Bilge Ata  
Site içi arama :
 
      Ana Sayfa   |   Din   |   Köken Bilimi   |   Güncel Makaleler   |   Araştırmalar   |   Belgeler   |   Hakkımızda   |   İletişim
 
 
 

 
Anket
Amerikalıların Kızılderililere yaptığı soykırım hakkında ne düşünüyorsunuz?
 Evet Soykırım yapmıştır
 Hayır Yapmamıştır
 Kısmi olarak soykırım yapmıştır

 
 
Ziyaretçi İstatistikleri
Aktif: 29
Bugün: 156
Toplam: 1.109.852
 

Targek

 

 

 

 T  A  R  G  E  K

 

TÜRKİYE ARAŞTIRMA GELİŞTİRME KURUMU

 

Türkiye, her alanda yatırım yaparak, özellikle ARGE yatırımlarına ciddi bir kaynak aktararak Ülkemizin hem yatırım alanlarını genişletmek, hem işgücüne çalışma imkân ve fırsatı vermek, hem de teknolojik gelişmesini sağlamakla yükümlüdür. Bunun için kendi öz gücünü seferber etmek zorundadır. Bunları yabancı uluslardan bekleyemez. Yüce Milletimizin işsizine iş, aşsızına aş bulmak başta Kutlu Devletimizi yöneten siyasetçilerin sorumluluğunda, ondan sonra da sermaye sahiplerinin ve Aziz Milletimizin bizzat kendi omuzlarındadır. Yatırım, sermaye birikimiyle olacak bir iştir. Küçük-küçük derelerin Ceyhan, Seyhan, Fırat, Dicle ve Tuna’yı coşkun Irmaklara dönüştürdüklerini görüyoruz. Bizim de küçük-küçük birikimlerimizi birleştirerek coşkun sermayelere dönüştürmemiz neden mümkün olmasın? Böyle bir iradeyi ortaya koyma gücünü Ulu Tanrı insanlara vermiştir. Bizim Yüce gönüllü Ulu Milletimiz, yöneticilerine, Devlet adamlarına güvendiği zaman nice yapılmaz işleri başarmış bir Büyük Millettir. Tarih bunların çarpıcı örnekleriyle doludur.

Ortaya koymaya çalıştığımız konu, Ulu Milletimizin bir kesimini değil bütününü ilgilendirmesi bakımından oldukça önemli ve hayati bir konu mahiyetindedir. Açıklamaya çalıştığımız konuya Yüce Milletimizin uyum sağlaması için her şeyden önce bu konunun yasal dayanaklarının muhkem bir şekilde ele alınması ve Yüce Meclisimizden geçirilmesi gerekir. Bu konuda ciddi bir Milli Mutabakat ortamının oluşturulması, en önemli önceliklerimiz arasındadır. Konu, önce kamuoyumuzda enine-boyuna tartışılmalı, arkasından da bütün toplum kuruluşlarıyla bire-bir görüşmeler yaparak onların konuya katılımını sağlamalıyız. Tük üniversitelerinin, Hukuk otoritelerinin Baroların, Genel Kurmay’ın, siyasal partilerin Odaların, Borsaların görüş ve bakışlarının da alınması katılımın topyekûn olması açısından yararlı olur. Dünya doludizgin koşarken bizim bunları oldukça gerilerden izlememiz, çağın gereklerini kaçırmamız demek olacağını unutmamalıyız.

ANAP. Yönetimi sırasında Türkiye Borsa ile tanıştı. Önceleri Borsa nedir bilmezdik. Şimdi o Borsa Türk Yatırımcılara açık bulunuyor. Yatırımcı borsadan korkmuyor. Birçok insanımız sermayesini Tahtakale’ye bağlamış, kimisi altına, kimisi avroya koşuyor. Bunlar iyi de bu tür işler ne yatırımcısına ve ne de Yüce Milletimizin geleceğine teknoloji olarak geri dönmüyor. Yatırımcılar, o alanlarda da faaliyet gösterebilirler. Kimsenin elini-kolunu tutacak değiliz. Ama bir şeyin altını çizmeliyiz, o da gerçek ve kalıcı yatırım alanlarına, sanayi, teknoloji, buluş/icat yani ARGE alanlarına yönelmemizin zamanını epeyce eskitmiş olsak ta, bu alanlara olanca isteğimizle yüklenmemizin şart olduğunu artık anlamaya başlamalıyız. Bu alanlara şimdiye dek aklını, fikrini, beynini, emeğini, sermayesini yatıranlara minnet borcumuz eksilmeden sürecektir. Sanayi ve teknoloji alanlarına yapılacak yatırımların ocaktaki çorba gibi yarım saat sonra sofraya gelmesini beklersek bu bekleyiş bizi aldata bilir. Bir çocuğun doğması bile dokuz ay sürüyor. Çocuk doğduktan sonra bütün zahmetler unutuluyor, yerini engellenemez sevgiye bırakıyor. Sanayi ve teknoloji yatırımları da işte böyledir. Yabancı uluslar uzay teknolojisine milyarlarca dolar yatırdılar. Uzay’ın boşluğuna yatırılan bu paralar havaya uçmuş gibiydi. http://www.TUĞSAN.html Şimdi o çalışmalarını meyvelerini güçlü teknolojilere dönüştürdüklerine tanık oluyoruz. http://www.DABBE.html ARGE çalışmaları ürün vermeye dönüştü mü, artık sizi kim tutar? Gelişmiş uluslar, mesela Japonya böyle yaparak dev oldu. Şimdi borsada oynayan yatırımcı, borsanın zikzaklarına rağmen orada kalmayı sürdürüyorsa, bunun açılımında yasal güvencelerin oluşturulmuş olmasının payı büyüktür.  Yatırımcı, üç-beş kuruşunu yasaların güçlü ellerine teslim ettiği için ne bu üç-beş kurşundan ve ne de kendi geleceğinden umutsuzluğa düşmüyor. İşte biz de TARGEK ve  http://www.TÜBUK.html   yasalarını Yüce Milletimize sunarken konuyu yasal güvencelere bağlamayı istiyoruz.

Bizim Ulu Milletimizin en büyük kaybı, siyasetin yöneticilerce hor kullanılmasıdır. Siyaset erbabının örnek insan, köşe taşı mertebesinde birer toplum önderleri olmalarından dolayı, işgal ettikleri mevkiler oldukça önemlidir. Bu itibar ile Milletimiz kendisini yöneten kişileri birer kahraman, bulunmaz insan, ardına düşülecek toplum önderleri olarak gördükleri için, onlardan hiçbir kötü niyet, kötü düşünce, aykırı fikir, eğri hareket, gelebileceğini ne akıllarının ucundan geçirirler ve ne de onlara böyle bir şeyi lâyık görürler. Ortaya istenmeyen bir durum çıktığında işte bu yüzden apışıp kalırlar. Yere-göğe sığdırmadıkları bu toplum kahramanlarını bu kere yüreklerinin içine hapseder ve bir daha da bunların adlarını anmamaya özen gösterirler. Yüce Milletimiz varını-yoğunu sebil ettiği, uğrunda kendi öz oğullarını Hz. İsmail gibi kurban etmek isteyen nice meczuplar gördük. İşte toplumun nabzını tutan bu toplum önderlerinin insani davranışlarından, kulluk kusurlarından dolayı yapabilecekleri hataların var olabileceğini artık kavramamızın zamanının geldiğini Yüce Milletimiz vakit nakit iken anlamaya, daha doğrusu kabullenmeye başlamalıdır. İnsanı, insanüstü, doğaüstü bir mertebeye yükseltme inancı gerçekten çok aykırı bir inancın kalıntılarıdır. Kulları kul olarak algılama prensiplerini göz ardı eden insanlar ne yazık ki, bu ikircikli anlayış farkını bir tülü ezberlerinden atamadılar. Kullar yerler, içerler, yatarlar, uyurlar, hastalanırlar, günah işlerler, hayır yapar bir gün gelir ölürler.

