Bilge Ata  
Site içi arama :
 
      Ana Sayfa   |   Din   |   Köken Bilimi   |   Güncel Makaleler   |   Araştırmalar   |   Belgeler   |   Hakkımızda   |   İletişim
 
 
 

 
Anket
Amerikalıların Kızılderililere yaptığı soykırım hakkında ne düşünüyorsunuz?
 Evet Soykırım yapmıştır
 Hayır Yapmamıştır
 Kısmi olarak soykırım yapmıştır

 
 
Ziyaretçi İstatistikleri
Aktif: 42
Bugün: 361
Toplam: 1.110.465
 

İndia

HİNDU İNEĞİ-KEŞMİRLİLER VE TÜRKİYE

 

           İngiliz M:16 Ajanlarının Hindistan’ı sorunsuz yönetmek için,  Müslümanlarla, Hinduları birbirine düşürdükleri korkunç emperyalist planlarını açıklıyoruz. İblisçe hazırlanmış bu planı iyi anlayarak, emperyal güçlerin Milletimize karşı kurdukları ve kurabilecekleri tuzakları bulup ortaya çıkarmak, bu tuzakları bozmak boyun borcumuz olmalıdır. Aşağıda bu tuzaklara örnekler verilmiştir.

             Hindistan’ın Keşmir bölgesinde, yolun bu yanı Müslüman, öbür yanı Hindu, esnafına aittir. İngiliz M.16 ajanları bir plan kurarlar.

          Mübarek Kurban bayramı günü namazdan sonra üç İngiliz M:16 ajanı, Müslüman kılığına girerek, süslenmiş bir Hindu ineği götürmektedirler.  {Hindular için inek kutsal bir totemdir.} Karşılarına Hindu kılığına girmiş üç M:16 ajanı çıkar. Hindu kılıklı İngiliz ajanları, Müslüman kılıklı üç İngiliz ajanlarına:

              “-Bizim kutsal ineğimizi nereye götürüyorsunuz” diye yüksek sesle bağırırlar. Müslüman kılıklı İngiliz ajanları:

          “- Bu gün Kurban Bayramı, bu ineği kurban edeceğiz” derler. Hindu kılıklı İngiliz ajanları:

          “Yetişin Hindular! Müslümanlar inek kesiyorlar” diye bağırırlar. Öbür ajanlara saldırır gibi yaparlar. Bu sırada çevrede bulunan Hindular da inek götüren Müslüman kılıklı İngiliz ajanlarına saldırınca, Müslüman kılıklı İngiliz ajanları:

           “Yetişin Müslümanlar! Hindular, Kurbanımıza saldırıyorlar” diye bağırmaya başlarlar. Ortalık karışır. İnek götüren ajanları, öbür ajan arkadaşları kalabalığın içinden çıkartırlar ve sıvışırlar. Müslümanlarla Hindular bir-birine girerler. M. 16 ajanları bu olayı silahlı savaş haline getirebilmek için, gece yarısı bir-iki Hindu ile birkaç Müslüman kurşunlarlar. Artık sabır kalmamıştır. Hindular, Müslümanları Keşmir’den çıkarmak için silahlanırlar, Müslümanlar da Hinduları Keşmir’den çıkarmak için silahlanırlar. Olaylar, ülkenin pek çok bölgesine sıçratılarak Müslüman-Hindu savaşı görüntüsünde bir iç savaş çıkartırlar. İngiliz yönetimi kâh Hinduları, kâh Müslümanları destekleyerek veya suçlayarak, cezalandırır görünerek, bu kargaşayı sürekli körüklerler. İngiliz Master’leri, yani Sahip’leri, Efendileri huzur içinde pipolarını tüttürerek, viskilerini yudumlayarak beş çaylarını höpürdeterek Hindistan’ı yönetirler. Çünkü İngiliz’e göre Hindular da Müslümanlar da İngiliz Efendilerinin/Masteleri’nin, /Misterlerinin köleleri, paryalarıdır. Kendileri ise MASTER yani SAHİP olarak “gökteki baba” dedikleri “GOD”’ın İngiliz’e verdiği üstünlükle buraları yönetme hakkına sahiptirler.

 

              TÜRKİYE’DE ÇIKARTILAN KARGAŞALAR

 

               Bu inek kavgası, sanki 1960 ila 1982 li yıllardaki SAĞ-SOL, ALEVİ-SÜNNÎ çatışmalarına ne kadar da benziyor. Şimdi ise Kürt-Türk çatışmaları kotarılmaktadır. Bunlardan ibret alamayanlar, geleceklerini bu emperyalist ajanların tuzaklarına mahkûm edeceklerdir:

          Hindu ve Müslüman kılıklarına girmiş M:16 ajanları sözü iyi anlaşılmalıdır. Keşmir Bölgesinde yaşayanların çoğunluğu Müslümanlardır. Bir miktar da Hindu yaşamaktadır. Bu iki unsuru biri-birine düşürmek için iki kılık gerekiyordu. Çünkü orada Müslümanlar farklı kılıkta, Hindular farklı kılıktaydılar.  Ya yoksa İngiltere’den gelmiş sarışın English’ler burada casusluk yapmıyorlardı. Yapsalardı da bir faydası olmazdı. Onlar: M:16 ajanlarını Exeter Üniversitesinde yetiştiriyorlardı. Bu ajanlar ise dünya’nın her ülkesinden buralara getiriliyor, bu Üniversitede ajan eğitimi veriliyordu. Benim Bağdat Üniversitesinde yüksek lisansımı yaptığım yıllarda şimdiki Celal Talabani’ nin bu Üniversite’de okuduğu yaygın olarak söylenmekteydi.

