Bilge Ata  
Site içi arama :
 
      Ana Sayfa   |   Din   |   Köken Bilimi   |   Güncel Makaleler   |   Araştırmalar   |   Belgeler   |   Hakkımızda   |   İletişim
 
 
 

 
Anket
Amerikalıların Kızılderililere yaptığı soykırım hakkında ne düşünüyorsunuz?
 Evet Soykırım yapmıştır
 Hayır Yapmamıştır
 Kısmi olarak soykırım yapmıştır

 
 
Ziyaretçi İstatistikleri
Aktif: 8
Bugün: 133
Toplam: 1.109.829
 

Maturidilik Akaidi Bölüm 3

MATÜRİDİ AKAİDİ: {3}

HADİS OKUDUKTAN SONRA “SADAKALLAH’ÜL AZİM” DENİR Mİ?

Hz. Muhammed {av} Efendimizin mübarek hadislerini okuduktan sonra dahi {SADAKALLAH’ÜL AZİM} denemez. Çünkü bu söz, Allah’ın Kelam Sıfatının bir Tecellisi olarak Âhir zaman Peygamberine vahyedilen Kelâm-ı Kadim’in ayetlerinin aslını okuduktan sonra söylenir. Peygamber Efendimiz dahi bir kuldur. Hz. Peygamber {av}’in hadisinden sonra dahi “SADAKALLAH’ÜL AZİM” denemez. Bunu diyen kişi, “ALLAH DOĞRU DEDİ” demiş oluyor. Oysa hadis Şanı Yüce Allah’ın sözü değil, Peygamberin sözüdür. Sözü söyleyen peygamber, ama kişi: “SADAKALLAH’ÜL AZİM” demekle, Peygamberin Haşa, sözünü Allah söylemiş gibi ortaya sürmüş oluyor. Oysa Resulullah {av}’in hadislerini okuduktan sona: “SADAKA RESULULLAH” Denir. Anlamı: “ALLAH’IN ELÇİSİ DOĞRUDUR.” demektir. Allah’ın son Elçisi Hz. Muhammed {av} Efendimizin hadislerinden sonra bile “SADAKALLAH’ÜL AZİM” denemez.

Bu İlâhî gerçekler böyle iken, Saidi Nursi, Fetullah Gülen gibi fanilerin sözlerinden sonra: “SADAKALLAH’ÜL AZİM” demek, kul Sait’in, fani Fetullah’ın sözlerini, Kur-an’ı Kerim’in, İlahi vahiyleri derecesine çıkarmak demektir. Buna, Kelâm-ı Kadim’in hangi ayeti onay vermiştir? Kulların, fanilerin sözleri de, kelimeleri de, lafızları da, beyinleri de, dilleri de yaratılmış iken, Yaratan’ın Kadim Kelamını tasdik için kullanılan “SADAKALLAH’ÜL AZİM” terimini, nasıl olur da bu fani Sait Nursi, fani Fetullah Gülen gibi kulların, bu fanilerin sözlerini okuduktan sonra, Allah Kelamı okumuş bir kişi edasıyla, “SADAKALLAH’ÜL AZİM” diyebilmektedirler? Bu, İslam’a sokuşturulan, Kur-an’a yamanan İslam dışı halin Yüce Kitabımıza karşı girişilmiş bir eylem olduğunu ilan ediyorum.

Saidi Nursi ile Fetullah Gülen en nihayetinde etten, kemikten yaratılmış, analı, babalı birer beni beşer iken, her beşer gibi, şaşar iken, hatalar yapar, günahlar işler iken nasıl oluyor da her türlü günahtan, uyuklamaktan, hatadan, zulümden, gaddarlıktan, haksızlıktan uzak olan,
Doğmamış, doğrulmamış olan Şanı Yüce Allah’ın Kadim sıfatının bir sonucu olarak Kelamı dahi Kadim olan, bu Kadim Sıfatıyla Resullerine Vahyettiği Kelam’ını okuduktan sonra Kadim Olan Allah, HAK ve GERÇEKTİR, DOĞRUDUR, DOĞRU SÖYLEDİ demek olan; “SADAKALLAH’ÜL AZİM” sözünü, Kur-an ayetlerini Tasdik sözünü, fanilerin sözlerini Tasdik etme aymazlığına alet etmenin ne büyük vebal olduğunu açıklamak boynumuzun borcu olmuştur. Bu faniler ve bütün faniler bizim itikadımıza göre; günah işleyecek, sevap işleyecek, hayır yapacak, şerre sapacak bir yaratılışta yaratıldık. Katoliklerin Rûhani lideri PAPA, onlara göre yaptıklarından sorumlu değildir. Hata etmez, yanılmaz. Şiilerde de ayetulllah denilen kimseler hata etmez, yanılmaz. Fetullah ile Sait Nursi hata etmeyen birer kimlikte midirler ki, onların sözleri okunduktan sonra; “SADAKALLAH’ÜL AZİM” diyerek sanki bu fanilerin sözlerini Allah Zülcelal’in ayetleri gibi işleme tabi tutuyorlar. Oysa aşağıdaki Hadis-i Şerifte Resulullah {av} Efendimiz bu hali nasıl açıklıyor?