Şu sunuş yazısının kaleme alındığı 13/Şubat/2010 tarihinde Türkiye’nin birbirine girmiş gündemleri, siyasetçilerimizin öfkelerini kabartıyorken gelişmeymiş, sanayi yatırımlarıymış bunlar, dördüncü-beşinci sırlara kadar düşmüş bulunuyor.  Üzerinde durmakta olduğum TARGEK konusunu bu gece yarısı bitirmek istiyorum. 26/Şubat/2010 saat şu anda 0.1.45 dolayındadır.  Türkiye gündemi Erzincan Baş Savcısı ile çalkalanırken bu kez Balyoz planı ile allak bullak oldu. Türkiye nereye götürülüyor başlığıyla düşüncelerimi yayınladım. http://www.Türkiye Nereye Götürülüyor.html Şu toz-duman içinde ortaya koymaya çalıştığım TARGEK’MİŞ, TÜBUK’MUŞ, TUĞSAN’MIŞ bunları kim anlar, kim dinler? Olsun. Hiç kimse anlamasa-dinlemese de ben görevimi yapacağım.

Aşağıda sunacağım konu 2002 yılı Temmuz Ay’ında Zirve Basımevince yayınladığım “Yüzleşme Doktrini” adlı eserimden alıntılanarak güncelleştirildi.

Türkiye, uzunca bir süredir, AB’nin tercüme ettirerek bize yolladığı: “İvedi olarak yasalaştırmamızı” istedikleri tercüme yasalarla yatıyor, o yasalarla kalkıyor. O tercüme yasalarda Türkiye’nin kalkınması, gelişmesi, sanayi sektörünü kurması, ARGE çalışmalarını yapması, eğitim sistemini, siyasi partiler yaslarıyla seçim yasalarını gerçek demokratik bir hayatın gereklerine göre yapılmasını sağlayacak bölümler var mıdır bilmiyorum? Türkiye’nin aşsızına aş, işsizine iş bulacaksak, bunu biz kendimiz yapacağız. Avrupalı gerçekten korumak isteseydi Yunanistan’ı korurdu. AB’ ye girersek derhal zenginleşir, dünyanın bir numaralı teknolojik ve bilimsel devi oluruz sananlar, Yunanistan’ın şu son haline baksınlar. Yunanistan şimdi şu 2010 yılının Şubat ay’ında iflasın eşiğine düşmüş bulunuyor AB’ ise Yunanistan’ı kurtarmak için yardım yapmak şöyle dursun, Angela Merkel Yunanistan’a zırnık koklatmayacağını açıkladı. AB’nin tavsiyesi, kemer sıkmaktan ibaret kaldı.

Şükürler olsun, bu Mübarek Ülkede aklını bilimsel çalışmalar için kullanacak yetişkin insan sayısı gittikçe çoğalıyor. Sayılamayacak kadar çok akademisyenimiz, okuyan zıpkın gibi gençlerimiz var. Hiç kimseye kahretmeye de hakkımız yoktur. Bize düşen ilk görev, neyi, neye göre yapmak istemekte olduğumuzu bilmektir. Ne istediğimizi, niçin istediğimizi bilirsek, işte o zaman o şeyi veya o şeyleri öne çıkarır, zihin karmaşasından arınırız. Bilimsel bilgiye, teknolojik bilgilere ulaşmanın yolu, gayret, okuma, araştırma, konuları saflaştırma, sağlam bir bilimsel metot üzerinde çalışmakla yakından ilintilidir.

Türkiye’de ARGE çalışmaları uzunca bir süreden beri yürütülmektedir. Bunların yeterli olduğunu savunmak mümkün değildir. Türklerde çok cevval, çok kıvrak, oldukça yetkin, bilimsel, teknolojik ve üstün bir girişimcilik zekâsı bulunduğunu gözlüyoruz. Bizim Halkımız kendisinde bulunan bu üstün yeteneklerimizi keşke algılayabilselerdi. İçimize öyle bir kurt düşürmüşler ki: “Biz adam olmayız, bizim Milletimizin % 60’ı ahmaktır, her şeyi gâvurlar yapar, biz hiç bir şey yapamayız.” diye-diye Türklerin zihnine bu alçakça iftiraları kazımışlardır. Bu kancık tuzaklardan Önce Ulu Tanrının Kutlu Yardımıyla, sonra bizim azim ve kararlılığımızla Ulu Milletimize karşı kurulmuş ve kurulmakta devam eden bu kalleş tuzaklardan İnşallah kurtulacağız. Hiçbir kimsenin unvanı, makamı, derecesi, sıfatı ne olursa olsun Bizim Ulu Milletimize: “Ahmak, geri zekâlı, adam olmaz “demeye ne hakkı, ne yetkisi ve ne de haddi vardır. Bir Milletin içinde zekiler de olur, gabiler de olur. Koskoca bir Milletin tamamına bu hakaretleri yapanlar için gerekli yasal düzenlemeler ivedi olarak yapılmalıdır. Yasal dayanaklar var ise gereği yapmalıdır. Gereğini yapacak yetkililer yapmıyorlarsa onların gereği yapılacak yasal düzenlemeler yapılmalıdır. Yüce Milletimize bu hakareti yapanların yanına kâr kaldıkça bu fikir kamuoyunda yayılmaya başlıyor. Demek ki bu, bir fitne çıkarma tezgâhıdır.

Bilimsel bilgilerde, teknolojik gelişmelerde tarihin eşini-benzerini az gördüğü bilginler Türklerin arasından çıkmıştır. 1960 lı yılların başında Avrupa’ya başımızdan savarcasına tren vagonlarına doldurarak gönderdiğimiz işçilerimiz, dün onların sokaklarını temizlerken şimdi pek çok Türk Avrupalının patronları oldular. Bu, Türk Milletinin girişimci, ileri atılan, durağanlığı kabul etmeyen öz cevherinin bulunduğunun en sağlam kanıtıdır. Şu hale göre ARGE çalışmalarını sağlam bir temele oturtmak, siyasetin dışında, güçlü bir KURUM haline getirmek, Türkiye’nin bu günkü çocuklarının gelecek kuşaklara en değerli bir armağanı olacaktır.  

 

“Eğil ocağına, büyül bucağına.”

 

“Evril ocağına, çevril bucağına.”

