Bilge Ata  
Site içi arama :
 
      Ana Sayfa   |   Din   |   Köken Bilimi   |   Güncel Makaleler   |   Araştırmalar   |   Belgeler   |   Hakkımızda   |   İletişim
 
 
 

 
Anket
Amerikalıların Kızılderililere yaptığı soykırım hakkında ne düşünüyorsunuz?
 Evet Soykırım yapmıştır
 Hayır Yapmamıştır
 Kısmi olarak soykırım yapmıştır

 
 
Ziyaretçi İstatistikleri
Aktif: 48
Bugün: 367
Toplam: 1.110.471
 

Bösis

 

BEYİN ÖLÇÜMLEME SİSTEMİ {BÖSİS}

       BEYİN ÖLÇÜMLEME SİSTEMİ {BÖSİS}TANINMALI

 

       Çocuklarımızın beyinlerinin ölçülmesi, bu ölçülen beyin yapılarına göre eğitim almaları, bir haktır.

Bu hakkın verilmesi ise Devletin öncelikleri arasında olması gereken başka bir haktır.

Türk Devleti, Beyin Ölçümleme Hakkını tanımalıdır.

Türk Devleti'nin öncelikleri arasında birinci önceliği Türk çocuklarının beyin yapılarını tanıyacak sistemin kurulmasıdır.

Bu hakkın tanınması AB Avrupa Birliğine Uyum için değil, bizim kendi Milli varlığımız için şarttır.

Bu Sistem, Türk Milletinin geri kalmışlık çemberini kırması, çağın en ileri beyinlerine sahip olması demektir.

Türkiye, ne yapıp etmeli, çağın eğitim sistemine bir an önce geçmelidir. 

Çağı yakalamak bir fantezi değil, bir mecburiyettir.  

Türkiye'nin halen uygulamakta olduğu eğitim düzeniyle değil 8 yıllık kesintisiz eğitim, 88 yıllık kesintisiz eğitim dahi verseniz yine de arpa boyu kadar bir gelişme gösteremeyeceği artık bilinmelidir.

       Dünya standartlarında bilimlere ne kadar yakınız? Yahut bilimlere ne kadar uzağız? Elimizde kullandığımız ve adına da bilimsellik dediğimiz metotlarla, bilimsel bilgiyi yakalamış sayılabilir miyiz? Türk çocuklarının beyin israfı daha ne zamana kadar sürecektir? Biz, acaba Türk Milletinin bilimsel bilgiye ulaşmasında kendimiz neredeyiz? Elbette kendisini bilimlerin öz cevherine adamış bilginlerimizi tenzih ederiz. Onların ölenlerine rahmet, kalanlarına bilgi yolunda başarılar dileriz. Türkiye, bu eğitim kargaşasıyla bilgi toplumu olma yarışını kazanamaz. İlk önce, her şeyden önce beyinler, açılar, ufuklar değişmelidir. Bunlar değişmedikçe Türkiye değişemez. Adamlar oturmuşlar kitap okuyanlara karşı savaş açmışlarsa, okuyan ve araştıranlara:-''Kitap okuya okuya kafayı yemişler'' diyerek, okuyanlarla, araştıranlarla alay eder hale gelmişlerse, bu gibiler bu ülkenin sosyal ve siyasal dizginlerini ellerine geçirmişlerse, vah benim Memleketim, vah benim memleketlim... Biz vah-vah demek yerine eyvah eyvah! Desek ne kadar yakışırdı! Okumadan-yazmadan bu Mübarek Ülkenin siyasi avantalarını ellerine geçirenlerin gerçek sorumluluklarını nasıl idrak ettireceksiniz? Bu ülkenin yönetimlerini ellerine geçiren bu bağnaz, cahil fakat birbirleriyle çıkar çizgisinde birleşmiş kişilere neyi, nasıl anlatacaksınız? Bu gibiler kendilerinin sığ düşüncelerinden başka düşünce, kendilerinin bildiklerinden başka bilgi tanımayanlara neyi, nasıl, hangi kıvamda anlatacaksınız? Böylesi kişilerin yönetim erkini ele geçirmeleri, Ülkemiz ve Milletimiz adına ne büyük talihsizliktir. Bunları düşündükçe havsalamın ölçülerini zorladığımı anlıyor, Aziz Milletimin, böyle bir kâbusla yüz yüze bırakılmış olmasından ötürü utancımdan kahroluyorum. Türkiye'nin en büyük açmazı, bu ikircikli çıkmazdan kaynaklanmaktadır. Bir yanda bilimsel bilginin metotlarını ortaya koyanlar, öbür yanda okuyanı-yazanı devre dışı bırakanlar, beri yanda okumadan-yazmadan bu Soylu Milletin, nünüğünü sıkanlar, soyup soğana çevirenler. Onlar bir yandan lüks otellerin süper lüks aşevlerinde/restaurantlarında ete çatalı batırıp viskiyi yudumlarken sömürülmüşlük hakkında nutuk atanlar, işte bu gibilerin bu ülkenin kurtuluşu için hangi projeleri üreteceklerinin hesabını yapmaya ne gerek var? Mal meydanda. İşte onların yönettikleri sefil edilmiş, işsiz, aşsız, perişanlığın içine sürüklenmiş koskoca bir Türkiye..

