Bilge Ata  
Site içi arama :
 
      Ana Sayfa   |   Din   |   Köken Bilimi   |   Güncel Makaleler   |   Araştırmalar   |   Belgeler   |   Hakkımızda   |   İletişim
 
 
 

 
Anket
Amerikalıların Kızılderililere yaptığı soykırım hakkında ne düşünüyorsunuz?
 Evet Soykırım yapmıştır
 Hayır Yapmamıştır
 Kısmi olarak soykırım yapmıştır

 
 
Ziyaretçi İstatistikleri
Aktif: 35
Bugün: 354
Toplam: 1.110.458
 

MAVİ MARMARA

 

 

                                             

                                      Rüstem KOCADURMUŞOĞLU

                                        Bilge Ata  Eğitimci-Yazar

                                            Teolog-Kökenbilimci

                                                Adana-Türkiye

                                       

                 MAVİ MARMARA GEMİSİ, İSRAİL NEREYE KOŞUYOR?

 

                ABD’lilerin Yahudi’leri körü-körüne desteklediklerini sanan dünya insanları, aşağıdaki açıklamalarımızı gördükten sonra, bu desteğin körü-körüne olmadığını inşallah anlarlar. Esasen ABD Ülkesi, halkı ve Devletinin katı bir Siyonizm burgacında olduğunu, kendi yazarları ve düşünürleri açıklıyorlar. Konunun kökenlerini, gerçek mahiyetini bilmek, insanlığa çok şey kazandıracaktır.

                Tarihi sürecin M.S: 1520 yılı itibariyle Cermen kökenli Marthin Luther’in Papayı Anti Crist>DECCAL olarak ilan etmesiyle Yahudiler lehine başlaması, Hitler Nazizm’inin yok ettiği Yahudiler, ABD’deki Siyonistler, İngiltere’deki Püritenlerle ilgili özlü bilgileri değişik bir açıdan göreceğiz.

               

                JUDAİZER=PÜRİTENLİK,=EVANGELİK PROTESTANLIK

 

                Judaizer demek, Yahudi yanlısı, Yahudi taraftarı, YAHUDİCİ demektir. Bu, öyle bir yandaşlıktır ki, bu yandaşlığı tarif etmek kolay-kolay mümkün değildir. Bu yandaşlıkta taassup derecesinin binlerce kat ötesinde bir dinsel bağlılık bulunmaktadır. Bu bağlılık, ana ile çocuğun bağlılığına benzer. Ana kendisini çocuğu için yok eder. Yudaizer/Yahudici de kendisini Yahudi uğruna yok eder. Çocuk ise kendisini anası uğruna yok etmeyebilir. Yahudi de kendisini Yudaizer>Yahudici uğruna yok etmeyebilir. ABD’ hükümetleri Yahudi’ye, görünürde İsrail’e verdikleri desteği çekecek olsalar, kıyamet kopar. Ama Yahudiler görünürde İsrailliler, ABD’ hükümetini desteklemekten vazgeçseler, kimsenin kılı kıpırdamaz. Judaizer terimi, Yahudi’den de Yahudici anlamınadır. Bu yandaşlığı daha etkin olarak kavrayabilmek, aşağıdaki konuları daha derinden kavramakla mümkündür. Judaizerlik,{Yudaizerlik}, Yahudi’cilik Yahve’nin kutsal Irk’ı sayma inancına varır dayanır. Yahudiciler,  Yahudi’yi kutsamak uğruna kendi varlıklarına son verebilirler.

               

                   MARTHİN LUTHER PROTESTANLIK PÜRİTENLİK

 

                M.S: 1520 yılından itibaren başlayan süreçte, Cermen kökenli Marthin Luther, Papayı ANTİ CRİST, yani DECCAL ilan ettikten sonra Avrupa’da Vatikan’ın etkinliği azalmaya başladı. İngiltere Vatikan’ın etkinliğini kırmak için Protestanlığa yöneldi. O sırada Yahudiler İngiltere’den kovuluyorlardı. William Tundale adlı bir İngiliz, Katolikliğin ahiret inancının aksine, Yahudiliğin dünya merkezli inanç Sistemi kurdu. Katoliklerdeki Ahiret inancına karşılık, Yahudiler ahiret inancını Tevrat’tan silmişlerdi. Anglosakson Püritenliğiyle Yahudilik, ahiret yerine dünya’yı ele geçirmek üzere kurgulanmış bir sistemde ikizleştirilerek birleştirildiler. Püritenlik Evangelik şeklinde yaygınlaşarak M.S: 1492 yılından itibaren  Avrupalı sömürgeciler, vahşetle işgal ettikleri Kızılderili Türklerin Kıtasına koloniler halinde göçtüler. KIZILDERİLİ SOYKIRIM TIKLAYINIZ

                O zamanlar bu Kızılderili Kıtasına New England, Yeni İngiltere denildiği halde, Judaizer göçlerinden sonra buraya New İzrael, Yeni İsrail demeye başladılar. Kızılderili Türkleri de Tevrat’taki ‘Arz-ı Mev’udu’ işgal etmiş KENANİLER sayarak, Tevrat’ıa dayanarak vahşie soykırımlarla soylarını geçirdiler. Gerçekte Tevrat’ta yendiklerini iddia ettikleri KENANİLERİ, kahraman Barak Türklerinin kahraman ordusunun eşsiz Komutanı Barak’ın yendiğini Tevrat yazarları itiraf ediyorlardı:                   

                “Megiddo {Armagedon} Sit bölgesinde otobüsten inerek ilerideki, antik toplum kalıntılarının kat-kat yer aldığı yapay bir höyüğe yürüdük.

                ‘Clyde:  Burada bir zamanlar eski bir KENANİ kenti varmış,’ dedi. Esdraclon ovasının uzayıp giden geniş düzlüğünün güney ucunda bulunduğumuzu, burasının kutsal Kitap'ta {Tevrat'ta} Jezreel vadisi olarak isimlendirildiğini de ekledi.

                “Bazı tarihçiler, dünyanın diğer yerlerinde yapılan savaşlardan daha çoğunun burada yapıldığına inanırlar. Eski fatihler Megiddo'yu, {Armagedon}'u, elinde tutan lider, bütün istilacılara karşı direnebilir derdi.”

“Joshua ve İsrail’lilerin KENANİLERİ tek savaşta nasıl yendiğini Jashua 12; 21, de okuyunuz. İki asır sonra -Judges 4-5'e bak- Deborah ve BARAK komutasındaki İsrail kuvvetleri, KENANİ’Lİ komutan Siseraya karşı bir meydan savaşı kazandılar.“ diye devametti.”1

…………………………………….                                                                                            

                        1}Tanrı'yı Kıyamete Zorlamak. Armagedon, Hıristiyan Kıyametçiliği ve İsrail- Grace Hollsell Kim Yay. İng. den çevirenler. Mustafa Acar-Hüsnü özmen 1. baskı. S=27. 2002 Ankara                                            

 

MEGİDDO, YANİ ARMAGEDON OVASI       

 

Bu Ova hakkında çok kişi çok şey duymuş olsa da gerçeğin mahyetine akıl erdirmeyi denememiş olabilir. Bu Ova son yıllarda çevrilmiş bir sinema film’inin de konusuydu. Film’in adı: “ARMAGEDON SAVAŞLARI” dır. Holywood denilen yerde sıra dışı filmler çevrilir. Bu filmlerin daha sonra gerçek hayata uyarlandıkları çok görülmüştür. Aşağıda sunacağım konu Sayın Uğur Dündar tarafından Star TV. de akşam haberlerinden açıklandı. Kendisine bu uyarısından dolayı teşekkür ediyorum. "LOST ve benzeri dizi filmlerde Türk gemilerinin teröristlik yaptıkları, Türk bayrakları da gösterilerek Türkiye ilerleyen zaman içinde Terörist devletler sınıfında sayılmak istenebilir." Holywood denilen fesat yuvasında bunların alt yapıları hazırlanıyor. Örnek: Uzaylılar gelirler, ABD’lilerin beyinlerini çalar, kendilerine köle yaparlar. Bu film şimdi uygulama alanına konulmuş, dünya insanlarının, ulusların, Boy’ların, oymakların, etnik toplulukların, fikren, zihnen bütün benliklerine el konularak, Amerikancı yapılmaktadırlar. Amerikanlı Cony’lerin gençleri nasıl saldırgan, vurdum duymaz, terbiyesiz iseler, dünya gençleri de öyle olmaya başlamıştır. Grace Hollsell anılan eserinde:

                “{Armagedon}'u, elinde tutan lider, bütün istilacılara karşı direnebilir derdi.”

Yahudilere göre bu Armagedon Ovası, Kutsal bir Ovadır. Şimdi burasını kim elinde tutuyor? İsrail. O halde burada yapılacak savaşları kim kazanıyor? Armagedonu elinde tutan kazanıyor. İsrail’in çevresi istilacılarla kuşatılmış mıdır? Evet, İsraillilere göre Armagedon Ovasının çevresi istilacılarca kuşatılmıştır. Bu istilacılar kimdir? Şimdilik Filistinlilerdir. Gelecek süreçte Yahudilerin yaşadıkları her yer kutsal sayıldığından Anadolu, Kafkaslar, Balkanlar, Ortadoğu, Asya, Afrika, Avrupa düşman güçleri olan KENANİLER tarafından istila edilmiş kabul edilecektir. Öyle ise Armagedon’u elinde tutan güç, yani İsrail çağdaş KENANİLER olan bu günkü Türk, Arap, İranlı, Kürt, Zaza, Ermeni, Rus, Azeri, Gürcü, Yunan, Bulgar, İtalyan, Fransız ve öteki bütün ulusları yenmeli, egemenliği altına almalıdır. İsrail ABD’li Püritenlerle birlikte Armagedondan yürümeli, Afganistan’ı, Irak’ı vurmalı, öteki ülkelere boyun büktürmeli, berikilere diz çöktürmelidir.

                        “Efendim! İsrail sadece Filistinlilerle savaşıyor. Bu kadar ülke ve bu kadar ulus’u İsrail, nasıl diz çöktürecek? denirse Biz de derizki:

                “İsrail bu sistemde sadece ileri bir karakol konumundadır. Onların işçi karıncaları yukarıda söylediğimiz, ABD’li Püritenlerdir.

