Bilge Ata  
Site içi arama :
 
      Ana Sayfa   |   Din   |   Köken Bilimi   |   Güncel Makaleler   |   Araştırmalar   |   Belgeler   |   Hakkımızda   |   İletişim
 
 
 

 
Anket
Amerikalıların Kızılderililere yaptığı soykırım hakkında ne düşünüyorsunuz?
 Evet Soykırım yapmıştır
 Hayır Yapmamıştır
 Kısmi olarak soykırım yapmıştır

 
 
Ziyaretçi İstatistikleri
Aktif: 43
Bugün: 170
Toplam: 1.109.866
 

Norşin

 

ÇALINAN TÜRK TARİHİ

 

NORŞİN / NURŞİN SÖZÜNÜN KÖKEN BİLGİSİ

 

        Güzel ve kadim İl’imiz Bitlis’imizin Kadim İlçesi Güroymak’ın eski adı hakkında yapmış olduğum köken bilgisi ile ilgili araştırmayı sunuyorum. Güroymak İlçesinin eski adı olan NORŞİN/NURŞİN adını konu edinerek resmi adı yerine eski adını kullanan Sayın Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün 9 Ağustos 2009 akşam haberlerinde açıklanan söyleminin, tartışmalara yol açtığı, yeni boyutlar kazandığı görülüyor.

        Sayın Cumhurbaşkanı, bu söyleminde bu İlçe’mizin resmi adı yerine eski adı olan NORŞİN/NURŞİN adını kullanmak suretiyle, şimdiye kadar adları değiştirilen kent, kasaba ve köylerin Kürtçe adlarının geri verileceğini ima etmiş sayılıyor. Adları değiştirilen yerleşim yerlerinin eski Kürtçe adlarının geri verilmesi isteğinin ise ileride başka mecralara sürüklenmesinden endişe eden Yüce Milletimiz,  sorun’un abartılması halinde büyük keşmekeşlere sebep olabileceği kaygısını taşımaktadır.

        Sayın Cumhurbaşkanı’nın NORŞİN/NURŞİN söylemi ile başlayan, Sayın Başbakan ile Sayın Bahçeli arasında –POTAMYA- krizine dönüşen söylemler yumağı dolayısıyla, Yüce Türk Milletinin gergin bir ortama sürüklenmesinden kaygı duyuyoruz. Milletlerin hayatında önemli ayrıntılardan birisinin ve belki de en önemlisinin devleti yönetenlerin atacakları adımların hesap-kitaplarının titiz bir planlama ile yapılmasıdır. Türk tarihinde nice acı olayların devlet adamlarının bir-birlerine karşı takındıkları tavırlarla yakından ilintili olduğunun acı örneklerini geçmiş ve yakın tarihlerimizde sarsıcı deneyimlerle çok yaşadık. Devlet adamı, kırk yutkunup bir söylemelidir. ”Ben yaptım oldu, ben yaparım olur, benim yaptığım en doğrusudur, benden başka büyük yok” mantığı ile hareket eden yöneticiler sebebiyle, bu Millet çok acılar çekti.

        Yüce Milletimiz bu ad değiştirme süreci başlatıldığı zaman yaygara yapmayı istemedi. Bizim Yüce gönüllü Ulu Milletimiz, bağırtkanlığı-çağırtkanlığı pek beceremiyor. Adları Türkçe olduğu halde değiştirilen binlerce yerleşim yeri bulunmaktadır. Böyle olmasına rağmen Yüce gönüllü Milletimiz, bunları büyük olgunlukla karşıladı. Oysa Turkomanya’da / Güneydoğu’da bazı yerleşim yerlerinin adları değiştirildi diye kıyametler kopartıldı. Bu, nerede ise bir ırkçılık, bir Nazizm, bir faşizm, olarak nitelendirildi. Türkiye’nin Batısından, çatısından, Güney’inden, Ortasından adları değiştirilen köy ve kasabaların sayısı oldukça kabarıktır. Aşağıda Doç. Dr. Tunçel’in tespitlerini birlikte görelim:

        “Doç. Dr. Tunçel’in araştırmasına göre 2000 yılı itibarıyla adları değiştirilen köylerin illere göre dağılımı şöyle:

