Bilge Ata  
Site içi arama :
 
      Ana Sayfa   |   Din   |   Köken Bilimi   |   Güncel Makaleler   |   Araştırmalar   |   Belgeler   |   Hakkımızda   |   İletişim
 
 
 

 
Anket
Amerikalıların Kızılderililere yaptığı soykırım hakkında ne düşünüyorsunuz?
 Evet Soykırım yapmıştır
 Hayır Yapmamıştır
 Kısmi olarak soykırım yapmıştır

 
 
Ziyaretçi İstatistikleri
Aktif: 26
Bugün: 153
Toplam: 1.109.849
 

RUHUN ÜFLENMESİ

RUHUN ÜFLENMESİ VE İRADE-İ CÜZ’İYE

 

a}Ruh, hayatın başlangıcı, bizzat hayatın kendisidir.

b}Canlı varlıklarda, ilk hareketin kaynağıdır.

c}Ruh, maddedeki kuvvet ve energinin karşıtı olan canlıdaki kuvvettir.

f}Canlının canlanma anından başlayarak canın bedeni terk ettiği süre içerisindeki canlılara algılama, idrak, düşünme, iradeli kararlar verme, eğriyi-doğrudan ayıracak temyiz erk’i sağlama, iyiyi ve kötüyü kendi tercihi olarak yapma, sorumluluk alma, sorumlu tutulma ve daha nice davranışları yapabilme yeteneklerini veren ruhtur.

g}Hayatı taşıdıkları bilinen ve gerçekte insanî değerlere sahip olmadıkları halde, buna rağmen kendi aralarında birliktelik taşıyan, emir komuta zinciri çerçevesinde iş gören öteki canlılar, yani hayvan dediklerimiz de ruh denilen bu İlâhî güce sahip varlıklardır.

h}İnsanların gözleriyle göremedikleri fizikötesi “ÖTEFİZİK” {metafizik} yapıda olan canlılar vardır ki, bunlardan birisi meleklerdir.

i}İkinci sırada, yaratılış yönünden meleklerin ve insanların tam karşıtı olan ateşten yaratılmış, iblisler, şeytanlar vardır. Bunlar da hayatı taşıdıkları için ruhsal varlıklardır. Bunlar eksi varlık zincirindendirler.

k}Üçüncü sıradaki varlıklar ise ateşten, yani energiden yaratılan cinlerdir. Cinler, insan gibi sorumluluk taşıyan, iradeli canlılardır.  

RUH, hayatı başlatan bir güç olmakla birlikte, gerçekte bundan daha ötede, daha derinde, daha muhteşem bir varlığın da bizzat kendisidir. Ruh’a sadece, hayat anlamını yüklemek onun insana ÜFLENİŞİNİ anlamamaktır. RUH’UN mana ve mahiyetini kavramak, insanların gücü dışındadır. Çünkü ilimden bize az verildi. Bilgimiz bu İlâhı gücü tam kavramaya yetmez.

سْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيم                                                             

وَيَسْأَلُونَكَ عَنِ الرُّوحِ قُلِ الرُّوحُ مِنْ أَمْرِ رَبِّي وَمَا أُوتِيتُم مِّن الْعِلْمِ إِلاَّ قَلِيلاً

“Ey Muhammed! Senden RUH hakkında soruşturuyorlar. Onlara deki: “RUH Rabbimin Emirlerindendir. Size ilimden az verildi.” İsra 17/85

 

Bu ayette geçen ve Peygamberimize izafeten “RABBΔ “RABBİM” sözü, RUH, benim Rabbimin emrinden bir emir anlamına gelir, bir terimdir. Kişioğlu- insanlar- Tanrı Telâlayı, kendilerine ÜFLENEN RUH sayesinde tanırlar. Ben, Rabbimi bendeki RUH ile tanır, O’na ibadet ve itaat ederim. O bana ÜFLEDİĞİ RUH ile beni, yüksek derecelere ulaştırandır. Kur’anı indirendir.