 

                ARMAGEDON’DAN KERKÜK’E, ERBİL’E

 

                Irak çökertildikten sonra gûya ABD Irak’tan çekiliyor. Bunun yerini kim alıyor? Yahudi kökenli Mesut Barzani alıyor. İsrail ise Irak’a 140 bin Kürt Yahudisi adı altında 140 bin kişilik Siyonist Yahudi sokuyor. Mesut Barzani’nin, peşmerge adı verilen gerçekte Alpertunaga’nın Büyük oğlu, Bars Kan’ın/Bars Han’ın torunları olan İskit/Saka Türk Kökenli Barzan Aşiretinin çocuklarını, Kürt kimliğine girerek ele geçirmiş bulunuyor. Alpertunga’nın torunu olan Türk kökenli peşmergeleri şimdi İsrail genel Kurmay Başkanlığı askeri eğitim vererek yetiştiriyor. ABD li Judaizer/Yudacı/Yahudici George Bush’un işgal ettiği bütün topraklar, Yahudiler, yani Siyonlar-Püritenler tarafından yönetilecek konuma getiriliyor. Şimdi sıra, PKK’nın Irak’ın Kuzey’inden çıkartılmasındadır. Bu gün 03/Haziran/2010 dün itibariyle Yahudi kökenli dönme Mesut Barzani; BARZANİLER TIKLAYINIZ Türkiye’ye geldi. Elindeki dosyada: PKK’nın Irak’ın Kuzeyindeki yuvalanma alanlarının krokileri bulunuyor. Bu tıpkı 1967 yılındaki Haziran Savaşından önce babası dönme Mustafa Barzani’nin Irak’ın petrollerinin krokisini israil’e götürmesine benziyor. Barzani bir süre önce de, Diyarbakırı ayağa kaldırmaktan söz ediyordu. Şimdi köprülerin altından çok sular aktı. Yahudi kökenli dönme Mesut Barzani Celal Talebani’nin Erbil’deki parlamentosunu kapattırdı, Talebani’nin peşmergelerini de kendisine bağladı. Böylece de bir yanda ABD’nin etkin gücü, öbür yanda Alpertunga’nın torunları peşmergeler elinde silah, Barzanilerin, İsraillilerin, ABD’lilerin çıkarlarını korumak için köleleştirilmiş durmdalar. Önlerinde sorun çıkartan PKK’yı da Irak’ın Kuzey’inden sürdüler mi, bütün alanlar kendilerine kalıyor.

                 KANKARDEŞİM DİN KARDEŞİM KÜRTLER 

Türkler Kürtlerin kan kardeşleridir. Bir takım aşırıların, konuşmalarına sakın aldanmayın. Türkiye’yi bölmek, aslında Kürtleri kendinizi bölmektir. Unutulmasın ki, Avrupalı devletler de Fırsat bu fırsattır diyerek Çanakkale’ye çıkarma yaptılar, ama işler onların planladıkları gibi gitmedi. Çanakkale Savaşı, okumuş Türklerin savaşıdır. Ne kadar üniversiteli Türk genci varsa çarıklarını çekerek cepheye koştular. Düşmanların tam sırası dedikleri sıraları, onlara zından ettiler. 31 Mart 1325/13 Nisan 1909 günü Sultan Abdülhamit taht’tan indirildi. Ermeniler de tam sırası diyerek Adana İğtişaş’ını, yani Adana İsyan’ını çıkardılar, ama işler onların planladıkları gibi gitmedi. Bütün Adanalılar kelle koltukta Ermeninin bu isyanına kısa sürede dur dediler. Saygı değer Kürt Kardeşlerim! Kışkırtmalara, fitnelere kanmayınız. Türk Milletinin kardeşliğinden vazgeçmeyiniz. Türklerin sessiz çığlıkları kimseyi aldatmasın. Hiç kimse Türk Milet’inin sabrını sınamasın. Bunu çok devletler denediler, denediklerine bin pişman oldular. Anadolu’da pek çok il, ilçe ve köylerde yaşayan Ermeniler, 1914 yılından itibaren Avrupalı ve Rus sömürgecilerce kışkırtılarak kitlesel isyanlar çıkarttılar. 1915 Ermeni isyan modelini benimseyen bazı aşırı Kürt grupları, Anadolu’nun bazı yörelerine yerleşen Kan kardeşimiz, soy kardeşimiz,  Din Kardeşimiz Kürtlerimizi tıpkı Ermeni isyancılar gibi Anadolu’nun birçok yerinde kitlesel isyanlar çıkartmaya yönlendirmeye çabaladıkları biliniyor. Sevgili Kürt Kardeşlerim, Tatlı aşınıza zehir katmayın. Biz Türkler, savaştan korkan bir Millet değiliz. Yedi düvelle yetmiş cephede kıran-kırana savaştık. Ih bile demedik. 16 Büyük devlet ve İmparatorluk kuruduk. Bundan sonra da nicelerini Yüce Allah Zülcelâl’in izni ve bereketiyle kurarız. Kürtlerle Türkler Din yönünden de kardeştirler. Kutsal Dinimiz’in açık emri:” İnanan insanların kardeş olduğunu apaçık olarak ilan etmektedir. Bir Müslüman’ın kanı, canı, ırzı, namusu bir birine haram edilmiştir.  Toplu isyan çıkarma planı, Ermeni Diyasporasının planıdır. Kürdün böyle bir planı yoktur.  Böyle bir kalkışma felaketle sonuçlanacak bir hareket olur. Bundan en çok Ermeni diyasporası mutlu olacaktır. 1915 yılındaki Tehcir/Göçürtme sırasında Ermenilere saldıran bazı Kür aşiretleriydi. Bunları yeni kuşak Kürt gençleri bilmiyor olabilir. Bu gerçeği diyaspora Ermeni gençleri harfiyen biliyor ve Kürtleri yani sizin dedelerinizi Tehcir sırasında yaşananlardan sorumlu tutuyorlar. Yeni kuşak Ermeni gençleri, Kürtlerin atalarını, köylerini, kentlerini işgal etmekten de sorumlu tutuyorlar. Güneydoğu’ya yeniden gelip, köylerini, kentlerini, arazilerini Kürtlerin elinden almak için diş biliyorlar. Buna rağmen Devletler hukukunu işletmek için bazı aşırı Kürtçülerin T.C. dedikleri, Şanlı Türkiye Cumhuriyetini sorumlu tutmayı sürdürüyorlar. Böylece de Devletler hukukunu işleterek Türkiye Cumhuriyetinden toprak ve tazminat istiyorlar. Ermeniler yoğun olarak Turkomanya’da/ Güneydoğu’da yaşıyorlardı. Emperyalistler ilk fırsatta Güneydoğu’ya Ermenileri yerleştirecekler. Tamir ettirilen kiliseler boşuna mı tamir ettiriliyor? Bunları iyi düşünün,  iyi hesap kitap edin. Güneydoğu’lu Kürt aşiretleriyle Ermeniler arasında geçen olaylardan Devlet sorumlu tutulamaz. İki Halkın birbirleriyle çekişmelerinin sorumlusu Devlet değildir. TÜRKİYE TIKLAYINIZ. Kürtlerin arasına sızmış bir takım Ermeni ajanları, Kan ve Din kardeşleri olan insanları bir-birine düşürmek istiyorlar.

                TÜRKİYE’DE NÜFUS DAĞILIMI

 

                Türk:     63.365.000   

                Kürt:       6.500.000

                Arap:      1.050. 000

                Kafkas:   1.3.50.000   Çerkez:5.50.000.kişi,  Gerisi Kafkas karışık

                Zaza:         8 50.000

                Laz:              65.000

………………………………………………………………………………………………………….

                Türkiye Toplam nüfus:73.180.000. Yetmiş üç milyon yüz seksen bin

    Türkiye’de Türk nüfusu. 63.365.000. altmış üç milyon üç yüz altmış beş bin kişi. Türkiye’de yaşayan nüfusun % 90’ı Türk’tür. Dünyada yaşayan en kalabalık uluslar kategorisinde Çin ve Hindistan’dan sonra üçüncü Ulus Türk Ulus’udur. Dünya’da konuşulan Ulus dillerin en büyükleri Çin’ce ve Hintçeden sonra Üçüncüsü Türk dilidir. Dünya’da yaşayan Türklerin sayısı 380–400 milyondan daha fazladır. M.S: 2010 yılında Dünya’da Bağımsız Devlet Statüsünde BM. lerde temsil edilen 6 Büyük Türk Cumhuriyeti var. Dünyada Devlet statüsü verilecek kadar büyük 20 kadar Türk topluluğu var.                  

SIRF İRAN’DA 42 MİLYON TÜRK YAŞIYOR.

 

    DÜNYADA TOPLAM KÜRT NÜFUSU 15 MİLYON KADAR

                                                 

                 Türkiye’de:            6.500.000             

                 Irak’ta:                  3.550.000 

                 İran’da:                 3.275.000

                 Suriye’de:              1.150.000

………………………………………………………………………………………..

                    Dünyada Kürt nüfusu:14.75.000. On dört milyon yetmiş beş bin.                                                                      

                 Türkiye’de Kürt nüfusu:  6.500.000. Altı milyon beş yüz bin.

         

YAHUDİ HAHAMI SALLUM BARZANİ BELGE No: 1

                    2

……………………………………………………………………………….

.                        2}  Ahmet Uçar, Tarih ve Düşünce Dergisinin 2003 yılı Şubat  sayı= 36.S=31

   

                

                       

1. BELGENİN YENİ YAZIYA GEÇİRİLMİŞ HÂLİ

 

    Hıtab-ı Müşîrânelerine; Marûf-ı Abd-i Marûz-ı Çakerlerine!

