Bilge Ata  
Site içi arama :
 
      Ana Sayfa   |   Din   |   Köken Bilimi   |   Güncel Makaleler   |   Araştırmalar   |   Belgeler   |   Hakkımızda   |   İletişim
 
 
 

 
Anket
Amerikalıların Kızılderililere yaptığı soykırım hakkında ne düşünüyorsunuz?
 Evet Soykırım yapmıştır
 Hayır Yapmamıştır
 Kısmi olarak soykırım yapmıştır

 
 
Ziyaretçi İstatistikleri
Aktif: 9
Bugün: 442
Toplam: 1.110.546
 

God-Huda

KUDEA>HUDA, KUDEY, HUDEY, KUDÜS, God, good,

 

KUDEA sözü, HUDA sözü haline gelerek: “Allah, Rap, İlâh, Tanrı” anlamlarını kazanmış bir sözdür. Bu HUDA sözü, bazı Türk diyeleklerinde: “KUDEY ve HUDEY” şekillerine dönüşmüş. Kırgız Türklerinde KUDEA sözü: “KUDEY” şeklinde söylenirken, Kürtlerde: K>H değişimiyle: “HUDEY” olmuştur. Şu Kırgız Türkleriyle Kürtlerin şaşırtıcı benzerliklerini pek çok belgede buluyoruz. Bazı müzik erbabı da bu KUDEA’yı HUDEY şeklinde türkü yaparak oyun havaları şeklinde notaya döktükleri gibi, bazıları da ilâhî formunda düzenlemişlerdir.   

“Süleyman Peygamber, Babası Davut’un yerine geçince, büyük bir tapınak yaptırmaya karar verir, komşu ülke Sur {Tsor-Tyre} Kıralından yardım alır:

“Babam Davut’un Efendimiz onu ayakları altındaki toprağın altına koymadan önce yeryüzündeki bütün savaşların uğruna yapıldığı Efendimiz Tanrı adına bir ev yapmadığını biliyorsunuz. Fakat şimdi Efendimiz Tanrı, bana ne düşmanın, ne de belanın olmadığı, her yeri kapsayan huzur verdi. Şimdi görün ki, Efendimiz Tanrı adına bir ev yapmayı amaç edindim…”

        Eski Ahit yorumlarında, Mason ikonografisinin önemli bölümlerini oluşturan iki öğeye rastlıyoruz. Bunlar YAKİN {JACKİN} ve BOAZ isimli çifte sütunlar ve “DUL KADININ OĞLU” olarak bilinen HİRAM USTANIN, MİMARIN bu iş ile görevlendirilmesidir.” {Dan Brown Süleyman’ın Anahtarı, Şifreleri Greg Taylor Mai Bas Yay Tan. Hiz 2005 İstanbul S:36-37}

 

Yukarıdaki açıklamada Süleyman Tapınağını Hz. Davud {a.v} değil, Hz. Süleyman’ın yaptırdığı anlaşılıyor. Başka kaynaklarda Babası Hz. Davud {a.v}’in yarım bıraktığı Tapınağı Hz. Süleyman {a.v}’ın tamamladığı yazılıdır. {Geniş bilgi: www.bilgeata.com Hz. Süleyman Tıklayınız}

                                                    

KUDS, KUDÜS

 

       KUDÜS sözünün Arapça olduğu hakkında oldukça yaygın bir görüş var. Bu sözün ARAMLILARIN dilinde BETH MIKDAŞA olduğu ileri sürülüyor. KUDÜS adlı Mabede de, ad olarak verildiği, KUDÜS sözünün de bu sözden türediği kabul ediliyor.

 

KUT, KUDEA, HUDA, God, good ‘IN KÖKENBİLGİSİ

 

KUD sözü, D>T dönüşümü ile KUT şeklinde dahi kullanılır.

      

“Kut=kut, uğur, devlet, baht, talih, saadet.

kut-luğ=kutlu

kut-luğ-Tégin-Kutlu Tigin, Tekin.

Kut-suz=kutsuz, işleri ters giden adam.

Kutal-= Mesut olmak.

