Bilge Ata  
Site içi arama :
 
      Ana Sayfa   |   Din   |   Köken Bilimi   |   Güncel Makaleler   |   Araştırmalar   |   Belgeler   |   Hakkımızda   |   İletişim
 
 
 

 
Anket
Amerikalıların Kızılderililere yaptığı soykırım hakkında ne düşünüyorsunuz?
 Evet Soykırım yapmıştır
 Hayır Yapmamıştır
 Kısmi olarak soykırım yapmıştır

 
 
Ziyaretçi İstatistikleri
Aktif: 86
Bugün: 213
Toplam: 1.109.909
 

BRİTANLAR

               

ÇALINAN TÜRK TARİHİ

 

        ANGLOLAR, BRİTANLAR, BERİTANLAR

 

       Batı Avrupa Adalarına yerleşmiş olan BRİNTLER, BRİTANLAR, ARHUNTLAR, ARKUNTLAR, İRKUNTLAR, KARLAR, KARLUKLAR Ön Türklerdir. Bunların adından dolayı, bu Adalara BRİTAN'YA Adaları denilir. BİRİNCİLERİN, ÖNCÜLERİN, ARİSTOKRATLARIN Ülkesi anlamına TÜRKÇEDİR. Şu anda M.S: 2005 yılında dahi şimdi ENGLİSH; İNGLİZ adıyla anılan ve fakat gerçekte BRİNT Türk oymaklarından olan bu günkü İngiliz Ulus'u, Orta Asya'dan getirdikleri aynı aristokrasiyi bu güne dek korudukları görülüyor. Askeri disiplinleri, Ön Türklerden miras kalmış gibidir. Kıral ve Kıraliçelerine bağlılıkları aynen Orta Asya ve Sümer Türk'lerinin Kaanlarını ve Kaanlarının analarını kutsayan bir inanışı çağrıştırır gibidir. M.S. 5. Yüz yılda ANGLOLARLA kaynaşarak ENGLİSH>İNGİLİZ Ulusu şekline dönüştükleri halde, BRİNT Oymaklarından getirdikleri bazı değerleri hiçbir zaman terk etmemiş, öz kökleri olan BRİNTLERDEN geldiklerini bizlere göstermek için sanki bu adı Ülkelerine: BRİTANYA olarak vermekle, Biz;  BİRİNT Türklerinden ANGLEŞ haline dönüştük der gibiler. ANGLOLARLA BRİNTLER, ENGLİSH haline dönüştükten sonra da kendi öz yöneticilerini başlarının üstünde tutmayı sürdürmüşlerdir. Kendi birliklerine sıkı-sıkı bağlı olan ANGLESHLER, ENGLİSHLER, Dünyada yaşayan bütün kıralları, şah ve padişahları, yıkıp devirdikleri halde, kendi kıral ve kıraliçelerinin kılına bile dokunmadılar. Onları ANGLEŞ, ENGLİSH olmadan önce nasıl korumuşlarsa, aynı inancı, aynı saygıyı halen de sürdürmektedirler.

         AYA-SOF-YA> AYA-SOP-YA bölümünde açıkladığımız gibi hem Sümer Türk'leri, hem de Ural-Altay Türk'leri, Kaanlarının analarını kutsal –AYA-sayarlardı. Sümer Türkleri, kutsal –AYA-'YA tapınırlardı. Ayrıca da Fırat ve Dicle Irmaklarını aynı kaynaktan, tek gözeden çıkıyor olarak inanırlar, buna da Kutsal –AYA- derlerdi. AYA'YI korumak, Budun'u korumak demekti.

        ANGLEŞ haline dönüşen BRİTAN-LAR, ENGLİSH’E, İNGİLİZ'E dönüştükten sonra dahi Kutsal –AYA-'YI korumayı Ulusal bilinç halinde saklayarak günümüze değin hiç aksatmadan getirdiler. Milli Birliklerinin yok olmaması için özlerini, gözlerini korur gibi korudular. Bu, onlar için sanki Bal arılarının arı beyi denilen, aslında Ana arı olan bir dişi arının çevresinde oluşturdukları yumak gibi yumaklandılar. Onlarda bu yumaklanma bilinci, Orta Asya'dan ve Sümer'den bu yana sürüp gelmektedir. {Geniş bilgi için AYASOFYA TIKLAYINIZ}

        BRİNTLER, ANGLOLARLA karışıp AN’GLESH {ANGELZ}, ANG-LEZ, ENGLİZ>İNGİLİZ haline dönüştükten sonra, ülkeleri sömürme, ulusları yok etme, insanları bir birine kırdırma, etnik unsurları kışkırtma gibi aşağılık planlar yapma eğilimleri, hep bu GEN fırlamaları devrinden sonra başlamıştır. Bu devirden sonra, gözü doymaz bir sömürgen haline dönüşen İİNGİLİZLER, yeryüzünde çıkarılan bozgunculuğun % 70 ten fazlasının sorumlusudur. Bu bozgunculukların arta kalan % 30’unun her bir bütününü de öteki Avrupalı ulusların çıkarmış oldukları hatırdan uzak tutulmamalıdır. Bugünkü Avrupalı ulusların atalarının 10 bin yıl önce Asya’dan Avrupa’ya göçtüklerini, kendileri GEN taramalarıyla ortaya çıkardılar. Onlar; “Biz, ASLARDA-Türk- kökeninden GEN FIRLAMALARI sonucu yeni uluslar haline getirildik” demeyi bir türlü kendilerine yediremeseler de, Exeter Üniversitesinin yaptığı GEN taramasıyla Asya’dan Avrupa’ya göçtüklerini şimdilik kabul etmek zorunda kalmışlardır. İlerleyen süre içinde AS-LARDAN, GEN Fırlamalarıyla dönüştüklerini itiraf etmeye mecbur kalacaklardır. {-Y- Kromozomu. TIKLAYINIZ.} İsveçli bilgin Prof. Dr. Lager Bring, “İsveççenin Türkçe ile Benzerlikleri, İsveçlilerin Türk Ataları.-Kaynak yayınları- adlı eserinde: İsveçlilerin Atalarının ODİN’İN Yoldaşı olan Türkler olduğunu, öteki Avrupalıların da kökenlerinin aynı olduğunu” açıklamaktadır. Kitabın yazılış tarihi, M.S. 1763 tür.

