Bilge Ata  
Site içi arama :
 
      Ana Sayfa   |   Din   |   Köken Bilimi   |   Güncel Makaleler   |   Araştırmalar   |   Belgeler   |   Hakkımızda   |   İletişim
 
 
 

 
Anket
Amerikalıların Kızılderililere yaptığı soykırım hakkında ne düşünüyorsunuz?
 Evet Soykırım yapmıştır
 Hayır Yapmamıştır
 Kısmi olarak soykırım yapmıştır

 
 
Ziyaretçi İstatistikleri
Aktif: 72
Bugün: 392
Toplam: 1.110.496
 

SUMELA

                                                       Rüstem KOCADURMUŞOĞLU - BİLGE ATA

SUMELA MANASTIRI: ÇALINAN TÜRK TARİHİ     

 

                1} tatilyerleri.org {alıntı}

                   YUKARIDAKİ FOTOGRAFTA: HIRİSTİYAN OLMUŞ KOMMENOS, KUMMENUS, KOMENUS, KUMENUS=KUMAN TÜRKLERİNİN M.S. 1375-1395 YILLARI ARASINDA YAPTIKLARI MİMARİ ŞAHESERLERİNDEN KAYA KİLİSE ŞEKLİNDEKİ SUMELA MANASTIRI  GÖRÜLÜYOR.  


.                                                          KARASABAN

 

                DÜNYA’DA İLK KEZ KARASABANI BULAN TÜRKLER, TARIMI MEKANİK BİR SİSTEME OTRUTMUŞLAR, BOĞAYI BURARAK TARIMI KURMUŞLARDIR.

 

 

                   TÜRKLERİN EN BÜYÜK BULUŞLARINDAN BİRİSİ DE TEKERLEK,  ÖBÜRÜ DE DÖRT VE İKİ TEKERLEKLİ ARABALARDİR.

                   İKİ TEKERLEKLİ SAVAŞ ARABALARI, BUGÜNE DEK SANILDIĞI GİBİ, ROMALILAR TAFAINDAN BULUNMADI. ROMALILAR DEĞİL ARABA BULMAYI, EN UFAK BİR KÖPRÜ YAPIMINI DAHİ BİLMEZLERDİ. {Not: Bu konu ile ilgili belgeyi görmek için araştırmamızın sonunda Adile AYDA’YA bakınız.} İKİ TEKERLEKLİ SAVAŞ ARABALARI CAMUNLAR {QAMUNLAR} VE ETRÜSKLER TARAFINDAN BULUNDU, DAHA SONRA DA BU ARABALARI ROMALILAR TÜRKLERDEN ALARAK KULLANMAYA BAŞLADILAR.

                Biz, kendi köklerimizi arıyoruz. Nereden gelmişler, nerelerde yaşamışlar, sonra neler olmuş, hangi boy, hangi oymak nereleri Yurt tutmuşlar? Bunları aramak, atalarının izlerini sürmek, çocukların görevlerindendir. Bereket versin Türk Toplumunda bu yönde epeyce ilerlemeler olmuştur. Türklerin yüz binlerce yıldan bu yana Anadolu'da, Suriye'de, Filistin'de, Mısır'da, Balkanlar'da, Avrupa'da, Mezopotamya'da, Kızılderili Kıtasında var oldukları inkârı mümkün olmayan gerçekler arasındadır. Bu gerçekler, yer kazıları/arkeolojik buluntular, çivi yazılı tabletler, mağara resimleri, mağara yazıları, TAMGALAR gibi pek çok veri ile belgelenmiş bulunmaktadır. Türk'leri 1071 de Anadolu'yu işgal etmiş sayan zihniyet, bunları bilgisizlikten söylemiş sayılamaz. Malazgirt ve işgal sözü, Müslüman Türklere yapılmış en büyük iftiradır. Kızılderili Tıklayınız}

                        Medeniyete giden yolun açılması için atın evcilleştirilmesi, boğanın burulması, karasabanın kurulması, tekerleğin bulunması, arabanın tekerlekler üzerinde yürümesine bağlı olduğunu insanlığın kavraması gerekir. Bu saydıklarımızın ortaya çıkarılması için insanlık kim bilir kaç bin yıl uğraşıp didinmiştir? Atı evcilleştiren Türkler, ata dizgin vurmayı boğayı burmayı, yani iğdiş etmeyi, karasabanı, arabayı bularak öküzün boynuna boyunduruk takmayı, tarımı ve tarım ürünlerini yetiştirmeyi başarmışlardır. Tarımı bütün insanlığın yararına olarak ortaya çıkartan Türkler, bu hayati konuları kendi öz bünyesinden uluslaşma yoluyla farklılaşan yeni uluslara da öğreterek yaygınlaştırmışlardır.

                Tekerleğin bulunması, bulunan tekerleklerin araba denilen ve tekerlekler üzerinde yürüyen bu aracın ortaya çıkarılması ile hem ulaşım gelişmiş, hem toplu taşımalar başlamış, hem de tarım ürünleri birçok yere taşınarak ticaretin yaygınlaşması sağlanmıştır. Ayrıca da insanların arabalarla toplu olarak bir yerden başka yerlere gitmeleri sağlanmış, yeni kişiler, yeni topluluklar tanıyarak toplumlar arası ilişkiler yaygınlaşmıştır.

                Dört tekerlekli arabalar insan ve yük taşımada oldukça büyük bir çığır açmış olmasına rağmen hareket kabiliyetlerinin sınırlı olmalarından dolayı özellikle savaşlarda kullanılması çok zor oluyordu. Bunun gibi sebeplerden dolayı iki tekerlekli arabayı bulan Türkler, savaşlarda kullanılmak üzere iki tekerlek üzerinde yürüyen arabaları geliştirmişlerdir. Bunun için denge yasasını bularak iki tekerlekli arabaların dengelenmesini sağlamışlardır. İki tekerlekli savaş arabalarını Latinlere, Yunanlılara mal etmeye çalışan zihniyet bu kaya, mağara resimlerini gördükten sonra artık bu kısır ve köksüz inatlarını bırakacaklar mı? ARABA sözü Yunan’da korunup kalmış, onların ağzında ARMA şekline sokulmuştur.

              {ÇALINAN TÜRK TARİHİ}

KİLİSE, MANASTIR BURGACINDAKİ TÜRKİYE

                   AKDAMAR/AHTAMARA KİLİSESİ onarılmaya başlandığında iş bununla bitmeyecekmiş gibi görünüyordu, öyle de oldu. Arkasından SUMELA MANASTIRI açıldı. Şimdi sıra AYASOFYA, onun ardından HEYBELİADA RUHBAN OKULU, KOSTANTİNOPOL, çakma BİZANS adlı>DOĞU ROMA’NIN< ihyasına mı gelecek? Onlar bu kadar yüz bulduktan sonra çakma BİZANS adlı DOĞU ROMA Devletinin ihyasını istemeyecekler mi? Kapı KINDIRILMIŞ/ARALANMIŞTIR. KINDIRIK KAPIDAN neyin girip-çıkacağı, tartışılır hale mi getiriliyor?

“EFENDİM! YUNANLILAR DA BİR JEST YAPSINLAR DA

ATİNA’DA BİR CAMİ AÇSINLAR.”