        Adana {169}                   169

         Adıyaman {224},              88

         Afyon {88},                     199 

         Ağrı {374},                      193

         Amasya {199},                 168

         Ankara {193},                   101

         Antalya{168},                   69

         Artvin {101},                    110                               

         Aydın  {69},                     32  

         Balıkesir {110},                 182

         Bilecik {32},                      49

Bingöl {247}                     136

         Bitlis {236},                      53

         Bolu {182},                       76 

         Burdur {49}                       103

         Bursa {136},                     53

         Çanakkale {53},                20

         Çankırı {76},                     366                      

Çorum {103},                   653

         Denizli {53}                      70

         Diyarbakır {555},               279

         Edirne {20},                     167

         Elazığ {383},                    343

         Erzincan {366},                 117

         Erzurum {653},                  46

         Eskişehir {70},                  68

         Gaziantep {279},               295

         Giresun {167},                   86

         Gümüşhane {343},             35

         Hakkâri {128},                   39

         Hatay {117},                     26

         Isparta {46},                     236

         İzmir {68},                        93

         Kars {398},                       217

         Kastamonu {295},              83

         Kayseri {86},                     105 

         Kırklareli {35},                   112

         Kırşehir {39},                     70

         Kocaeli {26},                     24

         Konya {236},                     48

         Kütahya {93},                    134

         Malatya {217},                   105 

         Manisa {83},                      117

         Kahmaraş {105},                185

         Mersin {112},                     59

         Muğla {70},                        406

         Muş {297},                         19

         Nevşehir {24},                    245

         Niğde {48},                        390

         Ordu {134},                        273

         Rize {105},                         389

         Sakarya {117},                    47

         Samsun {185},                    90

         Siirt {392},                         156

Sinop  {59},

         Sivas {406},                                      

         Tekirdağ {19},                             

         Tokat {245},                                    

         Trabzon {390},                              

         Tunçeli {273},                                                             

         Şanlıurfa {389},

         Uşak {47},

         Van {415},

         Yozgat {90},

         Zonguldak {156}. “

       

           Güneydoğu/Turkomanya  dışındaki değiştirilen yerlerin sayısı:

                 7879- yedi bin sekiz yüz yetmiş dokuz adettir.   

……………………………………………………………………………………………………..

        Bu listede 10 İl’imiz ayrı hesaplandı. 

 

                        1} Adıyaman   : 224

                            2} Bingöl         : 247

                            3} Bitlis           :236                           

                            4} Diyarbakır   : 555

                            5} Elazığ          :383

                            6} Hakkari       : 128

                            7} Kars            : 398

                            8} Siirt            : 392

                            9} Tunçeli        : 273

                            10} Van           :415

+ ……………………………………………………… 

                                                  3251 

   

            Güneydoğu’DA/Turkomanya’da değiştirilen sayı: 3251 üç bin iki yüz elli bir. öbür illerde toplamı: 7879+3251=11.150- on bir bin yüz elli.

       

        ADLARI DEĞİŞTİRİLEN YERLERE BİR KAÇ ÖRNEK

 

        Ulukışla’nın Kılan kasabasının adı: Aktoprak yapıldı. Kılan sözü öz be öz Türkçedir. Kılmak: yapmak, etmek, eylemek demektir. Kılan sözünün en bilinen anlamı: Namaz kılmak’ tır. Orta Asya da Oruç tutmak yerine; oruç kılmak dahi derler. Ulukışla’nın BURNA Kasabasının adı: Yeniyıldız yapıldı. Burna sözü Türkçede İleri, öncü birlik demektir. Burun da her nesnenin öne çıkan kısmına denir. Ulukışla’nın Tarbaz kasabasının adı: Darboğaz yapıldı. {Tarbaz: www.bilgeata.com TIKLAYINIZ.} Adana’nın Acıdere Kasaba’sının adı: Suluca yapıldı. Acı ve Dere Türkçedir. Adana’nın Misis Bucağının adı: Yakapınar yapıldı. Misis adı: Mis Türklerinden kalma bir addır. Bunun en mükemmel ve en çarpıcı belgelerinden birisi “Misisipi” Irmağıdır. Ceyhan’ın Kırmıt Bucağı: Sağkaya yapıldı. Kırmıt, kiremit sözünden gelir. Kiremit-kerim sözleri keramik, seramik sözüdür ki öz be öz Türkçedir.  {www.bilgeata.com Hz. Süleyman Tıklayınız.}Hiram, ki bu –Hiram Abas Süleyman Mabedini yapan kişinin de adıdır. Ceyhan’ın TUMLU KALESİ ve TUMLU Köy’ünün adı DUMLU yapıldı. Tumlu Rahmetli anam ve Merhum babamın da Köyleriydi. Tumlu sözünü Divan-ü Lügat-it-Türkte Kaşkarlı Mahmut şöyle açıklıyor:

        “Tumluğ keldi kapsadı” anlamı: Soğuk geldi kapladı” demektir. Buna: Dumlupınar vs. gibi örnekler de vardır. Tumlu soğuk demektir. Bu Kalenin adı da Tumludur. Divan 1070 li yıllarda yazıldığına göre, bu Kalenin adı da en az iki bin yıldan bu yana Tumlu’dur. Bizim Oymağımız Kayıların yörede Çukurova’da bulunuşlarının tarihi bu kadar eski olmalıdır. Değiştirilen Türkçe adları saymakla bitiremeyiz. Buna rağmen Türk Milleti bunları söz konusu yapıp ortalığı velveleye vermedi.

        Sayın Cumhurbaşkanı’nın Güroymak İlçesi’nin resmi adı yerine, değiştirilen adı olan NORŞİN/NURŞİN adını söylediğinde Kürtlerin buna çok sevindiklerini ajanslar geçtiler. Hatta İlçenin Belediye yöneticileri, İlçenin Kürtçe adı olan eski NORŞİN/NURŞİN adının geri verilmesi için başvuruda bulunmaya hazırlandıkları, haberler arasında yer aldı.

 

        NORŞİN/NURŞİN ADI’NIN KÖKEN BİLGİSİ

       

        NOR-ŞİN/NUR-ŞİN: Adı: İki sözden oluşmuş görünüyor. Birincisi NOR, NUR ikincisi ŞIN, ŞİN sözleridir. Nor ve Nur sözünün şimdiye dek Arapça olduğu sanılmış ise de bu sözün Sümer Türkçesi olduğu hakkında elimizde çivi yazılı tabletler bulunmaktadır. 

 

        “nuru: Işık, nur”  {Sümer Dili ve Grameri Prof. Dr. Mebrure Tosun. Prof. Dr. Kadriye Yalvaç T.T. K. yay Ank 1981. C=1. S=99–129}

 

        Arapların uluslaşma dönemi, 3 bin ila 4 bin yıllarına varır dayanır. Bundan önce Arap veya İbraniler diye bir Ulus henüz yeryüzünde görülmüyordu. Oysa Sümer Türklerinin tarihi 6 bin ila 10 bin yıllarını kapsamaktadır. Araplar Uluslaşmadan önce Sümer’in konuştuğu dili biliyorlardı. Uluslaşma devirleri başladığında ‘NUR’ ve onun gibi binlerce sözü, belleklerinde koruyarak yeni dilleri olan Semitik dil ailesinin içine aldılar. Uluslaşma konusu hakkında bilgi için:

        {www.bilgeta.com Tek Ana-Tek Ata Tıklayınız.}

       

        ŞEN ile ŞİN sözü KIPÇAK Türkçesinde aynı anlamadır.

        “ŞEN: Şen, sevinçli, mamur” “ŞİN: Şin sevinçli, mamur” {Kıpçak Türkçesi Sözlüğü. Prof. Dr. Recep Toparlı, Yrd. Doç. Dr. Hanifi Vural, Yrd. Doç. Dr. Recep Karaatlı. Tdk. yay. 2. baskı Ankara. 2007 S=251–253}

 

        ŞİN ve ŞEN sözlerini Kıpçak Türklerinin aynen bu günkü NURŞİN’LİLERİN kullandıkları gibi kullanmakta olduklar bu belge ile belgelenmiştir.

       

        “ŞEN: ‘sevinçli, neşeli.’

        < * Şé- ‘yansıma-+n

       TT-ŞEN+{EL--/ELME/ELT-ELT-ME/LEN-/LENDİR-/LENDİRİLME/LENDİRİLME/LENDİRLİŞ/LEN-LENME/LİK/LENMELİKLİ/LİKLİLİK/ LİKSİZLİK-LİKSİZ.