Kutan--kutlu olmak, ulu nasipli olmak” {Divan-ü Lügat’it-Türk Kaşgarlı Mahmut Tdk. Yay C: 4 dizin S:388-389}

 

Mescid-i Aksa’nın adının ARAM dilinden geldiği hakkında geniş ve yaygın bir kabul var. {ARAM, ARAN, ARRAN için www.bilgeata.com HARRAN TIKLAYINIZ.} Tevrat metinlerinin ilk kez ARAM dilinde yazıldığı hakkında da geniş bir kabul var. ARAM dili ise ağzına kadar Türkçe ile doludur. ARAM dilinde MAKDEŞA, İbranice MIKDAŞ, Arapça: MAKDİS, sözleri, dikkatli bakışlar için ism-i meful=TÜMLEÇ olarak görülüyor. Türk dili sondan eklemeli bir dil olduğu için eki kökten ayırdığımız zaman, sözün kökü ortaya çıkar. Burada da bu kural görünüyor. 

       ARAMCA MIKDAŞA sözü, Türkçe KUT sözünün Arapçaya dönüştüğünün de bir belgesidir. Bizim çalışmalarımızın gösterdiği hedef te bu yöndedir. Araplarla İbraniler, Yahudiler, ARAMLILARDAN uluslaşmış görünüyorlar. ARAM sözü de sondaki M harfinin B harfine dönüşmesi sonunda ARAB şekline girmiş olduğu hakkında artık pek bir kuşkumuz kalmadı. ARAMCA, ön Arap dilinin kuluçkalığını yaparken, Arapçada korunup kalan KUT sözü, Arapça’da aşağıdaki şekilde çekimlere uğrayarak korunmuştur.

Arapça sağdan sola doğru yazılır. Onun için numaraya göre okuyun.

 

قَدَسَ، يَقْدِسُ، قَدْسًا  

3-KADSEN   2-YAKDİSÜ  1-KADESE 

Bunun ettirgen hali:

قَدَسَ،  يُقَدِسُ،  تَقْدِيسً-  

 3-TAKDİSEN, 2-YUKADDİSÜ,--1-KADDESE-                                                                                               

diye çekimlenir. Bu çekim: مُقَدَسْ MUKADDES çekimine ulaşılır.                                                                                     

ARAMLILAR, henüz Türkçenin etkisinden tam olarak kurtulamamış, ne tam Arab olmuş, ne tam Yahudi olmuş, kendi öz ARAN DNA’sından ayrılamamış bir konumda iken bu sözü, MAKDEŞA şeklinde zapt etmişlerdir. Bugünkü Arapça gelişince MAKDEŞA sözü, MUKADDES, yani {ism-i meful=tümleç şeklini alarak Arapça imiş gibi işlem görmüştür. Dikkat edilirse Türkçe KUT sözü, ARAMLILARIN kuluçkalığı ile yeni bir ulus haline gelmeye başlayan İBRAN-LILAR,> İbraniler-Yahudiler-; ARAPLAR, Türkçe KUD-KUT sözünden çekim yaparak bu sözü, ARAMLILAR gibi MİKDAŞ şeklinde ismi meful=tümleç yaparak kullanmışlardır. ARAPÇA ve İBRANCA’da İsm-i Fail= {işi yapan, eylemi yapan, yapıcı;=ÖZNE} şeklinde işi yapan için kullanılır. İSM-İ MEF’UL=tümleç ise, işin, eylemin yapıldığı şey, konum, yer anlamınadır. Mescitlerde iş eylem yani ibadet edilir. Buna ibadeti yapana ism-i fail=özne, ibadetin yapıldığı yere ism-i mef’ul=tümleç denir.  Araplar da bu Türkçe sözü, tıpkı kuluçkalıklarını yapan ARAMLILAR gibi aynı kalıpla ve fakat Ş yerine S harfi ekleyerek ve biraz da Ön Türkçe ile irtibatını koparmayarak yine ismi meful=tümleç çekimiyle MAKDİS> MAKDUS şeklinde zapt etmişlerdir.

 

BET, BETH, BEYT=BİT

 

