Bilge Ata  
Site içi arama :
 
      Ana Sayfa   |   Din   |   Köken Bilimi   |   Güncel Makaleler   |   Araştırmalar   |   Belgeler   |   Hakkımızda   |   İletişim
 
 
 

 
Anket
Amerikalıların Kızılderililere yaptığı soykırım hakkında ne düşünüyorsunuz?
 Evet Soykırım yapmıştır
 Hayır Yapmamıştır
 Kısmi olarak soykırım yapmıştır

 
 
Ziyaretçi İstatistikleri
Aktif: 42
Bugün: 169
Toplam: 1.109.865
 

Kolan Türkmenleri

ÇALINAN TÜRK TARİHİ

 

KOLAN TÜRKMENLERİ

 

EZBERLERİ BOZUYOR, ŞİFRELERİ KIRIYORUZ.   

 

       29 Mart 2006 Tarihinde Ceyhan Belediye Başkanı değerli dostum Hüseyin Sözlü Beyefendinin öncülüğünde ilki toplanan Ceyhun’dan-Ceyhan’a adlı Uluslararası Çalıştay’da, Anadolu’nun dışından gelmiş pek çok TÜRKMEN Beyleri vardı. Hepsiyle tek tek tanışma şerefine eriştim.

Suriye TÜRKMENLERİYLE de sıcak sohbetlerimiz ve istişarelerimiz oldu. Onlardan bir kısmının KOLAN TÜRKMEN ve YÖRÜKLERİNDEN olduklarını öğrendim. KOLAN TEPELERİ İsrail’in 1967 Haziranından bu yana  işgali altındadır.

        KOLAN TEPELERİNİN kadim sahipleri olan TÜRKMENLER VE YÖRÜKLER, Siyonist İsrail’in mağdur edilmiş Türkmenleri olduklarını öğrendim. Kendileriyle uzun süreli sohbetlerimiz oldu. Onlara; KOLAN sözünü sordum. Onlar: ”Araplar KOLAN sözüne: “CEVELAN”, yani DÖNÜP DOLAŞMA adını veriyorlar ve COLAN diyorlar” diye cevap verdiler. Ben de kendilerine bu söz hakkında bildiklerimi arz ettim.

       COLAN ve KOLAN sözleri Türkçedir. Buna çok anlamlı bir örnek verelim. Timur, İlhan’lılardan kız alıp onlara damat olunca, kendisine “KÖREKEN”  denildi. KÖREKEN Türkçede ENİŞTE, DAMAT anlamlarına gelir. Mısır’lılar C yerine G harfi kullanırlar. Doğu Arapları ise G yerine C harfi kullanırlar. Bu iki harfi, bir birinin yerinde kullanan Çukurova Yörükleri, Kırgız, kazak Türkleri de buna dahildir.  Mısır’lılar Timur’a G ile KÖREKEN sözünü bozarak G ile, GÜRGAN, doğudakiler ise KÖREKEN sözünü bozarak C harfi ile CÜRCAN dediler. Uluğ Bey’in hazırlamış olduğu Astronomi cetvellerini Ali Kuşçu, İstanbul’un Fethinden sonra İstanbul’da yayınladı. Bu Cetvellere: ZİC-İ CÜRCANİ, ZİC-İ GÜRGANİ denilir ki, birisi Mısır, öbürü doğu ağzı iledir. İşte KOLAN TEPELERİNE de onların bazıları COLAN, bazıları da GOLAN Tepeleri derler. Sözün aslı aşağıdadır:

 

       “KOLAN= bağırtak; yaban eşeği,{Rad; Hou,}.Krş. Rad., Çağ., Kg., Kkg.; Müh.; İd., Hou.-KULAN=yaban eşeği; Rad., Uyg.-kulan=Yaban AT’I; Rad., Uyg.; K.B.-kulantay K.B.-Rad, Kr., Müh.; İd.- KULAN-KOLAN        

 

       Yiğitleriğ ışlatu

       Yığaç yemiş ırgatu

       KOLAN, keyik awlatu

       Bedrem kılıp awnalım”

 

       “Gençleri çalıştırarak, meyva toplatarak,

KOLAN ve geyik avlatarak bayram yapalım.”

