Bilge Ata  
Site içi arama :
 
      Ana Sayfa   |   Din   |   Köken Bilimi   |   Güncel Makaleler   |   Araştırmalar   |   Belgeler   |   Hakkımızda   |   İletişim
 
 
 

 
Anket
Amerikalıların Kızılderililere yaptığı soykırım hakkında ne düşünüyorsunuz?
 Evet Soykırım yapmıştır
 Hayır Yapmamıştır
 Kısmi olarak soykırım yapmıştır

 
 
Ziyaretçi İstatistikleri
Aktif: 64
Bugün: 384
Toplam: 1.110.488
 

Mama

Rüstem KOCADURMUŞOĞLU-Bilge Ata Ξ̲̅ TÜRKİYE Ξ̲̅      

                             

MAMA; MAMİ>=MEME

      

       MAMA sözü, Avrupalı dillerde ANA’YA ad olarak verilmiş bir sözdür. Avrupalı dillerdeki MAMA sözü Türkçe; MEME sözüdür. Meme, kadın'ın dişilik organı olmasından ötürü KADINA; yani doğrudan doğruya ANA'YA ad olarak verilmiştir. Sümer Türkleri de Orta Asya Türkleri de Meme sözünden ana kavramını anlarlar. Türkler genel olarak kadının doğurma organına ANA sözünü ad olarak söylerler.

 

                                                                                            Rüstem KOCADURMUŞOĞLU-Bilge Ata

Ξ̲̅ TÜRKİYE Ξ̲̅    

                                                          

       AVRUPALI ULUSLAR VE MAMA, MAMİ, MEME

 

       Avrupalı uluslar, uluslaşmaya başladıktan sonra da MAMA-MAMİ=MEME sözünü unutmadılar. İngiliz, Germen, Alamağne, {Alaman, Alman} Frank, Fransız, Portugal,{Portekiz}, Sveden, {İsveç} ve ötekiler, uluslaşmadan önce konuştukları ana dilleri olan Türkçede var olan ve ana yerini tutan MEME sözünü kullanmayı sürdürdüler.    

                                

1} ma'ma, mam'ma, ma'ma. n. Anne { çocuk dili }

2}mam'ma. n. Meme; mammary, a.; memeye ait {of. Mama}

3}mam'mal. n. Memeliler sınıfından hayvan.

4}Mam.ma'li. a. n. memeli hayvanlar sınıfı, memeliler.; 5}mam.malian, a. Memeli hayvana ait.

6}mam.mal'o.gy, n.hayvanat ilminin memeli hayvanlardan bahseden kısmı; mammalogist, n.; bu bahsin -{ uzmanı }

7}mam.mif'er.ous, a     { zool. } memeli.

8}mam'mi form, a.       { zool.} meme şeklinde.

9}mam.mil'la, n.    { anat.} meme, meme şeklinde organ.

10}mam.mil.lar.y   {mâm’ıleri} s. Memeye ait veya ona benzer, mememsi.

11]Mammo-önek meme      

12}mam'my, Anne { çocuk dili } {U.S.} zenci süt nine, " 1

…………………………………………….      

            1}  Yeni Redhouse İngilizce-Türkçe Lügat  Bord Neşriyat Dairesi İstanbul 1958 S=638.

 

       Yukarıdaki belgeler İngiliz ve ABD lilerin belgeleridir. Bu belgelerdeki 4. Maddeyi bir daha dikkatle okur musunuz?

       “4}{Mam.ma'li}.a. n. Memeli hayvanlar sınıfı, memeliler.;”

      “{MAM.MA’Lİ}” {MEME-Lİ} sözü apaçık görülüyor. Bu MEME-Lİ} sözündeki MEME sözü de: {LI ve Lİ} takıları da öz be öz Türkçedir. MEME sözü Türkçedir ve ad-isim-dir. LI ve Lİ ekleri de sahip olmak anlamına son eklerdir. MEME-Lİ demek MEMEYE sahip olan, MEMESİ olan anlamına Türkçedir. Bu tıpkı, ayak-lı, burun-lu, sakallı, saç-lı, dediğimiz gibidir.

       MEME-Lİ sözü, dördüncü maddede apaçık görülmektedir. Bizim MEME-Lİ; dediğimiz gibi onlar da MAM.MA’Lİ demekteler.

