Bilge Ata  
Site içi arama :
 
      Ana Sayfa   |   Din   |   Köken Bilimi   |   Güncel Makaleler   |   Araştırmalar   |   Belgeler   |   Hakkımızda   |   İletişim
 
 
 

 
Anket
Amerikalıların Kızılderililere yaptığı soykırım hakkında ne düşünüyorsunuz?
 Evet Soykırım yapmıştır
 Hayır Yapmamıştır
 Kısmi olarak soykırım yapmıştır

 
 
Ziyaretçi İstatistikleri
Aktif: 21
Bugün: 148
Toplam: 1.109.844
 

Ares

 

 

 

 

A R E S

 

        AR sözü, ER sözünün başka bir Türk diyeleğindeki kullanış şeklinden başka bir şey değildir. ER sözü, henüz Yunan diye bir ulustan söz edilmeyecek kadar kadim {eski,-eskiden de eski} devirlerde Balkan sahasında büyük devletler ve medeniyetler kurmuş olan Karlar, Lelekler, Arhuntlar/İrkuntlar ve Pelasglar adlı Türklerden Yunan’ın dilinde korunmuş-kalmış Türkçe bir sözdür. Ares yani AR>ER sözü ile ERA sözünü birbirine karıştırmamak gerekir. ERA sözü de aynı Türkçe kökenden Yunan’ın dilinde korunmuş-kalmış olan bir sözdür. Bu sözün açılımı İR yani YER demektir. Türklerden bazı Oymaklar –İ- harfi yerine -Y- harfin, bazıları da –Y- hafi yerine –İ- harfini kullanırlar. Örnekleme: Yılan, İlan; Yıl, İl; gibi.

        ER sözü Arapların dilinde de ER, İREM çoğulu ÂRÂM şeklinde korunup kalmıştır. Bu söz Arapçada İREM şeklinde kullanılırken Kur’an-ı Kerime de bu şekli ile girmiştir. Aşağıda bunların örnekleri görülecektir.

ER sözü Kırmançı/Kırmançi/Kurmanço>Kürtlerde ERRE, HERRE-HERRO şeklinde korunmuştur. Örnekleri aşağıda gelecektir.   

       

        KUR’AN-I KERİMDE ER SÖZÜ

 

                        أَلَمْ تَرَ كَيْفَ فَعَلَ رَبُّكَ بِعَادٍ

                                 

                “Ey Muhammed! Senin Rabbi’yin/Rabbi’nin AD Ulus’una neler yaptığını, AD Ulus’unu nasıl yok ettiğini görmedin mi?” Fecr 89/6

 

                               إِرَمَ ذَاتِ الْعِمَادِ           

        

                    “Sütunlar/direk sahibi İREM’E.” Fecr 89/7               

 

                    

                      الَّتِي لَمْ يُخْلَقْ مِثْلُهَا فِي الْبِلَادِ

 

         “Öyle İmad sahibi, veya "Öyle İmad" , yahut "Öyle İREM’E {Direkler sahibi İrem’e} ki, ülkeler içinde benzeri yaratılmamıştı.” Fecr 89/8

 

        “İREM; çöllerde işâret için dikilen taşlar." 1

        "ERAM; Nişan/işaret için karalarda dikilen uzaklık bildirir ve fenerli işaretlerdir. ERUM: Bu da işaret için dikilen direktir. Başın tepeden tarafa uçlarına da ERAM>İREM denir. ZU ÂRAM: Yüksek ve pek yer adıdır. AD Ulus'u orada işaretler koymuşlardır."

2 ………………………………………………………………….

                       1- Ahteri kebir Kütahyalı Mustafa Bin Şemseddin. Yazım. Tar. H: 953. Basım İstanbul, C=1, S=28. 

                  2-Kamus Okyanus {Muhit}Tercümesi 1884 İstanbul. C= 4. S=169-170:

 

       İREM, Kur'an'ı Kerim’de "Direkli İREM" diye geçiyor.  O devirde: böylesine işaretler bulunmayan karalar, ıssız çöllerdir. Bu gibi yerlere gidilmemesi için bu işaretler dikilmiştir. Bu işaretli direkler erkeklik uzvu şeklinde yapılır ve dikilirdi.

       

                ER sözü, nice anlamlara gelir Türkçe bir sözdür.

                ER=Erkek, güçlü

                ER= Batır, batur yiğit.