       Cufga: Kılavuz, başbuğ, Kıpçak ve Oğuz dillerince. Şu savda dahi gelmiştir:”

“Kalın KOLAN çufasız bolmas=KOLAN sürüsü kılavuzsuz olmaz.”

“Bu sav, başkasına uymanın hayırlı olacağı bir işte, kendisinin dahi uyması emrolunan kişiye söylenir.”

“Kolan kuduğka tüşse, kurbaka aygır bolur.=Kolan kuyuya düşse, Kurbağa  aygır olur.“{Divan-ü Lügat’it-Türk. Kaşgarlı Mahmut. Tdk Ankara c:4 s:341}

 

Yukarıdaki belgelerden anlaşılacağı üzere KOLAN sözü, Yaban eşeği anlamına geleceği gibi, yaban atı anlamına kullanılır bir sözdür. Divan-ü Lügat’it-Türk’teki aynı belge üzerindeki atasözlerinden sonuncusunda: “Kolan kuyuya düşse, kurbağa aygır olur.” Atasözü de bunu işaret eder yöndedir. Aygır, at için kullanılır bir sözdür. Kolan sözü, avlanma ile de ilgilidir. Divan’daki Dörtlükte: “KOLAN, keyik avlayu” sözü, dikkat çekicidir. Avcılar eşek te avlayabilirler, ama geyik avlarken, eşek avlamak pek yakışık almaz. Onun için at avlamak daha uygun düşer. Türkler, eşek eti yemezler. Daha çok at eti yerler. At etinden yapılan bir pilav, şimdi Çukurova’da çok ünlüdür. Bu pilavı, Rusların ve Çin’lilerin zulmünden kaçan Özbek Türkleri yaparlar. Bu pilav at eti, havuç ve pirinç ile yapılır. Koyun-kuzu etiyle de yapılır. Buna BUHARA PİLAVI denir. Buna göre KOLANIN yaban eşeği anlamına geleceği gibi, yaban atı anlamına gelmekte olduğu da görülüyor. Ayrıca kolan; enli dokunmuş bir ipe denir ki bu ip, atların egerlerini, eşeklerin semerlerini, palanını bağlamada kullanılır.

       KOLAN TEPELERİ, on binlerce yıldan beri KOLAN adını taşımaktadır. Ön devirlerde KOLAN tepelerinde zaman içinde yaban atları ve yaban eşekleri yaşadığı için burasını Yurt tutan Türkler, bu dağa KOLAN adını vermişlerdi. Bu dağlar şimdi kır dağları denilen dağlar, tepeler ve tepecikler şeklindedir. Ön devirlerde bu dağlar sık ormanlar, meşeliklerle kaplı idi. Bölgenin sedir ihtiyacını burası karşılıyordu. Şimdi onların yerlerinde yeller esiyor. KOLAN YÖRÜK ve TÜRKMENLERİ, 1967 Haziran Savaşından bu yana göçmen hayatı yaşıyorlar. Özellikle Şam’ın kenar mahallelerinde sefalet içinde yüzen nice KOLAN TÜRKMENLERİ var. KOLAN Türklerine Türkiye Cumhuriyeti Devletimiz sahip çıkmalıdır.