        Anadolu ağızlar: ŞENDİK, ‘ŞENLİK’

        ‘1-Şenlendirilmek, 2-Şenlik kurmak, geliştirip canlandırmak, şenlik, şenlig, şennik, ‘kalabalık, eğlenceli.” {Türkiye Türkçesindeki Türkçe sözcüklerin Köken Bilgisi sözlüğü. Prof. Dr. Tuncer  Gülensoy Tdk. Yayınları Ankara. 2007 C=2. S=841}

 

        Şu belgelerden anlaşılacağı üzere NOR/NUR sözü, hem de ŞİN sözü öz be öz Türkçedir. Bu sözlerin kökeni taa Sümer Türklerine, Kıpçak/Kuman Türklerine kadar varıp-dayanmaktadır.

       

        “ŞEN: sıfat: aydın, mamur, imar edilmiş, mutlu, “

        “ŞENLİK: imar edilmiş, kalabalık, dağların şenliği; av.”

        “Ateş yakmak, donanma hazırlamak, şehrâyin düzenlemek, neşelenmek, top, tüfek sıkmak, kandil yakmak, “

        “ŞENLİKSİZ: Issız, kimsesiz, oturulmayan yer.”

        “ŞENLENMEK:  Ferahlık, rahatlık olmak.”

        “ŞENLENDİRMEK: İmar etmek, gösteriş vermek.” {Lehçe-i Osmani Ahmet Vefik Paşa Yeni baskı  Maarif Nezaret-i Celiliyesinin Ruhsatı ile tab olınmıştır.. Dersaâdet: 1306. M.S: 1890. S= 467-468. Arap harfleriyle.}

           

        ŞIN, ŞİN sözünün başka bir anlamı da: “andırmak, benzemek, gibi olmak” demktir.

        SARI-ŞIN=Sarıya çalar, sarı gibi.

        GÖGERÇİN=Göğe benzer, gök gibi, mavi. GÜVERÇİN.

 

        Yukarıya aldığımız belgelerin tamamında, NUR sözünün de ŞİN, ŞEN sözünün de Türkçe olduğu ortaya çıkmıştır. Şimdiye kadar yapılan bunca yaygaradan sonra bu sözlerin Türkçe olarak ortaya çıkmış olması, cidden şaşırtıcıdır. Biz bütün meşguliyetlerimize rağmen, bundan sonra ömrümüz oldukça, fırsat buldukça, inşallah kalemimizi bu ve bunlar gibi konuların aydınlanması yönünde kullanmayı sürdüreceğimizi Yüce Türk Milletine buradan duyuruyoruz.

        Bütün bunlara göre NORŞİN/NURŞİN sözü, şenlik yapmak, halkı bir araya derlemek, mutlu ve rahat yaşamak, meskûn, yani insanların olduğu yerler, şenlikli yerler, şenlendirmek, imar etmek, şenlik kurmak, top-tüfek sıkmak, daha nice anlamlara gelen bu sözlerin TAMAMI TÜRKÇEDİR. Zaten Kürtlerin de NORŞİN/NURŞİN sözünden anladıkları; şenlik kurmak, şenlik yapmak, eğlenti düzenlemek yani festival yapmak anlamından başka bir şey değildir. Kürtler NORŞİN/NURŞİN sözüne Türkçenin dışında bir anlam da veremezler. Çünkü bu söz Türkçedir.

        Kürtlerin kadim, çok eski atalarından tevarüs {miras} olarak aldıkları ve büyük bir titizlikle koruyarak getirdikleri NORŞİN/NURŞİN sözü, taa Sümer Türklerine, Kıpçak/Kuman Türklerine kadar ulanır. Kürtlerin kadim atalarının bu yöreye NORŞİN/NURŞİN demeleri; aydınlık eğlenti, aydınlık eğlence, ışıklı eğlence, şenlikli-ışıklı, aydınlık toplantılar anlamınadır. Binlerce yıl önce buraları Yurt tutan Kıpçaklar/Kumanlar, burasını yılın belli mevsimlerinde şenlikler düzenlemek için ayırmışlardı. Kıpçak/Kuman Türkleri hakkında aşağıda özet bilgi sunuldu. Kadim devirde Kumanlarca, burada şenlikler düzenlenir, pazarlar, panayırlar kurulur, alışverişler yapılır, Kurultaylar tertip edilirdi. Yörede bulunan bütün Türk oymakları burada toplanır, bu eğlentiler bayram şenliğinde kutlanırdı.  