              Türkiye’yi kana-gözyaşına boğan Sağ-sol kavgalarının çıkışına baktığımızda da, benzer komplolarla karşılaşmakta olduğumuz anlaşılıyor. Bir kentte, bir mahallede bir sağcı kurşunlanıyor, başka bir mahallede bir solcu kurşunlanıyordu. Türkiye’de bir ABD li sarı saçlı, uzun boylu bir coni’nin, bir Yankenin istihbarat yaptığını gören de yoktu. Tıpkı Keşmir’de İnek kavgası çıkartanların sarı saçlı English’ler olmadıkları gibiydi. Böyle bir coni, bir yanke ajanlık yapacak olsaydı, o coniye, yanke’ye herkes kapısını kapar, bu coniler, Yanke’ler bir tek istihbarat yapamazlardı. Oysa ABD’li istihbarat servisleri, Türkiye’nin içini-dışını kendi evlerinden daha iyi bilmektedirler. Bu nasıl oluyor denilirse, biz de deriz ki: Biz kendimiz onların kapı kulları, uşakları, servis elemanları olmuşuz da ondan dolayı onlar bizi-bizden daha iyi biliyorlar. Demek ki bu Ülkede, Bu Yüce Millet’in arasında meğer kendi kardeşlerine, kendi Vatanına, kendi Ulus’una yan gözle bakabilecek ne çok vicdan varmış{!}

                  Keşmir’de olduğu gibi, Türkiye’deki ajanların kılık değiştirmeleri gerekmiyordu. Başka im’ler gerekiyordu. {Not: Bu –İM- sözü, Türkçedir. Dünyanın pek çok dilinde korunmuştur. Nasip olursa yakında yayına koyarız. O zaman o bölümü yoklayınız.} Bu im’lerden/emarelerden,İmajladan bazıları şöyledir: Sağcılar sağ kollarını havaya kaldırırlar, solcular sol kollarını kullanırlardı. Şimdiki kuşaklara çok tuhaf gelen bu âdeti de bu küresel ajanlar çıkarmışlardı. Bir evde baba anaya, ana babaya, kardeş kardeşe, bacı bacıya, emmioğlu emmioğluna düşman edilmişti. Bunu onlar çok kereler deneyerek öğrenmişler ve aziz Milletimizi bölmek, güçten düşürmek için de tepe-tepe kullanmışlardı. Gerçekte ise bütün bu aykırı planların ağababaları İngilizlerdir. Daha doğrusu Avrupalı sömürgeciler insanı-insana; ulus’u Ulus’a vuruşturmayı çok iyi bilirler.

                    Şimdi ise otuz yıldan fazla süren terör olaylarının bitmesini istiyorlar. Artık onlar için terörün bir gereği kalmadı. Çünkü onlar Irak’ın Kuzey’inde yeni bir yönetim oluşturdular. Muratların da erdiler. İnşallah sonu fiyasko ile biter.  Bugün Barzanlı Mesut, terörü kınıyor. Kendilerine zarar verdiğinden söz ediyor, kendi güvenlikleri için sakıncalı görüyor. Oysa daha dün, Diyarbakırlarda eylemler yapmaktan söz ediyordu. Bunlar ne kadar tez yamuluyorlar. Daha dün can-ciğer kuzu sarması iken şimdi, sırtını dönmek diye buna demezler de ya neye derler? Bunların azıcık kemikleri, omurgaları yok mu? Ben bunlara şaşırıyorum. Güç nerede ise, çıkar nereyi gösteriyorsa o yana yamulmak, hangi Genetiğin eseridir? Dün Kürtlerin hamsi pozlarına bürünen bu Saferat Yahudi’si, PKK ya savaş açmış görünüyor. Şimdi elinde fırsat varken bugün terörü kovalamak için can atıyor. Kürtler bu adamın öz kimliğini öğrenmek zorundadırlar. Böyle bir adama bel bağlayanların bellerinin yere gelmesi yakındır. Aklınızı başınıza devşirin. Mesut Barzani’den dost tutan, kendini yamukluk cehenneminde bulur. Bugün yamulan her zaman yamulur.

           Mesut Barzani modeli, planlı-programlı hareketlerdir. Bütün bunlar, BOP. Büyük Ortadoğu Projesinin küçük halkalarıdır. Yeni Dünya Düzeni, Tek devlet, tek Şirket,  gibi küresel yağmacıların Dünya imparatorluğuna giden yolu açmaktır.

            Türkiye’yi karıştıran ajanların içinde sarı saçlı mavi gözlü, uzun boylu coniler bulunmuyordu. Türkiye’deki ajanlar da, Keşmir’deki ajanlar da yerli ajanlardı. Yani sizin anlayacağınız onların ajanları onlardan, bizim ajanlarımız da bizden kişilerdi. Demek ki, Ülkesini, Milletini, kan ve din kardeşlerini kurşunlayanların/kurşunlatanların, komplolar kuranların, kardeşi-kardeşe düşürenlerin sadece yöneticileri, amirleri, conilerdi. Geri kalanların çoğunluğu kendi kardeşlerini satanlardan başkaları değildi. Bunu da üç-beş kuruşluk dolar veya sterlin karşılığında kardeşkanına banarak yemekteydiler.


 
  2017 © Bilge Ata. Tüm Hakları Saklıdır.   Son Güncelleme Tarihi: 05.07.2017Tasarım & Kodlama: ER-AY Bilgisayar