       İsrail güçlerinin KOLAN TEPELERİNİ işgal eder–etmez ilk işleri, Türkmenleri bölgeden kovmak oldu. Oysa Bölgenin kadim Halkı Türkmenler ve Yörükler idi. Buna rağmen İsrail Devleti, Yezidileri ve Dürzileri koruma altına aldı. Şu işlerin garipliğine ve tersliğine bakar mısınız? Oysa İsrailli Yahudilerin dedelerini, ninelerini Engizisyon zulmünden kurtaran İkinci Bayazıt Kaan idi. Türk Milletinin ekmeğinin gerçekten tuzu yokmuş. Kendi atalarına yer-yurt veren, onları, o çağın ENGİZİSYON’UN elinden kurtarıp Anadolu, Rumeli ve Irak’ın Kuzey’ine Kadim Türk İskitlerin Yurdu olan BARZAN Bölgesine yerleştiren, Soylu Osmanlı Kaanları, Sultanları, Padişahlarıydı. Türklerin gösterdikleri bu üstün insani erdemi, bütün güçlüklere rağmen Saferat Yahudilerine insanüstü yardımlar yaparken, şu Siyonist Yahudilerin Kolan Türklerine yapmış oldukları zulmü şiddetle kınıyorum.

 

       SALLUM BARZANİ BELGESİ

 

       Sallum Barzani adlı kişi, 1856 yılında Musul’da yaşayan bir Yahudi hahamıdır. Bu Yahudi Hahamı, bir Müslüman’ın Kutsal değerlerine söver. Haşa Allah {cc}a, Peygamber {sav}’e ve Kutsal Kur’an-a küfreder. Barzanilerden olan bu Yahudi Hahamı, yakalanarak İstanbul’a gönderilir. duruşmaları yapılarak, Selanik’e sürgün edilir. Orada İkamet cezası verilir. Irak’ın Kuzey’inde, Amerikanlı Yankelerin kurmuş oldukları büyük tuzağın  anlaşılması için açıklıyorum. Bu Yahudi Hahamı, Barzanilerdendir. Aşağıdaki Osmanlı Arşiv belgesini dikkatle inceleyin.

        Mesut Barzani’nin akrabasıdır. Bu vesile ile, Mesut Barzani’nin Yahudi Kimliği ortaya çıkmış oldu. Bölgemizde, oynanmak istenen Siyonist oyunların anlaşılması gerekiyor. {Bu Belge Tarihçi Kardeşimiz Ahmet Uçar tarafından Tarih ve Düşünce Dergisinin  Şubat 2003 Sayı=36. S=31  de yayınlandı.} Bunlar dört belgedir. Burada yalnızca birini veriyoruz. Belgelerin tıpkı yazım ve tıpkı çevirimleri, sadeleştirilmiş hallerini 10-21-Nisan 2003 tarihleri arasında Zirve Gazetesinde yayınladım:

 

SALLUM  BARZANİ  BELGESİ

 

 

Ahmet Uçar Tarih ve düşünce Dergisinde Şubat 2003, s: 31, sayı:36.

             

Belgenin  Tıpkı Çevirisi , Yeni Yazıya Geçirilmiş Hali

 

        Musul Kazası Hahamlarından Haham SALLUM BARZANİ nam YAHUDİ; gûyâ İslâm tâifesinden birine ıtâle-i lisan étmiş diyerek Yahûdi-i mersûmu, kâtil nâmiIyla derdest-i zencir-i bend olarak mahbus ve ba’dehû Dersaâdete celb ve keyfiyet-i Meclis-i Vâlay’ı Ahkâm’ı  Adliye’de bit-tezekkür, Yahûdiy’i mersûmu, bâ Fermân-ı Âlî, Selânik canibine Tard ve teb’ îyd buyurılarak ve el-hâlet hâzihî, ol cânibde bîkes ve perîşan hâl ve hevâsını dahi imtizac edemediğinden mersumung vefatına sebeb olacağından mâadâ, Musul’da bulunan etfal ve ayâli dahi nân-ı azîze muhtac oldıkları, bu def’a Selânik ve Musul hahamlarından çâkerlerine hitâben vürûd éden mektuplarından müstebân oldığı, ma’lûm-ı, ârây’ı, Rahîmâneleri Buyurıldıkta, Merâhim ve Eşfâhe-i Seniyyelerinden Mercûdır ki, Yahûdi’yi mersûm, etfâliyle maan, Kudüs-i Şerîf’de iskân ve leyl-ü Nehâr ve ed’ıyye-i Seniyye-i Hazret-i Mülûkânelerinde meşgul ve mebâhî olınması husûsunda îcab éden Emirnâme-i Hazret-i Vekâlet Penâhî Isdarına İnâyet   buyurılması bâbında; Fermân Hazret-i Men Lehül Emringdir.

