Bilge Ata  
Site içi arama :
 
      Ana Sayfa   |   Din   |   Köken Bilimi   |   Güncel Makaleler   |   Araştırmalar   |   Belgeler   |   Hakkımızda   |   İletişim
 
 
 

 
Anket
Amerikalıların Kızılderililere yaptığı soykırım hakkında ne düşünüyorsunuz?
 Evet Soykırım yapmıştır
 Hayır Yapmamıştır
 Kısmi olarak soykırım yapmıştır

 
 
Ziyaretçi İstatistikleri
Aktif: 101
Bugün: 231
Toplam: 1.109.927
 

Hz. İshak

ÇALINAN TÜRK TARİHİ

 

PEYGAMBERLER HALKASI

 

Hz. İSHAK {a.v}

      

ŞİFRELERİ KIRIYOR, EZBERLERİ BOZUYORUZ.

              

PEYGAMBERLER HALKASI Bölümünde kutlu yalvaçlardan-peygamberlerden- ilk olarak Hz. SÜLEYMAN {a.v} Atamızın köken bilgisini yayınlamıştık.

İkinci olarak şimdi de Hz. İSHAK {a.v} Atamızın köken bilgisini yayınlıyoruz. Bu çalışmalarımız Hz. Âdem Atamızdan başlayarak, Hz. Hava, Hz. Şit, Hz. Nuh Hz. İbrahim, Hz. Musa, Hz. İsa, Hz. Muhammed {a.v} ile bunların arasında gelen öteki yalvaçların ve önemli kişilerin köken bilgilerini kapsayacaktır.

Bazı kimselerin, TÜRK sözünün  “IRKÇILIK” çağrıştırdığını ileri sürerek, TÜRK karşıtı davranışlar ve söylemler içine girdiklerini esefle görüyoruz. Oysa Türk sözünü ırkçılıkla yaftalayan bu gruplar, gerçek ırkçıların ta kendileridir. Bunların Arap, Acem, İngiliz, Fransız, Yunan, Latin, hatta AMERİKAN denildiği zaman, hemen suratlarındaki gerilme gidiyor, yerini sevindik bir surata bırakıyor olması, ne kadar şaşırtıcıdır. Eğer bu gibilere Amerikan vatandaşlığı verilecek olsaydı buna, balıklama atlayacaklarını, buna karşılık, TÜRK VATANDAŞI olmayı ne yapıp edip ANAYASADAN çıkarmak için var güçleriyle saldırdıklarını esefle görüyoruz. Oysa KIZILDERİLİ KITASINA adı verilen AMERİKO VESPUCCİ adlı kişi, bir denizcidir. Dolayısıyla AMERİKAN diye bir soy, bir millet olmadığı halde Amerika, Amerikalılar diye can atan kişilerin İngiliz, Fransız, Alman Arap denildiğinde en ufak bir “IRKÇILIK” tepkisi göstermedikleri halde, TÜRK sözü anıldığında, derhal IRKÇILIK ÇIĞLIKLARI ATMALARI, kabul edilemez KATRAN KARASI KOYU, MUTASSIP BİR IRKÇILIĞIN DANİSKASIDIR.

Bu ırkçıların Türkleri IRKÇILIKLA suçlama girişimlerine karşılık, inşallah bilimin nurlu yüzüyle TÜRK SOYUNA giriştikleri iftiralara karşı, sağlam belgelerle yanıtlar vermeyi sürdüreceğiz. Böylece, Türk Soyunun kökeninin izini sürerek, insanlığın ilk yaratıldığı devirlere gizemli ve haşmetli bir yolculuk yapacağız. Bu kutlu yolculuk, insanlığın karanlıkta kalmış tarihini, kökenini, Allah Azim’üşşan’ın Yardımı, Lütuf ve Keremi, Kur’an-ı Kerim-in İlâhi Vahiyleri, bilimin gerçek dokularıyla dokuyarak ortaya çıkartmaya çalışacağız. Lutfen bize katılınız. Bu gerçekleri bir daha, bir daha, tekrar tekrar okuyarak kendinizi yetiştiriniz. İnsanlık tarihi kuruldu kurulalı şifreleri çözülmemiş bir nur halkasının peşindeyiz. Bu nur halkası, sadece Kur’an, Hadisler ve bilimsel bilgilerle taçlanarak iman ehline bağışlanmaktadır. Bizim de okuyanlara armağanımızdır.

Türk’ün kadim varlığını-ön devirden beri var olduğunu- daha iyi anlayabilmek için: {www.bilgeata.com –Y- KROMOZOMU TIKLAYINIZ.} Avrupalıların kökeninin Anadolu’dan geldiğini, 10 bin yıl önce Anadolu’dan Avrupa’ya geldiklerini görünüz.

Şu anda yaşayan uluslarla, daha önce yaşamış ve yok olmuş ulusların–Y-Kromozomları laboratuvar ortamında incelenecek olursa, onların da kökenlerinin Anadolu olacağına inanıyorum. 5 bin yıl önce yaşamış olan ‘Turskaların’ -‘Etrüsklerin‘- 2006 Yılında kemik dokularını Toscana Üniversitesi laboratuvar ortamında inceledi.  Bu inceleme sonunda İtalyanların, Latinlerin kökenleri % 97 Türk kökeni çıktı. {www.bilgeata.com Mançular TIKLAYINIZ.} On bin, on beş bin yıl önceki devirlere gidildiği zaman bu günkü uluslarla, daha önce yok olan ulusların hiç birisi henüz tarih sahnesine çıkmamışlardı. Gerçek şu ki, on bin, on beş bin yıl önce yeryüzünde tek ulus vardı. Bize sanki milyonlarca yıl önce aynen bu günkü gibi var oldukları bilgisi pompalanan en köklü, en kadim uluslar sandığımız bazı ulusların daha dün denecek kadar yakın bir geçmişte uluslaştıklarını, artık seller sular gibi biliyoruz. İnanmak istemeyen gider bir Redhouse sözlüğü alır, gerçeği kendi gözleriyle görür. İngilizlerin, ABD’li Evagelik Protestanlarla, Fransızların M.S. 5. Yüz yılda uluslaştıklarının original belgeleri aşağıdadır:

“An’gles {angelz} n. Pl M.S. Beşinci asırda İngiltere’yi istila eden bir Cermen kabilesi, Anglolar {İngiliz ve İngiltere} kelimesi bundan gelmiştir.” {Redhouse Lügati Bord Neşriyat Dairesi İstanbul 1958.S:29} {www.bilgeata.com Britanlar TIKLAYINIZ}

 

       AVRUPALI ULUSLARIN ULUSLAŞMA ÇAĞLARI

 

ULUS ADI: ULUSLAŞMA TARHİ:    

M.Ö:

……….………………………………………………..

LATİN        800   YIL                  

        YUNAN      800   YIL

        GERMEN    200    YIL

 

M.S:

………………………………………………………….

İNGİLİZ     500   YIL

        FRANSIZ    500   YIL

 

ÇALINAN TÜRK TARİHİ PEYGAMBERLER HALKASI

Bölümünde, Türklerin kadim varlığını,-ön devirden beri var olduğunu- ortaya çıkarmak için 30 yılı aşkın bir süredir üzerinde çalıştığımız yüce yalvaçların-yüce peygamberlerin- kökenlerini, yayınlamaya karar verdik. Bu güne kadar elde ettiğimiz bilimsel, belgesel ve İlâhî vahiyleri de içeren bulguları yayınlıyoruz.

İslam Dünyasında, Hz. İbrahim {a.v} Atamızın hem Arapların, hem de Yahudilerin Atası olduğu hakkında yaygın bir kara propaganda yürütülmektedir. Hz. İbrahim {a.v} Atamızın büyük oğlu Hz. İsmail {a.v}’ den Arapların, Hz. İshak {a.v} dan de Yahudilerin türedikleri şeklindeki batıl iddialar, yüz yıllardır İslam Dünyasının bütün ufuklarını kaplamıştır. Bu iddiaların tamamı, Kur’an-ı Kerim’e aykırı ve tam karşıt olan iddialardır. Hz. İshak {a.v} efendimizden türeyen evlatları, uzun bin yıllar boyunca kutlu yalvaçlar-kutlu peygamberler- olarak gönderilmiş yüce efendilerdir. Bu yüce efendilerin,–Yahudi- kökenli oldukları hakkındaki Kur’an-ı Kerim’e aykırı iddialarda bulunanları Yüce Allah Zülcelâl’, Bakara Suresi 2/140. ayetinde: {Yalancı zalimler} olarak nitelemiştir. Kur’an-ı Kerim’deki apaçık belgesi aşağıda sunulmuştur. İki- üç bin yıldan beri yapılan bu saldırının gerçek şifrelerini çözerek aydınlığa kavuşturmak, boynumuza yükletilmiş bir iman borcuydu, bunu da şükürler olsun yerine getirmeye çalışıyoruz. Özellikle Müslüman bilginlerin, apaçık Kur’an ayetlerine meal ve tefsir yapıp dururlarken bile bu kara propagandanın etkisinde kalmış olmaları, anlaşılır gibi değildir. Hatta Hz. İbrahim, Hz. İsmail, Hz. İshak Hz. Yakub {av} efendilerimizin Yahudilerle, Arapların atası oldukları iddiasının pervasızca kullanılması, Kur’an-ı Kerim’e taban tabana zıttır. Kur’an-ı Kerime aykırı olan bu iddiaları, sırf Yahudilerin yaptıklarını öne sürmek te mümkün değildir. Eli kalem tutan pek çok İslam bilgini, aynı batıl iddiaları hem kabul etmişler ve hem de Müslümanların kabul etmeleri için kaleme kâğıda sarılarak bu yalanı, doğruyu yazar gibi yazmışlar. Bu İslam bilginleri iki satır üste konuyu apaçık tebliğ eden ayetlere meal ve tefsir yaptıkları halde, bu meallerin tam zıttı olan başka yorumlara sarılarak, bu kutlu efendilerin Yahudilerin ataları olduklarını, Kur’an ayetlerini hiçe sayarak savunmuşlar ve hala da savunmayı sürdürüyorlar.  Kur’an-ı Kerim Hz. İbrahim, Hz. İsmail, Hz. İshak, Hz. Yakub ve çocuklarının, yani {soyunun-hanedanının- Zürriyetinin-} Yahudi ve Hıristiyan olmadıklarını muhkem ve apaçık ayetlerle tebliğ ettiği halde, bu akıl tutulmasını anlamak mümkün değildir.

Emekli Diyanet İşleri Başkanlarından Sayın Süleyman ATEŞ’E, Almanya’nın Hessen kentinde yaşayan Süleyman YALÇIN adlı bir Türk yurttaşı aşağıdaki soruyu sormuş, karşılığında bakınız nasıl yanıtlar almış:

 

  SÜLEYMAN ATEŞ Hz. İBRAHİM VE SOYU

 

{Soru: Peygamber Efendimiz Türk mü Arap mı? {Süleyman-Yalçın/ Hessen}

 

         Sayın Süleyman Ateş, bakınız ne diyor:

{Cevap: Kur’an IRKA önem vermez, insana değer verir. Arap’ın yabancıya, yabancının Arap’a, siyahın beyaza, beyazın siyaha üstünlüğü yoktur. Allah katında en üstün olan, Allah’a en çok bağlı olan ve O’nun buyruklarına uyandır. Allah insanları uyarmak üzere bir peygamber gönderecekti. Bu peygamberin IRKI önemli değil, mesajın içeriği önemlidir. Allah son peygamberi ARAP Ulus’undan seçmiştir. Peygamberin ARAP olduğu, Kur’an-ın açık ifadesiyle sabittir. İbrahim Suresinin 4’üncü ayetinde Allah’ın her ulus’a kendi diliyle konuşan bir elçi gönderdiği, Fussilet Suresinin 44’üncü ayetinde Allah eğer Araplara yabancı dille mesaj göndermiş olsaydı hitap ettiği toplumun ”Araplara yabancı dilde mesaj verilir mi?”  Diye itiraz edecekleri, onun için Kur’an’ın Arapça indirildiği, Yusuf Suresi: 2, Ra’d suresi: 37, Taha Suresi: 113, Zümer Suresi: 28, Fussilet Suresi. 7, Zuhruf suresi: 3, Ahkaf suresi: 12’nci ayetlerde açıkça vurgulanmaktadır.

Kendi içlerinden bir elçi: Bakara Suresi 129’uncu ayette Hz. İbrahim’in kâbe’yi yaparken burada oturacak olan halka kendi içerisinden bir peygamber göndermesini Allah’tan dilediği belirtilmektedir. Kur’an’da yazılı bir kitabı olmayan Araplar ümmi olarak tanımlanmaktadır.

Ümmi, okuma yazma bilmeyen değil, yazılı bir kitabı bulunmayan, kültürleri ve dinleri şifahi geleneğe dayalı kimseler demektir.

