Bilge Ata  
Site içi arama :
 
      Ana Sayfa   |   Din   |   Köken Bilimi   |   Güncel Makaleler   |   Araştırmalar   |   Belgeler   |   Hakkımızda   |   İletişim
 
 
 

 
Anket
Amerikalıların Kızılderililere yaptığı soykırım hakkında ne düşünüyorsunuz?
 Evet Soykırım yapmıştır
 Hayır Yapmamıştır
 Kısmi olarak soykırım yapmıştır

 
 
Ziyaretçi İstatistikleri
Aktif: 85
Bugün: 410
Toplam: 1.110.514
 

Barack

 

Barak Türkleri daha donanımlı, daha iyi şartlar altında yetişmiş ve okumuş kimselerden oluştuğu için Afrika’lıları etkilemiş olmalılar. Bu gün İsrail’e gidenlerin orada kendilerini Yahudi olarak ifade eden zencilere rastladıkları, bunlarla ilgili olarak boy-boy resim ve bilgi akışı sağlandığı görülmektedir. Oysa bu ve bunlar gibi pek çok  ulusların köken olarak İbrani’likle uzaktan-yakından ilişikileri olamaz. Barak Türk’leri, iki şekilde erimişlerdi.

 

Büyük Kurultay Dergisi, Adana, Aralık 2008, Sayı: 8,9,10 Sayfa : 15-21

 

 

         BARACK OBAMA, EHUT BARAK, BARAK TÜRK BOY'LARI     

 

         Barak Türkleri ile ilgili olam bu araştırma, 2000 yılından bu yana üzerinde durduğumuz bir konu idi. Kökenbilimi ile uğraşalı otuz yıldan fazla oldu. Barak Türkleri ve Hüseyn Barack Obama ile ilgili olarak yaptığımız araştırmayı Büyük Kurultay Dergisinde yayınladık. Aşağıdaki konular yeniden güncelleştirilmiştir.

 

        

         " Barak: Çok tüylü köpek. Türk'lerin inandıklarına göre, kerkes kuşu kocayınca iki yumurta yumurtlarmış, bunların üzerine otururmuş, yumurtanın birinden BARAK çıkarmış. Bu, köpeklerin en çok koşanı, en iyi avlayanı olurmuş. Öbür yumurtadan da bir yavru çıkarmış; bu, son yavrusu olurmuş.” 1

 

          Adana İl'imizin kadim İlçe'si Karaisalı'da BARAK Dağı ve bu Dağ'ın eteklerinde Köpekli Köyü var. Gaziantep'te Barak Oymağı, Barak havaları var. Barak Oymakları Anadolu, Rumeli, Afrika, Filistin, şimdiki İsrail, Hindistan gibi yerlere yayılmışlardır.

 

     

HÜSEYN BARACK OBAMA

 

 

     Hüseyin Barak Obama, 4 Ağustos 1961 de doğdu. ABD. Başkanlık seçimlerinin elemesini kazandı. Endonezya'da radikal bir Müslüman okulunda okuduğu söylendi. Bu söylenti yalanlandı. Hüseyin Barak Obama, şu anda Amerikanlıların etkin gücünü oluşturan Protestan Evangelik/Evanjelik Mezhebine ait kiliseye bağlı bir Evangelik/Evanjelik { l } Protestan Hıristiyandır. 1997 yılından 2004 yılına dek İllinois Eyalet senatörlüğü yaptı. Hüseyin Barak Obama'nın babası Kenya'lı bir Müslümandır. ABD. de Kansas Eyaletinden beyaz bir Evanjelik Protestan kadınla evlenmiştir. Hüseyin Barack Obama Kenyalı Zenci baba ile Kansaslı beyaz anadan olmuştur. Hüseyin Barack Obama, Havai'de 1961 yılında doğmuştur. 

         Barak; büyük bir Türk Oymağı’dır. Orta Asya’ya, Anadolu’ya, Avrupa’ya, Filistin’e, Kuş’a, Eritre’ye, Habeşistan’a, Yemen'e, Afrika’ya kadar yayılmıştır. Bu Türk Oymağı, Kadim devirlerde, yer yüzünün dört bucağında yurt tutmuştu. Barak’ların yayılma alanlarını anlayabilmek için bazı verileri değerlendirmeye almalıyız. Barak Türk’leri hakkında Üniversitelerimizce araştırma tezleri verilse ne iyi olurdu. Yapılmışsa bundan büyük kıvanç duyarız.

         Kaşgarlı Mahmut'un ünlü eseri Divan-ü Lügat-it-Türk’teki bilgiye göre Barak; hem iyi koşan, hem de çok iyi avlayan uzun tüylü bir köpek olarak açıklanıyor. Zamanın biz Türk'ler arasında dolanıp durması ile bellek'lerimizdeki bazı kavramların kaybolduğu ise bir gerçektir. Tarihimizden gelip-geçen ve nice olağanüstü başarılar sağlayarak Dünya'ya altın mühürler gibi kazılan Karakeçili, Sarıkeçili, Karakoyunlu, Akkoyunlu, Türk Boy ve Oymakları hakkında az-çok bilgilere sahip olduğumuz halde, herhangi bir köpek adıyla anılan bir Boy veya Oymak adını duyduğumuzda bunu garipsediğimiz görülüyor. Oysa, bütün bunlara rağmen Türk'ler arasında Barak adında bir köpek ve bu köpeğin adını almış bir Türk Boy’unun varlığı da Ay gibi, Gün gibi ortada durmaktadır. Barak adlı köpeği ilk kez evcilleştiren oymağa, Barak denir.

            Türk'lerde  Barak adında bir köpek ve bu köpeğin adıyla anılan bir Türk Boy’u var. Kureyş Boy’una bağlı bir Oymak ta Mekke-i Mükerreme yöresinde aynı şekilde vardır. Mekkke-i Mükerreme dolayında yurt tutan bu oymak ile Barak oymağı arasında bir fark var. Mekke-i Mükerremedeki oymağın adı köpeğin özel adı veya ungun’u {unvan}’ı ile değil, de bizzat Köpek adıyla çağrılmaktadır. Bu Oymak: KELB yani KÖPEK Oymağıdır. Adana'nın Şirin ve kadim İlçe’si Karaisalı’ya bağlı Barak Dağı çevresinde Etekli'ye yakın bir yerde Köpekli adıyla bir köyümüz vardır. Bu Köy’ün adı Köpekli’dir. Buradaki fark köy’ün köpekli olmasıdır. Kureyş Boy’una bağlı Oymak ise Köpekli değil, bizzat köpek olarak adlandırılmıştır.

            Hatta; Cebrail {av} Evrenlerin Efendisi Hz. Muhammed {sav} Efendimize vahyi getirirken bazen, Köpek adını taşıyan Kabilenin {Oymağın} Başkanı, Dıhyet-ül Kelbî adlı bir zatın kılığına girerdi. Bu Oymağın adı KELB, yani KÖPEK Oymağıdır. Kelp=köpek demektir. Dıhye, Kelp Oymağı’nın başıydı. Kutlu Yalavacımız Hz. Muhammed {sav} Efendimizin Bizans Kıralı Herakliyüs ve Halkını İslâm Din’ine davet eden Hey’etin Başında da bu Kelp Oymağının Başkanı vardı. Bu zatın Bizans’tan dönüşünde Kutlu Yalavacımız {sav}’a sunduğu Rapor elimizdedir.  Bu Rapor un özgün/urijşnal metni aşağıda sunuldu.

Bu Rapra göre, Bizans Devletinin Baş Kumandanının unvanı Bıtrık, Batarık idi. Bu Bıtrık, Batarık sözünün aynı Raporda Kureyş Oymağının da baş Kumandan’ının unvanı olduğunu görüyoruz. Bıtrık ve Batarık sözlerinin ise Batur, Bahadır sözünden geldiğini, bu sözün ise kahraman, yiğit anlamına Türkçe olduğunu belgeliyoruz. Hatta aynı Raporda Bizans’ın bütün askeri teşkilatının ungunlarının {unvanlarının}  dahi Türkçe olduğunu, bu cümleden olarak beş bin kişilik Bizans askerlerinin kumandanına Tarkan, denildiğini hayretle görüyoruz.