                ERRE=İlişki. Bu ERRE sözünün aşağıda Kurmanço>Kürt dilinde HERRO şeklinde kullanılmakta olduğunu göreceğiz.

 

                        YUNAN DİLİNDE                            

 

                   “ARES> { Arhs } “

 

                “ARES, savaş İlâh'ıdır. Geleneğe göre ZEUS ile ERA’NIN, yani GÖK ile YER’İN oğludur. Homer'de ARES hışım, savaş ile atılgan bir savaşçının ülküsüdür. Destan'ın İlâh'ı Tunçtan bir korunma { kalkeioV }  KALKAİYOS 3 elde ederek, başında parlak bir miğfer {KorutaialoV  KorutaiV } KORUTAİYALOS-KORUTAİS 4 olduğu hâlde mızrağını {talaurinoV } TALAİRİNOS atar. Kolu kayıştan bir zere {egkespaloV } EĞKESPALOS ile donanmıştır. Alel-âde, yaya olarak savaşır. Savaş arabalarını kırar.{brisarmatoV} VURİSURMATOS  duvarları yıkar.  {teikesiplnthV}  TAYKALZİPİLİTES 5 lakin Destan'ın tasvirine göre bazen 4 atlı muhteşem arabaya da bindiği olur. Hattâ OLİMPİ’DEN İPİYOS {ippioV}unvanını aldığına göre süvari de olur.6

                Teşkilat itibariyle ona Heybetli  {kartero ker}  KARTERU KER, güçlü   {pelarioV } PELERİYOS bir bünye, güç yetirilmez bir hız ve saldırı {tooV, touroV, oxuV }; TOOS-TOURUS-OSOS isnat ederler. Bir cinnet coşkusu ile {mainomenoV } MAİNOMENOS;   gözler dönük, kana susamış {polemaioV } POLEMAİYOS öfkesi dinmez.{brotoloigoV } BÖRÜTELEİYOS {KURT GİBİ} bir hâlde savaşa atılır. Savaş coşkusu ve alışkanlığı ZEUS'UN bile hoşuna gitmez.  Bazen kendi öz anası aleyhinde bile savaştığı görülür. ARES { enualioV } İNYALIYOS unvanını alır.

                Bununla birlikte ARES, yenilmez değildir. Onun za'afı, düşmanına düşüncesizce pervasızca saldırmasıdır.

                ARES,  AFRODİT’İN Kocasıdır. AFRODİT'E bazı gelenek HEFSETOS’U Koca olmak üzere gösterir; ama birinci gelenek, yani ARES’İN Kocalığı değişik metinlerle sabit olduğu gibi, ARES ile AFRODİT’E birlikte tapınan kentlerin dinî törenleriyle de sabittir.  .

                Resimli tapınaklar bu ilâh'ların ikisini yan-yana birlikte resmeder. Bozulmaz bir birlik ile birleşmiş gösterilir. Bu yakınlık 12 ilâhlı Sistemin de bir-birinin yanında yerleriyle de bellidir. Teb'de, bu güçlü geleneğin çok güçlü kökleri vardır. Burada KADMOS’UN EŞİ ARMUNYA, ARES ile AFRODİT’İN kızı sayılır. KADME HANEDANLARI, ARES’İ ATA sayarlar. Değişik geleneklere göre bunlardan EROS ile PERİYAP doğmuştur.

                Başka yakın çağdaşlarından da birçok soy'u olmuş ise de bu, bizi pek ilgilendirmiyor. Bu cümleden olarak PHEROKİD’E {FEREOKİD’E} göre,; AMAZON'LARIN da BABASI ARES'TİR. ALTAİYA’, {Altaia}' dan { melealr} MELEALAR doğmuştur ki, burada ALTAİYA ile ALTAY arasındaki ilişki, dikkat çekicidir.

………………………………………………………………………………………………

                   3- İlyada 5, 704.;                  4- 22, 132.;

                   5- Himen Homer'in 1,7. ;       6- Pozanyas 6. 15.                                                        

 

                Yunan ilâh'larının birçoklarının adı gibi ARES’İN de etimolojik anlamı bilinmiyor. 7 Mitologlardan bir kısmı bunu intikam ve yok etme anlamına olan {ara }  ARA sözünden, bir kısmı kaldırmak, öldürmek anlamına olan {aira } AİRA sözünden getirirler. Öte yandan Sansgritçe düşman anlamına olan ARES sözü ile Yunanca { eriV } ERİS sözünü yaklaştırmak isterler.