 

       BEYİN ÖLÇÜMLEME SİSTEMİ {BÖSİS}

 

       1-Türkiye Cumhuriyeti Devleti, {BÖSİS} Beyin Ölçümleme Sistemi adı altında bir Sistem kurar.

       2- {BÖSİS}, Beyin Ölçümleme Sisteminin kurulmasıyla birlikte eğitim çağına girmiş her Türk çocuğu bu kapsama alınır.

       3- {BÖSİS} Beyin Ölçümleme Sistemi, Bakanlar Kurulu Kararıyla kurulamaz.

       4- {BÖSİS} Beyin Ölçümleme Sistemi, Kanun Kuvvetinde Kararnamelerle de kurulamaz.

       5- {BÖSİS}, Beyin Ölçümleme Sistemi Yasa ile kurulur.

       6- {BÖSİS} Beyin Ölçümleme Sistemi Türk çocuklarının vaz geçilmez ulu bir hakkıdır.

       7- {BÖSİS}, Beyin Ölçümleme Sistemi, belli metotları kullanmak suretiyle tespit edileceği için ancak, kapsamlı bir çalışma ile kurulabilir. Bu itibarla bu iş ne aceleye getirilmeli ne de savsaklanmalıdır.

       8- {BÖSİS} Beyin Ölçümleme Sisteminin kurulmasını teklif ederken, Sistemin Ülkemizde daha önce uygulanmış eğitim sistemleri gibi 1-2 sene kullanılıp, vazgeçilmesini önlemeliyiz.  

 

{BÖSİS} YASASI HAZIRLAMA KOMİSYONLARI

 

       1-{BÖSİS} Yasası hazırlanırken, Türkiye üniversitelerinin konu ile ilgili uzmanlarından oluşan bir uzmanlar heyeti kurulur.

       2-Beyin Ölçümleme Sistemi bilimsel veri tabanına oturtulur.

       3- Milli Eğitim Bakanlığı, Kültür Bakanlığı ile birleştirilerek, Özerk Bilim bakanlığı haline getirilmeli veya Milli Eğitim Bakanlığı adı korunarak Özerkleştirilir.

       4-Türk üniversiteleri ile ecnebi uzmanların ortaklaşa kuracakları {BÖSİS} projesi, en geç 1 yılda bitirilir.

       5-Avrupalı Ülkeler beyin ölçümleme analizleri yaparlarken çocuklarının heveslerini, tabii yönelişlerini, fiziki ve ruhi durumlarını, beyinlerinde taşıdıkları cevheri, hangi usullerle/metotlarla açığa çıkartmışlarsa, aynı bilimsel usulleri/metotları kullanarak biz de çocuklarımızın beyin cevherleri ile tabii yönelişlerini tespit etmeliyiz.

       6-Türkiye, {BÖSİS} çalışmasında Avrupa, Japonya, ABD’li uzmanlardan yararlanmak istiyorsa, şu hususu göz ardı etmemelidir; ABD’li, AB.’li bilginlerin Ülkemize ve Milletimize karşı tavır ve hareketleri ile düşünce ve kanaatlerini dikkate almalıdır. Bu konuda Dışişleri Bakanlığı ile haber alma örgütlerimiz titiz bir çalışma yapmalıdır.