22/Cemaziyülâhir/1272. {1856}

 

           Belgenin Sadeleştirilmiş Hâli

        

           Musul Kazası Hahamlarından Haham SALLUM BARZANİ adındaki YAHUDİ, gûya Mslümanlardan birine dil uzatmış, {Kutsal değerlerine sövmüş} diyerek, adı geçen Yahûdi, katil namıyla yakalanmış, kelepçelenerek hapsedilmiş, daha sonra da Başkent İstanbul’a getirtilmiştir. Durumu, memurların durumlarının görüşüldüğü Meclis-i Vâlây-ı Ahkâm-ı Adliye’de incelenmiş, anılan Yahûdi’nin Yüce Ferman gereği Selânik’e sürülmesine Buyrultu çıkmış idi. Orada kimsesizlikten perişan olmuş, havasına uyum sağlayamadığı için ölümüne sebebiyet vereceğinden başka, Musulda bulunan çoluk-çocuğu da kutsal ekmeğe muhtaç olmuş, bu kere Selânik ve Musul Hahamlarından Kulunuza hitâben gelen mektuplardan anlaşılmıştır. Şefkatli İrâdeniz ve Kutlu Merhametinizden Umulur ki,   anılan Yahûdi; çocuklarıyla birlikte Kudüs-ü Şerîf’te ikâmet ettirilmesi, gece-gündüz Padişah’ın Saltanatının {Erk’inin} devamına duacı olması için Yüksek Bakanlıktan Buyrultu Çıkartılmasına Yardım Buyrulması Hakkında… Fermân; Yüce Buyruk Sahibinindir.

22 / Cemeziyel âhir / 1856.

 

        Şu tarihi belgeden anlaşılmaktadır ki, Irak’ın Kuzey’indeki ön Türk Yurdu Barzan Bölgesine yerleştirilen Yahudiler, bu Bölgenin adı ile anılarak bunlara Barzan’dan olan, Barzanda yaşayan, Barzan’a yerleştirilen anlamına gelen Barzani denilmiştir. Bunlar Engizisyon Yahudileridir. Engizisyondan yani 1492 yılında 2. Sultan Bayazıt’ın İspanyadaki Hıristiyan zulmünden kurtararak Osmanlı Ülkesine yerleştirdiği Yahudilerdir. Barzan’a getirilerek burada iskân edildiler. Bölgenin Kadim adı Alp-Er-Tunga’nın Oğlu Barskan>Barshan >Barzan dönüşümlerine uğrayarak Barzan şeklini aldı. Bölge 2800 yıldan bu yana Barzan adıyla anılan bir Türk Toprağıdır. {Heredot C: 4-1} Buraya yerleştirilen Yahudiler, zamanla Barzan Yahudileri, Barzan Yahudlsi, Barzandaki Yahudiler denile-denile, Barzan adı bunlara unvan oldu. Barzan sözü, bu Yahudilerin adı değil, Bölgenin adıdır. Bu Yahudiler, Barzan Bölgesinde yerleştirildikleri için Bölgenin adı, bu Yahudilere unvan olarak kaldı.  