……………………………………………………………………………..

                   7- Durbah Yunan ve Roma Atikiyyat Kamusu C=2. S=160. Not: 3

 

                  Büyük mitologlardan Perelle Robert, bunu fırtına ilâh'ı sayar. Şivenin ışık saçan bir ilâh düşüncesindedir. Welker; "Güneş ilâh'ıdır” der. Bazıları YER’İN altının insanlara mutluluk ve felâket getiren heybetli ve müthiş bir ilâh'ı sanırlar. "Müller; Astol"

                Gerçekte bu ilâh, insan cinsinin erkekliğini, erkekliği temsil eden bir ilâh'tır. ARES; Türkçe { ER } dediğimiz sözdür. Nitekim karısı AFRODİT dahi Türkçe AVRAT dediğimiz sözdür. AFRODİT, dişiliği temsil eden bir ilâhe'dir.             

                {ER}  Türkçe'de, güç ve erkeklik anlamına geldiği gibi yiğitlik, bahadırlık anlamına da gelir. Çünkü yiğitlik, bahadırlık güç ve erkeklik sonucu olduğu gibi savaş ve kahramanlık'ta güç ve erkekliğin icabındandır. Savaş ve vuruşma, insan cinsinin erkek cinsine özgü bir niteliği olduğu için bu arada kahraman ve bahadır olan ER, savaş ve kahramanlığın bugünkü deyimle PÎRİ sayılmıştır.

                Bu sözün Türkçe {ER} sözünden ibaret olduğunu ispat için AFRODİT ve EREMİS hakkında yapacağımız açıklamalar, daha ikna edici ve etkili olacağından, okuyucuları o bölümü dikkatle incelemeye çağırırız. Yalnız şuracıkta ekleyelim ki bu ilâh’ın gerçek karakterini en iyi ve en mâ'kul bir biçimde keşfeden Alman bilgini Chantepie De Lasaussaye {Şantepi Dö Sosay}, olmuştur. 8

……………………………………………………………………………..

                   8- Tarih-i Edyan Fransızca Tercümesi sayfa 531

 

                Gerçekte bu zat ARES’İ inceledikten sonra bu ilâh'ın niteliklerini ve özelliklerini dikkate alarak ARES için: “Dişilik inceliğinin ve aşk ilâhe'sinin karşıtlığını/yani erkekliği temsil eder” der. En doğru keşif ve düşünce budur. Gerçeğin tam ifadesidir. Ben bu zatın eserini görmezden önce aynı kanaate ulaşmıştım. Daha sonra eserini incelediğim adı geçen bilgin'in aynı düşünceleri ortaya koyuşu, benim görüşlerimi pekiştirdi ve güçlendirdi. Bununla birlikte ARES: doğada erkekliği temsil eden {ER} sözünden başka bir şey değildir.

                Biz burada nitelikleri ve unvanlarıyla da ARES’İN {ER} olduğunu göreceğiz. Savaş ilâh'ının kuşandığı tunçtan korunma aracı:

                KALKAUS  {kalkeoV } Türkçe KALKAN demektir.

                Başındaki parlak miğfer, { koruqaiV}KORUTAİS Türkçe KORUMAK yani muhafaza etmek sözünden türemiştir. Başı, silah değmesinden korumaya özgü koruyucu demektir.

                Kolundaki kayıştan yapılmış bir çeşit ZERE. {talaurinoV} TALAİRİNOS, Türkçe TOLA, yani TOLAMAK/DOLAMAK sözünden türemiştir ki, savaşçının saldırma ve korunma aracı olan koluna düşmanın vuracağı silahın etkisini kırmak için kola dolanan; sarılan kayış {DOLAK}’demektir.

        Savaş arabalarını KIRMAK { briV armaqoV }{VURİS ARMATOS} unvanı, Türkçe VURUŞ sözüyle, araba sözünden bileşik bir niteliktir, ARABALARI VURUCU Anlamınadır.

        ARABADAKİ { B } harfi { M }harfine dönüşmüştür. Daha doğrusu Türkçe ARABA sözü, Yunanca da ARMA şekliyle SAVAŞ ARABASI anlamında bugüne dek korunmuş kalmıştır.