 

 

 

           

Bizans’ın baş komutan’ı ile Kureyş Oymağının Baş komutan’ının adlarının ve hatta  Rum Ortadoks Patriği, Ermeni Patriği, Rus Ortadoks Patriklerinin Patrik unvanlarının hepsinin Türkçe olduğunu gösterir belge yukarıdadırEvrenlerin Efendisi Hz.Muhammed {sav} Efendimiz’in Bizans Kıralı Herakliyüs’e gönderdiği Hey’etin raporunun orijinal/Original { ll } özgün} metni, yukarıda sunuldu. Bu belgelerin tamamı Arap kaynaklarından tarandı. Eserin özgün orijinal/Original adı: “ Kamus-u Muhit ”’ tir.  Türkçe’ye: “Kamus Okyanus” adı ile tercüme edilmiştir. Basım tarihi 1884 İstanbul’dur. Batarık, Bıtrık ve Tarkan unvanları, Bizans İmparatorluğunun kumandanlarına verilen Türkçe unvanlardır. Bu unvanların Bizanslı komutanlara verilmiş olduğu, M.S: 627 yılında, Bizans’a giden Peygamber Efendimiz {sav}in Hey’etinin raporları ile belgelenmiştir. İşin çok mutlu bir  benzerliği de bu Arap kaynağına göre, Bizans’ın Baş Komutan’ına: Bıtrık, Batarık denildiğini, aynı unvanın aynı kalıp ile aynı anlamda Hicaz Bölgesindeki Kureyş’in Baş Komutannına dahi Bıtrık ve Batarık denilmekte olduğunu bu Rapordan öğreniyuruz. Bıtrık ve Batarık sözleri, -BATIR-MAK- kökünden gelir. Daha da garibi, RUM PATRİĞİ’nin PATRİK Unavan’ının dahi Türkçe Batır, Batur, Patrik sözü olmasıdır. Bundan daha da garibi; RUM sözünün Türkçe olmasıdır. Bütün bunlardan da garibi; Kaşgarlı Mahmut’un Divan-ü Lügat-it-Türk adlı muhteşem eserinde TDK. Yay. Besim Atlay Tercümesi, 1939 Ankara Baskısı C=1, S=28 de RUM’un kimin oğlu, kimin torunu olduğunu açıklamasıdır. İlerleyen zaman içinde bunları açılayacağız.                                                                                        

             PAT ve BAT  sözleri,  Patmak, Batmak demektir. Bu söz, Türkçe konuşan bütün Türk boy ve oymaklarında böyle söylenir. En kadim devirlerde dahi PAT ile BAT sözü, Türk Ulus’unca konuşulmakta idi. Nitekim Karadenizi Yurt edinen Türk’ler, P diyalektiğini kullanırlar. Onlar: BENİ yerine PENİ, BÖYLE yerine PÖYLE, BİLİYORUM yerine PİLEYRUM,  BATIYOR yerine; PATAYI derler

          “ PAT=cibre, her nesnenin çöküntüsü, Bat= batmak, gözden kaybolmak

             Bartu= bir-birini batırmak, batırışmak” 3

          “ Patru=Hançer ve hançer kılıfı.” 4  

            

Bat-mak, batır-mak, sözleri, bir şey’i bir şeye geçirmek, sokmak, içine girdirmek gibi anlamlara gelir. Bunu yapmak için bir güç gerekir. Bu sözden alınarak batırmak, denilmiştir. Batırmak sözü, güç ile ilintili olduğundan; güçlü, kuvvetli, muktedir, yiğit, kahraman anlamlarına gelen BATIR, BATUR, BATIRIK, BATARIK, PATRİK, terimleri, türetilmiştir. Sümer Türkçe’sinde ise “PATRU” hançer demektir. Hançerin bir nesneye batmasından ve batırılmasından alınmıştır. Türkiye’deki Ortodoks PATRİK’ine, Türkçe PATRİK adının verilmesi, onun da kendi cemaatı üzerinde etkin bir konumda olmasından bir çeşit PETER, PEDER görevi görmesinden dolayı Türk’lerce. Nitekim Peder-Peter, Pitır sözleri de batırmakla yani güç ve kuvvet ile ilgilidir. Çünkü Peder yani baba güçlüdür.

“BATIR yalgız kalışdan korkmas” {BATIR, BATUR Yalnız kalmaktan korkmaz.}

“BATIR ölse namı kalar, - Namerd ölse nimesi kalar” {BATIR, BATUR ölse namı kalır, Namert ölse nesi kalır.}        

“Bozulgan işni, BATIR tüzer.” {Bozulan işi BATIR, BATUR düzeltir.}

“Mergen avda biliner. —BATIR yavda biliner.”  (Veren,/cömert; avda bilinir. BATIR, BATUR düşman önünde bilinir.}          

“Yantakdan atır çıkmas, -Korkakdan BATIR çıkmas.” {Yaltakçıdan güzel koku çıkmaz, Korkaktan BATIR, BATUR çıkmaz.} 6

 

BARAK ADIYLA ANILAN ÜNLÜ TÜRK DEVLET ADAMLARI

Barak Türk Boy’u, tarihin her devrinde pek çok bölgelerde yurt tutmuştur. Tarihte Barak adıyla pek çok önemli şahsiyetler de yaşamıştır. Bunlardan birkaçı aşağıdadır.                                                                                                                   

     “ Acar-Kirmanda Devlet kurmuş olan Kara Hıtaylı, BARAK Hacib’in oğludur. Kazan Han ile kavgaları vardır.   

              BARAK HACİB- Bir adı da Kutluk Handır. Kirmanda Hükûmet süren Barak oğulları Devletinin temelini atan adamdır. Bu Devlete Kara Hıtaylar/Kara Hataylar dahi derler. Barak Hacib M.S: 1210 yılında ölmüştür. Harzem Şahlar’dan Celaleddin Harzem Şah ile çarpışmıştır.                                               

              BARAK HAN- Türkistan'da Devlet kurmuş olan Çağatay Han oğullarının yedincisidir.  Koplay Kaan, Mübarek Şah'ı yerinden indirerek Barak Han'ı çıkarmıştı. Barak Han zamanında ülkesi genişlemiş ise de Abakay Han'a yenilmişti. Yaşlandığı sıralarda Müslüman olmuş {670 H} yılında ölmüştür.

             BARAK REİS- İkinci Sultan Bayazıt Kaan; {Beyazıt Han} zamanında nam kazanmış olan bir kaptandır. Bir deniz savaşında düşman’a teslim olmayarak gemisiyle kendini ateşe vermiştir.“ 4

 

        Ehut Barak; İsrail'in eski  Başbakanıdır. Ehut Barak, şimdi İsrail Savunma Bakanıdır. Şu satırların yazıldığı 12 Şubat 2008 Salı günü Türkiye’yi resmen Savunma Bakanı olarak ziyaret etmekte idi.

            Yine aynı şekilde yeni ünlenen ABD Cumhurbaşkanlığına Adaylığını koyan Siyahi aday Hüseyin Barack Obama’da Barak/Barack adını taşımaktadır. 

