Bilge Ata  
Site içi arama :
 
      Ana Sayfa   |   Din   |   Köken Bilimi   |   Güncel Makaleler   |   Araştırmalar   |   Belgeler   |   Hakkımızda   |   İletişim
 
 
 

 
Anket
Amerikalıların Kızılderililere yaptığı soykırım hakkında ne düşünüyorsunuz?
 Evet Soykırım yapmıştır
 Hayır Yapmamıştır
 Kısmi olarak soykırım yapmıştır

 
 
Ziyaretçi İstatistikleri
Aktif: 99
Bugün: 229
Toplam: 1.109.925
 

Harran

 

 

HARRAN; ARAN; ARAM'LILAR; ARAMÎ'LER

 

“ aran: ahır, at tavlası.” 1

…………………………………………………...

1} Divan-ü Lügat-it-Türk kaşkarlı Mahmut: C=4. S=31

 

“Aran: isim:  Azerbaycan kültüründe dağlık yerlere nispeten alçak ve sıcak olan yerlerin adı. Düzlük, ovalık.”                                                     

“Arançı is. mah. 1} Yazın yaylaya gitmeyip kendi tarlasında çalışan köylüler. Ovada yaşayan insanlar. 2} Ova’{lık} yerlerden yaylaya satılacak şeyler götürüp satan ve oradan süt ürünleri alıp getiren adam.”

“Aranlığ, is. Ovalık yerler, iklimi sıcak yerler.” 2

……………………………………………….

2} Azerbaycan Türkçesi  Sözlüğü. Seyfettin Altaylı. MEB. 1994. C=1. S= 49

 

Aran sözü, Azeri Türkçesinde sıcak ve ovalık yerlere denir. Divan-ü Lügat-it-Türk’te at tavlası ve ahır olarak tespit edilmiştir. Burada bir aykırılık yoktur. Sıcak ovalarda at tavlalarının bulunması atların yaşamasına aykırı değildir. Tarihlerin bildirdiğine göre Aran’da/ geniş çayırlıklar ve otlaklar bulunuyordu. Bu Türkçe söz, Sami dillerin etkisi artıp’ta, sesli harfin başına bir -H- harfi gelince Aran sözü, Haran ve Harran şekillerine dönüşmüş oldu. Günümüzden elli-yüz yıl önceleri bile Harran Ovarlarında ceylanların dolaştığı, bundan ötürü, Bölgede Ceylan pınarı adının yaygın olduğu, hatta burada Ceylan pınarı Devlet Harasının Sultan Abdülhamit Zamanında Ermenilerin toprak istemeleri üzerine Zat-ı Şahane adına tapulatıldığı yaygın olarak biliniyor.

Aran sıcak ve ovalık yerler anlamına Türkçedir. Yukarıda belgesini sunduk. Bu aran sözü, Sami Arapçada kalan kadim Türkçe sözlere önemli bir örnektir. Aran sözü Semitikleşirken/Samileşirken başına, –H- harfi alarak, doğrudan doğruya sıcağa ad olmuştur. Arapçada HAR, HARARET, gibi sözlerin hepsi Türkçe ARAN sözünün Semitize olmuş şeklinden başka bir şey değildir. Nitekim Arapça büklümlü dillerden, yani çekimli dilerden olduğu için, bu dildeki sözlerin {kelimelerin} kökenine inmek oldukça zordur. Bu itibarla, Hararet sözünün dahi Arapça olarak kökenine inemeyiz. Bu şu demektir: Arapça bir sözün hangi bir dilden geldiğini kolay-kolay tespit edemeyiz. Oysa Türkçe eklemli dillerden olduğu için, Türkçe bir sözün {kelimenin} ek’ini bulur,  ek’i kökten ayıracak bilgi gücümüz olursa, ek’i kökten ayırır ve sözün kökenine ineriz. Bu duruma bir örnek te bu aran-arran ve har sözleridir. Aran, arran Türkçe sıcak yerler anlamınadır. Har ise sıcak ve sıcak yer anlamınadır. Arapça büklümlü yani çekimli dillerden olduğu için, bu hararet sözünü bulmak için bu sözü çekelim: == HARRE;-, YAHİRRÜ;-, HARREN.- Buradaki HARREN,  sözü mastardır. Küçük bir dikkat bile HARREN sözünün başındaki –H- harfinin düşmesi halinde bu sözün ARREN şekline dönüşebileceğini gösterir. ARREN sözü, Semitize olunca, yumuşayarak incelmiş ve -şedde- almıştır. Türkçede –şedde’li sözler vardır. Ama sayıları o kadar çok değildir. Arapçada ise –şedde- li sözlerin sayıları sayılamayacak kadar çoktur. Bu HARREN mastarından şedde’yi kaldırdığımızda aren ve aran şekillerini buluruz. Şedde, bir harfi iki kere okutan işarete denir. Oysa bu sözün kökenine inersek sözün ARAN olduğunu bulabiliriz. Bu söz öz be öz Türkçedir. Bu ARRAN sözünü, dikkatle izler isek, Türkçede –N- harfi ile –M- harfinin biri-birine dönüştüklerini görürüz. Bu durumda ARAN sözündeki –N- harfi –M- harfine dönüşür. O takdirde bu ARAN sözüne: ARAM dahi deriz. Bu açıklamalara göre ise hem Harranlılar ve hem de ARAM’lılar yani ARAMİ’ler  dahi öz-be öz Türklerdir. Bunları böylece açıkladığımız zaman hiç kimse bizi dinden-imandan çıkmış sayamaz. Çünkü bu kuralları ne biz koyduk, ne de onlar koydular. Biz, elimizdeki bilimsel bilgi ve belgeleri ortaya koyarak çalışmalarımızı yapmaktayız. Aran sözünün ARAM şekline dönüşmesinin de dindarlıkla, dinsizlikle ilişkisi yoktur. Bilgi’yi, dillere Yaratan Tanrıdır. Biz sadece elimize geçen belgeleri yerli-yerine oturtmaya çalışıyoruz.