Her üç dilde bir olan BETH>BEYT sözü, BİT-MEK Fiilinden doğmuş bir sözdür. Bu konuda Yusuf Ziya merhumun da önemli açıklamaları vardır. O, bu BİT sözünü Kitap için kullanıyor. Ona gör: “BİTİK” “BİTMİŞ” demektir. KİTAB sözü, sıkışmadan bazı harflerin yer değiştirmesinden kaynaklanıyor. Arap alfabesiyle KTB= كتب = كَتَبَ yazısı, Türkçe BTK yazısının ters çevrilmiş halidir. BETH- BEYT sözleri ise aynen BTK-BİTİK sözü gibidir. BİTİK, Türkçede Kitab demektir. Kitap yazılmaya başlanıldığında yazılarak, okunarak biten bir nesnedir. Ev ise Arapçada BEYT, ARAMLILAR’DA, İBRANLILAR=İbraniler’de: BET şeklindedir. BETH sözünün H ile yazılması, Avrupalıların imlasıdır. Doğrusu BET’dir. Yani BT-BİT’ dir. İlk insanlar  alaçık denilen derme çatma barakalarda otururken, sonraları ev yapımına geçtiler. Ev yapımına geçildiği devirlerde evler,  yere dikkeçler dikilmeye, ilerleyen sürede yer kazılarak kerpiçle temelleri doldurulmaya başlandı. Bu da tahıl veya ağaçları dikmek gibi bir işlem olduğu, daha sonra temeller yükselip evler bitirilince, buna BİT dendi. Kitabın satırları yazılıp bittiği gibi evler de yerden biter gibi yükseldiği için BİT denildi. Bu söz ARAMLILAR ve İBRANLILAR=İbranilerde BT, Araplarda BYT=بَيت şeklinde korundu.  BYT sözündeki Y ’ yi,  İ okursak, ki kuralda budur. O zaman BİT sözüne ulaşmış oluruz. İşte KUDÜS, MUKADDES, KADES, KADİS, sözlerinin açılımı böyledir. Hatta tarihte ünlü KADEŞ, KADİŞ sözlerini bu açıdan okumaya başladığımızda, Hitit Türkleriyle Mısırlı Firavun II. Ramses arasında tarihte yapılan {KADEŞ SAVAŞI” sonrası tarihte ilk kez yazılı antlaşma M.Ö. 1274 yılında yapılan “KADEŞ” Savaşından sonra yapılmıştır. “KADEŞ” sözünün, “Kutsal” anlamına Türkçe bir söz olduğunu görüyoruz. Hatta İspanya’da İberik yarımadasında yaşayan KADİŞ adlı Türk Boyları ile orada kurulmuş olan KADİS, KADİSİYE adlı kentin dahi bu anlamı vermiş olması, çok dikkat çekicidir. KUD-ÜS sözünde, sözün kökü>. KUD kısmıdır. KUD sözü, en sağlam görünümünü, KUD-ÜS sözünde gösteriyor. Burada sözün kökü olan KUD sözü, ekten ayrılınca apaçık ortaya çıkıyor. Sözün kökü de anlamı da KUD yani kutlu, kutlu olan, kut sahibi olan demektir ki KUDSİ, MUKADDES,  gibi sözler ve anlamları hepsi Türkçe KUT sözü hangi anlama geliyorsa, onlarda da aynı anlamlara geliyor.

 

AVRUPALI DİLLERDE KUD;-KUT SÖZÜ

 

       1} Büyük -G- tek ve küçük -o- ile yazılıp-söylenen " God" Tanrı, Rab, İlâh. Allah anlamına gelen söz Türkçe " KUT" sözünden başka bir söz değildir.

2} Küçük -g- ve iki -o- ile yazılıp-söylenen " good " iyi, güzel, tamam, münasip, uygun, hayırlı, bereketli gibi anlamaları da içeren bu söz, Türk'ün " KUT " sözüdür. Zaten ayraç içinde: {kut-kud} yazıldığını aşağıda göreceğiz.

       3} Küçük g, tek o, ve küçük d ile yazılan söz, ilâh, ilahe, mabud, rab, tanrı anlamlarına kullanılır.

 

       “god {go:d, god}, n. İlâh, mabud; put, sanem; {w. Cap.} Allah, tanrı, Cenab-ı Hak, ilâh mertebesine çıkarılmış kimse veya şey; büyük kudret sahibi kimse;

God bless me I: Allah Allah!, maşallah!;

godchild, n.: vafdiz çocuğu;

goddaughter, n.: vafdiz çocuğu olan kız çocuk;

godfather, n.: vafdiz babası, mânevî baba;

God fearing: Allah’tan korkar; dindar;

God forbid: Allah esirgeye, maazallah;

godforsaken, a.: kimsesiz, metruk virane;

godmother, n.; vafdiz anası; god of love, the bilind g.: aşk mabudu, kübid;

god of this world: Şeytan, İblis;

God’s acre: sinlik, mezarlık;

God’s truth: tam hakikat, asıl hakikat;

God’s save the King: yaşasın kıral;

godson, n. Vafdiz oğlu,

God speed you: Allah’a emanet olun, Allah başarı versin;

God willing: inşallah, Allah isterse;

God wot: Allah bilir ki,

act of God G.: {law} esbab-ı mücbire={cebir, zorlama sebebi}

       god {god}, v.i. {-ded-ding} İlâh yerine koymak, ilâhlaştırmak.

       god’dess {gédis}, n. Mabude, ilâhe; çok cazip kadın.

       god’head {gédhed}, n. Allah, mabut, ulûhiyet.