       7-İçeride ise {BÖSİS} Beyin Ölçümleme Sisteminde çalışacak uzman olmayan kişilerin eş-dost kayırması yolu ile görevlendirilerek, Sistemin sulandırılmasının önüne geçmeliyiz.

       9-Sistemin kurulmasıyla ilgili çalışmalar başlatıldıktan sonra, bu işle görevli bilim adamları koruma altına alınmalıdır.

 

       BEYİN ÖLÇÜMLEME MERKEZİ {BÖMER}

 

       Milli Eğitim Bakanlığı’nın yönlendirme ile ilgili çalışmalarını basından öğrenmiş bulunuyorum. Biz gerek Adana’daki yerel basında ve gerekse ulusal basında konunun özetini sunduk. Kutlu bir tesadüf olarak, 29 Ekim 2000 tarihinde seçkin bir topluluğa {Yüzleşme Teorisi Bilgi Toplumuna Doğru} adı altında bir konferansla Yüzleşme Doktrini tarafımdan Yüce Milletimizin bilgisine sunuldu. Yıllardan beri üzerinde çalıştığım ve bir ömür harcadığım projelerimi, böylece Yüce Milletimin dikkatine sunmuş oldum. Bunları yaparken, bütün halinde bir proje üretmek ve Milletimizin geri kalmışlık çemberini kırmak istiyordum. Bakanlığımızın da böyle bir çalışmaya başladığını günlük olarak yayınlanan 8 Şubat 2002 tarihli Posta Gazetesi’nden öğrendim. Bakanlığımızın bu teşebbüsü beni yüreklendirdi. Zaman içinde çevremdeki kişiler bana:

       “-Bu ülkede hiçbir iyi iş yapılamaz, her hayırlı işin karşısına dikilirler” demekteydiler.

       Ben de onlara, bu savlarının yanlışlığını tekrar tekrar anlatmışımdır. İnsanlarımızın sütten ağızları yandığı için yoğurdu üfleyerek yemekteydiler. Çünkü gelen söz vermiş, giden söz vermişti. Sözler, sözlerin üstüne yığılınca sözlerden oluşan bir söz dağı meydana gelmişti. Bu söz dağının içinde kimin sözünü bulup da bu sözün gereği yerine getirilecekti? Yüce Halkımızın çoğunluğu, bizim bu çalışmamızın dikkate alınmamasından endişeliydiler. Şükürler olsun ki ben, Kitabımı disketlere yüklemeye başladığımda Bakanlığımızın konu ile ilgili çalışmalarının sevindirici haberini aldım.

       Milli Eğitim Bakanlığı’nın okullarda yönlendirme isteğini, sevinçle karşılamakla birlikte bu sevincimizin bir yerlerden koptuğunu da üzülerek gördük. Bakanlık, yön konusunu kesintisiz 8 yıllık eğitimden sonraya bırakmak eğilimindeydi. Bu da bilimsellik adına çok üzücüydü. Çünkü Bakanlığımız, Türk çocuklarına 3 yıl kaybettirecek bir hazırlık yapıyordu. Basından aldığımız haberler bu doğrultudaydı. Sayın Bakanlığımız, bu görüşünde ayak dirememelidir. Genç beyinlerin en körpe yaşlarında yüklendikleri lüzumsuz bilgi yükleri onların gerçek bilgiye karşı isteklerini yok eder.

       İlkokuldan beri açığa çıkartılmış beyin fırtınasını, bir takım gereksiz bilgilerle doldurmak kabul edilebilir bir iş değildir. Çocuklarımızın en verimli çağlarını anabilim dallarında eğiterek, onları yaşayacakları çağın dâhî beyinleri yapacak yerde 3 yıllarını kaybettirmek olur şey değildir.