       Yukarıdaki belgede görüldüğü üzere MAMA; kadının dişilik organıdır. Bu itibar ile Avrupa dillerinde bu söz, ANA'YI ifade etmek için kullanılır. Burada önemli bir ayrıntıyı dikkate almak gerekiyor. Türkçe MAMA-MEME sözü, nasıl olmuş ta İngiliz diline girmiştir? "Efendim! İngilizlerle kültür alış-verişimiz sırasında bu söz girmiştir" denilir ise bu, bilimsel bilgilere uymayan, dayanaksız, tutarsız sığ bir karşılık olur. Kadim-ön- devirlerde bizim İngilizlerle ne gibi bir yakınlığımız olmuştu, da bu ve daha nice Türkçe sözler, İngiliz diline girmiş olsun? Moğolcaya, Rusçaya, Çinceye deseniz aklımız alır. Kadim-ön- devirlerde İngiliz bizi nereden görmüşte biz İngilizlere Türkçe sözler öğretmişiz? Oysa İngilizlerin kendi sözlükleri olan Redhouse adlı sözlüğün 29. Sayfasında İngilizlerin M.S: 5. Yüz yılda uluslaştıklarını kendileri söylüyorlar:

                                Rüstem KOCADURMUŞOĞLU-Bilge Ata Ξ̲̅ TÜRKİYE Ξ̲̅          

      

       M.Ö: 5 binli yıllarda Yunanistan diye ne bir ulus vardı, ne de Yunanistan denilen bir ülke vardı. Redhouse İngilizce Türkçe sözlükte sh: 29 da İngilizlerin M.S: 5. Yüz yılda uluslaştıkları kayıtlıdır. İsteyen gider bakar. Ben aşağıya alıyorum:

 

        “An’gles {angelz} n. Pl Beşinci asırda İngiltere’yi istila eden bir Cermen kabilesi, Anglolar{İngiliz ve İngiltere}kelimesi bundan gelmiştir.” 2

……………………………………..

         2} Redhouse İngilizce-Türkçe Lügat Bord Neşriyat Dairesi İstanbul 1958. S=29

 

        AVRUPALI ULUSLAR YENİ ULUSLAŞTILAR

 

          “ULUS ADI:      ULUSLAŞMA YILI:       TOPLAM YIL

……………………………………………………………………………………………………………

         Yunan:             M.Ö: 8. Yüz yıl           2.800 yıl

         Latin:               M.Ö: 8. Yüz yıl           2.800 yıl

         Alman:             M.Ö: 2. Yüz yıl           2.200 yıl

         Fransız:            M.S: 5. Yüz yıl            1.500 yıl

         İngiliz:             M.S: 5. Yüz yıl            1.500 yıl” 3

……………………………………           

           3} Uluslaşma dönemleri için Haluk Tarcan Ön Türk tarihine bakınız

 

        Yunan’ın uluslaşması ancak M.Ö 8. Yüzyıla kadar götürülebiliyor. 2.800 yıldan önce Yunan diye bir Ulus yoktu. Latinlerin uluslaşması da Yunan-Grek ile aynı devirdedir. Latinlerin tarihi de ancak 2.800 yıl kadardır. Balkanlarda Pelasklar, Arhuntlar, Karlar, Karluklar Lelekler, {Leylekler}, Brintler> Britanlar>=Birinciler,  yani Türkler yaşıyorlardı. {Britanlar, Beritanlar için www.bilgeata.com TIKLAYINIZ.} Balkan sözü, öz be öz Türkçe bir sözdür:

                                 Rüstem KOCADURMUŞOĞLU-Bilge Ata

                                                                  Ξ̲̅ TÜRKİYE Ξ̲̅                                       

 

          “BALKAN: “Ormanlık, sık ağaçlık yer.” 4

…………………………………………………….

          4} Derleme Sözlüğü XII. Ek I. 2. Baskı. TDK. Ankara S=4442  

 

        Görülüyor ki, Kadim-Ön- devirlerde henüz İngiliz’in İngilizliğinden söz edilemeyen, Brint’lik devirlerinde bu MAMA; MEME sözünü, Türkler konuşuyorlardı. Mama sözü, Türkçedir ve kadını, yani ANA'YI anlatır. Hem Semitik hem de Hindu-Avrupa sahasında bıraktığımız kadim Ön-Türkçe sözlerimizdendir. Onlara ödünç verdiğimiz sözler demiyorum. O dillere giren sözlerimiz de demiyorum. Kullandığım ifadeye lutfen dikkat ediniz. Oralarda, kadim-Ön- devirlerde bıraktığımız sözler diyorum. O dillerde bıraktığımız bu sözler, o ulusların henüz uluslaşmalarından önce Türkçeyi tanımakta olduklarını gösteriyor. Bugün yeryüzünü dolduran 200 dolayındaki ulusların dilinde ÖN Türkçeden mutlaka birçok söze ulaşmak mümkündür. Avrupalı diler de Arapça, İbranice diler de ön devir Türkçesiyle ağzına kadar doludur. Yunan dilindeki Türkçe sözleri bazılarını incelemek isteyenler, {www.bilgeata.com Web sitemde Sevan Nişanyan, Ares, Zeus, öleter, Oxford, Beritanlar, tren, Hamburg dosyalarını TIKLAYINIZ.}