 

TÜRK'LERDE KAANLAR KUTSANIRDI  

 

        “Tengri teg Tenride bolmış Türük Bilge Kagan bu ödke olurtım.

        “Gök gibi gökte olmuş Türk Bilge Kagan, bu zamanda Kaganlık makamına oturdum.“

        “Tenri Yarlıkadukın üçün {ö} züm kut'ım bar üçün Kagan olırtım” 1   

“Tanrı İrade ettiği, kendi talihim de yaver gittiği için Kaan oldum.” 1

……………………………………..……………….

            1} Eski Türk Yazıtları. Hüseyin Namık Orkun. Tdk. Yay. Ankara 1986. S=22

 

        TENGRİ sözü, gök anlamına da gelir bir sözdür. Bu anlama bakıp Türklerin TANRI diye göğe tapındıkları sonucuna varılamaz. Onu yapan Türk oymakları da olmuştur. TENGRİ sözünün bir anlamı da Yüce, Yüksek ve Ulu demektir. Buna göre gök, Yüce'de ve yüksekte olduğu için “TENGRİ TEG” denilmiştir. TEG sözü, -GİBİ- demektir. Buna göre bazı kimseler, “TANRI GİBİ OLMUŞ” anlamını çıkartarak uygun olmayan bir anlam yüklemişlerdir. Oysa TENGRİ; GÖK, yani YÜCE, ULU anlamına geldiği için TENRİ TEG” terimi, GÖK gibi ULU ve YÜCE bir YARATILIŞ İLE YARATILMIŞ, anlamını vermek daha uygundur. Yazıtın ilerleyen bölümlerinde yukarıdaki ibarede görüldüğü üzere, TANRININ KUTLU VE YÜCE İRADESİ SAYESİNDE, BİR DE KENDİ TALİHİNDE KAANLIK MAKAMINA OTURMAK NASİP OLDUĞU İÇİN, bütün bu sebepler birleşince Kaanlık Makamına oturduğunu bildiriyor. Bu belgeler gösteriyor ki Türkler, hem Ulu TANRI'YA ve hem de O'nun Yüce İradesine, yani Küllî İradeye inanmakta idiler.  Bunun için Kaanlar, Yüce bir Yaratılış ile Yaratılmış olarak kabul edilirdi. Bu sebeplerden dolayı, kaanların analarına AİA/AYA denmekte,  Ayaların doğurdukları çocuklar, kutsallığı AYA'LARDAN almaktaydılar. Şimdi bunları; “SOYLU, ASİL” yani soyu temiz gibi terimlerle ifade etmekteyiz. BRİTANYA'YI kuran ÖN BRİNTLER, bu inanışı sürdürdükleri için kendi Kıral ve Kıraliçelerini gözleri gibi korumuşlardır. Oysa aynı İngilizler dünyadaki bütün kırallık, kraliçelik, şahlık, padişahlıkları yıkmak için nice akıl almaz projeler yapmışlardır.

 

ANGLO, ANG-LO-LAŞ, ENG-LİSH>ANG-LESH-MEK

 

        ENGLİSH sözünün çıkış tarihi, M.S. 5. Yüz yıldır. Günümüzden sadece 1500 yıl önce bir Germen Oymağı olan ANGLO Oymağı, BRİTLERİN Adalarını istila etti. Bu saldırıdan sonra BRİTANYA Adalarında kalan ANGLO Oymağı, BRİNTLERLE karışarak bu günkü “ENGLİSH” denilen İNGİLİZ Ulusunu oluşturdular. Bu arada iki dil de bir birine karışarak şimdiki İNGİLİZCE denilen dil doğdu. Avrupalı ulusların dillerini bu yönü ile inceldiğimizde, Avrupalı ulusların dillerinde ağzına kadar dolu ön Türkçe sözlerle karşılaşmaktayız. İngilizce bilen bir kişi kısa sürede Almanca, Fransızca ve öteki dilleri öğrenebilir.

        GERMEN-LERİN uluslaşmaları ise M.Ö. 2. Yüzyılda gerçekleşmiştir. Buna göre 1500 yıl önce İNGİLİZ, 2200 yıl önce de ALMAN, GERMEN, CERMEN diye bir ulus yoktu. {GERMEN>CERMEN sözlerinin kökenbilgisi hakkında yayın yapmayı planlıyorum. {GERMENCİK, Aydın İl’imizin bir İlçesidir.} Hatta YUNAN>GREK denilen ulusun uluslaşma tarihi M.Ö. 8. Yüz yıldan geriye götürülemediği gibi, LATİN Ulusunun tarihi de bundan daha gerilere götürülemiyor. Bu tespitleri bizler değil Avrupalılar yaptılar.