       Böyle bir uygulamanın yapılması, bütün çabalarımızın kursaklarımızda düğümlenmesine sebep olur. Çünkü Türkiye, kendisine yükletilmiş tarihi görevi gereği, bilimsel bilgiye ulaşmak zorundadır. Bilgi toplumu olamamış bir Türkiye, daha uzun yıllar eloğlunun kapılarında sürünmeye mahkûm olur. Böyle bir durum ise bizim Milli gururumuzu incitmektedir. Bilimsel bilgiye giden yolun önü açılmalıdır. Bunu hiçbir bahane ve hiçbir sebep engelleyememelidir. Kesintisiz 8 yıllık eğitimin 8. yılından sonra yönlenecek beyinlerin kayıp yıllarını, nasıl telafi edeceğiz? 200 yıldan beri beklediğimiz, çağı yakalama savaşının bir takım kısır kaygıların ve karmaşık duyguların elinde kör kötürüm yapılması, cidden üzüntü ve kahırla karşılanacak bir durumdur.

 

BEYİN ÖLÇÜMLEME MÜSTEŞARLIĞI {BÖMER}KURULUŞ

 

       1-Bilim veya Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı olarak BÖMER Beyin Ölçümleme Müsteşarlığı kurulur.

       2-BÖMER Genel Müsteşarlığını konusunda uzman profesör unvanlı bir kişi yürütür.

       3-{BÖMER} Müsteşarlığının 5 yardımcısı görev üstlenir. Bu yardımcıları Beyin Ölçümleme Sisteminde uzmanlardan seçilir.

       4-Türkiye 10 {BÖMER} Bölge Müdürlüklerine bölünür.

       5-{BÖMER} Bölge Müdürleri Doç. Dr. Unvanında olur.

       6-Bütün il ve ilçelerde en az 1 adet {BÖMER} Beyin Ölçümleme Merkezi görev üstlenir. Nüfus sıklığına göre bu Merkezlerin sayıları artırılır.

       7-{BÖMER} Müsteşarlığı ile Bölge Müdürlükleri ve taşra kuruluşlarının kuruluş yasaları, en geç 6 ay içerisinde çıkartılır.

       8-{BÖMER} ile ilgili çalışmalar, araştırmalar ve bilimsel bulgular yapıldıktan ve öğrencilerin beyin analizlerini yapacak Sistem kurulduktan sonra uygulama, okullarda başlatır.

       9-{BÖMER}’ in il ilçe merkezlerinde konunun uygulanması ve denetimini sağlayacak yeteri kadar uzman görev yapar. Uzman ekip zaman zaman geliştirilen ve hala geliştirilmiş bulunan  {ZÖTEK} Zekâ Ölçümleme Teknikleri-ni uygular.

       10-İlkokullarda 1-2-3. Sınıflar, öğretmenlerince, 4-5-6. sınıflarda ders öğretmenince {ÖGTUT}, Öğrenci Gözlem Tutanağı tutulur. Bundan sonra bu tutanağın adı {ÖGTUT} olarak anılacaktır.

       11-{ÖGTUT}’ un bir nüshası okulda birisi öğretmende kalır. Öteki nüsha {BÖMER}’ e velilere verilir.

       12-{BÖMER}, ÖGTUT’ tan gelen belgeyi düzenli olarak okul ve öğrenci ad ve soyad sırasına göre bilgisayara yükler.

       13-{BÖMER}, {ÖGTUT} kapsamında elde ettiği bulguları, yönlendirme raporu olarak {BÖMER}’e bildirilir.

       14-Okulda tutulan {ÖGTUT} Öğrenci Gözlem Tutanağı, yıl içinde ve yılsonunda yapılacak veli bilgilendirme toplantılarında öğrenci velilerine aktarılır.

       15-BÖMER}, öğrencilerin sınıf ve ders öğretmenlerince tutulan {ÖGTUT} tutanaklarını periyodik olarak inceler, yıl içinde ve yılsonunda aldıkları başarı derecelerini tespit eder.

       16-{BÖMER}, öğrencinin açığa çıkartılmış zekâ düzeyini, bu veriler doğrultusunda bir sisteme oturtur.

       17-Sınıf ve ders öğretmenleri, öğrencilerin hangi alanlara karşı istek duyduklarını da bu dosyalara periyodik olarak işler.