    Musul Kazası Hahamlarından Haham SALLUM BARZANİ Nam YAHUDİ; güya İslâm taifesinden birine ıtale-i lisan etmiş diyerek Yahudi-i mersumu, katil namıyla der dest-i zencir-i bend olarak mahpus ve ba'dehu, Dersaadete celb ve keyfiyeti Meclis-i Vâlây-ı Ahkam-ı Adliyede bit-tezekkür Yahudi'yi mersumu, ba Fermân-ı Âlî; Selanik canibine tard ve teb'îd Buyurılarak ve el-hâlat hâzihi, ol canibde bîkes ve perişan hal ve hevasını dahi imtizac edemediğinden, mersumung vefatına sebep olacağından mâadâ, Musul'da bulunan etfal ve ve ayâli dahi nân-ı azîze muhtac oldıkları, bu defa Selanik ve Musul Hahamlarından Çâkerlerine hıtâben vürud eden mektuplarından müstebân oldığı; Ma'lûm-ı ılm, ârây-ı,

Rahîmâneleri Buyurıldıkda, Merahim ve Eşfahe-i Seniyyelerinden Mercûdır ki; Yahûdi'yi mersum, etfâliyle ma’an, Kudüs-i Şerîfde iskân ve leyl-ü nehâr ve ed’iyye-i Seniyye-i Hazret-i Mülûkânelerinde meşgul ve Mebâhî olınması husûsunda îcâb eden Emirnâme-i Hazret-i Vekâletpenâhî ısdarına İnâyet buyurılması bâbında;  Fermân Hazret-i Men Lehül Emringdir.     

                             22/Cemaziy-ül âhir/1272. {1856}

 

    1. BELGENİN SÂDELEŞTİRİLMİŞ HÂLİ

 

    MUSUL KAZASI HAHAMLARINDAN HAHAM; SALLUM  BARZANİ ADINDAKİ YAHUDİ, Müslümanlardan birine dil uzatmış {sövmüş} diyerek, adı geçen Yahudi, kâtil nâmiyle yakalanmış kelepçelenerek hapsedilmiş; daha sonra da Başkent İstanbul'a getirilmiştir. Durumu, memurların durumunun görüşüldüğü Meclis-i Vâlay-ı Akâm-ı Adliye'de incelenmiş, anılan YAHUDİ'Yİ, Yüce Ferman gereği Selanik'e sürülmesi, Buyrulmuş idi.  Orada kimsesizlikten perişan olmuş, havasına uyum sağlayamadığı için ölümüne sebebiyet vereceğinden başka, Musul' da bulunan çoluk-çocuğu da kuru ekmeğe muhtaç olmuş oldukları, bu kere Selanik ile Musul Hahamlarından kulunuza gelen mektuplardan anlaşıldı. Şefkatlı İradeniz,  Kutlu Merhametinizden umulur ki, anılan Yahudi, çocuklarıyla birlikte Kudüs-ü Şerifte ikamet ettirilmesi, gece gündüz Padişah'ın Saltanatının devamına duacı olması için Vekalet’ten/İçişleri Bakanlığından Buyrultu çıkartılmasına Yardım Buyrulması hakkındaki Ferman; Yüce Buyruk Sahibinindir.

                                            22/Cemaziyelâhir/1272{1856}                                                                                                                                                  

Yukarıdaki Osmanlı arşiv belgesinde görüleceği üzere SALLUM BARZANİ, Irak’ın Kuzey’indeki Musul Kazasında/İlçesinde 1856 yılında bir Yahudi Havrasında Hahamlık yaparken, bir Müslüman’ın -haşa- ”Allah’ına, Kitabına ve Peygamberine” sövdüğü için Osmanlı Türklerince sürgüne gönderilmiştir.  SALLUM BARZANİ adındaki Haham’ın adı ve unvanı bu arşiv belgesinde YAHUDİ HAHAMI olarak kaydedilmiş bulunuyor.

 

MESUT BARZANİ'NİN KISA GEÇMİŞİ

 

Mesut Barzani'nin Babası Mustafa Barzani, Mustafa Barzani'nin Babası 2. Abdüsselam Barzani, 2. Abdüsselam Barzani'nin babası 1- Abdüsselam Barzani'dir. Mesut Barzani, 1600 yılından beri Müslüman adları aldıklarını söylüyor. Yahudileri İspanya’daki Engizisyon’dan II. Sultan Bayazıt 1492 yılında kurtararak Osmanlı topraklarına yerleştirdi. Barzan Yahudilerinin buralara yerleşmeleri de o tarihlerde oldu. anılan tarih içersinde Sabatay Sevi Mehdiliğini ilan etti. Yakalanarak idama mahkum edildi. Yahudi dönmesi Şeyh’ül İslam tarafından ikna edilerek Müslümanlığı kabul ettiğini söyledi Cemaatinden {DÖNME-AVDETİ}’lerin bir kısmı Türk İslam kimliğine girererek Müslüman adları aldı, bir kısmı da Yahudi kimliğinde kaldı. George {Corç} Soros, Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy’nin ataları Yahudi kiliğinde kaldılar. Mesut Barzani’nin ataları da Kürt İslam kimliğine girerek Müslüman adları aldılar.

Osmanlı arşiv belgesinde adı geçen Musul İlçesi, Yahudi Hahamı Sallum Barzani ise Mesut Barzani ailesinden olduğu bu belgelerle ortaya çıkmış bulunuyor. Osmanlı arşiv belgesinde; Musul’da hahamlık yapan bir Yahudi olduğu apaçık yazılmıştır. Bazı Türk yazarlarının, bu yöredeki insanların çoğunluğunun Barzani adını taşıdıkları hakkında bilgileri eksiği-gediği ile kabul edilir buluyorum. Yörede Barzani adını alan Oymakların ise Mesut Barzani âilesi ile ilişkileri yoktur.  Bizdeki bazı yazarların bilgi eksikliğinden konuyu başka taraflara çekmekte olduklarına görüyorum. Birçoğunun maksadını aşan ifadelerle bilgi kirliliğine sebep oldukları, iyi niyetlilerin yanlış bilgiler vererek konunun anlaşılmasını güçleştirdiklerine inanıyorum. Osmanlılar Yahudi kökeninden gelmeyenlere Musevi derlerdi. Sallum Barzani adındaki küfürbaz Yahudi hahamının Barzani ailesiyle yakınlığı artık saklanamaz bir gerçekliktir. Sallum Barzani, Osmanlı arşiv belgesinde görüleceği üzere, hiçbir tevile hacet bırakmayacak bir açıklık ve yalınlıkla ‘ YAHUDİ ‘ olarak geçiyor.

 

BİRLEŞMİŞ MİLLETLERDE AMERİKAN HEGOMANİSİ

 

    BM. Güvenlik Konsey’inin İsrail’i kınayan Tebliğine, Gazze’ye giden yardımcılara direnişçi niteliği verilerek İsrailli askerlere karşı direndikleri cümlesi ekletilmiştir. Dikkatli gözlemciler için olay hafife alınacak bir olay değildir. ABD’li Evangelik-Protestan Püritenleri İsrail’den ayrı düşünmek, düşüncelerin en anlamsızıdır. Bu günkü ABD’ denilen devletin kuruluş mayası Siyonizm hamuru ile karıldığı için ABD’ bütün hatalarına rağmen İsrail’i niçin tutuyor. Büyük zaferi kazanan Komutanın adı Tevrat'ta BARAK olarak açıklanmaktadır. Komutan BARAK'IN Komuta ettiği askerlerin Türk askeri olduğu ise apaçık ortadadır. Açıkladığımız üzere daha sonra bu öz be öz Türk BARAK'LARI çökerek/asimile olarak Musevileştiler. Asıl Yahudi kökeninden genler ise, Musevilerin Yahudi olmadıklarını çok iyi bilirler.                     

 

                TONY TURK VE ABD’YE GÖÇMÜŞ MUSEVİLER

                Tony Turk adlı Amerikanlı bir Musevi’nin yaptığı çalışmalarda 2002 yılından 2009 yılına dek ABD’de Turk-Türk soyadı taşıyan Musevilerin sayılarının elli bin’i geçtiğini müjdeliyorum. Barak ve Aşkenaz Türk'lerinin Musevileştikleri halde BARAK ve Aşkenaz olduklarını unutmadıklarını, apaçık bir yalınlıkla görmekteyiz. BARAK adı, Tevrat’ta dahi geçtiğine göre, şimdi İsrail'in hem Başbakanlığını yapmış, halen de Savunma Bakanı olan Ehud  BARAK'I, ne ile açıklayabiliriz? Tony Turk web sitesini tıklayınız.

   Asimile olmuş/erimiş, Türklüğünü kaybetmiş Türk kökenlilerin, Türk Milletine yaptıkları zulmü, başka bir ulus, başka bir ulusa yapmamıştır. Biz ne çekmişsek bu kendi öz soyunu-sopunu unutmuşlardan

Çektik, hala da çekmekteyiz. Üstelik Siyonistleşen Türk kökenli Museviler, şimdi bütün dünyayı ele geçirmek için akıl almaz planlar yapıyorlar.

                İsrail askerlerinin Türklerin hatta yaralı Türklerin bile ellerini kelepçelemeleri, bence şaşırtıcı değildir. Bunu şaşırtıcı olarak sunanlar, konunun özünü bilmeyenlerdir. Dünya’da Bulgarlar kadar katı Türk düşmanı var mıdır denilirse, yok demek gerekir. Oysa Bulgarlar az miktarda asimile olmuş Türklerdir. İsrail yönetimine bakalım. Savunma bakanı Ehut Barak, Genel Kurmay başkanı Gabi Aşkenazi. Bunların ikisi de Türk kökenlidir. Birisi Barak Türk Boy’undan, Öbürü Alertunaga’nın Büyük oğlu, İskit/Saka Türklerindendir. Irak’ın Kuzey’ine bakalım. Irak’ın Kuzey’indeki Barzan aşireti de Alpertunga’nın Oğlu Bars Kan’ın/Bars-Han’ın soyundan, İskit/Saka Türklerindendir. BARAK TIKLAYIN.

 

                   PÜRİTENLER KIZILDERİLİ TÜRKLER VE KENANİLER

 

                “New England’daki ilk büyük soykırım hareketlerinden biri, 1637 de PEQUOT Kızılderili’lerinin yok edilmesiydi. Sömürgeci Püritenlerce uygulanan vahşeti göklere çıkaran resmî açıklamalar ise şöyledir:                     “Yeryüzü cennetinde Tanrının istemediği bu PEQUOT Yerlileri

Temizlendi. Öyle ki, şükürler olsun PEQUOT adı taşıyan kimse kalmadı.’