        Bugün “ENGLİSH” şeklinde söylenen sözün kökeni “ANG” sözüdür. “ANG” sözü, İngiliz dilinin özelliğine göre “ANG” şeklinden “ENG” şekline dönüşmüştür.

 

        ANGLEŞLER

 

        “An’gles {angelz} n. Pl Beşinci asırda İngiltere’yi istila eden bir Cermen kabilesi, Anglolar{İngiliz ve İngiltere}kelimesi bundan gelmiştir.”2

……………………………………..

         2} Redhouse Lügati Bord Neşriyat Dairesi İstanbul 1958. S=29

       

        Yukarıdaki belgeler kendilerinin belgeleridir. Bu günkü İngiliz Ulus’unun ANG-LEŞMESİ, ENG-LİSH haline gelmesi ANG-LOLARLA kaynaşmalardan sonra olduğunu kendileri itiraf ediyorlar. S harfi Z harfine dönüşür. Örnek: AN’GLES, ANGELZ, İNGİLİZ şekline dönüşmüştür. 

 

        BRİTAN, BERİTAN-BİRİNT>BİRİNC> BİRİNCİ

 

        “PRİTAN {BİRİNCİ} {BRİNT>BRİNCİ=BAŞKAN}  ÖNCÜ, BAŞ ÇEKEN. BRİNTS, BİRİNCİ, BAŞKAN> KIRALLIK ŞEKLİ. Kırallık şekli tamâmen kaldırıldıktan sonra,  topluluk üzerinde genel bir gözetici görevi yapan; dostluk kurmak isteyenleri kesin bir biçimde korumaktı. Böylece aile varlığını korumakla yükümlü olan, SİTEYE>OBAYA kendi adını vermek şerefini elinde bulunduran BİRİNCİ İRHUNT’UN >İRKUNT’UN unvanı: PRİTAN/BRİTAN {Curtius Yunan Tarihi.} idi ki, Türkçe BİRİNCİ sözünün ufak bir değişiminden başka bir şey değildir. Çünkü {Ç} harfinin {T} harfine dönüşebildiği her zaman olabilmektedir. Burada ayrıca da {N} ve {T} harflerinin dönüşmüş olmasından başka bir şey yoktur. ARXONT, ARHUND,  EŞRAF, İLERİ GELENLER-  ERKİN, İRKİN söz oldukça gariptir. Anlamını anlamak için Atina siyasî örgütlenmesini iyi bilmek gerekir. ATİK Bölgesinde var olan ON İKİ ŞATO arasında Atina AKARAPOL'ÜNÜN nüfûzunu elde etme, öbür on bir şatonun direncini kırdıkları vakit bunların senyörlerini ve eşrâfını ATİNA'YA götürürler. Böylece ATİNA'DA halk üç sınıfa ayrılıyordu.

        a} Opatrit,

        b} Gomor,

            c} Demyorcis. Opatritler AKRAPOL, çevresinde yerleşerek, KAMANSI bir asîlzâde'lik oluşturuyorlardı. Bunlar Kıralın çevresinde, sonraları ise AGORA'DA toplanıyorlar, Kıral katında Mecliste Hükûmet görevini görüyorlardı.-ARIHTA- Hânedânından  MALANTUS, BEOTİ’LERE  ve bunun oğlu KUDURUS'TAN sonra kimse kendisinde Kıral olmaya hak görmedi. Kırallık görevini yerine getirmek için Kıral makamına aynı SOY'UN başları, yani ORHUNT'LAR duruma hâkim oldular. Bunların en önemli ayrıcalığı, hukuk biliminin özellikle bunlara âit bir bilim olması, dînî törenlerin ve kuralların uygulamalarının da bunlar tarafından yerine getirilmesiydi. Demek ki bunlar, eski Oymak Başkanlığı ve oymakların bir konfederasyon konumunda kaynaştıkları vakit, bu oymağın eşrâfı olan kişilerdi.

     Şimdi bunu anladıktan sonra sözün kökenini araştıralım. Divan-ü Lügat-it-Türk İRKİN sözünün toplanmak, birikmek anlamına geldiğini söyler. Özellikle akıl ve zekânın dağınık, perişan olmaması, aksine toplu ve düzenli olması hâline geldiğini ve hattâ KARLIK büyüklerinin unvanı, "KÖL İRKİN " olup AKLI GÖL GİBİ GENİŞ, DERİN VE TOPLU demek olduğunu ekler. Demek ki bu Oymak,  kendi büyüklerinin akıl ve olgunluğuna o kadar inanmıştır ki, onların AKLI GÖL gibi GENİŞ, TOPLU ve DERİN bir AKIL inancındadırlar. Sözün, şu açıklanan bilgiler doğrultusunda ne derece doğru olduğunu tayin edemesem de, bu açıklamadan daha önemli tarihî bir olaya dikkat etmek zorundayım. ORHUN YAZITLARINDA Hakan'ın öz buyruğu olarak {BEĞ KÖL İRKİN} terimine rastlıyoruz. Burada "KÖL" terimi, yine GENİŞ, BÜYÜK, DERİN anlamında olduğuna şüphe olmadığından " BEĞ KÖL İRKİN" teriminin "BÜYÜK İRKİN BEĞ" demek olduğu açıktır. Fakat 'KÖL' sözünün İRKİN’E eklenmesi sürekli değildir. Büyüklüğü ifade için GÖL’DEN başka söz de kullanıldığı vardır.