 

Diyen atalarımız, Ellerden bize hayır yoktur, ne ararsak kendi soframızda, kendi ocağımızda, kendi bucağımızda aramalıyız. Kendimiz olarak, kendimiz kalarak, gücümüzü ortaya koyabiliriz. Bunun en çarpıcı örneği Çanakkale ve İstiklâl Savaşlarımızdır.  Fuzûlî’ye bakalım:                  

 

“Ne yanar kimse mene âteş-i dilden özge,

Ne açar kimse kapım bâd-ı saba’dan gayri.” 

 

Fuzûlî bizim kendi öz gücümüze, öz aklımıza, öz varlığımıza güvenmemizin gerekliliğini ne güzel anlatmış.

 

Türk Ulus’unun artık şu gerçeğin farkına varmış olduğunu sevinerek görebiliyoruz. Bizim kendi öz sermayelerimizi bir araya getirerek, bunu da esaslı yasal dayanaklara bağlayarak yapacağımız çalışmalar sayesinde Ülkemiz ve insanımız, kısa zamanda bu yolun açılacağının bilincine erdiğini de görüyoruz. Holdinglerin, şirketlerin ARGE için yasal olarak ayıracakları yıllık kazançlarının küçük bir {% sini, yasa koyucu toplumsal mutabakat ile belirleyecektir.} meblağların birleştirilmesi halinde yeni buluşların/icatların gizli kapılarını ardına kadar aralayacağı günleri görür gibiyim. Bu Ülkede kazanan her kazanç sahibinin ARGE hizmetlerine yönelmeleri, yatırıma öncelik vermeleri Milli bir vecibe mahiyetindedir. Holdingler, Şirketler, bankalar, yabancı ülkelerde ihale kazanmış şirketler, Spor kulüpleri, sporcular, artistler, ses sanatçıları elde ettikleri yıllık kazançlarının belli bir bölümünü hem kendi çocuklarının geleceği için, hem de varlığı sebebiyle kazanç sağladıkları Aziz Milletimizin geleceği için yatırıma yöneltmeleri onların da görevi değil midir? Şu sayılan grupların Türkiye’nin geleceğine yatırım yapacaklarına inanıyorum. Bir zamanlar Toyota otomobilinin Türkiye’de üretilmesi için temel atma töreninde Toyota Genel Müdürü Japon:” Biz bu yatırımı, Türkiye’nin geleceğine yatırıyoruz” demişti. Yukarıda saydığımız gruplar, {Allah daha çok versin,} yatırıma yönelmedikçe Ülkemizin büyük çoğunluğunu oluşturan dar gelirlilerin yatırım yapacak ne imkânları ver, ne de Türkiye’nin onlara böyle bir teklifi götürme imkânı var. Bu âtıl gücü kendi haline bırakarak uzun yıllar kaybedildi. Onların yapacakları ARGE çalışmaları bir süre sonra meyvelerini vermeye başladığında bu, onların kendi kazançları olacaktır. Siyasetçinin bu alana müdahalesi, teklifini sunduğumuz TARGEK yasalarıyla engellenmiştir. Hatta bu ve benzeri konuları -ki bunları ilerleyen süre içinde İnşallah yayına sokmayı planlıyorum.- Anayasal bir zemine oturtmalıyız. Bu gün 26 Şubat 2010 Perşembe, akşam 19 haberlerinde, birkaç Türk girişimci birleşerek Türk mühendis ve teknisyenlerin çabalarıyla dizel, ama oto gazla çalışan dünyada ilk traktörü yapmışlar. Bu kişileri candan  kutluyorum. Demek ki sermaye, akıl, yetenek, plan, proje, bilgi ve çalışma bir araya gelince böyle muhteşem eserler doğa biliyor. Bu traktör seri imalata geçtiğinde bütün dünya’da kullanılacak, sahiplerine hesapsız kazanç sağlayacaktır.

ABD, AB ve Japonya gibi ülkeler eğer teknolojik devleri olmuşlarsa; onların gelişmelerinin temelinde ARGE çalışmaları vardır. Bazı holdinglerin, şirketlerin veya TUBİTAK ve benzeri kuruluşların kendi hallerinde ARGE çalışmaları yapmaları, alkışla karşılanacak bir davranış örneğidir. Buna rağmen bu Büyük Ülkenin ve Büyük Milletin makûs talihini yenmeye ve bizi Bilgi Toplumuna ulaştırmaya yetmediği de ortadadır. Gelişmiş ülkelerin sihirli değnekleri yoksa da ARGE denilen Araştırma Geliştirme metotları vardır. Gelişmeye giden yolun açılmasını şirketlerin, holdinglerin kendi çabalarından beklersek daha çok bekleriz. Bu konu savsaklanamayacak mahiyette hayati bir konudur. TBMM’NİN bu konuyu vakit geçirtmeden en akılcı, en sağlıklı, en tutarlı bir mahiyette ortaya çıkartacağına olan inancımı sizlerle paylaşmak istiyorum.

Gündemlerimizi allak-bullak eden çekişmelerin gerçekte utanç verici yansımalarını hep birlikte görmekte ve bire-bir yaşamaktayız. Siyasi partilerin görevleri arasında Milletimizin, Devletimizin ve Kutsal Vatanımızın kara talihini yenmek olduğu apaçık ortada duruyorken, bütün bunlara rağmen siyasetçilerin bunalımdan, kargaşadan medet umarak Yurttaşlarımızı kamplara bölmeye yönelik söylem ve eylemlerini vakit geçirtmeden düzeltmelerini bekliyoruz. Ülkemizin kısır çekişmelerin içine sürüklendiği şu talihsiz ortamdan nasıl sıyrılacağımızı kim söyleyecek? Seçimlerde Milletimizden yetki isterken aşsızına aş-işsizine iş bulacaklarını vaat ederek oy toplayan siyasiler, şimdi o sözlerini unutmuşlar, kargaşadan medet umar hale gelmişlerdir. http://www.TÜBUK.html