        On binlerce Yahudi’yi, çoluk-çocuklarıyla, yarıyla-yatağıyla İspanya’dan Türkiye’ye getirmek ve burada yedirip-içirmek için Türklerin gösterdiği şu fedakârlığa karşılık İsrailli Siyonist Yahudilerin KOLAN Türklerini Yurtlarından sürmeleri, tarihe düşülecek en acı insanlık notu olmalıdır. Türklerin yaptığı fedakârlığı, baba oğula yapmamıştır. Türkler, bunları Yahudileri kurtarmak için yaptılar. Oysa o günlerde zulüm kırbacı ile inleyen Müslüman Endülüslüler de oradaydılar. Bunları tarih’in tanıklığından silip atmak mümkün müdür? Engizisyon Yahudilerini İstanbul, İzmir, Selanik Adana, Konya, kayseri ve Irak’ın Kuzey’inde Bars Han>Barsan>Barzan Bölgesine yerleştirdiler. Bu Bars Han>Barzan Bölgesi, üç bin yıldan beri Barzan olarak ün yapmış Türk İskitlerin Büyük ve Ulu Kaganı Alpertunga’nın Büyük oğlu, BARS KAN, BARS HAN>BARZAN’IN kadim Yurdudur. Şimdi bile bunları kolay-kolay yapamazsınız. Bu gün 12 Ocak Cumartesi. 2008 yılındayız. Bundan birkaç gün önce Yunanlılar, kendi bölgelerine gelen kaçak beş-on göçmenin şişme kayıklarını patlatmışlar, onları denizin ortasına atmışlardı. Bu zavallılardan ancak bir kaçını, Türk devriye kayıkları görerek kurtarabilmiştir. Bir Türklerin insan sevgisine bakınız, bir de onların insanlık dışı uygulamalarını görünüz. Bütün bunlara rağmen, insanlık ölçüsüne vurulduğu zaman onlar, Dünyanın en üstün insanlık sever uluslarıymış gibi hürmet görürken, Türklerin uğratıldıkları insanlık dışı uygulamalarına bakınız.

       Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Saddam’ın zulmünden kaçarak, Türkiye’ye sığınan Irak’ın Kuzeyindeki Kürtleri ve bir kısım Yahudi dönmelerini, bağrına bastı. Türkiye, bu mağdur kaçkınları, bağrına basarak, yemedi-yedirdi; giymedi-giydirdi. İsrail’in geçmişte, Engizisyon mağduru Yahudileri Engizisyondan Kurtaran Türklerden bir bölüğünün Kolan Tepelerinde yaşamalarına imkân ve fırsat vermeyerek, en-önce KOLAN  Türklerini, Kadim Yurtlarından sürmesi, ibretlik olaylardandır. İsrail, KOLAN TEPELERİNDELERİNDEKİ Türkleri,  yokluğa, sefalete sürerken, Osmanlı Türklerinin, Yahudilere karşı gösterdikleri üstün insanî erdemin binde birini bile, KOLAN Türklerine uygulasaydı, bizler şapkalarımızı havalara atardık. Türkler, Tarihte dedelerinin yaptıklarının benzerlerini, Saddam’ın korkusuyla Irak’ın Kuzey’inden kaçan Kürt  ve Yahudi dönmelerine de aynı konukseverliği, Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Milleti gösterdi. Şimdi, 2012 Eylül Ayından bu yana Suriye’den kaçan on binlerce Suriyeli, Türkiye’ye sığınmışlardır: Çadır kenterde ve konteynır adı verilen konutlarda her gün yemek verilmekte ve öteki ihtiyaçları karşılanmaktadır. Oysa:

Engizisyon Yahudilerini Hıristiyanların zulmünden kurtaran Türkler, o günkü mağdur Yahudilerin, bu günkü Devlet kurmuş torunları tarafından kendilerini kurtaran Türk Soyunun KOLANLI kardeşlerini, yerlerinden yurtlarından sürerek onları, yeni bir mağduriyetin ve zulmün pençesine attı. Dünkü Osmanlı Atalarımızın bu günkü torunları, Saddam’ın zulmünden kaçan Kürtlerin ailelerini, şimdiki peşmergeleri, Celal Talebani’yi, Mesut Barzani ile birlikte bir Yahudi Sabataycısını bağrına basarak, onları kucakladı. Dünkü, Saddam kaçkını Kürtler ve bir avuç etkili Yahudi dönmesi, dün kendilerine kucak açan, varını-yoğunu paylaşan Türklere karşı bu gün, amansız birer düşman kesildiler. Ellerinden gelse Türkiye’yi ve Türkleri bir kaşık suda boğacaklar.

