcamalarının yerli yerince harcanıp-harcanmadığını Sayıştay denetler. Bu denetimler, her üç ayda periyodik olarak yapılır.

        18} Sayıştay, Türkiye’nin 12 il’inde ARGE Bölge Denetim Şubeleri açar. Bu şubeler, Yargıtay ile aynı illerde açılır.

        19} Böylece ARGE kapsamında Vatan sathında bütün işkolları tek-tek birleştirilerek büyük bir işgücü, sermaye gücü ortaya çıkartılır.

        20} Bu Sistem gerçekleştirildiği takdirde Türkiye 21. yüz yılın en büyük atılımını gerçekleştirme yolundaki ilk ve sağlam adımı atmış olur.

                                  Rüstem KOCADURMUŞOĞLU Bilge Ata Ξ̲̅ TÜRKİYE Ξ̲̅

TARGEK’İN PARASAL/MALİ KAYNAKLARI  

 

        1} Türkiye Cumhuriyeti Devleti, TARGEK: TÜRKİYE ARAŞTIRMA GELİŞTİRME KURUMU’NA her yıl toplam Devlet bütçesinin % i oranı kadar parasal kaynak aktarır. Bu miktar her yıl belli oranlarda artırılır.

        2} Bütçeden ayrılan paranın yarısı ARGE proje çalışmalarına, öbür yarısı da tamamlanmış projelerin teknolojik alet ve edevatın, yeni bir teknolojiye dönüşmesinin yatırım maliyeti için kullanılır.

        3} Devletin aktaracağı bu pay’ın ilk yarısı, alt yapı, araç-gereç, laboratuar, çalışanlarının giderlerinin karşılanmasına harcanır. Artan kısmı, projelerin oluşturulmasına harcanır. Bu kısım geri ödenmez.

        4} Bütçeden ayrılan ARGE payının ikinci bölümü, tamamlanan projelerin teknolojik aletlere, sanayi yatırımlarına, yeni buluşların teknolojik aygıta dönüşmesinin imalatında kullanılır. Bu kısım girişimcilere % 0 faizle kredi olarak ödenmiş sayılır.

        5} Kredi olarak ödenen ikinci kısmın geri ödemesi ARGE sonucu bulunan/icat edilen, geliştirilen ileri teknoloji ürünlerinin imalatından sonra onuncu yıldan itibaren taksitlendirilerek geri ödenir.

        6} Bütçeden ayrılan krediler, bankaların tüketici kredileri gibi işlem görür. Tüketici kredisi için başvuran bir kişi, araba alacaksa, banka kefil-mefil istemiyor. Arabayı banka alıyor, kaskosunu yaptırıyor, müşteriye mülkiyeti muhafaza sistemi ile satıyor.

        7} Bütçeden ayrılan yatırım payı, bankaların ayıracakları yıllık kârlarının belli bir bölümü, aynen tüketici kredisinde olduğu gibi, mülkiyeti muhafazalı yatırım kredisi olarak verilir. Bunlar yasalarla düzenlenir.

        9} 2015 yılından itibaren bütçeden ayrılan ARGE payı, toplam bütçenin % 10’u kadar olacaktır.

        10} 2020 yılından itibaren ARGE payı, toplam bütçenin % 15’i  kadar gerçekleştirilecektir.

        11} 2025 yılından sonraki beş yıl için toplam bütçenin %25’i kadar bir pay ARGE’YE ayrılır.

        11} ARGE’YE ayrılan bütçe payının yerinde kullanılıp-kullanılmadığının denetlenmesi, Başbakan’ın sorumluluğundadır. Bunlar yasalarla düzenlenir.

        12} ARGE’NİN mali harcamalarını denetleyen, başbakanlık ve bankalar sadece parasal harcamaların yerli-yerinde harcanmasını denetlerler. Bu harcamalarda proje dışı bir usulsüzlük görürlerse, konuyu İhtisas mahkemesi savcılığına götürürler. Savcılık şikâyet konusunu yargıya taşımadan sağlam belgelere dayalı incelemeler başlatır. Sayıştay Bölge Başkanlığından denetim belgelerini ister. Şikâyet konusu belgeli bir suç mahiyetinde ise dava açar.

        Açıklamaya çalıştığımız esaslar bu 2010 yılında yasalaştırılır ise 2015 yılına kadar Türkiye Cumhuriyeti Ülkesinde yıllık en az elli- yetmiş milyar TL dolayında bir yatırım ve ARGE çalışması sağlanabilir.

 

TARGEK KADROLARI SEÇİMLER VE NİTELİKLER:

 

a} TARGEK Merkezi 1 Başkan, 4 Başkan yardımcısıyla yönetilir.

        b} TARGEK Başkanı, Yüksek Mühendis, Planlama uzmanı 20 yıllık Profesör olarak Yurt içinde ve Yurt dışında öğretim üyeliği, 6 yıl yöneticilik yapmış, TARGEK gibi kuruluşlarda çalışmış kişiler arasından seçilir.

        c} Başkan yardımcıları Yüksek Mühendis, planlama uzmanı 15 yıllık profesör olarak Yurt içi ve Yurt dışında en az 4 yıl yöneticilik yapmış kişiler arasından seçilir.

                         Rüstem KOCADURMUŞOĞLU Bilge Ata Ξ̲̅ TÜRKİYE Ξ̲̅

        TARGEK’İN TAŞRA ŞUBE YÖNETİMLERİ:

 

        a} Şube Başkanları; Yüksek Mühendis, planlama uzmanı en az 10 yıllık profesör, Yurtiçi-Yurtdışında öğretim üyeliği ve en az 2 yıl yöneticilik yapmış kişiler arasından seçilir.

        b} Şube Başkanlarının 4 adet yardımcıları Yüksek Mühendis, planlama uzmanı 5 yıllık Doçentler arasından seçilir.

        c} TARGEK Başkanlığında ve şubelerinde yeteri kadar uzman eleman çalıştırılır. Bunlar Profesör, Doçent, Yar. Doçent ve Doktoralarını yapmış kişilerden oluşur. Bütün kadrolar seçimle gelir-seçimle gider.

        d} Akademik kariyeri olmamakla birlikte konunun uzmanı oldukları Yurt içi ve Yurt dışında kişiliğini kanıtlamış olanlar da görev alır.

        e} Seçilmiş yöneticiler 4 yıl bu görevi yürütürler.

        f} Seçilmiş yöneticiler üstü-üstüne üç kez seçimlere girebilirler. Üçüncü seçimlerden sonra seçimlere giremezler.

        g} TARGEK yöneticisi birinci seçime girse, ikinci seçime girmese, iki kez seçime girme hakkı saklıdır.

        g} TARGEK yöneticisi, iki seçime girse ve görev yapsa, üçüncü seçime girmese, bir seçim hakkı saklıdır. 

        h} Yönetim kadrosunda çalışanlar, üçüncü 4 yılın sonunda yasa gereği seçimlere giremedikleri halde TARGEK Kurumunun istemesi üzerine bu uzman kişiler birikimlerini Kurum adına değerlendirmeleri için uzmanlık alanlarında istihdam edilebilirler.

        ı} Doç. Yar. Doç. Doktor. TARGEK’TEKİ çalışmaları sırasında, bu çalışmalarına esas olan konularda tezlerini sunabilir, tezleri kabul edilirse Doç. Profesör, Yar. Doç. Doç. olur. Doktorlar da Yar. Doç. olurlar.

        i} Doç. Yar. DoÇ. Dr. olarak TARGEK’TE çalışanlar, doktoralarının dışında bir konuda uzmanlaşırlar ve yeni bir buluş yaparlarsa o konuda da akademik unvan alırlar.

        j} Şube Başkan yardımcıları Doçentler, çalışmalarını tamamlayıp profesör oldukları takdirde de kendileri isterlerse aynı görev için seçimlere katılırlar. Kendi istekleriyle çekilmeleri hariçtir.

                                   Rüstem KOCADURMUŞOĞLU Bilge Ata Ξ̲̅ TÜRKİYE Ξ̲̅

SEÇİMLERERE BAŞVURU

 

        a} Seçilecekler seçimlerden en az 6 ay önce Yüksek Seçim Kuruluna kendilerini tanıtacak belgelerle hangi bölümde aday olacaklarsa o bölümün adını yazarak adaylık başvurusunda bulunurlar.

        b} TARGEK’E adaylık başvuruları, seçimlere 150 gün kala biter.

        c} Adayların kimliklerini tanıtacak bilgiler Üniversitelerin her yerden kolaylıkla ulaşılabilecek bütün ilan yerlerine seçimlerden 130 gün önce yüksek Seçim Kurulunun onay’ı ile asılır. Seçimlerin yapıldığı günün ertesine kadar asılı kalır.

        d} Yüksek Seçim Kurulu TARGEK Yasası çıktıktan 30-ila 60 gün arasında TARGEK yöneticilerini seçecek öğretim üyelerinin seçiciler listesini hazırlar. Bu Listeye: BİRLEŞTİRİLMİŞ, GÜNCELLEŞTİRİLMİŞ, TOPLU ADAY LİSTESİ adı verilir. Kısaltılmış hali {BİGTAL} olarak tescil edilir.

        e} Bu Liste bütün adayların hepsini içine alır. Listede adaylar adaylık konumlarına göre kendilerine ayrılmış bölümlere yazılırlar.

        f} Yüksek Seçim Kurulunun seçiciler listesini hazırlamasından sonra 15 gün içinde bu listelere bütün üniversite, fakülteler ve yüksek okullara gönderilmiş olur.

        g} Adaylar bu listeleri ilgili okullardan ücretsiz olarak alabilirler.

        h} Bu listelerde seçicilerin açık adresleri, ev, iş, cep telefonları ve elektronik posta adresleri eksiksiz olarak kaydedilmiş olur.

        ı} Seçim günü, oy verecekler Yüksek Seçim Kurulunun onaylı mühürlü listelerine oylarını kullanırlar. Bu Listeler sandık kurulu tarafından seçmenlere oy kullanmaları sırasında sandık başında verilir.

                               Rüstem KOCADURMUŞOĞLU Bilge Ata Ξ̲̅ TÜRKİYE Ξ̲̅

ADAYLARIN DURUMU

 

a} Adaylar kendilerini tanıtacak bilgileri seçicilere gönderebilirler.

        b} TARGEK Yönetimine aday olan akademisyenler, siyasi partilerin mitingleri gibi toplantılarla kapalı salon toplantıları yapamazlar.

c} Adaylar internet ortamında kendilerini, bilimsel çalışmalarını, varsa buluşlarını/icatlarını, eserlerini tanıtabilirler. Bunları siyasi propaganda veya ideolojik malzemeye dönüştüremeyecekleri gibi, dini motifleri kullanarak taraftar toplayamazlar. Böyle bir yola başvuranlar, herhangi bir yol ile ima edenler belgelenirlerse, adaylıktan çıkarılır.

d} Adaylıktan çıkarılma Bölgelerde Bölge Yargıtay Mahkemeleri, Ankara’da Yargıtay Merkezi tarafından işleme konur, süresi içinde karara bağlanır. Bunlar yasalarla düzenlenir. 