       God’hood {gédhud} ulûhiyet, ilâhlık   

god’less {gédles}, Allah tanımaz, Tanrı tanımaz, Allahsız, dinsiz,

God’ward{s} Allah’a doğru, Allah’a ait.

       god’like {gédlaik}, a. Allah gibi, Allah’a benzer, Allah’a yakışır, fevkalade iyi.

       god’ly {gédli}, -adv. Dindar, Salih.

Godsend {gédsend}, n. Beklenmedik zamanda olan iyi şey, tam vaktinde Allah’tan gelen yardım.”

       Good {gud}, a. {beter-best}, n. İyi, güzel, hoş, Salih,  münasip; yerinde, faydalı, doğru, hayır sahibi; cömert, doğru, şerefli, mükemmel, sağlam, dolgun, çok; büyük; güvenilir; hayırlı, n. İyi ve hayırlı şey; iyilik; doğruluk; hayır; fayda   

Good’ly {gudli} , a. {-fer-fest} güzel; büyük, çok büyük; goodlyness, n.; iyilik, iyi huyluluk.

       Good’man {gudmén}, n. {pl.-men} Ev sahibi, aile reisi , {arcaic} efendi.

       Good’ness {gudnes, gudnis},n. İyilik, güzellik, cömertlik, naziklik, fazilet.

       Good will, good will’ {gudwil} Hüsnü niyet,

      Good’y {gudi},n. Ana, teyze, {yaşlı kadına hürmeten söylenir.”{Yeni Redhouse Lûgati İngilizce-Türkçe Bord Neşr Dairesi İstanbul 1958 S:452-453}    

  

       “kut=kut, uğur, devlet, baht, talih, saadet,

       Kutal= mesut olmak

       Kutan=kutlu olmak, ulu nasipli olmak

       Kutat=kutlu olmak, baht ve devlet sahibi olmak.

kut bul=baht bulmak.” {Divan-ü Lügat’it-Türk Kaşgarlı Mahmut TDK yay. Ankara  C:4, S: 388, 389}

 

       “Kut isim. Saadet, talih, baht-i yâr, ikbal-

       Kutlu: mesud, sevinç, neşe, mukbil=kabul edilmiş, ikbali dönmüş,

       Kutsuz:uğursuz.”{Lehce-i Osmani Ahmet Vefik Paşa Dersaadet 1306-1890 S:641}

 

“Kut:

“Kut: Devlet idaresinde güç, yaratıcılık ve yetki bakımından sahip olunan üstün güç”

Mit. İlâhı bir kaynaktan gelen rahmet, bereket.”

       Kutsal:

1.Sıfat, din b. Güçlü bir dinî saygı uyandıran veya uyandırması gereken, kutsi, mukaddes.

2.Tapınılacak veya yolunda can verilecek derecede sevilen, kutsî, mukaddes, lâhut

3.Bozulmaması, dokunulmaması, karşı çıkılamamsı gereken üstüne titrenilen.

4.Felsefe Tanrı’ya adanmış olan, tanrısal olan.

Kutsamak

1.Kutsallaştırmak

2.Kutluluk dilemek, takdis etmek

3.Kutlu ve aziz kılmak.”{TDK Türkçe Sözlük Şükrü Akalın Ankara 2011 S=1545-1546}

 

“Kuday, f. Tanrı, Huda;

kudaydı karap ayt!: Vicdanınla söyle! Bu gibi, şeyleri söylemeye utan!:

Kudaydı karap iş kıl: Vicdanınla hareket et.

Kudaydı karabay ele kalp ayta beret: Vicdansızca yalan söylüyor;

       Kudayçıl, Takva sahibi, Allah’a inanan ve tapan.