                Çeşnisinden ucuz lafazanlıklar yapanlara da bir çift sözümüz var: “Yunanistan Atina’da bir cami değil, bin cami açsa ne yazar? MEGOLA İDEA’CILARIN HEDEFLERİ, Anadolu’yu yeniden ele geçirmektir. SUMELA MANASTIRININ ele geçirilmesi çok önemli bir başlangıçtır. SUMELA’NIN arkası, Çakma Tırabzon Rum İmparatorluğu adını verdikleri bölgede köşe başları elde etmektir.  {Mavi Marmara TIKLAYINIZ} {Sultan Hamit’in Petrol Haritası TIKLAYINIZ} Türkler kendi Öz Vatanlarında huzur istiyorlar. Yunanlıların kafası çakma Bizans adlı DOĞU ROMA, Ermenilerin kafası da BATI ERMENİSTAN, yani GÜNEYDOĞU ANADOLU’YU ELE GEÇİRMEK İÇİN FOKUR-FOKUR KAYNIYORKEN, bizim sak durmamız, Ülkemizde çıkartılmakta olan kışkırtmalara karşı ayakta olmamız en doğal haklarımızdandır. Yunan’ın çakma adı Bizans olan Doğu Roma Devleti ile hukuki yönden hiçbir bağı yoktur. Gel de bunları içimizdeki cühelalara, Yunanlıların kandırdıkları dünya uluslarına anlatabilirsen anlat. Şu yapılanlardan sonra İLERİDE BAŞIMIZA ÖRÜLECEK ÇORAPLARIN VBEBALİNİ KİMLER ÜSTLENECEK?

…………………………………………………….

                   2} Vikipedi {alıntı}

                   YUKARIDAKİ FOTOGRAFTA: HIRİSTİYAN OLMUŞ KOMMENOS, KUMMENUS, KOMENUS, KUMENUS=KUMAN TÜRKLERİNİN M.S. 1375-1395 YILLARI ARASINDA YAPTIKLARI MİMARİ ŞAHESERLERİNDEN KAYA KİLİSE ŞEKLİNDEKİ SUMELA MANASTIRI  GÖRÜLÜYOR.

                                                        Rüstem  KOCADURMUŞOĞLU – BİLGE ATA

                TÜRKLER 17 BİN YIL ÖNCE GÜNEYDOĞU’DAYDI

                “Doğu Anadolu’da, M.Ö: 15 binden itibaren kaya resimleri, M.Ö. 7 binlerde yazılar görülür. Güneybatı Anadolu’da, Antalya Beldibi’nde de yazıtlar aynı tarihi verirler. İstanbul’da, Fikirtepe kazılarında çıkmış olan, M.Ö. 6. bin tarihini gösteren toprak kaplardan ikisinin üzerinde: OQ ve OZ TAMGALARI ile cisimlenmişler,/betimlenmişlerdir.  

                 Bir-Oy Bil’in kuruluş tarihi için M.Ö: 9000’lerin aşağısına inilmektedir. Türkistan’da ilk tarihi araştırmaları yapmış olan R. Pumpelly 1908 yılında yayınladığı “Explaration in Türkistan” adlı, makalesinde: “Aşkabat’ta M.Ö: 9000’lerde yerleşik bir kültürün varlığını kabul etmiştir. Bu yerleşik kültürün adı: ANAU>ANAV’dır1

NOT:  Kars yakınındaki ANİ Kenti’yle ilgili çalışmamız İnşallah yakında yayınlanacak.

             “Türkler, buzul döneminin sonunda buz kütlelerinin erimesiyle milyonlarca hektar araziyi su altında bırakan su baskınları sonucunda dağlara, vadilere sığınmışlardır. Örneğin:   M.Ö: 13 binlerde DOĞU ANADOLU YÜKSEK YAYLASINA GÖÇMÜŞLER, ANADOLU ve MEZOPOTAMYA’YA ORADAN YAYILMIŞLARDIR.

                 Val Camonica’da {Qamunlar Vadisi}’nde M.Ö: 5 bin yılında görülen bu damgayı, pek çok bin yıl önceleri ULUKEM’DE üst Asya’da buluruz. K.M. {Kâzım Mirşan}” 3

.............................................

                        3}  Ön-Türk Tarihi Haluk TARCAN Kaynak yay. 1998 İstanbul 2. Baskı S: 56              


            

 

               Aynı şemayı içeren     OĞ damgalarını, Doğu Anadolu’da Van’da, KIZLARIN MAĞARASI’NDA görürüz. {KM}

OĞ-ALTI DAMGALARI

                QUT adlı boylar, M.Ö. 2 binlerdeki Van ve URMİYE GÖLÜ arasında bulunurlar.        Aşağıdaki tabloda Avrupa, Asya ve Anadolu’daki UÇ TAMGALARI görülmektedir:”

 

 DAĞKEÇİSİ 

      

 

               LATİN ALFABESİNDE {Kİ Ön-Türk Etrüsk alfabesidir.} Siteril harf halinde B ve K. ÖK Tamgasıdır. QARA TAU’DA>KARADAĞ’DA DAĞ keçisinin gelişmesinden doğmuştur. İlk kez M.Ö: 8 BİN YILINDA {Milat ile birlikte 10.000 yıl önce} DOĞU ANADOLU’DA SAT DAĞINDA ORTAYA ÇIKAR. QUTYAK’TA: {Avrupa’nın Ön-Türkçe adı KUTLU YAKA’DIR}   Avusturya Alpleri’nde, Kârnten’de Glozel yazıtlarında görülür. İsviçre’de ise, bu keçi MARAL adıyla aynen Orta Asya’da olduğu gibi anılır. {Avrupa Tıklayınız}

                YILAN

                   DOĞU ANADOLU’DA, VAN’DA BAŞET YAZITINDA, YILAN SOMUT ŞEKLİYLE GÖRÜLMEKTEDİR. GÖVDESİNİN KIVRIMLARIYLA UW-BU-OZ TAMGASINI OLUŞTURMAKTADIR.=YÜCE-KUTSAL-DEĞERLERE-GEÇİŞ.

                “Aynı TAMGALARI, Hitit kültüründe de buluruz. Örnek: Eflatun Pınar’da daha sonraları KARKAMIŞ ve KARATEPE’DE karşımıza çıkar.

                “QUT” sözü bugün dilimizde “KUT” şeklinde var olan yukarıda gördüğümüz “QUT” kelimesi “değişmeyen hal”, emniyet, mutluluk, mükemmellik demektir.

                ORTA-ASYA’DA   

 

 

 

            

                                                        Rüstem  KOCADURMUŞOĞLU – BİLGE ATA

               VAN AKDAMAR>AHTAMARA ADASI

                   Van AKDAMAR-AHTAMARA ADASINDA bulunan günümüzden 7. bin yıl önceye tarihlenen {Milat ile birlikte 9 bin yıl önce} yukarıdaki belgede okuyucuya göre alttan sağdaki UÇ Tamgası, Aktamar/Ahtamara Adasının ve bu Vatanın kadim sahiplerinin Türkler olduğunu apaçık bir şekilde ortaya koymaktadır. M.Ö. 13 bin ila 15 bin yıl, Milad ile birlikte 17 bin yıl önce Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun dağlarına, taşlarına, kayalarına, mağaralarına, adalarına TAMGALARLA imzalarını atan Ön-Türk atalarımız, sadece Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da değil, Avrupa ve Kızılderili Kıtası’nın da {şimdi adı Amerika olan Kıtanın da} sahipleri olarak varlıklarını ispatlamışlardır.