         Hiç bir âile, çocuklarına, daha önce tanımadıkları, bilmedikleri, yani belleklerinde olmayan bir adı veremez. Afrika kökenli bir babanın, Evangelik inançlı bir ananın belleğinde Barak sözü yoksa bu adı çocuklarına nasıl verebilirler? Barak sözü ile ilgili bilgilerden bir kaçını daha görerek bu kişilerin kimliklerine dönelim. Barak oğulları, Gaziantep’te etkin bir konumda idiler. Şimdi dahi burada BARAK HAVASI denilen bir çeşit ezgi söylenmektedir. Çukurova’da, Adana’mızın  kadim İlçesi Karaisalı’mızın sınırları içinde BARAK DAĞI vardır. Görülüyor ki Barak, Barak’lı, Barak Dağı, Barak havası, bu uzun tüylü köpek ile ilgilidir. Ayrıca da yukarıda alıntıladığımız Barak Hacib, Barak Han, Barak Reis gibi nice ünlü Türk yaşamıştır 

 

      HÜSEYN  BARACK OBAMA

       Hüseyn Barack Obama, şu yazının kaleme alındğı 13 Şubat 2008  günü, Amerka Birleşik Devletileri denilen Ülkenin Başkanlığı için yorışıyordu. Hüseyn Barack Obama, Kenya’lı Müslüman bir zenci baba ile, Amerikan’lı beyaz bir anadan doğmadır. Önce babası’nın Din’i olan İslâm Din’inine göre yetişmiş olduğu söylenmiş ise de yalanlanmştır. Barack Obama, sonraları anasının din’i olan Protestan Evangelik/Evanjelik Hıristiyan’lığı seçmiştir. Kendisi, şimdi bu inancın bir savunucusu olduğunu söylemektedir. ABD’de, Amerinya Kıtasındaki { lll } Birleşik Amerika adlı Devletin etkin gücünü oluşturan Protestan Evangelik Mezhebine ait kiliseye bağlı bir Hristiyandır. 1997 yılından 2004 yılına dek İllinois Eyaleti’nden senatör seçilmiştir. Hüseyn Barack Obama'nın babası Kenyalı zenci bir Müslüman’dır. ABD’de Kansas Eyaleti’nden beyaz bir Evangelik/Evanjelik Protestan bir kadınla evlenmiştir. ABD. de Evangelik Protestan inancında olmayan başkanların sayısı parmakla gösterilecek kadar azdır. Evangelik/Evanjelik Protestan inancı, katolik ve Ortodoks’luk inancından oldukça farklıdır. Evangelikler, Hıristiyanlığa Tevrat/Ahd-i Atik yorumlarına göre inananlar demektir. Evangeliklere göre Yehova’nın { lV } kutsadığı Irk, Yahudi Irk’ı olarak kabul edilir. Bu inanış sadece bu Evangelik/Evanjelik Mezhebine özgü bir inanış şekli olsa gerektir.  Buna göre,  Tevrat’ı asıl kitapları sayan bu Mezhep sahipleri, Siyon’laşmış Hıristiyan olarak görülmektedirler. Barack Obama’nın konumuna bu açıdan yaklaşıldığı takdirde, bir takım sağlam sonuçlara ulaşılabilir. Barak Obama, Katolik veya Ortodoks  inancında bir Hıristiyan olsa idi benzer sonuçlar alınabilir miydi? Bunun olabilme ihtimali oldukça zayıf görülüyor. Amerika Birleşik Devletlerinin iki yüz yıllık tarihini incelediğimizde Birleşik Devletler, United State olduktan sonraki dönemlerde bu inanışın dışında Başkan olan kişiler oldukça azdır.  .

MELUNCANLAR

ELWİS PRESLY

ABD. de  hasbel kader Türk kökenli Meluncanlardan bir Başkan’ın geldiği bidiriliyor. Meluncanlar, Türk Leventleridir. Bunlar uzun asırlar önce bu Ülkeye tutsak düşmüşlerdir. Şimdi sayıları üç-beş milyon arasında olduğunu duyuz. Hatta bunların en tanınmışlarından birisinin adı Elwis Presly’dir. Elwis Presly Türk köken’inden gelen Meluncan’lardan bir Türk’tür. Meluncan’ların kendi kökenlerini aradıkları, bunun için Türkiye ile ilişki kurmaya çalıştıkları bilinmektedir. Türk Hükûmetlerinin bu kabil politikaları var mıdır-yok mudur; onu bilmediğimiz için, bari bu görevleri, üniversitelerimiz üstlenseler büyük sevaba girerlerdi diye düşünmekteyiz. Hüsetn Barak Obama’nın babasının Kenya’lı bir zenci Müslüman olması, ABD. deki seçim sonuçlarını etkiler gibi görünse de bu Küresel sömürge Ülkesinde dengeler bizim hiç aklımıza gelmeyecek bir ortamda gelişebilir. Çünkü onlar Siyonist Ötesi bir Sistemin kıskacında oldukları için hesaplar bu sisteme göre yürütülmektedir.  Hüseyn barack Obama; 2008 yılı sonuna doğru seçimi kazanmıştır.                                                          

.           Kenya’lıların  Barack/Barak adını, kavram olarak’ ta, anlam ve kalıp olarak ta bilmeleri mümkün değildir. Çünkü bu söz Türkçedir. Günümüzde bazı  Türkler bu sözün anlamını bilmeyabilirler. Türkçe bir ad olan BARAK adını şu anda, BARAK OBAMA adlı zenci başkan adayında görüyoruz. İnsanlar kalıp olarak belleklerinde olmayan, anlamını bilmedikleri, kavramına eremedikleri bir adı çocuklarına neden koymuş olsunlar? Bizde de bir çok aile, anlamını bilmedikleri adları çocuklarına koyarlar. O başka bir keyfiyettir. Çocuğuna Almula, Barkın, Asena adını koyan birisi, veya Cabir, Muaz, Enes adlarını koyanlar, bu adların anlamlarını bilmedikleri halde, bu sözler onların veya yakınlarının belleklerinde bulunmaktadır. Bunların öteden beri örneklerini görmekteler. Cabir, Muaz, Enes adlarının Kutlu Yalavacımız Muhammed {sav}’in sahabelerinin adları olduğunu bildikleri için O’na Hürmeten bu adları koyarlar. Anlamlarını da gider bir bilene veya Osmanlıca Türkçesi adlı bir sözlüğe bakarak öğrenirler.  Almula, al elma, Barkın; Divan-ü Lügat -it-Türk’te “ Yolundan hiç bir şey’in  alıkoyamadığı yolcu” anlamına olduğu ve İbrahim sözünün kökeni olduğu, Asena; ise dişi bozkurt anlamına geldiğini kitaplardan veya bir bilenden sorup öğrenebilirler.

           Barak adının şu anda yaşamakta olan iki ünlü kişiye ad olarak verilmiş, olduğunu tesbit ediyoruz. Bunlardan birisinin Barack Obama, öbrünün Ehud Barak olduğunu görüyoruz. Bazı kimslerin bu adların bu kişilere verilmiş olmasının bir tesadüf sonucu olabileceği hakkında faraziyeler/varsayımlar üretmeye kalkışmalarına da katılmak nümkün değildir.   Bu gibilerine biz de deriz ki: “Bu tür adlar insanlara tesadüf sonucu olarak verilemez. Çünkü insanların çocukları, onların en değerli parçalarıdır. Onlar çocuklarına hem kendilerinin hoşlandıkları, hem çevrelerinin hoşlanacağı ve hem de ilerde çocuklarının hoşlanacakları bir ad koymak için seferber olurlar.” Bazı kimselerin de bizim ve bizler gibi kişilerin yapmış olduğumuz bu ve benzeri çalışmaları zorlama ürünü gibi göstermeye çalışmaları, bilimsellikten uzak fantazilerdir. Çalışmalarımız sırasında BARAK adı ile ilgili veriler önümüze geldiği zaman oturup tarafsız bir göz ile konuyu incelemek istedik. Bunun ne art niyyeti vardı, ne ön yargısı oladu.  Bu itibar iledir ki, Barak sözü, tarafımızdan, tarafsız olarak ele alınmış ve gücümüzün yetiği, aklımızın erdiği, bilgimizin üstesinden geldiği kadarıyla incelemiş olduk.. Hepsi budur. Bu çabanın ürünü, kaleme, kağıda dökülerek işlendi; önümüze işte şu naçiz eser doğdu.

         Barak sözünü incelerken gerek Divan-ü Lügat-it-Türk’ten ve gerekse Türk tarihi ile Tevrattan nice verilerle karşılaştık. Türk tarihinde BARAK adı ile hüküm sürmüş pek çok şah, padişah ve kaanla da karşılaştık. Ayrıca da Barak Oymağı’nın dünya’nın pek çok ülkesine dağıldığını, pek çok ülkede yaşamış olduklarını da tespit etmiş bulunduk. Adları anılan iki ünlü kişinin BARAK adını almaları, binlerce yıldan bu yana Barak Türklerinin adlarının cap-canlı olarak   yaşamakta olduğunun belgesidir.                         