Ayette geçen: “Size ilimden az verildi” kısmına dikkat edersek, ruh hakkında size hiç bir bilgi verilmedi denmiyor. Ama az bilgi verildi deniyor. İnsanların ilmi ise Allah Teâlâ’nın ilmine göre yok gibidir. Çünkü insanların ilmi sonradan kazanılmıştır. Bunun için insanlar, Rablerini tanıyacak kadar bilgi sahibidirler. Gerçekte RUHUN mahiyetini de tam olarak tanıyamazlar. İnsanların bilgileri sınırlıdır.

Şu açıklananlara göre RUH bize Yüce Allah tarafından ÜFLENEN hayatın, hareketin özü, Yaratan’ın tanınmasını sağlayan yüce bir kudrettir. RUH, Yüce Rabbin canlılara ÜFLEDİĞİ seçkin bir güç ve hayatın pınarıdır. Gerçekte RUH, bilginin de kaynağıdır. Eğer bizlerde RUH olmasaydı, bilgi de olmazdı. Matüridi’ye göre İRDE-İ CÜZ’İYE, RÛHÎ BİR KUVVETTİR. RUH nasıl Âlem-i Emirden, yani Allah Zülcelâl’in insanoğluna ÜFLEDİĞİ İlâhî bir vergi ise, İRADE-İ CÜZ’İYE de RÛHÎ bir güç olduğu için İRADE-i CÜZ’İYE yaratılmamış, İlâhî bir vergidir

            بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ                              

وَلَقَدْ خَلَقْنَا الإِنسَانَ مِن صَلْصَالٍ مِّنْ حَمَإٍ مَّسْنُونٍ

“Ant olsun ki biz insanı kupkuru bir çamurdan, şekil verilmiş bir balçıktan yarattık” Hicr 15/26

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ                

وَالْجَآنَّ خَلَقْنَاهُ مِن قَبْلُ مِن نَّارِ السَّمُومِ   

 

“Cinleri ise insanlardan önce insan bedeninin içine geçen güçlü bir ateşten yarattık.” Hicr 15/27

                                                                                                                  بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ                                                     

 وَإِذْ قَالَ رَبُّكَ لِلْمَلاَئِكَةِ إِنِّي خَالِقٌ بَشَرًا مِّن صَلْصَالٍ مِّنْ حَمَإٍ مَّسْنُونٍ                      

 “Ey Muhammed! Sen Rabbinin meleklere şöyle dediğini hatırla: “Ben, kupkuru bir balçıktan, şekil verilmiş kokuşmuş bir balçıktan bir insan yaratacağım.” Hicr 15/28

                                                                                                             بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ                                 

فَإِذَا سَوَّيْتُهُ وَنَفَخْتُ فِيهِ مِنْ رُوحِي فَقَعُوا لَهُ سَاجِدِينَ

 

 “Ben, onun yaratılışını bitirdiğim, ona RUHUMDAN ÜFLEDİĞİM vakit sizler hemen ona secdeye kapanın” Hicr 15/29

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ                                     

فَسَجَدَ الْمَلآئِكَةُ كُلُّهُمْ أَجْمَعُونَ

“Bunun üzerine melekler toptan secdeye kapandılar.” Hicr 15/30

 

Eğer insan sadece çamurdan bir beden olsaydı, ona secde edilmesi buyrulmazdı. “Ona RUHUMDAN ÜFLEDİĞİM vakit“ hicr 15/29 buyrulması, RUHUN üflenmesi şartına bağlanmıştır. Kişioğlu, ruhun üflenmesiyle sorumlu ve iradeli kılınmış bir varlıktır. Sorumluluğunun gereğini yerine getirmek ise onun boynuna borçtur.

 

Rüstem Kocadurmuşoğlu

Eğitimci Yazar Teolog Kökenbilimci

Bilgeata Ξ̲̅ TÜRKİYE Ξ̲̅

 


 
  2017 © Bilge Ata. Tüm Hakları Saklıdır.   Son Güncelleme Tarihi: 05.07.2017Tasarım & Kodlama: ER-AY Bilgisayar