 

SEÇİCİLER VE OY VERME YERLERİ

 

a} Türkiye üniversiteleri, yüksek okul ve akademilerinde görev yapan, Profesör, Doçent, yar. Doçent ve Doktorasını tamamlamış olanlarla emekli akademisyenler seçimde oy kullanabilirler.

b} Emekli akademisyenler, yasanın çıktığı günden itibaren 30 gün içinde Yüksek Seçim Kuruluna, seçiciler listesine girmek için bizzat veya kendilerini tanıtıcı belgelerle elektronik posta kanalıyla da başvurabilirler.

c} Yüksek Seçim Kurulu akademisyenlerin oy verme yerlerini çalışanlar için çalıştıkları üniversitede, emekliler için ise emeklilerin kendi istedikleri yerlerde oy vermelerini sağlar. Bunlar yasalarla düzenlenir.

                              Rüstem KOCADURMUŞOĞLU Bilge Ata Ξ̲̅ TÜRKİYE Ξ̲̅

SEÇİMLERİN UYGULANMASI

 

1} Seçimler Yüksek Seçim Kurulunun gözetimi, denetimi ve sorumluluğunda yapılır.

2} Seçimlere katılacak adayların sıralaması Yüksek Seçim Kurulunda seçimlerden 140 gün önce yapılır. Seçim Kurulu BİRLEŞTİRİLMİŞ, GÜNCELLEŞTİRİLMİŞ, TOPLU ADAY LİSTESİ-Nİ {BİGTAL} 5 gün içinde bastırır.

3} Yüksek Seçim Kurulu, adayların ad ve unvanlarının yazıldığı BİRLEŞTİRİLMİŞ GÜNCELLEŞTİRİLMİŞ TOPLU ADAY LİSTESİ-Nİ {BİGTAL} seçimlerden 130 gün önce Üniversitelerin ve Yüksek okulların Seçim Panolarına astırır.

4} Seçicilerin listeleri seçimlerden en az altı ay önce Yüksek seçim Kurulunca hazırlanarak ilgili okullara gönderilir.

 

OY VERME ŞEKİLLERİ:

 

a} Seçmen: BİGTAL; BİRLEŞTİRİLMİŞ GÜNCELLEŞTİRİLMİŞ TOPLU ADAY LİSTESİ’ndeki TARGEK Genel Başkanı, Genel Başkan Yardımcıları, TARGEK Şube Başkanları ve yardımcılarıyla öteki yöneticilerinin sol böğürlerine konulan kutucukları ya çarpı koyarak, ya karalayarak oy’unu verir. Örnekleme bölümünde Adana İl’i için konulan örnekte görülmektedir.

b} Birleştirilmiş Güncelleştirilmiş Toplu Aday Listesinde TARGEK Genel Merkezi ile Şubelerinin adaylarının yerleri ayrı-ayrı konulacaktır.       c} Seçiciler kaç başkan aday’ı, kaç Şube başkanı veya yönetici aday olursa olsun, bunlardan sadece birer kişiye oy vereceklerdir.

 

ÖRNEKLEME -1-

 

1} Bir seçici, Şube Başkan adaylarından iki aday’a oy verse, o oy geçersiz sayılır.

2} Aynı seçmen aynı listede yardımcılardan bir kişiye oy kullansa, yardımcıya kullandığı oy geçerli sayılır.

3} Dört yardımcının dördüne de oy verse 4 ‘ü de geçersiz sayılır.    

4} En çok oy alan seçilmiş olur.

5} TARGEK başkan adayları kendi bölümlerine, Yardımcı adaylar kendi bölümlerine, Şube Başkan adayları kendi bölümlerine, Şube başkan yardımcıları kendi bölümlerine ayrı-ayrı, alt-alta sıralanarak, aralarında kalın çizgilerle ayrılmış olarak yazılacaktır.

6} Her bir bölümdeki adaylardan yalınızca bir kişinin solundaki kutucuk işaretlenecektir.

                                        Rüstem KOCADURMUŞOĞLU Bilge Ata Ξ̲̅ TÜRKİYE Ξ̲̅

DARISI MİLLET VEKİLİ SEÇİMİNİN BAŞINA

       

ÖRNEKLEME -2-

 

Adana İl’i TARGEK Şube Başkan Aday Listesi:

………………………………………..

[ ] 1} Ahmet sarar

[x] 2} Mehmet sarmaz

[ ] 3} Ali Kaçar

[ ] 4} veli kaçmaz

[ ] 5} Hayri uçamaz

 

Adana İl’i TARGEK Şube Başkan  Yardımcıları Listesi

………………………………………

[ ] 1} Hasan sarmaz

[ ] 2} Hacı yarmaz

[ ] 3} İsmet korkusuz

[ ] 4} İhsan korkulu

[x] 5} İlhami kaçamaz

[ ] 6} Sefa Uçamaz

 

Yukarıdaki kişiler hayali adaylardır. Sırf örnek için bu adlar yazıldı. Adayların sayısı çok ta olur, az da olabilir. Seçiciler adaylardan sadece bir aday’ın sol yanına konulacak kutucuğu işaretleyeceklerdir. En çok oy alan aday, seçilmiş olur.

                          Rüstem KOCADURMUŞOĞLU Bilge Ata Ξ̲̅ TÜRKİYE Ξ̲̅

TARGEK YÖNETİCİLERİNİN ÖZLÜK HAKLARI

 

1} TARGEK yönetici ve çalışanlarının aylıklarını Devlet öder.

2} TARGEK Kurumunun bütün alt yapı, inşaat, laboratuarlar ve teknik gereçlerin tamamının alımı, bakımı, onarımı, binaların bakımı, onarımı, elektrik, su, gaz, güvenlik, temizlik gibi bütün alt yapı hizmetleri Devletin bütçesinden karşılanır.

3} Hükümetler TARGEK Yönetimine, işleyişine, sorumluluklarına müdahil olamazlar. Bunlar yaslarla yürütülür.

4} Türkiye Cumhuriyeti böylece Hukuk Devletine, demokratik seçimlere geçmek için güçlü bir adım atar

5} TARGEK Yöneticilerinin çalıştıkları süre, emekliliklerine sayılır.

6} Kamudaki aylıkları ödenmez.

7} Eski görevlerine geri döndüklerinde Kurumda çalıştıkları yıllar kıdemlerine sayılarak aylıkları ona göre hesap edilerek ödenir.

8} Kuruma girdikten sonra aylık, eski aylığın % 50’si fazla ödenir.

Teklifini sunduğum şu Sistem bu Kurumlarda gerçekleştirilebilirse işte gerçek demokrasiye giden yol açılmaya başlamış demektir.

YÜCE TÜRK MİLLETİNİN BEKLEDİĞİ, ÖZLEDİĞİ GERÇEK HALKIN DEMOKRASİSİNİN DOĞMASINA VESİLE OLMASI DİLEĞİYLE SUNULUR.

Yakında SİYASET BÖLÜMÜ ile ilgili çalışmalarım yayına girdiği zaman gerçek demokrasi ile bu gün bizim kullandığımız genel başkanlar monarşisi arasındaki uçurumlar apaçık ortaya konulacaktır.                          

………………………………………………………………………                                                 

         {Güncellenmiş alıntı} “Yüzleşme Doktrini” Rüstem KOCADURMUŞOĞLU –Bilge Ata- 2002 Zirve Basımevi Adana S=311-312-313   

        

         Önemli NOT: www.bilgeata.com adlı Sitemde yayınlanan yazılar tarafımdan kaleme alınmaktadır. Bunların bir kısmı daha önce kitap halinde yayınladığım araştırmalarımdan alıntı yapılıyor. Birçoğu da yeni yayınlanıyor. Sitemde yayınlanan yazılarım kısmen veya tamamen çoğaltılamaz, dağıtılamaz, bastırılamaz. Ancak Yazarlar, araştırmacılar, siyasi partiler ve okurlarım, kaynak göstererek alıntı ve indirme yapabilirler. Bu izin, Yüce Milletimizin arasında bilginin yayılması, gençlerimizin bilgilendirilmesi için verildi. Aksine davrananlar, yasal sorumluluk altına girerler.  

                              Rüstem KOCADURMUŞOĞLU Bilge Ata Ξ̲̅ TÜRKİYE Ξ̲̅

 

YÜCE TÜRK MİLLETİNE TEKLİFLERİM

 

Genel başkanların dudaklarıyla milletvekillerinin

Yürekleri arasına sıkıştırılmış siyaset,

Çıkmaz sokağa sıkıştırılmış tavşan gibidir.

                                                               Bilge Ata

 

Bu teklifler 2000 yılında sunuldu. dikkatle incelenmesi dileğiyle.

        1} Örgütlü toplum düzenine geçilmelidir.

2} Örgütlü toplum düzeni demek; kişilerin ve yöneticilerin iki dudakları arasından çıkan sözlerin, yasa yerine konulması uygulamasına son verilerek, Hukuk düzeninin hâkim olması demektir.

3} Devlet adamları istişare kurulu, {YASAL TÖRE} olarak kurulmalıdır.

4} YASAL TÖRE demek; Törelerin yazılı metin haline getirilmesi demektir. Bu kavram henüz yenidir. Bu doktrinle teklif edilmiştir.

5} Siyasal Partiler Danışma Meclisi, Yasal Töre haline getirilmelidir.

6} Hükümet, iç ve dış sorunlarda ekonomik sorunlar ve Hükümet çalışmaları hakkında TBMM Genel Kurulu’nda ayda bir kere bilgilendirme toplantıları düzenlemelidir. Bu uygulama YASAL TÖRE haline getirilmeli, televizyondan yayınlanmalıdır.

7} Memur, işçi, esnaf, işveren, sendikalar, odalar, emekliler, Sivil Toplum Örgütleri İstişare Kurulu {Danışma Meclisi} kurulmalıdır. Bu kurul her ayın ilk haftasında olağan olarak, bazen da olağan üstü olarak, belli bir programa göre toplanmalı ve hükümete teklifler sunmalıdır. Bu uygulama YASAL TÖRE haline getirilmeli tv den canlı olarak yayınlanmalıdır.

8} Sivil toplum örgütleri yaptıkları çalışmaları TBMM genel kurulu salonunda vekillerine bizzat meclis kürsüsünde anlatabilmelidir. Böylece vekiller asillerle yüz yüze gelebilmeli, vekiller asilleri dinleyebilmelidir. Bu uygulama YASAL TÖRE haline getirilmeli tv den canlı olarak yayınlanmalıdır.

9} Seçim ve siyasi partiler yasası, Yüzleşme Doktrini’nde gösterilen hedefler doğrultusunda ele alınarak yeniden düzenlenmelidir.

10} Siyasi partiler, milletvekillerinin hür iradelerini engelleyecek antidemokratik grup kararları alamamalıdır. Bu uygulama YASAL TÖRE haline getirilmelidir.

11} Vekilleri, düşünce ve görüşlerini hiçbir baskı altında kalmadan açıklayabilmelidir. Bu uygulama YASAL TÖRE haline getirilmelidir.

12} Şahsi {kişisel} görüşlerini açıklayan milletvekilleri hakkında parti disiplin kuruluna verme işlemi, yasalardan çıkartılmalıdır.

13} Milletvekili, Komisyona kişisel imzasıyla yasa teklifi verebilmelidir.

14} TBMM’deki 550 sandalye, 350’ye indirilmelidir.

15} Kabinede bakan sayısı başbakan dâhil 17’yi geçmemelidir.

16} Bayındırlık-İskân Bakanlığıyla Enerji-Tabii Kaynaklar Bakanlığı birleştirilmeli; yatırımcı bakanlıklar, tek bakanlık haline getirilmelidir.