                Bu gün tanrı’nın izni altında yurduna bağlılık andı içen her Amerikan çocuğu, aslında bu soykırımı/Genocidi uygulayan Püritenlerin taşıdıkları retoriki eski Ahit’ten {Tevrat}’tan kaynaklanan düşünceyi miras olarak almaktadırlar. Püritenlerin eski Ahit’ten/Ahd-i Atik’ten aldıkları düşünce ise şudur:

                 ‘BİLİNÇLİ BİR BİÇİMDE, TANRININ SEÇİLMİŞ HALKINA OLAN VA’DEDİLMİŞ TOPRAKLARDAKİ KENAN HALKINI YOK ETMEK.’

                Soykırımı/Genocidi uygulayan Püritenler, yaptıkları işi tamamıyla dini liderlerinin kontrolünde gerçekleştiriyorlar, kutsal görevlerini yerine getiriyorlardı. Öyle ki, Kızılderili erkek, kadın ve çocuklar toptan Eski Ahit/Tevrat emirlerine göre öldürülüyorlardı. Kendi kullandıkları Tevrat deyimlerine, Püritenler, Tevrat deyimiyle ‘ olabilecek en kötü ölümle ‘ öldürülüyorlardı. Bir başka Tevrat ayetinin deyimiyle ölenler ‘ ateşin içinde kızartılıyor, ancak oluk-oluk akan kanları ateşi söndürüyordu. Soykırımı/Genocit’i uygulayanlar ise ‘ rab {Yahova}nın övgüsüne lâyık oluyorlardı.

    Bundan birkaç yıl sonra ise New York bölgesindeki Kızılderililerin ‘ temizlenmesi ‘ operasyonları düzenlendi. 1643 yılı Şubat ay’ında Güney Manhattan’da Hollanda’lı askerler tarafından ALGONQUİN KIZILDERİLİLERİ’NE karşı gerçekleştirilen ve David de Vries tarafından aktarılan Soykırım/Genocit şöyle yapıldı: ‘ Askerler pek çok Kızılderili’yi uykularında öldürdüler. Pek çok bebek annelerinin göğüslerini emdikleri sırada çekilip alındılar. Bu masum bebekler, annelerinin-babalarının gözlerinin önünde kılıçlarla parçalanıyor, bebeklerin parçaları ateşlere atılıyordu. Kundaktaki bebekler beşiklerinin içinde parçalanıyor, kafaları eziliyor, taş yürekli adamın bile vicdanını sızlatacak bir vahşilikle öldürülüyorlardı. Bazı bebekler ırmağa atıldı, onları kurtarmak için anne ve babalarına sudan çıkarmalarına izin vermediler. Hepsi boğuldu.” 

    Modern dünya denilen insanların uygulamaktan vazgeçmediği vahşetin ardında, bir de bu tür bir “ Judaizer “ geleneği yatmaktadır.                  Püritenlerin uyguladıkları vahşetin İbranî Öğretisine dayandığına, Arnold Toynbee de dikkat çeker. Amerikalı sosyolog Thomas F. Gossett’in Race:  The History of an İdea in America { Amerika’daki Bir Düşüncenin Tarihi} adlı kitabında yazdığına göre, Toynbee, “ Amerikada’ki İngiliz kolonicilerinin Eski Ahit üzerinde yoğunlaşmalarının, onlara, dinsizleri yok etmekle görevli seçilmiş bir halk oldukları inancını verdiğini “ savunuyor. Gossett, bunun ardından,  ‘ Tevrat’taki İsrailliler KENAN halkını nasıl yok ettilerse, Massachusettes kolonisindeki İsrailliler {yani Püritenler} de Kızılderilileri yok ettiler.” diyor. 3

…………………………….…………………………

                               3 }  www.msxlas.org/.../213003-puritenlik                   

               

                 AVRUPALILAR JUDAİZER SADIRILARDAN KURTULACAK MI?           

                Hollandalılar, Algonquin Kızılderili soykırımından sorumludur. Siyonizm+Judaizer saldırılarına hedef olmak veya olmamak ulusların, elinde değildir. Bu ittifak bir ülkeyi ne zaman gözüne kestirirse o zaman o ülke hedef ülke haline getirilir. Bunun daha iyi anlaşılması için “Yakın Tehdit Algılaması Doktrini” ni anlamamız gerekir. ABD’li Püritenler bu doktrinle şunu diyorlar: “Ben Seni Bana Karşı Yakın Tehdit Olarak Algılıyorum.” Sen tehdit isen de, değil isen de bu yetmez. Ben sana tehditsin diyorsam, sen tehditsin. Seni gelip ezmek, yok etmek benim en doğal hakkımdır. İşte Irak’a böyle sadırdılar. Ruslar Afganistan’ı işgal ettiklerinde bunu Brejnev Doktrinine dayanarak işgal etmişlerdi. Bu Doktrin şöyleydi: ”Sosyalist bir ülke yönetimi Sovyetlerden yardım ve müdahale isterse, Sovyetler o ülkeye girer, buna kimse karışamaz.” Bunlar tıpkı Avrupalı sömürgeci ülkelerin, sömürmeyi gözlerine kestirdikleri ülke içinde bir takım karışıklıklar çıkartarak böldükleri ve yönettikleri gibi planla yapılır. O ülke içinden kendilerine yandaş olacak bir takım satılık vicdansızlar bulur, bunları kullanırlar. Bu saldırılardan korunmanın yolları çoktur. Başta gelen çare, bilimsel bilgiye, teknolojiye, milli birliğe, uzlaşmaya, kardeşliğe, demokrasiye, üretime, yatırıma, ARGE’YE hız vermek, silahlı kuvvetleri yıpratmayarak en güçlü bir konumda her türden saldırıya ulaşacak sağlam bir yetkinliğe kavuşturmakla olur.                   

                ABD’li Protestan-Evangelik Püriten askerlerinin, Irak’ta işkencelerle öldürdükleri Müslümanları da aynen Tevrat’ın KENANİLERE karşı yapmalarını emrettiğini savundukları işkencelerle yok etme hakkını Kullanmakta oldukları şaşırtıcıdır. Tevrat’ı tahrif eden hahamlar, tahrif edilmiş Tevrat’a; KENANİLERİN öldürülmesinin gerekli olduğunu yazdılar.

                ““New England’daki ilk büyük soykırım hareketlerinden biri, 1637 yılında PEQUOT Kızılderili’lerinin yok edilmesiydi. Emperyalist Püritenlerin uyguladıkları vahşeti göklere çıkaran Resmî açıklama şöyledir:              a} “YERYÜZÜ CENNETİNDE TANRININ İSTEMEDİĞİ BU PEQUOT YERLİLERİ TEMİZLENDİ ÖYLE Kİ, ŞÜKÜRLER OLSUN PEQUOT ADINI TAŞIYAN KİMSE KALMADI.”

                   b} BİLİNÇLİ BİR BİÇİMDE, TANRININ SEÇİLMİŞ HALKINA OLAN VA’DEDİLMİŞ TOPRAKLARDAKİ KENAN HALKINI YOK ETMEK.” 4

………………………………………………………………..

                               4}  www.msxlas.org/.../213003-puritenlik                   

 

                Bu Resmi bildiri, hiçbir kuşkuya meydan vermeyecek bir açıklıkla PEQUOT Kızılderililerin soykırıma tabi tutulduğunu gösteriyor. Bu tebliğ ayrıca da O günkü İngiliz Anglosaksonlarının Püriten yani Judaizer Ahd-i Atik’e bağlı Yahudcilerin Tevrat hükümlerine göre bu Masum Halkı İsrail’in topraklarını işgal etmiş KENAN’LILAR olarak soykırımlarla yok ettiklerini gösteriyor. Anglo sakson Püritenler, o günkü İngilizlerdi. Şimdiki ABD’li Püritenlerin de atalarıdır. Bu belgeye göre hem İngilizlerle bugünkü ABD’liler bu PEQUOT Kızılderililerin soykırımından sorumlu tutulmalıdırlar. Bunu kim yapacak derseniz ben de derim ki:

                “29 Mayıs 1965 te İstanbul’un Fethinin 512. yılı kutlamaları sırasında yüksek öğrenimimi bitiriyordum. Sultan Ahmet Meydanındaki 500 bin kişinin üstündeki kalabalığa hitap etmiş, ondan sonra da MTTB. Milli Türk Talebe Birliğinin Cağaloğlundaki konferans salonundakilere hitap etmiştim. Son cümlelerim şöyleydi: “ Ayasofya Kilisesini Bir Türk Büyüğü gelmiş Camiye çevirmiş. Başka bir Türk Büyüğü gelmiş, Müzeye çevirmiş. Başka bir Türk Büyüğü de gelir yeniden Camiye çevirir.” dediğimde salon yıkılacak gibi alkışlanmıştı. Alkışlayanlar arsında kendisinden başka kimseyi alkışlamayan Rahmetli kadim dostum Necip Fazıl Kısakürek’te varmış. Yanındakiler: “Üstat! Sen ömründe hiç kimseyi alkışlamadın. Bu Rüstem Bey’i niçin alkışlıyorsun?” dediklerinde: “Böyle konuşsunlar, onları da sabahlara kadar alkışlarım” demiş olduğunu arkadaşlarım toplantıdan sonra bana anlatmışlardı. Ben de diyorum ki: Elbet bir Türk Devlet Adamı gelir, ABD’ilerin ve çakma soykırımı kabul eden öteki sömürgecilerin yaptıkları gerçek soykırımları TBMM. sine sunar. Türkiye’de, Çakma soykırımı tanıyan ülkelerin yaptıkları  soykırımları, Belediye Meclislerine getirecek belediye yok mudur? İnşallah bir tane bulunur.

                b} Ahd-i Atik, yani Tevrat’ta var olduğu ileri sürülen hüküm,        İsrail’in  dışında kalan bütün insanlık, İsrail için genel bir tehdit algılaması doğurmaktadır. Tevrat’ta var olduğunu söyledikleri yukarıdaki hükme göre Kızılderililerin Genocid ile köklerini kazıdılar. Buna göre Yahudiler Yahvenin seçilmiş Halkı olarak gösteriliyor. KENANİLERİ de bu seçilmiş Halkın, yani Yahudilerin düşmanları sayıyor. Yahudilerin düşmanları sözü ile sadece eskiden yaşamış, şimdi yok olmuş KENANİLER kast edilmiyor. KENANİLER sözü, mutlak manada Yahudilerin dışında kalan her türden halk ve inanç sahipleri demektir. Bu terim, bütün insanlığı kapsıyor. Yahudiler kutsallaştırıldıklarına göre, onların var oldukları her yer de kutsallaşıyor. Böylece bütün yeryüzünde yaşadıklarına göre bütün yer yüzü Yahudilerin kutsal malı sayılıyor. Ayrıca da “YERYÜZÜ CENNETİ” terimi ile öbür dünya cennetinin olmadığı, yeryüzü onlar için cennet sayıldığı için bütün dünya mekânları cennet olarak kabul ediliyor. Cennet’te de ancak kutsal varlıkların bulunmaya, yaşamaya hakları olduğu için PEQUOT Kızılderililerini yok ettiklerini açıklıyorlar. Yeryüzü cennetinde Yahudilerden başkalarının yaşama haklarının bulunmadığı, apaçık gösteriliyor. PEQUOT Kızılderililerin de bu cennet, yani Yahudilerin malı olan dünyada yaşama haklarının bulunmadığını Yahova’nın, Yerlileri bu cennette istemediğini, bunun için onları soykırımlarla yok ettikleri, dünya cennetini bu kötü PEQUOT yerlilerden temizlediklerini ilan ediyorlar.