       18-Matematiğe istek duyan bir öğrencinin, matematik dalında ilerlemesi kadar doğal bir istek olamaz. Öğrencinin bu alana istek duyması, takdir edilecek bir husus iken bu kere, aynı öğrencinin yüksek matematik zekâsının olmaması, o öğrencinin bu alanda üstün başarı göstermesini engeller. Bu itibarla bütün çalışmalar, zekâ seviye ölçümlerinin bilimsel yöntemlerle yapılmasına, ne art niyet ne de önyargı/peşin hüküm koyarak bu işe girişilmemesinin gerektiğine bağlıdır. Resim yapmaya heves başka şey, resme karşı güçlü bir yeteneğin olması yine başka bir şeydir. Bunları birbirine karıştırdığımız zaman bugünkü durumla aynı boyutlarda yanılgının içine sürüklenmiş oluruz.

       19- Zekâ seviye tutanaklarını tespit ederken, {ZÖTEK}’ ten yararlanmak zorundayız. Gerek sınıf öğretmenlerinin ve gerekse ders öğretmenlerinin omuzlarına yükleyeceğimiz sorumluluğu yarının dâhi beyinleri ile zekâ seviyeleri az olanları ayırma işlemlerini, bu öğretmenlerimize hangi projeler doğrultusunda yükleyeceğimizi de açıkça tespit etmeliyiz. Bu ayrımla yükümlü tuttuğumuz öğretmenlerimizi konu ile ilgili bilimsel bilgilere ve kalıcı projelere ulaştırmadan onlara yükleyeceğimiz sorumluluk, güç yetirilemeyen sorumluluklardan olmuş olur.

       20-{ZÖTEK}, Zekâ Ölçümleme Tekniklerini kurup bilimsel bir programa, bir sisteme bağlamadan kara-düzen yöntemlerle yapılacak gözlemlerden nasıl bir sonuç çıkacağı ise şimdiden merak konusudur.

       21-Yarın veliler çocuklarını tıp fakültelerine yöneltecek bir çabanın içerisine girerlerse ve bilimsel olmayan metotlarla yönlendirmeler yapılırsa, ortalıkta tozdan-dumandan eser kalır mı? Böyle bir sonucu başından görmemek için nasıl bir bakış açısı gereklidir. Çünkü her veli, çocuğunu üstün zekâlı bir dâhî olarak görmekte değil midir? Bilimsel bir esasa ve kalıcı bir sisteme bağlanamayan yönlendirmenin ileride doğuracağı sıkıntıların önünü almak, oldukça zordur.

       22-{BÖSİS}, Beyin Ölçümleme Sistemi kurulmadan ve bu Sistemin bilimsel verilere dayalı projeleri tespit edilmeden yapılacak yönlendirme uygun değildir.

       23- Böyle bir olay ortaya çıkarsa, birçok veli çocuğunun hakkının yenildiğini iddia ederek Bakanlığımız hakkında yürütmeyi durdurma kararları almak için başvuracaktır.

       Bunun için:

       a} Kurulacak sistem Bilimsel bir Sistem olmalıdır.

       b} Öğrencileri gözleyen öğretmenler bu Sistemin bir uzmanı haline gelmelidir.

       c} {BÖSİS} Yasası çıkartılmalıdır.

       d} {ZÖTEK} Yasası çıkartılmalıdır.

       e} {BÖMER} Yasası çıkartılmalıdır.

       f} Bu yasalar en geç 1 yıl içerisinde tamamlanmalıdır.

             g} Öğrencilerle velilere yönlendirme hakkında bilgilendirilmelidir.

             h} Haklarının yenildiğini iddia eden öğrenciler olursa, zekâ seviye imtihanlarına alınarak sağlamaları yapılacak imkanlar verilmelidir.

       ı} Öğretmenler ve Sistemi uygulayan öbür yetkililerin kusurlarına karşı, caydırıcı yasal düzenlemeler getirilmelidir. Bu hususta yapılabilecek sistemlerden bazıları şöyle özetlenebilir:

       Bir öğrenci kendisinde bulunmayan bir yöne kaydırılarak yönlendirilmiş ise, bu öğrencinin Zekâ Seviye Tutanakları da kayrılmalarda şişirilmiş ise, bu işi yapan öğretmenler, {BÖMER} yetkilileri ve okul yöneticileri hakkında yasalarla düzenlenen cezalar uygulanmalıdır. Bu hususlardaki sorumluluk müteselsilendir. Hiç kimse böyle bir işi savsaklayamaz ve kayırma yapamaz. Bu haklar Milletin istikbalinin haklarıdır. Tıbbiyeye karşı üstün zekâlı bir çocuğun hakkını, daha aşağı seviyede bir başkasına vermek, affedilir bir davranış olamaz. Hakkı yenilerek başka bir alana kaydırılan ve hakkı olmadan onun yerine geçirilmek istenen çocuğun durumu şöyledir:

       Hakkı yenen çocuk, belki de ileride bu Ülkenin en büyük mucitlerinden olacaktı? Yerine geçirilmek istenen çocuk ise belki kendi beyin IQ’ su doğrultusunda yönlendirilseydi, o da kendi alanında büyük bir başarıya imza atabilecekti. Bu durumlar göz önüne alındığında herkes kendi yerinde ve liyakati ile değerlendirilmelidir. İyi matematik yapan bir öğrenciyi ağaç işleri bölümüne göndermek, iyi resim yapmayan bir öğrenciyi resim bölümüne göndermek eğitim zulmüdür.

       i} Yönlendirme aşamalarında gelişme evreleri dikkate alınmalıdır. Küçük yaşlarda üstün yetenekler gösteren bir öğrenci, ergenlik çağına yaklaşıldığında duraksayabilir. Türkiye’mizde ergenlik çağı kızlarda 9- 12, erkelerde 12- 15 yaş arasındadır. Bu itibarla ilkokulu 6 sınıfa çıkardığımızda yönlendirmenin ilkokul 6. sınıftan sonra yapılması Türkiye şartlarına uygundur. 15 yaşından sonra yapılacak yönlendirmeler eğitimin temel ilkelerine aykırıdır. Biz bu Sistem ile kokulu 6, ortaokulları 4, liseleri 4 yıl olarak kabul ettik. Zorunlu eğitim ortaokullarda sona erecektir. Böylece, zorunlu eğitim 10 yıla çıkartılmıştır. İlkokul 4-5 ve 6. sınıflarda, ortaokul ve liselerde yıl içinde bir kez, yılsonunda bir kez olmak üzere iki kez sınav yapılır.

       j} Yıl içi sınavları 21-31 Ocak arasında yıl sonu sınavları 21-31 mayıs tarihleri arasında yapılır ve yaz tatiline girilir. Öğrenciler yıl içerisinde bütün sınavlardan yüksek puanlarla geçmiş olsalar bile yılsonunda mutlaka bitirme sınavlarına alınırlar. Anabilim dalları, meslek dallarında 10 üzerinden 8’ den aşağı not alınamaz. Öbür kültür derslerinden 10 üzerinden 5 almak yeterlidir. Anabilim dalından, meslek ve beceri dalından 10 üzerinden 8’ den aşağı not alan öğrenciler, sınıfta kalır. Bu öğrencilere yılsonunda bir hak tanınır. Bu sistem tıp fakültelerinde uygulanan sınıf geçme sistemiyle eşlenik hale getirilir. Bu konuda Bilim veya Milli Eğitim Bakanlığı geniş kapsamlı araştırma yaptırarak uygulamayı bu yönde geliştirir.

       Şimdiye kadar yapılan uygulamalarda not ortalamalarına bakılmaksızın yeniden bir kurul hakkı verilmek gibi bir acayiplik, Türkiye’nin eğitim sisteminden tamamen silinir. Okuyabilen adam gibi okur. Okuyamayan işine gücüne bakar.

       k} Bunlar ortaokullar içindir. Liselerde ise, sınıf tekrarı yoktur. Çünkü liseler zorunlu eğitim değildir. Okuyabilen yükselir, okuyamayan işine gücüne bakar.                                        

                                                                                                 

                                                        Temmuz 2002

                                               Rüstem KOCADURMUŞOĞLU

                                                  Bilge Ata-Eğitimci Yazar

                                                     Teolog-Kökenbilimci

                                                              TÜRKİYE

                                                                                                              {Yüzleşme Doktrini. Rüstem KOCADURMUŞOĞLU-Bilge Ata. Zirve Basımevi. Adana 2002. TÜRKİYE Güncellenmiş alıntı.}       

                                


 
  2017 © Bilge Ata. Tüm Hakları Saklıdır.   Son Güncelleme Tarihi: 05.07.2017Tasarım & Kodlama: ER-AY Bilgisayar