         Cuma Suresinin 2’nci ayetinde Allah’ın ümmi olan Araplara kendi içlerinden bir elçi gönderdiği belirtilmektedir. ’raf Suresinin 157’nci Hz. Muhammed’in ümmi bir elçi olduğu belirtilmektedir.  Tevbe Suresinin 128’nci ayetinde Arap Ulus’unun kendilerinden bir elçi gönderdiği vurgulanır. Hac Suresinin 78’nci ayetinde de Hz. İbrahim, Arapların atası olarak tanımlanmıştır.

       Hz. İbrahim, büyük oğlu İsmail’i annesiyle birlikte mekke’ye getirip yerleştirmiş, İsmail oranın yerli halkından olan Cürhüm kabilesinden bir kız ile evlenmiştir.

         İsmail ile bu kızdan türeyen çocuklar Arap Ulus’unun KUREYŞ Kabilesini oluşturmuştur. Gerçi KUREYŞ Kabilesinin on yüzlerce yıl önceki atası İsmail, İbrani kökenli olsa da anası Cürhümlü idi. Yüzlerce yıl içinde yetişmiş olan KUREYŞ Kabilesi, tam halis Arap değilse de Arab-ı Müsta’rebe, yani melez Arap’tı.

Hz. İbrahim aynı zamanda İsrailoğullarının da atasıydı.

Hud Suresi. Yüce Allah, Hz. İbrahim’e-kendisini insanlığa önder yapacağını, ayrıca anısını yaşatacağını ve kendinden sonra da peygamberlik zincirini sürdüreceğini müjdelerken, bu konuda kendisine söz verip taahhütte bulunurken, bir yandan da kendisiyle soyu arasındaki birleştirici bağın ne olması gerektiğini öğretiyor. Okuyoruz:

"Hani Rabbin, İbrahim’i bir takım emirler ile denemiş, o da onları yerine getirmişti. Bunun üzerine Allah ‘seni insanlara önder yapacağım’ demişti. İbrahim ‘Soyumdan önderler çıksın’ deyince Allah ‘Zalimler, asla bu taahüdümün kapsamına girmezler’ dedi.} {süleymanates@gazetevatan.com}

 

Sayın Süleyman Ateş’in verdiği cevaplarda Kur’an-ı Kerime aykırı beyanları aşağıda hep birlikte inceleyeceği:

       {Cevap: Kur’an IRKA önem vermez, insana değer verir. Arap’ın yabancıya, yabancının Arap’a, siyahın beyaza, beyazın siyaha üstünlüğü yoktur. Allah katında en üstün olan, Allah’a en çok bağlı olan ve O’nun buyruklarına uyandır. Allah insanları uyarmak üzere bir peygamber gönderecekti. Bu peygamberin IRKI önemli değil, mesajın içeriği önemlidir. Allah son peygamberi ARAP Ulus’undan seçmiştir. Peygamberin ARAP olduğu, Kur’an’ın açık ifadesiyle sabittir.}{süleymanates@gazetevatan.com}

 

Sayın Süleyman ATEŞ’E Avrupa’da yaşayan bir kardeşimiz Hz. Muhammed {av} efendimizin kökeni hakkında bir soru soruyor. Sayın ATEŞ, yukarıdaki yanıtı veriyor. Soru: “Peygamber efendimiz Türk mü, Arap mı?” Şeklinde sorulunca, işin içine derhal bir IRKÇILIK sokuşturuluyor. Peygamberimizin Arap Ulusundan geldiğini, Kur’an-ı Kerim’den ayetler getirerek ispat etmeye çalışıyor. Her nedense,  Peygamberimiz {av} Arap ulusundan gelmiş denildiği zaman, IRKÇILIK hatıra gelmiyor, ama Peygamberimiz; “Türk mü?” diye sorulunca, derhal IRKÇILIK vurgusu yapılmaya girişilmesi, neyin nesidir? Arap, Yunan, Rum, Ermeni, Kürt, Sırp denilince IRKÇILIK olmuyor, Türk sözü söylenince hemen, acilen ortalığa “IRK” çağrışımları yaptırılıyor. Peygamber {av} efendimizin Arap Soyundan geldiğini ballandıra ballandıra anlatan, hatta bu konuda Kur’an ayetlerini sıralayan eski Diyanet İşler Başkanı Sayın ATEŞ’İN, sorunun içerisinde Türk sözü geçer geçmez, IRKÇILIK açıklamalarına girişmesi, oldukça şaşırtıcı olmuştur. Oysa Sayın ATEŞ ve pek çok İslam ulemasının inceleme gereği duymadıkları bu konudaki Kur’an ayetleriyle Hz. Muhammed {av} efendimizin kökenini İnşallah yayınlamayı bir vicdan ve iman borcu saydığımızı açıklıyoruz. Hz. İbrahim ile Hz. Muhammed {a.v} efendilerimizin kökenlerini inşallah yakında insanlığın algılama ufuklarına sunmaya çalışacağız.

       Süleyman ATEŞ: مِلَّةَ أَبِيكُمْ إِبْرَاهِيمَ –  “MİLLETE EBİKÜM İBRAHİME” ATANIZ İBRAHİM’İN DİNİNE” {Hac 22/78} Bu ayetin hitabının Araplar olduğunu söylemektedir. Bunu söyleyen sadece o olsa neyse. Bütün İslam dünyası ve bütün insanlığa bu konunun böyle olduğu ezberletilmiş. İnşallah biz de bu ezberleri bozacağız. Oysa bu ayetteki أَبِيكُمْ “EBİKÜM” “BABANIZ, ATANIZ” hitabı, KUREYŞ Kabilesinedir. KUREYŞ Kabilesi de Arap değildir. Geniş açıklama inşallah Hz. İbrahim ile Hz. Muhammed {av} efendimizin köken bilgisi dosyasında sunulacak.

       “Hz. İbrahim, büyük oğlu İsmail’i annesiyle birlikte Mekke’ye getirip yerleştirmiş, İsmail oranın yerli halkından olan Cürhüm kabilesinden bir kız ile evlenmiştir.

         İsmail ile bu kızdan türeyen çocuklar Arap Ulus’unun KUREYŞ Kabilesini oluşturmuştur. Gerçi KUREYŞ Kabilesinin on yüzlerce yıl önceki atası İSMAİL, İBRANİ {YAHUDİ} KÖKENLİ OLSA DA ANASI CÜRHÜMLÜ İDİ.”

       Yüzlerce yıl içinde yetişmiş olan KUREYŞ Kabilesi, tam halis Arap değilse de Arab-ı Müsta’rebe, yani melez Arap’tı.

“Hz. İBRAHİM AYNI ZAMANDA İSRAİLOĞULLARININ DA ATASIDIR.”{Suleymanates@gazetevatan.com}

 

Sayın ATEŞ’İN yukarıda iddia ettiği gibi, eğer Hz. İsmail {a.v} Cürhüm adlı Arap kabilesinden bir kız ile evlenmiş, Arap ulusunun KUREYŞ Kabilesi de bunlardan türemiş ise o zaman KUREYŞ Kabilesi, Arap ve Yahudi Karışımı bir melez olmuş olmuyor mu? Sayın ATEŞ’E ve onun gibi böyle tutarsız, belgesiz iddialarda bulunanlara soruyorum: “KUREYŞ” adı neden Türkçedir? Sayın ATEŞ ayrıca: “Hz. İSMAİL {av}’in YAHUDİ KÖKENLİ olduğunu iddia ediyor.”

Sayın ATEŞ’İN bu iddiaları gerçekten şaşırtıcıdır. Kur’an-ı Kerim’in, bu batıl iddiaları 1400 yıl önce İlâhî vahiylerle ret ettiğini aşağıda göreceğiz. Sayın ATEŞ’İN bu ayetleri görmemiş olması olur şey değildir:

 

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ                                                                                     

أَمْ تَقُولُونَ إِنَّ إِبْرَاهِيمَ وَإِسْمَاعِيلَ وَإِسْحَاقَ وَيَعْقُوبَ وَالْأَسْبَاطَ كَانُوا هُودًا أَوْ نَصَارَى قُلْ ءَأَنْتُمْ أَعْلَمُ أَمِ اللَّهُ وَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّنْ كَتَمَ شَهَادَةً عِنْدَهُ مِنَ اللَّهِ وَمَا اللَّهُ بِغَافِلٍ عَمَّا تَعْمَلُونَ

        “Yoksa siz İbrahim, İsmail, İshak, Yakub ve torunlarının Yahudi veya Hıristiyan olduklarını mı söylüyorsunuz? “Peki, siz mi daha iyi bilirsiniz yoksa Allah mı?” De. Allah’ın Tanıklık ettiği bir gerçeği bile bile inkâr edenden daha zalim kim olabilir? Allah, yaptıklarınızdan gâfil değildir.” Bakara 2/140

 

Bu ayetler Hz. İbrahim {a.v} ile soyunun Yahudi olmadıklarını apaçık olarak tebliğ edip duruyorken, ne hikmetse İslam dünyasında bu ayetleri dolanmak, Hz. İbrahim ve soyunu Yahudi yapmak için Kur’an-ı Kerimin ayetlerini yok sayan ne kadar çok kişi, grup, cemaat türedi. Eğer bu kimseler, bu cemaatler Hz. İbrahim ve Soyunu Yahudi yapıyorlarsa, işte o zaman Hz. Muhammed {a.v}’i de Yahudi yapmış olmuyorlar mı? Oysa Sayın ATEŞ, yazdığı Kur’an mealinde “Hz. İbrahim ve çocuklarıyla soyunun Yahudi olmadıklarını” bu ayete meal verirken açık açık yazmış, fakat öte yandan {gazetevatan.com}’ da sorulan bir soruya verdiği yanıtta; Hz. İbrahim ve çocuklarını Yahudi yapmaktan çekinmemiştir. ATEŞ’in meali aşağıdadır:

 

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ                                                                                     

أَمْ تَقُولُونَ إِنَّ إِبْرَاهِيمَ وَإِسْمَاعِيلَ وَإِسْحَاقَ وَيَعْقُوبَ وَالْأَسْبَاطَ كَانُوا هُودًا أَوْ نَصَارَى قُلْ ءَأَنْتُمْ أَعْلَمُ أَمِ اللَّهُ وَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّنْ كَتَمَ شَهَادَةً عِنْدَهُ مِنَ اللَّهِ وَمَا اللَّهُ بِغَافِلٍ عَمَّا تَعْمَلُونَ

"Yoksa siz, İbrâhim, İsmâ'il, İshak, Ya'kub ve sıbt (torun kabile) lerinin, yahûdi, yahut hıristiyan olduklarını mı söylüyorsunuz?" De ki: "Siz mi daha iyi bilirsiniz, yoksa Allâh mı?" Allâh tarafından bildiği bir (gerçeğin) tanıklığını gizleyenden daha zâlim kim olabilir? Allâh yaptıklarınızdan gâfil değildir.” Bakara 2/140  {Meal- Süleyman ATEŞ}

 

Süleyman ATEŞ’İN Bakara 2/140 ayetine verdiği meal ile bizim sunduğumuz mealin her ikisinde de: “Hz. İbrahim, Hz. İsmail, Hz. İshak, Hz. Yakup ve soylarının Yahudi olmadıkları, açık açık yazılydı. Sayın ATEŞ ve onun gibilerin meallerinde de bu gerçekleri yazdıkları halde, başka yerlerde Hz. İbrahim {av} ile soyunun Yahudi olduklarını söylemeleri oldukça şaşırtıcıdır. Bu kimselerin bu davranışlarından dolayı bu korkunç yalana bağlanan cemaatçiler, tarikatçılar, Müslüman halk yığınları, siyaset adamları, devlet yöneticileri, Papa’nın ve Evangelik Protestan Judaizerlerin tuzakladıkları: {BRAHİMİ DİNLER, ÜÇ BÜYÜK DİN, DİNLER BAHÇESİ} projesinin peşine düşerek Hz. İbrahim {av}’i Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslamiyet’in atası olarak kabul ettirmeye çalışıyorlar. Bu, Kur’an karşıtı batıl projeyi gerçekleştirmek için Abant Platformu, çeşitli paneller, çalıştaylar düzenlediklerini görüyoruz. Yukarıdaki Bakara Suresi 2/140. ayetiyle aşağıda sunacağımız Âl-i İmran 3/65, 67. Ayetlerine göre Hz. İbrahim ile soyunu hiçbir gerçek Müslüman Yahudi sayamaz. {BRAHİMİ DİNLER} safsatası, Kur’an-ı Kerim’e, dolayısıyla İslam Dinine sokulmuş bir Haçlı hançeridir.