 

                  {M.Ö. 13 BİNLERDE {Milat ile birlikte 15.000 yıl önce} DOĞU ANADOLU’YA YERLEŞMİŞ OLAN ÖN-TÜRKLERİN GETİRİDKLERİ UÇ-UÇU TAMGASINI DOĞU ANADOLU’DA VAN KİLİMİNDE GÖRDÜĞÜMÜZ GİBİ, ALPLERE YERLEŞMİŞ OLAN QAMUNLARDA DA GÖRMEKTEYİZ.“ 4

......................................

                        4}  Kökeninde Ön-Türk Kültürü olan Batı. Haluk TARCAN 2. Baskı 2006 İstanbul Baskı Ebru Grafik Basım San: A.Ş: 17, 44, 54, 63, 64, 68, 105 

             {GÜNEYDOĞU’LU KADINLARIN ÇENELERİNKİ DÖVMELER: {OQ}VE {ED} TAMGALARIDIR.                                           

 ……………………………..………………………………...

                Not: Yukardaki TAMGALAR Sayın Haluk Tarcan’ın Ön-Türk Tarihi ile, Kökenindeki Türk Kültürünü Bilmeyen Batı, adlı kitaplarından alınmıştır.

                GÜNEYDOĞU ANADOLU’LU KADINLARIN ÇENELERİNE YAPTIRDIKLARI DÖVMELERDEN BİRİSİ DE YUKARIDAKİ TAMGADA GÖRÜLDÜĞÜ GİBİ {ED}={X} TAMGASIDIR. Bu {ED}={X} TAMAGASIYLA ilgili olarak yaptığımız araştırmaları İnşallah ayrı bir dosya halinde sitemizde yayınlayacağız. Güneydoğulu kadınların çenelerine yaptırmakta oldukları {ED}={X} TAMGALARI, 17 BİN YIL ÖNCE ANADOLU’YU YURT TUTAN Ön-Türk Atalarımızın Güneydoğu Anadolu’nun dağlarına, taşlarına, mağaralarına kazıdıkları 24 binden daha fazla TÜRK TAMGALARINDAN günümüze kadar korunup gelmekte olduğunu da ortaya koymaktadır.  {ED}={X} TAMGALARININ Orta Asya, Mısır, Balkanlar, Kafkaslar, Avrupa ve Afrika ile Kızılderili Kıtasında bulunmakta oluşu, Türklerin dünyaya yayılışlarının da haritasını çizmektedir. {ED}={X} TAMGALARININ Anadolu’da 17 bin yıl önce var olduğu bu belgelerle kesin bir şekilde ortaya çıkmakla kalmamış, bütün Sami Araplara, İbranilere, Çin, Tibet, Hint, Japon, Avrupa, İngiltere, İskandinavya, İrlanda, Adriyatik, Alpler’e kadar dünyanın 4 bucağına yayılmıştır.{İES/AYS>İzlanda TIKLAYINIZ.} {Hamburg TIKLAYINIZ}

………………………………………..

                 Not: Yukardaki TAMGALAR Sayın Haluk Tarcan’ın Ön-Türk Tarihiyle, Kökenindeki Türk Kültürünü Bilmeye Batı adlı kitaplarından alınmıştır.

               

                                                        Rüstem  KOCADURMUŞOĞLU – BİLGE ATA

               YUNANLILAR, LATİNLER, AVRUPA’LILAR VE PONTİFEX

             Yunanlılar dâhil Latinler, Romalılar ve bütün öteki Avrupalı ulusların hiç birisi kesinlikle ne kale, ne köprü, ne tapınak, ne şato, ne saray, ne köşk, ne hipodrom ve ne de sarnıç yapımını bilmezlerdi. Avrupalılar barbar, ilkel bir hayat yaşıyorlardı. İngiliz Leicester Üniversitesinin yaptığı –Y- kromozomu araştırması, AVRUPALILARIN KÖKENLERİNMİN Türkler olduğunu ortaya koymuştur. {Y Kromozomu TIKLAYINIZ.} Avrupalılar, Etrüsk, Pelasg, Brint, Lelek, Kar Türklerince medeniyete getirildiler. Öndevirlerde Roma'da, Atina'da, İstanbul’da ve öteki Avrupa ülkelerinde kurulan bütün mabet,  köprü, Akrapol, saray, şato, kale ve sarnıçları Pelasglar, Lelekler, Brintler, Karluklar ve Etrüskler Qamunlar kurdular. Bunların yapımını da onlara öğrettiler. Anadolu'da kurulmuş bütün kaleleri, köprüleri, tapınakları, akrapolleri Türkler kurdular. Çukurova'daki kale ve köprülerin hiç birisini Ermeniler/Hayklar yapmadılar. Bunların hepsi Türkler tarafından yapıldı. Elde ettiğimiz pek çok belge Haykların, Ermeni kökenlilerin sayılarının çok az olduğu, Ermenilerin % 90'ının Ermenileşmiş Kıpçak Türkleri olduğunu ortaya koymuştur. Ermenileşmiş büyük kitleyi Gregoryanlığa girmiş Kıpçak Türkleri oluşturmaktadır. “Çukurova Ermenilerinin Ana dilleri Türkçedir.” Bunu Hınçak komitası Başı Çallıyan Karabet itiraf etmektedir. {İnşallah yeni kitabımda belgeleri açıklayacağım.} 

 

             PAPA VE KAMLAR/KAMANLAR

 

                “Romalılar sur, kale, mabet, köprü inşa etmeyi Etrüsklerden öğrenmişlerdir. Etrüsklerin dini, dünya işlerine ait bilgileri de içine alıyordu. Meselâ, köprü inşasına ait sanat, usul ve teknik ancak KAMLARIN/KAMANLARIN bildiği birer sırdı. Onun için KAMLARIN/KAMANLARIN bir adı da köprü yapan idi. Romalılar bunu tercüme ederek, “PONTİFEX” şeklinde kendi rahiplerine de unvan yapmışlar ve söz Romalılardan Hıristiyan Kilisesine geçmiştir. Bugün PAPA’nın taşıdığı başlıca unvan Latince olarak “PONTİFEX MAXİMUS”, Fransızca olarak ”PONTİFE SUPRéME”dir. Anlamı:“BÜYÜK KÖPRÜ MİMARI’ dır.”19

.....................................

                       19} Etrüskler Türk mü idi? Adile AYDA Türk Kültürünü Araştırma Ens. 1974 Ankara S: 19S: H.V. Morton. “A. Traveller in Ome”, Methuen and Co. London 1966, S: 358. naklen

 

                TIRABZON KOMENUS=KUMAN TÜRK İMPARATORLUĞU

                Trabzon KOMENUS>KUMAN İmparatorluğu M.S: 1204 yılında Hıristiyan olmuş Kuman Türkleri tarafından kuruldu. Son Haçlı kafileleri İstanbul’da çok kötülük yaptıkları için Doğu Roma Devletinin asıl Kurucu unsuru olan KUMENUS>KOMMENUS, Kuman>KIPÇAK Türklerinden bir kısmı Karadeniz’e yöneldiler. Pek çok savaşlar oldu. Kumanos, Kommenos> Kuman’lara yine Yafes’in Torunu olan fakat yeni bir ulus olarak gelişmekte bulunan Georgia>Gürcü Kıraliçesi TAMARA yardıma gelmişti.