17} Milletvekilleri, 50 gün TBMM’de yasama görevlerini yürütmeli, 10 günü seçmenlerinin arasında geçirmelidir.

18} Milletvekillerinin seçmenleri arasında geçirecekleri 10 günlük süreler, takvime bağlanmalı, bu takvim TBMM tarafından belirlenmeli

                        Rüstem KOCADURMUŞOĞLU Bilge Ata Ξ̲̅ TÜRKİYE Ξ̲̅  

DARBOĞAZIN KALKMASI

        19} DARBOĞAZ, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin dış borç açığının 25 milyar dolardan aşağı inmesi, iç borç açının sıfıra, enflasyonun yüzde 3 ten aşağı çekilmesi demektir.

20} DARBOĞAZDAN çıkıncaya kadar siyasi partilere ödenen hazine yardımı 1/3 oranı kadar ödenmelidir.

21} DARBOĞAZDAN çıkıncaya kadar, vergi matrahları ve KDV oranları aşağıya çekilmeli, KDV oranları yüzde 3’ü geçmemelidir.

22} DARBOĞAZDAN çıkıncaya kadar, maliyede peşin vergi, telefonlarda sabit ücretler kaldırılmalıdır.

23} DARBOĞAZDAN çıkıncaya kadar, akaryakıta ve motorine uygulanan ÖTV oranı %35’e inmelidir.

24} DARBOĞAZDAN çıkıncaya kadar milletvekili, emekli vekilin 6 aylık zamları, bir emekli SSK işçisinin zam oranını geçmemelidir.

25} DARBOĞAZDAN çıkıncaya kadar, devlet ihaleleri durdurulmalı, onarım ihaleleri bunun dışında kalmalıdır.

26} DARBOĞAZDAN çıkıncaya kadar, bakanlıklara verilen ödentiler %30 oranında azaltılmalıdır.

27} DARBOĞAZDAN çıkıncaya kadar, milletvekillerinin telefonlarına ödenen ücretler kaldırılmalıdır.

28} DARBOĞAZDAN çıkıncaya kadar milletvekilleri ve bakanlar birer sekreterden fazla sekreter alamamalıdır.

29} DARBOĞAZDAN çıkıncaya kadar milletvekilleri ve bakanlar birer danışmandan fazla danışman alamamalıdır.

30} DARBOĞAZDAN çıkıncaya kadar, milletvekili lojmanları ya kiraya verilmeli ya da satılmalıdır.

31} DARBOĞAZDAN çıkıncaya kadar, bakanlar devlet işlerinde kendi arabalarına binmeli, ancak dış ülkelerden gelen temsilcileri karşılamak için devletin arabalarını kullanmalıdır.

32} DARBOĞAZDAN çıkıncaya kadar, devlet dairelerinde otomatik görüşmeye açık 162.000 telefon uluslar arası görüşmelere kapatılmalı, özel görüşmeler yasaklanmalıdır.

33} DARBOĞAZDAN çıkıncaya kadar askeriye, polis, valiler ve kaymakamlar hariç hiçbir bürokrat devlet arabası kullanmamalıdır.

Sekizinci dereceden aylık alan bir öğretmen, hem araba alıyor, hem onarımını yaptırıyor, hem benzinini koyuyor, hem de işine gidebiliyorsa, onlar da milletle birlikte aynı sıkıntılara katlanmalıdır.

34} Lüks tüketim mallarıyla kedi-köpek mamalarının ithalatı durdurulmalı, bunlar yerli üretimle karşılanmalıdır.

35} Her türlü yabancı otomobil ithalatı durdurulmalı, yerli imalata teşvikler getirilmeli ve korumaya alınmalıdır.

36} Kadınlarımızın kullandıkları süslenme ve boyanma malzemeleri ithalatı durdurulmalı, bunlar yerli üretimle karşılanmalıdır.

37} Kanepe, koltuk, ithalatı durmalı, Türkler şimdiye dek hangi yataklarda yatıyorlarsa; yine onlarda yatmalı, markalı ayakkabı ve giyecek ithalatı durdurulmalı, Türkler şimdiye kadar ne giyiyorlarsa onu giymelidir.

38} Yabancı kaynaklı fastfood ve çıtır çerez ithalatı durdurulmalı, bunlar yerli üretimle sağlanmalıdır.

39} Buğday, un, pirinç, gibi ana tüketim mallarının ithalatı durdurulmalı, yerli üretimle sağlanmalı, teşviklerle desteklenmelidir.

40} Televizyon, radyo, bilgisayar, tırnak makası, pil, cep telefonu gibi aygıtların ithalatı durdurulmalı, bunlar yurt içinden karşılanmalı ve üretimi desteklenmelidir.

41} Stratejik öneme sahip malların ithalatı aynen devam etmelidir.

42} Diyanet İşleri Başkanlığı’na özerklik verilmelidir.

43} Üniversitelere bilimsel özerklik verilmelidir.

44} Türk kültürünün erozyonu durdurulmalıdır.

45} Şeytancılık/ Satanist yönelişleri engelleyecek ciddi, tutarlı tedbirler getirilmelidir.

46} Devletin kurum ve kuruluşlarında hukuk düzeni hâkim olmalıdır.

47} Devletin malı, hortumlanmadan, hortumcuları yakalayacak {ÖSİP} Örgütlü Suçlar ve İhale Polis Sistemine geçilmelidir.

48} Beyin göçü durdurulmalıdır. Ecnebi ülkelerde çalışan, o ülkelerin bilgi ve teknoloji devleri olmalarını sağlayan Türk bilim adamları, Türkiye’nin bilgi toplumu olması için yurda getirtilmelidir. Bu bilginlerimiz için her türlü altyapı ve koruma sağlanmalıdır.

49} Yüksek Teknoloji Bakanlığı bünyesinde ve TUBİTAK’a bağlı olarak klonlama araştırmalarına başlanmalıdır.

50} İcat {buluş} yapan Türk vatandaşları koruma altına alınmalıdır.

51} Yargıtay, Ankara’nın dışına taşınarak bölge Yargıtay mahkemeleri kurulmalıdır.

52} Danıştay, Ankara’nın dışına taşınarak Danıştay bölge mahkemeleri kurulmalıdır.

53} Basının haber alma ve haber verme görevi engellenmemelidir.

54} Basın haber vermeli, haber türetmemelidir. Haber türetenler için yasal düzenlemeler yapılmalıdır.

55}”Çocuklarımızla aynı odada yüzümüz kızarmadan televizyon izleyemiyoruz” diyen Türk Halkının sesine kulak verilmelidir.

56} Küçük ve dar gelirli esnafı yok eden süper ve hipermarket uygulamaları kontrol altına alınmalıdır.

57} Üç yanı denizlerle çevrili olan ülkemizde betonlaşmadık kıyı kalmadı. Kıyı yağmacılığına son vermek için kıyılarımız SİT alanı ilan edilmelidir.

58} Hatay’dan başlayarak Adana, Mersin, Antalya ve İzmir’e kadar olan bozuk çalılık ve taşlık araziler -Mersin/Evrenli Köyü’nde olduğu gibi-

        59 yıllığına bölge köylülerine kiraya verilmeli, buralara keçiboynuzu, zeytin ve antepfıstığı ekimi yapılmalıdır. Bu işlem yapılırken arazinin ekolojik dokusuna tek bir kazma vurulmamalı, bu bitkiler bozuk çalıların ve taşların aralarına dikilmelidir.

        60} Devlet af çıkarma yetkisini yasalardan çıkarmalıdır. Af; bir lütuf ve bağışlamadır. Bunun için mağdur ile saldırganın karşılıklı olarak birbirlerini bağışlayabilecekleri hukuki düzenlemeler getirilmelidir. Bu durum YASAL TÖRE haline getirilmelidir.

61} Devlet adamlarının tertip edecekleri reception {resepsiyonların} savurganlığa dönüştürülmesi önlenmelidir. Devletten ödenek alan kurum ve kuruluş yemekli toplantılar tertip edememelidir. Dış konuklar hariç.

62} Türk parasının kâğıdını koruma yasası bir an önce çıkartılmalıdır.

63} Sosyal Sigortalardaki pirim ödemelerine yapılan zamlar 1990’lı yılların başındaki seviyelere geri çekilmelidir.

64} Devlet kuruluşlarına ödenemeyen borçların anaparaları ödenmeli, borçlardan faiz ve faizin faizi uygulamalarına son verilmelidir.

………………………………………………………………………………………………………………………………………

49. Madde Tv. haberlerinden öğrendiğimize göre TUBİTAK bünyesinde klonlama çalışmaları yapılmakta imiş. Bu haberden çok mutlu olduğumu belirtmeliyim.

………………………………………………………………………………………………………………………………………

 

BOZUK DİL BOZUK GIDA GİBİDİR;

BİRİ BEDENİ, ÖBÜRÜ DÜŞÜNMEYİ ÖLDÜRÜR.

                                                             Bilge Ata

 

65} Güzel dilimiz Türkçemiz, eskiden Arapça ve Farsçanın egemenliğinde yok olmuştu. Şimdi İngilizce, Fransızca, Almanca ve İtalyancanın büyük tehdidi altındadır. Dilimiz bu tehditten bir an önce kurtarılmalıdır. Dilimizin eklerine ve köklerine sadık kalarak yeni kelimeler türetilmelidir.

                      Rüstem KOCADURMUŞOĞLU Bilge Ata Ξ̲̅ TÜRKİYE Ξ̲̅    

UYDURMA DİL YAPANLAR, KIT AKILLARINDAN

ÇIKAN KITLIK TEORİLERİNİ, BOLLUK VA’DİYLE

SATMAYA ÇALIŞANLAR GİBİDİR.

                                        Bilge Ata

 

66} Dükkânların ve mağazaların tabelalarındaki ecnebice sözler çılgınlığına derhal son verilmeli, bunun için ivedilikle yasal tedbirler alınmalıdır.

67} Yazarlardan, TV sunucularından, basın organlarımızdan, dilimizi güzel kullananlara göstermelik ve ideolojik olmamak kaydıyla ödüller verilmelidir. Bu husus akademik bir zemine ve bilimsel bir sisteme oturtularak YASAL TÖRE haline getirilmelidir.

68} TV sunucularına, haber programcılarına, sinema oyuncularına, piyes yazarlarına, tiyatro oyuncularına, güzel dilimizi yerli yerince kullanmaları için, yetiştirme kursları düzenlenmelidir.

69} Anadolu dışındaki coğrafyalarda; Yemen, Arabistan, Suriye, İran, Irak, Kuzey Afrika, Çin, Rusya, Habeşistan gibi ülkelerde bıraktığımız soydaşlarımızın çocuklarıyla ilgilenebilecek birimler kurulmalıdır.

70} Türkiye, dünyanın bütün coğrafyalarında etkin bir rol üstlenmeli, oralara çağrılmayı beklememeli, her bir coğrafyada bulunabilecek iradeyi eline almalıdır. Şubat ayı başında AB. Ülkeleri ile Müslüman milletleri İstanbul’da birleştiren toplantıyı takdir ve tebrikle karşıladığımızı ve devamının gelmesi dileğimizdir.

71} Amerika’da yaşayan Türk kökenlilerle Müslüman toplulukların bir araya getirilmesi, Ermeni ve Yunan lobilerine karşı güçlü bir birliktelik sağlanması yararlı olur.

72} Türkiye, Müslüman devletlerle sağlam, sıkı, kardeşlik esasına dayalı görüşmeler yapmalı ve buralarda kültür ve ticaret ataşelikleri kurarak İslam milletlerinin desteğini sağlamalıdır.