        ARES İPOS { ippioV } unvanı, ATLI ER demektir.

        İPOS Türkçe {YABU} sözüdür ki AT anlamınadır.                            {teicesiplithV } TAYKAZİPİLİTES unvanı TAYAK/DAYAK TAYAK ZIPLAYICI sözüdür ki, yıkıcı anlamından çok duvara zıplayan, istihkâmlara zıplayan anlamınadır. Çünkü TAYAK, DUVAR VE TAHKİMAT anlamına gelir. ZIPLITES de ZIPLAMAK fiilindendir ki sıçramak, fırlamak anlamına olup savaşçının duvarlara istihkâmlara, kale'lere sıçramasına, hücum etmesine işarettir.

                Bedeninin tarifinde kullanılan {pelerioV } PELERİYOS sözü Türkçe, BELİRMEK fi'ilinden türemiştir ki, görünmek; seçkinleşmek; herkesin üzerinde görünmek anlamlarını içermekte olup, yiğitlerin çoğunlukla yüksek boylu bahadırlar olduğunu îmâ eder.

         {Kartero Ker } KARTERU KER, Türkçe KART sözüyle ERK sözünün bileşiminden meydana gelmiş bir unvandır ki, kART, kuvvetli, biçimli, ERK güçlü anlamında olup cisminin yani bedeninin kesiminin güçlü olmasına başka bir deyişle gürbüz ve bünyesinin güçlü bulunmasına işarettir.

                Saldırısındaki güç yetirilemeyen şiddeti, nitelendirmek için kullanılan sözler, daha çok anlamlıdır. Bunlardan

,               { qooV } TOOS Türkçe TOĞU sözüdür ki DEVE anlamınadır.

         {qauroV} TOROS Türkçe TORO sözü, BOĞA; ÖKÜZ anlamınadır.

         { xus } ÖKÜZ sözü de aynen öküzdür. Şöylece ki bahadırın savaştaki şiddetli saldırısı develerin, boğaların, öküzlerin saldırısına benzetilmiştir.

                Cinnet coşkunluğunu ifade eden {mainomenoV} MENUMENOS sözü, Türkçe BEN=BEN>MEN-MEN sözünün bir bileşimidir ki, hep benlik iddiasını gütmesine işarettir. Her şeyde her harekette BEN-MEN demesinden bu benlik iddiasıyla her tehlikeye atılmasından kinayedir.

                Kana susamışlık niteliği olan {broqoloigoV} BÖRÜTOLUYİTOS Türkçe BÖRÜ-BÖRÜT sözünden alınmış bir niteliktir. BÖRÜ Türkçe de KURT anlamına olup bu terim KURTLAR gibi saldırmasına işarettir.

        Kızgınlık ve köpürmesinin sakinleştirilememesi {polemaioV} POLEMAİYOS Türkçe BULAMAK fiilinden türemiştir, karıştırmak bulandırmak, Deruni heyecan / iç heyecanıdır.

                Bunlardan başka aldığı {enualioV} İNYALİYOS Türkçe İNAL sözüdür ki PİRENS, BAŞKAN anlamınadır. Seçkin yiğitler arkadaşları arasında başkan ve kumandan olduğundan dolayı savaş ve cesaret İlâh'ı da savaşçı arkadaşlarının İNAL’I yani PİRENS’İ sayılmıştır.

                AFRODİT ile evliliğinden doğan ERUS, PÖRİYAP hakkında AFRODİT bölümünde açıklama yapılacaktır.

                Şu sıfatlara/niteliklere göre {ARES erkeklik timsali, bununla birlikte ER sözü olduğu hakkında hiçbir kuşkuya yer yoktur.” 9

..........................................................................