KUREYŞ BELGESİ

Araplar kendi yazdıkları “Kamus-u Muhit” adlı sözlükte: “KUREYŞ” sözünün; “Karışmak” anlamına geldiğini açıklıyorlar. “Karışmak” sözü öz be öz Türkçedir.. {www.bilgeata.com Peygamberler Halkası Bölümünde KUREYŞ TIKLAYINIZ.}

 

 

 

1}Kamus-u Muhit, Tercümesi Kamus Okyanus 1884 İstanbul baskısı metni c:2; s:1115

 

 

 

 

        2}Kamus-u Muhit, Tercümesi Kamus Okyanus 1884 İstanbul baskısı metni c: 2; s: 1116

                                

1071 MALAZGİRT ÇIKMAZI

            

“Ermeni Hınçakyan Komitası: 1887 de İsviçre’nin Cenevre Kentinde kuruldu. Kurucularının hepsi Rus Ermeni’siydi. Komita 1890 yılında Hınçakyan ihtilal Partisi adını aldı.” {Tarihimiz. NET Alıntı.} 

        “Yalnız amaca varmanın tek çaresi, ihtilâl, yani zor kullanarak TÜRKİYE ERMENİSTAN’INDAKİ idari şekli alt-üst etmek, değiştirmek, halka genel isyan yoluyla Türk Devletine savaş açmaktır. Ermeni halkıyla kader arkadaşı olan ERMENİSTAN’IN ÖBÜR HALKLARINI, ÖRNEĞİN ASURİLERİ VE KÜRTLERİ KAZANMALIYIZ. Hınçak Komitasının en büyük arzusu, DOĞU ANADOLU’DAKİ bütün KÜÇÜK MİLLETLERLE birlikte Türkiye boyunduruğundan kurtulduktan sonra; İSVİÇRE GİBİ BİR GENEL FEDERASYON KURACAĞIZ.”{Esat Uras Tarihte Ermeniler ve Ermeni Meselesi  s¨436-437}

 

       Bazı Kürtçü ırkçı gruplar, bazı internet yayıncılığı yapan Kürtçü siteler; “Türkler; M.S. 1071 de Anadolu’yu işgal ettiler. Ksenophon’a göre Kürtler, 2400 yıldan beri Anadolu’daydılar. Biz Kürtler, Türkleri Anadolu’dan süreceğiz. Ondan sonra Anadolu’da, tıpkı İsviçre’de olduğu gibi ERMENİ, RUM, KÜRT FEDERASYON kuracağız.” Diyorlar. Biz İnşallah bu Ksenophon yalanını geniş boyutlu, geniş soluklu belgesel bir çalışmasını yakın bir zamanda {www.bilgeata.com da Karduklar. dosyasında bütün ayrıntılarıyla açıklayacağız. TIKLAYINIZ.}

Pek çok ortamda Türkleri, Kafkas kökenlilerle Balkan kökenlileri Anadolu’dan süreceklerini söyleyen Kürtçü ırkçılara bu sapık düşüncelerinin Anadolu topraklarına felaket getireceğini yıllardan beri söyleye söyleye dilimizde tüy bitti. Hatta bu projenin Papa Urban ile Piyer Lermit’in batıl Haçlı projesi olduğunu yıllardan beri bütün ayrıntılarıyla açıklamaktaydık. Böyle bir eyleme kalkışmanın gerçekte Kürt kardeşlerimizi felakete sürükleyeceğini çok anlattık.

SIRRI SAKIKLARIN bu çılgınlıktan bir an önce dönmeleri umulur. Gerçekte bu tür kalkışmaların sonuçlarının vahim olacağını aklı başında olan her insan kısa bir düşünmeden sonra kavrayabilir. Bu çılgın, çılgın olduğu kadar da tehlikeli düşüncelerin zararını er geç hak edenler çekecektir. Allah böylelerini ıslah eylesin. Irkçı Kürtçülerin bu sapık  fikirlerini TBMM. Kürsüsünden açığa vurmalarını sebepsiz, fevri bir kızgınlığın eseri olarak görenler aldanmışlardır. Bu, içlerinde sakladıkları, gizli planın açığa vurularak hem Kürtleri kışkırtmak, hem Türkleri ve öteki etnik unsurların nabzını ölçmek için girişilmiş bir davranış olarak ele alınmalıdır. Onlar bir deneme yaptılar. Tepkileri ölçmeye çalışıyorlar. Gerçekte bütün bunların, 1887 yılında İsviçre’de 125 yıl önce kurulan Ermeni terör örgütü HINÇAKYAN Komitasının projesiyle örtüşmesi dikkat çekicidir. Ermeni Hınçakyan örgütünün 125 yıl boyunca yapamadığını, şimdi SIRRI SAKIK-GİLLERİN hem de TBMM kürsüsünden bağıra çağıra ilan etmeleri, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Hükümranlık alanında, ırkçı Kürtçülerin at oynatmaya başladıkları bir kıvama taşınmış olması, inkârı mümkün olmayan gerçekler arasında değil midir? TBMM kürsüsünden Türkleri, Kafkas ve Balkan kökenli kardeşlerimizi Anadolu’dan süreceklerini ilan etmeleri bu pervasızlığın ilk adımları değil midir? 

Demek ki, bu Sakıkların eline Yüce Türk Milletinin uhdesine verilen Devletler, imparatorluklar kurma yetisi, gücü kudreti verilse imiş, Anadolu’da, Balkanlarda, Avrupa’da, Afrika’da bu yetkilere sahip olsalarmış, daha ötesini hayal bile edemiyorum. Allah Zülcelal işte bütün bunları Ezeli İlmi ile bildiği, gördüğü için bunlara bu yetkiyi vermemiş.

ULU RABBİM, SANA ŞÜKÜRLER OLSUN!

ALLAH ZÜLCELÂL, DAĞINA GÖRE KAR VERİYOR.

ALLAH AZİM’ÜŞŞAN, BÖYLELERİNE KEL VERSİN, TIRNAK VERMESİN.

 

EĞER TÜRKLER 1071 DE ANADOLU’YA GELMİŞLERSE:

 

Avrupa,

Balkan

Alp Dağları,

Roma,

Rum,

Etrüsk,

Qamunlar,

Anglolar, 

English,

Germenler,

Latinler,

Karlar,

Karduklar,

Karluklar,

Lelekler,

İrkuntlar,

Lidya,

Lekler,

Lazlar,

Lehler, {Lehistan}

Likya

Tevere-Tiber-Teberik ırmağı,

Britania,

Anatolia-Aandolu

Oxford,

Kapadokya,

Kılikya,

Ayasofya,

Toros,

Amid,

Siirt,

Tillo,

Bitlis,

Norşin,

Ergani,

Çermik,

Pervari,

Çölemerik,

Hakkari,

Irlanda,

Tyren {Turan Denizi]

Tiran, {Turan Kenti}

Hamburg,

Ausburg,

Eislengen, {Ayslengen}

Eisland-İzlanda

Eis berg,

Atina,

Zeus,

Apollon,

Afrodit,

Ares,

Herakles,

Herkül

Cannes-Kan,,

Dicle,

Fırat,

Zapsu,

Tendürek- dağ, ,

Atana,Adana 

Kayzer,

Maraş,

Van,

Tatvan,

Silvan,

Erivan

Meya Farkın- {Barkın Bey Aga}

Bolu,,

Akra, {dağ}

Akarapol,,

Stanbol,

Sofya,

God,

Huda, {Kud Aga}

Telaviv,

Polis,

Politika,

Polemik,

Poliklinik,

Urartu,

Rusa {ıı. Rusa Urartu Kaanı}

Erbil,

Bağdat’ın Bağı,

Mısır,

Suriye,

Süryani,

Irak,

Mezopotamya,

Giresun,

Hira,

Teb,

Tebbet,

TENNUR,

Yemen,

Tay Kabilesi,

Tay’yi Mekan etme,

Evs Kabilesi,

Uza put,

Bekke-Mekke,

Tevrat,

İsrail,

Şam,,

Akabe,

Okyanus,

Barzan- Barshan,

Piramit,

Tuarek,

Agora

Buda,,

Okitania, {okyanus}

Aqua- {akan, akıcı}

İmaj maker,

Kanada,

İova-Ayova,

Manhattın,

Oden-Odin-Wotan,,

Togo,

Adam,

Hava,

Şit,

Nuh,

İbrahim,

İsmail,

İshak,

Yakub,

Musa,

Süleyman,

Zekeriya,

Yahya,

İsa

Adropatene,

Artakserkses,

Rus,

Amazonlar,

Misis,

Missuri,

Misisipi,

Ayova,

Bornova,

Haymana,

Kamilot,

Camel- Cemel-deve-

Torq

Tırak

Tarık

Botan Çayı,

Energy

Motor,

Peder,

Peter,

Petro,

Petrol,

Patara,

Patron,

Bateria-batarya,

Patirot,

Patrik,

Papa,

Papaz,

Asenat Barzan,

Makine,

Mekine,

Miken,

Mikane,

mekanik,

Mihaniki,

Governement- miken, büken, Kıvıran, idare eden.-Hükümet etme. Türkçedir.

War,

Far,

Fair,

OT,

Hot dog,

 

Bu yerleşke, dağ, deniz, ülke ve daha on binlerce söz niçin Türkçedir? Eğer Türkler 1071 de Malazgirt’e gelmişler, ondan önce de Orta Asya’dan hiç çıkmamışlarsa KUREYŞ Kabilesinin adını Araplara kim öğretmiş? Kur’an M.S. 610 da indirilmeye başlandı. KUREYŞ adı Kur’an-ı Kerim’in 106. Suresinin de adıdır. Kur’an Arapça indirildiğine göre Kur’an-da Türkçe sözler neyin nesidir? Araplar kendilerine Türkçe bir ad olan KUREYŞ adını nasıl takmışlar? Hiç Türkçe bilmeyen çöl Arapları, üç dört bin yıl önce durduk yerde neden kendi kendilerine hiç bilmedikleri, görmedikleri, tanımadıkları bir milletin, Türk Milletinin dilinden bir ad vermiş olsunlar? Kur’an’ın indirilmeye başlanması M.S. 610, Malazgirt Savaşı 1071 olduğuna göre: 1071-610=461 yıl eder. Aradaki fark 4 buçuk asırdan daha fazladır. Türkçe bir söz olan KUREYŞ sözü nasıl olmuş ta Kur’ana girmiş? Ayrıca Kur’an’da ilk inen beş ayetin indirildiği; {HIRA, HİRA} adlı Mağaranın adı dahi Türkçedir. Kur’an’ı Kerim’in 111. Suresi olan { تَبّ} {TEBBET} Suresi neden Türkçe bir ad ile inmiştir-112. Suresi olan İhlas Suresindeki. “قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ   “أَحَدٌ = AHAD” sözü neden Türkçedir? { www.bilgeata.com HIRA TIKLAYINIZ.}

 

İşin daha da garibi MEKKE adı Türkçedir: {www.bilgeata.com Bekke TIKLAYINIZ.} Bununla birlikte İkinci Akabe Biatı için MEKKEYE gelen KUREYŞ Kabilesinin kollarından olan iki kabileden; EVS>OUS Kabilesinin adı Türkçe=OĞS> OĞZ= OĞUZ dur. {www.bilgeata.com Hadis: Türkiye hadisi TIKLAYINIZ.} Hatta Hz. HACER Anamızın adının dahi Türkçedir. {www.bilgeata.com HACER TIKLAYINIZ.} Başka bir konu da Mekke-i Mükerreme’deki büyük putlardan UZA adlı putun adının Türkçe olduğudur. {www.bilgeata.com ZEUS. TIKLAYINIZ.} Türkiye Cumhuriyeti adının dahi Hz. Muhammed {av} efendimizin bir hadis-i şerifinden alınarak bu Türk Devletine konulmuş olmasıdır. {www.bilgeata.com Hadis Türkiye Hadisi} Kur’an’ı Kerimi pek çok yönü ile incelemeden hele dil,-etimology yönünden de incelemeden bu gerçek bilgilere ulaşılamayacağı açıktır.

 

“İRADEMDİR.”