73} Türkiye Orta Asya Türk Cumhuriyetleri ve bağımsızlığını kazanamamış Türk topluluklarıyla sıkı kardeşlik temellerine dayalı ilişkilere girmelidir.

74} Türk diplomatları ve devlet adamları, Birleşmiş Milletlerde, İK֒ de  {İslam Konferansı Örgütü} ve her türlü resmi dış toplantılarda Türkçenin dışında başka bir dil kullanmamalıdır.

75} Orta Asya Türk Cumhuriyetleri ve Türk toplulukları arasında ortak kültür dili, bilim dili Anadolu Türkçesi olmalıdır.

76} Sağlık sistemimizi yeniden düzenlemeli hastanelerimizi ve üniversite hastanelerimizi, birinci sınıf araştırma hastaneleri haline getirmeliyiz. Bütün komşu ülkelere ve dış dünyaya, Türkiye’nin sağlık çekim merkezi haline geldiğini göstermek için, etkin reklâm ve propaganda gücümüzü kullanmalıyız.

77} Türkiye’nin elinde bulunan 19 özel uçaktan birisi, Özerk Diyanet İşleri Başkanlığı’na tahsis edilmelidir.

78} Türkiye’nin ırmakları ile çaylarının coğrafi yapıları dikkate alındığında; yükseklerden düşen suların kısa mesafelerde büyük debilerle düşmesinden ötürü buralara hidroelektrik santralleri kurulmalıdır.

79} Sulama amaçlı kurulmuş bir kısım barajlar, hidroelektrik santralleri haline dönüştürülmelidir.

80} Yel gücünden/enerjisinden yararlanacak çözümlere gidilmelidir.

81}  Türk çiftçisini Tarım Kredi Kooperatifleri’nin faiz yükünden kurtaracak yasal tedbirler alınmalıdır.

82} Kara avcılığı en az 5, deniz avcılığı en az 2 yıl durdurulmalıdır. Deniz avcılarına koruma getirilmelidir.

83} Özelleştirilecek fabrikaların belli bir bölümü çalışanlarına satılmalıdır.

84} Emekli memurların üç aylık maaş ödemelerine son verilmeli, emekli işçiler gibi aylık ödeme sistemine geçilmelidir.

85} Vurguncuların ve hortumcuların yurtiçi ve yurtdışı bankalardaki mal varlıklarına el konulacak yasal düzenlemeler yapılmalıdır.

86} Ülkemizde mevcut olan 294 gümrük kapısı, en aza indirilmeli ve faal olanlar etkin çalışmasına devam etmelidir.

87} Memurların toplu sözleşmeli ve grevli sendikal hakları, Anayasa’ya uygun olarak verilmelidir.

88} Öğrencilere kitap israfını önlemek için ödünç kitap verme sistemi getirilmelidir.” *

…………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………

83 .Madde ile ilgili düzenlemeler yapılmıştır.

 87. Maddedeki öneri ilköğretim okullarında uygulanmaya başlanmıştır.

…………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………

*} Güncellenmiş alıntı: Yüzleşme Doktrini Rüstem KOCADURMUŞOĞLU-Bilge Ata. Zirve Bas. Adana 2002 S=5 ten 11’e dek

                       

                                 Rüstem KOCADURMUŞOĞLU Bilge Ata Ξ̲̅ TÜRKİYE Ξ̲̅        

 

TÜBUK: TÜRKİYE BULUŞ KURUMU {PATENT KURUMU}

 

        Bu çalışmalar birer taslaktır. Yüce Milletimizi, yöneticileri, siyasi partileri, hukuk uzmanlarını böyle bir konudan haberdar ederek, bu konularda bir çığır, bir iz açmak için ortaya konulmaya çalışılmıştır. Yasa koyucuların, düşünürlerin, akademisyenlerin gündemlerine böylesi konuların da var olabileceğini göstermeye çalışmaktır. Yani tarihe not düşmektir. Bu çalışmalım Türkiye’nin bağırtılı, çığırtılı, gürültülü-patırtılı siyaset ortamından sıyrılabilir de Milletimizin ilgisini çekebilirse, tartışmaya açılmasını umuyorum. Üzerinde çalıştığımız konunun yasalara, hukukun genel ilkelerine uymayan yanlarının taranarak, Türkiye’nin yararına olan ve hukuka uygun bulunan yanlarının ortaya çıkartılması ve Yüce Milletimizin yararına olarak ele alınmasını diliyorum. Konular, okuyucularımın dikkatini çekmiş ise, çevrelerindeki hukukçuları, siyasetçileri, akademisyenleri ve halkımızı konudan haberdar etmelerini önemle istirham ederim. Mübarek Ülkemiz, Ulu Milletimiz yüz yıllardır hasretle beklediği ve lâyık olduğu seçkin yere gelebilmelidir.

        Buluş Kurumu ile ilgili çalışmalarımı 1990 lı yıllarda yapmıştım. Yayınlanması ancak 2002 yılında nasip oldu. Şimdi bu çalışmayı güncelleyerek İnternet ortamında  www.bilgeata.com Web Sitemde yayınlamaya karar verdim. Kutlu Ülkemizin, Mağdur ve mağfur insanlarımızın dertlerine merhem olması dileğiyle bu konuyu yeniden gündeme getiriyorum.

        Konunun gündemimize taşınması, kamuoyumuzca enine-boyuna tartışılması, kamuoyumuzun konu hakkında doyurucu bilgilere ulaşması ancak bu yollarla mümkün olabilir diye düşünmekteyim. Ortaya koymak istediğim konuların eksik yönleri olacaktır. “Kul kusursuz olmaz” atasözü, insanın acizliğini berkitmektedir. Aşağıda sunacağım yaşanmış bir olay, açıklamaya çalıştığım TÜBUK: Türkiye Buluş Kurumu, TARGEK: Türkiye Araştırma Geliştirme Kurumu, TUĞSAN: Türkiye Ulusal Uzay Sanayi Kurumu gibi konuların daha iyi anlaşılması için Milletimizin bilgisine sunuyorum:

        Aslen Ispartalı olan şimdi adını hatırlayamadığım arkadaşlarım 1970 li yıllarda aile içi şirketleşerek Gaziantep’te buzdolabı imal etmeye karar vermişler. Konunun yabancısı oldukları için alt yapı, bürokrasi çalışmaları yapmamışlar, gidip Gaziantep’te sanayi sitesinde yer tutmuşlar. Bütün hazırlıklarını yapmışlar, iş sadece makamın oluruna kalmış. Olur almak için uğraşırlarken karşılarına İtalyan engeli çıkmış. Bunları anlatırlarken bizler çok şaşırmıştık: “Buzdolabı yapan bir firmaya İtalyanlar ne karışıyorlar, bu nasıl bir iştir?” diyerek hoşnutsuzluğumuzu belirtmiştik. Meğer kazın ayağı öyle değilmiş. Arkadaşlarıma yetkililer: “Gidin İtalya’dan otomatik açar-kapar aygıtın patent kullanım hakkını/Buluş kullanım hakkını alın” demişler. Arkadaşlarımdan Birisi İtalya’ya gitmiş. Orada kendisine 5 kuruşluk nikel para gibi bir aygıt göstermişler. Buzdolaplarındaki akım devresini bu aygıt açıp-kapıyormuş. Bu aygıtı İtalyanlar buldukları için Patent hakkı/Buluş hakkı da onlarda imiş. İtalyanlar arkadaşıma: “Orta Doğu ülkelerine yıllık 40 bin, Türkiye iç pazarında da 20. Bin buzdolabı satmayı taahhüt ederseniz, sizin bu aygıtı kullanmanıza izin veririz” demişler. Bizim zavallı arkadaşımız da elleri boş, Türkiye’ye geri dönmüş. Fabrikayı kapatmak zorunda kaldılar.

        O takdirde bizim Yüce Gönüllü Ulu Milletimizin akıllı, okumuş, zihni çalışan, beyni işleyen genç kuşakları, ARGE çalışmalarına yönelir Devletimiz, sanayicilerimiz, holdinglerimiz, şirketlerimiz, futbolcularımız, sermaye sahiplerimiz, artist-sanatkârlarımız, dizi film artistlerimiz konunun dünya çapındaki önemini algılar ve destek verirler, yardımcı olurlarsa, gelecek yüz yıllar niye Türklerin olmasın? Bu alana yöneldiğimiz takdirde, bulacakları her bir buluş için ömür boyu evladiyelik gelir kapısı açık kalacaktır. Bu önerileri yaparken kimseden sadaka vermesini istemiyoruz. TBMM tarafından:{KOYAS} KATILM ORTAKLIĞI YASASI’nın ivedilikle çıkartılmasını bekliyoruz. Bu Yasanın bundan böyle kısaltılmış adı: {KOYAS} olarak anılacaktır. İmkân sahibi olan yurttaşların bu imkânlarını hem kendi geleceklerine ve hem de o imkânları kazandıkları kendi ülkelerinin geleceğine yatırmaları bir vefa borcudur.

        Değerli okuyucularımın aklına sporcu, sanatkâr, artist, holding, şirketler konusu takılabilir. Bunu, birkaç satırla anlatmaya çalışayım. Aslında Devletin imkânları her alana yetişemez. Devlet TÜBUK: Türkiye Buluş Kurumunun alt yapı, istihdam, araç-gereç, laboratuar ihtiyaçlarını karşılayacak. Vatandaşlarımız ise kendi imkânlarıyla ARGE çalışmaları yapacaklar. Vatandaşlarımızdan bir kısmının imkânı böyle bir çalışmaya uygun olabilir. Birçoğunun ise imkânları olmayabilir. Bunun için TARGEK Türkiye Araştırma Geliştirme Kurumu kurulmalıdır. Sporcularımızın, sanatkârlarımızın, dizi artistlerimizin  {Allah daha çok versin} birçoğu oldukça iyi kazanıyor. Birçoğu yıllık vergi rekortmeni bile oluyor. Ellerine geçen bu imkânı bir fırsata dönüştürmek, bu Ülkede kazandıklarının bir kısmını bu Ülkenin geleceğine yatırmak ellerindedir. Bazıları: “Benim kazandığım para seni mi gerdi hemşerim?” demesinler. Bizi geren o paralar değil, yüz yıllardır kalkınma, gelişme, ilerleme, çağdaş bir Devlet ve Millet olma yönünde çektiğimiz Milli hasretler, beni gerenler işte bunlardır. Teklifini sunmakta olduğum TÜBUK, TARGEK, TUĞSAN, ÖSİP yasalarının çıkması ile Ülkemizi {İnşallah} yeni bir atılıma yönelmiş görmek, benim ve Yüce Milletimizin hasretlerinin dinmesine vesile olur. Yukarıdaki İtalyan örneğini yeniden incelerseniz konu apaçık ortadadır. Yeni bir teknolojik aygıt bulan bir kişi, o aygıt insanlarca kullanıldığı sürece kendisine bundan pay aktarılacaktır. Sözünü ettiğimiz sermaye grupları kendileri ARGE çalışmaları yapamazlar. Keşke yapsalardı. Buna rağmen ARGE çalışmaları yapan kuruluşlarla ortaklaşır, o kuruluşlarla ortaklaşa yatırım yaparlarsa o zaman ARGE çalışmalarına katılmış sayılacaklar. Bu çalışma grubunda bir süre sonra üzerinde çalışılan ARGE projesi, yeni bir buluş gerçekleştiğinde bu yeni teknolojik aygıt imalata girdiği ve yeni bir teknolojik veri elde edildiğinde işte o zaman o gruba yatırım yapanlar bu aygıtın ortakları olmuş olacaklar.  