!970 ila 1980 li yılların sağ-sol kavgalarını körükleyen servislerin şimdi de başka bir körükleme düzenekleri kurdurmakta olduklarını göremeyen gözlere ben ne demeliyim? 30 yılı aşkın PKK terörüyle cebelleştirilen Mübarek Ülkemiz ve Mağdur insanımız, 100 milyarlarca TL’lik bir servetin eritilmesine, nice bin Vatan evladının hayatını kaybetmesine sebep olmuşken, şimdi PKK terörünün yerine yeni vuruşturma düzeneklerinin kurdurulmakta olduğunu göremeyen gözlere ben daha ne diyeyim? ABD’ ile AB’LİLER: “unlarını elemişler, eleklerini asmışlar” ise bize ne? Biz kendi tarlamızdaki buğdayı ekip biçmeli, unumuzu ekmek yaparak yemeli değil miyiz?  Kim kime ne veriyor? Ne Avrupalıdan Ne ABD’liden bize hayır yoktur. Herkes kendi Türküsünü kendisi çığırıyor. “Her koyun kendi bacağından asılıyor.” Biz de kendi kalkınmamızı, kendi gelişmemizi kendimiz yapmak zorundayız. Üç yüz yıldan beri kalkınmayı, gelişmeyi, bilimlerin nurlu yüzü ile aydınlatmayı ellerden bekledik. Üç yüz yıl değil, ikin iki bin üç yüz yıl daha beklesek hiçbir ulus bize alın şu-şu bilimleri size verelim demez. Bu Kutlu Ülkenin işsizine iş, aşsızına aş bulamadıkça, yöneticilerimiz ne denli çok bağırır, gırtlaklarını ne denli çok yırtarlarsa yırtsınlar, işsizlere iş, aşsızlara aş bulacaklarını sanmayın. Evinde ekmeği, sobasında odunu, cebinde harçlığı olmayan bir babanın, çekmekte olduğu ıstırabın şiddetini, siyasetçilerin havalarda uçuşan nutukları mı dindirecek? Siyasetçiler, ya fukaralığı yenmek için kapsamlı çalışmalar yapacaklar, ya boş atıp dolu tutmaktan vazgeçecekler. Bu Yüce ve fakat mağdur edilmiş, daha açık ifade ile kandırıldıkça kandırılmış Milletimizin daha ne zamana kadar kandırılacağını sorabilir miyim? Her Salı günü yaptığınız grup toplantılarında sürekli olarak birbirinizi karalama kampanyalarınız kimin karnını doyuruyor? Salı günleri bangır-bangır bağırarak kimin işsizine iş, aşsızına aş veriyorsunuz? Bu Yüce ve fakat mağdur edilmiş Millet sizi oralara, ona-buna bağırıp çağırasınız diye mi, yoksa dertlerine çare bulasınız diye mi yolladı?

TARGEK konusunun tartışılarak olgunlaştırılmasını umuyorum. Benim yaptığım iş, konuyu ana hatlarıyla ortaya koymaktır. Bu konu yasa maddeleri şeklinde düzenlenmiş bir TASLAK’TIR. Bu TASLAĞIN yasa tekniklerine uyup-uymadığı konusu okuyucuları veya araştırıcıları fazlaca meşgul etmesin. TBMM’Sİ bu yazılanları dikkate alırsa, o zaman TASLAĞIMIZ yasa tekniklerine göre ele alınır düzenlenir. Siyasal partilerin bu konuya gereken duyarlılığı göstermelerini umuyorum.

Mübarek Ülkemizde bahtı kara insanımızın büyük çoğunluğunun yoksulluğun alt sınırlarında çile çiçekleri gibi inlemeleri, Sosyal Devlet anlayışına ne denli uyduğunun hesabını Devletimizi yönetenlerin vermeleri, onların boyun borcudur. Milyonlarla ifade edilen işsizlerin sayılarının gittikçe kabarması, { 2009 sonu itibariyle: 3.200.000 İşbula Kurumunca işsiz sayısı.} Ortaya koymakta olduğumuz konuların değerini daha da artıracaktır. Üniversiteler bitirerek mühendis, ekonomist ve benzeri olmuş genç beyinlerin itfaiye eri yaptırıldığı bir Ülkenin geleceğini nasıl güvende görebiliriz? İtfaiyeci olmaya razı edilmiş üniversite bitirmiş gençlerin, çürütülen beyin nöronlarının hesabını kim verecek? Üniversiteli genç beyinlerin üretecekleri bilimsel projeleri, itfaiye kampanalarının çığlığında boğmak anlaşılır gibi değildir.

Şimdi Ülkemizi yönetenlere, yazarlara ve bütün Vatandaşlarımıza ulaşabildiğim kadar çalışmalarımı iletmeye, duyurmaya kararlıyım www.bilgeata.com Web Sitesi, 4 Nisan 2009 tarihinde yayın hayatına girdi. O tarihten bir-iki gün sonra da Barack Obama Türkiye’ye geldi. Ben şahsen Barak Türkleriyle ilgili çalışmalarımı daha önce yapmış idim. Kısmet 4 Nisan 2009 tarihine imiş.  http://www.Barack Obama.html      orada toplu bilgi bulunmaktadır. Yakında Siyaset bilimi, Eğitim bilimi ile ilgili çalışmalarımı da Sitemde İnşallah yayınlamayı planlıyorum.

Değerli ziyaretçilerimiz, sitemizde yayınlanan bilgi ve belgeleri dikkate değer buluyorlarsa, iletişim öbeklerine duyurmalarını beklerim. Bizim sitemizde reklam yayınlamamaktadır. Kendi gücümün ve ömrümün yettiği yere kadar Dinime, Devletime, Milletime Vatanıma ve insanlığa karşı olan borcumu, okuyarak, yazarak, tebliğ ederek yapmaya Yüce Yaratan’ın izin verdiği süreye kadar sürdüreceğim. Baki selâmlar…              

 

TARGEK: TÜRKİYE ARAŞTIRMA GELİŞTİRME KURUMU:

 

KURULUŞ

 

1} Türkiye Araştırma Geliştirme Kurumu adlı bir Kurum kurulur.

2} Araştırma Geliştirme Kurumu, ÖZERK olarak kurulur.

3} Bu Kurumun kısaltılmış adı: TARGEK olarak tescil edilir.

4} Türkiye Araştırma Geliştirme Kurumu’nun Merkezi Ankara’dır.

 

KURULUŞ AMACI VE GÖREVLERİ        

 

1} TARGEK Türkiye Araştırma Geliştirme Kurumu, Türkiye Cumhuriyeti Devlet’inin araştırma ve geliştirme alanındaki bütün varidatını yönetir, yürütür, koordine eder/eşleştirir.

2} TARGEK bu işleri yaparken, sadec bilimsel verilerden hareket eder. ARGE çalışmalarında yatırımların yapılabilmesi için projeler üretir.

3} Üretilmiş projelerin uygulanabilirliğini bilimsel olarak denetler.

4} Proje üretimi için seçenekler belirler. Belirlenmiş seçeneklerin veri haline dönüşmesi için müşavirlik/danışmanlık yapar.

5} Asık surat, benden başka bilen yok, buraya bir ben yakışırım zihniyeti ile hareket edemez.

6} TARGEK, siyasi iradeden bağımsız olarak kurulduğu gibi, bağımsız olarak çalışır.

7} Türkiye’deki ARGE, Araştırma, Geliştirme alanındaki bütün çalışmaları düzene koyar, eşleştirir, yönlendirir, bilimlere uygunluk ve uygulanabilirlik açısından denetler.

8} Araştırma ve geliştirme Projeleri üretir.

9} Projelere göre yakın ve uzak hedefler belirler.

10} Uygulanabilir projelerin tasnifini ve ayrıntılarını yaparak, bunları; Araştırma Geliştirme birimlerine yönlendirir.

11} Araştırma Geliştirme Gruplarını belirler. Gerekirse yakın konumdaki grupları birleştirir.

12} ARGE, Araştırma Geliştirmede çalışacak uzmanların, sağlıklı ve bilimsel ortamlarda çalışabilecekleri yasal, sosyal, bilimsel ve fiziki alt yapıyı hazırlayarak çalışmaları kolaylaştırır.

13} Yetişmiş Türk ve yabancı araştırmacıların bilgi birikimlerini ölçerek uzman araştırmacıları, çalışacakları alanlara yönlendirir.