Kudayı, f. Es. Allah rızası için çekilen ziyafet;

kudayı konok: tanrı konuğu {misafiri} Kudaysızdık, Allahsızlık.” {Kırgız Sözlüğü Prof K.K Yudahin Türkçesi Abdullah TAYMAS İstanbul 1948 Cumhuriyet Basımev. C:2, S:516}

 

KUT sözü Kazaklarda da, Özbeklerde de, Azerlerde de, Tatarlarda da, Türkmenlerde de aynı anlamda kullanılır.  Bütün Türk ağızlarında " KUT " baht, devlet, saadet, iyi talih, talihin yaver gitmesi, mutluluk, huzur, iyilik, iyi davranış, iç huzuru, iyi geçinme, çevreye uyumlu olma, daha nice anlamlara gelir Türkçe bir sözdür. Bu söz, Sümer’de de, Etrüsk'lerde de, Kırgızlarda da aynıdır.  Sümer Türk'lerinde KUDEA, KUT, yani saadet veren yönetici, önder Kral anlamına gelir bir sözdür.

       Bu sözdeki {EA} bizim bugün AGA, AĞA hükmeden, kudretli anlamına kullandığımız sözdür. Bu Farsçada Türkçeden kalmış, daha sonra da Farsçanın etkisi ile K>H ya çevrilerek { HUDA} şekline girerek Allah, Rab, Tanrı, Yaratan anlamı kazanmıştır. Kurmanç Kürt'lerin dilinde de korunarak günümüze taşınmıştır. Bu söz, Süleyman Çelebi'nin Mevlit adlı Na'tında:

 

       "Ey  HUDA'dan Lut-u ihsan isteyen

Mevlid-i pâk-i Resûlullah'a gel"

 

şeklinde söylenmiştir. Avrupalı dillerde de aynı anlamı koruyan bu söz, orada: "God" { Gad okunur.} şeklinde yazılıp söylenen kadim bir Türkçe sözdür. Avrupalıların kendi öz dillerinden örf ve adetlerinden geldiğini sandıkları Türkçe { God } sözü ile,  gerçekte Türk'ün GUDEA'sına yakarmakta olduklarını, belleklerimizin bir köşesine yazalım. Bunu Sümer, Elam, Akad, Firik, Aram, Lik, Lid,  ve Hitit metinlerini çözen bütün Avrupalı bilginler, bizlerden çok iyi bilirler. Bir Samuel Noah Gramer bunu bilmiyorsa, dünyada bunu bilecek başka bir bilgin daha yoktur. O halde: “Bu gerçekleri bu güne kadar neden gizlemişler?” denilecek olursa, biz de deriz ki; şayet bu gerçekler, Samuel Noah Gramer gibi bilginlerce açıklanacak olursa, medeniyetlerin, Uygarlıkların tamamı Türk’lerin eseri olduğu kabul edilmiş olur. Bu da Avrupalının işine gelmez. İşte asıl bu sebeplerden ötürü bu gerçekler gizlenmiş, Avrupalıların türedikleri kökler çok kısır ve gizli cümlelerin içine saklanmıştır. Onların bazı bilginleri bu gerçekleri görmüşler ve fakat Avrupalının hiddetinden korktukları için, şu kadarını söyleyebilmişlerdir: "Bizim kökenlerimizin kaynaklarını deşelesek, O kaynak ta Orta Asya Kökenidir." diyebilen yürekli bilginler de çıkmıştır. {www.bilgeata.com –Y- Kromozomu Tıklayınız.}

       “ GUDEA Kimdir?  Yapılarda kullanılan tuğla, kerpiç, evlere kadar getirilen suyolları, lağım teşkilatı Sumerlilerle başlamıştır. Sumer'in özellikle LAĞAŞ KIRALI: “GUDEA} zamanına kadar ulaşan plastik sanatını, ünlü heykeltraş Henry Moor {Henry Moor on Sculpture Edithed by Plilip James, London, 1968, S=165-167} da dünyanın büyük plastik sanatları olarak tanınan-erken Yunan, Etrüsk, eski Meksika, Mısır'ın 4.-12. sülaleleri zamanı, Roma, Gotik sanatı ile aynı düzeyde tutmakta ve onlardaki canlılık ve ifade tarzı ile sanat özelliklerini uzun-uzun açıklamaktadır.