        Bu konu, bu değerli grubun ve Yüce Halkımızın aklına daha iyi yatması için şu örneği sunacağım. Uzun yıllardan beri şarkı söylenir, sahne sanatları icra edilirdi. Devletimiz bu ekiplerle ilgili yasal düzenlemeler yapmadığı için bu sanatkârlarımız telif hakkı alamazlardı. Zamanla konu gündeme getirildi. Uzun uğraşmalardan sonra sanatkârlarımıza, artistlerimize telif hakkı verecek yasal düzenlemeler yapıldı. Şimdi onların eserleri radyolarda, televizyonlarda çalınır veya gösterilirse onlar, bunlardan telif hakkı alıyorlar. Market denilen yerlerde sürekli olarak ecnebice müzikler çalınıyor. Ben, kendi Ülkemizde kendi müziğimizin çalınmasını istiyorum. Müzik evrensel ise onlar neden bizim müziklerimizi çalmıyorlar? Bizim müziğimiz çalınırsa onlar da bizim müziğimize alışırlar düşüncesiyle, marketlerin yönetimine başvuruyor, kendi müziğimizi çalmalarını rica ediyordum. Onlardan aldığım yanıtlar, yukarıdaki telif hakkı konusunu doğrulamaktaydı. Bana: “Biz Türkçe müzik çalmayı istiyoruz. Bir sanatçının müziğini çalarsak o kişiye telif hakkı ödememiz gerekir” demişlerdi. Görüleceği gibi, telif hakkı bunları nasıl bağlamış ise bir buluşun Buluş Belgesi Hakkına sahip olan kişi yalnız Türkiye’de değil, bütün dünyada o aygıtı kullananlardan hakkını almaktadır. 

        Gelişmiş dediğimiz uluslar bu yolu yıllardır tepe-tepe kullandıkları için bütün dünya ulusları onların himmetlerine sığınmak zorunda kaldılar. Dünya ölçeğindeki işgaller, sömürü düzenleri hep bu ARGE denilen efsunlu/sihirli/büyülü değneğin ucundadır. Bizde bu büyülü değneğin maharetini gören bazı firmalar, bazı kuruluşlar, kendi kıt imkânlarıyla bu yolda çaba sarf ediyorlar. Sanayi Bakanlığı da bunlara gücü yettiği oranda destek çıkıyor. Bu tür çalışmalardan Türkiye Cumhuriyeti Devletinin ve Milletinin özlenen ve beklenen kesin sonucu alamayacağını düşünüyorum. Alamadığımız da görünüp duruyor. Bu konu, bir disiplin altına alınmalı, Milletimizin imkân sahiplerinin bu çalışmalara fiilen katılmaları teşvik edilmeli, yasal yollardan yatırıma imkân tanıyan hukuki zeminler hazırlanmalıdır. Bunun için de kapsamlı bir çalışmanın yapılmasını, yasal dayanakların hazırlanmasını teklif ediyorum. Bunları 1990 lı yıllarda ortaya koydum. Yayın hayatına ancak 2002 de ulaşabildim. İşte bunları gördüğüm için bu çalışmaları bir düzene koymak, bulunan/icat edilen yeni teknolojileri TÜBUK’UN Türkiye Buluş Kurumu’nun desteği ile belgelendirmek, belge verilenleri teknolojik aygıtlar haline getirmek için gerekli sermayenin yasal olarak temininin sağlanmasını istiyorum. Yunanlılar tarihleri boyunca kebap yapmasını bilmedikleri halde bizim kebabın patent-Buluş belgesi hakkını elimizden aldılar. Ülkemizde birçok holding ve şirket şu anda ARGE çalışmaları yapıyorlar. Bunlara örnekler çoksa da bir örnekle yetinmek istiyorum. Uçaklarımızda ABD’nin yazılımları kullanılıyor. Bu da caydırıcılığımızı, bağımsız hareketlerimizi kısıtlıyor. Bazı genç mühendislerimiz yeni bir yazılım ortaya kaymak için çabalıyorlar. Onlar bu konuda İnşallah başarı sağlamışlardır. Bu çabaları başarıya ulaşırsa işte o zaman Türk uçakları bundan sonra kendi yazılımlarımızı kullanacaklar. Biz bu yazıyı yayınladıktan sonra üç mühendisimizin intihar ettiği haberleriyle yıkıldık. Bir kısım bilginimiz Isparta yolunda uçakları dağa çakılarak yok oldular. Adanalı bir genç çocuk Bill Gates’in şifrelerini çözdüğü haberleri duyuldu. Bu genç şimdi neredir? Alıp ABD’ye götürüldüğü söyleniyor. Prof. Dr. Ali Eldemir, şimdi ABD de ABD’lilerin buluş devi olmaları için beynini onlara harcıyor. Bilginleri koruyamayan, bilgin beyinleri ABD’ye, AB’ye kovalayan zihniyetten iğreniyorum.

        Japonlar ARGE, Sanayi yatırımları, teknolojik veriler elde ederek ve çok çalışarak yükseldiler. Biz şimdi bütün gücümüzle Avrupalı olmaya çalışıyoruz. Oysa Avrupa’nın bize dayattığı Uyum Yasalarında bizim sanayi, teknoloji ARGE ve bilim devi olmamızla ilgili neler var? Bunları çevrenizdekilere bir soruverin. Biz, Avrupalı olmak için değil kendimiz olarak kalmak ve kendimiz olmak için bu mücadeleyi yapmalıyız. Avrupa neyine daralmış ta Türkleri sanayi, teknoloji, ARGE alanlarında kendilerine rakip edecekmiş? Bu, insanın doğasına aykırıdır. Japonya Avrupalı mı oldu da hem bilimsel bilgilerde, hem sanayi ve teknolojilerde ve hem de ARGE çalışmalarında dünyayı titreten, insanları şaşkına çeviren buluşlara imza attılar ve halâ da atmaktadırlar? Japonya kendisini yok sayarak işe girişmedi. Japonya kendisi olarak kalmak, kendisi olmak için çalıştı. Kalkınmak, gelişmek için Mübarek dinimizi, soyumuzu-sopumuzu, gelmişimizi, geçmişimizi, gelenek ve göreneklerimizi inkâr etmek gerekmiyor. Edenlerin kazandıkları ise sadece tükeniştir.

        1908 yılında ABD’li Bord misyoner papazları Japonya’da İngilizce kursu vermek görüntüsünde kilise evler açıyorlar.                       

                           Rüstem KOCADURMUŞOĞLU Bilge Ata Ξ̲̅ TÜRKİYE Ξ̲̅

        “GEÇMİŞLERİNE SÖVE SÖVE, GELECEKELRİNİ KURMAYA ÇALIŞANLAR, RÜZGÂR EKİP FIRTINA BİÇENLERE BENZERLER.”                                                              

 

        Bir insanın kendi özel hayatında yaşadıkları olumlu ve olumsuzluklardan kaçıp kurtulabilmesi mümkün müdür? Milletlerin hayatı da böyledir. Milletlerin hayatında da inişler-çıkışlar olacaktır. Sürekli çıkış, doğanın karakterine aykırıdır.

 

        Kazanırken, yükselirken iyi, ayaklar tökezleyince, tökezleyen ayakları kesiver gitsin. İşte gerçek felaket; bu zihniyetin sahiplerinin düşüncelerindeki çarpıklıktan ve nankörlükten doğan felâkettir.

                                                                         

 

        Bizim en sağlam hedeflerimizden birisi ve belki de en şereflisi,  var gücümüzle ileriye atılmak, bizi bağlayan yalancı bağlardan kurtularak Bilgi Toplumu haline gelmektir.

 

        Yöneticilerin, Milletimizin dertlerine çareler üretmeleri, onların ilk ve asli görevlerindendir. Aşsızına aş, işsizine iş üretmenin Devlet Yöneticilerinin görevlerinin başında geldiğini unutanlara yeniden-yeniden hatırlatırım.

 

Evine sıcak bir dilim ekmek götüremeyen, okula giden çocuğunun cebine iki kuruşluk harçlık koyamayan bir babanın gözlerinden akan yaşın, mendillerle kurutulacağını sanmak, sanıların en hayırsızıdır.

                                                                    

        Çocuklarına sıcak bir çorba içiremeyen bir ananın çektiği ıstırabın şiddetini, tartacak kantar henüz icat edilmedi.

                                                   

        Bizler onların çektikleri yürek sancısının şiddetini yüreklerimizde duyabilseydik, işte ancak o zaman gerçek erdeme ulaşmaya aday çömezler olabilirdik.

       

        Şu tespitlerden sonra ise yatırım yapmanın ne denli kutsal bir görev olduğunu daha iyi kavrayabiliriz. Kalkınmak, gelişmek, çağı yakalamak sözleri, söz olarak kaldıkça bize ne faydası var? Bu sözlerin içini kendi çabalarımızla doldurmadıkça, dışarıdan gazel okumaktan öteye hiçbir şey yapmış sayılmayız. Bu, su kuyusunun başında suyun yansımasını gören, ancak kuyuya inip su çıkaramayan, susuzluktan kıvranan çaresiz bir yolcunun durumuna ne kadar da benziyor.

 

        Yarışçıların bitiş çizgisindeki ipi göğüslemelerinin şartlarından birisi ve belki de en hayırlısı, ipi göğüsleyecek iradeyi ve çabayı göstermektir.

 

Yüce Milletimizin aziz evlatları, bu yarış, var olmakla yok olmak arsındaki bitiş çizgisinin kıldan ince kılıçtan keskin ipidir. Bu ipi hep birlikte göğüslemek için haydi yarışa! 

                          Rüstem KOCADURMUŞOĞLU Bilge Ata Ξ̲̅ TÜRKİYE Ξ̲̅

        TÜBUK:TÜRKİYE BULUŞ KURUMU  KURLUŞUN ADI, NİTELİĞİ

 

1} Patent Kurumu Bundan böyle Türk Buluş Kurumu adını alır.

2} Buluş Kurumu, Özerk bir KURUM olarak kurulur.

3} Bundan böyle {Patent} terimi, “Buluş Belgesi” adını alır.

4} {Patent alma} terimi “Buluş Belgesi Alma” terimi ile karşılanır.

 

KURULUŞ

 

Buluş Kurumu, Özerk statüye kavuşturulur. Türk Buluş Kurumu: {TÜBUK} Rumuzu ile ifade edilir.

1} Buluş Kurumu’nun Merkezi Ankara’dır.

2} TÜBUK, Bir Başkan, yeteri kadar Genel Müdür, Genel Müdür yardımcıları, Müdürler, Bölge Başkanları ve yardımcıları olur.

3} TÜBUK’UN Türkiye içinde aşağıda sayacağımız 12 il’de şubeleri açılır. Böylece buluş yapanlar en kısa yoldan TÜBUK’A ulaşırlar.