                TAMAR>TAMARA

                   TAMAR, canlıların vücutlarında kanın dolaştığı organa verilen addır. Türk dilinde; eril-dişil sözler ve nesneler yoktur. –TAMARA- sözünün sonundaki –A- harfi dişil ekidir. Sondaki bu -A- harfi, TAMAR sözünü dişil hale getirir. Böylece Georgia>Gürcülerin o günkü yöneticilerinin bir dişi olduğunu, adının da TAMAR-A olduğunu, TAMARA sözünün de Türkçe DAMAR sözünün dişileştirilerek yapıldığını görüyoruz. Bunun en çarpıcı kanıtlarından birisi de BEG sözüdür. BEG ve BEK sözleri, erkek yönetici demektir. Dişi yöneticilere ise; BEG-ÜM, BİK-E denir ki, sondaki –Ü-ÜM- ve –E- harfleri dişil ekidir. {Asenat Barzan TIKLAYINIZ}

………………………………………..

*} Vikipedi Özgür Ansiklopedi {alıntı}

                YUKARIDAKİ FOTOGRAFTA: HIRİSTİYAN OLMUŞ KOMMENOS, KUMMENUS, KOMENUS, KUMENUS=KUMAN TÜRKLERİNİN M.S. 1375-1395 YILLARI ARASINDA YAPTIKLARI MİMARİ ŞAH ESERLERİNDEN KAYA KİLİSE ŞEKLİNDEKİ SUMELA MANASTIRI  GÖRÜLÜYOR.

 

                                                        Rüstem  KOCADURMUŞOĞLU – BİLGE ATA

                 SUMELA MANASTIRI VE ÇALINAN TÜRK TARİHİ

                    Yunanlıların uydurmalarına göre; güya kuzen papaz,   Barnabas ile Sofhronios adlı Yunanlı iki keşiş aynı düşü göresilermiş. Düşlerinde Hz. Meryem {ra} Anamızı gördüklerini, Tırabzon-Maçkada Karadağlara giderek oradaki Mağarada bir kilise yapmalarını istediğini söyleyesiymiş. Bu olay güya: M.S. 375-395 tarihleri arasında olasıymış. Bu iki keşiş te SUMELA’YI  inşa edesilermiş.                          

                    Oysa Kilisenin ilk kuruluşu ile Manastır haline dönüşümü arasında geçen bin yıllık süre hakkında hiçbir bilgi yoktur. Gerçekte ise bu TAPINAĞIN asıl kurucusu Trabzon İmparatoru Alexios III. KOMENUSTUR. Yunanlının kurnazlıklarından birisi de SUMELA Manastırının Yunanlılara ait olduğuna dair gizemli birkaç papaz ile bir düş uydurarak bu Manastırın Alexios III. Komenus adlı Kıpçak Türk Kaanı’nın M.S. 1375-1395 yılları arasında yaptırdığı Manastıra avantadan sahiplenmenin en kolay yolunu bulmuşlar, çok ta başarılı olmuşlardır. Taş atmadan, kolları yorulmadan Sumela Manastırı ve Külliyesinin sahibi olup çıkmışlardır. Uydurdukları düşler Hıristiyanlaşmış Komenusların güçlü Kaanı Alexius III.  Komenus’un M.S. 1375 ile 1395 yılları arasında yaptırdığı Sumela Manastırına sahip çıkmışlarıdır. Yunanlı kurnazlığıyla bu tapınağın gerçek yapım tarihi olan M.S. 1375-1395 tarihini, M.S. 375-395 tarihi olarak değiştirerek kendilerine mal etmek istemişlerdir. Dünya uluslarını hiç kimsenin gözünün yaşına bakmadan kandıran Yunanlı, tereyağından kıl çeker gibi, asıl kurucuları olan Türklerin eserlerine ve tarihlerine konuvermişlerdir.

                   Yunanlı kurnazlığının başka çarpıcı örneklerinden bazıları da şunlardır. Hıristiyan olmuş Kumenus/Kommenus Kıpçak Türklerinin güçlü Kaanı Alexios III. Komenus’un Öz be Öz Türkçe SUMELA adıyla M.S. 1375 yılında Karadağ’da yapımına başlattığı bu Manastır ve Külliyesinin adını Türkçe SUMELA olarak koymasından hemen sonra aşağıdaki uydurmaları yürürlüğe koydular. MELA ve MELAS sözleri, kendi dillerinde KARA, SİYAH anlamına geldiği için onlar, bu Manastırın adının Yunanca Kara Dağ anlamına geldiğini, burasının da M.S. 375 yılında Yunanlılar tarafından yapıldığını yaymaya başladılar. Oysa M.S. 375 yılında Doğu Roma Devleti ile Yunanlıların hiçbir göbek bağları bile yoktu. Yunancanın Anadolu’da yayılması bundan en az 3 yüz yıl sonra gerçekleşmiştir. Anadolu’da yaşayan halkların Anadilleri Yunanca değildi. Buna rağmen Yunanca gelişme alanı göstererek bugünkü İngilizce gibi emperyalist bir dil özelliği kazanarak Anadolu  insanının birkaç kuşak sonra kendisini Yunanlı sanmasıyla sonuçlandı. Burada da DİN ile DİLDEN Milliyet duygusuna aktarılmış soylar görülüyor.

                   Yunanlının SUMELA MANASTIRINA sahip çıkmasının başka bir açıkgözlülüğüdür. Bu Yunan açıkgözlülüğüne ne yazık ki, Türkiye Cumhuriyeti Kültür Bakanlığı da olur vermiştir. Kültür Bakanlımızın Sitesinden yaptığımız alıntılar dosyamızın içindedir. SUMELA MANASTIRINDA bulunan Meryem Anamız {ra} kara-siyah renkli bir resmidir. Oysa SUMELA kara, siyah anlamına gelmez. SUMELA SÖZÜ; -SOL- yan, -SOL- taraf demektir.

                   SUMELA Manastırı ile Manastır kompleksinin gerçek kurucusu M.S: 1349-1390 yılları arasında 41 yıl hüküm sürmüş Tırabzon İmparatoru olan Alexius III. KOMMENUS’TUR. Alexius III. Kommenus’un ve onun yaptırdığı bu Manastır ve Kompleksinin Yunan’a, Rum’a mal edilmesi, sadece bir yakıştırma değil, BÜYÜK BİR TARİH HIRSIZLIĞIDIR.   Adamlar göz göre-göre Türk tarihinin önemli bir bölümünü çalmışlar, yüz yıllardan beri de tepe-tepe kullanmışlar. Taş atmadan, kolu yorulmadan medeniyetlerin üstüne oturmasını en iyi Yunanlılarla Çinliler ve Farslar becermişler.

                   Tırabzon İmparatoru III. Kumenus, Sumela Manastırını ve kompleksini bugünkü konumuyla yaptıran Türk İmparatordur. Bu Kıralın adı, ortaya koymaya çalıştığımız belgelerin gerçekliğinin en ciddi kanıtıdır. III.  Komenus’un adı hiç bir tevile hacet bırakmayacak kadar açık Türkçedir. KOMENUS, KUMAN, Türkleridir. Bu Türkler Hıristiyan olmuş Türklerdir. Kumanlar, Kıpçaklar en büyük İmparatorluklarını DEŞT-İ KIPÇAK adıyla kurmuşlardır.