Bu cümleden olarak YAZITIN başka bir yerinde " Anda KİSRE yer buyrukı uluğ İRKİN yağı boldı"  yani  "ondan sonra yer hâkimi ulu { büyük } İRKİN düşman oldu " der. Demek ki, asıl unvan "İRKİN"  dir. GÖL ve ULUĞ sözleri sıfat/nitelik, büyüklük olarak eklenmektedir. İRKİN'LER, HAKAN’IN, KAAN’IN özel danışmanları zümresinden olduğu gibi, oymak BEG'LERİNE de bu unvanın verildiği anlaşılıyor. Zîra HAKAN’IN, KAAN’IN özel danışmanının düşman olması, pek te önem verilecek şey değildir. Aslında yağı-lığından>düşmanlığından sakınılmak gerekenler, oymak BEG'LERİDİR. Yer hâkimi ULUĞ İRKİN'LERİN düşman olmasından özellikle söz edilmesi, buna belgi olmuştur. İşte ATİNA’LILARIN ORHUND'U-ORKUND’U, GÖKTÜRKLERİN {İRKİN}'İ DİR. KARLIK-KARLUK eşrafının da unvanıdır. Demek ki KAR'LAR ve LİK' LER ATİNA'YA kadar gelmiştir. Zâten ATİK Bölgesi, Ön devirlerde KAR'LARIN-KARLUK'LARIN Yurdudur. Büyük âileler KAR'LARIN {ZEUS}'UNA kurbanlar keserlerdi. Bununla birlikte KARLIK'LARIN bu sözü, ATİK siyasî örgütünde aynen kalmış olması tabiî bir hâldir. KAR'LAR ÖN devirlerde Yunanistan Bölgesinde öyle bir nam ve şan bırakmış idiler ki, klasik devirlerde bile Yunanistan'ın en yüksek ve şanlı âileleri, kendilerine bir asalet,  bir yücelik vermek ve şanlı bir SOY'DAN geldiklerini göstermek için kendilerinin KAR'LAR {KARLUK'LAR} SOYUNDAN olduklarını söylemekten övünç duyarlardı. KAR'LAR SOYUNDAN olmak, en büyük övünç sayılırdı. İşte bu KAR'LARIN bıraktığı ARHUNT sözü, KAR'LIKLARIN eşrafının övünç unvanlarından olan ve Türk KAAN'LARININ en büyük kişisinin unvanı olan İRKİN sözüdür. Aynen bir milletin, ileri gelenleri, anlamına Türkçedir.” 3

…………………………………

3} Yusuf Ziya Yunan’dan Evvelki Türk Medeniyeti 1928 İstanbul Arap Harfli: 40, tan 44 42,

 

BRİTAN>BERİTAN

 

        PRİNT, BRİNT sözleri BİRİNCİ demek olduğuna göre, BRİTAN ve BERİTAN sözleri, aynı anlama gelse gerektir. Şu duruma göre BRİTAN ile BERİTAN sözleri aynı, sözdür. Türk BRİTAN Oymağının bir Bölüğü, Avrupa Kıtasının en Batı ucuna yerleşirken, başka bir Bölüğü Balkanlarda, daha başka bir Bölüğü de Anadolu'nun Güney ve Doğusunda Yurt tutmuşlardır. Bu en eski Ön Türk Oymakları, tuttukları bu yurtlarda medeniyetler kuruyor, İlâhî cilve gereği Avrupa’nın en Batısında Yurt tutan BRİTAN'LAR, ANGLEŞ dönüşümüne uğrayarak ENGLİSH, ANGLESH, AN’GELZ, İNGİLİZ Ulus’u haline geliyorlar. Balkanlardaki İRHUNT’LAR, İRKUNTLAR, KAR’LAR, KARLIK’LAR, KARLUK’LAR ise, GREKLEŞEREK YUNAN Ulus'unun ÖZÜNÜ, MAYASINI, oluşturuyorlar. Anadolu'nun Güney ve Doğusunda Yurt tutan BERİTAAN'LAR da Kurmanç-laşarak kendilerini başkalaşmış sayıyorlardı. 

        Britan ile Beritan sözleri şu sözlere yakın duruyor. BİR sözünden BİRLİK, aynı sözden Farsça sanılan BERABERLİK doğmuştur. BİR de, BERABER de aynı anlama Türkçedir. BİR de deriz, BERABER de deriz. Bu iki sözden birisi BİR, öbürü BER şeklinde söylenir ki ikisi de aynu anlama TEK, BİRİCİK, BAŞ, ÖNCÜ anlamlarına gelir.       