 

         YAHUDİ SÜRGÜNLERİ VE BARACK OBAMA

            Barack Obama, farklı bir konumda ele alınmalıdır. Yahudiler, zaman içinde Roma ve Bizanslılarca sürgün yemişlerdi. Bu konu hakkında bir kaç görüşten söz edebiliriz. Yahudiler, Babil’den sürüldükten sonra bir bölüğü Bizans dolaylarına bir bölüğü de Filistin ve Mısır yörelerine gitmişlerdi. Mısır dolaylarındaki Yahudiler, sonraları buradan  Assuvan üzerinden daha güney’e Afrikanın içlerine kadar ulaştılar. Buralarda Musevi kolonileri kuran sürgünlerin, Afrikada Musevi inancını yaydıkları bilinmektedir. Daha sonraları, Afrikanın içlerine kadar da bu göçler devam etti.

 Bizans’a sürülen Yahudiler yüz elli yıl kadar burada eğleştikten sonra Bizans’ın ekonomisine el koydukları ve başkaca gerekçelerle buradan da Hazarya’ya sürüldüler. Karadenizin Kuzey’inden Hazarya Türk İmparatorluğuna sürülen yahudiler, yüz elli yldan fazla burada sürgün hayatı yaşadılar. Bu süre içerisinde Hazarya’nın dinî ve ekeonomik hayatına el koyan Yahudiler, Devletin yöneticileri ile Halktan nicelerini Musevileştirdiler. Ekonomiyi, ticareti kısacası bütün hayatı ellerine geçiren Yahudiler, Hazarya Türklerinin büyük tepkisi ile karşılaştılar. Bu tarihten itibaren Yahudilere karşı Türkler birleşerek onları Yurtlarından kovdular. Yahudilerle birlikte bir kısım Musevi Türkler de, Ülkeyi Terk ettiler. Orada kalanlar Karayim, veya Karayit Musevileri olarak anıldıkları gibi. Şimdi bunlara Aşkenaz/İskinas/İskinus; yani İskitler deniliri. Sakalar,/İskitler, Büyük Türk Kaanı Alpertunga’nın Soyundan gelenlere denir. Bunlara Yiddişler dahi denilir. Yiddiş dili ile konuşurlar. Bunların arasında Türkçe adlar hala canlı olarak ve TURK şeklinde yaşamaktadır. Yiddiş ağzı Türkçe’nin bozulmuş bir şeklidir. 

           “ Sitepler Ülkesinin Doğu Bölgesinde Hazarya İmparatorluğunun Yönetimi altında asırlarca adları, sanları tarih sayfalarından silinmiş olan Kuman’lar, tekrar bağımsız bir Ulus halinde ortaya çıkmışlar, Stepler Ülkesinde üstünlük Kuman’lar, Uz’lar, ve Peçenek’ler olmak üzere üç Büyük Türk Boy’una geçmiş oldu. Bu güne değin Kırım’da yaşayan Karayit Musevileri, Hazarlar’ın bakıyesi olduğu gibi, egemenliklerini kaybeden Musevi Turan’lıların büyük çoğunluğu Polonya, Galiçya içlerine göç edip yeni imar hareketlerine girişerek bu günkü Polonya ve Rusya Musevi Cemaatlarının kökeni’ni  oluşturmuşlardır.

         Dipnot kısmında: -Koçara’nın Hazarlara ait tarihi araştırması, Rusya-Polonya ve Kaliçya içlerinde bulunan, Filistindeki Musevilere benzemeyen sarı saçlı Musevi Cemaatının Hazar Türk Devletinin yıkılışından sonra o taraflara yayılan Türk göçmenlerden oluştuğu, buna göre Köklerinin Turan’lı olduğunu ispat maksadı ile yazılmış dikkate değer bir eser olduğudur.” 7

 

            JEVS-YAHUDİ KÖKENİ  İLE  MUSEVİLER

        Yahudilerin İbrani kökenleri olan Soy kütükleri ile, Hz. Musa {sav} Efendimz’in tebliğ ettiği dine sonradan katılan  ulus ve oymakların Soy Kütükleri farklıdır. Kökeni İbrani olanlara Yahudi, kökeni İbrani olmayanlara da Musevi denilmektedir. Günümüzde bu sağlam temeller unutulmaya yüz tuttuğu için hepsine birden Yahidi denilmekte olduğunu esefle görüyoruz. Yahudilik bir soy konusu olduğu gibi, Yahudi Din’i de aynı Soy ile eşlenik olarak ifade edilir. Halbuki Yahudi köken’inden gelmeyen bir kişiye, kesinlikle Yahudi denilemez. O kişi veya gruplara Musevi denilir. Şu tesbitler dikkate alındığı takdirde bu gün Dünya üzerinde yaşayan 15 milyon kadar olduğu sanılan Yahudilerin en az 12 milyonu Hazarya Türklerden oluştuğu gerçeğidir.

         Afrika dolaylarına sürülen Yahudiler arasında, Yahudi kökeninden olmayan Turan soylu Barak Oymağından çeşitli zümreler de bulunmakta idi. Bunlara Barak veya Barak’lı denilmesinin asıl sebebi, kadim devirlerde hiç bir boy ve Boy’da bulunmayan uzun tüyluğu bir köğeği evcilleştirerek bu köpeğe sahip olmalarıdır.  Barak Oymağından önemli bir Bölük Afrika içlerine kadar gitmiş, orada Afrikalılarla birlikte yaşamışlardır. Barak Oymağı ile sıkı ilişkiler kuran Afrikalılar, Barak Musevi Türklerinin bu Boy adını, kendi adları gibi benimseyerek kendilerine de Barak demişlerdir. Eski devirlerde insanlar için avlanmak hayati öneme sahip idi. İşte bu Barak oymağı’nın adını aldıkları Barak adlı köpek, uzun tüylü, çok iyi koşan, çok iyi avlayan olağan üstü bir köpek idi. Bu sebeplerden dolayı Hüseyn Barack Obama’nın ataları, bu adı unutmamış ve kendi çocuklarına da ad olarak vermiş olmalılar. Hüseyn Barack Obama ile ilgili olarak bu sav oldukça uygun görünüyor.

                Barak Türkleri daha donanımlı, daha iyi şartlar altında yetişmiş ve okumuş kimselerden oluştuğu için Afrika’lıları etkilemiş olmalılar. Bu gün İsrail’e gidenlerin orada kendilerini Yahudi olarak ifade eden zencilere rastladıkları, bunlarla ilgili olarak boy-boy resim ve bilgi akışı sağlandığı görülmektedir. Oysa bu ve bunlar gibi pek çok  ulusların köken olarak İbrani’likle uzaktan-yakından ilişikileri olamaz. Barak Türk’leri, iki şekilde erimişlerdi. Bunlardan birincisi, Hz. Musa {sav} Efendimizn ölümü, ikincisi de Hz. İsa {sav} Efendimizin ölümü’nden sonra olmuştur. Onların bir çoğu gerçekten eriyerek kendilerini İbrani saymış olabilirler. Bütün bu olumsuzluklara rağmen BARAK adını kesinlikle unutmadıkları, harplere, darplere, soykırımlara sürgünlere rağmen BARAK adını yaşattıklarını görmekte ve onları bütün samimiyetimizle kutlulalaktayız. İşte İsrail Devletinin bir zamanların Başbakanı, şimdiki Savunma Bakanı olan Ehud Barak cap- canlı Barak olarak gözümüzün önünde durmaktadır.

            Baraklı Musevi Türller, Afrikalıları Musevileştirirlerken, İlâhî bir tecellî olarak MS: 1517 yılında Yavuz Sultan Selim Kaan tarafından Ridaniye Zaferi kazanıldı. Bundan sonra Mısır’ın güney’ine düşen Afrika ülkelerinde Osmanlı Türk Fetihleri başladı. Bu Fetihlerle birlikte İslâmiyet yayılmaya başladı. Afrikada İslamiyet yayılıken, Musenvileşen veya Hıristitanlaşan Afrikalılar, Müslüman olmaya başladılar. Bunda en büyük etken, Türklerde ırk ayırımı olmamsı idi. İşte Hüseyn Barack Obama’nın ataları da Osmanlı uyruğuna girdikleri için Müslümanlığı kabul ederek Osmanlı oldular.