                   İlerleyen zaman içinde Kumanlar eriyerek kimisi Rus, kimisi Gürcü, Kimisi Ukraynalı birçoğu da Ermenileşti. İşte bu Kuman Türk’ü, Alexius III. Komenus adıyla 1349-1390 yılları arasında 41 yıl Tırabzon da İmparatorluk yaptı. Kendisinden önce de iki adet Komenus unvanlı İmparatorun yaşadığı bu vesikalarla ortaya çıkmış oldu. Komenusların, Kumanların kurdukları bu Türk İmparatorluğunun adı “RUM İMPARATORTLUĞU “ŞEKLİNE SOKULARAK Yunanlılara mal edildi. TIRBAZON RUM İmparatorluğu çakma adıyla tarihe mal edilmeye çalışılan bu Devletin KOMENUS/KUMAN Türk İmparatorluğu olduğu artık daha fazla saklanamayacaktır. I. II. ve III. Komenus adlı İmparatorların hükmettikleri Halkın Kumanlar oldukları, tevil götürmez bir gerçektir. Şu tespitlerle bir gerçek daha ortaya çıkmış oldu. Böylece artık, Türk İmparatorluk listesine yeni bir Türk İmparatorluğu daha eklenmelidir. Bu İMPARATORLUK TUĞRABOZAN/TIRABZON KOMENUS TÜRK İMPARATORLUĞUDUR. Kurmançu dosyasında açıklandığı üzere MANÇU İmparatorluğunun da Türk İmparatorluk Listesine eklenmeli. Kurmançu-Mançu İnşallah yakında yayına girecek.} III. Komenus’un iktidarı 41 sürmüştür. Ondan önceki 2 komenus’un iktidarı 1204 yılında başladı. {Barack TIKLAYINIZ}

                   2010 yılında AKP hükümetinin izni ile Hıristiyanlarca Meryem Ana’nın göğe yükseliş günü sayılan 15 Ağustos günü 88 yıl sonra ilk ayin düzenlenmiştir. Bu ayini, Fener Rum PATRİĞİ DİMİTRİ BARTHOLOMEOS Yönetti. Böylece ÖZ be ÖZ Hıristiyan Türklerden olan Komenus, Kommenos, Kuman Türklerinin  tarihi eserleri Yunan’a peşkeş çekilmiştir.

………………………………………………..

                   *} Vikipedi {alıntı}

                        YUKARIDAKİ FOTOGRAFTA: HIRİSTİYAN OLMUŞ KOMMENOS, KUMMENUS, KOMENUS, KUMENUS=KUMAN TÜRKLERİNİN M.S. 1375-1395 YILLARI ARASINDA YAPTIKLARI MİMARİ ŞAHESERLERİNDEN KAYA KİLİSE ŞEKLİNDEKİ SUMELA MANASTIRI  GÖRÜLÜYOR.

 

                   ”SUMELU=SOL YAN, SOL TARAF.” 13

...............................................

                        13} Sümer Dili-Grameri Prof. Dr. Mebrure Tosun, Prof. Dr. Kadriye yalvaç. TTK:1981 S:120.

 

                   SUMELA sözü öz be öz Türkçe SOL YAN, SOL TARAF anlamına gelir bir terimdir. SUMELA  Manastırını yapan Hıristiyan olmuş Komenus/Kıpçak Türkleridir. Bu Manastıra SUMELA adını Sümer Türkçesi ile Türkler koydular. Bazı internet sitelerinde SUMELA sözünün -MELA- sözünden gelebileceği, -MELA- sözünün kara-siyah anlamına geldiği yazılmıştır. Bunlar fuzuli yakıştırmalardır. Bilimsel değerleri yoktur. Sümer Türklerinin Milat’tan binlerce yıl önce büyük medeniyetler kurmuş olduklarını dikkate katarsak, SUMELA sözünün bu bölgede yurt tutmuş kadim, Ön-Türklerin dilinde korunduğunu görürüz. Bu sözün Avrupa dillerinde de korunmuş olması mümkündür. Hıristiyan olmuş Ön-Türklerin varlığını unutmuş ve unutturulmuş Anadolu Türkleri, onları Yunanlı sanmış ve öyle de kandırılmışlardır. Anadolu’da Yunan diye bir ulus yoktur. Yunanlıların uluslaşmalarında ise en büyük katkı Türk boy ve oymaklarınındır. Yunan’ın sanılan ilâh ve ilâhelerinin hiçbirisi Yunan’ın kendi kültüründen ve medeniyetinden de doğmamıştır. İleride tamamını İnşallah yayına alacağız. {Ares-TIKLAYINIZ} {ZEUS-TIKLAYINIZ}

                Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığının Resmi Sitesinde SUMELA MANASTIRI hakkında Devletimizin Resmi görüşünü birlikte görelim. Sonra da açıklamalarımızı yapalım:

                “TÜRKİYE CUMHURİYETİ KÜLTÜR -TURİZM BAKANLIĞI”

                “Meryem Ana adına kurulan Manastırın ‘SUMELA’ adını siyah anlamına gelen ‘MELAS’ sözünden aldığı söylenmektedir. Bu adın Manastırın kurulduğu koyu renkli Karadağlardan geldiği düşünülmekte ise de, SUMELA kelimesi buradaki Meryem Ana tasvirinin siyah rengine bağlanabilmektedir.

                   Rivayete göre Doğu Roma İmparatoru I. Theodosius zamanında {M.S: 375-395} Atina’dan gelen Barnabas ve Sophronios adlı iki rahip tarafından  kurulmuştur. 

                   SUMELA Manastırının şimdiki durumuyla varlığını M.S: 13. Yüzyıldan itibaren sürdürdüğü bilinmektedir. M.S: 1204 tarihinde kurulan Trabzon KOMNENOSLARI PRENSLİĞİ’NDEN III. ALEXİOS {M.S:1349-1390} zamanında Manastırın önemi artmış ve fermanlarla gelir sağlanmıştır. III. ALEXİOS’UN oğlu III. MANUEL ve sonraki dönemde de SUMELA yeni fermanlarla zenginleştirilmiştir.

                Dar ve uzun bir merdivenle Manastırın ana girişine ulaşılmaktadır. Giriş kapısının yanında muhafız odaları bulunmaktadır. Buradan bir merdivenle iç avluya inilmektedir. SOLDA, MANASTIRIN ESASINI TEŞKİL EDEN VE KİLİSE HALİNE GETİRİLEN MAĞARANIN ÖNÜNDE ÇEŞİTLİ MANASTIR BİNALARI BULUNMAKTADIR. SAĞ TARAFTA KÜTÜPHANE YER ALMAKTADIR.         Yine SAĞDA yamacın ön yüzünü kaplayan büyük balkonlu bölüm keşiş odaları ve misafir odaları olarak kullanılmıştır ve M.S. 1860 yılına tarihlenmektedir.”

…………………………………………………………………

                   *} T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Sumela Manastırı Dinsel Yapılarımız

…………………………………………..