Türkler, benzer insanî davranışları Irak’lı peşmergelerden ve özellikle onları yöneten iki kişiden beklerdi. Bunlardan birisi şimdi Irak’ın tayin edilmiş Devlet Başkanıdır. Bu kişinin ne zaman gerçeği, ne zaman aksini söylediğini tesbit etmede güçlük çekiyoruz. Şimdi söylediğini, biraz sonra yalanlıyor. Bu kişi Celal Talebanîdir. Öbürü ise bir Yahudi dönmesi olan Mesut Barzanidir. Mesut Barzani’nin sahiplenmeye çabaladığı Barzan Aşireti’nin ne Mesut Barzani, ne de Mustafa Barzani dönmeleri ile bir akrabalıkları yoktur. Mesut Barzani’nin dedeleri, Engizisyon Yahudilerindendir. Barzan Oymağı, Aşireti ise Alper Tunga’nın Oğlu Parshan’ın Soyundan gelen Türk İskitler, yani Sakaların Torunlarıdır.

Fransa’nın eski Cumhurbaşkanı Sakozy’nin dedeleri de Saferat yahudisidir. Onlar dahi Osmanlı Türk Kaanlarının {Sultan’larının} Engizisyondan kurtardıkları Yahudilerdendir. Bunları da önce Selanik’e yerleştirdiler. Aradan geçen zaman içinde Sarkozy’ler buradan Macaistan’a göçtüler. Bu göçme olayları, o günün behrinde Osmanlıların kudretli elleri arasında yapılıyordu. Şimdi gûya Dünya’yı tek parmağında oynattığı iddia edilen, kendisini Borsa sihirbazı olarak tanıtan bir başka Engizisyon Yahudi’sinden söz edeceğiz. Bu Yahudi de Türkiye’yi elindeki Siyonist Yahudi dolarlarıyla kıs-kıvrak yakalamak için nice oyunlar kurmakta olduğunu esefle izlediğimiz bu Engizisyon Yahudisi, George {Corç} Soros’tur. Bu Engizisyon Yahudisi, bir yandan Vakıflar kurarak, öbür yandan sivil toplum örgütleri oluşturarak, bu örgütler aracılığıyla Türkiye’nin içini dışına çevirmek için var gücüyle yüklenmekte olduğu hakkındaki iddiaları iyi değerlendirmek gerekiyor.

 

KAYPAK MÜSLÜMAN

 

Susuturdu rebabı fennin sazları,   

       Bu rebap, şeytanı; cinden çıkarır.

       Ateş şöyle dursun tütün azabı,

       Çakalı, tilkiyi; inden çıkarır.

                                         

       Evlat âlim olmaz okutmayınca,

       İpek gömlek olmaz, dokutmayınca,

       Ayılar etyemez; kokutmayınca,

       Yal’lılar  ölüyü;  sin’den çıkarır.

      

Hey Seyrânî ! Var mı sözün hatası,

       Dolaşsan Dünya’yı yoktur ötesi.

       ERMENİ’NİN;, RUM’UN, YAĞLI KETESİ,

       KAYPAK MÜSLÜMAN’I DİN’DEN ÇIKARIR.

   

                                Devel’li Âşık Seyrânî

 

       Kendi Vatanını, Milletine karşı, Ermeni’nin-Rum’un yağlı keteleri uğruna satan bütün hiyanet erbabına, günümüzden birkaç yüz yıl önce Develi’den Erciyes Dağının Güney Yöresinden yükselen bu erkek sesi, bütün kalbimle alkışlıyor, bu sesin sahibine rahmetler dilerken, muhataplarına da Hidayetler diliyorum. Hidayete ermeyen ve fakat durmadan gâvurun yağlı ketelerini yiyerek, viskilerini yudumlayarak Milletimize ölüm fermanları biçenlere karşı Milletimizin uyanık olmasını bekliyoruz. Milletimizi satanları, Yüce Milletimizin iyi tanıması, bunların yağlı kete kokan, is kokan, pis kokan nefeslerine karşı Millî, {Ulusal} bilincimizi güçlendirerek  direnmelerini diliyoruz.