       LAGAŞ KIRALI GUDEA {İ.Ö. 2250 }  ENİNNU Mabedinin {Tapınağının} yapılmasıyla ilgili 1400 satırı kapsayan iki silindir kitabe { yazıt } yazdırtmış. Bunda GUDEA: Mabedi {Tapınağı} yapmadan önce bir rûya {düş} görüyor. Rûyada {düş}'te, şahsî {kişisel} tanrısı, {İlâh} Ningişzida ufukta güneş gibi doğuyor. Yazı ve okulların koruyucusu İlâhe Nidaba elinde gökte yazılanları kapsayan bir tablet tutuyor. {Levh-i Mahfuz} Mimarlık İlâh'ı Nidub da üzerinde yapılacak mabedin {tapınağın} planı bulunan mavi taştan bir tableti gösteriyor. { The Sumerians, S=138} Tevrat Hezekiel 4: 1-2' de mabed {tapınak} planına paralel, "Sen de Ademoğlu, kendine bir tuğla al ve onu önüne koy ve üzerine bir şehir çiz, Yerüşalim'i çiz.' deniyor." {Muazzez İlmiye Çığ. Kur'an, İncil ve Tevrat'ın Kökeni Kaynak Yayınları. 18. Basım  İstanbul 2008.S= 10, 28 dipnot}.

 

       LAĞAŞ KIRALI KUDEA’nın tapınak yaptırma tarihi M.Ö. 1250, M.S. 2013=4263 yıl önce KUDEA=KUT AĞA, KUT-LU AGA, KUTSAL AGA, adını taşıyordu. Bu KUDEA sözü, HUDA, KUDEY, HUDEY şeklinde dönüşerek açıklamaya çalıştığımız milletlerin dilinde, kültür ve inançlarında korunarak Allah, Rab, Tanrı anlamında hala cap canlı yaşamakta ve kullanılmaktadır.

       GUDEA, Türk'ün öz cevherinden, Türklük gerçeğindendir. GUDEA; KUT-SAL AGA, Kut-sal BEY, Kutsal, Yönetici, Kutsal GÜÇ; Kut-sal ERK sahibi demek olan bir sözdür. GUDEA, Avrupa'lı İngiliz'lerin { Angleş'lerin } dilinde korunup kalırken ”God” German, {Almanların dil'inde korunup kalırken { Gott} şeklinde korunmuştur. GUDEA, o devirde ne gibi bir İlâh kavramı oluşturmuş ise, Sümer'deki hâliyle Hıristiyan Avrupa'da da aynen korunarak inanılmıştır. Hattâ nasıl ki GUDEA bir Kıral şeklinde insanileşmiş, kişileşmiş bir varlığa bürünmüş ise, Avrupa'lıların, inandıkları {God}'ı da, { Gott }'ı da aynı şekilde insanileştirdikleri, evlenip, çocuk sahibi haline soktukları görülmektedir. Şu anda dahi {God}’ın {Gott}'ın çocuğunun olduğuna, inanmaktalar. Bu çocuk ise Hz. İsa {a.v} olarak ortaya konmuş, Sümer Türklerinin GUDEA'ya inandıkları gibi inanmayı sürdürmekte olduklarına bütün Dünya tanık olmuştur. Şaşılacak benzerliklerden birisi de,  Sümerde, GUDEA, bir taht'ta oturmakta, Kırallığını buradan yönetmekte idi. Avrupalı Uluslar da aynı inancı sürdürmekte, {God}' ın “Gott”-ın; göğün dördüncü katında oturmakta olduğuna, Kutsal Kırallığını buradan yönettiğine halen bütün güçleriyle inanmaktalar. Sümer Türk'lerinin uygulamalarında, GUDEA'NIN  sağında-solunda danışmanlarının, Bakanlarının bulunuşu gibi bir düşünceyi, günümüzün çağdaş Hıristiyanları, daha da ileri götürerek “God”a da, “Gott” a da uygulamışlar, dördüncü kat gökte oturduğuna inandıkları “God”-ın, “Gott”-ın sağ yanında oğlu İsa Mesih'in oturduğuna inanmışlardır. İncil yazarları, bu inanç sistemlerini Sümer Türk'lerinin GUDEA'sından alarak, tahrif ettikleri, {bozdukları} İncillere koymuşlardır.

 

       KUDEA, KUT AGA, KUTLU AĞA, KUTSAL AGA sözleri, KUDÜS, God, good, HUDA, HUDEY, KUDEY sözleri, öz be öz Türkçedir.

Türk Milletinin öz cevherinden, öz kültüründen kaynaklanmıştır.

 

       Rüstem KOCADURMUŞOĞLU

       Eğitimci Yazar-Teolog-Kökenbilimci

Bilge Ata-Ξ̲̅ TÜRKİYE Ξ̲̅

 

 

 

YapıştırYapıştır


 
  2017 © Bilge Ata. Tüm Hakları Saklıdır.   Son Güncelleme Tarihi: 05.07.2017Tasarım & Kodlama: ER-AY Bilgisayar