                        9- Yusuf Zıya Yunandan evvelki Türk Medeniyeti  İstanbul 1928 . S=164, 165, 166, 167, 168

 

        ER sözü Türkçe bir sözdür. Yukarıda açıkladığımız üzere İREM ve EREM sözleri de Türkçedir. Arapçada kalmış Kur’n-ı Kerim’e de girmiş olan bu söz, AD Ulus’u hakkında yapılan bir açıklama sadedinde 89. Sure olan Fecr Suresinin 6-7-8. ayetlerinde geçmektedir. Arapçadan Türkçeye lügatlerde/sözlüklerde İREM, EREM, ERRE sözlerinin erkek ve genellikle erkiklik organı anlamına geldiğini bizzat kendileri açıklıyorlar. O dönemlerde ıssız, çöllük yerlerde insanların kaybolmamaları için bazen kandilli bazen kandilsiz olarak dikilen direklerin erkeklik organı şeklinde yapılmakta olduğuna bakılırsa, henüz Yunanlı diye bir Ulus yokken, buraları yurt edinen Arhuntlar, İrkuntlar, Karlar, Lelekler, Pelasklar devrinde yılın belli dönemlerinde ERRE denilen değneklerle gezdikleri, bunları törenlerde kullandıkları bilinmektedir. Bu tapınaklarda Afrodizyak törenleri düzenlendiği hakkında geniş bir yayın yapılmış bulunmaktadır.

                Bu ER sözünden alınarak yapılan törenlerin bu günkü kuşaklara “ERO-TİK” “ER-O-TİKA” şeklinde anlatıldığı, bununla da güya “kadınların erotik dans” yaptıkları biçiminde yaygın bir propaganda yapıldığı görülmektedir. EROTİKA’NIN kadınlarla hiçbir ilgisi yoktur. EROTİKA’YI kadınlar yaptıklarında bunun adı EROTİKA değil AFRODİZYAK olabilir. Çünkü ER sözü Erkek demektir. Kadının dansı EROTİKA değildir. Erotika erkeklik uzvu şeklindeki değnekleri, sopaları gezdirmek ve onu kutsamak demektir. AFRODİTYAK/AFRODİZYAK törenleri ise, kadınların soyunarak yaptıkları tapınma kutsamasıdır. Bunun da kökeni AFRODİT’E dayanır. AFORODİT ise hiçbir tevile hacet bırakmayacak bir açıklıkla Türkçe AVRAT demektir.   

                ERRE: sözü Arap dilinde korunup kaldığında Ana dil, Kök dil, esas dil olan Türkçedeki anlamını aynen Yunan dilinde koruduğu gibi korumuştur. Ne Arap dili ANA dil’dir, ne Yunan dili ANA dildir. Bu dillerde korunup bu güne kadar gelen ERRE sözü ilişki anlamına gelir. Nitekim Anadolu köylerinde eşekleri çiftleştirmek için çevredekiler: ERRE-HERRE,HERRE diye bağırır alkış tutarlar. Bu sözü söylediklerinde güya bu sözün büyüsü ile erkek eşeğin daha coşkulu olacağı hakkında Anadolu’da yaygın olan bir kanaat hakimdir.

               

                KIRMANÇİ/KURMANÇOLARDA/KÜRTLERDE HERRO-MERRO

 

                Türkler bir sözü iki kere söyleyerek o sözü pekiştirdikleri gibi söze de bir çeşni ve âhenk katarlar. “Gelme-melme, durma-murma, varma-marma” sözlerinde olduğu gibidir. Kürtler de tıpkı öz kardeşleri olan Türkler gibi: “Ya Herro-Ya Merro” sözünde görüldüğü üzere ERRE sözünü iki kere söyleyerek söze hem pekiştirme, hem de çeşni katarlar. Kürtlerin dilinde korunup kalan bu “HERRO-MERRO” sözündeki –H- harfi, söze daha da güç, kudret, sağlamlık, katılık kesinlik kazandırmak içindir. Türkler de aynen –H- harfini söze güç, kuvvet, kararlılık, pekiştirme kesinlik kazandırmak için kullanırlar. Bir kişi birisine bir yer, bir şey sorduğu zaman o kişi bu konuyu biliyorsa, bundan emin ise, söze pekiştirme, katılık, sağlamlık, kararlılık ve kesinlik katmak için o yeri, o nesneyi anlatırken: “Aradığınız şey, veya yer –HORADA-” derler. Bu ifadedeki: “HORADA” sözü, o nesne veya yer hakkında kesin hüküm, kararlılık, katılık, sağlam bilgi kazandırmaktadır. O kişinin: “Aradığınız yer veya şey: “ORADA” demesi ile “HORADA” demesi arsındaki fark böylece ortaya çıkar. Nitekim şimdi Tufanbeyli adını taşıyan Adana’nın kadim ve şirin İlçesi’nin daha önceki bir adı da:”HÖKETÇE” idi. HÖKETÇE sözünün açılımı: “O GEÇE” demektir k, o geçilen geçitteki yerde demektir. Bu yerleşkemizi soran birinse bu yerleşkenin yerini, tarif eden kişi: “aradığınız yer: O GEÇEDE” diyecek yerde, konuyu iyi bildiğini, bu yeri tam bildiğini, bundan emin olduğunu bildirmek için sözüne güven, itimat, kararlılık, sağlamlık, kesinlik katmak için: “O GEÇEDE” demek yerine: “HO GEÇEDE” demek suretiyle bu yeri tam bildiğini göstermiştir. Daha sonra “HO GEÇE” sözü sık kullanımdan dolayı:” HÖKETÇE” olmuştur.