                        2} Tatilyerleri.org {alıntı}

                   YUKARIDAKİ FOTOGRAFTA: HIRİSTİYAN OLMUŞ KOMMENOS, KUMMENUS, KOMENUS, KUMENUS=KUMAN TÜRKLERİNİN M.S. 1375-1395 YILLARI ARASINDA YAPTIKLARI MİMARİ ŞAHESERLERİNDEN KAYA KİLİSE ŞEKLİNDEKİ SUMELA MANASTIRI  GÖRÜLÜYOR.

 

                Kültür ve Turizm Bakanlığımızın Resmi Sitesinde Tırabzon/ Tuğra-Bozan>Tuğrabozan İmparatorlarının sadece Yunancaya dönüşmüş adları zikredilmektedir.

                Kültür Bakanlığımızın yukarıdaki açıklamasındaki: “III. Alexios, III. Manuel” sözlerini okuyan herhangi bir kişinin ki, bu kişi Türk olsun, Grek olsun veya Zimbabveli birisi olsun, bu sözlerden yukarıda adları geçen III. Alexios ile oğlu Manuel adlı kişilerin Yunanlı oldukları sanılabilir. Bu metni Çinli de okusa, Rus’ta okusa, İngiliz, Fransız, Arap, Acem de okusa, bundan başka bir şey anlaması oldukça zor görünüyor. Bakanlığın Resmi Sitesinde Bu Devletin adı: KOMNENOS olarak aynen Yunanlının görüşüne uygun tarzda yazılmış olması düşündürücüdür. Oysa bu Devletin adı: KOMENUS, KOMENOS’TUR. KUMANUS, KOMEN, KUMEN, KUMAN demektir ki, bu da Kutsal adam. Kutlu kişi, Mübarek insan anlamına Türkçedir ve TÜRK demektir. Türklerden bir Boy’a da Kuman Türkleri denmektedir. Ayrıca da Mısırda kurulmuş, M.S. 1517 yılında Ridaniye Zaferiyle Osmanlı Türk İmparatorluk topraklarına katılmış olan Mısır Kölemenleri de Kumanlardır.

                Kültür Bakanlığımızın Sitesinde sadece III. Alexios ve III. Manuel adlarıyla anılan bu Kuman Kaanlarının adlarını bazı İnternet siteleri yazarları cesurca Alexios Komenus, olarak kayda almışlardır. Bu kişilere çalınan Türk tarihine karşı, cesur duruşlarından dolayı teşekkür ediyorum.

                SUMELA NE DEMEKTİR?

                “Meryem Ana adına kurulan Manastırın ‘SUMELA’ adını siyah anlamına gelen ‘MELAS’ sözünden aldığı söylenmektedir. Bu adın Manastırın kurulduğu koyu renkli Karadağlardan geldiği düşünülmekte ise de, SUMELA kelimesi buradaki Meryem Ana tasvirinin siyah rengine bağlanabilmektedir.” Kültür. Bakanlığı Sitesi

                Bakanlığın anılan Sitesinde SUMELA sözünün ‘Melas’ tan geldiği iddiasına katılınmamakla birlikte Hz. Meryem’in tasvirinden bu adın verildiği savına katılındığı gözleniyor.

                   ”SUMELU=SOL YAN, SOL TARAF.” 13

.....................................................

                        13}Sümer Dili-Grameri Prof. Dr. Mebrure Tosun, Prof. Dr. Kadriye yalvaç.TTK:1981 S:120.

 

                “Giriş kapısının yanında muhafız odaları bulunmaktadır. Buradan bir merdivenle iç avluya inilmektedir. SOLDA, MANASTIRIN ESASINI TEŞKİL EDEN VE KİLİSE HALİNE GETİRİLEN MAĞARANIN ÖNÜNDE ÇEŞİTLİ MANASTIR BİNALARI BULUNMAKTADIR. SAĞ TARAFTA KÜTÜPHANE YER ALMAKTADIR.” {Kültür Bakanlığı Sitesi}

                KÜLTÜR Bakanlığının sitesinde Manastırın yer ve konumunu tanıtan açıklaması, bizim ortaya koymakta olduğumuz SUMELA, yani SOL YAN, SOL TARAF açıklamamızı pekiştirmektedir. GERÇEKTEN Manastırı gezen kişilerle yaptığımız görüşmelerde onlar da Manastırın SOL yanda olduğunu açıkladılar. Bu açıklamalar bizim ortaya koymakta olduğumuz SOL taraf tezimizi desteklemektedir.

                “Theodosius devrinde {M.S: 375-395} ilk kaya kilisesini kurarlar. Manastırın Bu tarihler arasında yapıldığı sanılıyor. Bazı araştırmacılara göre ise burası M.S: 385 yılında, bazılarına göre de M.S. 472 yılında yapıldığı söylenmektedir.

                Bu efsaneler/söylenceler bir tarafa bırakılacak olursa, Bu Manastırın tarihini, Trabzon Komnenosları devrinden sonra incelemek mümkündür. Trabzon Komnenoslarından III. Alexios burasını yeni bir tesis halinde M.S. 1360 yılında inşa ettirerek 17 metre yüksekliğinde, 40 metre uzunluğunda, 14 metre genişliğinde 72 odalı bir tesis yaptırmıştır. Trabzon Kıralları bu Manastıra vermiş oldukları hediye ve haklarla halkın desteğini sağlamışlardır.” 14

………………………………………..……..

                        14}Trabzon-Sumela Manastırı- wowturkey.com/forum/viewtopic.php?WOWTURKEY.COM

                Yukarıdaki alıntıda görüldüğü üzere, bu Manastırın Theodosios zamanında kurulmuş olduğu kökten yalandır. Bunlar çakma söylencelerle Yunanlıya mal edilmek üzere uydurmalardan öteye geçememektedir. İşin içine birkaç gizemli düş ile birkaç kuzen papaz sokarak konuyu Milat yıllarına kadar çıkarma gayreti, gerçekler karşısında tutunamayacaktır. Yunanlı kurnazlığı ile KOMENOS’U KOMNENOS şekline sokarak, onların Kaanlarının adlarının Yunancaya dönüşmesinden yararlanarak bu apaçık Türk Devletini Yunanlıymış gibi gösterip, Karadeniz’de hak iddia etmeye kadar vardırmışlardır.

                Bunun en açık belgesi; HIRİSTİYANLAŞMIŞ KUMAN, KOMENUS TÜRKLERİNİN KURDUKLARI SUMELA MANSTIRININ, 2010 YILINDA ONARILARAK, FENER RUM PATRİKHANESİNE AYİN YAPTIRILMASIDIR. YUNANLININ HİÇ BİR HAKKI, HİÇ BİR KATKISI, ALIN TERİ OLMADIĞI HALDE HIRİSTİYANLAŞMIŞ KOMENOS, KUMAN  TÜRKLERİNİN ÖZ ESERİ OLAN SUMELA MANASTIRINA SAHİPLENMELERİ, HEMEN ARDINDAN DA ABD. DENİLEN DEVLETTE OTURAN 200 KADAR YUNANLININ TÜRKİYE’YE GELEREK AYASOFYADA AYİN YAPMAK İSTEMELERİ, ALINAN BU YANLIŞ KARARIN SONUCUNUN  ÖN HABERCİSİ DEĞİL MİDİR?                                       

                 YUNANLILAR: HIRİSTİYAN OLMUŞ KUMENUS, KUMAN TÜRKLERİNİN KURMUŞ OLDUKLARI SUMELA MANASTIRI’YLA BİRLİKTE TIRABZON KUMANOS TÜRKLERİNİN HEM DEVLETİNİ, HEM TAPINAKLARINI, HEM DE TARİHLERİNİ ÇALDILAR.