        Avrupa’ya yerleşmiş, oralarda nice devletler kurmuş ve bayındırlık hizmetleri yapmış olan başka Türk boy ve oymakları oralarda da şenlikler düzenlemişlerdi. Roma Kentini kuran ve Roma İmparatorluğunun temellerini atan Turskalar/Etrüskler, burarda ve daha nice topraklarda şenlik yerleri kurmuşlardı. Bunlardan birisi de AGORA’dır. Ağora aslında Buğday pazarı demektir. Oğur, sözü, kut, kutlu anlamınadır. Buralarda toplanılır şenlikler kurulurdu. Roma zamanında kurulan şenlik yerlerinin kalıntıları Anadolu’nun öbür yörelerinde hala ayakta durmaktadır. Onların bazı filmlerde gösterilen insanları aslanlara parçalatma gösterileri, Roma devletinin Etrüskleri, yani Türkleri devre dışına itmeleriyle başlatılmış vahşet görüntüleridir. Nurşin’de de kadim Türkler şenlikler düzenledikleri için buraya Nurşin adını verdiler. Burada at yarışları, gülle atma, ip çekme, ok atma, güreş tutma, koşular, ciritler, Polo, oğlak kaçırma ki, bu yarış Kırgız, Kıpçak ve Kazaklarda hala canlı olarak yaşatılmaktadır.   

        NURŞİN sözünü Kürtler de aynı anlama Türkçe olarak kullanmaktadırlar. Türkçe bir sözü, Kürtçedir diye geri istemek, bunu da ırkçılık, baskı, kültür erozyonu saymak, çok garip bir haldir. Bu sözün çevresinde şimdiye kadar ne kadar çok propaganda yapıldı. Kürtçe adlar değiştiriliyor, bunların başında da NORŞİN/NURŞİN adı geliyor diyerek el-âleme yapılmadık şikâyet kalmadı. Oysa NORŞİN/NURŞİN sözünün bu günkü Kürtçe ile hiçbir etimologyk/köken bağının olmadığı, bu araştırmamızla gün yüzüne çıkarılmış oldu. Böyle olmasına böyle de onlar yine de bu konuda ısrar edecekler, illa da NURŞİN Kürtçedir diyecekler. Kim ne derse desin gerçek ortaya çıkmıştır. Belgesiz-bilgisiz iddiaların  bilimsel değerinin olmadığı, bilginlerce ortak kabul gördüğü bir gerçektir.

 

        BUGÜNKÜ NURŞİN’LİLERN GEÇMİŞ ATALARI KİMLERDİ?

 

        NORŞİN/NURŞİN adının incelenmesi sırasında elde ettiğimiz belgelere göre Sümer Türklerinin tarihi 6 ila 10 bin yıldan artıktır. Sümer Türkleriyle Kıpçak Türklerinin NORŞİN/NURŞİN Kentini kurmuş oldukları ise bu araştırma ile ortaya çıkarılmış bulunuyor. Bu günkü NORŞİN’İN /NURŞİN’İN ve bütün o yörelerin kurucularının Sümerli ve KIPÇAK/KUMAN Türkleri oldukları ayan-beyan ortaya çıkmış oldu. {Geniş bilgi için: www.bilgeata.com Fırat, Zap-su, Botan Çayı, Siirt, Bitlis, Amed, Amid, Tillo  Tıklayınız.} Sümer ve Kıpçak Türk ataları, binlerce yıl önce buralarda yaşamış ve bu günkü NURŞİN’LİLERE böylesine güzel bir Yurt armağan etmişlerdir. Yöre insanının o büyük ataları anmaları, kadir bilir doğalarının bir sonucudur.

        Sümer Türkleriyle Kıpçak/Kuman Türklerinin engin ve çok derin tarihleri, kadim devirlerde dünya ölçeğinde oynadıkları rolleri tarihçiler, arkeologlar yaza-yaza bitiremiyorlar. Sümer Türk Medeniyeti hakkında Batılı araştırmacıların yaptıkları çalışmalar alkışa değer emeklerdir. Sümer’in Türk olduğu hakkında hiçbir kuşku kalmamıştır. Kuşkusu olanlar, azıcık Sümer mürekkebi yalasınlar.

