Bilge Ata  
Site içi arama :
 
      Ana Sayfa   |   Din   |   Köken Bilimi   |   Güncel Makaleler   |   Araştırmalar   |   Belgeler   |   Hakkımızda   |   İletişim
 
 
 

 
Anket
Amerikalıların Kızılderililere yaptığı soykırım hakkında ne düşünüyorsunuz?
 Evet Soykırım yapmıştır
 Hayır Yapmamıştır
 Kısmi olarak soykırım yapmıştır

 
 
Ziyaretçi İstatistikleri
Aktif: 22
Bugün: 456
Toplam: 1.110.560
 

Tren

 

 

                                              

  TREN; TRAİN; TİRKEN, TİRKEN-MEK

 

Tren sözü hakkında ortaya koyacağım bilgi ve belgeler, aşağıda sunulacaktır. Bu belgeleri incelemeden ben de tren sözünün kökenini bilmiyordum. Bizler tren’i Avrupalılar icat etmişlerdir diyerek adının da onların dilinden geldiğini sanmışız. Çünkü tren sözünü bir çoğumuz kendi öz dilimizde kullandığımız halde çözümünü bilmediğimiz için bu sözün gerçek anlamına ulaşamamışız.                                                                                      www.bilgeata.com adlı web Sitemde Türk Milletinin ta Amerika Kıtasını on binlerce yıl önce keşfetiği gibi, pek çok ulus’un dilinde de Türk dilinden önemli oranda söz bıraktığı artık söz götürmez bir gerçeklik olarak ortaya koymaya ve bunları zaman-zaman yayınlamaktayım. İşte tren sözü de bunlardan birisidir. Tren sözü, çoklarımızın hiç aklına-hayaline gelmeyen Türkçe bir sözden çıkmıştır.

“train{treyn}i.tren; saf; refakatçiler; silsile, takım; sıra; düzenli durum; sıra halinde barut; hayvanı tuzağa çekmek için sıralanan yem.” 1 

.............................................

                        1} Redhouse Sözlüğü: s=503

                 

                Tren sözünün Türkçe olabileceği kimin aklına gelirdi. Ama bu Dünya'da akla gelmeyenlerin başa geldiğini hepimiz biliriz. Yukarıya aldığımız İngilizce train>tren sözünün bütün içeriği: “ Katar, sıra, dizi, silsile” olarak görülüyor. Biz önce Türk dilindeki tren sözünü gördükten sonra, bu iki dil'deki sözün bir-birine uyup uymadığını açıklayalım.

                        “Terkemek, tirkemek, tirkenmek; arkadan, biri-birinin ardından gitmek, ardı-ardına.”  2

…………………………………………………………………….

                        2}  Lehçe-i osmanî. Ahmet Vefik Paşa. Tab'ı Cedid. Dersaadet. 1306. S=297.

 

                “ Tirkelenmek {>tirkenmek {l} ,

Tirkemek {l} [tirkilenmek] l. arka-arkaya sıralamak {vagon, deve vb. Şeyler için}.{-Mr.; “Bor-Niğ.; Gökbelen “Silifke, Mut-köyleri- İçel.}

                {tirkilemek}. Milas Muğ. çok dolmak. değirmen tirkenmiş.{Niğ}

                “tirkenmek {l} {tirkilemek} l. bir-biri arkasına bağlanmak. {Tuzla,-Adana.; Arslanköy Mersin -İçel. Serik; Kaş,- Antalya.” {l}

                “tirkenmek {ll} Ardına düşmek, izlemek: Arkasına tirkendim. {Göksun Mr.} “ 3

………………………………………………………………………….

3}  Derleme Sözlüğü X. S-T. 2. Baskı. Tdk. Yayınları Ankara. S=3938

 