 

Türk sözü söylenince IRKÇILIK, FAŞSİTLİK, KAFATASÇILIK suçlamaları yapan iftiracılar, Türkleri IRKÇILIKLA suçlarken, gerçekte kendi içlerindeki ırkçılığı gizlemek için bu yolu seçiyorlar. Oysa 35 milyon km2’ lik muazzam bir coğrafyaya hükmeden adaleti, insafı, hakkaniyeti, tartışmasız alkışlanan Türklerin ulu atalarına ırkçılık iftirasını atanlar, şunu iyi bilsinler ki, 600 küsur yıl dünyayı tek başına yönetmiş Türk atalarımız eğer IRKÇILIK yapmayı murat etmiş olsalardı, bu cümleyi kullandıkları andan itibaren iş olmuş bitmişti. Tük gücünün büyülü, hükmeden gücü, muktedir gücü bu sözde dürülmüştür. O muhteşem Türkler, rakipsiz olarak dünyayı yöneten etkin güçleriyle, sağlam askeri, siyasi, toplumsal dokularıyla, onlar IRKÇILIK yapmak isteselerdi Kürtler, Ermeniler, Araplar, Rumlar, her türden uluslar, boylar ve soylar, Türk’ün bu bir tek cümle ile nelere hükmedeceklerini nasıl görmezlikten gelebilirsiniz? Türk Kaanları, Hakanları istemiş olsalardı, soyları, boyları, oymakları darmadağın eder, bu soyların, boyların, oymakların yeni kuşakları birkaç kuşak sonra: “BİZ TÜRK’ÜZ” diyerek Türk olmakla iftihar ederlerdi. O kutlu Türk atalarımız bunu yapmadılar. Yapmayı inançlarına aykırı gördüler.  Bunu Allah Zülcelâl’in kutsal ayetlerine aykırı saydılar. Sizler de şimdi o muhteşem Türkler, sinlerinde {mezarlarında} uhrevi bir alemden dünya alemine dönemeyecekleri bilip dururken, ortamı, sahayı uygun bularak onlara saldırı üstüne saldırı düzenleyerek içinizdeki pisliği ortaya dökerek keyif çatıyorsunuz. O Ulu Türk Ataları rakipsiz olarak dünyayı yönetirlerken sizin gibiler, onların değil semtine yaklaşmak, hatta o Ulu Türk Kanlarının, Hakanlarının, Hünkârlarının adlarını bile ürpererek andığınız o haşmetli Türk devirleri gerilerde kaldı. Şimdi alanlar boş, atabildiğiniz kadar atın bakalım. O sihirli Büyülü hükmeden söz, söylenmiş olsaydı, şimdi sizler “TÜRK” olduğunuz için öğünen kimseler olurdunuz. Bu söz:

“İRADEMDİR.”

       Oysa o Ulu Türk Hünkârları, sizin atalarınızı, dillerinizi, dinlerinizi, örf ve adetlerinizi korumayı kutsal ve İlâhî görev olarak kabul ettiler. İyi ki de öyle yapmışlar. Çünkü onlar Hanif Müslümanlardı. Başka türlü de yapamazlardı. Bizler de başka türlü yapmayız. Allah Zülcelal: “ İnsanları tek soydan yaratmış, sonra da onları milletlere, soylara, boylara ayırmıştır.” Başka başka soyları Türk yapmak, bizim iman felsefemizde yer almayan bir programdır. Bunu yapmadık, yapmak istemiyoruz. Sizin içinizdeki IRKÇILIK hevesinizi bize yamamaya çalışmayın:

 

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ  

يَا أَيُّهَا النَّاسُ إِنَّا خَلَقْنَاكُم مِّن ذَكَرٍ وَأُنثَى وَجَعَلْنَاكُمْ شُعُوبًا وَقَبَائِلَ لِتَعَارَفُوا إِنَّ أَكْرَمَكُمْ عِندَ اللَّهِ أَتْقَاكُمْ إِنَّ اللَّهَ عَلِيمٌ خَبِيرٌ

          "Ey insanlar! Gerçekten biz, sizi bir erkekle-bir dişiden Yarattık.  Birbirinizle tanışasınız—{BİLİŞESİNİZ}-- diye de sizi Milletlere boy ve oymaklara ayırdık. Allah Katında en hayırlınız, takvaca en üstün olanınızdır. Şüphesiz Allah, Bilendir, Haberdar Olandır.” {Hucurat 49/13}

                 

O Ulu Türk atalarımız bu ayete sonuna kadar sadık kaldılar. Soyları, boyları, ulusları dönüştürerek onları Türkleştirmediler. Aksine bütün soyların ve boyların dillerini, dinlerini, kültürlerini,  özenle korudular. Bunu, İlâhî buyruklara iman ettikleri için yaptılar. Büyük Türk İmparatorları:

       “Sen niye Arap oldun, Acem oldun, Boşnak oldun, Çerkez oldun, Kürt oldun, Grek oldun, Sırp oldun?” Demediler. Aksine her soyun, her boyun özel varidatını koruyacaklarına dair fermanlar verdiler. Buna da sonuna kadar uydular. Hiçbir soya, boya. “Sen niçin Sırp anadan-babadan doğdun, sen neden Boşnak anadan-babadan doğdun, sen niye Çeçen anadan Babdan doğdun, Sen niye Çerkez anadan babadan doğdun, Sen niye Kürt anadan-babadan doğdun?” demediler. Bunu, kim derse desin Ulu Allah Azim’üşşanın “İrade-i Külliyesine- karşı, isyan etmiş olur. Allah, yarattığı kulunu kimden doğurtacaksa güç ve kudret onundur. Bunu sorgulamak, haşa şirk kalıntısı pisliktir. İnsanlar analarını, babalarını seçme özgürlüğüne sahip değildir. Türkler ırkları, soyları, boyları Türkleştirme çabasına girmediler. Bu konuda en katı, en asabiyetçi topluluklardan birisi de Kürtlerdir. Eski Adana Müftüsü, sonra Silvan Müftüsü olan Mehmet Uyanık 1966 yılında Silvan’da yaptığım teftiş ve tahkikat sırasında bana şunları söylemişti: “Kürtlerin arasına milliyetçilikleriyle tanınan Karadenizli Lazları yerleştirmişlerdi. Kısa zamanda biz o milliyetçi Lazları Kürtleştirdik. Biz aramızda yaşayan yerli yabancı bütün Türkleri azim ve kararlılığımızla çok geçmeden Kürtleştirmekle öğünüyoruz.” Diye öğünmüştü. Sırrı Sakık adlı ırkçının canhıraş bağırtılarını daha iyi kavramak için bu olayı paylaşıyorum. Silvan’da yaşadıklarımın bir bölümünü, yayınladım. Orada bulunduğumda Varto depremi olmuştu.

       Türk’e Türk demenin haram olduğunu, günah olduğunu, Kur’an-ı Kerim’in Türk’üm demeyi yasakladığını genç kuşaklara, mütedeyyin cami cemaatine telkin eden, kendilerini koyu Müslüman gösteren beşinci kol ajanları, ne yazık ki, epeyce yol almıştır. Onların bu fitne tezgâhlarını, Allah Zülcelâl’in İzni, Rahmet ve bereketiyle tek tek bozacağız. Kur’an-ı Kerimin 49/13 Hucurat Suresinin muhkem ayetine karşı olan bu sapık sözler, Allah’a isyan niteliğindedir. Hucurat Suresi 49/13 ayette Allah Zülcelal: “insanları Tek nefisten, {Tek kişiden, tek erkekten}, ondan da eşini, {karısını}, Hz. Hava {ra}’yı Yarattığını,  Hz. Âdem {av} ile Hz. Hava {ra} anamızdan nice yıllar sonra da insanları Milletlere, boy ve oymaklara ayırdığını” apaçık bir uslup ile tebliğ etmiştir. Bu ayetlerin zıddına hareket edenler, Allah’ın var dediğine yok, yok dediğine de var demişlerdir. Onların hesabı Allah’a aittir.

       Türk’üm, demenin dinsizlik olduğunu ileri süren din kisveli münafıkların hesabı Allah Zülcelâl’e aittir. “Türk, bir soyun adı değildir.” Diyen bir takım kimseler de çevreye şirinlik satıyorlar. Türk bir soyun adı değilse, bizim soyumuz sopumuz yok mu?” Bu nasıl bir çelişki veya nasıl bir tavizdir? Henüz millet bile olmamış toplulukları soy olarak ilan ediyor, ama iş Türk soyuna geldi mi, Türk’ü soy saymıyorsunuz. Türk’ün soyunu-sopunu anlamak için Divan-ü Lügat’it-Türk’e bakalım:

 

“Türkler aslında yirmi boydur.—Bunların hepsi Tanrı kutsal kılası- Yalvaç {Peygamber} Nuh oğlu Yafes, Yafes oğlu “ TÜRK“ ‘e dek ulanır. Bunlar  -Tanrı kutsal kılası- Yalvaç {Peygamber} İbrahim oğlu İshak, İshak oğlu Iysu-Isu-IS oğlu Rum’u andırır. Bunlardan her bir boyun birçok oymakları vardır ki, sayısını ancak Ulu Tanrı bilir.”{Divan-ü Lügat-it-Türk Kaşgarlı Mahmut Besim Atalay çevirisi. TDK. Yay C=1. S=28}

 

Hiçbir çocuğun, anasını-babasını seçme özgürlüğü yoktur.

Hiçbir çocuk, doğmuş olduğu ailesinden dolayı kınanamaz.

Hiçbir çocuk, doğmuş olduğu ailesini kınayamaz.

 

{Çocuk, hangi babanın döşeğinde doğmuş ise o döşeğe aittir. Babasından başkasına soy ittihaz eden, soysuzdur.}

                                                     Veda Hutbesi

Soyları, boyları koruyup kollayan Türk atalarımıza ırkçılık, Türkleştirme iftirası atanlar, kıyamet günü hesaplarını Allah Zülcelal’e vereceklerdir. Biz Türkler ırkçılık yapmadık. Yapanları da şiddetle kınamaktayız. Türk soylulara iftira kampanyaları düzenleyen her türden iftiracıların kıyamet günü, iki yakaları, iki elimizin arasındadır.

       Biz Türk Milletinin engin tarihini inceleriz. Bizden ayrılan boyların ve oymakların dillerini, adetlerini, genetik kodlarını da inceler, bunları ilan ederiz. Bu bilimsel çalışmalarımıza karşı çıkacak yetkili, etkili yetkisiz, etkisiz her türden kimselerle de kıyasıya mücadele ederiz. Türk Soyundan ayrılan, Türk dilinin lehçeleri olmuş veya başka uluslarla kaynaşarak başka bir ulus olma yolundaki soydaşlarımızın kimliklerini de ararız. Bulgar, Macar, Leh, İrlandalı, Barzanlı, Çuvaşlı, Finli, Zaza, Kürt, Papak, Süryan, Keldan, Urartu, Lidiler, firikler, Sümerler, Kızılderililer, Tuarekler, Basklar, Ok’lar, Germenler, Boşnaklar=Albanlar-,  gibi Boyların, soyların öz kimliklerini de ararız. Hatta yeni bir ulus şeklinde teşekkül etmiş ulusların ön devirdeki dillerini, örf ve adetlerini, uluslaşmadan önceki asıl Türk kimliklerini de araştırırız. Bu araştırmalarımızı da yayınlarız. Britanlar, Beritanlar, İtalyanlar, İskoçlar, Aranlılar-Harranlılar, Sami soylar ve daha nicelerini araştırırız. Bilimsel çalışmalarımızın önüne set çekemezsiniz.

İngilizler Irak’ta 36 yıl kaldılar, şimdi bütün Irak halkı İngilizce konuşuyor, Cezayirliler Fransızca konuşuyor, Libyalılar İtalyanca konuşuyorlar. Irak’ ta bulunduğum yıllarda onlar, şöyle öğünüyorlardı:  “İngilizler, bize bir dünya dili olan İngilizceyi armağan ettikleri için Biz Iraklılar, İngilizlere teşekkür ederiz.” Diye öğünüyorlardı. Türkler ise Irak’ta 830 küsur yıl kaldılar Türkçeyi unuttular. Acaba hangisi emperyalistliktir? {Yüzleşme Doktrini. Rüstem KOCADURMUŞOĞLU zirve Basımevi Adana 2002} Ben Yüce Türk atalarımızın aziz ruhlarına buradan selam ediyor, mağfiretler diliyorum. Ama Türk atalarımıza IRKÇILIK iftiraları atmanıza bakınca, kendi kendime hayıflanmadan da edemiyorum. Bazen: "Keşke Osmanlı Türk atalarımız da şu İngilizler gibi yapsalardı, o zaman şimdi onlara IRKÇILIK iftirası atan bu densizler, onlarla öğünmek için birbirleriyle yarışırlardı”” demekten de kendimi alamıyorum. Ama bu düşüncemden derhal vaz geçiyor, Allah’ın affına sığınıyordum. Bu tür gerçek IRKÇILARIN Türk atalarımızı IRKÇILIKLA suçluyorlar olmaları, tarihin kaydettiği en nankör talihlerden birisi ve belki de en acı vereni olsa gerektir. 

1980 İhtilali sırasında yapıldığı söylenen baskıların hiç birisi Büyük Türk Milletinin iradesi değildir. Bu gibi hareketlerin pek çoğunun emperyalizmin projeleri kapsamında şekillendiği hakkında pek çok görüş bulunuyor.