                Kızılderili Kıtasına daha önce ayak basmamış olan Yahudiler, nasıl oluyor da bu Kıta, Yahudilerin dünya cennetinin bahçesi sayılıyor? diyenler yukarıdan beri yapmakta olduğumuz açıklamaları dikkatle incelemeliler. Görüldüğü üzere Yahudiler, Kızılderili Kıtasına {şimdi adı Amerika Kıtası olan yere} ayak basar basmaz burası Yahudilerin dünya cenneti diyorlar. Çünkü Yahudilerle Evangelik Protestan Püritenler öbür dünyaya, mahşere, kıyamete, cennet ve cehenneme inanmazlar. Onların cenneti bu dünyadır. Bu dünyada da yaşama hakkı sadece Yahudilere ve Ahd-i Atik’e, yani Tevrat’a bağlananlara verilmiş bir haktır. Geri kalan öteki insanların öldürülmeleri Yahudilere ve Püritenlere Yahvenin emrettiği bu dünya cennetinden temizlenmeleri gereken âdi yaratıklar olarak görüyorlar. Onların bu inançlarının yansımalarının, bütün insanlığı kapsamakta olduğunu daha nasıl anlatalım. Kızılderili Kıtasına ayak basar basmaz bu Kıtanın asıl sahipleri olan Kızılderililerin kökünü geçirdiklerini kendi belgelerinde apaçık gösteren bu pervasız soykırımcılar, bir de çıkmışlar çakma Ermeni soykırım tasarıları kabul ediyorlar. Suçsuz-günahsız Kızılderilileri yok ederken hayvani zevkler alan bu çılgınlar, aynı soykırım melaneti kendilerine geldiği zaman, bütün dünyayı ayağa kaldırıyorlar. Tevrat’ta: “Bir tek kişiyi öldürenin, bütün insanları öldürmüş sayılacağını” Kur’n-ı kerim bildirmektedir. Bu âyeti yok sayarak masum insanları öldürmenin hiçbir haklı dayanağı olamaz.

                Bunlar emsal hüküm haline gelmiştir. Bu hükme göre İsraillilerin karşısında bulunan her ulus, her oymak KENANİ sayılmaktadır.

Kızılderilileri, bu hükme dayanarak kırıp-geçirdiler. Filistinleri bu hükme Dayanarak yok etmekteler. Mavi Marmara Gemsindeki Türkleri de KENANİ kabul ettikleri için imha etmek, onların bu inancına göre Tevrat’ın kendilerine tanıdığı bir hak sayıyorlar. Bunu dün Kızılderililere, Almanlara, Japonlara, Kuzey Korelilere, Irak’lılara, Filistinlilere, şimdi Türklere uyguladılar. Eğer Siyonizm+Judaizer>Yahudici Püritenler, daha çok güçlenirler, BOP. Projesi kapsamında Ortadoğu ülkelerini bir-bir ele geçirirlerse, bundan sonra sıra öbür dünya uluslarına gelecektir. Siyonizm ötesi Siyonistler+Judaizerler, Yahudiciler, yani bu gün ABD’ devletini yöneten ekip ve onların destekçileri Evangelik+Protestan>Püritenler, kendilerinden başka bütün dünya uluslarını, dinlerini, mezheplerini ki buna Hıristiyanlık, {özellikle Katolikler, Ortodokslar, Protestanlar ve öteki dinler dahildir} KENANİ sayıyorlar. Bütün dünya uluslarını:

a} Ya imha edecekler. b} Ya köleleştirecekler. Tıpkı Firavun’un köleleri gibi köleleştirecekler. B} şıkkındaki KENANİ sözü, bütün insanlığı KENANİ olarak gördüklerini anlatmak içindir. Bu oldukça ciddi, hayati konuyu şimdilik savsaklayan insanlık, yakın bir gelecekte, açıkladığımız gerçeklerle yüz-yüze geldiklerinde iş zaten olmuş-bitmiş sayılacak. Dünya insanları, bu konuyu sadece İsrail ile bağlantılı sanmamalıdır. Bu konu dünyayı tek devlet, tek şirket olarak yönetmek isteyen, nükleer teknoloji, atom bombası,  güdümlü füzeleri, lazer teknolojileri, Uzay Savaşları, uçak gemileri ve daha nicelerine sahip olan ABD’nin yürütmekte olduğunu düşünmeliler. Aşağıda görüleceği üzere, Birleşmiş Milletler adlı örgüt, bu gücün boyunduruğunda kıskıvrak edilmiş durumdadır. Bu gerçekleri anlamaya başlamanın zamanı geçmektedir. Hatta bu Siyonist+Judaizer Yahudici ittifakının birleştiği bir nokta da, İbrani kökeninden gelmeyen Museviler de aynı KENANİLER sınıfına dahil edilmektedir. Günü geldiğinde saf, korunmuş, karışmamış, Yahve’nin kutsal Irk’ı saydıkları İbranilerin dünyada tek Irk olarak kalması için Musevilerin de en sonunda yok edilmesi yoluna gideceklerini düşünmek abartı sayılmamalıdır. Bunlara: “Deli saçması, öyle şey olur mu, zırva” türünden yavan itirazlar yapacak olanlar, ya oturup olanları adam gibi araştırmalı yahut oturup yeniden adam gibi araştırmalılar. Bunun başka seçeneği yoktur. Biz dünya insanlarının nasıl bir bela ile boğuşmakta ve ileride de boğuşacak olduklarını haber veriyoruz. Olayların nerelere vardırıldığını görmeyen veya emperyalistlerin köleleri olan kişilere diyecek sözümüz yoktur. Onlara sadece şu iki sözü söyleyebiliriz. Bunlar: “Kölemper”, emperyalistlerin köleleri,  “emperuşak” emperyalistlerin uşakları olarak tarihteki zavallı, sefil yerlerini alacaklardır.

Yahudilerin uluslaşmaları ise en çok 4 bin yıl kadardır. Çünkü ilk Tevrat nüshaları İbranice değil, Aramice yazılmıştır. Aramiler ise ancak 4 bin yıl önce yaşadılar. Yahudilerden başkalarına KENANİ diyen Yahudiler, her türlü KENANİ’YE istediği şekilde zulüm yaparak onları yok etmesi, dünya cennetinden KENANİ’LERİ temizlemesi, Yahvenin onlara Kızılderili Türklere uygulandığı gibi, Irak’lılara ve Filistinlilere de aynen uygulanmaktadır. Aşağıda görüleceği üzere Yahudilerle Judaizerlerin yani Yahudici Evangelik Püritenlerin baş düşmanları şimdilik Müslümanlar ve Türkler olarak belirlenmiştir. Bu belirleme belli bir süreye kadar uygulanacaktır. Plan uygulandıkça ülkeler, uluslar, boy ve oymaklar teslim alındıkça düşman unsurlar çeşitlenecek, böylece de bütün dünya bu düşman unsurların içine sokulacaktır. Dün, Soğuk Savaş döneminde Sovyetler, düşman unsurlar olarak başköşede idiler. Sovyetler yıkıldıktan sonra düşman Türk ve Müslümanlar olarak belirlendi. Eğer bu böyle olmamış olsaydı, PKK denilen terrör örgütü bunca yıldır, desteklenir miydi? Burada sorumlular arasındakiler bazı Avrupalı gözü dönmüş aptal yöneticileridir. Terröre destek vererek Türkiye’yi çökertmek isteyen bazı aptal yöneticiler, bir süre sonra kendilerinin de bu av pazarında avlanacaklarını akıl edemeyen zavallılar, Siyonist+judaizer oyunun çobanları oldular. Bu oyunun Avrupalı terrör destekçilerinin kendi ülkelerinde, kendi ulusları içinde Siyonizm+Judaizer saldırılar başlayınca ki, o zaman biz İnşallah onların ne hale geldiklerini görme şansına sahip oluruz. Bazı Avrupalı yöneticilerin teröre verdikleri destekten dolayı, Avrupalı halkları elbette suçlamıyoruz. Suçu kim işlediyse onu suçluyoruz. İsraillilerin Avrupalı yardımcılara kelepçe takmamaları, Avrupa’dan korktukları için değil, bu davranış, şimdilik kaydı ile cepheyi daraltmaktır. Eğer yardım gemilerinin tamamı Avrupalı Hıristiyan uluslardan olsaydı, bu Siyonist+judaizer ittifakı; “Buyurun Gazze’ye girin” der miydi? Bu gemiler ABD’nin olsaydı onu da sokmazlardı. Bu gün 09/Haziran/2010 ABD Filistin’e 400. milyon dolar yardım kararı almış. Bu, İsrail’e karşı tavır alamayan Barack’ın, durumu kurtarmak için yaptığı bir manevradır.