        BRİTAN’LAR, -Y- kromozomu araştırmasına göre Batı Avrupa Adalarında en az 10 bin yıldan bu yana Türk varlığının en güçlü temsilcileri olarak yaşamaktadırlar. {-Y- Kromozomu TIKLAYINIZ.} Bunlara İRKUNT, ARHUNT dahi denilir. BRİTAN’LARIN bu Bölüğü M.S. 1500 yıldan bu yana adına İNGİLTERE denilen ve fakat Ön devirlerden beri BRİTAN'YA olarak Türk BRİTAN Oymağının adını taşıyan Ülkede yaşıyorlardı. Onlar kendilerine BRİNTLER, BRİTANLAR diyorlardı. BRİNT, BRİTAN, BERİTAN sözleri öz be öz TÜRKÇE: BİRİNCİ, ÖNDER, ZÂDEGÂN, ARİSTOKRAT, ASİL DEMEKTİR. BRİNT, İRKUNT, ARHUNT, KARLIK, KARLUK, BRİTAN, BERİTAN Türklerinin Dünya uluslarınca en çok tanınan Bölümü de kuşkusuz Batı Avrupa Adalarına yerleşen ve bu Adalara öz Türkçe adlarını veren BRİTANLAR, BRİTAN-YALILARDIR. Şimdi onlar GEN kaymaları çağı başladıktan sonra, İlâhî ortamda yeni bir GEN’E kavuşarak yeni bir dil, yeni bir kimlik kazanıp İNGİLİZLEŞEREK, kendi köklerini yitirmişlerdir. {Tek ana-TIKLAYINIZ.} Dünyada Türk'ün öz köküne en çok acı verenlerin başında işte bu, BRİTANYALI BRİNT, BRİTANYALI ARHUNT, İRKUNT Türkleri gelmektedir. Dünya'da öz kökleri olan İRKUNT Oymağından gelen, ikinci BRİNTLER, BİRİNCİLER, aristokrat Türk'ler, ne yazık ki, GREKLEŞTİKTEN sonra kendi öz Kökü olan Türk Kökenine en çok sorun çıkartan bu Balkan İRKUNTLARI OLAN BRİNTLERİDİR. şimdi onlar, GREKLEŞMİŞ Türk’lerdir.               

         Ön devirlerde Güneydoğu Avrupa'da Yurt tutan Yafetikler, İlâhî bir Tecelli sonucu GREKLEŞEREK YUNAN Ulus'unun özünü oluşturarak kayboldular. Bu, sanki genel bir kural halinde hep böyle işledi. İlâhî Ortamda Ulu Tanrının Kutlu Buyruğu ile GEN kaymaları, GEN Fırlamaları devri başladığında Kök Soydan, AS’LARDAN GEN sapmaları ile uluslaşmalar ortaya çıkmaya başladığında, artık onların GEN'LERİ ve DNA’LARI yeni bir GEN ve yeni bir DNA’ya dönüşmüş oluyordu.   

        BRİTAN sözü aristokrat, zadegân, öncü, ileri gelen, gibi anlamlara gelir bir terimdir. Buna göre şu andaki BRİNTAN’LAR, {ANGLEŞ, ENGLİSH} haline dönüştükten sonra dahi bu aristokrasiyi, bu güne değin korumuşlardır. AS-LARIN KÖKENİNDEN, GEN kaymaları, GEN Fırlamaları ile ayrılan ve yeni bir ulus oluşturan her bir ulus, öz kökten ayrılmadan önceki üç belirgin özelliği çoğu kez korumakta idiler. Bunlardan birisi, ASLARDAN ayrılma başlamazdan önce konuştukları, dilden pek çok sözü, bütün dil kurallarının değişmesine rağmen korumakta oldukları, ikincisi davranış ve yaşayış olarak taşımakta oldukları etkinliklerden bazı özellikleri dönüşüme rağmen sürdürmekte oldukları görülüyor. İşte BRİNT’LER, hem dillerinde geçmiş dönemde var olan sözlerden bir kısmını, bu günkü dillerinde korumayı sürdürmekte, hem de davranış prensipleri olan Aristokratlığı bırakmamış oldukları görülüyor. GEN fırlamaları veya GEN kaymaları yolu ile dönüşen uluslarda korunan üçüncü özellik, KÖK SOYDAN yani TÜRK SOYUNDA ayrılmadan önce taşıdıkları Boy veya Oymak adlarını kendilerine ad olarak vermeye devam etmiş olmalarıdır.

 

        ANGLEŞ’TEN YANKE’YE

 

         “Kızılderililer, İngilizlere ANGLEŞ yerine:” YANKE “ dediler.” 4

……………………………………………………

            4} Kamus-u A’lam Şemseddin Sami. C=1. S=436. İstanbul 1884.

 

        Kızılderili Türklerin öz Yurtlarını keşfettikleri yalanını söyleyerek, Kızılderili Kıtasını yağmalayan ANGLESHLER, Kızılderili Türklerce; ANGLESH olarak anılmadılar. Kızılderili Türkler, onlara “YANKE” dediler. Şemseddin Sami’nin 1884 yılındaki bu tespiti gerçekten çok şey anlatıyor. Avrupalı yağmacılar, yeni bir Kıta keşfettik diyerek tarihin en büyük tarih hırsızlığını yaptılar. Keşif ve icat demek, o şey, o nesne, o yer daha önce hiç kimse tarafından bilinmemiş, bulunmamış demektir. Avrupalı yağmacıların M.S. 1492 yılında; keşfettik, bulduk dedikleri Kızılderili Türklerin Yurdunda, nice özgün medeniyetler kurulmuş, meskun bir Kıta idi. 1500 lü yıllarda; Avrupa Kıtasında 80 milyon kişi yaşıyorken, Kızılderili Türklerin Kıtasında 130 milyon dan daha fazla Türk yaşıyordu. Vahşi Kapitalist Avrupalılar, 50 yıl içinde bu Masum, mağdur ve mazlum Kızılderili Türklerin kökünü geçirdiler. {Kızılderili Soykırımı: TIKLAYINIZ.} 