            Hüseyn Barack Obama’ya Barack adının verilmesi hakkındaki başka bir sav’ımız şöyledir: Bu gün ABD. ülkesinde yaşayan ve Yahudi Cemaatı olarak adlandırılan toplulukların içinde sayıları kabarık bir yekûn tutan TURK soyadlı kişiler vardır. Aslında Aşkenaz/İskinaz adı verilen bu kimseler, köken olarak Hazarya Türkleridir. Yahudi cemaatının içinde sayıları % 90 ın üzerindedir. Bu şu demektir. Kendisini yahudi olarak ifade eden her yüz kişiden doksanı, Hazar Türk İmparatorluğu zamanında Musevileşmiş Türklerdir. Hüseyn Barack/Barak Obama’nın BARAK adını alması hakkında bu görüşü de kamuoyunun bilgisine sunmalıyım. Hemen yukarıdaki görüşümüzü açıklarken, Hüseyn Barack’ın Obama’nın anasının, beyaz tenli Evangelik/Evanjelik Protestan bir kadın olduğunu söylemiştik. Bu kadının Aşkenaz Musevileri olan Türk soylularla yakınlığından dolayı bu adın verilmiş olabileceğini ortaya koymuştuk. Bizler Hüsyen Barack Obama’nın anası hakkında kesin belgelere ulaşmış değiliz. Hüseyn Barack Obama’nın Anasının ya Siyonistleşmiş Aşkenazlardan yakın tanıdıkları eliyle bu ad verilmiştir veya anası da Aşkenaz Musevilerden olmalıdır. Türkçe bir adın, o adı hiç belleklerinde bulundurmayan bir zenci ile bir beyaz kadının kendi çocuklarına vermeleri mümkün değildir. 

 Başka bir sav’ımız da şöyledir: Hüseyn Barack Obama’nın Annesinin Protestan Evangelik/Evanjelik olması, Evangelizm’in Siyonizm kökenli bir inanış haline gelmesin dolayı, anasının dostları Barak kökenli Türk Musevilerinden BARACK adını alması, olayların akışına uygun görünüyor. Yapılan bu tahliller şunu göstermiştir ki, ABD. tarihinde zenciler, bakanlıklara kadar yükselmişler, ama Başkanık adayı olamamışlardır. Buna göre Barack Obama; SEÇİLMİŞ, EĞİTİLMİŞ, DESTEKLENMİŞ, HAZIRLANMIŞ BİR BARACK’tır. Bu Barack, Evangelik/Evanjelik kimlikte ve Evangelizm’e/Evanjelizm’e yararlı olacak bir konumda yatiştirilmiştir. Dünya ülkelerinden ve Türkiye’den Barack Obama’ya armağanlar sunulmasını, kurbanlar kesilmesini yeniden düşününüz. Evangeliklere/Evanjeliklere göre Hüseyn Barack Obama’nın Başkan seçilmesinin pek çok getirisi hesaplanmıştır. Afrika ve öteki dünya ülkelerini yumuşak yollardan ele geçirmek, saldırgan ABD. kimliğinin üstünü örterek bütün dünya uluslarının sempatisini kazanmak yeni, sevecen, ılımlı, saldırganlığı terketmiş, bir ölçüde çok anlayışlı, bazen tavizkâr bir politika ile ABD. nin eski saldırgan kimliğini silerek Yeni Dünya Düzeni’ni gerçekleştirmektir. ABD. nin beyaz tenli ve Anglosakson kökenli bir başkanla Yeni Dünya Düzeni’nin yayılmacılığını her şeye rağmen yürütmesi zorlaşmakta idi. Hüseyn Barack Obama’nın İran’ın Nevruz Bayramını kutlaması, Irak’tan asker çekmesi bu ılımlı ve olumlu gelişmelerin ilk ve cazip örnekleri gibi sunuluyordu.Hatta kendilerini yurtsever olarak tanımlayan nice kişiler, Barack Obama’nın bu davranışını ısıtıp-ısıtıp gündeme taşıyorlardı. Onlar, neyi görmemizi istiyorlarsa, bizlere onları gösteriyorlar. Oysa yakın bir tarihte Afganistan’a 18 bin askerin gönderilmesini Hüseyn Barack Obama’nın imzaldığı bilgisi basına yansıdı. Üstüne üstlük bu 18 bin askere ek olarak 5 bin askerin daha yollanması hakkında yeni bir imzanın atıldığı  duyuldu. Ayrıca da NOTO müttefiki ülkeelein Afganistan’a asker göndermeleri istenmektedir. Ama bizlere bunların duyurulması cılız bir debi ile sunuldu. Oysa Nevruz kutlaması çok gösterişili sunumlarla yansıtıldı. Barack Obama, Türkiye’ye geldiğinde Devlet yetkilileri’yle görüşecekmiş. Muhalefet parti başkanlarını da bir araya toplayıp 15 dakika hep birlikte, cümbürcemaat görüşeceklermiş. Bu, sanki, bir vali veya kaymakam’ın köy muhtarlarını toplayıp-topluca dilek ve temenniler toplantısı gibi bir iş oluyor. E doğrudur. Onlar ne derlerse desinler, Barack Obama Küresel politikaları harfiyen uygulayacaktır. Bundan dönüş yoktur. Bizim Türk Muhalefeti bu görüşme usulüne itiraz etmişler. Gerekçeleri ne olursa olsun doğru yapmışlardır. Hüseyn Barack Obama, Küresel Yayılmacılığın başında olduğu için, proğramını da onlar belirliyorlar. Türk Muhalefetinin bu davranışları, alkışlanmaya değer. Görüldüğü üzere Küresel Yayılmacıların proğramlarında en ufak bir değişiklik yoktur. Onlar, insanları köle-parya olarak görmeye devam ediyorlar. Bir zamanlar bu Yankelerin büyük-büyük dedeleri de böyle yapıyorlardı. Şimdi o Anglolar Britanya Adalarına çekilmiş, kabuklarının içine büzüşmüşlerdir. Sovyetlerin özellikle Türk Soylulara yaptıkları zulmün sayısını ancak Yaratan bilir. Oysa Osmanlı Türk Devleti adalet ve hoşgörü ile insalara yaklaşmış ve yedi yüz yıla yakın bir süre dünya’yı adam gibi yönetmiş idi. O, Ulu Kaanlar, her gün şu uyarıyı kendilerine düstur edinmişlerdi:

“ MAĞRUR OLMA PADİŞAHIM- SENDEN BÜYÜK ALLAH VAR.”

Buraya gelmişken bu Yankelere de bu düsturu hatırlatalım. Dün, Güneş Batmayan Britanya İmparatorluğu nerelere gitti? Atom bombaları, uzay teknolojileri, Kızılorduları’yla Sovyetler bir anda sönüverdi. Bunlardan ibret almazsanız size ben daha ne diyeyeim. Şimdi kapınızda Küresel Kriz çanları çalıyor. Bari bundan ibret alın. İbret almak için ibreti görmek gerekir. Bu devran, böyle sürer gider diyorsanız, Sultan Süleyman’a kalmayan dünya size mi kalacak? Hişt ! Akıllı olun...