 

DEŞT-İ KIPÇAK

 

        Dünya’nın gelmiş-geçmiş en büyük imparatorluğunu kuranların arasında KIPÇAKLAR/KUMANLAR olduğunu tarihler kaydediyorlar. Doğu Avrupa’dan Orta Asya, Sibir’den Hazar’a kadar kurulan DEŞT-i KIPÇAK” İmparatorluğunu, bunlar kurdular. Deşt-i Kıpçak’ın kapladığı alan büyüktü. Osmanlı İmparatorluğunun kapladığı alan elbette dünyanın en büyük alanı olma özelliğini elinde tutuyordu. Osmanlı Türk İmparatorluğunun kapladığı alan, neredeyse 35 milyon km2 ‘ye yakın idi.  Bu büyüklük Avrupa Kıtasının 3,5 katı, Asya’dan 5 milyon km2  küçük, Afrika Kıtasının yüz ölçümü 30 milyon km2 olduğuna göre Afrika’dan 5 milyon km2 daha büyüktür.  Bugünkü NURŞİNLİLERİN ve Yörede yaşayanların ataları, böylesine görkemli, böylesine güçlü Kıpçak Türkleriydi. Nurşin yöresinin yer aldığı Yörenin kadim adı ise TURKOMANYA idi. {Ayrıntılı bilgi için www.bilgeata.co Turkomanya Tıklayınız.}

        KUMAN sözünün de iki sözden oluştuğunu belgeliyoruz. KU sözü KUT yani sadet, mutluluk sözünün kısaltılmış halidir. MAN sözü ise kişi, adam, insan cinsinden birisi anlamınadır. Bu sözde erillik-dişilik yoktur. Her iki unsuru da ifade eder. KU-MAN kutsal adam, Kutlu Kişi anlamına gelir bileşik bir sözdür.

   

        KOMONOS, KUMAN, KOMUT, KUMANDA, KOMUTAN

        

Komonos/Kumanoş sözü Koman, Kuman; Komegan’ Komegana, Kumuh Türk Devletlerinde daha belirgin olarak görülebilir. Bu Devletler ise NORŞİN/NURŞİN yörelerinde yani TURKOMANYA’DA kurulmuştur. Komonoslar Doğu Roma Devletini kuran Hanedânların en eşlisi, en güçlüsüydü. Komonos, Komegan,/Komegana- Kumuh Türk Boylarının kadim adı “KUM” şeklinde idi. 

        NORŞİN/NURŞİN hakkında yaptığımız şu araştırma sayesinde, çok muhteşem, çok muazzam, çok derin bir geçmişin izlerine burada, bu güzel Vatan toprağında rastladığımız için ne kadar bahtiyar olsak yine de az gelir. NORŞİN/NURŞİN; bu araştırmayla tarihin karanlık sayfalarını aydınlık baharlara döndüren bir köşe taşı oldu. Geçmiş Türk Atalarının Yörede binlerce yıldan bu yana yaşayan bir adı; NORŞİN/NURŞİN adını, bizlere armağan ederek izlerini sürmemizi istemiş olduklarını, artık anlamış bulunuyoruz. Kadim Atalarımızın kökenleri Sümere, Kıpçaklılara /Kumanlara, Kumuhlara, Komegana’lara kadar uzanmaktadır. Onlara buradan selam olsun. NORŞİN/NURŞİN gibi bilinmez sayılan adları bizlere Türkçe olarak armağan eden kadim Türk Atalarını minnetle anıyoruz.

        Şu araştırma ile ortaya çıkan gerçeklerle, şimdiye kadar bu şirin İlçemizin adının Kürtçe olduğunu ileri sürerek fırtınalar kopartan yanlışlar, artık gerçeğin ortaya çıkmasıyla yeni bir renk kazanmıştır. Şu durumda Yöredeki bütün yerleşim yerlerinin, dağların, ırmakların, tepelerin, höyüklerin, köylerin kasabaların adlarının da araştırılarak ortaya çıkartılması, Milli bir borç haline gelmiştir. Yörenin İl ve İlçeleriyle, dağ ve Irmaklarının adları üzerinde yaptığımız araştırmalar, Sitemizde yayınlanmaktadır. Böyle bilimsel, belgesel çalışmalar yapanlar olursa, Sitemizde kendi imzalarıyla yer veririz. Bu cümleden olarak Tendürek dağı, Çermik,/Termik, Savur, Hani, Hilvan, Berivan, Muş, Palu, Kâhta, adlarını kısa süre içinde, pek çoklarını da ilerleyen zaman içinde Sitemizde inşallah köken bilgileriyle Kamuoyunun bilgisine sunacağız.