14} Araştırma bölümlerinin kurulması için yasa taslaklarının hazırlanmasında danışmanlık yapar.

15} Türk mühendis, usta ve sade vatandaşların daha önce ürettikleri projeleri buldurur, onları bilimsel proje çalışmalarıyla katkıda bulunarak buluş belgesi verir.

 

HUKÛKÎ YÜKÜMLÜLÜKLER VE SORUMLULUKLAR

 

1} TARGEK, kuruluş gayesine uygun olarak ilgili yasalara bağlı olan işleri yapar. Yetkisini yasalardan alır.

2} TARGEK, çalışanları yasalara karşı sorumluluk yüklenir.

3} TARGEK, Çalışanlarını Hükümetler denetleyemez.

4} TARGEK, Mali harcamalarda Sayıştay denetimine tabidir.

5} TARGEK, hukuki işlemlerinde Yargıtay denetimine tabidir.

6} TARGEK, mensuplarının yasal dokunulmazlıkları yoktur.

7} TARGEK, mensupları herhangi bir Türk vatandaşı gibi Türk mahkemelerinin yargılamalarına tabidir.

8} TARGEK mensuplarını yargılamak için herhangi bir makamdan izin alınmaz.

9} Özerk Kurumlarda şikâyetler/suç duyuruları, sağlam delillere bağlı olarak yürütülür.

10} TARGEK mahkemelerinde belgeden sanığa gidilir, ilk önce belgeler elde edilir, ardından tutuklama yapılır.

11} TARGEK sanıkları yargı huzuruna çıkması 24 saati geçemez.

12} Önce tutuklama, sonra belge arama yapan savcılar, 3 yıldan az olmamak üzere 6 yıla kadar hapis cezası ile tecziye edilir.

13} Böylesi savcılar savcılık, yargıçlık yapamayacakları gibi avukatlık dahi yapamazlar. Görevden men edilirler.

14} TARGEK sanıklarını kolluk güçleri sorgulayamaz.

15} TARGEK sanıklarını savcılar sorgular.

16} TARGEK sanıklarının kovuşturmaları maddi deliller önceden hazırlanmadan yapılamaz.

17} TARGEK mensuplarına belgesiz, delilsiz suç isnat edenler, iddialarını isbat edemedikleri takdirde 6 aydan az olmamak üzere 9 aya kadar hapis, iki bin TL’den az olmamak üzere üç bin TL ye kadar para cezası ile cezalandırılırlar.

18} Yukarıdaki hükümler basın yolu ile yapıldığında da geçerlidir.

19} TARGEK’İN ürettiği projelerini, planlarını Kurumun yazılı izni olmadan basına sızdıranlar, bunları yayınlayanlar, endüstri casusluğu kapsamında yargılanır, yasalarda ön görülen cezalar uygulanır.

20} Yargıtay Genel Merkezi Anakara olmak kaydı ile Türkiye’nin aşağıda adları yazılı on il’inde Bölge Yargıtay Mahkemeleri kurulur.

1} Adana,

2} Bursa,

3} Erzurum

4} Gaziantep

5} İstanbul,

6} İzmir, 

7} Kayseri

8} Konya

9} Trabzon

10} Van             

 

TARGEK’İN KURLUŞ GAYESİ VE SORUMLULUK ALANLARI

 

Türkiye Araştırma Geliştirme Kurumu nasıl hizmet verecek?

 

1} Türkiye’de faaliyet gösteren bütün holdingler, Anonim şirketler TARGEK’İN doğal üyesi sayılacaklardır.

2} Bir holding veya şirket hangi alanda hizmet üretiyorsa o şirket veya holding, kendi bünyesinde bağımsız olarak ARGE çalışmaları yürütebilmesi için TARGEK’TEN destek alır ve bilgi verir.

3} Bir holding veya şirket kendi alanında ARGE çalışmaları yaparken, başka bir alanda elde ettiği bir veriyi de kullanabilir.

3} Şirket ve holdingler, yıllık kârlarının amortismanlar düştükten sonra belli bir meblağını {% şu kadarını} ARGE’ye ayıracaklar. Bu meblağı geniş katılımlı görüşmelerden, danışmalardan sonra şirket ve holdinglerle varılan mutabakattan sonra yasa koyucu belirleyecektir.

4} Şirketin ayıracakları meblağ, ARGE için yeterli düzeyde değilse, aynı iş ve üretim kolunda çalışan birkaç şirkete ARGE Ortaklığı kurdurulur. Bunlar yasalarla düzenlenir.

5} ARGE plan, proje, danışmanlık, yönlendirme, uygulama alanları tesbit eder. TARGEK ve siyasi erk Holdinglerin, şirketlerin paralarına, gelirlerine karışamaz. O paralar, mallar, gelirler holdinglerin, şirketlerin kendi sermayeleridir. Bunlar yasalarla güvence altına alınır.

6} Hükümetler ARGE çalışmaları sırasında holding ve şirketlerin yapacakları araştırma ve geliştirme projelerini, insan sağlığı, milli çıkarlar, genel ahlâka uygunluk yönünden denetler. Bunlar yasalarla düzenlenir.

7} Projelerin yukarıdaki esaslara uygun olması halinde TARGEK Üst Kurulu o projenin hayata geçirilmesine onay verir.                                                                                      

8} Dış ülkelerle yapılacak bağlantılarda dış yatırımın içerde sanayi sektörüne dönüşebilmesi veya bir buluşun dış ülkelerde sanayi sektörü haline gelmesi için TBMM’ inden onay alınması gerekir. Onay verme süresi 60 günü geçemez.

9} Milli Güvenlikle ilgi bir proje ortaya çıkarsa konu Genel Kurmay Başkanlığına intikal ettirilir. Herhangi bir sakınca yoksa Genel Kurmay Başkanlığı 50 gün içinde bir Rapor ile konuyu TBMM ne sunar. Sakıncalı durum varsa onu da 60 gün içinde bildirir.

 

ÖRNEKLEME

 

1} İlaç sanayinde faaliyet gösteren firmalar tek işkolu sayılır.                  2} Tekstilde faaliyet gösteren firmalar tek iş kolları sayılır.

3} Boya sanayinde faaliyet gösteren firmalar tek işkolu sayılır.         4} Aynı işkollarında faaliyet gösteren firmaların ARGE çalışmaları yapmaları için birleştirmelere yönlendirilir.

5} Bu durum tek başına ARGE çalışmaları yapmaya gücü yetmeyenler için yapılır. Bunlar yasalarla düzenlenir.

6} Türkiye topraklarında faaliyet gösteren bütün bankalar tek işkolu sayılır. Bankalar % 0.82, % 0.79 faizlerle tüketici kredileri verebiliyorlarsa aynı şartlarda da üretici kredileri vereceklerdir.

7} Bankalar ARGE çalışmaları yapan firmalara % 0.79 faizlerle kredi açmakla yükümlü hale getirilir.