 

“Özde-tehcir-sözde-soykirim”

 

“Bazi yazarlar Ermeni ve Yahudi soykirimlarini mukayese ederler. Dogrudur, yahudiler rakkam olarak bizden fazla sehit vermislerdir. Fakat onlar kendileri icin belki de yabanci bir ulkede yasamalarinin bedelini odediler. Fakat biz ermeniler kendi oz yurdumuzda ve en uzucusu, Devletin himayesinde oldugumuz halde, devletin eliyle soykirima tabii olusumuzdur. Ermeniler binlerce yillik anayurtlarindan sokulup atilmislardir. Geride o topraklarda yalniz kanlarini degil, evlerini barklarini tarlalarini, dini mabetlerini, sarkilarini, oyunlarini, sanat ve kulturlerini yani herseylerini birakip gitmislerdir. Bugun o nimetleri paylasanlar bunlarin hepsini midelerine indirdikden sonra, maalesef simdi o topraklar icin "BATİ ERMENİSTAN" denmesine bile tahammul etmiyorlar.”{Kevork BüyükAgopyan www.İktidarsiz.com}              

 

Kevork Büyük Agopyan 66 yaşındadır. ABD’nin Kaliforniya Eyaleti Montebello Kentinde yaşar, Basın konseyinin 2119 bireysel üyesidir. Kevork Büyük Agopyan’ın "BATİ ERMENİSTAN" DEDİĞİ YER: “GÜNEYDOĞU ANADOLUDUR.”  

       Türklerin 1071 de Anadolu’ya gelerek, Ermenilerin, Rumların, Kürtlerin yurdunu işgal ettiklerini iddia eden kesimlere de şu gerçekleri kısaca açıklayalım.

24 Ağustos 1071 Çarşamba günü Oğuz Türklerinin Selçuklu kolu Malazgirt’e geldiklerinde Romen Diogenes’in paralı askerleri her yanı kaplamıştı. Alparslan ivedi olarak bir heyet düzenleyerek barış teklif etti. Diogenes barışı kabul etmedi. Toplantıda bulunan bazı komutanlar bundan hoşlanmadılar. 24 Ağustos çarşambayı, 25 Ağustos Perşembeye bağlayan gece yarısı Alparslan’a bir heyet gönderdiler. Gönderdikleri mektupta tek cümle vardı: “Kağanımız huzurunu bozmasın, biz gereğini yapacağız” diyorlardı. Dediklerini de yaptılar. 25 Ağustos Perşembe günü Doğu Roma Ordusundan kitleler halinde ayrıldılar. Bunlar:

PEÇENEKLER “BECENLER”,  UZLAR,  KUMANLARDI. Doğu Roma’nın paralı askerlerinin içinde pek çok ulustan asker vardı. Doğu Roma ordusunun asıl unsuru ise Türk soylulardı. Bunlar Peçenekler-Becenler-, Kumanlar ve Uzlardı. Bunlar Hıristiyan olmuş Türk soylulardı. Öz dilleri olan Türkçeyi Henüz unutmamışlardı. Alparslan’ın Ordusu ise Oğuzlu Selçuklu Müslüman Türklerdi. Dinleri İslam’dı. Karşılarındaki Türk soyluların dinleri ise Hıristiyanlık’tı. Dilleri Türkçe olan bu Türk soylular, Peçenekler-Becenler-, Uzlar, Kumanlar-Kommenoslar-,  Türk kimliğini unutmamışlardı. Doğu Roma Devletinin kurucu unsurlarının en kalabalık hanedanları bu Türk soylulardı. Doğu Roma Devleti ulus devlet değildi. Bu günkü ABD devleti de ulus devlet değildir. Doğu Roma Devletini kuranların en kalabalıkları, en donanımlıları olan hanedanları Türk Hanedanlarıydı.  Doğu Roma Devletinin askeri teşkilatı tamamen Türkçedir. {www.bilgeata.com Barack, Sumela, Akdamar, Ayasofya TIKLAYINIZ.}

 

       BÜTÜN PEGAMBERLER TEK SOYDAN GÖNDERİLDİ

       ZÜRRİYET:  { ذُرِّيَّةً }, SOY-SOP, DÖL, NESİL

 

Sayın Süleyman ATEŞ’İN ileri sürdüğü Hz. İsmail {av}’in Cürhümlü Arap kızıyla evlendiği şeklindeki tarihi iddia, Kur’an-ın muhkem ayetlerine aykırıdır. Bu ayetleri sunacağız. Bu ayetlere göre peygamberler halkası, sadece tek bir soydan, yıldız soydan gelmiştir. Tek soyun dışında başka soylardan hiçbir peygamber gelmemiştir. Farklı uluslara gönderilen her bir peygamber efendimiz, bu tek soydan türetilerek gönderildi. Peygamberlerin ataları, kendi içlerinden gönderilecek elçiler, hangi ulusa gönderileceklerse, o oymak o ulusun içine girmekte, orada Allah’ın takdir ettiği zamana kadar yaşamakta, gönderilecek elçinin oymağı o ulusların dilini, örf adetlerini, kültürlerini onlar gibi öğrenip yaşamaktaydılar. Zamanı geldiğinde de içinde yaşamakta oldukları o ulusun içinde onlara AS ulusun kökeninden peygamber gönderilmekteydi.

Eğer, o farklı ulusun içine yerleştirilen o boy veya oymağın arasından ileride başka peygamberler gelecekse, o boy ve oymaklar asimile ettirilmezler, eritilemezdi. O farklı ulusun içinden ileride başka peygamberler gelmeyecekse, o gelen peygamberin peygamberliği gerçekleştikten sonra, oraya yerleştirilen o boy ve oymaklar o ulusun içinde asimile olmakta,  Eriyip kaynaşmaktadır. Bunun bir kaç örneğini tespit edebiliyoruz. Birisi Hz. Musa {av} efendimizdir. İsrail Oğullarına gönderilmiştir. Kendi Boy veya oymağı daha sonra eriyip Musevi olmuşlardır. Hz. Musa {av} den sonraki dönemlerde o kolu Âl-i İmran Soyu sürdürmüş, Hz. Zekeriya, Hz. İsa, Hz. Yahya bu koldan devam etmiş, Hz. İsa {av} den sonra o kol da eriyip çökmüştür. Hz. Muhammed {av} efendimizin Boyu olan KUREYŞ Boyudur. KUREYŞ Boyu, Hz. Muhammed {av} efendimizden sonra herhangi bir peygamber gelmeyeceği için erimiş, çökmüştür. Farklı milletlere gönderilecek peygamberlerin boy veya oymakları o milletin içine yerleştirildiği zamandan daha sonra gönderilecek peygamberlerin geleceği zamana kadar o boy ve oymak soy bağı olarak o millet ile birleştirilmedi. İlâhî denetim gereği o millet ile evlilik bağı kurdurulmadı. Gönderilecek peygamberlerin gönderilme süreleri bittikten sonra onlar kaynaşıp karıştılar.

Kur’an belgelerine göre; Hz. Âdem {av} den itibaren insanlara gönderilen peygamberler, tek bir milletten {AS} Milletten gönderildiler. Bu İlâhî koruma ve kollama Hz. Muhammed {av} efendimizin elçiliğine kadar sürdü.

 

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ  

إِنَّ اللّهَ اصْطَفَى آدَمَ وَنُوحًا وَآلَ إِبْرَاهِيمَ وَآلَ عِمْرَانَ عَلَى الْعَالَمِينَ  

       “Allah gerçekten Âdem’i, Nuh’u, İbrahim ve soyunu, İmran ve soyunu, bütün âlemlere üstün ve seçkin kıldı. Bunları saf olarak yarattı.” Âl-i İmran 3/33

 

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ  

ذُرِّيَّةً بَعْضُهَا مِن بَعْضٍ وَاللّهُ سَمِيعٌ عَلِيمٌ

       “İşte bunların HEPSİ TEK BİR SOY OLARAK-TEK BİR {ZÜRİYET} OLARAK BİR BİRİNDEN GELMİŞLERDİR. Allah gerçekten işitici ve bilicidir.” Âl-i İmran 3/34

 

       ZÜRRİYET:  { ذُرِّيَّةً } SÖZÜ, SOY-SOP, DÖL, NESİL anlamınadır. Âl-i İmran Suresinin 3/33-34. Ayetlerine göre bu İlâhî tebliğ, hiçbir tevile hacet bırakmayacak bir açıklıkla “Hz. Âdem {av} den itibaren gönderilen bütün peygamberlerin aynı soydan, aynı kökenden geldiklerini apaçık ortaya koyuyor. Peygamberler halkasının Hz. Âdem, Hz. Nuh, Hz. İbrahim ve soyunun tek bir soy olduğunu ortaya koymaktadır. Bu İlâhî tebliğe göre ne Arap’tan, ne Yahudi’den hiçbir peygamber gelmedi. Bu ayete aykırı olarak konuşacak, fikir üretecek olanların hesabı Allah Zülcelâl’e aittir. Bize düşen görev ve sorumluluk ise bu Kur’an gerçeklerini tebliğ etmektir. İnanan kendisi için inanmış, inanmayanın hesabını Allah’a aittir.

 

“GERÇİ KUREYŞ KABİLESİNİN ON YÜZLERCE YIL ÖNCEKİ ATASI İSMAİL, İBRANİ KÖKENLİ OLSA DA ANASI CÜRHÜMLÜ İDİ.” {Suleymanates@gazetevatan.com}

 

Sayın Süleyman ATEŞ: “Hz. İsmail {av}’in Yahudi kökenli olduğunu,” böyle olmakla birlikte Anası Cürhümlü olduğu için ondan sonra gelen soyunun MELEZ ARAP olmasında bir sakınca görmediği anlaşılıyor. Eğer Hz. İsmail {av} Yahudi ise, Babası Hz. İbrahim daha büyük Yahudi olmamış mı oluyor? Hz. İbrahim {av}Yahudi olunca, o zaman Hz. Muhammed {av}’i de Yahudi yapmamış mı oluyor? Eğer Sayın ATEŞ konuyu Kur’an-ı Kerime götürmüş olsaydı, bu karmaşa yaşanmazdı. Kur’an tefsiri yazan, büyük İslam uleması dediğimiz bazı kişilerin de görüşleri bu yöndedir. Bu İsrailiyat denilen hurafeler, sanki Kur’an-ı Kerim’in önüne geçmiş gibi görünüyor. Kur’an meali ve tefsiri yazan bu âlimler, Hz. İbrahim, Hz. İsmail, Hz. İshak, Hz. Yakub ve soyunun Yahudi olmadıklarını, meal ve tefsirlerinde yazdıkları halde, ardından bu ayetleri hiç görmemişler gibi, hatta yok sayarcasına, bu kutlu yalvaçların-peygamberlerin- Yahudi olduklarını söylemiş olmaları, gerçekten şaşkınlık vermektedir. Bu ayetleri okuyup yazdıkları halde, bu bilginler bu ayetleri nasıl dolana bilmişlerdir?

 

 “Hz. İBRAHİM AYNI ZAMANDA İSRAİL OĞULLARININ DA ATASIDIR.” {Suleymanates@gazetevatan.com}

 

Sayın Süleyman ATEŞ, “Hz. İbrahim’in İsrail oğullarının atası” olduğunu söylüyor. Oysa İsrail sözü, Hz. Yakub {av}’in unvanıdır. Yahudiler de İsrail’in yani, Hz. Yakub  {av}’in çocukları değildir. Yahudiler kendilerini Hz. Yakub {av}’e nispet etmişler, sahiplenmişlerdir. Hz. Yakub {av} ile çocuklarının Yahudi olmadıkları Bakara 2/140, Âl-i İmran 3/67 ayetleriyle sabittir. Bu ayeteler az aşağıda gelecektir. Aşağıda görüleceği üzere, Hz. İbrahim, Hz. İsmail, Hz. İshak, Hz. Yakub ve onlardan türeyen Hz. Davud, Hz. Süleyman, Hz. Musa, Hz. Harun, Hz. İsa, Hz. Zekeriya, Hz. Yahya, Hz. İsa {av}lerin Yahudi veya Arap olduklarını söylemek bu ayetlere aykırıdır. İSRAİL sözü de ne Arapçadır, ne İbranicedir. İsrail sözü öz be öz Türkçedir. {www.bilgeata.com İsrail TIKLAYINIZ.}

 

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ 

مَا كَانَ إِبْرَاهِيمُ يَهُودِيًّا وَلَا نَصْرَانِيًّا وَلَكِنْ كَانَ حَنِيفًا مُسْلِمًا وَمَا كَانَ مِنَ الْمُشْرِكِينَ

          “İbrahim, ne Yahudi, ne Hıristiyan idi. Ama o, Allah’ı bir olarak tanıyan dosdoğru{KANİF=HANİF حَنِيفًا} bir Müslüman idi. İbrahim, müşriklerden de değildi.” Âl-i İmran 3/67 

 

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ                                                                                     

أَمْ تَقُولُونَ إِنَّ إِبْرَاهِيمَ وَإِسْمَاعِيلَ وَإِسْحَاقَ وَيَعْقُوبَ وَالْأَسْبَاطَ كَانُوا هُودًا أَوْ نَصَارَى قُلْ ءَأَنْتُمْ أَعْلَمُ أَمِ اللَّهُ وَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّنْ كَتَمَ شَهَادَةً عِنْدَهُ مِنَ اللَّهِ وَمَا اللَّهُ بِغَافِلٍ عَمَّا تَعْمَلُونَ

        “Yoksa siz İbrahim, İsmail, İshak, Yakub ve torunlarının Yahudi veya Hıristiyan olduklarını mı söylüyorsunuz? “Peki, siz mi daha iyi bilirsiniz yoksa Allah mı?” de. Allah’ın Tanıklık ettiği bir gerçeği bil bile gizleyenden daha zalim kim olabilir? Allah yaptıklarınızdan gafil değildir.” Bakara 2/140

                      

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ   

 يَا أَهْلَ الْكِتَابِ لِمَ تُحَآجُّونَ فِي إِبْرَاهِيمَ وَمَا أُنزِلَتِ التَّورَاةُ وَالإنجِيلُ إِلاَّ مِن بَعْدِهِ أَفَلاَ تَعْقِلُون

        “Ey Ehl-i Kitap! İbrahim hakkında neden çekişip duruyorsunuz? Oysa Tevrat’ta, İncil’de İbrahim’den sonra indirildi. Sizlerde hiç düşünme yok mudur? Neden düşünmüyorsunuz?” Âl-i İmran 3/65

 

Bu muhkem ayetlere göre HZ. İbrahim,  Hz. İsmail, Hz. İshak, Hz. Yakub ve onlardan türeyen hanedanları, soyları, çocukları, torunları ne Yahudi’dir, ne Hıristiyan’dır.