           George Soros’un ailesi de Türk Osmanlı Sultanları tarafından Engizisyondan kurtarılan Yahudilerdendir. Engizisyon zulmünden  kurtardığımız bu kişilerin, Yüce Milletimizin ayağını dolaştırmaya çabalamakta olduklarını görüyoruz. Soros’un ailesi önce Batı Trakya’ya yerleştirildiler. Buradan da göçerek Polonya’ya yerleştiler.

           Bunlardan doğan George Soros adındaki bu kişi, gûya çok yoksulmuş, ABD. Kıta’sına giderek bu ülkede borsa oynayasıymış ta, ondan dolayı hemen dolar milyarderi olu veresiymiş. Siz bu mavalları ancak, Sorors’un maaşlı kullarına anlatabilirsiniz.

 

SALLUM BARZANİ

 

       Sallum Barzani adlı Yahudi Hahamı ile ilgili yukarıdaki belgeyi  dikkatle inceleyiniz. Sallum Barzani, Musulda Hahamlık yapan, Barzani ailesine mensup bir Yahudi hahamıdır. Mustafa Barzani’nin babası, İkinci Abdüsselam 19. yy. başlarında özellikle Rus Çarlarının teşvik ve desteğiyle Osmanlılara isyan etmiş, Şamil Paşa komutasındaki askeri birliğe yenilmişti. İkinci Abdüsselam Barzani, Irak’ın Kuzey’ini, Türkiye’nin Güney ve Doğusunun, Suriye dahil Akdeniz ve Akabe Körfezine kadar bütün bu Bölgelerin Büyük Ermenistan’a verilmesini, Bölgenin denetiminin ise Ruslarda kalmasını, kapsayan bir hain plan üzerinde anlaşmıştır. Irak’ın Kuzey’ine döndüğünde Ermenilerle birlikte Osmanlılara karşı isyanlar çıkartmayı taahhüt etmiştir. Bu Plana göre Kudüs, Özerk  olacak, buraya Yahudiler getirtilip yerleştirilecekti.

        Mustafa Barzanî’nin babası ikinci Abdüsselâm’ın hain Planı gerçekleşse idi, Erzurum, Kars, Artvin, Rize, Sivas, Erzincan, Tunçeli, Van, Hakkari, Muş, Bitlis, Diyarbakır, Siirt, Mardin, Malatya, Adıyaman, Bingöl, Elazığ, Kayseri, Malatya, Niğde, Adana, Mersin, Antep, Maraş, Urfa, Mardin, Hatay, Halep, Zaho, Dohuk {Toyuk, Tavuk} Erbil, Süleymaniye, Kerkük, Telahfer,Telköçek, Lazkiye, Şam, Hama, Hımıs, Gazze gibi Kentler ve bölgeler FREE ARMENİA=BAĞIMSIZ ERMENİSTAN’A verilecekti. Birinci Dünya Savaşının bu bölgelerde yoğun ve çetin olarak yaşanması, FREE ARMENİA=BAĞIMSIZ ERMENİSTAN’IN kurulması adına gerçekleşmiştir. Binlerce Türk, Zaza, Kürt, Arap, Çerkez ve Boşnak Müslüman’ın Ermenilerce Soykırıma uğratılması, bu hain plan’ın gerçekleşmesi için yapılmıştır. Şimdi özellikle Kürt analarının, Kürt, bacılarının, Kürt, dedelerinin kanlarının üstü örtülerek, Küresel Emperyalistlerce Free Kurdistan {Özgür Kürdistan} kurduracaklarını haritalarla çizen bu emperyalistler, dün koçbaşı olarak kullandıkları Ermenileri bir kalemde sildiler. Şimdi Kürtleri koçbaşı olarak kullanmak istemekteler. Bu küresel kandırmacaya tav olacakların, ileride başlarına gelecek püsküllü belaları, şimdiden hesap etmeleri gerekir. Dün 1979 yılında Saddam’ı, diktatör yapan Küreseller, 1991 yılında aradan sadece 12 yıl geçtikten sonra Saddam’ı al aşağı edecek büyük planı devreye soktular. ABD. li Küresel sömürücüler, babalarının hayrına mı, İsa Mesih aşkına mı Kürtlere devlet  kurduracaklarmış? ABD. li Siyonist George Bush Yönetimi, İran’a karşı işgal hareketine giriştiği an, kendi askerini kırdırmak yerine işçi karıncaları, yani Peşmergeleri kırdıracaktır.