8}Türkiye’de faaliyet gösteren bankalar, yıllık kârlarının belli bir bölümünü {% kaçını ARGE kredilerine, % kaçını sanayi yatırım kredilerine ayırmak ve yıllık olarak bunları kullandırmakla yükümlüdür. Bu % delerin oranını, geniş katılımlı mutabakat ile yasa koyucu belirler. Bankaların ARGE ve yatırım kredi faizleri % 0.79’u geçemez}

9} Bir üretim faaliyeti yapacak firmaya bankalar kredi açarlar. O firmanın kuracağı sanayi sektörünün bütün planlama, proje, inşa ve öteki çalışma alanlarında bankalar kendi eksperleri aracılığı ile kurulmaya çalışılan kuruluşun her kademesinde kredilerin yerinde harcanıp-harcanmadığı ile ilgili denetimlerini sürdürürler. Kullandırdıkları kredilerin çarçur edilip-edilmediğinden sorumlu tutulurlar.

10} Devlet ve banka kredileri TAEGEK kanıyla verilir. Krediler TARGEK’İN göstereceği proje alanlarına verilir.

11} Bu sanayi kuruluşları beş yıl vergiden muaf tutulur.

12} TARGEK’İN kredi dağıtması ile ilgili adam kayırma, rüşvet alma, haksız yere kredi kullandırma ve benzeri konularda şikâyet olursa, TARGEK ihtisas mahkemesi derhal olay’a el koyar. Kredi dağıtımında kayırma, rüşvet ve benzeri bir durum tesbit edilirse, sanık veya sanıklar yargı önüne çıkartılır.  Şikâyetlerin değerlendirilmesi için sağlam delillerin gösterilmesi, tesbiti şarttır. Sanıklar yargılama sonunda suçlu bulunurlarsa hem hapis cezası, hem para cezasıyla cezalandırılacakları gibi, görevden de men edilirler. Bunlar yasalarla düzenlenir.

13} Yargılama sonunda bu görevliye veya görevlilere tuzak kurularak, tertip ve düzen yapılarak bu şikâyetin yapıldığı anlaşılırsa, şikâyet edilene verilecek cezalar tertipçilere verilir. Bununla da yetinilmez, manevi yıkım davası ikame edilir. Para ve ikamet cezası da verilir.

14} TARGEK, kullanılan her tür kredinin projeye göre harcanıp-harcanmadığını da denetler. TARGEK bu denetimden de sorumludur.

15} Bankaların açtıkları kredilerin geri ödenme süresi o kuruluşun ve o ARGE araştırmasının üretime geçmesinden 5 yıl sonra taksitlendirilerek geri ödenmeye başlanır.

16} ARGE kapsamında eşleştirilen firmalar, yeni oluşturulan ARGE şirketlerinin yönetimlerini kendileri seçerler. Bunlar yasalarla düzenlenir.

17} Devlet Vergileri, % 74 oranından % 35 oranına  geri çekilir.

17} ARGE harcamalarının yerli yerince harcanıp-harcanmadığını Sayıştay denetler. Bu denetimler, her üç ayda periyodik olarak yapılır.

18} Sayıştay, Türkiye’nin 10 il’inde ARGE Bölge Denetim Şubeleri açar. Bu şubeler, Yargıtay ile aynı illerde açılır.

19} Böylece ARGE kapsamında Vatan sathında bütün işkolları tek-tek birleştirilerek büyük bir işgücü, sermaye gücü ortaya çıkartılır.

20} Bu Sistem gerçekleştirildiği takdirde Türkiye 21. yüz yılın en büyük atılımını gerçekleştirme yolundaki ilk ve sağlam adımı atmış olur.

 

TARGEK’İN PARASAL/MALİ KAYNAKLARI  

 

1} Türkiye Cumhuriyeti Devleti, TARGEK: TÜRKİYE ARAŞTIRMA GELİŞTİRME KURUMU’NA her yıl toplam Devlet bütçesinin % i oranı kadar parasal kaynak aktarır.

2} Bütçeden ayrılan paranın yarısı ARGE proje çalışmalarına, öbür yarısı da tamamlanmış projelerin teknolojik alet ve edevatın, yeni bir teknolojiye dönüşmesinin yatırım maliyeti için kullanılır.

3} Devletin aktaracağı bu pay’ın ilk yarısı olan kısmı, alt yapı, araç-gereç, laboratuar, çalışanların ücretlerinin karşılanmasına harcanır. Artan kısmı, projelerin oluşturulmasına harcanır. Bu kısım geri ödenmez.

4} Bütçeden ayrılan ARGE payının ikinci bölümü, tamamlanan projelerin teknolojik aletlere, sanayi yatırımlarına, yeni buluşların teknolojik aygıta dönüşmesinin imalatında kullanılır. Bu kısım girişimcilere % 0 faizle kredi olarak ödenmiş sayılır.

5} Kredi olarak ödenen ikinci kısmın geri ödemesi ARGE sonucu bulunan/icat edilen, geliştirilen ileri teknoloji ürünlerinin imalatından sonra onuncu yıldan itibaren taksitlendirilerek geri ödenir.

6} Bütçeden ayrılan krediler, bankaların tüketici kredileri gibi işlem görür. Tüketici kredisi için başvuran bir kişi, araba alacaksa, banka kefil-mefil istemiyor. Arabayı banka alıyor, kaskosunu yaptırıyor, müşteriye mülkiyeti muhafaza sistemi ile satıyor.

7} Bütçeden ayrılan yatırım payı, bankaların ayıracakları yıllık kârlarının belli bir bölümü, aynen tüketici kredisinde olduğu gibi, mülkiyeti muhafazalı yatırım kredisi olarak verilir. Bunlar yasalarla düzenlenir.

9} 2015 yılından itibaren bütçeden ayrılan ARGE payı, toplam bütçenin % on’u kadar olacaktır.

10} 2020 yılından itibaren ARGE payı, toplam bütçenin % 15’i  kadar gerçekleştirilecektir.

11} 2025 yılından sonraki beş yıl için toplam bütçenin %25’i kadar bir pay ARGE’YE ayrılır.

11} ARGE’YE ayrılan bütçe payının yerinde kullanılıp-kullanılmadığının denetlenmesi, Başbakan’ın sorumluluğundadır. Bunlar yasalarla düzenlenir.

12} ARGE’NİN mali harcamalarını denetleyen, başbakanlık ve bankalar sadece parasal harcamaların yerli-yerinde harcanmasını denetlerler. Bu harcamalarda proje dışı bir usulsüzlük görürlerse, konuyu İhtisas mahkemesi savcılığına götürürler. Savcılık şikâyet konusunu yargıya taşımadan sağlam belgelere dayalı incelemeler başlatır. Sayıştay Bölge Başkanlığından denetim belgelerini ister. Şikâyet konusu belgeli bir suç mahiyetinde ise dava açar.

Şu açıklamaya çalıştığımız esaslar bu 2010 yılında yasalaştırılır ise 2015 yılına kadar Türkiye Cumhuriyeti Ülkesinde yıllık en az elli- yetmiş milyar TL dolayında bir yatırım ve ARGE çalışması sağlanabilir. Bu beş yıllık yatırım 250 milyar TL demektir. 2020 yılına dek her yıl en az 70-80 milyar TL’lik bir yatırım ve ARGE harcaması gerçekleşebileceğiz. Bu harcamaların toplamı ise 350 milyar TL demektir ki bu 15 yıl içinde ARGE harcamaları 700-800 milyar TL ye ulaşabilir. Bunlar gerçekleşirse O zamanki Türkiye dünya ölçeğinde bir dev olabilir, hak ettiği yeri de alır.