1} Adana, 2} Bursa, 3} Erzurum 4} Gaziantep 5} İstanbul, 6} İzmir, 

7} Kayseri 8} Konya 9} Malatya 10} Samsun 11}Trabzon 12} Van

                      Rüstem KOCADURMUŞOĞLU Bilge Ata Ξ̲̅ TÜRKİYE Ξ̲̅

TÜBUK’UN YÖNETİM ORGANLARI

 

a} TÜBUK’UN Genel Merkez Yönetim Organları 1 Başkan, 4 başkan yardımcısı, iki Genel müdürü, 10 ilde 10 şube başkanları, her şubede ikişer başkan yardımcıları ve birer müdürden oluşur.

b} TÜBUK Başkanı, 20 yıllık Prof. Dr. Yüksek Teknik Mühendis, planlama ve teknoloji uzmanı, Yurt içinde ve Yurtdışında öğretim üyeliği ve 6 yıl yöneticilik yapmış kişiler arasından seçilir.

c} TÜBUK Başkan yardımcıları, 10 yıllık Prof. Dr. Yüksek Teknik Mühendis, planlama uzmanı, Yurt içi ve Yurt dışında en az 4 yıl yöneticilik yapmış kişiler arasından seçilir.

 

TÜBUK’UN TAŞRA ÖRGÜTLERİ

 

a} Şube Başkanları; 7 yıllık prof. Dr. Yüksek Teknik Mühendis, planlama uzmanı Yurtiçi-Yurtdışında öğretim üyeliği ve 3 yıl yöneticilik yapmış kişiler arasından seçilir.

b} Şube Başkanlarının 4 adet yardımcıları 5 yıllık Doç. Dr. Yüksek Teknik Mühendis, planlama uzmanları arasından seçilir.

c} TÜBUK Genel merkezinde ve şubelerinde yeteri kadar uzman eleman çalıştırılır. Bunlar Profesör, Doçent, Yar. Doçent ve Doktoralarını yapmış kişilerden oluşur. Bütün kadrolar seçimle gelir-seçimle giderler.

d} Akademik kariyerleri olmamakla birlikte ileri teknoloji alanlarında uzman olan kişiler TÜBUK’TA görev yapabilirler.

e} Seçilmiş yöneticiler dört yıl bu görevi yürütürler.

f} Seçilmiş yöneticiler üstü-üstüne üç kez seçimlere girerler. Üç seçimde üstü-üstüne kazanırlar ve aralıksız olarak görev yaparlarsa üçüncü seçimden sonra seçimlere giremezler.

g} Birinci seçimde kazanıp üç yılını dolduran, ondan sonra adaylık koymayan yöneticiler, ileriki zamanlarda yeniden aday olabilirler.

h} Üç seçim demek bir yöneticinin üç seçimde aday olabilmesi demektir. Bu, ardı-ardına olabileceği gibi, aralıklarla da olur.

ı} Doçent, Yar. Doçent, Doktorların TÜBUK’TAKİ, araştırmaları sırasında, bu çalışmalarına esas olan konularda tezlerini sunabilir, bir üst dereceye geçerler. Bunu daha önce görev yaptıkları üniversite düzenler.

                        Rüstem KOCADURMUŞOĞLU Bilge Ata Ξ̲̅ TÜRKİYE Ξ̲̅

KURULUŞ AMACI VE GÖREVLERİ

 

1} TÜBUK: TÜRKİYE BULUŞ KURUMU, Buluş yapan Türk ve yabancı buluşçuların/mucitlerin buluşlarını alır, inceler, bunların bilimsel yanlarının olup-olmadığını belgeler. Uygulanabilir buluşları değerlendirir onlara Buluş Belgesi verir.

2} TÜBUK’TA çalışacak kişiler, uzman kadrolardan seçilir.

2} TÜBUK çalışanları bu işleri yaparken, sadece ve yalnızca bilimsel verilerden hareket ederler.

3} Bilimsel teknolojilerin çeşitlerinin artması dolayısı ile TÜBUK’TA yeterli bölümler açılır ve yeteri kadar uzman çalıştırılır.

4} TÜBUK’TA eksikleri tamamlanan ve işlenebilir veri haline getirilen projelere Buluş Belgesi verilir.

5} Kuruma teslim edilen, Buluş Belgesi verilen projeler, en az üç yöneticinin hazır bulunacakları, üç kişi olmadan kasada çıkartılamz.

6} Bu üç kişinin göz, dudak, ses veya başkaca niteliklerini okuyan korumalı bir düzenek kurulur.

7} Kuruma teslim edilen projeler ister incelensin, ister incelenmesin aynı kasada koruma altında tutulur.

8} Mesai saati başladığında inceleme sırası gelen projeler, o üç yöneticinin hazır bulunduğu sırada kasadan alınarak inceleme komisyonlarına,  bu kişilerce dağıtımı yapılır.

9} Üç görevli tarafından dağıtılan projelerin teslim tutanakğı dağıtım sırasında imzalanır. Toplanmaları sırasında da aynı işlem yürütülür.

10} Buluş yapan Türk veya yabancı buluşçulara, projeyi bilimsel bir sisteme oturtmak yönünden bilgi eksikliği bulunanlara özel destek sağlayarak bu buluşun hayata geçmesini sağlayarak Buluş Belgesi verir. .

11} Ecnebilerin projelerine Buluş Belgesi verildiği zaman bu proje TÜBUK’UN katılımı/ortaklığı ve onayı olmadan ülke dışına çıkartılamaz.

12} TÜBUK, Hükümetten bağımsız olarak kurulur ve çalışır.

13} TÜBUK, Ülke içinde Buluş yapan bütün buluşçuları gözetler, araştırır, onların endüstriye, yüksek teknolojik aygıtlara dönüşebilecek buluşlarını destekler vererek Türkiye’de uygulanmasını sağlar.

        14} Uygulanabilir projelerin tasnifini ve ayrıntılarını yaparak, bu projelerin teknolojik veri haline dönüşmesini sağlar.

15} Benzer öğelerden oluşan projeler olursa o projeleri birleştirir, buluşçuları eşleştirir, bilgi ve teknoloji desteği vererek bu projelerin Buluş belgesi hakkı kazanmalarını sağlar.

16} Yetişmiş Türk ve yabancı araştırmacıların bilgi birikimlerini ölçerek uzman araştırmacıları çalışacakları alanlara yönlendirir.

17} TÜBUK; TARGEK ile danışmalarla, bilgi değişimi sağlar

18} Yabancı ülkelerde çalışan, onların teknoloji devleri omlarına katkı sağlayan Türk bilginleriyle görüşmeler yapar. Onlara bu Kutlu Vatanın çocukları, bu Ulu Milletin bir ferdi olduklarını, uygun bir dil ile anlatır. Onlara o ülkelerde verilen imkânların aynısını ve hatta daha fazlasını vereceklerini söyleyerek, bizim insanlarımızı bize kazandırmak için bütün yolları dener ve onları Ülkemize getirmeye çaba gösterir.

17} Değişik araştırma bölümlerinin kurulması için yasa taslaklarının hazırlanmasında danışmanlık yapar.

                              Rüstem KOCADURMUŞOĞLU Bilge AtaΞ̲̅ TÜRKİYE Ξ̲̅

HUKÛKÎ YÜKÜMLÜLÜKLER VE SORUMLULUKLAR

 

1} TÜBUK, TÜRKİYE BULUŞ KURUMU, kuruluş amacına uygun görevler,-sorumluluklar yüklenir. Görev ve sorumluluğun gücünü yasadan alır, yasaların öngördüğü görevleri, bu görevlerin tanımladığı işleri yapar.

2} TÜBUK çalışanları, yasalara karşı sorumludur.

3} TÜBUK Çalışanlarını Hükümetler denetleyemez, atayamaz.

4} TÜBUK, Mali harcamalarında Sayıştay denetimine tabidir.

5} TÜBUK, hukuki işlemde İhtisas Mahkemesinin denetimine tabidir.

6} TÜBUK, ÖZERK yöneticilerinin yargılanmaları için İhtisas Mahkemeleri kurulur. Bu Mahkemeler, HSYK Hâkimler, Savcılar Yüksek Kurulunun atayacağı savcılar, hakimler tarafından yürütülür.

7} İhtisas Mahkemeleri, HSYK’ tarafından denetlenir.

8} Adalet Bakanlığı, İhtisas Mahkemeleri hâkim ve savcılarının özlük haklarını, sosyal güvencelerini sağlar. Hâkimler ve savcılar üzerinde azil, nakil, işten el çektirme, disiplin cezası verme, maaş indirme, terfi gibi denetim ve tasarrufta bulunamaz. 

9} TÜBUK çalışanlarının milletvekili gibi dokunulmazlığı yoktur.

8} TÜBUK çalışanlarının Mit Müsteşarları, belediye başkanları, müsteşar, genel müdür gibi hukuk açısından soruşturulmaları ve kovuşturulmaları için Hükümetlerden, bakanlardan ve başbakanlardan izin almaya gerek yoktur.

9} TÜBUK çalışanları sade bir Türk vatandaşı gibi hiçbir izne tabi olmaksızın Türk Yargısının yargılamalarına tabidir.

10} Özerk Kurumlarda şikâyetler/suç duyuruları, sağlam delillere bağlı olarak uygulanmak zorundadır.

11} TÜBUK’TA önce belgeler elde edilir, sonra tutuklama yapılır.

12} TÜBUK sanıklarının yargı önüne çıkarılması 60 günü geçemez.

13} TÜBUK çalışanlarının tutuklanmaları, soruşturmaları ve yargılanmaları maddi deliller önceden hazırlanmadan yapılamaz. Yapan savcılar ve hâkimler yasalarla belirlenecek hapis cezaları ile cezalandırılır.

14} TÜBUK çalışanlarına belgesiz, delilsiz suç isnat edenler, iddialarını ispat edemedikleri takdirde yasalarla belirlenen cezalar verilir.

15} Yukarıdaki suçlar basın yoluyla yapıldığı takdirde 16. Madde hükümleri uygulanır.

16} TÜBUK’UN ürettiği projeleri, planları Kurumun yazılı izni olmadan basına sızdıranlar, bunları yayınlayanlar, endüstri casusluğu kapsamında yargılanır. Bu cezalar yasalarla belirlenir.

                            Rüstem KOCADURMUŞOĞLU Bilge Ata Ξ̲̅ TÜRKİYE Ξ̲̅

ÖZERK İHTİSAS MAHMKELERİ

 

Anakara dahil Türkiye’nin aşağıda adları yazılı 11 il’inde Özerk İhtisas Bölge Mahkemeleri kurulur. Bu Sistemin kabulü ile bütün mahkemeler ihtisas mahkemelerine dönüşür. Kurulacak mahkemelerin  hakim savcı ve öteki çalışanları 13. Maddedeki hükümlere tabidir. Adalet Bakanlığı sadece maaş ödeme, özlük haklarını icra etmekle yükümlüdür. TAM YARGI BAĞIMSIZLIĞI’NA giden yolun açılması dileğiyle. 

 

1} Adana, 2} Ankara 3} Bursa, 4} Erzurum 5} Gaziantep 6} İstanbul,

7} İzmir,  8} Kayseri 9} Konya10}Malatya 11}Trabzon 123 v}Van

                          

                            Rüstem KOCADURMUŞOĞLU Bilge Ata Ξ̲̅ TÜRKİYE Ξ̲̅

BULUŞÇULAR/MUCİTLER

 

a} Buluş yapan Türk vatandaşları, buluşlarını herhangi bir buluş Kurumu Şubesine veya Genel Merkezine verebilirler.

b} Buluş yapan Türk vatandaşları bu buluşlarını Buluş Kurumuna veya Şubelerine teslim ettiklerinde alındı belgesi verilmesi zorunludur.

c} Buluş projelerinin teslimi sırasında hiçbir ücret talep edilemeyeceği gibi, buluşçular, özel konuk statüsü ile karşılanacaklar, ağırlanacaklar ve uğurlanacaklardır. Taşradan gelenler, yataklı, yemekli konuk statüsündedirler. Aksine hareket edenler yasalarda öngörülen cezalarla cezalandırılırlar.

d} Dış ülke vatandaşları arasında böyle bir baş vuru yapıldığında onlara da aynı davranışlar gösterilecektir.