 

       “PAPA’NIN BRAHİMİ DİNLER, SAFSATASI ”

 

Yahudilikle Hıristiyanlığı Hz. İbrahim {av}’e yamamaya çalışanlar, bu ayetlerin açık hükümlerine karşı çıkmışlardır. Bu ayetlere göre: {BRAHİMİ DİNLER, İBRAHİMİ DİNLER} demek, Allah Zülcelâl’in : “YOK” dediğine “VAR” demektir ki, bu apaçık inkârdır. Bu muhkem ayetlere göre,  Hz. İbrahim {av} ile Hanedanı, soyu, Yahudi ve Hıristiyan değildir. Bu ayetleri yok sayarak Müslüman Milletlere: {BRAHİMİ DİNLER, İBRAHİMİ DİNLER} safsatasını dayatanlar, Kur’an‘ı Kerime karşı çıkmışlardır. İşte asıl inkârcılık budur. Bizlere düşen sorumluluk ise, onların bu inkârcılıklarından uzak durmak, Milletimizi uyarmak ve Kur’an-a sarılmaktır.

 

İSHAK, YASHAK, YADHAK SÖZÜNÜN KÖKENBİLGİSİ

 

Araplar İshak sözüne ne anlam vermişler:

“SAHAK: Bir nesneyi ezmek, döküp yumuşatmak, attarların havanda veya taşta zencefil ezmeleri gibi.”

“İSHAK: Bir nesne ezilip yumuşatmak manasınadur.” {Ahteri Kebir. Kütahyalı Mustafa Bin Şemseddin Yazım yılı 1450 Arapçadan Türkçeye Lügat}

 

Araplar İshak sözüne:  “Bir nesne ezilip yumuşatılmak, havanda zencefil ezmek” anlamını vermişler. İshak sözü, Arapçada pek bilinmeyen bir sözdür. Oysa Hz. İshak {av} hem bir yalvaç-peygamber-, hem de yalvaçların atasıdır. Bu ulu peygamberin adına Arapların: “Zencefil ezmek” anlamı vermeleri, Arap dilinde İshak sözünün olmamasındandır. Çünkü İSHAK sözü ne Sami, ne Hindu Avrupa dillerinden değil, öz be öz Türk dilinden bir sözdür.

Hz. İshak {av}’in Yahudilerin atası olduğu hakkındaki hurafe, Kur’an-ı kerime aykırı olan iftiralardır.

“İbrahim {as}’in Eşi yaşlanmıştı. İbrahim{av} Sa’raya bir çocuğunun olacağını söylediğinde Sa’ra güldü. İbrani dilinde {YASHAK}, Arap dilinde {YADHAK}: ”GÜLMEK” demektir. Bundan dolayı çocuğun adı: “İshak, Yashak, Yadhak” oldu.” {Şemseddin Sami Kamus-u Türki İstanbul Arap Harfli}

 

       Şemseddin Sami, bir bölümü ayetlere, bir bölümü hadislere, bir bölümü de İsrailiyat denilen Yahudi hurafelerine dayanılarak yazmış olduğu Ansiklopedik Sözlüğünde önemli bir noktayı göstermiş oldu. O da Hz. İshak {as}’ın adının YASHAK tarzında da kullanılmış olmasıdır. İSHAK,  YASAK {as} gibi  Peygamberlerin atasına gülmek adı yakışıksız bir İsrailiyat’tır.

       “Hz. İshak’a babası Hz. İbrahim {as} Kenanilerden evlenmemesini öğütledi. Hz. İshak {as}da. Aran’a, Arran’a, Harran’a giderek Dayısı {BET AVIL’IN kızıyla evlendi}. Bu evlilikten; {IYSU/ ISU/ IS} ile Yakub adında ikiz oğlu oldu. “ {Araplar ve Yahudiler Dr. Ahmet Susa Selenge yay. İstanbul}

 

-H- nın –G-ye, -G- nin –H- ya dönüşmesi kuraldır. İSHAK sözü İSAK, İZAK tarzında dahi söylenebilir. Nitekim İshak Asimow, yerine İsak Asimow, İshak Newton diyecek yerde, İsak Newton dahi deriz.  YASHAK sözünden bazen -H -harfini atarız. Böylece; YASAK şeklinde de kullanırız.

 

İSHAK—YASHAK-YADHAK-YASAK

 

İSHAK, YASHAK ve YASAK SÖZLERİNİN TÜRKÇEDEKİ KARŞILIKLARINI BİRLİKTE GÖRELİM:

 

“YASA- “TANZİM ETMEK, YAPMAK.” {r l Ş 10 {I, 52} Eski Türk Yazıtları Hüseyin Namık Orkun Tdk. Ankara 1986 S:887}

 

“YASAK is. YASAĞ, YASA, ASLI: NİZAM, TENBİH, MEN VE ZECR- TÜRKİDE YASAMAK, DÜZMEK, YAPMAK, TANZİM, İDARE DEMEKTİR. DÜZÜK- TÜZÜK, TANZİMAT, YASAĞ, NİZAM, ÖRF, KANUN, YASAĞ ÇİNGİZ, DEVLET-İ TATARİYENİN=TATAR DEVLETİNİN NİZAMAT-I ESASİYESİ=ESAS DÜZENLERİ, ANA YASASI, SİYASET-İ KANUN NAMESİ=SİYASET KANUNLARI,

YASAĞ-I TİMUR-TİMUR’UN YASALARI. ETRAK’İN= İDARE-İ MÜLKİYE DÜSTURLARI=TÜRKLERİN ÜLKE YÖNETİMİNİN USUL VE YASALARI.  

        YASAĞ YASAKLANMAK, YASAK OLMAK, YASAK ETMEK, MEN ETMEK.

        YASAKÇI, YASAK MEMURU, MUHAFAZA MEMURU, KAVAS, 

YASAVUL esk. Aay Çavuşu, yol Hasekisi.” {Lehce-i Osmani Ahmet Vefik Paşa Dersaadet İstanbul 1306 s:814 Arap harfli.}

 

         “YASA, YASAG {YASAK} NİZAM, DÜZEN, USUL, KAİDE.”

        “YASA TANZİM ETMEK, YAPMAK. YASA, YASAK.

-Kazan, YASAK Çağatay- YASAMAK- ANADOLU- YAPMAK, VÜCUDA GETİRMEK, İNŞA VE İMAL ETMEK, TERTİP ETMEK, SÜSLEMEK, BEZEMEK.  Çağatayca- YASAMAK, YASAMIŞ.    

        “Şehr-i Zor BEGLER BEYİSİ VELİ PAŞA ve PİYALE PAŞA, DEMİR ŞEREF PAŞA LEŞKER {Yasayup} YÜRÜDÜLER. {Naima Tarihi.}

        YASAMAK- Kazan- YAPMAK, İŞLEMEK, SÜSLEMEK.

        YASAR–ÖZ AD- KASUGLAR> YASUGLAR GİBİ ALAN HALKINDAN AYRILMIŞ BİR KAVİM ULUS ADI. {ALAN KASUG> ALAN YASUG}, KAFKAS DAĞLARI ARASINDA, DAĞISTANDA VOLGA IRMAĞININ DENİZE ULAŞTIĞI YERLERDE YAŞARLAR. BUNLAR BUGÜN OSETİN OLARAK ADLANIRLAR. KASUGLAR> YASUGLAR ÇERKEZLERDİR.  ÇERKEZLER HALA {KASAH> YASAH} ADINI ALIRLAR.” {Türk Lügati. Hüseyin Kâzım Kadri. Tdk 1stanbul 1945 c-4, s-750-751 ‘Tarih-i Kavm-i Türki, Leon Khahun.’}

 

“CASAGAN=YASAGAN, is. ALLAH, YARATICI.

        CASAQ, is. ASKER, KUVVET

        CASAQTALUV f. 1. SİLAHLANMAK, HAZIRLANMAK, 2. GÜZELLEŞMEK, SİLAHLANDIRMAK.

        CASAQLI, s. SİLAHLI

CASALUV, s. YAPILMAK.

CASAMPAZ, s. İCAT EDİCİ, YENİ BİR ŞEYLER BULUCU, ÇALIŞAN.

CASANUV, f. SİLAH TAKMAK, SİLAHLANMAK.” {Kazak Türkçesi Sözlüğü. Ter. Hasan Oraltay, Doç. Dr. Nuri Yüce, Sadettin Pınar İstanbul Türk Dünyası Araş. Vakfı s: 95}

 

“CASA- YASA- 1-YAPMAK, DÜZMEK, YARATMAK. SINBASTI USTA CASABAYT. ats. USTA KIRILMAYACAK BİR ŞEY YAPAMAZ. {HİÇ BİR ŞEY} EBEDİ DEĞİLDİR. 2- SÜSLEMEK, BECERMEK, BAŞARMAK.      

        CASAGAN- YASAGAN, CARATGAN-YARATAN.     

        CASAK-YASAK-BİR KOMUTANIN BUYRUĞUNDAKİ SAVAŞÇI MÜFREZESİ.        CASALGALA-YASALGALAMAK- TEZYİNAT, BEZEK, SÜSLEMEK.” {Kırgız Sözlüğü K.K. Yudahin Çev Abdullah TAYMAS Tdk Ankara 1988 C:1, 184}

 

        “sit …. İSSAKKU= ŞEHİR BEYİ” {Sumer Dili ve Grameri Prof. Dr. Mebrûre Tosun; Prof. Dr. Kadriye Yalvaç 1981 Cilt. 1. S=113.}

 

“YASA‘l.OLAYLARIN GİDİŞİNDE OLAĞAN DIŞINA YER VERMEYEN, DEĞİŞMEZLİK, MECBURİYET GÖSTEREN KURAL.2.{huk}KANUN{EUTS. 289}

        TT. YASA+{L/LAŞ-/LAŞTIR-MA/LAŞTIRILMA/LI/SIZ/SIZLIK.

       YASA {hlk} DÜZEN VERMEK, YASA KOYMAK

        YASAK ‘l, BİR İŞİN YAPILMASINA KARŞI OLAN YASAL VEYA YASA DIŞI ENGEL.

        “An. ağl.: YASAK, YASAKLIK ‘l. KÖY KIYISINDA ÇİTLE ÇEVRİLMİŞ KÜÇÜK TARLA: 2. EV YANINDA ÇİTLE ÇEVRİLMİŞ KÜÇÜK BAHÇE<. 3. KORULUK’ {DSXl, 4190}

……………………………………………………………    

Tü.>Ar. {Cezair., Libya.} YASAK;

        {Irak, Lübnan} YASAK;

        {Mısır} YASAKÇI: {ALTK; 136};

        Zaza. YASAX {ZTS, 413: YASAX BIYAYİŞ, {YASAKLAMAK’; YASAX KERDİŞ ‘YASAKLANMAK’;

        KbRum. YASAKİN

……………………………………………

-YASAK {Bşk., TatK.}

-YASAG {Aze.}

-YASAK {Özbek}

-YASAKÇI, bekçi, nöbetçi,

-YASAKLA bir şeyin yapılmaması buyrulmak, istenmemek.