        Bundan sonra: “SİİRT ve TİLLO sözleri Kürtçedir, bu adların geri verilmesi gerekir”  diyeceklere, bilim adına gerçekleri görmelerini öneririm. Bu adlar geri verilecekse, ciddi incelemelerden sonra köken bilgileri tabelalara yazılarak verilmelidir. Biz SİİRT ve TİLLO adlarına dokunulmamasını, TİLLO adının NURŞİN adı gibi iade edilmesini istiyoruz. Güroymak adı yerine NORŞİN/NURŞİN adının, Aydınlar yerine TİLLO adının geri verilmesini bizzat teklif ediyoruz. Gerçeklerden ancak cahiller korkar. Biz gerçeklerden korkmuyoruz, aksine üstüne gidiyoruz. 

        Sayın Cumhurbaşkanı, Bitlis’imizin Kadim İlçesi Güroymak’a, giderek burasının resmi Adı yerine kadim adı olan NORŞİN/NURŞİN adını anarak, bu adın Kürtçe olduğunu, demokratik açılım adı altında yerleşim yerlerinin Kürtçe adlarının geri verileceğini ima etmeseydi, bu araştırma yapılamayacaktı. Sayın Cumhurbaşkanı’nın, Kadim NORŞİN/NURŞİN; adını telaffuz etmesi ile birlikte bende bu ve öteki yerleşim yerleriyle coğrafi adlar hakkında ciddi bir araştırma isteği doğdu. Ben, bu araştırmayı yapmadan önce NORŞİN/NURŞİN adının anlamını kesinlikle bilmiyordum. Norşin/Nurşin adını Kürtçe sanıyordum. Sayın Cumhurbaşkanı’nın,  NURŞİN adını telaffuz ettikten sonra bu adın köken bilgisi üzerinde araştırmalar yapmayı bir görev olarak gördüm. Böylece Türk tarihinin bilinmeyen bir bölümü, aydınlığa çıkarılmış oldu.

        Sayın Cumhurbaşkanı!

        NORŞİN/NURŞİN adının Kürtçe     olduğunu düşünerek, bu adın iade edilmesi yönünde başlattığınız açılım sayesinde, şahsen bende oluşan Millî hassasiyetler sebebiyle, benim için çok mutlu araştırmalar zincirine yönelme isteği uyandırdı. Bu istek ve hevesle yaptığım çalışmalar sonunda Kürtçe olduğu iddia edilen NORŞİN/NURŞİN, Tillo, Siirt, Bitlis, Zapsu, Fırat, Botan Çayı, Amed, Amid adlarının, Türkçe olduğunu belgeledim.  Böylece Yüce Türk Milletinin binlerce yıldan bu yana kadim tarihte Turkomanya olarak bilinen yörede, çalınan Türk tarihinin sayfalarının açılmasına vesile oldu. Bu girişiminiz bizi kadim tarihte TURKOMANYA’NIN/GÜNEY DOĞU ANADOLU olarak kayıtlı olan Türk coğrafyasının didik-didik araştırılmasına yönelmemize de vesile oldu.

         Eli kalem tutanların bu konularda Allah {c.c} Rızası için bir de sadece bilimsel bilgi hassasiyeti ile kalemlerini oynatmalarının zamanıdır. Unutulmasın ki:

        “Kıyamet Günü, âlimin mürekkebiyle şehidin kanı tartıldı, birincisi ikincisinden ağır geldi” Bu hadis-i şerif bu müjdeyi, bizlere sunmaktadır..

        Bu Buyruk, bizim için en kutlu bir yol gösterici olmalıdır.

        Haydi! Kaleme, kâğıda sarılalım.

 

27/Ağustos/2009  Keklik Pınarı Ankara

Rüstem KOCADURMUŞOĞLU

Eğitimci Yazar-Teolog-Kökenbilimci

Bilge Ata- Ξ̲̅ TÜRKİYE Ξ̲̅

 

 

 

 

 

 

 


 
  2017 © Bilge Ata. Tüm Hakları Saklıdır.   Son Güncelleme Tarihi: 05.07.2017Tasarım & Kodlama: ER-AY Bilgisayar