 

       AMERİKA’YI YENİDEN KEŞFETMEK

 

        Bizde kendini bilgiç, allame, entel-dantel sayan bir takım cühelalar: “AMERİKA’YI YENİDEN KEŞFETMEK” sözünü sıkça söylerler. Bu cühelalar, kaş yapayım derken, göz çıkarıyorlar. Amerika denilen Kıtayı Amerikalı dediğiniz sömürgeciler mi keşfettiler? On binlerce yıllardan bu yana nice erişilmez medeniyetler kurulan, yüz milyonlarca insanın yaşadığı bir kıta nasıl oluyor da 1492 yılında keşf edilmiş oluyor? Sizler de yukarıdaki tekerlemeyi söyleyerek, yani “MALUMU İLAM” etmeyi marifet mi sanıyorsunuz? Sömürgecilerin işgal ettikleri Kızılderili Türklerin Yurtlarında masum insanları kılıçtan geçirdiklerini hiç aklınıza getirmiyor musunuz? 

        ANGLESH, ENGLEŞ, ENGLİŞ, ANGELZ, İNGİLİZ sözleri köken olarak ANGLO-LAŞMAKTAN türemiştir. YANKE sözü de Kızılderili Türkçesidir.

        PRİNT, BRİNT sözleri BİRİNCİ demek olduğuna göre, BRİTAN ile BERİTAN sözleri de aynı kalıp, aynı anlam ve aynı kavramlardan oluşmuş görünüyorlar. Bu açıklamalara göre BRİTAN ile BERİTAN sözleri, aynı sözdür. BRİTAN Türk Oymağının bir bölümü, Avrupa’nın en Batısına ulaşırken, bu oymağın bir kolu Anadolu’nun en Doğusunda, başka önemli bir kolu ise Balkan sahasında yurt tutmuşlardır. Bu sahada yurt tutanlara ARHUNT, İRHUNT, İRKUNT adı da verilmiştir. Bunlar ön devirlerde yaşadılar. Bu günkü Yunan denilen ulusun da uluslaşmasının en büyük etken unsurunu oluşturdular. BRİTANLAR ile BERİTAN Türklerini üç sahada yaygın olarak buluyoruz. Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da, Balkan sahasında, BRİTANYA Adalarında varlıklarını sürdürmektedirler. Balkan sahasındaki BRİNTLER, Yunan ulusu ile kaynaşarak bu günkü Yunanlıyı oluşturdukları gibi Batı Avrupa Adalarındaki BRİNTLER de CERMEN Oymaklarından olan ANGLOLARLA M.S. 5. Yüz yılda kaynaşarak 1500 yıl önce ANGLESHLERİ, ENGLİSHLERİ> İNGİLİZLERİ  oluşturdular.

        BALKAN SAHASINDA Yurt tutan, GREK Ulus’unun uluslaşmasında ana maya görevini gören, Yunanlıyı medeniyete alıştıran, vahşilikten kurtaran bu Türk BRİNT Oymağının kırallar yönetiminden sonraki ardıllarına ARHUNT, İRHUNT, İRKUNT denilmekte olduğunu artık biliyoruz.

        ARHUNT, İRHUNT, İRKUNT sözleri ER ile KUNT sözünden oluşmuş görünüyor. İR-ER sözleri aynı sözdür, ERKEK, YİĞİT, KAHRAMAN, MERT demektir. KUNT sözü ise KUTLU, BAHTLI, TALİHİN yaver gitmesi gibi anlamlara gelir Türkçe bir sözdür.

 

       BERİTANLAR

 

        BERİTAN Türklerinin üç Ana kola ayrıldığını görüyoruz. 

       

        a} KERKULAKAN

        b} MİLEMERAN

        c} KOSAN

       

        Bu üç kol da kendi aralarında bölünerek küçük kollara ayrılırlar. KERKULAKAN sözü, ilk bakışta Arapça, Kürtçe,  veya farsça imiş gibi görünebilir. Bu sözün köken bilgisini incelediğimizde Türkçe olduğu apaçık görülecektir. Bu KERKULKAN sözü bir nitelik, bir ad, ile bir ekten oluşmuş görünüyor.   KER sözü, Türkçe KARA sözünün Kürtlerin ağzında KER şekline dönüşmüş olmasından başka bir şey değildir. KULAKAN sözü bir ad ile bir son ekten oluşmuştur. KULAK sözü, Türkçe işitme organının adıdır. KULAK sözü apaçık Türkçedir. AN son eki bu gün bile Farsça sanılmaktadır. AN son eki öz be öz Türkçe çoğul ekidir. Farsçayla ilgisi yoktur.