                TERKİ sözü de bu anlama alınsa gerektir. Terki sözü, bir binit'e ardı-ardına binilmeye denilir. At'a, eşeğe, ve benzerlerine binmiş birisinin arkasına binmeye TERKİ denilir. Bu söz de aynı anlamadır. Yukarıya aldığımız belgeler, dikkatle incelendiğinde görülecek benzerlikler çarpıcıdır. Çukurova köylerinde insan ve hayvanların arka kısmına da TERKİ denir.                  İngiliz'in TRAİN'İ>TREN’İ ile Türk'ün TİRKEN'İNİN aynı kalıplardan, aynı anlamlardan oluştuğunu görmekteyiz. Burada TİREN ile TİRKEN sözlerinde fazladan bir -K- harfinin varlığı görülüyor. Türkçede bazı hallerde –K; G- harfleri yumuşayarak kaybolabilir. O zaman bu söz TİRKEN’DEN>TİREN şekline girer. TİRKEN sözü, Çukurova Yöresinde K>G yumuşaması ile TİRGEN; T>D yumuşaması ile DİRGEN olmuştur. Dirgen denilen aygıt, genellikle üç, dört, beş parmaklı olur. Hububat saplarına, bu aygıt kolayca batırılarak, bu saplar üstü-üstüne yığılır. Sapların üstü-üstüne yığılmasına da: “saplar üstü-üstüne TİRKENDİ” denir ki, aynı aygıta da TİRKEN>DİRGEN denilir. Hatta, çalıların üstü-üstüne yığışmasına, develerin>arabaların, yük katırlarının, eşeklerin, atların tren vagonlarının, ardı-ardına dizilmelerine de TİRKEN-MEK denir.                                                     Dirgen dediğimiz aygıtın adı TİRKEN ise de sonraları yumuşayarak DİRGEN şeklini almıştır. Bu dirgen denilen aygıtın, dişlerinin sıra-sıra dizilmiş olmasından dolayı bu adın verilmiş olması oldukça isabetlidir. Hatta bu gün pek çok konu hakkında kullanmakta olduğumuz DİREN-ME sözü de bu TİRKEN' den türemiştir. Diren-mek, direnç, direnici, DİRENİŞÇİ, direniciler, dirençli, direnci kırılmak, direnç göstermek, direnç gösterememek, gibi nice türetmeler yapılmıştır. Bu sözlerin hepsinde ardı-ardına bir güç ve katılık, kararlılık, dayanıklılık, görülüyor. Batılı dillerde kadim devirlerde bıraktığımız bu Türkçe TİRKEN sözü, zamanla K>G dönüşümü ile Tirgen, G harfinin yutulması ile Tiren olmuştur. Nitekim G ve K harfleri zamanla düşer. TAVUŞKAN>TAVIŞGAN sözlerindeki K>G harfleri yutularak TAVŞAN dediğimiz hayvanın adı olmuştur. Hala Orta Asya Türkleri TAVIŞKAN>TAVUŞKAN şeklinde kullanırlar. TAMGAK sözündeki G harfinin yutulması ile TAMAK ve zamanla T harfinin yumuşaması ile kolayca DAMAK haline gelmiştir. Orta Asya Türkleri halen TAMGAK şeklinde kullanıyorlar.

                Şu Türkçenin gücünün nerelere kadar uzanmış olduğunu gördükçe gerçekten Türk Milletinin büyük ve engin tarihini düşünmeden edemiyorum. Bu sözler, o dillere geçmiş veya girmiş sözlerden değildir. Türkçeden İngilizceye geçen veya giren sözlerin sayısı parmakla gösterilecek kadar az olduğu gibi, bunun tarihi de en çok bin yılına varırı dayanır. Bu da Selçukluların devri demektir. Oysa Selçuklu Türklerinin İngilizlerle ne tür ilişkileri oldu da onlara Türkçe sözler öğrettiler? Osmanlıların devrinde ise onlara geçen veya giren sözleri hepsi saray, şah, padişah, sultan, köle, cariye, hoca, kahve vs gibi çok az sözlerdir. O halde nasıl oluyor da İngilizlerin dilinde binlerce yıl önce kullandığımız sözler hala yaşıyor? İşte bunun yanıtı aşağıdadır:

                Bu Türkçe sözler, o dillerde kadim devirlerde o uluslar henüz uluslaşma dönemine girmeden önceki dönemlerde onların dilinde bulunmakta olan sözlerdir. O uluslar uluslaştıkları zaman yeni bir dil ailesi oluşturdukları devirlerde dahi eski ataları olan Türklerden kalma bu sözleri yeni dillerinin içinde korudular. Böylece Türkçeye ait sözler o dil ailesinde yeni bir kıvama girerek bükümlü-çekimli dillere göre şekillendiler. Bunlara ait örnekler ileride de sıkça verilecektir.

                                                               22  Mart  2010

                                        Rüstem KOCADURMUŞOĞLU

                                                        Bilge Ata

                                                    Eğitimci-Yazar

                                                Teolog-Kökenbilimci

                                                                TÜRKİYE

 


 
  2017 © Bilge Ata. Tüm Hakları Saklıdır.   Son Güncelleme Tarihi: 05.07.2017Tasarım & Kodlama: ER-AY Bilgisayar