                Evangelik Püritenlerin dışında kalan bütün dinler, mezhepler, fırkalar bu korkunç ikilinin potansiyel hedefidir. Hatta Yahudi ve Hıristiyan oldukları halde Evangelik Püritenliğin dışında kalanlar, yani Siyon+Judaizer inancın dışındakiler de bu tehdidin baş hedefi sayılacaklardır. 02/Haziran/2010 tarihinde ABD’ ülkesinde İsrail’i protesto eden topluluğun içinde Yahudi hahamlarının varlığı işte bu gerçeğin bazı Yahudi din adamlarınca görülmüş olmasından başka bir şey değildir. Oysa Siyonist Yahudiler, Siyonistleşmiş Musevilerle Judaizerler, yani Evangelik Protestan Püriten Clınton, Baba Bush, George Bush, Barack Obama ve daha nice ABD başkanı, bu Siyonizm+Judaizer saldırının etkisinden kurtulamazlar. ABD başkanları hangi mezhepten, hangi dinden olurlarsa olsunlar, bu Judaizer programın dışına çıkamazlar. Barack Obama’yı insanlığın kurtarıcısı olarak algılatan proje de bu Judaizer uygulamaların bir parçasıydı. Saldırgan ABD’den barışçıl ABD görüntüsüne geçmek için 4 Ağustos 1961 yılında doğan bu beyaz-zenci kırması çocuğa Türkçe Barack adını verdiler. Obama’ya KENANİLERİN Başkomutanı Sisera’yı                                   Yenen Türk Barak Boy’unun Başkomutanı Barak’ın adı verildi. Bu adı koyanlar, Türk Barak Boy’undan Siyonizm ardı Siyonist yönetimin temsilcileri, Hazarya Türkleridir. Bunlar hakkında bilgi verdim.

                ABD’ Ülkesinin başına kim gelirse gelsin, Siyonizm+Judaizer ABD’liler ki, bunların sayıları 30 milyondan fazladır. Hitleri saldırgan sayan bu ittifak, Hitlerden daha şiddetli saldırıyla dünya’yı kana bulamadıkça bunların dünya üzerindeki emelleri bitmeyecektir. Şimdi kendilerini bu şerrin dışında sayan Avrupalı yöneticiler, yoksul düşmüş, gelişememiş Asya ve Afrika ülkelerinin defterleri dürüldükten sonra sıranın kapitalist sömürgeci Avrupa ülkelerine geleceğini unutmasınlar. Hatta şimdi bile Avrupalı ülkeler, Avrupa Birliği adında birlikler kurarlarsa kursunlar, Siyonizm+Judaizer yürüyüşün bir kolu olmayı sürdürmek zorundadırlar.

 

                YAHUDİLER KUTSAL MIDIR?   

 

                   “BİLİNÇLİ BİR BİÇİMDE, TANIRI’NIN SEÇİLMİŞ HALKINA VA’DEDİLMİŞ TOPRAKLARDAKİ KENAN HALKINI YOK ETMEK.”

 

                Evangelik Püritenler, Yahudileri Yahve’nin kutsal Irk’ı olarak görürler. Yahudilerin korunması gerektiğine inanırlar. Yahudilerin her adımlarının, her cümlelerin, kokularının sindiği her yerin kutsal olduğuna inanmakta, bundan dolayı da ABD’li Evangelik Püritenler, Yahudileri kollamaktadırlar. Hatta bir Yahudi, bir yeri kira ile tutsa dahi o yer artık kutsallaşmakta, bu duruma göre ise Yahudi’nin yaşadığı her yer kutsallaştığına inandıkları için artık o yerlerin Yahudi malı saymaktalar. İsrail’in bayrağındaki iki çizgi, her ne kadar Nil ile Fırat’ın arasını: “Va’at edilmiş Topraklar” olarak gösteriyor gibi görünse de bu iki çizginin uzantıları, bütün dünyadır. Bu iki çizgi, bütün dünya’yı içine alan bir semboldür. Bunun en çarpıcı örneği, M.S: 1500 lü yıllardan sonra Kızılderili Türk Kıtasına ulaşan koloniler, buraya NEW İZREL/YENİ İSARİL dediler.

                Kızılderili Kıtasını hiç görmemiş Yahudiler, oraya ulaşır ulaşmaz bu Kıtanın İsrail toprakları, burasının asıl sahipleri olan Kızlderili Türkleri de KENANİLER kabul ederek onları yok ettiklerine göre, bütün dünya Yahudi+Judaizerlerin toprağı sayılmaktadır.

 “Amerikan Siyonist hareketinin önderi Brandeis, yeni kurduğu Amerika Siyonist Organizasyonu’nu geliştirmeye çalışırken, Siyonist hareket birdenbire Beyaz Saray’da bir dosta sahip oldu. Bu dost Başkan Wilson idi. Wilson, Brandeis’i yalnızca 1916 yılında Anayasa Mahkemesi’ne atamakla kalmayacak, aynı zamanda bu genç arkadaşının seslendirdiği Siyonizm Teorisine de destek vecekti.

Wilson’ın bu tavrı, Pragmatik bir siyasi karar olmaktan çok daha öteydi. Bir Prespiteryen papazın oğlu ve Kutsal Kitab’ın sürekli bir okuyucusu olarak Wilson, Yahudilerin kaderi ile duygusal olarak ilgiliydi. Amerikan Protestanlığında Siyonizm idealine karşı büyük bir sempati geleneği vardır. Grose, Wilson’ın ‘ Ben, bir Protestan Papazının oğlu olarak, Kutsal Topraklar’ın gerçek sahiplerine verilmesine destek olmakla yükümlüyüm.’ dediği bildiriliyor.

                Amerika’daki Protestan cemaatlerinin önemli bir bölümü, bugün de aynı etkiyi taşımaktadır. ABD’deki KÖKTENDİNCİ/ FUNDAMENTALİST Protestan cemaatleri, İsrail’e “ Yahve’nin/Yahova’nın yerine gelmiş bir vadi “ olarak değerlendirirler. İsrail’e yapılan Amerikan yardımı hakkındaki en ufak bir eleştiri, bu cemaatlerden büyük tepki alır.

                İsrail Devleti, Tevrat’ta adı geçen Yahudilerle özleştirilirken, Gazze ve Batı Şeria’da yaşayan Filistinliler, KENAN HALKI olarak görülmektedir. 

    Öyle ki, bu cemaatler, Amerika’nın gücünü koruyabilmesini de İsrail’e yaptığı desteğe bağlamaktadırlar. Sayıları kırk milyon’u aşan Evangelik/ Evanjelik Protestanların liderlerinden Jerry Falwell,

“Öteki milletlere nasıl davranıyorsa, Tanrı da onlara öyle davranır “ diyebilmektedir.

Aralarında çok yakın bir dostluk bulunan Evangelik/ Evanjeliklerin önemli bir bölümünün “Ortak düşmanları “ ise, Noam Chomsky’nin belirttiği gibi, Müslümanlardır.

                Sonuçta, Protestanlığın büyük ölçüde eski Ahit’e ve İbrani dünya görüşüne dönüş hareketi olduğunu ve bu dönüşün hem sosyo-ekonomik boyutta {Kapitalizm’in doğması, faizin meşrulaştırılması}, hem de sosyo-politik boyutta {Yahudilere karşı olağandışı bir sempati ve hayranlık doğması gibi} sonuçları olduğunu söyleyebiliriz.

    Batı kültürünün, AHİRETİ temel hedef olarak belirlemiş olan Katolik düşüncesinden kopup, Kur-an’ın:

    ”Her biri, bin yıl yaşatılsın ister.” Bakara 2/96        

    Hükmüne uygun bir dünyeviliğe dönmesi de, kuşkusuz önemli ölçüde bu “ İbranileşme ” sürecinden kaynaklanmaktadır.” 5

……………………………………………………………………

       5}  www.msxlas.org/.../213003-puritenlik

 

                HİTLERİN SOYKIRIM YAPTIĞI HAZARYA TÜRKLERİYDİ

 

                Özelikle Adolf Hitlerin Nazi şefleri tarafından soykırıma uğratılan Yahudi denilen kitleler hakkındaki derin yanılgıyı dikkatlere sunuyorum. Hitler Nazizm’inin soykırıma tabi tuttuğu kitlelerin gerçek Ziyon/Siyon ile hiçbir organik ve Genetik bağları bulunmamasıdır. Bu kitleler, Hazarya Türk Musevileri idi. Bunlar, Hazarya Türk imparatorluğu kalıntıları olan Musevileşmiş Yiddişlerdir. Bunlara Aşkenaz, Aşkenazi, işkinus, iskinus, İskinut, İskit, Sakalar da denir ki, Gabi Aşkenazi ile öteki Aşkenaziler bunlardandır. Bunlar Alpertunga’nın torunlardır. 

 

                BREZİNSKİ, EHUT BARAK, GABİ AŞKENAZİ’NİN KÖKENLERİ

 

                İsrail Genel Kur. Başkanı  Gabi Aşkenazi, bir zamanlar ABD’nin Ulusal Güvenlik patronu Zibiqniew Brezinski, İsrail Savunma Bakanı Ehut Barak  Hazarya Türklerindendir. Dünyada 15 milyon Yahudi varsa bunun en az 13 milyonu Hazarya kökenli Türk Museviler oluşturmaktadırlar. Bu gün ABD ülkesinde yaşayan Yahudilerin büyük çoğunluğunu Hazarya kökenliler oluşturmaktadır.  Asenat Barzan tıklayınız.                            