                             Rüstem KOCADURMUŞOĞLU Bilge Ata Ξ̲̅ TÜRKİYE Ξ̲̅

GÖREV VE SORUMLULUKLAR

 

1} TÜBUK’TA çalışanlar, birbirinin müteselsilsen kefili sayılır.

2} Bir buluşçu, projesini TÜBUK’A teslim ettiği andan itibaren o proje TÜBUK’UN namus ve onuruna teslim edilmiş sayılır.

3} Buluş Kurumu görev ve yetkilerini Türk Milleti adına yasama görevi yapan TBMM nice çıkartılan yasalardan alır. Bu itibar ile kendi uhdelerine teslim edilen emanete yapılacak ihanet, ağır suç sayılır.

4} TÜBUK’A teslim edilen projeler, alınır başka ülkeye devredilirse Türk Milletine yapılmış bir ihanet sayılacağından bu suçun karşılığı Endüstri casusluğu sayılacak, işlenen suça karşılık gelen yasal cezalar verilecektir.

5} TÜBUK Merkezine veya Şubelerinden birisine teslim edilen projenin başka ülkelere kaçırtılması halinde, öncelikle o şubede çalışan bütün elamanlar, araştırmacılar, uzmanlar, güvenlikçiler, işçiler toptan ve müteselsilen sorumlu tutulacaklardır. Suçu işleyenin itirafı veya yargılama sonunda suçunun sabit görülmesi halinde ötekiler aklanmış sayılacaktır.

6} TÜBUK’A sunulan proje 4 gün içinde Bilim Kuruluna sunulur.

7} Bilim Kuruluna sunulan projeye en geç 70 gün içinde olumlu veya olumsuz yanıt verilir.

8} TÜBUK’A sunulan projeler uygulanabilir nitelikte iseler, bu projeler hangi dalda iseler o dalın bağlı bulunduğu bölüme gönderilir. Bu gönderme işlemi en geç üç gün içinde yapılır.

9} Bu işlemler en geç 70 gün içinde sonuçlandırılır. Proje sahibi derhal bilgilendirilir. Projeye Buluş Belgesi verilir.

10} TÜBUK’A sunulan bazı projelerde aksamalar, tökezlemeler görülürse, proje müellifi çağrılarak eserin aksayan, yanları açıklanır. Proje müellifine bunları düzeltip-düzeltemeyeceği sorulur. Olumlu yanıt alınırsa proje kendisine teslim edilir. Proje, müellifinden başkasına teslim edilemez, ancak noterlikçe vekâlet namede proje adı geçerek teslim-tesellüm ile görevlendirilmiş Avukatı veya bir yakınına teslim edilir.

11} İçinde bazı eksiklik bulunan böyle bir proje, Ülkemiz ve Ulus’umuz açısından stratejik bir öneme sahip ise, ya proje müellifi Kuruma çağrılır orada düzelttirilir, ya Kurum kendi uzmanlarınca vakit geçirmeden düzeltmeyi kendisi yapar. Böyle bir proje dışarı salınamaz.

12} Proje müellifleri Kurumdan teknik destek almak isterlerse her türlü destek verilir. Buna karşılık ücret alınmaz. Hatta kısa süreli, 20-30 günlük çalışmalar ile bu eksiklikler giderilebilecek ise, proje müellifi veya müellifleri Kurumda konuk edilir. Yeme, içme yatma Kurumca sağlanır. Kurum bu durumu kesinlikle savsaklayamaz. Savsaklayanlar belirlenirse yasada öngörülen cezalar verilir.

13} Proje müelliflerinin projelerini tamamlamaları için Kurumda konuk edilmeleri için Kurumun kuruluşu sırasında konuk evleri, aşevleri gibi ihtiyaçları karşılayacak yapısal hazırlıklar önceden yapılır.

14} Bazen bazı buluşçular Allah vergisi olarak buluşlar yapabilirler. Bunların akademik uzmanlıkları da olmayabilir. Bu yüzden buluşlarını akademik ölçeklere göre açıklayamazlar. Bu gibi durumlarda Kurum konunun uzmanlarını seferber ederek projeyi bilimsel bir kalıba oturtur. Bu gibi haller göz ardı edilemez. Savsaklanamaz.

15} 12, 13, 14. maddelerdeki ve benzer konulardaki destekler için yardımcı olan uzmanlar için o projeler hayata geçtiğinde onlardan elde edilecek telif ücretlerinin % 00.0.5’i kadar bir meblağ bu yardımcı uzmanlara pay olarak verilir. Bu hükümler yasalarla düzenlenir.

16} Bitmiş projeyi, inceleyen uzmanlara herhangi bir hak ödenmez.

17}  Sağlam bir projeyi bitmemiş gibi gösteren, tahrifat yaparak böyle bir yolu seçen kişi veya kişiler, endüstri casusluğu yapmış sayılırlar.

18} Türkiye’nin yiyeceklerine, içeceklerine, köfte, pilav, çorba, kızartma, tatlı, turşu, şalgam, bici, adana kebap, lahmacun, baklava, ekmek, aş, ceviz, buğday, sığır, koyun, keçi, av hayvanları ve daha başka ne gibi Milli ve özgün varidatı varsa bunlara ve daha nicelerine bilimsel katkılarda bulunarak derhal buluş belgesi verilir.

19} 18. Maddede sayılan bazı nesnelere ekleme, çıkarma yapılır.

        20} Anılan nesnelere buluş belgesi vermek için şimdiye kadar olduğu gibi birilerinin başvurusunu beklemez. Bu nesnelerin kimini Devlet adına kimini de kendi elemanları aracılığı ile ilk ortaya çıkaranları bularak onların adına tescil eder. Bu çalışmaları çok hızlı ve güvenli biçimde yapar.

21} Bizim Ulu Milletimizin kazanımlarını Yunanlın veya başkalarının ele geçirmelerine kısa zamanda engel olur. 

22} Bu çalışmaları yaparken o kazanımlar ilk önce hangi ilde çıkmış, kim yapmış bunları soruşturur. Bunun için, Sanayi Odaları, Ticaret Odaları, Ziraat odaları, Şoförler Odaları, Berber Odaları, Mali müşavir Odaları, Belediye, Valilik, kaymakamlık ve muhtarlıklara ve bütün meslek odalarına resmi yazı yazarak ortak mutabakat sağlar.

23} İskender Döner gibi yemeklerin birçoğunun mucitleri/ buluşçuları belli olduğu için bu tür soruşturmalar, daha kısa sürede sonuçlanabilir. Yine de verilecek buluş belgelerinde 22. maddede anılan bütün toplum katmanlarıyla resmen yazışarak, ileride çıkacak bir ihtilafa meydan verilmemeye özen gösterilir.

        24} Bilimsel değildir diyerek kabul edilmeyen bir projenin gerçekte olumlu bir proje olduğu anlaşılırsa, bu projeyi kabul etmeyen kurul, endüstri casusluğu kapsamında yargılanır. Eğer o proje başka bir ülkeye gitmiş ve orada işlenerek teknolojiye dönüşmüş olduğu belgelenirse, bu kurulun cezası iki katına çıkartılır.

                          Rüstem KOCADURMUŞOĞLU Bilge Ata Ξ̲̅ TÜRKİYE Ξ̲̅           

TÜBUK YÖNETİCLERİNİN KAZANILMIŞ ÖZLÜK HAKLARI

 

1} TÜBUK yönetici ve çalışanlarının aylıklarını Devlet öder.

2} TÜBUK Kurumunun bütün alt yapı, inşaat, laboratuarlar ve teknik gereçlerin tamamı Devletin bütçesinden karşılanır.

3} Hükümetler TÜBUK Yönetimine, işleyişine, sorumluluklarına müdahil olamazlar. Bu Kurumlar yasalarla yürütülür.

4} Türkiye özerk Kurumların hayata geçirilmesi ile birlikte Hukuk Devletine, demokratik seçimlere geçmek için güçlü bir adım atmış olur.

5} TÜBUK Yöneticilerinin Kurumda çalıştıkları süreler korunur.

6} TÜBUK Çalışanlarının Kamudaki aylıkları ödenmez.

7} TÜBUK çalışanları eski görevlerine dönerlerse Kurumda çalıştıkları yıllar kıdemlerine sayılarak aylıkları ona göre hesap edilerek ödenir.

8} Kuruma girdikten sonra alacakları ödentileri, eski aylıklarının % 50’si kadar fazla olur. {aylık konusu çeşitli toplum katmanları ile Maliye Bakanlığının yapacağı danışmalardan sonra mutabakat sağlanırsa % 100’e kadar çıkabilir.}

                             Rüstem KOCADURMUŞOĞLU Bilge Ata Ξ̲̅ TÜRKİYE Ξ̲̅   

BULUŞÇULARA/MUCİTLERE KORUMA

 

a} Buluş yapan Türk vatandaşları koruma altına alınırlar.

b} Buluş yaptığı haber verilen kişi korumaya alınır.

c} Koruma, TÜBUK’ÇA teklif edilir, Devlet güvenlik sağlar.

 

BULUŞÇULALARI/MUCİTLERİ YURTTAŞLAR HABER VERMELİ

 

a} Çevrelerinde Buluş yapanları Yurttaşlarımız TÜBUK’A bildirirler.

b} Çevrelerinde Buluş yapanları TÜBUK’A bilirdenler, buluşçunun projesi olumluysa, Devletçe ödüllendirilirler. Ödüller yasalarla belirlenir.

 

BULUŞLARIN YURTDIŞINA KAÇIRTILMASI VE YAPTIRIMLAR

 

1} Endüstri casusluğu, bilimsel bir projeyi, kendi ülkesinin dışında başka bir ülkeye satmak, kaçırmak demektir.

2} Türk vatandaşlarının buluşlarını yurtdışına kaçıranlar, onlara yardım edenler endüstri casusluğu kapsamında yargılanırlar

3} Buluş yapan buluşçunun projesini meşru olmayan bir yolla elde eden, gasp eden, sahiplenen veya zorla hak iddia eden kişi veya grupların eylemleri belirlenirse endüstri casusluğu suçlamasıyla yargılanırlar.

4} TÜBUK’TAN bir projeyi çıkarıp başka ülkelere aşırdığı belirlenen kişi veya kişiler endüstri casusluğu kapsamında yargılanır.

5} Ülkemiz ve insanlık için hayati bir buluşu, TÜBUK’A bilgi vermeden yurtdışına çıkartıp orda Buluş belgesi alan bir Türk Yurttaşı, Yurttaşlıktan çıkartılır

                               Rüstem KOCADURMUŞOĞLU Bilge Ata Ξ̲̅ TÜRKİYE Ξ̲̅             

BULUŞ İHTİSAS MAHKEMELERİ

 

1} TÜBUK’UN kurulduğu her bölgede Buluş İhtisas Mahkemeleri de eş zamanlı olarak kurulur.