Dr. Ahmet Susa’nın: “Araplar ve yahudiler Tevrattan yaptığı alıntıya dikkat edersek orada, Hz. Musa ve Yahudlerle igili şu bilgilere rastlarız. Yahudilerin Harandan Mısır’a götürldükleri o metinde açıklanmaktadır. Buna göre ise; Harranda oturanların Aran’lılar olduğu, Aran sözünün Türkçe olduğu, Aran’ın N>M dönüşümü ile ARAM ve Aramî şekline geldiği, apaçık ortaya çıkmıştır. Buna göre Aramîlerden, yani Aranlı, Harranlı Türklerden bir bölümünün sami Arap, bir bölümünün de Sami İbranîleştiklerini anlamış oluruz. Zaten yapılan incelemelerde Tevrat’ın ilk nüshalarının Aramca yazıldığı kesinleşmiştir. Yani Arab’ın ve Yahudinin Uşuslaşmalarında katalizör görevini, bu  Aranlı, Aramlı Türkler görmüştür. Yukarıda açıklanan Hz. İbrahim {sav} Atamızın Oğlu İshak {sav} atamıza Kenanlılardan kız almamasını öğütlediği, Haranlılardan Dayısı Betavıl’ın kızını almasını istediğini açıklamış idik.  Burada gördüklerimiz, O dönemde Kannan<Kenan’lıların Samileşme evrelerini aştıkları, Ama Aran>Harran> Aramlıların ise henüz o devirde Samileşmeye henüz başlamadıklarını anlamış oluyoruz. Samileşme Arap ve Yahudi kimliğine girme anlamınadır.

Şu açıklanan belgeleri gördükten sonra Türklerin, Malazgirtle Anadoluya gelerek işgal ettiklerini iddia etmek kadar büyük şaşkınlık olamaz. Malazgirtle Anadolu’ya gelenler, Müslüman Oğuz Türkleri, yani Selçuklulardır. Yukarıdan beri açıkladığımız sağlam belgelerden sonra bütün Türkler göğüslerini gere-gere, bütün Dünya’ya bunları haykırabilirler. Türkler, aslında ve gerçekte, Arap’ın da, Yahudi’nin de, İngiliz’inde, Fransız’ın da, İtalyan’ın da kadim devirlerde var oluşlarını, yani uluslaşmalarını sağlamış olan Kadim bir Millettir. Bundan dolayı Tevrat ta, Kur’an-ı Kerim de, İngilizce de, Arapça da ağzına kadar Türkçe ile doludur.

Aranlı’ların, {Harranlıların} daha doğru bir anlatım ile Aramîlerin asıl yurdu Harran Ovalarıdır. Aran’lıların atlı savaşçılar oldukları bildirilmektedir. At’ı, bu bölgelere Orta Asya’dan Aran’lılar, {Aram iler}, {Harranlılar} getirmişlerdir. Aramıce, Türkçe ile ağzın kadar doludur. M.S: 8. yüz yılda Türk Ferec’in Adana’ya Harranlı Türklerden bir kısmını getirterek yerleştirmesi, bu gerçeğin başka bir görünümüdür.

                                               

                                                 28/Haziran/2010

                                         Rüstem KOCADURMUŞOĞLU

                                                                      Bilge Ata

                                                                   Eğitimci Yazar

                                                              Teolog-Kökenbilimci

                                                                  Adana-Türkiye

 


 
  2017 © Bilge Ata. Tüm Hakları Saklıdır.   Son Güncelleme Tarihi: 05.07.2017Tasarım & Kodlama: ER-AY Bilgisayar