                Bazılarımızın aklına şu sorular gelebilir. Mademki bunlar Hazarya Türklerindendir. O halde neden Mavi Marmara Gemisine saldırdılar? Bu sorunun yanıtı çoksa da sanırım bir-iki yanıt yeterlidir. Boy’lar, Oymaklar bölündükten sonra bazı boy ve oymaklar inanç yönünden, din yönünden ve dil yönünden farklılıklar göstermeye başladıklarında, asıl köklerine de yabancılaştılar. Bulgarlar, Orta Asya’dan ayrıldıktan sonra Slavlarla karışarak hem dillerini kaybettiler, hem de Hıristiyanlaştılar. Balkanlarda Yurt Tutan Arhuntlar, Karlar, Lelekler, Pelasklar Grekçenin etkisinde kalarak Grekleştiler. Roma’yı kuran Etrüskler Türk’tüler. Bu alanları bin yıllar boyunca Türk olarak yöneten bu Boylar daha sonra asıl kökleri olan Türklere karşı amansız birer yağı/düşman oldular. {İsveççenin Türkçe ile benzerlikleri İsveçlilerin Türk Ataları. Lager Bring. okuyun. Kaynak yayınları.} Rum:

                “Tanrı Kutsal kılası Nuh oğlu Yafes, Yafes oğlu Türk’e dek ulanır. Tanrı kutsal kılası İbrahim oğlu İshak, İshak oğlu Iysu, Iysu oğlu Rum’u andırır.” 6

…………………………………………………………………………………..………………

                        6} Divan-ü lügat –it-Türk Kaşkarlı Mahmut Tdk. Yay Ankara 1939 C=1. sh=28

           

                2010 yılı içinde İsrailli yöneticiler arasında bir tartışma çıkmış, bir yetkili öbürüne: “Ey! Musevi, sen sus” şeklinde bağırıyordu. 

                Bu neyi gösterir diyenlere ben de derim ki: “Gerçek Sami, İbrani kökeninden gelenlerle, sonradan Musevileşenler arasındaki bir çekişmenin içten içe yaşandığını gösterir. Hazarya Türkleri Gen ve DNA tetkikleri yaptırırlarsa sonuç bilimsel olarak görürüler.   

 

                SAHTE İSA TEK GÖZLÜ KÂFİR OLABİLİR Mİ?

 

                “İnancımızı onların Teolojisine bakıp desteklemeyeceğimiz halde, Müslüman âlimlerin, uzun zaman önce, bir DECCAL’IN geleceği hakkında uyarıda bulunmaları da oldukça ilginçtir. Bu, ŞEYTANİ LİDER

ortaya çıktığında, C.F.R. harflerinden tanınabileceğini ileri sürüyor, ayrıca ‘TEK GÖZLܒ olacağına da işaret ediyorlardı.”

                Acaba bu, bizim bir dolarlık banknotlarımızın üzerine basılı İllimünati {Entrika Çemberi}’nin her şeyi gören gözü, Hourus olabilir mi? Britanica ansiklopedisi’nin 1904 yılı baskısının İkinci sayısında, şu hayret

verici paragrafa rastlıyoruz:

                {DECCAL, Hz. Muhammed’in Din’inde SAHTE İSA olarak bilindiği için, İslâm Din’ine de yabancı değil. TEK GÖZLÜ OLACAK VE ALNINDA C.F.R Harfleri yazacak, KÂFİR {CAFİR} kelimesinin harfleri. C.F.R= Concil Foreiğn Relition>DIŞ İLİŞKİLER KONSEYİ. 1914 yılında Başkan Woodrow Wilson tarafından oluşturulduğunda, yardımcısı Albay House ile Avrupalı komplocu ortakları Britanica Ansiklopedisi’nin haklarını satın aldılar. 1904 yılı origynal/orijinal baskısının 126. sayfasından yukarıdaki ifadeyi {Hadis-i Şerifi} çıkarttılar. Bereket versin ki, bu söylediklerimin doğruluğunu ispatlayacak bir kopyası bende mevcut.” C.F.R.=Concil Foreiğn Relition>Dış İlişkiler Konseyi”

 

                   “DİKTATÖR DÜNYA DÜZENİ B. MİLLETLER PROJESİ”

 

                “Emin olduğumuz bir şey var: Bu KÂFİR DECCAL ortaya çıktığında, YENİDÜNYA DÜZENİ ile ilgili son rötuşları tamamlayacak. EFENDİLERİ ŞEYTANI memnun etmek için, İllimünati’li adamlar hiç durmadan ve hararetle siyasi, ekonomik ve dini açıdan küresel bir düzen kurmak için çalışıyorlar. Bu saydıklarımız yaratığın üç bacağı Hükümet, Para ve KÂFİR DİN. Amaçları, CEHNNEM EFENDİLERİNİ sevindirmek ve bu adamlara toplum üzerinde muazzam kontrol gücünü miras bırakacak, YENİ BİR DÜNYADÜZENİ getirmek. Davalarını tamamlayabilmek için İÇ ÇEMBERDEKİ ADAMLAR yalan söylemeye, öldürmeye, çalmaya ve hatta toplumu yok etmeye can atıyorlar. Kötü ruhlu bu on adamın, bütün dünya üzerinde otorite sağlayabilmek için seçtikleri araç; BİRLEŞMİŞ MİLLETLER {BM}. BM. Bu güne dek zayıf kaldı. Deklarasyonların veya yaptırımların uygulanabilmesi için Birleşik Devletler {ABD.} silahlı kuvvetlerine ihtiyaç duydu. Bundan dolayı dünyadaki bütün silahlı kuvvetleri BM:’in çatısı altında toplamak için kumpas kuruluyor. İllimünatili başkan Bill Clınton, bu yeni projeye itaat etmek için, 25 numaralı Başkanlık Kararnamesini {PDD} açıkladı. PDD 25, Birleşik Devletler askeri yetkililerinden, BM. Çatısı altındaki yabancı komutanların emirlerine uymalarını isteyen bir Milli Güvenlik Konseyi Muhtırasıdır. Amerikan tarihinde ilk kez ABD. Askerlerinden yabancı komutanların emirlerine uymaları isteniyor, ayrıca bu ABD. Anayasasının doğrudan ihlali anlamına geliyor.

                Yeni Dünya Düzeninin kumanda merkezi BM. Şimdi bu düzene yaltaklanmayı reddeden ülkelerde çıkacak iç ayaklanmaları durdurmak ve bu milletlerin egemenliklerine karşı saldırı başlatmakla yetkilendiriliyor. Eğer her hangi bağımsız, bir devletin cumhurbaşkanı veya başbakanı, illimünati İç Çemberi’nin gizli direktiflerine karşı gelirse, bağımsız bir ulus olan Panama ABD, tarafından nasıl işgal edilip, lideri Manuel Noriega tutuklandıysa, o ülkeye de saldırılacak ve işgal edilecek.”

 

                “VATANSEVER AMERİKALILAR AYAKLANACAKLAR MI?

 

                “İç Çember yakın gelecekte, diktatör İllimünati yönetimi altında yaşamanın ne kadar keder verici, ne kadar zor olduğunu anlayan Amerikan halkının, belki de birkaç demokratik ülkenin vatandaşlarının Ayaklanabileceğine inanıyor, İllimünati’nin en büyük korkusu, ABD’ de deki vatanseverlerle Hıristiyanların ayaklanıp alçak yöneticileri yerinden etmesi. İşte bu yüzden Alvin ve Heidi Tofler, Newt Ginfrich’in hararetle övdüğü Güç Vardiyası ve yeni bir Medeniyet Yaratmak adlı kitaplarında, tutucu Hıristiyanları kötülüyor ve milliyetçi vatanseverleri Üçüncü Dalga Küresel Medeniyetinin kurulmasına karşı gelen ‘karanlık Çağlardan’ kalma tehlikeli tehditler olarak gösteriyor.” 7

……………………………………………………………………..

                        7} İllimünati Entrika Çemberi. Tex Mars Timaş Yayınları Çeviren Ali Çimen Petek Demir 1996. 3. baskı sh=212, 213, 214

 

                Tex Mars’ın anlattığı Britanica Ansiklopedisinden alıntılanan Hadis-i Şerif ile ilgili olarak şunları söyleyebiliriz.

                “Mesih Deccal’ın bir gözü sakat olacak. Mesih Deccal’ın gözü pörtlek, pertlek olacak. Deccal’ın gözü salkımından dışarı fırlamış iri bir üzüm tanesi gibi olacak. Hadis-i Şerife göre Deccal’ın fizik yapısı da insanı ürküten, ürperten bir tip te olacak. Görünüşü korkunç bir yaratık olacak. Alnında K.F.R. {C.F.R} yazılı olacak.”

                İngilizler bizim K harfimizi C harfiyle de karşılarlar. Bu haids-i Şerif’te K.F.R. şeklinde yazılan söz, İngilizce C.F.R. şeklinde yazılır, KÂFİR okunur. Aslında Tex Mars’ın tespitine göre bu söz, K.F.R. yani KÂFİR sözünden başka bir anlama gelmemektedir. Buna göre Amerikanlıların 1914 yılında kurdukları, C.F.R.=Concil Foreiğn Relition>Dış İlişkiler Konseyi, YENİDÜNYA DÜZENİ, dünyayı işgal etmeye yönelik planların, projelerin yapıldığı, komploların, ihtilalların planlandığı bir kuruluş olması bakımından Tex Mars bu tespiti bu hadis-i Şerife dayanarak ortaya koymaktadır. Protestan Evangelik Püritenler ise Milenyum’da yani 2 bininci  yılda İsa Mesih adı altında DECCAL’I yeryüzüne indireceklerini, bunun için BOP. Büyük Ortadoğu Projesini hayata geçirmek istediklerini, bu Proje ile Hıristiyanlığı Milenyum’da yani 2000. bin yıldan itibaren dünyaya egemen yapacaklarını söyleye gelmekteydiler. 2000 yılı yılbaşı başladığında bizdeki televizyon sunucuları, Milenyum sa’rasına tutulmuşlardı. Televizyonlarda sunum yapan veya program sunan bazı bilgisiz kişiler, MİLENYUM diyor da başka bir şey demiyorlardı. Oysa Milenyum; YENİDÜNYA DÜZENİ’NİN, BOP. Büyük Ortadoğu Projesi ile önce Ortadoğu’yu ele geçirmek, ardından bütün Orta Asya, Uzak doğu, Afrika’yı egemenlikleri altına alma projesi idi. Nitekim 2003 yılı başında Irak’ı işgal ederek egemen bir devleti yok edip, Irak’ın Kuzey’inde Yahudi Dönmesi Mesut Barzani’ye bağlı bir yönetim kurdurdular. Bu yönetimin adına da Kurdistan dediler. Yahudilerin Tevrat’ta: “Arz-ı Mev’ud>Va’dedilmiş Topraklar” olarak adlandırdıkları topraklardan bir bölümünü kopartarak aldılar. Adına da Kurdistan demeleri Türkiye, İran ve Suriye’deki Kürt kardeşlerimizi, buraya yönlendirmektir. Çevredeki Kürtlere; bakınız Erbil Merkezli Kurdistan ne kadar gelişti. Refah düzeyi ne kadar arttı, kişi başına düşen geliri ne kadar çoğaldı diyerek iç karışıklıkları artırmak, kitlesel isyanlar çıkarttırmak istemekteler.