2} Buluş İhtisas Mahkemelerinde görülen davalar sırasında bir projenin bilimlere uygun olup-olmadığı hakkındaki ilk incelemeyi hâkimler, savcılar ve avukatlar yapabilecek bilgiye sahip olmalılar.

3} İhtisas Mahkemelerinin kurulması için Hukuk fakültelerinde bu ihtisas mahkemeleri, ihtisas savcıları, ihtisas avukatları bölümleri açılır.

4} Türkiye Buluş İhtisas Mahkemeleri, konularına göre kurulur. Bu mahkemeler Çocuk mahkemeleri gibi örgütlenir.

5} Buluş İhtisas Mahkemelerinde davalar görülürken mahkeme söz konusu projeyi daha yetişmiş uzmanlara da inceletebilir.

6} TÜBUK’UN kurulmasıyla birlikte Ülkemizde üniversitelerimiz ihtisaslaşmaya doğru kararlı bir adım atmaya başlamış olur. Böylece bilimlere, konulara derinlemesine inebilecek bir zemin oluşmaya başlar.

                          Rüstem KOCADURMUŞOĞLU Bilge Ata Ξ̲̅ TÜRKİYE Ξ̲̅

PROJELERDE ORTAKLIK VE DEVİRLER

 

1} Bilimsel ve teknolojik bir proje üreten bir Türk vatandaşı, bu projesini kendi adına tescil ettirme hakkına sahiptir.

2} Proje sahibi bir Türk Yurttaşı, başka bir Türk Yurttaşıyla, özgür iradesiyle projesini ortaklaşabilir. Kurum incelemeden sonra bunun gönül rızasıyla yapıldığını belglerse belge verilir.

3} Buluş hakkı kendisinde kalmak kaydı ile bir buluşun kullanım hakkı başka birine devredilebilir. Bu takdirde buluşun kullanım hakkı ya gerçek kişilere ya firmalara verilmiş olur. Bu durumun süreli mi, süresiz mi olacağı devir sözleşmesinde belirtilir.

4} Buluşçu, buluşunu kendi adına tescil ettireceği gibi Devlete veya başkalarının adına da tescil ettirebilir. 

5} Buluş hakkı ecnebilere devredilemez.

6} Türk vatandaşlarına devredilen buluş hakkı, o kişinin Türk vatandaşlığından çıkması veya çıkarılması halinde buluş hakkı Devlete devredilmiş sayılır.

7} Çifte vatandaşlık hakkı olan Türk vatandaşlarının hakları saklıdır.

8} Hükümet veya siyasi parti yöneticilerinden birisi veya bir kaçı, nüfuzlarını kullanarak bir projeyi kendi üstlerine tescil ettirmek isterlerse veya ettirmişlerse, bu fiilleri de yargı önünde belgelenir ise bu davranışı yapanlar Yüce divanda yargılanırlar.

9} Buluş Belgesi Türkiye’ye ait olmak kaydı ile ecnebilerin Türkiye’de veya üçüncü ülkelerde bu buluş için ortaklıklar kurmaları, buluşun hayata geçirilerek işletilmesi kaydı ile TÜBUK’A bağlı olarak faaliyet göstermeleri şartı ile ortaklıklar kurulabilir.

10} Bir buluşun üretimi için sermaye veya teknoloji zayıflığı öne çıkarsa o proje için yabancı ortaklıklar kurulabilir. Ortaklık payının % 70’ı Türkiye’de kalacaktır. Ortaklığa izin verme yetkisi TBMM sindedir.

                        Rüstem KOCADURMUŞOĞLU Bilge Ata Ξ̲̅ TÜRKİYE Ξ̲̅

VERGİ MUAFİYEETLERİ

 

a} Buluş, yatırıma dönüştüğü andan itibaren on yıl vergi alınmaz.

b} Türklere tanınan muafiyet, ecnebi yatırımcılara da tanınır.

c} Buluş Belgesi yabancı ülkelerde olan bir proje sahibi, bu projeyi Türkiye’de yatırıma dönüştürmek isterse, proje için teknoloji ve sermaye aktarımı yapacak olursa, bu proje de on yıl vergiden muaf tutulur.

d} Yurt içinde faaliyet gösteren sanayi sektörünün Maliye, Sigorta gibi Kurumların mali baskılarından kurtaracak bürokratik karmaşanın kaldırılması, sanayi girişimcisine daha iyi şartlarda çalışma imkânı verilmesi için TBMM si çalışma başlatır.

e} Vergiler TÜBUK, TARGEK yasaları yürürlüğe girdikten itibaren % 74’ ten,  % 30’ a indirilir.

                                  Rüstem KOCADURMUŞOĞLU Bilge Ata Ξ̲̅ TÜRKİYE Ξ̲̅

TÜBUK SEÇİMLERİNE BAŞVURULAR

 

a} Seçilecekler seçimlerden en az 180 gün önce Yüksek Seçim Kuruluna kendilerini tanıtacak belgelerle baş vururlar.

b} Seçimlere 150 gün kala baş vurular biter.

c} TÜBUK’UN Kuruluşu ile ilgili Yasanın Resmi gazetede yayınlandığı günden başlayarak 30 ila 60 gün içinde Yüksek Seçim Kurulu TÜBUK seçicilerinin seçmen listelerini hazırlamakla yükümlüdür.

d} TÜBUK seçmen listelerinin hazırlanması için üniversite Rektörleri, yüksek okul müdürleri ilk elden sorumludur. Bu görevliler 15 gün içinde listeleri Yüksek Seçim Kuruluna ulaştırmakla yükümlüdürler.

e} Yüksek Seçim Kurulunun TÜBUK yöneticilerinin aday listesine: BİRLEŞTİLMİŞ GÜNCELLEŞTİRİLMİŞ TOPLU ADAY LİSTESİ. adı verilir. Kısa adı: {BİGTAL} olarak tescil edilir.

f} Bu listede bütün adaylar yer alır. Adaylar adaylık konumuna göre ayrı-ayrı bölümlere yazılırlar.

 

ADAYLARIN DURUMU

a} Adaylar kendilerini tanıtıcı bilgileri seçicilere gönderebilirler.

b} TÜBUK Yönetimine aday olan akademisyenler, siyasi partilerin mitingleri gibi toplantılarla kapalı salon toplantıları düzenleyemezler.

c} Adaylar internet ortamında kendilerini tanıtıcı, bilimsel çalışmalarını, varsa buluşlarını/icatlarını, eserlerini tanıtabilirler. Bunları siyasi propaganda veya ideolojik malzemeye dönüştüremezler. Böyle bir yola başvuranlar, herhangi bir yol ile ima edenler, adaylıktan çıkarılır.  

                             Rüstem KOCADURMUŞOĞLU Bilge Ata Ξ̲̅ TÜRKİYE Ξ̲̅              

SEÇİCİLER VE OY VERME YERLERİ

 

a} Türkiye üniversiteleri, yüksek okul ve akademilerinde görev yapan, Profesör, Doçent, yar. Doçent ve Doktorasını tamamlamış olanlarla emekli akademisyenler seçimde oy kullanabilirler.

b} Emekli akademisyenler, yasanın çıktığı günden itibaren 30 gün içinde Yüksek Seçim Kuruluna, seçiciler listesine girmek için bizzat veya kendilerini tanıtıcı belgelerle, elektronik posta kanalıyla da başvurabilirler.

c} Yüksek Seçim Kurulu akademisyenlerin oy verme yerlerini çalışanlar için çalıştıkları üniversitede, emekliler için ise emeklilerin kendi istedikleri yerlerde oy vermelerini sağlar. Bunlar yaslarla düzenlenir.

 

SEÇİMLERİN UYGULANMASI

1} Seçimler YSK’nın gözetimi, denetimi ve sorumluluğunda yapılır.

2} Seçimlere katılacak Adayların sıralaması Yüksek Seçim Kurulunda seçimlerden 140 gün önce yapılır. Seçim Kurulu Birleştirilmiş, Güncelleştirilmiş Toplu Aday Listelerini 5 gün içinde yeteri kadar bastırır.

3} Yüksek Seçim Kurulu, adayların ad ve niteliklerinin yazıldığı Birleştirilmiş, Güncelleştirilmiş Toplu Aday Listelerini Seçimlerden 130 gün önce Üniversitelerin ve Yüksek okulların Seçim Panolarına astırır.

4} Seçicilerin listeleri en az altı ay önce Yüksek seçim Kurulunca hazırlanarak ilgili okullara gönderilir.

 

OY VERME ŞEKİLLERİ:

a} Seçmen: Birleştirilmiş, Güncelleştirilmiş Toplu Aday Listesindeki TÜBUK Genel Başkanı, Genel Başkan Yardımcıları, TÜBUK Şube Başkanları ve yardımcılarıyla öteki yöneticilerinin sol böğürlerine konulan kutucukları ya çarpı koyarak veya karalayarak oy’unu verir.

b} Birleştirilmiş Güncelleştirilmiş Toplu aday Listesinde TÜBUK Genel Merkezi ile Şubelerinin adaylarının yerleri ayrı-ayrı yazılır.            

c} Seçiciler kaç başkan aday’ı, kaç Şube başkan veya yönetici adaylar olursa olsun bunlardan sadece birer kişiye oy vereceklerdir.

 

ÖRNEKLEME

1} Bir seçici, Şube Başkan adayından ikisine oy verse,oy geçersizdir.

2} Aynı seçmen aynı listede yardımcılardan bir kişiye oy kullansa, yardımcıya kullandığı oy geçerli sayılır.

3} Dört yardımcının üçüne oy verse geçersiz sayılır.           

4} Bu Sistemde esas olan tek kişiye oy vermektir.

5} En çok oy alan seçilmiş olur.

6} TÜBUK başkan adayları kendi bölümlerine, Yardımcı adaylar kendi bölümlerine, Şube Başkan adayları kendi bölümlerine, Şube başkan yardımcıları kendi bölümlerine ayrı-ayrı, alt-alta sıralanarak, aralarında kalın çizgilerle ayrılmış olarak yazılacaktır.

7} Her bir bölümdeki adaylardan yanlınızca bir kişinin solundaki kutucuk işaretlenecektir.

                             Rüstem KOCADURMUŞOĞLU Bilge Ata Ξ̲̅ TÜRKİYE Ξ̲̅            

        ÖRNEKLEME

        Adana İL’İ TÜBUK Şube Müdür Aday Listesi:

………………………………………..

[ ] a} Ahmet sarar

[x] b} Mehmet sarmaz

[ ] c} Ali Kaçar

İstanbul İL’İ TÜBUK Şube Müdür yardımcıları Listesi

………………………………………

[ ] c} İsmet korkusuz

[ ] d} İhsan korkulu

[x] f} Nuri kargıcı

Yukarıdaki kişi adları hayali adaylardır. Örnek için bu adlar yazıldı.

…………………………………………..

         *}{Güncellenmiş alıntı. “Yüzleşme Doktrini” Rüstem KOCADURMUŞOĞLU –Bilge Ata- 2002 Zirve Basımevi / Adana

 

                                           Temmuz 2002

                       Rüstem KOCADURMUŞOĞLU              

                  Eğitimci Yazar-Teolog-Kökenbilimci

                             Bilge Ata Ξ̲̅ TÜRKİYE Ξ̲̅

 

 


 
  2017 © Bilge Ata. Tüm Hakları Saklıdır.   Son Güncelleme Tarihi: 05.07.2017Tasarım & Kodlama: ER-AY Bilgisayar