        KERKULAKAN sözü, KARAKULAKLAR demektir. BERİTAN Türklerinin sağmal hayvanlarının kulakları kara olduğu için onlara KARAKULAKLAR adı verilmiştir. Türklerde bu bir TÖRE mahiyetindedir. Karakeçili, Sarıkeçili,  Akkoyunlu, Karakoyunlu gibi adlar böyle verilmiştir. KARAKEÇİLİ Türkleri Oğuz Boyunun başıdır. OĞUZHAN’IN Büyük Oğlu AYHAN’IN İlk ve Büyük Oğlu KAYIHAN’DAN Soylanırlar. Şahsen kendim Oğuz’un KAYI Boyundan inmekteyiz. Osmanlı İmparatorluğunu kuran Atalarım KAYILARDIR. {NOT: Ayrıntı için Öz Geçmişim veya Hakkımızda: TIKLAYINIZ.} 

        Türkler ön devirlerde boy ve oymaklara bölündüklerinde hangi boy ve oymaktan olduklarını seçebilmek için bir yol buldular. Boy ve oymaklar besledikleri hayvanların renk ve cinslerini, işaretlerini ayırt edici bir öge olarak benimsediler. Hayvanların renk ve cinsleri böylece ayırt edici bir öge oldu. Daha sonraları boy ve oymaklar çoğaldıkça bu uygulama yetersizleşti. Böylece TAMGALAR kullanılmaya başlandı.

 

        b} MİLE MERAN

 

        Bu Oymağın lideri, Mile Meran adlı bir kişi olmalıdır. Bu haliyle değişik bir ad imiş gibi görünse de sözü açıkladığımızda öyle olmadığı görülecektir. MİLE sözü, MOLLA demektir. Molla ise okumuş, medrese öğrenimi görmüş kimse demektir. MERAN’daki MER sözü, Türkçe Yiğit demektir. {KÜRTÇE TIKLAYINIZ} AN sözünü yukarıda açıkladık.

 

        c} KOSAN OYMAĞI

 

        KOSAN sözü iki anlama gelebilir. Birisi, Kusun Türk Boyu ile ilişki  vardır. Bu görüş Veysel Erdem Bozdoğangil tarafından bana önerilmişti.

        İkincisi: KOSAN sözü, Z>S dönümü ile bu şekle girmiş görünüyor. Bu sözün aslı KOZAN olsa gerektir. KOZAN sözü hakkında aşağıdaki belge çok manidar görünüyor.

 

        “KOZAN=Süslenmek, bezenmek.5

…………………………………………………

            5} Divan-ü Lügat’it Türk Kaşkarlı Mahmut. Ter. Besim A. TDK. Yay. C:4, S:353

 

        Kozan; isim değil fi’ildir. Bezenmek ile birlikte kullanılır. “KOZANDI BEZENDİ” denir. KOZAN bu günkü Adana’ya bağlı İlçemizin adıdır.

        BERİTANLAR, bir ön Türk oymağıdır. BRİTANYA adalarına kadar ulaşan bu Türkler, ANGLEŞ şekline dönüşerek bu günkü İngilizleri, Balkanlarda Greklerle karışarak Yunanlıları oluşturdular. Bu belgelere göre ABD’lilerin ANA BRİTANİKA adlı sözlüklerinin adı dahi Türkçedir.

       

        ANG, ANG-LO, ANG-LI, ANG-LA

       

ANG sözü, “ANG-LAMA”, “ANG-LAYIŞ” sözlerinin kökenidir. “ANG” sözünün ardına eklenen, “LO” sözü son ektir. Türk dilinin ana karakteri sondan eklemeli bir dil olmasıdır. Eki kökten ayırdığımızda o sözü çözebiliriz. Burada da kök: “ANG” ek, “LO” olduğuna göre, kökü ekten ayırmış bulunuyoruz. “ LO “son ekini “LI” şeklinde okuyabiliriz. Bu okuyuşa göre “ANG-LI”: ANG-LAYIŞ-LI” sözüne ulaşmış oluruz.

     

        “anğladı. “ol sözüğ anğladı= o sözü anladı”. Oğuzca. Başkası da böyledir. {anğ-lar-anğ-lamak}. 6

“Anglamak: akıl erdirmek, anlamak.” 7

“Kelti olurın tiyin temiş yelme kargu edğüti urgıl basılma temiş yışıg kağan banaru anca ayıdmış; apa tarkangaru içre sab ıdmış bilge toyukuk ayıg ol öz ol ANLAR

“Geldi. Oturun diye demiş. Muhafızları, ateş kulelerini iyi koyun. Baskın ettirmeyin demiş. Böğü {?} hakan bana karşı böyle söylemiş. Apa Tarkana gizli söz {=haber} göndermiş. Bilge Tonyukuk ayıktır, kendi {herşeyi} ANLAR8

        “Anglamak: Süzüp çıkarmak, idrak etmek, yakınen bilmek,

        anglatmak: Açıklamak, şerhetmek, telkin ederek, eğiterek, ikna ederek, açıklayarak, anlatmak.

        anglattırmak: Bir araç ile anlamasını sağlamak.

        angladış: Tarif, ifade.

“Anglaşılmak: Bilinir, tanınır olmak.

        anglayış: Zeki olmak, kolay kavrayıp öğrenmek.

        anglayışlu: Zeki, istidatlı, kavrayışlı.

        angmak: Zihne getirmek, hatırlamak, yad etmek.

        angdırmak: Bir şey bir şeye benzemek.

        angılmak: Yad olmak, güzel bir şekilde hatırlanmak.” 9  

        “ANG: Anadolu-isim-akıl, us, zeka; angsız, ap angsız, apa angsız, angsızın, ap angsızın.

        “ang’a, yani akla almak, öğrenmek, bilmek. Ang-lamak içün istidat ve kabiliyet kazanmak.