 

TARGEK KADROLARI SEÇİMLER VE NİTELİKLER:

 

a} TARGEK Merkezi 1 Başkan, 4 Başkan yardımcısıyla yönetilir.

b} TARGEK Başkanı, Yüksek Mühendis, Planlama uzmanı 20 yıllık Profesör olarak Yurt içinde ve Yurt dışında öğretim üyeliği, 6 yıl yöneticilik yapmış, TARGEK gibi kuruluşlarda çalışmış kişiler arasından seçilir.

c} Başkan yardımcıları Yüksek Mühendis, planlama uzmanı 15 yıllık profesör olarak Yurt içi ve Yurt dışında en az 4 yıl yöneticilik yapmış kişiler arasından seçilir.

 

TARGEK TAŞRA ÖRGÜTLERİ

 

TARGEK’İN Taşra Şubelerinin Yönetimleri:

 

a} Şube Başkanları; Yüksek Mühendis, planlama uzmanı en az 10 yıllık profesör, Yurtiçi-Yurtdışında öğretim üyeliği ve en az 2 yıl yöneticilik yapmış kişiler arasından seçilir.

b} Şube Başkanlarının 4 adet yardımcıları Yüksek Mühendis, planlama uzmanı 5 yıllık Doçentler arasından seçilir.

c} TARGEK Başkanlığında ve şubelerinde yeteri kadar uzman eleman çalıştırılır. Bunlar Profesör, Doçent, Yar. Doçent ve Doktoralarını yapmış kişilerden oluşur. Bütün kadrolar seçimle gelir-seçimle gider.

d} Akademik kariyeri olmamakla birlikte konunun uzmanı oldukları Yurt içi ve Yurt dışında kişiliğini kanıtlamış olanlar da görev alır.

e} Seçilmiş yöneticiler üç yıl bu görevi yürütürler.

f} Seçilmiş yöneticiler üstü-üstüne üç kez seçimlere girebilirler. Üçüncü seçimlerden sonra seçimlere giremezler.

g} TARGEK yöneticisi birinci seçime girse, ikinci seçime girmese, iki kez seçime girme hakkı saklıdır.

g} TARGEK yöneticisi, iki seçime girse ve görev yapsa, üçüncü seçime girmese, bir seçim hakkı saklıdır. 

h} Yönetim kadrosunda çalışanlar, üçüncü üç yılın sonunda yasa gereği seçimlere giremedikleri halde TARGEK Kurumunun istemesi üzerine bu uzman kişiler birikimlerini Kurum adına değerlendirmeleri için uzmanlık alanlarında istihdam edilebilirler.

ı} Doç. Yar. Doç. Doktor. TARGEK’TEKİ çalışmaları sırasında, bu çalışmalarına esas olan konularda tezlerini sunabilir, tezleri kabul edilirse Doç. Profesör, Yar. Doç. Doç. olur. Doktorlar da Yar. Doç. olurlar.

i} Doç. Yr. Do. Dr. olarak TARGEK’TE çalışanlar, doktoralarının dışında bir konuda uzmanlaşırla ve yeni bir buluş yaparlarsa o konuda da akademik unvan alırlar.

j} Şube Başkan yardımcıları Doçentler, çalışmalarını tamamlayıp profesör oldukları takdirde de kendileri isterlerse aynı görev için seçimlere katılırlar. kendi istekleriyle çekilmeleri hariçtir.

 

SEÇİMLERERE BAŞVURU

 

a} Seçilecekler seçimlerden en az 6 ay önce Yüksek Seçim Kuruluna kendilerini tanıtacak belgelerle hangi bölümde aday olacaklarsa o bölümün adını yazarak adaylık başvurusunda bulunurlar.

b} TARGEK’E adaylık başvuruları, seçimlere 150 gün kala biter.

c} Adayların kimliklerini tanıtacak bilgiler Üniversitelerin her yerden kolaylıkla ulaşılabilecek bütün ilan yerlerine seçimlerden 130 gün önce yüksek Seçim Kurulunun onay’ı ile asılır. Seçimlerin yapıldığı günün ertesine kadar asılı kalır.

d} Yüksek Seçim Kurulu TARGEK Yasası çıktıktan 30-ila 60 gün arasında TARGEK yöneticilerini seçecek öğretim üyelerinin seçiciler listesini hazırlar. Bu Listeye: Birleştirilmiş, Güncelleştirilmiş, Toplu Aday Listesi adı verilir,

e} Bu Liste bütün adayların hepsini içine alır. Listede adaylar adaylık konumlarına göre kendilerine ayrılmış bölümlere yazılırlar.

f} Yüksek Seçim Kurulunun seçiciler listesini hazırlamasından sonra 15 gün içinde bu listelere bütün üniversite, fakülteler ve yüksek okullara gönderilmiş olur.

g} Adaylar bu listeleri ilgili okullardan ücretsiz olarak alabilirler.

h} Bu listelerde seçicilerin açık adresleri, ev, iş, cep telefonları ve elektronik posta adresleri eksiksiz olarak kaydedilmiş olur.

ı} Seçim günü, oy verecekler Yüksek Seçim Kurulunun onaylı mühürlü listelerine oylarını kullanırlar. Bu Listeler sandık kurulu tarafından seçmenlere oy kullanmaları sırasında sandık başında verilir.

 

ADAYLARIN DURUMU

 

a} Adaylar kendilerini tanıtacak bilgileri seçicilere gönderebilirler.

b} TARGEK Yönetimine aday olan akademisyenler, siyasi partilerin mitingleri gibi toplantılarla kapalı salon toplantıları yapamazlar.

c} Adaylar internet ortamında kendilerini, bilimsel çalışmalarını, varsa buluşlarını/icatlarını, eserlerini tanıtabilirler. Bunları siyasi propaganda veya ideolojik malzemeye dönüştüremeyecekleri gibi, dini motifleri kullanarak taraftar toplayamazlar. Böyle bir yola başvuranlar, herhangi bir yol ile ima edenler belgelenirlerse, adaylıktan çıkarılır.

d} Adaylıktan çıkarılma Bölgelerde Bölge Yargıtay Mahkemeleri, Ankara’da Yargıtay Merkezi tarafından işleme konur, süresi içinde karara bağlanır. Bunlar yasalarla düzenlenir. 

 

SEÇİCİLER VE OY VERME YERLERİ

 

a} Türkiye üniversiteleri, yüksek okul ve akademilerinde görev yapan, Profesör, Doçent, yar. Doçent ve Doktorasını tamamlamış olanlarla emekli akademisyenler seçimde oy kullanabilirler.

b} Emekli akademisyenler, yasanın çıktığı günden itibaren 30 gün içinde Yüksek Seçim Kuruluna, seçiciler listesine girmek için bizzat veya kendilerini tanıtıcı belgelerle elektronik posta kanalıyla da başvurabilirler.

c} Yüksek Seçim Kurulu akademisyenlerin oy verme yerlerini çalışanlar için çalıştıkları üniversitede, emekliler için ise emeklilerin kendi istedikleri yerlerde oy vermelerini sağlar. Bunlar yasalarla düzenlenir.