                Türklerle Kürtlerin dil kullanımları nerede ise ikizleşmiş durumda olduğu bu örnekle açığa çıkartılmış oldu. Kürtler: “YA ERRO-YA MERRO” demek yerine, iddialarına güven, kararlılık, katılık, sağlamlık, kesinlik katmak için söze Doğma Kardeşleri olan Türkler gibi –H- harfini katmaktadırlar. Bununla:” ben seninle boy ölçülmeye, her türlü mücadeleye, kavga ve dövüşe, bunların sonuçlarına kesin olarak katlanıyorum” demiş oluyorlar. KÜRÇE TIKLAYIN

                Örnekler yukarıya çıkartıldı. Bu örnekleri dikkatle inceleyenler, gerçeklerin ortaya çıkartılmasından sadece mutlu olmalılar. Bizim gayemiz bilimsel bilgileri ortaya çıkarmak, bu verileri kamuoyumuzla paylaşmaktır. Gerisi, okuyucunun kendi öz tercihine, öz isteğine kalmıştır.

 

                TÜRKLERDE BÖRÜ/BÖRTEÇENE/BARUBARU

 

                Börü sözü, bütün Türk ağızlarında KURT anlamınadır.  Bu söz, Yafetik dillerin ortak ürünüdür. Sümer Türk'leri ise Medeniyetin atalarıdır. Avrupalı Hıristiyan uluslar vahşi, ilkel, BARBAR bir hayat içinde yaşıyorlarken Türk'ler, onları medenileştiriyorlardı..

               

                "Barubaru=Kurt" 11

………………………………………………………………….…

                        11} Sümer Dili ve Grameri Prof. Dr. Mebrure Tosun, Prof. Dr. Kadriye Yalvaç. TTK yayınları Ankara 1981. s=157

 

BARUBARU sözü, Avrupalı Hıristiyan ulusların henüz uluslaşma dönemlerinden önceki dillerinde aynen korunmuş kalmıştır. İlerleyen zaman içinde vahşi bir hayat süren bu uluslar, Türklere BARUBARU, yani KURT dedikleri halde, bu sözün gerçek mahiyetini ve içeriğini unutarak kendileri için kullanır olmuşlardır. Böylece BARUBARU yani BÖRÜ, KURT sözünü, vahşileşmiş Avrupalılar için kullandılar. Onlara BARUBARU-BARBARLAR dediler. Sonraları evren'in en büyük medeniyetlerini kuran Yafetik Soy'un mensubu olan Attila,  Selçuklu ve Osmanlı Türk'lerine de aynen kendileri için kullandıkları Barbar sözünü bu şekli ile medeniyetlerin kurucusu olan Türklere karşı da kullanır olmuşlardır. Oysa Türkler Barbar değil belki de sözün tam anlamıyla BÖRÜ, yani KURT olarak bilinirlerdi. Börü sözü, bütün Türk ağızlarında KURT anlamınadır.  Bu söz, Yafetik dillerin ortak ürünüdür. Sümer Türk'leri ise Medeniyetin atalarıdır. Avrupalı Hıristiyan uluslar vahşi ve barbar bir hayat içinde yaşıyorlarken Türk'ler, onları medenileştirdiler. 

 

                                 21/Temmuz/2010

                                           Rüstem KOCADURMUŞOĞLU            

                                                       Bilge Ata

                                                   Eğitimci-Yazar                                           

                                               Teolog-Kökenbilimci

                                                              TÜRKİYE       

 

 


 
  2017 © Bilge Ata. Tüm Hakları Saklıdır.   Son Güncelleme Tarihi: 05.07.2017Tasarım & Kodlama: ER-AY Bilgisayar