Kürelsel yayılmanın mantığını iyi tahlil etmek gerekiyor. Bu mantık hedefe kilitlenmişken onu yolundan alıkaymak oldukça zor görünüyor. Onlar bu yayılmacılığı ne pahasına olursa olsun gerçekleştireceklerlerdir. Bunu kâh öyle-kâh şöyle yaparak başarmaya çalışacaklarını sakın ola ki, akıldan uzak tutmayasınız.  Evamgelizm’in/ Evanjelizm’in küresel yayılmacılığının önüne geçmek için ulusların da akıllı olmaları gerekiyor. Küresel Yayılmacılığın yarın, öbürgün ve daha sonraki günlerde neleri, kimleri  nasıl kullanacağını iyi analiz etmeleri gerekir. Bir zamanlar Sovyetler Birlii benzer yayılmacı politikalr geliştirmiş, bazı ulusların karşısına ABD. ve dolayısı ile NATO. tehdidini dikmişti. Aynı taktiği ABD. bazı ulusların karşısına Sovyet ve Komonizm tehdidini dikmişti. Şimdi Sovyetler Birliği yıkıldı. Bu tehdit sona erdi. Oysa ABD.nin yayılmacı tehdidi devam ediyor. ABD.nin uluslara gösterdiği yeni tehdit ise Taliban, dolayısı ile İslâm olarak ortaya sürülüyor. İnsanların Müslüman tehdidini, gerçek tehdit olarak algılamaları mümkün değil iken, bu tehdit nasıl sunulmaktadır? Müslümanların ABD. gibi bir Üleknin karşısına çıkıp onunla cebelleşmesi mümkün değil iken, nasıl oluyor da Müslümanlık tehdit olarak ortaya  çıkıyor? Onlar bunun da çaresini buldular.

 

AFGANİSTAN TALİBAN

Batılı, özellikle ABD. li yazarlara göre ABD.liler Pakistan Cumhurbaşkanı Ziyaülhak ile anlaşarak Pakistan’ın Kuzey’inde CIA. ya bağlı 80 bin Mücahit yetiştirdiler. Bunların başına da Usame Bin Laden’i getirdiler. ABD. liler, Sovyetlerden kediden korkan sıçanlar gibi ürktükleri için Taliban’ı yetiştirerek, Sovyetlerle savaştırdılar. Böylece bir taşla iki kuşu birden vurdular. Kendileri görünüşte savaşa girmediler. Askerleri kırılmadı. Onların bir askeri veya bir adamı bizim bin askerimizden veya bin adamımızdan daha değerlidir. Onların bir askeri veya bir adamı öleceğine, başkalarının bin askeri veya bin adamı ölse buna olur verirler. Canları böyle kıymetlidir. Böylece Sovyetleri Afganistan’dan çıkardılar. Karşılarında atom bombası olmayan bir düşman oluşturdular. Taliban’a bu kıyağın karşılığı olarak Afganistan’ı verdiler. Arkasından da 11 Eylül saldırsını gerçekleştirdiler. Daha sonra da Ttaliban’ı zalim, gaddar, çağdışı ve yobaz ilan ederek yeni bir düşman yarattılar. İşte al sana Müslüman düşman...Tepe-tepe kullan. Şimdi bütün dünya’yı bu yeni düşmanla mücadele etmek için yarıştırılıyor. Onlar, düşmansız yaşayamazlar. Onların yayılmacı emelleri, düşman üretmekle gerçekleşebilir. Sovyetler yıkıldı’ysa,Taliban kurduruldu. Bu konumu üretmek için onların akılhocaları Roma’yı bunlara örnek gösterdiler. Roma, düşman üreterek yaşadı, siz de öyle yapın dediler. Böylece taliban gibi bir Vehhabiliği, dünya ölçeğine saldılar.

 

            TONY TURK

“ Tony Richard Turk diye bir Amerika’lı, Nancy Turk adında başka bir  Amerika’lı ile internette tanışmışlar. Bunlar yazışırken “ Bir birlerine soyadımız aynı, yoksa biz akraba mıyız? demişler. Sonra ‘ Yahu biz Amerika’lıyız, Türk değiliz, öyleyse bizim soyadımız niye Türk? diye sormuşlar. İnternette Türk soyadı taşıyan başkaları var mı diye araştırmaya başlamışlar. Çeşitli iletişim öbeklerine: ‘ Türk soyadlı var mı ?’ diye sormuşlar. ‘ Benim de soyadım Türk diye’ Pek çok Amerika’lı baş vurmuş. Bunlar kendi aralarında: ‘ Dedelerimiz  niçin Türk soyadını almış?’ diye soruşturmaya başlamışlar.‘ aceba dedelerimiz Türkiye’den mi göçmüç?’ diye nüfus ve göç kayıtlarını araştırmışlar. 2001 yılında iş iyice çığırından çıkmış  Dr. Toni Richard Turk: ‘ Turkgenology’ dye bir site kurmuş.  Soyadı Turk olanlar bu site’ye bilgi göndermeye başlamışlar.  Site’ye Dünya’nın her yerinden yağmur gibi bilgi akmış. Şu ana dek soyadı Türk olanlardan on binnin üzeride baş vuru yapılmış. Türk sözcüğünün 488 türlü yazılışını da saptamışlar. ‘ Soyadımız Türk olduğuna göre biz Türk kanı mı taşıyoruz’ diyerek DNA. Testleri yaptırmışlar. Soyadı Türk biçiminde yazılanlrın çoğunluğunun ataları Türk çıkmış. Bunlar Osmanlı topraklarından değil Rusya ile Ukrayna, Kırım ve Avrupa’dan Amerika’ya geldikleri anlaşılmış Bunların ezici çoğunluğunun dedelerinin Doğu Avrupa’dan Amerikaya göçmüş Musevilerden oluştuğu görülmüş. İlk DNA testlerinin sonuçlarını Toni Richard Turk 29 Eylül 2002 de şöyle açıklamış: ‘ İlk DNA. Sonuçları, Turk soyadı taşıyanların Türk kökenli olduklarını gösteriyor.” 8

 

   {Tony Richard Turk’un çalışmalarını izlemek isteyenler, www tony turk sitesine girerlerse geniş bilgi alırlar.} 

            Geniş bil için Cengiz Özakıncı’nın: Derin Yahudi Siyon-Türk Zelda ” adlı Otopsi yayınları. eserini inceleyebilirler. Bu eserin kapağında İsrail Başbakanlarından Menahem Begin, ABD. Başkanı Carter’in Ulusal Güvenlik Danışmanı Siyonist Zibignew Brezinski’nin resimleri yer almakta, bu iki ünlü kişinin Türk kökenli Museviler olduğu belirtilmektedir.

 

JAPAN-PEARL HARBOUR

ABD.li yazarların açıkladıklarına göre ABD. Yönetimi 2.Dünya Savaşına girmek için bazı olağanüstü yollara baş vurmuş. Açıklananlara göre, ABD. den İngiltereye silah taşıyan, görünüşte yolcu gemisi görüntüsü verilen Lusitanya Gemisini Almanların batırdığını açıklamışlar ve Almanların sivil hedeflere saldırdığını öne sürerek onlara  özür diletmişler. Bu yazarlara göre bu gemi’yi, ABD. lilerin kendileri batırmışlar.

 Japonların Pearl Harbor Baskınını, baskından günlerce önce an-be an izleyen ve fakat  hiç bir önlem almayan ABD. yönetimi, bütün bunlardan sonra kamuoylarını arkasına alarak, Eski Dünya Ülkelerini ele geçirmek için Kongreden Savaşa girme  kararı çıkartmayayı başarmıştır.

“Pearl Harbor baskını Japon takvimine göre 8 Aralık 1941, ABD. takvimine göre 7 Aralık 1941 yılında gerçekleştirildi. Baskında 4 savaş gemisi battı. 2335 asker, 68 sivil öldü. 1143 asker 35 sivil yaralandı. Baskın sırasında 3 uçak gemisi, yakıt tanker gemileri, denizaltılar, fabrika gemileri limandan uzakta konuçlandırılmış oldukları için herhangi bir zarar gömediler.” Vikipedi.

Konu hakkında geniş bilgialmak isteyenler Atilla Akar’ın Komplolar Yüzyılı, Yüz yılın Komploları adlı  Eserini inceleyebilirler.Timaş yay.

Görüldüğü üzere bu baskına uğrama işi, uzmanların tesbitlerine göre bir esadüf sonucu olmamış, aksine önemli savaş araç ve gereçleri baskın’ın yapılacağı limandan uzakta tutulmuştur. Böylece eldeki ıskarta savaş araçları limana doldurulmuş, zayiat ıskartalarla çoğaltılmış görünüyor. Aslında olay, anlamak isteyenlerce anlaşılabilecek kadar sade ve açıktır. Anlamak istemeyenler ise ne yapılsa anlayamazlar. Çünkü kendi düz ve sağlıklı mantığımız ile Küresel Saldırı mantığının çeliştiği nokta işte burasıdır. Bize göre, göz göre-göre kendi askerlerini, savaş gemilerini, uçaklarını bir ülke nasıl olur da tehlikeye atar? Bu, bizim sağlılık mantımızın sesisidir. Oysa, Küresel saldırı için bu mantık geçerli değildir. Onlar, kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez mantığını rehber edinmişler.