“4111- Ebu Eyyub {ra}anlatıyor: Resulullah {av} Buyurdular ki:

“Eğer siz hiç günah işlemeseydiniz, Allah Teâla Hazretleri sizi yok eder, yerinize, günah işleyecek {fakat tevbeleri sebebiyle } mağfiret edeceği kimseler yaratırdı.”{Müslim, Tevbe, 9, {2748}; Tirmizi, Da’vat 105, {3533}

İnsanlar fani varlıklardır. Hata edecek, Günah işleyecek bir fıtratta yaratıldılar. Eğer filan kimse günah işlemez diyorsanız, ya siz yalan söylüyorsunuz, ya Allah Resulü yalan söylüyor? İtikadımızca Allah elçileri yalan söylemeyeceklerine göre, sizin üstadlarınız da sizler de, bizler de herkes günah işleyecek fıtratta yaratıldık. Günahlarımıza tevbe etmemiz, Allah Zülcelâl’in isteğidir. O halde size ne oluyor da fani, günahkâr kulların sözlerini, Baki olan Allah’ın sözlerine denk tutarak o fanilerin sözlerini okuduktan sonra: “SADAKALLAH’ÜL AZİM” diyebiliyorsunuz? O fanilerin sözleri Haşa, Allah’ın sözleri midir ki, “SADAKALLAH’ÜL AZİM “ diyerek, onların sözlerini Allah Azim’üşşan’ın sözleri yerine koyabiliyorlar?
Ayet nedir? M.S. 610 yılında Mekke-i Mükerreme’de Hıra Mağarasında Cebrail {av} vasıtasıyla Allah {C.C} Tarafından Kulu ve Elçisi Hz. Muhammed {av} Efendimize 23 yılda indirilen, Allah’ın sözlerine ayet denir.

İmam Matüridi Akaidinde; Allah tarafından Kur-an ayetlerinin içine yerleştirilmiş, harfsiz, harekesiz, lafızsız, öz manası, AYETTİR. Kelâm-ı Kadim, Kadim söz, Ezeli söz demektir. Ayetlerin yazıya geçmiş, kalemle yazılmış, harflere, dökülmüş, basımevinde, bilgisayarda, daktiloda yazılmış, harflerden oluşan şekline Matüridi: “HÂDİS” yani “SONRADAN OLMUŞTUR” demektedir. Kadim olan Kelâm ise: “AYETLERİN İÇİNDE TAŞIDIKLARI İLÂHÎ MANALARDIR” Bu ayetler okunduktan sonra: “ALLAH DOĞRUDUR,” demek olan “SADAKALLAH’ÜL AZİM” denir. Hadis Peygamberimizin sözü, Ayet Allah’ın sözüdür. Peygamberin sözü kul sözüdür. Ayet Allah kelamıdır. Hadis, Peygamberimizin ağzından, dilinden çıkan kul sözleridir. Peygamberler ise birer kuldur.

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ قُلْ إِنَّمَا أَنَا بَشَرٌ مِثْلُكُمْ يُوحَى إِلَيَّ أَنَّمَا إِلَهُكُمْ إِلَهٌ وَاحِدٌ فَاسْتَقِيمُوا إِلَيْهِ وَاسْتَغْفِرُوهُ وَوَيْلٌ لِلْمُشْرِكِينَ


“Ey Muhammed! Sen onlara de ki: “Ben sadece ve yalnızca sizler gibi bir insanım, ancak bana İlâhınızın bir TEK, BİR İLÂH olduğu vahyediliyor. Artık bundan sonra hepiniz O’na yönelin, O’ndan bağışlanma dileyin. Vay geldi o ortak koşanların başlarına.” Fussilet 41/6

Bu kutlu ayete göre, Hz. Muhammed {sav} Efendimiz hakkında, onun da bir beni beşer, bir insan olduğu apaçık bildirilmiştir. Kutlu Elçimizin, biz insanlardan farkı ise: “Kendisine İlâhî vahyin verilmekte olduğu gerçeğidir. Kendisine İlâhî vahiyler verilen bu kutlu Elçinin sözleri olan hadisler okunduktan sonra, “SADAKALLAH’ÜL AZİM” dense o takdirde Peygamberimiz efendimiz {av} sözüne: “Allah doğru söyledi.” Demiş oluruz ki, o zaman hadislere, Allah’ın sözü gibi işlem yapmış oluruz. Oysa hadis, söz peygamberin sözüdür. İşte bu ciddi çelişkiyi önlemek için hadislerden sonra: “SADAKALLAHÜL AZİM” demek, yerine: “SADAKA RESULULLAH FİMA KALE” denir ki; “RESULULLAH SÖZÜNDE SADIKTIR.” Demiş oluruz. Şanı Yüce Allah ile kulların farkını, ayırmamak dalalettir, sapıklıktır. Allah Azm’üşşan Yaratıcı ve Yok edicidir. Mülkünde Yegâne Tasarruf O’nundur. Kullar, doğumlu-ölümlüdür. Allah Zülcelâl ise:

لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ- بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ- “DOĞMADI, DOĞRULMADI.” İhlas 112 /3

Evrenlerin Efendisi, Kâinatın Efendisi olan Hz. Muhammed {sav} Efendimizin mübarek hadis-i şeriflerinden sonra bile: “SADAKALLAH’ÜL AZİM” denemezken, sizler hangi hak ve hangi yetki ile kul Sait’in, fani fetullah’ın sözlerini okuduktan sonra: “SADAKALLAH’ÜL AZİM” diyebiliyorsunuz? Nurcuların, Cemaatçilerin risaleleri okuduktan sonra “SADAKALLAH’ÜL AZİM“ “ALLAH DOĞRUDUR, DOĞRU SÖYLEDİ” demeleri, fani kulların fani sözlerini, Kadim olan Allah’ın, kadim olan Kelamının yerine geçirerek : “Bu da Allah’ın kelamı, bu da Kur’an” demeleri, kul Sait’in, fani Fetullah’ın sözlerini, İlâhî Kelam, yani ayet okumuş gibi Allah’ın tasdik ettiğini, onadığını göstermek için “SADAKALLAHÜL AZİM” demeleri Allah Zülcelal’e en büyük iftiradır, en büyük şirktir. Oysa Nurcuların, Fethullahçıların okudukları yazılar, Sait’in veya Fetullah’ın kendi sözleridir. Onların sözlerini, Allah Azim’üşşan’ın Kelam-ı Kadimi, Ayeti Celilesi yerine geçirerek bu kul sözlerini okuduktan sonra: “SADAKALLAHÜL AZİM” demeleri, fanilerin fani sözlerini, baki olan Allah’ın İlâhi sözleriymiş gibi “ALLAH DOĞRU SÖYLEDİ” diye Allah’a tasdik ettirmeleri yenilir yutulur cinsten değildir.

Hac kafilesiyle Hacca gidenlerin açıklamaları ise şöyledir: Kendi delilleri, rehberleri olan nurcu kişi, müzdelifeye vardıklarında eline bir nur risalesi alıyor, onlara okuyor, sonra “SADAKALLAH’ÜL AZİM” diyor. Mina’ya varıyorlar. Nurcu delil, rehber; nur risalesi çıkarıyor, onlara okuyor, bitirince; “SADAKALLAH’ÜL AZİM” diyor. Bunu çok yerde yapıyor. Sonunda içlerinden Ali AKPINAR: “Hocam bu okuduklarınız Türkçe yazılar. Siz sanki Kur’an okumuş gibi. “SADAKALLAH’ÜL AZİM” diyorsunuz. İnsanların sözlerinden sonra “SADAKALLAHÜL AZİM” denir mi?” diye itiraz edince kendisi şu anda ölü olduğu için adını veremediğim Nurcunun verdiği yanıt gerçekten korkunç bir yanıt oluyor: “BU DA KUR’AN. KUR’ANIN AÇIKLAMALARI, AYNI ŞEY” diyor. Sait Nursi’nin risaleleri, onların yanında Kur’an yerine geçmiş durumdadır. Bu çok ciddi, çok tehlikeli, çok vahim bir tükeniştir. Kullar fanidir, sözleri de fanidir. Kulların Kur-an’ı Kerim’i açıklamaları, yorumlamaları Kur-an’ın bizzat kendisi değildir. O açıklamalar, yorumlar, kulların fikirleri, görüşleri, düşünceleridir. Kur-an mealleri, Kur-an ayetlerini başka dillerde anlatmak, tebliğ etmektir. Ayet, besmelenin aslı, originali, İhlas’ın aslı, Ayet’el Kürsi’nin aslı, Yasin’in aslı, Fatiha’nın aslı originalidir. Bunların Türkçe, İngilizce, Almanca mealleri ayet değil, ayetlerin o dillerdeki açıklamaları, yorumlarıdır. Zaten Matüridi bu açıklamalara, meallere “TEVİL” demiştir.

{ www.bilgeata.com Lutfen TIKLAYINIZ.}

23/Nisan/2013 Kocatepe-Ankara
Rüstem KOCADURMUŞOĞLU
Eğitimci Yazar-Teolog-Kökenbilimci
Bilge Ata- Ξ̲̅
TÜRKİYE Ξ̲̅

 


 
  2017 © Bilge Ata. Tüm Hakları Saklıdır.   Son Güncelleme Tarihi: 05.07.2017Tasarım & Kodlama: ER-AY Bilgisayar