-YASAKLAMA ‘yasaklama işi’

-YASAKLAN yasak edilmek, önlenmek

-YASAKLAYICI, yasaklama gücü olan

-YASAL YT. Yasalara uygun, kanuni,

-YASALAŞ Yasama Meclisince onaylanarak yürürlüğe girme

-YASALI yasaya uygun

-YASAMA yasa koyma, teşri; 2 {huk} genel, soyut, objektif ve sürekli nitelikte kurallar koyma’ >yasa+[ma]

YASAMALI ‘Yasa yapma ile ilgili teşriî’

YASAN {hlk} Birden bire yapılan baskın. < OT. Yas, zarar, ziyan’+an

YASASIZ ‘kanunsuz’

YASAUL {hlk} bekçi.” {Köken Bilgisi Sözlüğü Prof. Dr. Tuncer Gülensoy Tdk. Ankara 2007 c:2 s:1079-180}

 

       “Yasağ is 1. Yasak, bir işin yapılmaması hususunda kanuni emir veya engel, Yasağ etmek Yasaklamak, men etmek, izin vermemek. 2. tar. Eskiden Volga boyu ve Sibirya halkından alınan vergi. 

       Yasağçı is. esk. Nöbetçi, devriye.

       Yasağçılığ is. esk Nöbetçilik, devriye gezme.

       Yasağlamağ f. Yasak etmek, yasaklamak, men etmek.

       Yasağlanmağ f. Yasak edilmek, men edilmek

       Yasağlı sıf. Yasak edilmiş, men edilmiş.

       Yasağlığ is. 1. Yasak edilme, men edilme, yasaklanma durumu.

       Yasalağ is. mah. Yasak edilmiş saha.

       Yasalamağ yasak edilmiş saha.

       Yasalamağ 1. Mah 1. El yardımıyla düzleştirmek, düz hâle getirmek.

       Yasamal is. tar. Dağın, tepenin üzerinde olan düz alan.

       Yasavul is. tar. 1- Eskiden köylerde polis görevini yürüten görevli. //  Korucu, muhafazacı, nöbetçi, 2-  Kazak ordusunda yüzbaşıya denk olan subay rütbesi.

       Yasavulbaşı is. tar. Köylerde polis görevini yürüten görevlilerin başı, komutanı.”{Azerbaycan Türkçesi sözlüğü Seyfettin Altaylı MEĞ Bak Yay. İstanbul C: 2 S: 1229}

 

            Çukurova’da bizim Kayı Boylarında “Karakeçililerde” benim gençliğimde: “YASAN, YASAN-NAMA>YASANLAMA” şeklinde bir deyimimiz vardı. Bu deyim, ”Bir kişinin bir şeyi kendisine seçip ayırması, o şeyin üzerine bir işaret koyarak veya ad vererek o şeyi YASANNAMASI>YASANLAMASI, şeklinde ifade edilirdi. Böyle bir YASANNAMA olduğu zaman o kişinin ayırdığı şeye kimse el süremezdi. Mesela, bir delikanlı bir kızı beğendiğinde eğer o kızı YASAN-NAR-YASANLAR ise, o kıza artık öteki delikanlılar bakamazlardı. Bir kişi fundalık bir araziyi: “Şu sınırlar içindeki araziyi YASANNADIM” derse, bunu da herkesin önünde açıklarsa o araziye hiç kimse kazma vuramazdı. Buradan da anlaşılacağı üzere, YASAN-LAMAK, YASA KOYMAK,-YASAK KOYMAK anlamına gelmektedir.

       Yukarıya aldığımız belgeler Sümer Türklerinden günümüze kadar Türk diyalektlerinde İSHAK sözünün kullanılış biçimleri, aralarındaki anlam, kavram ve kalıp olarak aynılıklarını göstermektedir. Sümer Türkleri, İSHAK sözünü, KENT BEYİ, ŞEHİR BEYİ anlamında kullanmakta idiler. Sümer Türklerinde Şehirleri yöneten BEYLERE İSSAKKU, -İSHAK denilmesi, ŞEHİRLERİN, KENTLERİN BEYLERİNİN YASA KOYMALARI, YASAKLAMALAR getirmeleri, YASAYI temsil etmelerinden ötürüdür. Şimdi de devlet adamları mesela; asker, polis, bekçi, güvenlikçi,  yasayı temsil etmiyor mu? Bu belgeler dikkatle incelenirse, o devirlerde KENT BEĞLERİ YASALARI, YASAKLAMALARI bizzat kendileri koyuyorlardı. Onların her bir sözü, hatta her bir hareketi, tavrı dahi YASA yerine gelip oturuyordu. Bu süreç böyle var olduğu için YASA,  YASAK düzen, kaide, usul, nizam dediğimiz toplumun uyması gereken kuralları onlar koyuyorlardı. Bundan alınarak onlar YASA, YASAK sözleriyle özleştirilerek adları da YASSAKKU oldu. Bizzat ve doğrudan doğruya kendileri YASA; YASAK yani İSHAK adını ve unvanını almış oldular. YASA ve YASAK sözü ile özleşen Şehir Beğlerine Sümer Türklerince İSHAK denilmektedir. Hz. İSHAK {av} Atamız da Sümer Türk soyundan ulu bir Peygamber ve peygamberlerin atası olması hasebiyle adının Türkçe İSHAK, YASAK olmasından daha doğal ne olabilir?

Bir hadis-i Şerifte: Sahabeler: “Peygamberimiz {av}’in  Hacda yaptığı her hareketini, kendilerinin de Efendimize bakarak aynısını yaptıklarını” açıklıyorlar.

Hz. İSAHAK’IN İlâhî YASA, NİZAM, USUL, KAİDE ve KANUNLARI uygulayan ulu bir Elçi olması dolayısıyla adının İSHAK olması, kendi adına ve şanına en çok yakışan bir adlandırma olmuştur. Bu adın kendisine verilmesinin başka bir hikmeti de Hz. İbrahim {av} Efendimizin soyunu, yani {ÂL-İ İBRAHİM=İBRAHİM HANEDANLIĞININ} İSHAK KOLUNUN sürmesi, O’ndan türeyen soyun uzun bin yıllar boyunca Allah Zül Celâl’in İlâhî Yasalarını tebliğ etmelerinden, temsil edip uygulamalarından dolayı kendisine İSHAK, YASHAK,=YASA, YASAK adı verilmiştir. Bu HÂNEDANLIK uzun bin asırlar boyunca gelecek olan peygamberlerin de HÂNEDANLIĞIDIR. Yukarıdan beri açıklamaya çalıştığımız Hz. İSHAK {av} Atamızın adının Türkçe olduğunu, bu belgeler hiçbir tevile hacet bırakmayacak bir açıklıkla göstermektedir.

      Hz. İbrahim {as}’in Soyunu binlerce yıllık bir şeref abidesi halinde yükselten Ulu Peygamber Hz. İSHAK, YASHAK, YASA, YASAK {as}’in Türkçedeki anlamlarını, Türk Ulus’unun birçok boy ve oymakları arasındaki kullanılış şekillerini gördük. Böyle Kutlu bir Efendinin adının bizim TÜRK Soyumuzun Boylarının içinde binlerce yıldan bu yana kaybolmadan cap canlı olarak yaşamakta oluşu, bu ulu peygamber efendilerimizin Türk Milletinin öz kökeninden gelmekte olduklarının en sağlam kanıtlarıdır. İshak sözünün Türk Milletinin bütün boy ve oymakları arasında hala yaşamakta ve yaşatılmakta olması, bir tesadüf olamaz? Bütün bu Kutlu Efendilerin adlarının Türkçe olması, tesadüfle açıklanamayacak gerçeklerdir.

 

İ S H A K

 

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ  

وَحَآجَّهُ قَوْمُهُ قَالَ أَتُحَاجُّونِّي فِي اللّهِ وَقَدْ هَدَانِ وَلاَ أَخَافُ مَا تُشْرِكُونَ بِهِ إِلاَّ أَن يَشَاء رَبِّي شَيْئًا وَسِعَ رَبِّي كُلَّ شَيْءٍ عِلْمًا أَفَلاَ تَتَذَكَّرُونَ

       “İbrahim’in kavmi de delil ileri sürerek tartışmaya başladı. İbrahim, siz benimle Allah hakkında–çekişmeye– mi kalkışıyorsunuz? Oysa Allah, bana gerçeği açıkça göstermiştir. Ben sizlerin Allah’a ortak koştuklarınızdan asla korkmam. Rabbim istemedikçe ortak koştuklarınız bana hiçbir şey yapamazlar. Benim Rabbimin ilmi her şeyi kuşatmıştır. Hala düşünmeyecek misiniz?” En’am 6/80

 

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ  

وَكَيْفَ أَخَافُ مَا أَشْرَكْتُمْ وَلاَ تَخَافُونَ أَنَّكُمْ أَشْرَكْتُم بِاللّهِ مَا لَمْ يُنَزِّلْ بِهِ عَلَيْكُمْ سُلْطَانًا فَأَيُّ الْفَرِيقَيْنِ أَحَقُّ بِالأَمْنِ إِن كُنتُمْ تَعْلَمُونَ

       “Siz Allah’a ortak-şirk- koşmaktan korkmuyorsunuz da ben sizin Allah’a ortak-şirk- koştuklarınızdan nasıl korkarım? Gerçekte Allah sizin ortak koştuklarınız hakkında hiçbir belge, hiçbir ayet te indirmemiştir. Eğer bir bilginiz varsa hangi tarafın korkudan güvende olmaya daha layık olduğunu söyleyin bakalım?” En’am 6/81

 

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ  

وَتِلْكَ حُجَّتُنَا آتَيْنَاهَا إِبْرَاهِيمَ عَلَى قَوْمِهِ نَرْفَعُ دَرَجَاتٍ مَّن نَّشَاء إِنَّ رَبَّكَ حَكِيمٌ عَلِيمٌ

“İşte bunlar, kavmine karşı İbrahim’e verdiğimiz belgeler, delillerdi. Biz dilediğimiz kimselerin derecelerini kat kat yükseltiriz. Ey Muhammed! Senin Rabbin Mutlak hüküm ve hikmet sahibidir. O her şeyi hakkıyla bilir.” En’âm 6/83

 

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ  

فَلَمَّا اعْتَزَلَهُمْ وَمَا يَعْبُدُونَ مِن دُونِ اللَّهِ وَهَبْنَا لَهُ إِسْحَقَ وَيَعْقُوبَ وَكُلًّا جَعَلْنَا نَبِيًّ       “{İbrahim} Onları ve  Allah’ın berisinden-Allah ile birlikte-taptıklarını terk edip uzaklaştığı zaman, biz de İbrahim’e. İSHAK VE YAKUBU Armağan ettik. Onların her birini nebiler kıldık.” Meryem 19/49

           

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ  

وَوَهَبْنَا لَهُ إِسْحَقَ وَيَعْقُوبَ كُلاًّ هَدَيْنَا وَنُوحًا هَدَيْنَا مِن قَبْلُ وَمِن ذُرِّيَّتِهِ دَاوُودَ وَسُلَيْمَانَ وَأَيُّوبَ وَيُوسُفَ وَمُوسَى وَهَارُونَ وَكَذَلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِنِينَ

“Biz İbrahim’e İshak ile Yakub’u da armağan ettik. Bunların hepsine de HİDAYET ettik.  Daha önce de Nuh’a ve  Nuh’un soyundan gelen Davud’a, Süleyman’a, Eyyub’a, Yusuf’a, Musa’ya, Harun’a HİDAYET etmiştik. {Nebilik vermiştik.} Biz iyi davrananları işte böyle ödüllendiririz.” En’âm 6/84

 

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ  

أَمْ تَقُولُونَ إِنَّ إِبْرَاهِيمَ وَإِسْمَاعِيلَ وَإِسْحَاقَ وَيَعْقُوبَ وَالْأَسْبَاطَ كَانُوا هُودًا أَوْ نَصَارَى قُلْ ءَأَنْتُمْ أَعْلَمُ أَمِ اللَّهُ وَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّنْ كَتَمَ شَهَادَةً عِنْدَهُ مِنَ اللَّهِ وَمَا اللَّهُ بِغَافِلٍ عَمَّا تَعْمَلُونَ

        “Yoksa siz İbrahim, İsmail, İshak,  Yakub ve torunlarının-soyunun- Yahudi veya Hıristiyan olduklarını mı söylüyorsunuz? “Peki, siz mi daha iyi bilirsiniz yoksa Allah mı” de.  Allah’ın Tanıklık ettiği bir gerçeği gizleyenden daha zalim kim olabilir? Allah yaptıklarınızdan gafil değildir.” Bakara 2/140

 

        Bakara 2/140. Ayetinde İbrahim, İsmail, İshak, Yakub ve soyunun Yahudi ve Hıristiyan olmadıkları tebliğ ediliyor. Bu ayette Hz. Yakub, Hz. İbrahim’in torunu olarak bildiriliyor. En’am 6/84. Ayetinde Hz. Nuh {av}’un soyu olarak tebliğ edilmektedir. Hz. Yusuf {av}, Hz. Yakub {av}’un oğlu olduğunu Kur’an açıklıyor. Bakara Suresi 2/140, En’am 6/84 ayetleri, bütün peygamberlerin aynı soydan geldiklerini tebliğ ediyor.