                Acaba Mavi Marmara olayı, bu iç kışkırtmaları kızıştırıp, İllimünati İç Çemberinin hedeflediği Birleşmiş Milletlerin Türkiye’ye bir müdahalesinin gerekçeleri arasındaki kumpaslardan birisi olabilir mi? Açıkladıklarıma, komplo teorileri gözüyle bakanlar, çevremizde olup bitenlere dikkatle baksınlar. Küresel Judaizerler/Yahudicilerin Türklere karşı nasıl bir tutum sergilemek istedikleri hakkında akıl yürütmek, düşünce üretmek her aklı eren kardeşimizin baş sorumluğudur. Türkiye mavi Marmara eylemi ve PKK saldırıları artırılarak, yeni bir dönmece mi sokulmak isteniyor? Holywood kaynaklı Lost ve benzeri dizi filmlerde Türk gemilerinin Türk bayrakları gösterilerek terörist faaliyet içerisinde gösterilmesi, yukarıdan beri dikkat çektiğimiz Emperyal Siyonizm/ Judaizer yayılmacılığın kumpaslarının kurulmakta olduğunun ayak sesleri midir? ABD’ye ve Küresel Siyonizm’e karşı çıkan Panama ABD, tarafından nasıl işgal edilip, lideri Manuel Noriega tutuklanarak egemenliğine son verildiyse, benzerlerinin bize de uygulanacağını, neden düşünmeyelim?

                Kürt kardeşlerimizin emperyalizm’in oyunlarına gelmeyeceğine inanıyorum. Artık dünya âlem şunu bilmelidir ki, yeni kuşak Kürt gençlerimiz artık uyandılar. Ne kendilerini, ne ailelerini bir maceraya atmayacak kadar bilinçlendiler. Onlar okumak,     yazmak, bir iş ve meslek sahibi olmak, eşlerini ve çocuklarını rahat yaşatmak istiyorlar. Bu da her gencin en doğal hakkıdır. Bu hakkın yerine getirilmesi ise Devleti yönetenlerin başta gelen sorumluluğudur.

 

EVİNE BİR DİLİM EKMEK GÖTÜREMEYEN BİR BABANIN;                           ÇEKTİĞİ ISTIRABIN ŞİDDETİNİ TARTACAK KANTARLAR, HENÜZ İCAT              EDİLMEDİ.”                                              Bilge Ata

 

                   İŞ ALANLARI KAPANMIŞ, ÜRETİM ALANLARI TÜKENMİŞ, GENÇ MADEN MÜHENİSLERİ MADEN OCAKLARINDA İŞÇİ OLMAK İÇİN KALAS KALDIRMA SINAVINA MAHKÛM EDİLMİŞ BİR NESLİN ÇEKMEKTE OLDUĞU YÜREK SANCISINI, BİN TANE NİL IRMAĞI SÖNDÜREMEZ.

                                                                                              Bilge Ata

 

                   DEVLETİ YÖNETENLERİN BİR BİRLERİYLE ÇEKİŞECEK YERDE AŞ-İŞ, EKMEK KAYGISINA YATMALARININ ZAMANI, ŞİMDİ GELMEDİYSE; YA NE ZAMAN GELECEK?               

                       Bilge Ata

 

                   YÖNETİCİLERİMİZİN EŞLERİNİN, SAHNELERDE ŞARKI SÖYLEYEN YABANCI KIZ ÇOCUKLARININ EZGİLERİ İÇİN DÖKTÜKLERİ GÖZYAŞLARI, İŞSİZLİKTEN BUNALAN ÜNİVERSİTE BİTİRMİŞ TÜRK KIZLARINDAN HİÇBİRİSİNİN DİPLOMASINDAKİ YANGINI SÖNDÜREMZ.

                                                                                                      Bilge Ata

               

                Amerikanlı İllimünatili saldırgan yöneticilerin getirmek istedikleri gerçek İsa Mesih olmayıp, onlar ŞEYTAN’IN arkadaşı, İsa Mesih’in can düşmanı, DECCAL’I yeryüzüne egemen kılacaklardır. Tex Mars’a göre ABD’ yönetimi, on adam tarafından ele geçirmiştir.{Not: DECCAL konusunu İnşallah ayrıca kapsamlı olarak yayınlayacağım.} 

                   “Güvenilir kaynaklardan edindiğim ve istihbarat verilerinin doğruladığı bilgilerden yaptığım çözümlemeler, analizler ışığında, bu çok özel İç Çemberin etnik coğrafi kompozisyonunu hesaplamayı başardım. Şu anda uluslara göre ayrılmış bu on üye şöyle:

                ABD:                 2-üye,    Avusturya: 1-üye,

                Fransa:             3- üye,   G. Afrika:  1-üye,

                İngiltere:           1-üye,    İspanya:    1-üye,

                Kanada:            1-üye

                 Araştırmalarım, Rothscild ailesinin üç koltukta hak iddia ettiğini, Rockefeller hanedanlığının İç Çember’de iki koltuğa sahip olduğunu gösteriyor. Topladığım deliller gösteriyor ki, İç Çember ve çevresindeki delegeler ile yardımcılar, hükümetlerin en üst düzeylerini kendi istedikleri gibi düzenleyerek, devamlı olarak geri planda çalışıyorlar. Amerika Birleşik Devletleri’nin üst yönetimi, üst düzey bürokratları ve devlet dairesi elemanları neredeyse tamamıyla Newyork Merkezli Dış İlişkiler Konseyi>Concil Foreiğn Relition {C.F.R.}’nin komitelerinden seçilmiştir. Bölgesel grupların üç ulus devleti-Amerika, Asya, ve Avrupa-arasındaki ticaret ve alış-veriş Trilaterial Komisyon ve Bilderberger’in idari toplantıları sırasında kapalı kapılar ardında düzenleniyor. İdari ve mali kararlar Davosta alınıyor. İllimünati’nin kodamanları ayrıca, putperest törenlerin, çılgın homoseksüel gösterilerin, siyasi konuşmaların ve ekonomik pazarlıkların da yapıldığı San Francisko’daki Bohemian Crove’da düzenli olarak toplanıyor.” 8

…………………………………………………………..

                        8} Tex mars age. Sh=21, 22, 23

 

                TEK GÖZLÜ KÂFİR: CAFİR           

 

                Hadis-i Şerifte tarif edilen “Yuvasından dışarı fırlamış pörtlek ve tek gözlü DECCAL” tiplemesi, ortaya yeni sorular ve yeni açılımlar getirmektedir. Amerikan dolarının üstündeki Hourus’un gözü de DECCAL’IN bu pörtlek, pertlek, gözüne oldukça uygun görünüyor. Bu göz bu dolarlarla dünyayı gözetlediği gibi, bu dolarlardan elde edilen güç ile dünyayı uzaydan gözetleyen Amerikan casus gözü olmalıdır. Şu hale göre Amerikanlıların uzay gözleri tek gözde birleşerek dünyayı gözetleyen bir tek pertlek, pörtlek, göz haline getirilmiş oluyor. Irak İşgali sırasında bir televizyon kanalında bu gözün dünyayı nasıl gözetlediğini göstermişlerdi. Bu pörtlemiş uzaydaki C.F.R. yani K.F.R. KÂFİR göz, Irak’ı sokak, sokak, ev-ev tarıyor, Tek odaklı bir göz halinde görüntülüyordu. Şu hale göre Hadis-i Şerifte bildirilen “Otuz kadar yalancı Deccallar gelmedikçe Kıyamet kopmaz.” uyarısındaki, DECCALLARDAN birisi ve belki de en önemlisi işte bu C.F.R-K.F.R> KÂFİR Newyork Merkezli Dış İlişkiler Konseyi>Concil Foreiğn Relition {C.F.R.}’olmalıdır. Tex Mars’ın bu hadis-i Şerifteki tespitleri de Amerika denilen devleti ele geçirmiş olan Siyonizm ardı Siyonist ve Judaizer hareketin DECCALLA ilişkilendirilmesi, dikkat çekicidir.

                Tex Mars’ı okuduğumda içime bir ferahlık doldu. Öteden beri şu ABD’liler bu olup-bitenlere neden kulak asmıyorlar? diye hayıflanıyordum. Tex Mars ve onun gibi birçok ABD’linin bu entrika Çemberine, dünyayı yok etme çılgınlıklarına dur demek için orada da var olduklarını bilmek beni oldukça umutlandırdı. ABD’lilerin kendi aydınlarının,  yöneticilerinin bu Deccallıklarına karşı büyük mücadeleler  vermekte oldukları takdire layık davranışlar olarak yerini alacaktır.  

 

 

         Horus’un dünya’yı gözetleyen gözü, ABD’nin 1. dolarının üstündeki piramit’in üst bölümündeki, taç kısmında aydınlık şeklinde betimlenmiş görünüyor. Bu yıkık göz, aslında kadim Türk Uygarlığı olan Mu Türklerinden kalmadır. Siyonistler+Judaizerler, bu gözü, çılgın emellerine alet etmek için kullanıyorlar. Bir doların çıkış tarihi 1895 tir. ABD. Bu göz ile paranın, yani maddi gücün dünya’yı ele geçirme aracı olduğunu, kendilerinin de parayı ele geçirmek istediklerini, Ahireti reddettiklerini göstermek için bu gözü piramit’in tepesine yerleştirdiler.  06/Haziran/201      

       Rüstem-KOCADURMUŞOĞLU—Bilge-Ata—Eğitimci-Yazar-Teolog-Kökenblimci                    

                                                            Adana-Türkiye

 


 
  2017 © Bilge Ata. Tüm Hakları Saklıdır.   Son Güncelleme Tarihi: 05.07.2017Tasarım & Kodlama: ER-AY Bilgisayar