11 Eylül saldırıları ile İkiz Kulelerin ve Pentagon’un vurulması olayı, hakkındaki yaygın bilgi, bu işin de Afganistan’a girme kararı ile yakından ilgili olduğun yönündedir. Nitekim o gün çekilen resimlerde Pentagon’a bir uçağın çarpmasının gerçekleşmediği yönündedir. İkiz Kuleler vurulduğu sırada, altmış katlı bir gökdelenin, yıkılma tehlikesi gösterdiği gerekçesi ile sekiz saat sonra, yıkım teknikleri kullanılarak yığu iddia ediliyor.. Yıkım teknikleri demek, bir bina kendi üstüne çökecek şekilde yıkılmak demektir. Bu teknikle bir bina yıkılacaksa altı günlük çalışma gerekiyor. Yeterli ölçümlerin yapılması, patlayıcıların yerleştirilmesi için bu sürenin şart olduğu, uzmanlarca bildirmektedirler.

 

IRAK’IN İŞGALİ

 

ABD. nin Irak ve Saddam Hüseyn saldırsı ile Irak’ın işgali, Mesut Barzaniye Irak’ın Kuzey’inde bir yönetim kurdurulmuştur., Saddam Hüseyn’in kitle imha silahları var diyerek dünya’yı ayağa kaldıran, işgalden sonra da bunu yalanlayanlar da bu Küresel Yağmacılardır. Irak’ın işgali, ABD. nin planlı saldırlarının Küresel bazda son halkasıdır. ABD. United Satate, yani Birleşik Devletler haline gelinceye, Amerinya Kıtasında yeni bir devlet kuruncaya kadar saldırganlığı kendi Amerinya Kıtasında sürdürmüştür. Birinci dünya Savaşı ile eski Kıtalara, Asya, Afrika ve Avrupa’ya gözünü diken bu Ülke, İkinci Dünya Savaşı ile bu emeline ulaşmış, böylece saldırganlık eylemini sürdürmüştür. Soğuk Savaş döneminde bir çok ülkeyi denetimi altına alan bu yayılmacılar, Türkiyeyi de etkileri altın almışlardır. Afganistan ve Irak’ın işgali ile Eski Dünya’ya yönelik işgal hareketleri sıcaktan soğuğa dönderilmiştir. 1941 yılında Pearl Habor baskını ile başlatılan silahlı saldırganlık süreci, 2009 yılında Hüsyan Barack Obama’nın seçilmesi ile 58 yıldan sonra yerini, ılımlı sevecen, yumuşak yayılmacı planlarına terk etmiştir.

 

İRAN-ŞAH RIZA PEHLEVİ- KAÇAR OYMAKLARI

İran’da. Şah Rıza Pehlev’nin babası Rıza Pehlevi, Kaçar Türk Oyamığını 1925 yılında bir darbe ile devirerek yönetime el koydu, 1950 li yıllarda iktidarda bulunan Rıza Pehlevinin oğlu Şah unvanı alarak, Farah Diba adlı bir kadın ile evlendi. Bu kadının saç modeli, bir çok Türk kadınlarını cezbetti. Kadın berberlerinin adları ya Diba, ya Farah veya Farah Diba oldu. Bir zamanlar, ABD.li dizi filimlerden dolayı küçük yükseltilerin adları  Şahin Tepesi Yapılmıştı. Yapılanların benzerlikleri dikkatle izlenmeli, bu konularda Doktora Tezleri veilmelidir. Oysa çok değil yirmi beş yıl kadar önce, o Şah’ın babası, İrandaki Türkleri bir  darbe ile yönetimden uzaklaştırmış, Türklere akla hayalale gelmedik insanlık dışı muamaleler yapmıştı. Türk kadınları ise Farah Diba’yı kendi bacıları, bibileri/emeleri gibi, bemimsemişlerdi.

1960 lı yıllarda ABD: Ülkesinde Kennedy adında bir kişi başkan seçilmişti. Bu kişinin seçilmesinden dolayı bir kısım Türkler, kendi emmi oğulları, dayı çocukları seçilmiş gibi sevinmişlerdi. Öldürüldüğünde de yas tutmuşlardı.

Hüseyn Barack Obama’nın seçilmesi sırasında da benzer düşünceler dışa vurmuş, Batman’da 45 koç kurban edilmiş, Adana’da özel kebaplar yapılmış, denizliden elbiseler dikilerek gönderilmişti. Hatta çok sevdiğim Vatanseverliğine de hayran olduğum birisi Hüseyn Barack Obama’ya hitaben yazılmış bir mektubu bana okumuş idi. O mekubu bulursam yayınlarım.

Hüseyn Barack Obama’nın seçilmesi sırasında yalnızca Türkler değil Afrika’lılar, Avrupa’lılar, Asya’lılar ve hatta Amerinya Kıtasında yaşayan Halklar dahi sevinç gösterilerinde bulunmuşlardı.

Şu yapılanlar, bir hafıza/bellek kaybı değil mi’ydi? Kennedy için sevinecekler var ise, onlar o Ülkenin yurttaşlarıdır. Öldürülme işi farklıdır. Öldürülmeye kimse razı olamaz. Barack Obama bizim emmi oğlu, dayı oğlumuz mudur? Barack Obama, United Statet’ nin yani Birleşik Devletlerin ABD.nin Başkanıdır. O, kendi Devletinin ve Halkı’nın çıkarları için çalışır. Şap ile şekeri karıştıranlar, sonunda şapa otururlar. Kendi hısımlarını, akrabalarnı tanımayan bir Millet, başka ülkelerin, hele-hele Küresel yayılmacıların başkanları seçildi diye düğün bayram edenlerinin hevesleri kursaklarında kalır. Bunun örnekleri çok görülmüştür. İlacı ise; ancak ve yalnız kendi Ulus’unun öz çıkarlarını. refah ve mutluluğunu aramaktır. El’in oğlu oğul olmaz diyen Atasözü aşağıdadır:

“ Elin oğlu oğul olmaz, oğul belden inmeyince,

  Çam dalından ağıl olmaz, karaçalı olmayınca.”

                                                   

          EHUD BARAK

               Ehud Barak, İsrail Savunma Bakanıdır. Bu zat daha önceleri Başbakanlık da yaptı. Sunmakta olduğumuz belgeler ve bilgiler hakkında henüz Türk Toplumu tam anlamıyla hazır olmadığı gibi, Dünya kamu oyu da hazır değildir. Nice asırların birikimini bir anda silmek gibi bir niyetimiz de yoktur. Önümüze çıkan kısmeti de geri tepmeyi nankörlük olarak algıladığımız için, bu bilgi ve belgeleri yerli-yerince değerlendirmek istiyoruz. Bu çalışmalarımızdan bir bölümü, 30/Mart 2006 tarihinde 1. Ceyhun'dan Ceyhan’a Uluslar arası Çalıştay’ında {sempozyum}' unda tebliğ olarak tarafımızdan sunulmuştur.