 Yüce Milletimiz, kalıplaşmış düşünce çemberlerini kırmalıdır. Bu, elbette zor bir tekliftir. Buna rağmen başaracağımıza inanıyorum. 31 Mayıs 2006 tarihli Takvim Gazetesinin haberini lutfen dikkatle inceleyiniz. {www.bilgeata.com TIKLAYINIZ.}Bu haberde, İtalyan'ların kökeninin Türk olduğu belgeleniyor. Bu haber bizim sav'ımızın sadece bir yanını belgeliyor. Yukarıdan beri yapmış olduğumuz açıklamalar ve daha belgeleyeceğimiz niceleri de göstermiştir ki, Türkleri Anadolu'yu işgal etmiş olarak göstermek, sadece işin iftira yönüdür. Türkler Anadolu ve Avrupa’dan gitmediler ki, buraları işgal etmiş olsunlar. Her şey apaçık ortada duruyor. Bunlarla ne kazanacağız diyenlere biz de deriz ki, kendi köklerini bilmeyenler, uyduruk, çakma köklere sarılır, arkasından da tükenir giderler. Bizim kökümüz-kömecimiz artık tarihin önünde gerçek ve layık olduğu yerini almalıdır. İnşallah alacaktır. Hiç kuşkunuz olmasın. O muannit-inatçı- bağnaz Avrupalı, köklerinin Türkler olduğunu öğrenendiler. Buna rağmen, hakkı teslim etmiyorlar. {www.bilgeata.com –Y- Kromızomu TIKLAYINIZ.}

                           

    Rüstem KOCADURMUŞOĞLU-Bilge Ata                                Ξ̲̅ TÜRKİYE Ξ̲̅                                                  

       TÜRKLER ASİMİLASYONCU DEĞİLDİR

 

        Türkleri asimilasyoncu, yani soyları-sopları eritici olarak anlatan zihniyet, ne kötü bir zihniyettir. Büyük Osmanlı Devletinin etkin gücünün ulaştığı coğrafya alanları 35. milyon kilometre kareden daha büyük bir dünyayı içine alıyordu. Bu dünyayı at sırtında, katır sırtında, fetheden atalarım, eğer etnik kökenleri eritmeyi gerçekten murad etmiş olsalardı, yer götürmez ordularıyla, güçlü ekonomileriyle, sağlam siyasal ve toplumsal dokularıyla böyle bir emperyal yola sapmış olsalardı buna kim engel olacaktı? Bugün kendi öz kimlikleri, öz dilleri, öz dinleriyle öğünen ve:

 

       "Ben Boşnak’ım,

Ben Ermeni’yim,

Ben Hırvat’ım,

Ben Moldav'ım,

Ben Bulgar'ım,

Ben Yunan'ım,

Ben Çekez’im,

Ben Kürd’üm,

Ben Rum'um,"

 

Diyen hiç bir topluluk, kendilerini bu gün ifade ettikleri gibi ifade edemezlerdi. Bunun yerine hepsi: “Ben Türk’üm“ derlerdi. Osmanlı Kaanlarına, {Sultanlarına,} şükran borcu olan bunlar ve daha nice oymaklar, aksine Emperyalist devletlerin kışkırtmaları ve aykırı söylemleriyle, kendilerine özgürce yaşayacakları bir Dünya bağışlayan dillerini, dinlerini, kültürlerini koruma altında bugüne taşıyan Ulu Atalarım Osmanlı Türk Kaalarına iftira edecek yerde, şükran borçlu olduklarını keşke bilselerdi. Türklerin, yapmadıkları bir iş için kınanmaları, o Büyük ve heybetli Atalara yapılmış utanç verici birer iftiradan başka bir şey değildir. O Büyük Osmanlı kaanları, o haşmetli dönemlerde bunları yapmak isteyeceklerdi de, buna şimdi Dünyayı yakıp-yıkan, şu Amerikanlı yankeler mi engel olacaklardı? Hâlbuki sizin o Yankeleriniz dahi, M.S: 18. yüzyılda Osmanlı Türk Devletine haraç ödeyerek, üstelik Atlantik’te Türk Bayrağı çekerek gemilerini yürütebiliyorlardı. Dünya tarihini bilmeyenler, öyle sanadursunlar. O Büyük Osmanlı Türk Ataları, kaybolup gittiler. Şimdi onlar kara Yerin kara bağrında sin’lerinde yatıyorlar. Dün o Büyük heybetli ve Haşmetli Osmanlı Kaanlarının {Sultanlarının} adlarını bile dokuz salevatla anmadan onları anamayacak olan bu günün bir takım kimseleri, şimdi meydanı boş bularak atıp-tutmanın ucuz kahramanlığını yapıyorlar. Oysa:

 

         “Kahraman olmaz bir kişi, sen yiğitsin demekle,

         Boş yere göğsün kabardan kendine bühtan eylemiş.”

        

                         Aziz Dostum: Kerküklü- Mehmet İzzet Hattat

                       

                                                23/Nisan/2012

                          Rüstem KOCADURMUŞOĞLU

             Bilge Ata-Eğitimci Yazar. Teolog-Kökenbilimci

                                     Ξ̲̅ TÜRKİYE Ξ̲̅     

 

 

 

 

 


 
  2017 © Bilge Ata. Tüm Hakları Saklıdır.   Son Güncelleme Tarihi: 05.07.2017Tasarım & Kodlama: ER-AY Bilgisayar