               

                                                        Rüstem  KOCADURMUŞOĞLU – BİLGE ATA

               ESUMELA VE TÜRK ORTODOKS PATRİKLİĞİ

               BİR YANDAN AKDAMAR > AHTAMARA KİLİSESİNİ, ÖBÜR YANDAN SUMELA MANASTIRINI ONARARAK ERMENİ’YE, RUM’A, YUNANLIYA ALTIN TEPSİ İÇİNDE SUNMAKLA, BU ULSULARI MEMNUN ETMENİN MÜMKÜN OLAMAYACAĞINI YÖNETİİCİLERİMİZ KEŞKE BİLSELERDİ. ERMENİ’Yİ, RUM’U, YUNAN’I KOSKOCA CİHAN DEVLETİ OSMANLI ATALARIMIZ MEMNUN EDEMEMİŞKEN, SİZ Mİ MEMNUN EDECEK MİŞSİNİZ? RUM PATRİKLİĞİNE ALTIN TEPSİ İÇİNDE SUNDUĞUNUZ SUMELA MANASTIRININ NE YUNANLIYLA, NE DE RUM’LA HERHANGİ BİR İLİŞKİSİNİN OLMADIĞINI DEVLET YÖNETİCİLERİMİZ KEŞKE BİLMİŞ OLSALARDI.                                                   DEVLET YÖNETİCİLERİMİZ KEŞKE ŞU AÇIKLAMALRDAN SONRA YENİDEN BİR DAHA DÜŞÜNEBİLSELRDİ. YOL YAKINKEN BU AYKIRI UYGULAMALARDAN VAZ GEÇSEK NE KADAR UĞURLU OLURDU.

                Eğer hakkaniyet ve adalet, söz konusu ise bu Manastırın asıl sahipleri olan KOMENUS>KUMAN Türklerinin TEBERİĞİ>ARMAĞANI olan bu öz be öz TÜRK eserini, Türk Ortodoks Patrikliğine vermek çok hayırlı bir icraat olur. Bu Manastırda Yunan’ın en ufak bir çakıl taşı kadar ne hakkı, ne emeği, ne alın teri, ne de bir mumluk göz nuru yoktur. Yunanlının hakkı olmayan işlere en çok onların hakkı varmış gibi dalmalarının önü kesilmelidir. Hiç vakit kaybetmeden Türk Ortodoks Patrikliğine yetki verilerek bu Manastırın tapusu devredilmeli, bu bugünkü siyasal ortamda gerçekleştirilemiyorsa, ileride siyasi ortam uygunlaştığında vakit geçirilmeden yapılmalıdır.

                Anadolu’da yapılmış bu ve öteki bütün manastırlar, kiliseler, şapeller doğrudan doğruya Hıristiyan Türklerin eseridir. Anadolu’nun hiç bir yerinde Yunan tapınağı yoktur. RUM da kesinlikle Yunan değildir. Anadolu’daki Ermenilerin nerede ise tamamı Kıpçak Türkleridir. Hınçakyan Terrör örgütünün yöneticisi Çallıyan Karabet’in itiraflarına göre Çukurova Ermenilerinin hiç birisi bir tek cümlecik Ermenice bilmiyorlardı. Gregorian ve Ortodoks Hıristiyanlığı seçen Kıpçak Türkleriyle öteki Türk oymaklarından pek çoğu zamanla Ermeni keşişlerinin teşvikleriyle kendilerini Ermeni kimliğinin içinde buldular. Böylece din duygusundan Milliyet duygusuna geçiş yapıldı. Bu savımızın en kolay çözümü DNA testleri yaptırmaktır. Konu ile ilgili ayrıntılı ve kapsamlı yayınımız başladığında gerek Facebook’tan ve gerekse  www.bilgeata.com  Sitemizden duyuru yapılacaktır. Anadolu ve Kafkaslarda yaşayan Ermeni kimlikli kişilerin nerede ise tamamına yakın kısmı Anadil olarak Türkçe konuşurlar.

    “Bakıyoruz, 1071’i izleyen 15 yılda Anadolu’da imparatorluk ilan eden, orda-burada kale zapt edip beylik kuran, fetihlere girişen bir düzine kadar Ermeni asıllı Bizans askeri var. Sonra bunların soyuna ne olmuş bilmem. İhtimal,

a} fütuhattan vazgeçip marangoz-terzi oldular,

             b} devir bunların devri deyip hidayete erdiler, çocuklarına da tembih ettiler “oğlum Ermenice konuşma şimdi laf eden olur” diye.” 15

……………………………………………………………..

                        15}Sevan Nişanyan Taraf gazetesi 26-10-2009{Bilgeata.com  TIKLAYINIZ.}

                Bunlar Sevan Nişanyan’ın iddia ettiği gibi, hemen Türkçe öğrenmediler. Zaten onlar Anadilleri Türkçe olan Ermenileşmiş Türklerdir. Bir ulus öyle kolay-kolay kendi dilini bırakmıyor, bunun örnekleri yeryüzünde dolup-taşıyor. Sevan >Nişanyan’ın iddia ettiği gibi o günün Ermenileri hemen kendi, dillerini bırakıp Türkçe öğrenivermiş topluluklardan değildir. O günün Ermenileri sanılan ve bugünün Ermenileri olan insanların kökenleri Kıpçak>KUMAN Türkleridir. Gregoryan adlı bir keşiş Hıristiyanlığın ilk dönemlerinde Kıpçakların>Kumanların arasında Hıristiyanlığı yaymaya başlayınca Kıpçaklardan önemli oranlardaki topluluklar bu Dine girdiler. Papazların gayretleriyle kilise ve şapellerde Yafes’in torunlarına Ermenilik binci aşılanarak Ermenileştirildiler.  Akdamar Kilisesi açılırken bu âyine katılmak üzere oraya gelen Ermeni kimlikli kadın ve Erkelerden bazıları ne güzel akıcı bir Türkçe ile konuşuyorlardı. Bunlardan bir-iki kuşak yukarıya çıktığınızda onların dedeleri, neneleri de Anadil olarak Türkçe konuşuyorlardı. 

                                                        Rüstem  KOCADURMUŞOĞLU – BİLGE ATA

                   YUNANCA NE ZAMAN DOĞU ROMA’NIN RESMİ DİLİ OLDU?