                  Barak Türk'leri, Dünya’nın dört bir yanına dağılmışlardı. Barak’lardan önemli bir bölümü, önceleri Hz. Musa {sv} Efendimiz ile, daha sonra da Hz İsa {sav}Efendimiz’in kendi ecelleri ile ölmelerinden sonra çöktüler./asimile oldular. Yani eriyerek İbraniler arasında kayboldular. Türk Boy ve Oymaklarının olağan ötesi kaderlerinden birisi ve belki de en akıl almazı, işte bu konumlarıdır. Bu müthiş yaşantının başka bir yönü de bu Boy ve Oymak’ların ulusların uluslaşma evrelerinde o lusların kuluçkalıklarını yüklenmiş olmalarıdır. Şayet Türk Boy ve Oymak’ları Yer yüzünün dört bir yanına dağılmamış olsalardı, Uluslaşmaların özünden ve kökünden etkileneceği gerçeği ile karşılaşacağımızı söyleyebilirim. Bu sav’ımızın karşısına çıkacaklar olacaktır. Unutulmasın ki Türkler, bulundukları ortamda kalmış olsalardı, gerçekten bu gün Dünyamızı dolduran uluslaşmaların kadük kalacağı bilinmelidir. Çin’lilere baktığımızda onların 1.5 milyara yaklaşan  nüfuslarıyla bir Dünya dev’i olarak algılanmaları konuşuluyor. Unutulmasın ki, ne Çin dil’i ve ne de Çin Ulus’u, Türk dil’i gibi ve Türk Ulus’u gibi yer yüzüne yayılmamıştır. Onları yer yüzüne dağıtmamak için İlâhî Kudret, önlerine Türk Ulus'undan bir  Set çekmiştir. Hatta bu günkü Çin nüfusunun yüzde ellisinin Çin’lileşen Türk’ler olduğunu söylemek abartma değildir. Bu sav’ımızın örnekleri çoksa da sözü kısa kesmek için bir iki söz yeter sanıyorum. Bu günkü Çin’in Başkenti Pekin Kenti’nin adı HAN BALIK’tır. Han Balık sözü, Kaan’ın oturduğu Kent anlamına Türkçedir..

Barak Türk Boyu’nu, Türkiye’nin dört bir yanında, dağı ile taşı ile müzik nameleriyle bulduğumuz gibi, Barak Türklerini İbranilerin ortasında dahi bulabiliyoruz. Hatta Afrika Kıtası’nda siyahîlere kendi oymaklarının adını verdirecek kadar etkin konumlarını görebiliyoruz. Bundan daha garibi yukarıda alıntısını  sunduğumuz Turk soyadlı Musevilerin ABD’de on binleri bulduğunu açıklamış idik. Tony Turk’un yaptığı çalışmalarda 2002 yılından 2009 yılına dek Turk/Türk soyadı taşıyanların sayısının elli bin’i geçtiğini sevinerek arz ediyoruz. Barak Türk'lerinin Musevileştikleri halde BARAK oymağından geldiklerini, unutmadıklarını, şükürler olsun az da olsa görmekten ne büyük kıvançlar duyduğumu söylemeliyim. BARAK adı, Tevrat’ta dahi geçmekte olduğuna göre, şimdi bile İsrail'in hem Başbakanlığını yapmış, halen de Savunma Bakanı olan Ehud  BARAK'ı, başka ne ile açıklayabiliriz?

          “ Megiddo {Armagedon} sit bölgesinde otobüsten inerek az ilerideki, antik toplumların kalıntılarının kat-kat yer aldığı yapay bir höyüğe yürüdük.

         ‘ Burada bir zamanlar eski bir Kenani kenti varmış,’ dedi Clyde. Esdraclon ovasının uzayıp giden geniş düzlüğünün güney ucunda bulunduğumuzu, burasının kutsal Kitap'ta {Tevrat'ta} Jezreel vadisi olarak isimlendirildiğini de ekleyerek.

          “ Bazı tarihçiler, dünyanın diğer yerlerinde yapılan savaşlardan daha fazlasının burada yapıldığına inanırlar. Eski fatihler Megiddo'yu, {Armagedon}'u, elinde tutan lider, bütün istilacılara karşı direnebilir derdi.”

            “ Joshua ve İsrail’lilerin Kenanileri tek savaşta nasıl yendiğini Jashua 12.; 21, de okuyabilirsiniz. İki asır sonra -Judges 4 ve 5'e bak- Deborah ve BARAK komutasındaki İsrail kuvvetleri, Kenani'li komutan Sisera'ya karşı bir meydan savaşı kazanmışlardır “ diye devam etti.” 9         

.       Görüldüğü üzere BARAK adındaki İsrailli bir Komutan, Kenanileri yenerek büyük zafer kazanmıştır. Bu konuyu incelemek isteyenleri yukarıda anılan alıntılara Jashua 12, 21- 4 ve 5. bölümlere bakmalılar. Buna göre kazandığı büyük zaferden sonra bu komutan'ın adı BARAK olarak Tevrat'ta açıklanmaktadır. Komutan BARAK'ın Komuta ettiği askerlerin Türk askeri olduğu ise apaçık ortada duruyor. Ünlü Komutan BARAK; hem kendisi BARAK Türk'lerindendi, hem de komuta ettiği on binlerce askeri BARAK Türk'lerinden idiler. Açıkladığımız üzere daha sonra bu öz be öz Türk BARAK'ları çökerek/asimile olarak  Musevileştiler. Ama onlara iki hal oldu. Birisi, Yahudiler onlara Yahudi olduklarını telkin ede-ede, onların Yahudi köken'inden geldiklerini aşıladılar. İkincisi ise, BARAK Türk'leri her ne kadar çökmüş/asimile olmuş  olurlarsa olsunlar, Bu BARAK adını hiçbir şart altında unutmadılar, günümüze kadar  da taşıdılar. İşte EHUT BARAK: Türk BARAK Oymağından Siyonistleşmiş  Baraklı bir Türk'tür.

            Kaynaklar:

....................................................................................................

          1} Divan-ü Lügat-it-Türk Kaşgarlı Mahmut. TDK. Yay. Ter. Besim Atalay 1939: C=1, S=377-28.

          2}   Kamus-u Muhit tercümesi, Kamus Okyanus’un  1884 İstanbul baskısı. C=3.  S= 787-788.

             3} Divan-ü Lügat-it Türk Kaşgalı Mahmut C=1. S=32-28.;-C=4. S=75-76, 473

            4} Sümer Dili ve Grameri Prof Dr. Mebrure Tosun. Prof. Dr. Kadriye Yalvaç TTK yay. 1981 Ankara C=1. S=169                     

         5} Özbek Halg Magalları. Bedi’î Edebiyat Neşriyatı Taşkent 1965 Özbekistan. S=53. Kril harfleri ile

         6} Türk Büyükleri veya Türk Adları Kütahya Mebusu Atalay İstanbul 1339. H. Arap  harfleriyle. S=11, 31, 47

        7} Osmanlı Ülkesinde Hıristiyan Türkler, Bizans İmparatorluğuna dahil olan Turan’lı Boy ve   Oymaklar.-Cami.  İstanbul 1338 Arap harfleri ile S=70-71

         8} Derin Yahudi Siyon-Türk Zelda Cengiz Özakıncı Otopsi yayınşarı. 8 baskı  2006 İstanbul  S=179-180 

   9} Tanrı'yı Kıyamete Zorlamak. Armagedon, Hıristiyan Kıyametçiliği ve İsrail- Grace Hollsell Kim Yay. İng.den Çevirenler.Mustafa Acar-Hüsnü özmen 1. baskı. S=27. 2002 Ankara

......................................................................................

     l} Evangelik sözü Almancada Türkçedeki gibi –G- ile okunur. İngilizcde ise bu –G- harfi –J- şeklinde okunur.

     ll } Original/Orijinal sözünün Türkçe olduğu ilerleyen süre içinde açıklanacaktır.

    lll } Bu yeni Kıtanın asıl sahipleri olan Turan Soylu Kızılderililere, Maya, inka, Astek, Toltek, Keçua, Çeroki, İowa/ Ay Ova/Ay Oya, Siyu’lara Amerinler denilir. Biz bu mazlum Turan Soyluluların çektikleri ızdıraplara ve sahip oldukları Yurtlarında soykırımlara uğratıldıkları için bu Kıtaya Amerinlerin Yurdu anlamına Amerinya diyoruz. Amerinlerin yani Kızılderili Türklerin bu Kıta’ya varışları 25 ila 30 bin yıllarına kadar dayanır.

      lV } Yahova-Yahve sözünün Türkçe olduğu. İlerleyen günlede açıklanacaktır.


 


 
  2017 © Bilge Ata. Tüm Hakları Saklıdır.   Son Güncelleme Tarihi: 05.07.2017Tasarım & Kodlama: ER-AY Bilgisayar