 

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ  

أُوْلَئِكَ الَّذِينَ أَنْعَمَ اللَّهُ عَلَيْهِم مِّنَ النَّبِيِّينَ مِن ذُرِّيَّةِ آدَمَ وَمِمَّنْ حَمَلْنَا مَعَ نُوحٍ وَمِن ذُرِّيَّةِ إِبْرَاهِيمَ وَإِسْرَائِيلَ وَمِمَّنْ هَدَيْنَا وَاجْتَبَيْنَا إِذَا تُتْلَى عَلَيْهِمْ آيَاتُ الرَّحْمَن خَرُّوا سُجَّدًا وَبُكِيًّا

       “İşte bunlar öyle kimselerdir ki, Allah’ın kendilerine peygamberlerden, Âdem’in soyundan, ayrıca Nuh ile birlikte gemide taşıdığımız kimselerin soyundan, İbrahim ile İsrail’in soyundan HİDAYETE eriştirdiğimiz ve seçtiğimiz kimselerdir. Onlar Rahman’ın ayetleri okunduğu vakit ağlaşarak secdeye kapanırlardı.” Meryem 19/58

 

Meryem Suresinin 19/58. Ayetindeki İsrail sözü, kafaları karıştırabilir. İsrail, Hz. Yakub {av}’in unvanıdır. Hz. Yakub Hz. İshak {av}’in oğludur. Hz. İshak {av} Hz. İbrahim {av}’in oğludur. Hz. Yusuf {av} da Hz. Yakub {av}’un oğludur. Görüldüğü üzere bu hanedanın, “soyun”, Yahudilerle hiçbir soy bağları yoktur. İsrail sözü ise ne Arapçadır, ne Yahudicedir. Bu söz Türkçedir. Geniş bilgi: {www.bilgeata.com  İsrail TIKLAYINIZ}

 

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

إِذْ قَالَ يُوسُفُ لِأَبِيهِ يَا أَبتِ إِنِّي رَأَيْتُ أَحَدَ عَشَرَ كَوْكَبًا وَالشَّمْسَ وَالْقَمَرَ رَأَيْتُهُمْ لِي سَاجِدِينَ

         “Hani bir zamanlar Yusuf babasına şöyle demişti: “Babacığım, ben düşümde on bir yıldız ile güneşi ve ayı bana yükünürlerken- secde ederlerken- gördüm” Yusuf 12/4

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

وَكَذَلِكَ يَجْتَبِيكَ رَبُّكَ وَيُعَلِّمُكَ مِن تَأْوِيلِ الأَحَادِيثِ وَيُتِمُّ نِعْمَتَهُ عَلَيْكَ وَعَلَى آلِ يَعْقُوبَ كَمَا أَتَمَّهَا عَلَى أَبَوَيْكَ مِن قَبْلُ إِبْرَاهِيمَ وَإِسْحَقَ إِنَّ رَبَّكَ عَلِيمٌ حَكِيمٌ

       “Böylece Rabbin seni seçip, sana düş yorumunun bilgisini öğretecek. Daha önce ataların İbrahim’e, İshak’a nimetini tamamladığı gibi sana, Yakub soyuna, nimetini tamamlayacak. Rabbin gerçekten Alim’dir, Hikmet sahibidir.” Yusuf 12/6

 

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

وَاتَّبَعْتُ مِلَّةَ آبَآئِي إِبْرَاهِيمَ وَإِسْحَقَ وَيَعْقُوبَ مَا كَانَ لَنَا أَن نُّشْرِكَ بِاللّهِ مِن شَيْءٍ ذَلِكَ مِن فَضْلِ اللّهِ عَلَيْنَا وَعَلَى النَّاسِ وَلَكِنَّ أَكْثَرَ النَّاسِ لاَ يَشْكُرُونَ        “Yusuf, “Ben atam İbrahim, İshak ve Yakub’un dinine uydum. Bize Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmak yaraşmaz. Bu, bize ve bütün insanlara Allah’ın bir nimetidir. Ama insanların çoğunluğu şükretmezler.” Yusuf 12/38

 

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

وَلَمَّا دَخَلُواْ مِنْ حَيْثُ أَمَرَهُمْ أَبُوهُم مَّا كَانَ يُغْنِي عَنْهُم مِّنَ اللّهِ مِن شَيْءٍ إِلاَّ حَاجَةً فِي نَفْسِ يَعْقُوبَ قَضَاهَا وَإِنَّهُ لَذُو عِلْمٍ لِّمَا عَلَّمْنَاهُ وَلَكِنَّ أَكْثَرَ النَّاسِ لاَ يَعْلَمُونَ

       “vaktaki, o zaman ki, Kent’e babalarının kendilerine buyurduğu şekilde girdiler. Bu şekilde girmek onlar hakkında Allah’ın takdir ettiği hiçbir şeyi önlemeye yetmezdi. Bu şekilde girmek sadece Yakub’un içinde geçirdiği bir düşüncenin uygulanışıydı. “Gerçekten o, bilgi sahibiydi. Zira biz ona öğretmiştik. Ama insanların çoğu bunu bilmezler.”  Yusuf 12/68

 

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ  

وَوَهَبْنَا لَهُ إِسْحَقَ وَيَعْقُوبَ وَجَعَلْنَا فِي ذُرِّيَّتِهِ النُّبُوَّةَ وَالْكِتَابَ وَآتَيْنَاهُ أَجْرَهُ فِي الدُّنْيَا وَإِنَّهُ فِي الْآخِرَةِ لَمِنَ الصَّالِحِينَ

       “İbrahim’e İshak’ı, YAKUB’U bağışladık. Onun soyundan nebiler kıldık. Onlara kitaplar verdik. İbrahim’i dünyada ödüllendirdik. –İbrahim’in ecrini dünyada verdik.  O Âhiret’ te de iyilerdendir.”Ankebut 29/27

 

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ  

وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا نُوحًا وَإِبْرَاهِيمَ وَجَعَلْنَا فِي ذُرِّيَّتِهِمَا النُّبُوَّةَ وَالْكِتَابَ فَمِنْهُم مُّهْتَدٍ وَكَثِيرٌ مِّنْهُمْ فَاسِقُونَ

       “AND OLSUN, BİZ NUH İLE İBRAHİM’İ ELÇİ OLARAK GÖNDERDİK.

PEYGAMBERLİĞİ, KİTABI BU İKİSİNDEN TÜREYEN {SOYA} VERDİK.

Bu ikisinin soyundan kimisi hidayete ermiş, bir çoğu da  sapıtmıştır.” Hadid 57/26

 

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ  

وَزَكَرِيَّا وَيَحْيَى وَعِيسَى وَإِلْيَاسَ كُلٌّ مِّنَ الصَّالِحِينَ

       “Zekeriya’ya, Yahya’ya, İsa’ya ve İlyas’a da HİDAYET ettik.-Nebilik verdik- Bunların hepsi iyi kimselerdi.” En’âm 6/85

 

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ  

وَإِسْمَاعِيلَ وَالْيَسَعَ وَيُونُسَ وَلُوطًا وَكُلاًّ فضَّلْنَا عَلَى الْعَالَمِينَ

       “İsmail’e, Elyesa’a, Yunus’a, Lut’a da HİDAYET ettik-Nebilik verdik.- Onlardan her birisini âlemlerden-insanlardan- üstün kıldık.” En’âm 6/86

 

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ  

وَمِنْ آبَائِهِمْ وَذُرِّيَّاتِهِمْ وَإِخْوَانِهِمْ وَاجْتَبَيْنَاهُمْ وَهَدَيْنَاهُمْ إِلَى صِرَاطٍ مُّسْتَقِيمٍ

“Onların babalarından, zürriyetlerinden, soylarından-çocuklarından- kardeşlerinden bazılarını üstün kıldık, onları seçtik, onları HİDAYET yoluna götürdük.” En’am 6/87

 

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ  

ذَلِكَ هُدَى اللّهِ يَهْدِي بِهِ مَن يَشَاء مِنْ عِبَادِهِ وَلَوْ أَشْرَكُواْ لَحَبِطَ عَنْهُم مَّا كَانُواْ يَعْمَلُونَ

       “İşte bu, Allah’ın HİDAYETİDİR. Kullarından dilediğini HİDAYET yoluna götürür. Onlar Allah’a ortak koşsalardı, yaptıkları bütün işleri yok olmuştu.” En’âm 6/88

 

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ  

أُوْلَئِكَ الَّذِينَ آتَيْنَاهُمُ الْكِتَابَ وَالْحُكْمَ وَالنُّبُوَّةَ فَإِن يَكْفُرْ بِهَا هَؤُلاء فَقَدْ وَكَّلْنَا بِهَا قَوْمًا لَّيْسُواْ بِهَا بِكَافِرِينَ

       “İşte bu seçkin kimseler, kendilerine kitap, hükümranlık ve nebilik verdiğimiz kimselerdir. Şayet o müşrikler bu nebiliği inkâr ederlerse, biz de ona sahip çıkacak bir milleti görevlendiririz.” En’âm 6/89

 

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ  

أُوْلَئِكَ الَّذِينَ هَدَى اللّهُ فَبِهُدَاهُمُ اقْتَدِهْ قُل لاَّ أَسْأَلُكُمْ عَلَيْهِ أَجْرًا إِنْ هُوَ إِلاَّ ذِكْرَى لِلْعَالَمِينَ

       “İşte o millet Allah’ın HİDAYET verdiği millettir. Sen de onların HİDAYET yoluna uy. Şöyle söyle: “Ben -peygamberliği- tebliğ ettiğim için bir ücret istemiyorum. Bu Kur’an ancak ve yalnızca bütün insanlar için bir öğüttür.” En’âm 6/90

 

       Hz. İshak, {av} Hz. İbrahim {av}’in ikinci oğludur. Hz. İbrahim {av} bu oğlunu Kenan iline gönderdi. Hz. İshak, Atası Hz. İbrahim {av} in vasiyetine uyarak kendi hısımlarından kız almak üzer Harran'a gittiği yukarıda kaydedildi. Dayısının adı BETAVIL, BEKAVIL İDİ. BEK AVIL, Türklerde Kağanların özel kalem müdürleri, özel musahipleri gibi anlamlara gelir.

       Hz. İSHAK {av} orada kendi Hanedanı ile birlikte yaşamaktaydı. Zaten Iysu, {Is} ile Ya'kub {av}  adlarında ikiz oğlu olmuştu. Iysu-Is {ra} önce doğmuş, Ya'kub {av} sonra doğmuştu. Iysu'ya-IS’A- peygamberlik gelmemiş, Ya'kub {av}’a gelmişti. Nitekim Kur'an'ı Kerimde İbrahim ve Hanedanı, Ya'kub ve Hanedanı hakkında ayetler gelmiş bulunuyor. 

       Bütün şu kutlu vahiylerin apaçık işaretleri, Hz. İshak {av}’ın adının öz be öz Türkçe olduğudur. Bu kutlu ayetlere göre ne Yahudi kökeninden ne Arap kökeninden hiçbir peygamber gelmedi. Bütün peygamberler AS Milletten, Türk Milletinin öz kökeninden geldiği hakkında artık hiç kuşkumuz kalmamıştır. AS Millet AS-YA Kıtasına adını veren Türklerdir. {www.bilgeata.com  Kıta adları: ASYA TIKLAYINIZ.} Yukarıdaki ayetleri hüsnü niyetle inceleyenlerin varacakları sonuç budur. Yakında inşallah Hz. Muhammed {av} Efendimizin köken bilgisini sunacağız. O zaman   daha güçlü olarak bu konular açığa kavuşturulacaktır. Şimdiye kadar İsrailiyat hurafelerine inandırılmış Müslümanların, Kur’an-ın rehberliğinde bu batıl inançlardan kurtulacaklarına, Kur’an’ı Kerim’in muhkem ayetlerinin nurunun gönüllerimizi ışıtacağına olan inancım, gittikçe pekişmektedir.

 

TARİHTEN TÜRK ÇIKARSA, TARİH SİLİNİR.

 

HER ŞEYİN EN İYİSİNİ ANCAK ALLAH BİLİR.

 

ŞİFRELERİ KIRIYOR, EZBERLERİ BOZUYORUZ.

 

13/Şubat/2013 Adana

Rüstem KOCADURMUŞOĞLU

Eğitimci Yazar-Teolog-Kökenbilimci

Bilge Ata- Ξ̲̅ TÜRKİYE Ξ̲̅


 
  2017 © Bilge Ata. Tüm Hakları Saklıdır.   Son Güncelleme Tarihi: 05.07.2017Tasarım & Kodlama: ER-AY Bilgisayar