 

SEÇİMLERİN UYGULANMASI

 

1} Seçimler Yüksek Seçim Kurulunun gözetimi, denetimi ve sorumluluğunda yapılır.

2} Seçimlere katılacak adayların sıralaması Yüksek Seçim Kurulunda seçimlerden 140 gün önce yapılır. Seçim Kurulu Birleştirilmiş, Güncelleştirilmiş Toplu Aday Listelerini 5 gün içinde yeteri kadar bastırır.

3} Yüksek Seçim Kurulu, adayların ad ve unvanlarının yazıldığı Birleştirilmiş, Güncelleştirilmiş Toplu Aday Listelerini Seçimlerden 130 gün önce Üniversitelerin ve Yüksek okulların Seçim Panolarına astırır.

4} Seçicilerin listeleri seçimlerden en az altı ay önce Yüksek seçim Kurulunca hazırlanarak ilgili okullara gönderilir.

 

OY VERME ŞEKİLLERİ:

 

a} Seçmen: Birleştirilmiş, Güncelleştirilmiş Toplu Aday Listesindeki TARGEK Genel Başkanı, Genel Başkan Yardımcıları, TARGEK Şube Başkanları ve yardımcılarıyla öteki yöneticilerinin sol böğürlerine konulan kutucukları ya çarpı koyarak, ya karalayarak oy’unu verir. Örnekleme bölümünde Adana İl’i için konulan örnekte görülmektedir.

b} Birleştirilmiş Güncelleştirilmiş Toplu Aday Listesinde TARGEK Genel Merkezi ile Şubelerinin adaylarının yerleri ayrı-ayrı konulacaktır.           c} Seçiciler kaç başkan aday’ı, kaç Şube başkanı veya yönetici aday olursa olsun, bunlardan sadece birer kişiye oy vereceklerdir.

 

ÖRNEKLEME -1-

 

1} Bir seçici, Şube Başkan adaylarından iki aday’a oy verse, o oy geçersiz sayılır.

2} Aynı seçmen aynı listede yardımcılardan bir kişiye oy kullansa, yardımcıya kullandığı oy geçerli sayılır.

3} Dört yardımcının dördüne de oy verse 4 de geçersiz sayılır.         4} Bu Sistemde esas olan tek kişiye oy vermektir.

5} En çok oy alan seçilmiş olur.

6} TARGEK başkan adayları kendi bölümlerine, Yardımcı adaylar kendi bölümlerine, Şube Başkan adayları kendi bölümlerine, Şube başkan yardımcıları kendi bölümlerine ayrı-ayrı, alt-alta sıralanarak, aralarında kalın çizgilerle ayrılmış olarak yazılacaktır.

7} Her bir bölümdeki adaylardan yalınızca bir kişinin solundaki kutucuk işaretlenecektir.

 

            ÖRNEKLEME -2-

 

Adana İl’i TARGEK Şube Başkan Aday Listesi:

………………………………………..

[ ] 1} Ahmet sarar

[x] 2} Mehmet sarmaz

[ ] 3} Ali Kaçar

[ ] 4} veli kaçmaz

[ ] 5} Hayri uçamaz

 

Adana İl’i TARGEK Şube Başkan  Yardımcıları Listesi

………………………………………

[ ] 1} Hasan sarmaz

[ ] 2} Hacı yarmaz

[ ] 3} İsmet korkusuz

[ ] 4} İhsan korkulu

[x] 5} İlhami kaçamaz

[ ] 6} Sefa Uçamaz

 

Yukarıdaki kişiler hayali adaylardır. Sırf örnek için bu adlar yazıldı. Adayların sayısı çok ta olur, az da olabilir. Seçiciler adaylardan sadece bir aday’ın sol yanına konulacak kutucuğu işaretleyeceklerdir. En çok oy alan aday, seçilmiş olur.

 

TARGEK YÖNETİCİLERİNİN ÖZLÜK HAKLARI

 

1} TARGEK yönetici ve çalışanlarının aylıklarını Devlet öder.

2} TARGEK Kurumunun bütün alt yapı, inşaat, laboratuarlar ve teknik gereçlerin tamamı bakımı, onarımı, binaların bakımı, onarımı, elektrik, su, gaz, güvenlik, temizlik gibi bütün alt yapı hizmetleri Devletin bütçesinden karşılanır.

3} Hükümetler TARGEK Yönetimine, işleyişine, sorumluluklarına müdahil olamazlar. Bunlar yaslarla yürütülür.

4} Türkiye Cumhuriyeti böylece Hukuk Devletine, demokratik seçimlere geçmek için güçlü bir adım atar

5} TARGEK Yöneticilerinin çalıştıkları süre emekliliklerine sayılır.

6} Kamudaki aylıkları ödenmez.

7} Eski görevlerine geri döndüklerinde Kurumda çalıştıkları yıllar kıdemlerine sayılarak aylıkları ona göre hesap edilerek ödenir.

8} Kuruma girdikten sonra alacakları ödenti, eski aylıklarının % 50’si kadar fazla ödenir.

Teklifini sunduğum şu Sistem bu Kurumlarda gerçekleştirilebilirse işte gerçek demokrasiye giden yol açılmaya başlamış demektir. Yüce Türk Milletinin beklediği gerçek demokrasinin doğması dileğiyle.

Yakında SİYASET BÖLÜMÜ ile ilgili çalışmalarım yayına girdiği zaman gerçek demokrasi ile bu gün bizim kullandığımız genel başkanlar monarşisi arasındaki uçurumlar apaçık ortaya konulacaktır.                           

 

                                           Rüstem KOCADURMUŞOĞLU

                                                      Bilge Ata

                                                  Eğitimci-Yazar

                                               Teolog-Kökenbilimci

                                                             Adana-TÜRKİYE

                                                                Şubat/2010   

 

 

{Güncellenmiş alıntı} “Yüzleşme Doktrini” Rüstem KOCADURMUŞOĞLU –Bilge Ata- 2002 Zirve Basımevi Adana S=311-312-313   

Önemli NOT: Bu Sitede yayınlanan yazılar tarafımdan kaleme alınmaktadır. Bunların bir kısmı daha önce kitap halinde yayınladığım araştırmalarımdan alıntı yapılıyor. Birçoğu da yeni yayınlanıyor. Sitemde yayınlanan yazılarım kısmen veya tamamen çoğaltılamaz, dağıtılamaz, bastırılamaz. Ancak Yazarlar, araştırmacılar, siyasi partiler ve okurlarım, kaynak göstererek alıntı ve indirme yapabilirler. Bu izin, Yüce Milletimizin arasında bilginin yayılması, gençlerimizin bilgilendirilmesi için verildi. Aksine davrananlar, yasal sorumluluk altına girerler.  

                                          

                                            Rüstem KOCADURMUŞOĞLU

                                                          Bilge Ata

 


 
  2017 © Bilge Ata. Tüm Hakları Saklıdır.   Son Güncelleme Tarihi: 05.07.2017Tasarım & Kodlama: ER-AY Bilgisayar