       

“Zülfüne dil vermeyen bilmez göngül ahvalini,

ANGLAMAZ hal-i perişanı, perişan olmayan.”

                                            Ziya Paşa

 

Anglaşmak-ortaklaşa- bir birini anglamak, uyuşmak.

Ang-Azeri,-isim-akıl, zeka, hafıza, angmak-anglamak, anglatmak-anlatmak, anglaşmak-bir birini anglamak, karşılıklı olarak anlamak, uyuşmak.

Ang-Kazan Tatar-isim-ang, us, akıl, hatıra getirme, yad etme.                                                                                              

        Anglı-kıyasi- anglı, akıllı, anglayışlı, zeki.

Anglılık-isim- zekâ, dirayet, fetanet.

        Anlanglık, anglarlık, anglaşılır gibi izan etmek.

        Anglato-anglatma10

………………………………………………………………

            6} Divan-ü Lügat’it-Türk Kaşgarlı Mahmut Ter. Besim Atalay Tdk Ankara 1941 C:1. S: 290

            7} İbn-i Mühenna Lügati Maarif Vekaleti çev Aptullah Battal 1934 İstanbul S:

            8} Hüseyin Namık Orkun Eski Türk Yazıtları Tdk. Ankara 1986 S:112

            9} Lehce-i Osmani Ahmet Vefik Paşa Maarif Nezareti Dersaadet 1306-1890.S:39 Ar.harfli

         10} Türk Lügati Hüseyin Kâzım Kadri İstanbul Tdk 1928 C:1. S:113-114-115 Arap. Harfli

 

        ANGLO sözündeki ANG kısmı, yukarıdaki belgelerde görüldüğü gibi Türkçe: {akıl, us, zekâ, kavrayış} demektir.  Ön devirlerde ANG şekillerinde söylenen bu söz, günümüzde de aynı şekillerde söylenmektedir. Orta Asya Türkleri bu sözü ANG şeklinde sağır KEF yani, NG ile söylemektedirler. ANGLO sözünde de NG ile ANG şeklinde söylendiği apaçık görülüyor. Orta çağlarda Anadolu Türkleri ise yukarıdaki belgelerde görüldüğü gibi, ANG şeklinde kullanıyorlardı. Bu gün biz Anadolu Türkleri bu sözü AN, AN-MAK, AN-LAMAK şeklinde söylüyoruz.

        LAND son eki de Türkçedir. İleride İnşallah açıklayacağım. ENG>LAND sözündeki ENG sözü, gerçekte ANG idi. İngiliz dilinin kuralına uyarak ENG şeklinde inceldi. ENG>ANG sözleri yukarıda açıkladığımız gibi ikisi de Türkçedir. ENG: akıllı, zeki, anlayışlı anlamlarına gelir. LAND ise Türkçe Ülke, Vatan, Toprak, Yurt anlamınadır. ENG>LANG bileşik sözü, akıllı, zeki, anlayışlı, kavrayışlı kimselerin Yurdu anlamına Türkçedir.

        ANGLO sözündeki son ek olan –LO- bölümündeki, -I- hecesi –O- sesine dönüşmüş olmalıdır. Buna göre ANGLI, yani anlayışlı, anlayışı keskin, zeki, akıllı anlamlarına gelebilir. Yukarıda görüldüğü üzere Kazan Tatarlarında ANGLI, ANGLILIK, ANGLANGLIK, ANGLATO şekilleri de vardır. ANGLO’LAR denilen Germen oymakları, M.S. 5. Yüzyılda Britanya adalarını işgal ettiler. Bir daha da geriye dönmediler, Britanya’da yerleşip kaldılar. Britanya adalarında BRİNT’LER, BİRNCİLER yaşamaktaydılar. BRİNTLERLE karışarak kaynaşan ANGLOLAR, yeni bir ulus şeklinde bir oluşum gösterdiler. Germenlerin uluslaşma devirleri M.Ö. II. Yüzyıla dek götürülebiliyor. M.Ö. II. Yüz yıldan itibaren uluslaşma dönemleri başlamış sayılsa bile kendi ulusal kimliklerini kazanmaları, ulusal birliklerini kurmaları daha sonraları olmuştur. GERMENLERİN uluslaşmalarından yedi yüz yıl sonra, M.S. 5. Yüz yılda BRİTAN Türkleriyle, ANG-LO Türkleri kaynaşarak yeni bir kimlikte birleştiler. Böylece ANGLO’DAN, ENGLİ’YE geçiş yaptılar. ENG’LİSH sözü de ANGLO’NUN incelerek yeni bir şekle girmesiyle oluştu. ANG-LO-LAŞ-MAK yani ANGLO haline gelmek demek iken bu söz, ENG-LEŞ-MEK, ENG-Lİ-LEŞ-MEK yani ENG-LİSH>ENGLİZ olmak şekline girerek bu günkü Eng-lish, İngiliz Ulusunun adı oldu. 

       

                                                                   

30/Mart/2005                       Rüstem KOCADURMUŞOĞLU

                                             Bilge Ata-Eğitimci-Yazar

                                               Teolog-Kökenbilimci 

                                                         TÜRKİYE

 

 


 
  2017 © Bilge Ata. Tüm Hakları Saklıdır.   Son Güncelleme Tarihi: 05.07.2017Tasarım & Kodlama: ER-AY Bilgisayar