Neden Talebani Irak’ın Kuzey’inin yönetimine getirilmedi diye Kürtler oturup düşünmeye başlamalılar. Çünkü Talebani, ana tarafından Türkmen, Baba tarafından Kürt olduğu için Irak’ın Kuzey’inin Yönetimini ona vermediler. Mesut Barzani, Engizisyon Yahudi’si olduğu için Irak’ın Kuzey’i ona teslim edildi. Sonra uçlar birleştirilecek, arkasından da, Büyük Siyonizm İmparatorluğu kurulacaktır. Dün Mesut Barzani’nin dedesi ikinci Abdüsselam Dönmesinin yarım bıraktığı işi, şimdi torunu, Siyonist Dönme Mesut Barzani tamamlayarak, Arz-ı Mev’ûdu, yani Yahve’nin Yahudilere vaat ettiğini ileri sürdükleri vaat edilmiş toprakları, Nil’den Fırat’a kadar olan Toprakların üzerine oturmayı planlamaktadırlar. Ama şimdiki Karanlık Siyonist Baronlarının BOP. Planı, Yahve’nin vaat ettiğini söyledikleri plandan kat-kat daha fazladır. Siyonistler, Selenge Irmağına kadar, Bütün Orta Asya’yı istiyorlar. Bunların gerçekleşmesi için ikinci büyük adım olan, Irak’ın Kuzey’indeki topraklara hükmedecek bir dönmeyi iş başına getirdiler. Sıra Suriye’ye, arkasından da Türkiye’ye gelirse, Koç başı olarak kullanılmak istenen Kürtlere özgürlük için yardım edeceklerini söyleyecekler. Onlar Iraklılara da özgürlük ve demokrasi getiriyorlardı. Bu gün 01 Nisan 2008 ‘in başındayız. Bu güne dek beş yıl içinde bir buçuk milyon Iraklı sivilin Müslüman’ın öldüğü bildiriliyor. Bu rakama yakın olarak ta Iraklı kadınların açlık, sefalet yüzünden orta malı olduklarını da esefle görüyoruz. Iraklı kadınlardan birçoğunun Suriye’nin Başkenti Şam’da, Ürdün’de, Lübnan’da hayatlarını devam ettirmek için orta malı olarak çalıştıkları tv haberlerine bile konu olmaya başladığını duyuyoruz. Ben daha ne söyleyeyim. İbret alan ve uyanan, kendisi için uyanmıştır. Uyanmayanı uyandırmak ise ancak Allah {cc} tarafından Olabilecek bir mazhariyettir.

 

23/Nisan/2008-Ceyhan-Adana

Rüstem KOCADURMUŞOĞLU

Eğitimci Yazar-Teolog-Kökenbilimci

Bilge Ata- Ξ̲̅ TÜRKİYE Ξ̲̅

 

 

 

 

           

 


 
  2017 © Bilge Ata. Tüm Hakları Saklıdır.   Son Güncelleme Tarihi: 05.07.2017Tasarım & Kodlama: ER-AY Bilgisayar