                M.S: 610 yılından itibaren Doğu Roma Devletinin resmi dili Grekçe/Yunanca olmaya başladı. Anadolu’da Hıristiyan Ortodoks olmuş Türklerle Hz. İbrahim {sav}’in Torunu Iysu’nun oğlu Rum’dan soylanan Yafesin Torunu Rum’un çocuklarının Yunanca öğrenerek Yunanlı papazlar eliyle önce din taassubunun için çekilip, sonra da dinden milliyet duygusuna sürüklenerek Yunanlılık bilinci aşılandığını artık bütün dünya bilmelidir. 1925 yılında yapılan Mübadelede Yunanistan ile mübadele edilen Kostas Karamanlis ailesinin soyadlarına dikkatle bakmak, bu konuyu çözmek için yeterli olabilir. Karamanlis iki yıl önce son seçimleri kaybedince Başbakanlıktan ayrıldı. Soyadı: KARAMAN-LİS idi. KARAMAN sözü apaçık Türkçedir. Türkçenin korunması için ferman çıkartan Karamanoğlu Mehmet Bey’i hatırlayınız. Karaman-lis sözündeki LİS takısındaki S harfini atarsanız, LI-Lİ kalır. O zaman yeniden yazarsak: KARAMAN-Lİ>KARAMANLI olur. Bu Karamanlı Türklerden önemli bir bölümü Diyarbakır İl’imiz çevresine yerleşmişlerdir. Bunlar zamanla Kurmançu ağzı öğrenerek kendilerini Kurmançu olarak ifade etmekteydiler. Bunlar Hazro, kulp ve öteki ilçelerin, kasaba ve köylerinde yoğun olarak yaşamaktadırlar. Bunlardan bazılarıyla görüşmelerimiz oldu. Onlar daha önceleri gerçek kimliklerini öğrenmiş ve hatta Karamanlı soyadını yeniden almışlardır.         

                RUM KİMDİR? RUM>ROMA;>RUMAH>URUMAK>IRMAK

                "Türkler, aslında yirmi Boy'dur. Bunların hepsi-Tanrı kutsal kılası-Yalvaç Nuh oğlu Yafes, Yafes oğlu "Türk"e dek ulanır. Bunlar, Tanrı kutsal kılası-Yalvaç İbrahim oğlu İshak, İshak oğlu "Iysu", Isu oğlu "Rum"u andırır” 16  an

………………………………………………………………..

                      16}  Divan-ü Lügat-it-Türk Kaşkarlı Mahmut. Tdk. Yay. Besim Atalay C=1. S:28

                      Kaşgarlı Mahmut, bu tespitleri yaparken tarihe de çok önemli notlar düşmüştür. Öncelikle Hz. İshak {sav} Atamızın ilk oğlu Iysu,,{İysa ve Is}’ adını taşır. İkinci oğlu ise Hz. Yakup {sav} dır. Hz. Yakub {sav}’e İsrail de denir. {Ayrıntılı bilgi için 1. Ceyhun’dan, Ceyhan’a Çalıştay Raporları. Ceyhan Belediyesi yayınları Rüstem Kocadurmuşoğlu-Bilge Ata} {İSRAİL Tıklayınız.} Bunlar ikizdirler. Iysu, {IS, ve İSA}, önce doğmuştur. IYSU, {IS, ve İSA} sözleri Türkçedir. Yakub sözü de Türkçe olduğu gibi, İbrahim adı da Türkçedir. Bu adların hiç birisi, ne Arapçadır ve ne de İbranicedir. İshak ve İsmail adları dahi, öz-be-öz Türkçedir. Bunların ayrıntısına giremiyorum. Iysu, Is veya İysa sözü dikkatle bakılırsa, Hz. Iysa {İsa}  {sav} Efendimizin adının aynıdır. Is, Türkçede Sahip anlamınadır. Hepimizin bildiğimiz, Is-sız ada, ıs-sız orman, ıs-sız çöl sözleri sahipsiz demektir.

                Divan-ü Lügat-it-Türk’te sözü edilen RUM kimdir ve RUM sözü ne anlama gelmektedir? RUM; Hz. Yakub’un büyük kardeşi Iysu; {Is, İysa}’nın oğludur. Bu duruma göre Rum, doğrudan doğruya Hz. İbrahim {sav} Torun’un oğludur. Rumlar, Hz. Ishak {sav}in Torunudur. Hz. Yakup {sav}in yeğeni, Hz. İbrahim {sav}in de torununun oğludur. Şu anılan Peygamber Efendilerimiz ise SÜMERLİDİR. Bu belgelere göre RUM, YAFES {ra} ATAMIZIN Soyundan gelmektedir. Bu sorun’un en kolay çözüm yolu DNA. Testleridir. Rum yöneticilerinin yürekleri yetiyorsa hiç vakit geçirmeden –Y- kromozomu testi yaptırıversinler. Sonucuna biz seve-seve katlanırız. İşte meydan!

                 Aşağıda RUM ve ROMA sözlerinin anlamlarını gördüğümüz zaman, bu konu daha iyi anlaşılır hale gelecektir. Biz bu işin kolay bir çaba olmadığını biliyoruz. Zaten yukarıdan beri açıklamaya çalıştığımız ve daha nicelerini açıklayacağımız belgeler, oldukça önemli, önemli olduğu oranlarda da gerekli konulardır. Atalarımızın gerçek konumunu, gerçek değerini aydınlatmak için gösterilecek her çabayı saygıyla selamlıyoruz. RUM ve ROMA hakkında Adile Ayda Hanım Efendinin tespitleri aşağıdadır:

                “Etrüsk yazıtlarında Roma şehrine; RUMAH, RUMAK adı verilmektedir. Benim görüşüme göre bu kelime URUMAK okunmalıdır. Bilindiği gibi Türkçede lehçeye göre telaffuzu değişen URUMAĞ, IRIMAĞ, IRIMAK, IRMAK kelimeleri NEHİR>IRMAK anlamına gelir. Böylece, Etrüskler için en önemli bir IRMAK, yani TİBER üzerinde kurulmuş bulunan ROMA: IRMAK ŞEHRİ olarak adlandırılmıştır.” 17

.......................................               

                         17} Etrüskler Türk mü idi? Adile AYDA Türk K.A. Enstitüsü.1974 Ankara S:78 

                   Bu belgeye göre Etrüsk Yazıtlarındaki RUM sözü de, ROMA sözü de, IRMAK anlamına Türkçe olarak okunmuştur. Etrüskler, Roma’yı Kuran Türklerdir. Roma sözü, Irmak demek olduğuna göre, bu Kent’in kurulduğu alanın topografyası da bilinmelidir. Roma’nın kurulduğu alan, {TEBER, TEVERE, TİBER} IRMAĞININ suladığı alandır. ROMA, bu IRMAĞIN çevresinde kuruldu. Bu alan bataklılarla kaplıydı. Etrüsk Türkleri, bu bataklıkları kurutarak, bu alan üzerine ROMA’YI kurdular. TEBER, TİBER, TEVERE IRMAĞI’NIN adı da Türkçedir. Türkçede TEBERİK sözü: “ÇOK DEĞERLİ BİRİNDEN KALAN ÇOK DEĞERLİ BİR ARMAĞAN” demektir. Buna göre TEBER, TEVERE, TİBER IRMAĞI çevresinde Öndevirlerde yaşamış Ön Türklerin varlığını öğreniyoruz. TİBER adını taşıyan başka bir ırmağın Filistin’de olduğunu kadim tarihler, ön-tarihler bildiriyor. ROMA ve RUM sözü, IRMAK anlamına Türkçe bir sözdür. Filistin’deki Teber Irmağının adını da Türkler koydular. Çünkü Filistin sözü de Türkçedir. İnşallah yakında Açıklayacağım.

                                                        Rüstem  KOCADURMUŞOĞLU – BİLGE ATA

                    


 
  2017 © Bilge Ata. Tüm Hakları Saklıdır.   Son Güncelleme Tarihi: 05.07.2017Tasarım & Kodlama: ER-AY Bilgisayar